debe başlıkları

fi

  • belçim bilgin'e konuk oyuncu denmiş ama 2 dakikalık rolün bile altından kalkamayarak oyuncu olamayacağını bir kez daha göstermiş. serenay'dan ders alsın biraz.

  • --- spoiler ---

    koskoca zengin villasında yangın alarmının olmadığı dizidir. kız yangın çıkarınca vaay zeki, itfaiye polis falan getirecek diye düşünmüştüm.

    --- spoiler ---

  • dul maaşı gibi üç ayda bir yatan dizi.

  • " sen benim iyi olma ihtimalimsin. "

    smk çıtayı stratosfere çıkardı.

  • --- spoiler ---

    yaptığı açıklama ve açıklamanın içinde barındırdığı ego ya da kibir ile anlıyoruz ki can manay aslında azra kohenmiş.

    --- spoiler ---

  • guzel bir 5. bolum olmakla beraber dikkatimi iki tane bug cekti :
    --- spoiler ---
    deniz'in selahattin pınar ve afife jale hikayesini bir bahar akşamı rastladım size eserine bağlaması hatalı olmuş çünkü şarkının bestesi selahattin bey'e aittir; güftesi ise fuat edip baksı'nindır, dolayısıyla sözlerin hikayesi bu adama aittir.
    bir de hesapta müzik hocası bu deniz. çok ayıp ne diyeyim, dikkat edin böyle ayrıntılara.

    diger bir olay, diziye katılan konuk oyuncuların, gerek verdikleri röportajlarda gerekse jenerikte "konuk oyuncu" olarak belirtilmeleri büyük hata. çünkü bu durumda nur fettahoğlu'nun bir şekilde diziden ayrılacağını ve büyük ihtimalle öleceğini bir izleyici olarak tahmin etmek sürpriz olmadı. halbuki hemen hemen aynı anda rolü başlayıp biten teoman kumbaracıbaşı'nin ismi normal yazıldığı için ölümü daha sürprizli oldu.

    edit: bu konuk oyuncu meselesine örnek vermem gerekirse mesela bir dizide hikayede değil de dizi senaryosuna renk katicak şekilde ufak bir bölüm oynayan oyuncuyu onore etmek amaçlı "konuk oyuncu" yazılır. ya da behzat ç'de zannedersem 32. bölümde leyla ile mecnun oyuncularının konuk olması da güzel bir örnek. lakin hikayenin en kilit karakterlerinden biri bir kaç bölümlük bir rolü var diye konuk oyuncu yazılmaz. ona bakılırsa bir dizide baş rollerin bile hikayeye göre yaşamı sonlanıyor. onlara da konuk oyuncu yazılsın o zaman. mantıksız yani. bir oyuncunun rolü kaç bölüm sürerse sürsün jeneriğe adı konur; başta olmasa da ending credits'te de olabilir.
    --- spoiler ---

    madem güzel bir is ortaya cikartma azmindesiniz bunlari da dikkate alin, cok zor degil.

  • --- sezon 2 bölüm 5 spoiler ---

    bir insan ancak bu kadar işten atılabilir

    --- sezon 2 bölüm 5 spoiler ---

  • --- spoiler ---

    can manay'ın bu haftaki konuğu çok barizdi o yüzden mi kimse yazmamış :d

    sertan balkaya = erkan petekkaya

    bal, petek ahhagsksh çok yaratıcı ya çok sevdim. sette taciz, gazeteciyi dövme tam olarak onu işaret ediyor.

    can manay bir gün programına ozan güven'i çağırsa güzel olmaz mı yaa. valla çok şeker olur. içkiliydi bilmem ne :d

    peki ada'nın numan'ın kızı çıkmasına kaç puan? öyle babadan öyle sümsük kız. sevmiyorum ikisini de.

    --- spoiler ---

  • --- spoiler ---

    bu duru'nun anası babası yok mu?

    --- spoiler ---

  • kitabı okumadım. sezon finalini de az önce izledim.

    --- spoiler ---
    dizi başladığından beri, içten içe avucunu yalamasını istediğim can manay karakterinin; sonunda duru'yu yaladığı bir final oldu.
    --- spoiler ---

    içten içe hep "benim sevgilim var amk abazası" diyen bir duru hayal ettim. öyle olsun istedim. çünkü bu olayın bir benzerini yaşamışlığım var.

    öğrencilik yıllarım. sahibinden kiralık ev arıyoruz, ama nafile. kiralık evler ya öğrenciye verilmiyor, ya da emlakçıdan.

    öğrencilere yaptığı kolaylıklarla tanınan bir emlakçıdan bahsediyor arkadaşlar. soluğu ofisinde alıyoruz.
    emlakçı şehir dışında olduğu için, yerine elemanı bakıyor.
    adı gizem. dünyalar güzeli bir hatun.

    kendisinin de oturduğu apartmanın en üst katında boş bir daire olduğundan ve düşünürsek seve seve kolaylık yapabileceklerinden bahsediyor.
    hep beraber bahsettiği daireyi görmeye gidiyoruz.

    "sen buna kiralık daire demişsin ama, bu bildiğin uçan daire."

    deniz manzaralı, geniş teraslı, bütün eşyaları henüz alınmış, eşyalı kiralık lüx daire.
    kirası 900 tl. o yıl öğrenim kredisi aylık 240 lira yatıyordu, gerisini siz hesaplayın.
    öğrencilik şartlarında o evi tutmamız mümkün değil.

    ben o dönem yerel bir radyoda program sunuyorum. öğleden sonra başlayan ve akşama kadar süren bir program. şehirdeki aktivitelerden falan bahsediyor, hediyeler dağıtıyoruz. fırsatlar şehri adında sıkıcı ve reklam kokan bir program.
    ama inkar edemem, iyi para kazanıyorum.
    ben kazanıyorum kazanmasına da; arkadaşlarımın durumu pek parlak değil. bu evi tutarsak; kirayı ödemeleri imkansız.

    - ev bu. öğrenci için ne kadar uygun olur bilmiyorum ama; daha güzelini bulamazsınız bunu iyi biliyorum. alt katta da ben oturuyorum.
    + tamam tutuyoruz.

    kız öyle güzel ki; radyodan aldığım bütün parayı evin kirasına gömmeye razıyım.

    - lan oğlum mal mısın? kişi başı 300 tl kira yapar. ne tutması, ne kiralaması.
    + aynen lan. ben maksimum 150 lira verebilirim.
    "tamam oğlum ya, sikicem para muhabbetinizi. üstünü ben karşılarım, ev çok güzel."

    şaka değil, evi cidden tutuyoruz. harunla orhanın payına düşen toplam kira 300.
    geri kalan 600 lirayı kendi cebimden karşılıyorum.

    tek hayalim var, alt kattaki gizemle yakınlaşabilmek. tamam belki can manay gibi evini dikizlemiyorum ama; sebepli sebepsiz zilini çalıyor, tuz istiyor, sürekli bir şeyler soruyorum. kendimi eve davet ettirmek tek amacım. ama bir türlü pas vermiyor.

    + internet şifreni alabilir miyim gizem? radyoya bir mail göndermem gerek. çok önemli.
    - ne radyosu ya?
    + aaa ben sana söylemedim mi? ben radyoda program sunuyorum.
    - sen ciddi misin?
    + aynen. truva fm. haftaiçi hergün öğlen 2'de başlıyor.
    - ne programı bu?
    + şiir ve sanat üzerine bir sohbet programı. * konuklarım falan oluyor, istersen dinle yarın.
    + dinliycem mutlaka.

    kafama sıçayım. senin neyine şiir ve sanat üzerine radyo programı. kaybedenler kulübü müsün sen? altı üstü kardeşler kundura'nın bir alana bir bedava kampanyasını tanıtıp; ilk arayan dinleyene çakma converse hediye edeceksin. şiir ve sanatmış. mal!

    ertesi gün radyoya gidip; reklam metinlerini ve yayın akışını alıyorum. iki kadın giyim mağazası, bir de mobilyacı reklam vermiş. bir tane de kitabevi açılmış. 10 kişiye kitap hediye edip, reklam yapacaklar.

    heyecanlı bir şekilde yayına başlıyorum.

    kitap evinden konuya girip, şiirden çıkıyorum. cemal süreya'dan bir şiir okuyup, bir şarkı molası veriyorum.
    kadın giyim mağazasından konuya girip, kadınlardan ve aşktan bahsediyorum.
    sesime de böyle boğuk boğuk, bohem bir hava katmaya çalışıyorum ki daha çekici olsun.
    programın ismini diyaframdan reklamlar olarak değiştirsek; yemin ederim sırıtmaz.
    saçmalıyorum, saçmalıyorum, saçmalıyorum..

    - merhaba. yaa kusura bakma bu saatte rahatsız ettim ama; sıcak şarap yapıyordum. bizde karanfil kalmamış, sende varsa biraz alabilir miyim?
    + wooouuuwww. sıcak şarap mı?
    - aynen. bu arada dinledin mi bugün programı?
    + dinleyemedim canım yaa. erkek arkadaşım geldi bugün, film falan izledik. fırsatım olmadı.

    beynimden vurulmuşa dönüyor, karanfili alıp eve gidiyorum.
    yarım saat geçmeden kapı çalıyor ve o geliyor.
    elinde 2 tane şarap kadehi, yüzünde mahçup bi gülümseme, tüm güzelliğiyle karşımda.
    tıpkı bu bölümde can'ın kapısını çalan duru gibi. istekli, kararlı ve çok güzel.

    - yaa sen öyle sıcak şarap falan deyince canımız çekti. erkek arkadaşımla biz de içmek istiyoruz. fazla yaptıysan 2 kadeh alabilir miyim?
    + yapmadım yaaa ben sıcak şarap. vazgeçtim, içesim yok pek.

    hayallerim yıkılıyor, kahroluyorum. bu da yetmezmiş gibi; yayın akışının dışına çıktığım için ertesi gün işimden oluyorum.
    hayatım sikiliyor.

    neden ulan neden?
    karizmatik ses tonuysa; aynısını ben de yapıyorum.
    program sunuculuğuysa, bende de var.
    ulan telefonum bile samsung be vicdansız.

    ne eksiğim var benim manaydan. su mu? su içmiyorum diye mi söyle.

    su demişken sayın dinleyenler. ilk arayan 3 şanslı dinleyicimize; kalabak su'dan 19 litre damacana hediye.

    hayır hayır delirmedim, gözüme şanslı psikolog kaçtı.