debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. bedelli askerlik

    tek bir şey söyleyeceğim celp dönemleriyle ilgili, allah belanızı versin.

  • 2. saat sabah 9'a vize koyan yavşak hoca

    saat 9'da okulda olacak disiplene sahip olamayan gerzekleri eleyerek cok dogru bir is yaptigina inandigim hoca. kalan 23 saat icerisinde gece 01:00'i mi secsin lan napsin bu hoca?

    edit editi: (bkz: #82570268) yalanını sikeyim cerrahmışmış.

    kaçtı serefsiz

    öyle sanıyor

  • 3. türkiye hıristiyan olsaydı olabilecekler

  • 4. thy'nin başörtülü hostes kabul etmemesi

    alkol servisi yapmayı, erkek yolculara gülümsemeyi kabul eden başörtülü bir hostes olmayacağını thy de biliyor.

    kısacası ortada mağduriyet göremiyorum.

    edit: imla

  • 5. 14 kasım 2018 şerifali kuğu pastanesi rezaleti

    çarşamba akşamı saat 21:00 sıralarında sevgilimle şerifali kuğu pastahanesine oturduk.ikimizde 30 yaşlarındayız.ben çay istedim sevgilim birşey içmeyeceğini söyledi.bu esnada sarılıp birbirimize gelecek planlarımızdan bahsediyorduk aileler nasıl tanışacak vs. çok mutluydum ve bu sırada sevgilimi birkaç kez yanağından öpmüş olabilirim. tam bu sırada önüme hesap bırakıldı ve bırakan adam uzaklaştı oradan. ben de adamı tekrar görünce “ben hesap istemedim neden bıraktınız? “dedim.adam uygunsuz oturduğumuzu ve bu yüzden bıraktığını söyledi.”bir şikayet mi var? “ dedim “nasıl uygunsuz anlamadım?” dedim. elit insanlarsanız uygunluk kısmını ben size açıklamayayım dedi.çıkarken işletme müdürü ile görüşmek istiyorum dedim. yine mustafa adında ki aynı hesabı bırakan adam geldi ve burada öyle iki kişi 10 liraya çay içip istediğimizi yapamayacağımızı söyledi. ben de ona “1000 lira versem istediğimi yapabiliyorum yani dedim.” ağzımı bozdurtma bana, baban yaşında adamım ben dedi. ben de babam yaşımda falan değilsin ben 30 yaşındayım dedim. daha sonra etrafımız garsonlar tarafından sarılınca sevgilimi de daha fazla huzursuz etmemek için oradan çıktım. bir namus bekçisi daha bütün kafenin namusunu kurtarmış oldu yani.

    not: sözlük gerizekalı dolu olduğu için memleketin niye bu halde olduğunu bir kez daha iyi anladım teşekkür ederim. 30 yaşında ve bilgisayar mühendisi yazmamın sebebi öyle muck muck bir yiyişme olmadığını efendi gibi el ele oturduğumuzu anlatmaktı yani ergen değiliz demekti. eyvallah çok sağolun hepinize beni bir kez daha yanıltmadınız yüzde 50 nerden geliyor konusunda.

    not: hayatımın aşkını 30 yaşında bulmuşum sevgimi her yerde gösteririm kimseyi ilgilendirmez

  • 6. baruthane millet bahçesinin görüntüleri

    konya’daki mangal alani gibi gorunen bahcedir.

    atakoy/bakirkoy bolgesi zaten basli basina istanbul’un en yesil yerlesim yerlesinin basinda geliyor. ayrica eskiden hic yerlesim olmayan baruthane sahil bolgesini yerlesime acarak ufak bir manhattan’a cevirip tonla bina yapildiktan sonra ufacik bir cim saha yapmak marifet mi bilemedim acikcasi.

    edit: “otu boku elestirmeyin” diyen arkadaslar ya fanatik akpli ya da hayatinda park gormemisler. o halde akp ya beklentiyi buyutmeyecek ya da hakkini verecek. zaten boydan boya yesillik olan bir sahil seridinin %80’ini konut projesi ile doldurup 150 metrelik alani dandik bir belediye parki haline getirmis, ustune de buna millet bahcesi demissin. burada takdir edilecek bir yan var da ben mi goremedim? bu ayni, kolumu bacagimi kestin, ic organlarimi aldin ama beni oldurmedin sagol demek gibi. o kic kadar alana 4 tane daha rezidans yapmadilar diye mi sevinmesi gerek bolge halkinin?

    sükürcülüğünüz yuzunden memleketin basina gelmeyen kalmadi la !

  • 7. yerli ve milli seks robotu için isim önerileri

  • 8. kadın yönetici ile çalışmak

    dedikleri kadar lanet bir şeymiş.
    daha bir ay oldu ama şimdiden bıktırdı. allahtan geçici.

    edit: rabbim itiraz eden kadın/erkek herkese torpille tepeden inmiş bir kadın yönetici nasip etsin.
    dinimiz amin.

  • 9. tecavüzcüye dantelli tanga affı

    (bkz: irlanda'dan siktir olup gitmek)

  • 10. kocaeli'de oturan yazarlar

    gebze+çayırova+darıca berrmuda şeytan üçgenindeyim. allah burada yaşayanlara başka dert vermesin.

    biri çıkıp bu başlığı açacak diyordum , ama bu kadar erken beklemiyordum.

  • 11. sözlük yazarlarının evcil hayvanlarının isimleri

    annem bu konuda çok yaratıcıdır. bir ara 10-15 tane sokak kedisine bakıyorduk. annem hepsine tek tek isim veriyordu. bir de isim vermeden önce karakterlerini tanır, onlara uygun şeyler bulurdu. aklımda kalanlar;

    -lombuduk / kardeşimden büyüktü bu kedi. 15-16 yaşlarında öldü tahminen. şişman bir tekirdi.

    -karbonel / iri, erkek ve bembeyaz bir kediydi. çok hırçındı.

    -kestane / bu kedinin tüylerinin üst kısmı mat mor-mavi arası bir renkti. iç tarafları daha kahverengimsiydi. ince yapılı bir dişiydi bu. hakikaten kestane gibiydi. kışın daha kahverengi olurdu. renk de değiştiriyordu totoş.

    -küllü / gri bir erkek kedi idi. gri dediysem gerçekten kül rengi gri.

    -paspas / çok hırçın bir dişi tekirdi. sürekli yerde paspas gibi uzanır, ayağımızı uzatınca da ısırırdı.

    -dişi kedi / tahmin edeceğiniz üzere dişibir kedi :) ilk zamanlar bundan başka dişi yoktu. yavrızımızın adı da dişi kedi kalmıştı.

    -domdom / hafif dili dışarda, japon gözlü, tekire benzer, şişgo bir erkek idi. görseniz siz de domdom derdiniz. çok yumuşak görünüyordu bir de canım benim yav. adeta hamur.

    geçenlerde de sokaktan bizim eve yerleşen bir kedi 3 tane yavruladı. isimlerini recep, tayyip ve erdoğan koyduk. bir tane de 15 temmuz demokrasi kedisi’miz var :)

  • 12. eser yenenler show

    dünyada ilk kez; bir showda sunucu olacak salağın, konuğuna "hadi birşeyler yap" dediğini; ilk kez görüyorum.
    aleyna tilki afalladı "ne yapayım yani" diyor, eser de "ne bileyim birşeyler yap işte" diyor.
    şöyle yeteneksiz insanların ünlü olduğu ülkeden, hiçbir konuda kalite beklenmez.

  • 13. avokado nasıl yenir sorunsalı

    limon tuz karabiber üçlüsü ile yenir. bu üçlü ile herşey yenir zaten. avakadonun da tadı yoktur zira tadı icin değil besleyici ve sağlıklı olduğu için yenir.
    tadını öven görürseniz hemen uzaklaşın, karşınızdaki başınızın etini yemeye talip bir beyaz yakalıdır.

  • 14. erkeklere çekici gelen kadın meslekleri

    neden çekici geldiğini anlamadığım meslekler.

    kadınlar çekici olur, meslekleri değil.

  • 15. en sevişgen meslek grubu

    en sevişgen olmayan meslek kadın doğum uzmanlığıdır, bunun garantisini verebilirim.

  • 16. güzel bir kadını çirkin gösteren şeyler

    güzellikten kastedilen fiziksel güzellikse;
    güzel kadın her zaman güzeldir, bakımsız da olsa.
    size hoş gelmeyen (sigara, ağız bozukluğu vb.) şeyler onun güzel olduğu gerçeğini değiştirmez, size göre itici veya tercih edilmez kılar.

    bu nedenle başlık yanlıştır olsa olsa kişisel tercihleri yansıtacak şekilde aşağıdaki gibi olabilir.

    (bkz: kadına yakışmayan şeyler)
    (bkz: kadında hoşlanmadığınız detaylar)
    ...

  • 17. antalya'da yaşayan yazarlar veritabanı

    serik diyerek başlığın insani gelişmişlik endeksini 0'a çekiyorum.

  • 18. ben evrime inanmıyorum

    edit: bu entrynin yazılmasına sebep olan guvenlikduvari nickli yazarın soruları bu yazının altına eklenmiştir. yazması tam 3 saat süren bu entry için kendisinden herhangi bir cevap da gelmemiştir. bilimsel cevap istiyorum diye ağlayarak ve bu tuğla gibi entryi görmezden gelerek kaçma yolunu seçmektedir.
    ----

    bir gerçeğe inanmamak haktır.
    ancak ben geldiğimde ağlamayacaksınız. çünkü biliyorsunuz gelirim.

    başlıyoruz;

    1) ilk soruda evrimin zamanlaması sorgulanmış. şu zamanda bu oluyorsa bu zamanda neden bu olmuyor gibi bir yaklaşım var. oysa evrim gibi çok fazla parametreye bağlı bir sürecin zamanlaması çevresel şartlara göre hızlanabilir yavaşlayabilir hatta durabilir de. daha önce de pek çok sefer yazdığım üzere evrim mekanizmasını kontrol eden mutation, genetic drift, genetic flow, bottleneck effect, sexual selection, natural selection gibi parametrelerin ne olduğunu berrak biçimde anlamdan zamanlama üzerine çıkarım yapmak mümkün değildir. sizin de bahsettiğiniz gibi 45 milyon yıl önce sadece insan evriminin son ve ufak bir aşaması dallanma göstermiştir. insan evriminin önemli kırılmalarına bakacaksak bundan çok daha öncelere triassic dönemin sonlarına gitmemiz gereklidir.

    200 milyon yıl önce dinazorlarla beraber yaşayan memeli benzeri sürüngenler olarak adlandırılan therapsidler yukatan yarımadasına çarpan göktaşı nedeniyle yok olan dinozorların dünyasında bir anda avantajlı konuma geçmiş ve hayatta kalabilen nadir görece büyük boyutlu omurgalı canlılar olmuşlardır. o göktaşı olmasaydı belki bugün biz yoktuk. hatta göktaşı daha büyük yahut daha küçük olsaydı bile insanın kaderi değişebilirdi. onlar yaşadılar 65 milyon yıl içinde ilk gerçek anlamda memeli olan canlılara evrildiler.

    yani demek istiyorum ki. zamanlama çevresel şartlara aşırı bağlıdır konu evrim olduğunda. neden hızlı neden yavaş demeden önce çevresel şartların ne kadar hızlı değiştiğine bakmak lazım. hep söylüyorum yine söyleyeyim şartlar sabitken evrimin hızı düşer. o kadar düşer ki neden bu tür eskiden de şimdi de aynı o zaman evrim yok diyebileceğiniz örnekler olur elinizde. oysa evrim teorisi zaten bunu öngörmektedir. aynı tür hep beraber evrim geçirmez. değişik şartlara geçen canlılar değişim adaları oluştururlar. popülasyon dinamiği üzerine yapılan araştırmaları incelerseniz özellikle de genetic drift hakkında makale okursanız eminim olaya ne kadar tersten baktığınızı anlayacaksınız. ancak sizler cahilsiniz ve üzülerek söylemeliyim ki bu ufkunuzu inanılmaz kısıtlıyor. bunu saldırı olarak algılamamanızı özellikle tavsiye ediyorum. samimi tespitim bu yönde.

    2) ikinci sorunuza geldiğimizde kanıtları kısıtladığınızı görüyoruz oysa evrimin güncel kanıtı kesinlikle bahsettiğiniz e. coli bakteri deneyi ile kısıtlı değildir. elimizde çok farklı disiplinlerden gelen tamamen objektif ve kontrollü deneylere dayanan bir şeyi kanıtlamak için değil anlamak için yazılmış harika makalaler mevcut. mrna temelli taksonomi çalışmaları olduğu gibi embriyoloji ve karşılaştırmalı anatomi alanlarından da evrimin mekanizmasına ilişkin net kanıtlar elde edebiliyoruz. bunları keyword olarak kullanarak kendiniz de denetimli makalalere denetmenine kadar ulaşabilirsiniz. antik bakteriler ile günümüz bakterileri arasındaki benzerlik ise demin de bahsettiğim üzere evrime karşı değil onu destekleyen bir örnektir. evrim çevresel şartlar sabiten bir mecburiyet değildir. üstelik evrim sürekli daha uyumluya bir yolculuk bile değildir. evrimin bir amacı başarmaya çalıştığı bir amacı yoktur.

    tür içi çeşitlilik hep vardır ve bu çeşitlilik şartlar değiştiğinde bazen belirli bir varyasyona avantaj sağlar. bazen ise sağlamaz. siz okyanusun 300 metre altında yaşayan prokaryot bir bakteri iseniz. karbon salınımı günümüzdeki seviyelere gelene kadar huzurla bakteri olarak yaşamaya devam edebilirsiniz. neden değişmedin demek evrim konusunu harun yahya kitaplarından öğrenmeye çalıştığınıza delalet eder.

    3) günümüzde hiçbir kompleks canlının evrim geçirdiği gözlenememiştir gibi hatalı bir argümanı savunan bu üçüncü kısımda ise hemen yanımızda duran güncel karmaşık hayvan evrimi örneklerine bakacağız. basitçe başlamak gerekirse tavuk (gallus gallus domesticus) ormanda hala yaşamakta olan vahşi orman tavuğundan (gallus gallus murghi) tamamen farklı bir türdür ve insanlar tarafından seçilerek günümüzdeki haline getirlmiştir. şartlar değişmiştir evrim gerçekleşmiştir. ikisini yanyana koyarak anatomilerini embriyolarını genlerini karşılaştırabilir evrim gerçekleşiyor mu yoksa tüm bilim insanları hain sahtekar düzenbazlar mı kendiniz karar verebilirsiniz.

    aynı yöntemle galapagos adalarındaki ispinozları (geospiza fortis) ve kurt ile başlayıp labradora uzanan köpek evrimi yolculuğunu da incelemek mümkün. sadece gözle değil genetikle embriyolojiyle karşılaştırmalı anatominin metrik ölçümleri ile mümkün. hayvanlar can sıkıcı gelirse mutlaka brokoli buğday karpuz gibi bitkileri de incelemeni öneririm. verilebilecek örnekler çok rahatlıkla yüzbinleri bulabilir. herhangi biri taksonomik olarak evrimin öngördüğü yerden sekmeyeceklerdir.

    bunu ayaklarım yere basarak söylememi sağlayan bilimsel çaba insanlığın gösterdiği en saygın emeği gerektirmiştir. rica ediyorum makale okumaktan çekinmeyin.

    4) bu dördüncü kısımda giderek argümanların içi boşalıyor fark ettiğiniz üzere. ancak madem sorulmuş esgeçmek doğru olmayacaktır. öncelikle abiyogenez nedir sanırım ilk kez benden duyacaksınız. bilim bir fikir değildir. şöyle olduğunu sanıyoruz böyle olduğunu düşünüyoruz diye bilim yapılmaz. bilimsel bir görüşten bahsediyorsak altında kanıt olmak zorundadır. bilim insanları yaşam okyanuslarda başlamış derken abiyogeneze atıf yapmaktadırlar. canlılığın başlangıcı miller urey deneyinin moodern tekrarlarının gösterdiği üzere aminoasit diziliminin karmaşıklaşabileceği en uygun ortam olan okyanuslarda başlamıştır. nedeni/nasılı basit bir miller urey keyword araması ile bilimsel denetimli makale indexlerinde bulunabilinir. ancak siz sadece üşengeç değil aynı zamanda iddiada bulunduğunuz konunun terminolojisinden bile bihaber enteresan bir cahil çeşidisiniz. vandal bir saldırganlığınız var anlamaya karşı çıkan.

    sorunun devamında ise konu bir anda yeniden evrimin mekanizmasına geliyor kopuk bir şekilde. üstelik bu sefer akciğerli balıkları yoksayan bakışınız ile beni yeniden şaşırtmayı başardınız. atmosferik oksijen soluyan bu balıkların evrimi sandığınız gibi denizlerde değil tatlısularda başlayıp günümüze kadar devam etmiştir. daha önceki bir soruna da atıf yapacak bir örnek vermek gerekirse yaşayan fosil olarak değerlendirilen afrika akciğerli balığı (protopterus annectens) 400 milyon yıldır değişmeden atmosferik oksijen solumaktadır. neden değişmemiş çünkü şartlar aynı.

    peki nasıl evrilmiş. bu sefer sizi yormayıp direkt balıklarda akciğer evrimini açılayan üç makaleyi buraya koyacağım;

    farmer, cg. 1999. the evolution of the vertebrate cardio-pulmonary system. annual review of physiology 61:573-592

    farmer, cg. and d.c. jackson. 1998. air-breathing during activity in the fishes amia calva and lepisosteus oculatus. journal of experimental biology 201:943-948.

    farmer, c. 1997. did lungs and the intracardiac shunt evolve to oxygenate the heart in vertebrates? paleobiology 23(3):358-72

    şu ana kadar benim anladığım kadarıyla bu soruları sorma sebenniz gerçekten evrimin işleyişinden bihaber olmanız. yoksa spesifik bu örneği anlamayıp geri kalanını anlamış olmanız mümkün değil.

    5) bu kısımda da temel bir anlayamama hali sürüyor gördüğüm kadarıyla öncelikle zaman meselesine gelelim. dünyada bulunan tek hücreli canlılar 2.7 milyar yıl önce üç temel gruba ayrıldı archaea, bacteria, ve eukaryota. bildiğini düşündüğüm üzere ökaryotlar da sonradan tüm bitki ve hayvanlara evrildiler. ilk
    ökaryotların prokaryotlardan nasıl evrildiğini evrim ağacında çok güzel ve detaylıca yazılmış şu yazıdan anlayabileceğini umuyorum.

    "ökaryotlar nasıl evrimleşti? cevap: endosimbiyotik teori
    ökaryotların evrimi uzun bir süre soru işareti olarak kalmıştı. konuyu açıklamak üzere birçok hipotez ileri sürüldü. ancak bunların hiçbiri doyurucu cevaplar veremiyordu ve bazı yönlerden çürüktü. ta ki hücrelerimizin en önemli organellerinden biri olan mitokondri ile bitkiler için hayati önem taşıyan organel kloroplastların yapısı incelenene kadar...

    rus botanikçi konstantin mereschkowski, kendisinden önceki bilim insanlarının kloroplastlar üzerindeki incelemelerinden yola çıkarak, kendi bulgularını da bu bilgilerin üzerine ekleyerek, 1905 yılında endosimbiyotik teori'nin temellerini atmıştır. kendisinden önce, andreas schimper isimli bir diğer botanist, zaten kloroplastları incelemiş ve yapıları ile işlevlerinin serbest olarak yaşayan bir bakteri olan siyanobakterilere oldukça benzediğini fark etmişti. hatta schimper, makalesinde bir not olarak bitkilerin, iki farklı canlının ortak yaşama geçmesiyle evrimleşmiş olabileceğini bile ileri sürmüştü.

    daha sonra 1960'larda yapılan ve elektron mikroskobu ve genetik metotlarını kullanan bazı araştırmalar, kloroplastlar ile siyanobakteriler arasındaki bağlantıyı, mitokondriler ile de rickettsiales isimli proteobakterilerin (ön bakteri, ilkel bakteri) arasındaki benzerliği ve genetik bütünlüğü ortaya çıkarmıştır.

    endosimbiyotik teori'ye göre, milyonlarca yıl boyunca hüküm süren bakteriler, bir noktada kendilerinden küçük bazı diğer bakterileri veya proteobakterileri endositoz ile yemek üzere hücre içlerine almış; ancak sindirememişlerdir. bu sindirimin gerçekleşmemesinden sonra, iki bakteri de eskisinden olduğundan daha avantajlı bir konuma geçmiştir: çünkü büyük ve avcı olan bakteri, "yediği" ama sindiremediği bu bakterinin hücre içi bazı görevleri yerine getirmesini sağlayabilmiştir. bunun karşılığında av olan küçük bakteri ise, bu yeni hücre içi konumunda, eskiden olduğundan çok daha güvendedir ve ihtiyacı olan materyallere çok daha kolay ulaşabilmektedir. bu sebeple doğal seçilim bu ilişkiyi desteklemiştir ve bunun sonucunda ilk ökaryotik hücreler meydana gelmiştir.

    üstelik endosimbiyotik teori sadece bu organelleri açıklamakla da kalmaz. daha sonraları, 1981 yılında lynn margulis isimli bir bilim insanı, spiroket tipi bakterilerin, diğer bakteriler üzerinde yaşamaya başlayarak onları sillerini ve flagellumlarını (kamçılarını) meydana getirebileceğini göstermiştir. richard dawkins de ataların hikayesi isimli kitabında bu konuya geniş yer vermektedir.

    benzer şekilde, peroksizom denen organellerin de endosimbiyotik ilişkiler sonucu evrimleşmiş olabileceği farklı bilim insanlarınca ileri sürülmüştür. bu konudaki problem, kamçıların ve peroksizomun kendi genetik materyali olmamasıdır. ancak transpozonal sıçramalar ve mutasyonlar işin içine katıldığında, bu yapıların zamanla genetik materyallerini kaybetmiş olabileceği fikri de doğmakta ve güçlü bir açıklama yapabilmektedir. az sonra buna tekrar değineceğiz.

    şimdilik sadece mitokondri ve kloroplastları, yani endosimbiyotik ilişkinin varlığından neredeyse kesin olarak emin olduğumuz organelleri ele alacağız.

    endosimbiyotik teori'yi destekleyen bilimsel gerçekler
    a) mitokondri ve kloroplastlar günümüzde amitoz bölünme ile üretilmektedir. bakteriler de bu yolla üremektedir.

    b) ökaryotik hücrelerde organeller iki ya da daha fazla zar ile sarılıdır. bu zar, peptidodoglikan içerikli zarı yapısına sahiptir. dolayısıyla bu zarın, endosimbiyotik birleşmeden önce serbest halde bulunan bir bakteriye ait olabileceği düşünülmektedir; çünkü bakterilerin hücre duvarı da bu yapıdadır.

    c) mitokondri ve kloroplastların kendilerine ait dna'ları bulunmaktadır. bu dna, hücre çekirdeğindeki dna'dan farklıdır. bu dna, tıpkı bakterilerdeki gibi plazmid şeklindedir; yani yuvarlak ve ve küçüktür.

    d) dna üzerinde yapılan araştırmalar, hücre çekirdeğindeki ana dna'da, mitokondri ve kloroplastlardan taşınarak gelmiş olabilecek genler bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. endosimbiyotik ilişki başladıktan sonra, organelleri oluşturacak olan bakteriler bazı genlerini çekirdekteki ana dna'ya aktarmışlardır; çünkü hücreler birbirine bağımlı hale gelmiştir.

    e) organellerde bulunan 70s tipi ribozomlar ile bakterilerde bulunan ribozomlar birbirinin aynıdır.
    organeller tarafından üretilen proteinler ile bakterilerin ürettiği proteinler başlangıç aminoasidi olarak aynı aminoasidir (n-formilmetiyonin) kullanır.

    f) kloroplastlar içerisinde bulunan klorofillerin tilakoid yapısı ile siyanobakterilerin yapısı son derece benzerdir.

    g) mitokondride üretilen bazı enzimler, bakterilerdekiyle çok benzerdir.

    h) mitokondri ve kloroplastların boyutları, bir bakterininkine oldukça benzerdir.

    liste bu şekilde uzayıp gitmektedir. ancak konuyu daha fazla uzatmamak adına, burada kesmek istedik. çünkü endosimbiyotik teori, artık pek çok açıdan desteklenen, güçlü bir teoridir. yıllar içerisinde bu teoriye de karşı birkaç tez sunulmuştur; ancak bunlar başarıyla izah edilebilmiştir. örneğin bir grup bilim insanı, mitokondri ile kloroplastların hücre dışında tek başına hayatta kalamayacaklarını, bu sebeple de endosimbiyotik teori'nin doğruluğunun kuşkulu olduğunu söylemiştir. ne var ki bunun açıklaması, organelleri ilişkiden sonra ana hücreye bağımlı hale gelmeleri ve genlerinin bir kısmını kaybetmeleridir. elbette ki bu sebeple, organeller bağımsız yaşayamayacaktır. bu gibi birkaç güçsüz karşı-tez de başarıyla izah edilebilmiştir.

    bunun haricinde ikincil, üçüncül ve hatta dördüncül endosimbiyoz'dan bahsetmek mümkündür. bunlar da arka arkaya hücrelerin endosimbiyotik ilişkiye girmesinden ötürü doğar. temeli, bazı organellerin 3 kat zarlarının olmasına dayanmaktadır. bu, konumuzu aşacağı için burada fazla girmiyoruz.

    ökaryotların nasıl evrimleştiğini anladıysak, özellikleriyle devam edebiliriz:

    prokaryotların hücre yüzeyi genellikle esnek değildir ve eğilip bükülmeleri çoğu zaman zor olabilmektedir. en antik bakteri fosilleri bile çubuk şeklindedir ve büyük ihtimalle bugünküler gibi kısıtlı esnekliğe sahiptir. ancak ökaryotlar, hücre duvarlarının bulundukları ortama uygun bir şekilde evrimleşmesi sonucu çok daha esnek bir yapıya kavuşmuşlardır. bu sayede, prokaryotlar belli bir büyüklüğe kadar büyüyebilmekteyken (yüzey-alanı-hacim-oranı kısıtlamasından ötürü), ökaryotlar kendi üstlerine katlanarak yüzey alanını arttırabilir ve prokaryotlardan çok daha büyük hale gelebilirler, onlarca kattan binlerce kata kadar büyüyebilirler. günümüzdeki en büyük ökaryotik hücreler, kuş yumurtalarıdır. hepimiz tavuk yumurtasını biliriz. bu, tek bir hücredir ve ökaryotiktir.

    ayrıca ökaryotlar, bazı prokaryotik hücrelerin özelliklerini de taşımaktadırlar. yatay gen aktarımı'ından daha önce bahsetmiştik (bkz: bakteriler yazısı ve ilgili evrim mekanizmaları yazımız). bu olay sonucunda ilkel ökaryotlar da, prokaryotlardan genler alabilmişlerdir. bu da, çok eskilerdeki ve özellikle de tek hücrelilerdeki evrimsel ilişkileri ortaya çıkarmamızı zorlaştırmaktadır.

    ökaryotlar, günümüzde çok büyük bir başarıya ulaşmışlardır. her ne kadar dünya'nın dört bir yanına dağımış ve sonsuz miktarda çeşitlenmiş olsalar da, her şeyin başlangıcının prokaryotlar olduğunu unutmamak gerekmektedir.

    biyologlar arasında şöyle bir söz dolaşır:

    bütün insanlar (ökaryotik hücrelere sahiptir)bir anda ortadan kalksa, dünya'daki türlerin %99'u bunun farkına bile varmaz. ancak bakterilerin tümü bir anda ortadan kaybolsa, bir hafta içerisinde dünya üzerinde hiçbir canlı kalmaz.

    sonuç olarak prokaryotlardan başlayarak yaklaşık 2.7 milyar yıl önce endosimbiyotik kuram dahilinde karmaşıklaşmaya başlayan tek hücre yapıları kısa sürede gezegene egemen olabilmiştir. bu ökaryotik canlıların evrimi çok uzun yıllar sürecek ve günümüze kadar gelecektir. unutmamak gerekir ki 2.7 milyar yıl önce prokaryotlardan ayrılan ökaryotlar, geniş bir çeşitliliğe doğru dallanarak evrim geçireceklerdir. bu evrim sonucunda öncelikle hücreler daha da karmaşıklaşacak, sonrasında gelecek yazımızda değineceğimiz noktada, günümüzden 900 milyon yıl kadar önce kolonileşme sonucu ilkin çok hücreliler oluşacaktır. çok hücrelilerin evrimi ise günümüzdeki çeşitlilikte bir dönüm noktası olacaktır. işte yazımızı tam bu noktada bırakıyoruz.

    kaynak
    "

    6) gelelim altıncı kısıma burada yine çok kısıtlı bir bakış açsı var bu soruyu soran kişi sanırım hayatta kalmanın çok olası bir durum olduğunu düşünüyor türler için oysa gerçekte durum tam tersi wwf raporlarına göre dünyada şu ana kadar var olmuş türlerin %99'u yok olmuştur. günümüzde yok yok olan tür sayısı günde 200 adettir. şu an dünyada yaşayan 100 milyon türün * her yıl 10.000 adeti tamamen yok olmaktadır.

    bir türün dünyada hayatta kalması çok düşük bir ihtimaldir. bu durumda neden bazı türler günümüze ulaşamamıştır diyerek evrime saldırmak ancak genel çerçeveyi görmediğiniz anlamına gelir. doğru soru hayatta kalanlar nasıl kalabilmiştir olacaktır. türlerin yok olması dünyanın normal düzenidir. evrim de bunu öngörmektedir. popülasyondaki varyasyonların çok büyük çoğunluğu yayıldığı yeni coğrafyada tutunamayacaklardır. tutunanlar türleşecektir. zaten bu yüzden galapagos gibi popülasyon sınırlamasına neden olan yerlerde evrim daha kolay gözlenmektedir.

    homo neanderthalensis ile homo sapiens arasındaki konuya gelirsek ise kısmen haklısın ancak bolca eksiklik var varsayımında. modern insan ile neanderthal arasındaki savaş nature'de yayınlanan 2014 tarihli makaleye göre günümüzden 40.000 yıl önce neanderthallerin yok olmasına neden olmuştur. (verdiğiniz tarihler modern makale bulgularıyla uyuşmuyor gördüğün gibi. makaleyi alta koyacağım. *) afrikada başlayan çatışma önceleri moden insanın afrikayı terk etmesine neden olduysa da 45.000 yıl önce avrupada yeniden karşılaştıklarında modern insan savaştan galip ayrılmıştır.

    ancak neanderthallerin yok olmasının tek sebebi de bu değil. daha erken dünyaya yayılan modern insan dünyada karşılaştığı yeni parazit ve patojenlere daha erken bağışıklık kazanmış ve yeniden karşılaşmalarında neanderthallere bunları taşımışlardır.

    başka bir neden ise rekabet avantajının modern insanda olması. fosil bulgularının gösterdiği üzere neanderthaller daha kısıtlı bir el becerisine ve daha konsantre bir yaşam alanına sahipler. karşılaştıklarında alet kullanımında daha becerikli olan modern insanın su ve avlanma alanlarında hakimiyet kurmakta çok zorlanmadığını varsaymak zor değil.

    bir başka durum ise anatomik farklılıklar. buna göre neanderthal uyluk kemiği ve diz yapısı modern insanla aynı hızda koşmak için %30 daha fazla enerji harcaması gerektiğini gösteriyor. bu da modern insan için büyük avantaj.

    öte yandan modern insanın avrupanın sıcak iklimindeki av hayvanlarına erişimi, neanderthall kadınlarla çiftleşmeleri, iklim değişikliğine daha dayanıklı olmaları ve italyada yaşanan büyük yanardağ patlamasının neanderthalleri vurması gibi sebepler de yok olmalarının önemli nedenleri olarak sayılabilinir.

    neden bizden başka akıllı canlı yoktur sorusunun cevabı ise zekanın fazla abartılmış bir özellik olmasında gizli olabilir. evren boyutunda düşündüğünüzde insanın zeki olması ile tavus kuşunun parlak tüylere sahip olması çok farklı konular değildir. evrim sürecinde bizim zekayı kazanmamızın sebebi ünlü yazar geoffrey miller'ın the mating mind kitabında yazdığı gibi basit bir cinsel seçilim amacının ürünü olabilir.

    bizim zekamızla övünmemiz yengeçlerin yan yan yürümekle övünmesi gibi bir şey olabilir. yengeçler neden bizim gibi yan yan yürüyen başka canlılar evrilmedi diye düşünüp türler arası yarışta üstünlük kurma çabası ne kadar saçma ise insanın neden herkes bizim gibi değil demesi benzer konulardır. kendi kriterlerimizle kendimizi ekosistemin en tepesine koyarak bence hata yapmaktayız.

    7) sorulara herhangi bir dinden bağımsız olarak diye başlayıp bu soruya varmış olmamız beni şaşırtmadı aslına bakarsanız. çok uzun yıllardır sözlükte evrime ilişkin yazılar yazan bir insan olarak karşıt görüşe ait argümanların bir noktada mutlaka dine bağlanıyor olmasına alıştım.

    ancal sorunuzun içinden bilimsel bir platforma en azından cımbızlanabilinecek şu kısmı cevaplamak isterim.

    "sürekli nedense en mükemmele yakınsayan evrim bir tanrı mıdır o zaman?"

    evrim mükemmele yakınsamaz. hatta mükemmelle alakası bile yoktur. bunu daha basit anlaşılabilir hale getirmek için şimdi uydurduğum bir metaforu kullanacağız. evrim şöyle bir şey. bir odadasınız iki metre uzağınızda 10cm2 yüzeyi olan bir masa var. elinizde de farklı renklerde yüzlerce misket var. bunları havaya atıyorsunuz ve bazıları o ufacık masanın üzerinde kalıyor.

    odaya sonradan giren birinin masanın üzerindeki az sayıda miskete bakıp. bu yeşil misketler o kadar mükemmel ki masanın üzerinde kalabilmişler demesi ne kadar saçma ise evrimin mükemmellik arayışı o kadar saçmadır.

    evrim varyasyona ve uyumlu olanların hayatta kalmasına dayanır. evrim kuramları temelde bundan ötesi ile ilgilenmez. ilk canlı nasıl oluştu bu evrimin çalışma alanı değildir. biz yaratıldık mı oluştuk mu peluş ayıcıklar tarafından dünyaya mı bırakıldık bunlar evrimsel biyoloji çalışan bir bilim insanının proje yazdığı bir konu da değildir. ister yoğurda tap ister kitabi dinlerden birine inan. bir şey gerçekse gerçektir ya kendini güncellersin yahut güncellemezsin. gerçeğin bunlarla ilişkisi yoktur.

    öte yandan yazıda bir noktada geçen bin yılın yanlış anlaşılması hakkında da iki cümle yazmak isterim. türkiyede olgu, hipotez, teori ve yasa kavramları tamamen yanlış yerleşti. teori kanıtsız varsayım sanılıyor. bilimsel anlamıyla günlük kullanımı tamamen farklı bu kavramların. gözünüzü seveyim şunu bir anlayın.

    olgu: evrenin içinde evrenin fizik kanunlarını yine kendisi ile sınayarak elde edilen verilere olgu denilir. bilgi veya veri de diyebiliriz bunlara. suyun deniz seviyesinde oda sıcaklığında sıvı olması bir olgudur. veri setidir.

    teori: belirli bir olgu setini açıklayan önermelerin bütünüdür. olgular yanlışlanmadan yanlışlanamazlar. aynı olgu setini açıklayan birden fazla teori olabilir ama bir teoriyi içindeki deneylendirilmiş veri setlerini yanlışlamadan yanlışlayamazsınız. yani teori kanıtlı deneyli gerçek bilimsel verilere dayanan çıkarımlardır. olgunlaşmamış varsayım demek değildir.

    hipotez: bir teorinin öngörülerini yeni çalışma alanlarında kullanıp yeni sonuçları öngörerek bir önerme ortaya çıkarıldığında bu hipotezdir. bu teoriyi destekleyebilir veya yanlışlayabilir. yanlışlarsa bu yeni olguyu da açıklayan daha geniş ve doğru bir teori oluşturulur. bilimin güzelliği budur. olgular sınanarak yanlışlanmaya açıktır. bunu yapmak için kendi içinde sistemler geliştirmiştir. hatalı olmak bilimin ilerleyişinin normal bir basamağıdır.

    yasa: aksi deneysel olarak gözlemlenmemiş olguların matematiksel dille olabildiğince kesin ifade edilmiş halidir. teoriler yasalarla çelişemezler. bu nedenle de teori varsaımsal öngörü değildir. yasalara dayanan sistemli önermelerdir. "teoriler ispatlanınca yasa olur" tamamen cahilce bir görüştür.

    sorması 10 dakika süren sorularınızı cevaplamak için 3 saat harcamış olmam umarım en azından okuyup anlamaya çalışmanıza yardımcı olur.

    kaynaklar ve ileri okuma:

    1) higham, tom; et al. (21 august 2014). "the timing and spatiotemporal patterning of neanderthal disappearance". nature. 512 (7514): 306–309. bibcode:2014natur.512..306h. doi:10.1038/nature13621. pmıd 25143113.

    2) finlayson c, pacheco fg, rodríguez-vidal j, et al. (october 2006). "late survival of neanderthals at the southernmost extreme of europe". nature. 443 (7113): 850–853. bibcode:2006natur.443..850f. doi:10.1038/nature05195. hdl:10261/18685. pmıd 16971951.

    3) gravina b, mellars p, ramsey cb (november 2005). "radiocarbon dating of interstratified neanderthal and early modern human occupations at the chatelperronian type-site". nature. 438 (7064): 51–56. bibcode:2005natur.438...51g. doi:10.1038/nature04006. pmıd 16136079.

    4) the evolution of the first mammals https://www.thoughtco.com/…he-first-mammals-1093311

    5) iklim değişikliği: okyanuslarda asitlenme alarmı https://www.bbc.com/…3/140327_okyanus_co2_asitlenme

    6) darwinius http://www.wikizeroo.net/…ub3jnl3dpa2kvrgfyd2luaxvz

    7) how do we know that evolution is really happening http://www.bbc.com/…ow-do-we-know-evolution-is-real

    8) african lungfish https://www.oregonzoo.org/…animals/african-lungfish

    9) akciğerli balıkalrda akciğerin evrimi http://farmer.biology.utah.edu/… of fish lungs.html

    10) from prokaryotes to eukaryotes a) https://evolution.berkeley.edu/…_0/endosymbiosis_03
    b)https://evrimagaci.org/…yar-900-milyon-yil-once-295

    11) how many species that we are loosing http://wwf.panda.org/…rk/biodiversity/biodiversity/

    12) neanderthal extinction http://www.wikizeroo.net/…mrlcnroywxfzxh0aw5jdglvbg

    13)
    (bkz: evrim teorisi/@limon kimyon zorro)
    (bkz: onur yıldız/@limon kimyon zorro)
    (bkz: meb biyoloji deneme testindeki sorular/@limon kimyon zorro)
    (bkz: evrim gerçekse neden laboratuvarda deneyemiyoruz/@limon kimyon zorro)
    (bkz: 43 saniyede ateizmin çöküşü/@limon kimyon zorro)
    (bkz: marmara üniversitesi evrim karşıtı sempozyumu/@limon kimyon zorro)
    (bkz: paris'te büyük evrim-yaratılış tartışması/@limon kimyon zorro)
    (bkz: her taş cevher değildir/@limon kimyon zorro)
    (bkz: evrim yoktur deme hakkı/@limon kimyon zorro)

    edit: yazım hataları için düzeltme yapacağım hızlı yazdım mutlaka typolar olmuştur. kusura bakmayın

    sorular
    -----
    bu yazının yazılmasına sebep olan guvenlikduvari nickli yazarın soruları;

    herhangi bir dinden bağımsız olarak sorulan evrim konusundaki bazı soruların kati surette cevapsız kalması sonucu karar kıldığım düşünce hali.

    1. evrimin gerçekleştiğini iddia edenler sanki milyarlarca yıllık bir süreçten bahseder gibi anlatmakta, her olayın nedenini zamanı bahane ederek açıklamaktadır. ancak bilinmelidir ki iddia edilen maymundan insana olan evrimin son aşaması 47 milyon yıl önce yaşamış olan darwinius masillae ortak ata ile başlamıştır. 47 milyon evrimcilerin iddia ettiği milyarlardan daha az ve yetersiz bir rakam değil midir? evrimi zamana bağlayanlar 47 milyon rakamından neden bahsetmemektedir. 47 milyon yıl önceye kadar milyar yıllarla ifade edecek kadar yavaş ilerleyen evrim son 47 milyon yılda neden böylesine hızlanmıştır? koskoca 1 milyar yılda tek hücreden evrilen bu canlı 47 milyon yılda insana mı evrilmiştir? 47 milyon yıl anlatılan bu devasa değişim için yeterli midir?

    2. evrim teorisi anlatılırken sürekli olarak geçişin nasıl olduğu anlatılmadan kademe kademe insanın belli bir canlıdan evrile evrile geldiği iddia edilmektedir. günümüz biliminde öne sürülen kanıt da bakteriler üzerinde yapılan gözlemlerdir. 20 dakikada bir üreyen bakterilerde uzun nesil zincirleri sonucunda oluşan mikro değişimlerin mikro evrim olduğu sonucu çıkarılmakta, bunun üzerinden makro evrimin gerçekliği ispatlanmaya çalışılmaktadır. ama 3 milyar yıl önce yaşayan bakterilerle şimdiki bakteriler arasındaki devasa benzerliği açıklayacak tek bir evrimci yoktur. toprak altında bulunan iskeletlerin insanların atası veya kuzeni olduğu nasıl iddia edilmektedir, bunun dayanağı nedir?

    3. günümüzde hiçbir komplex canlının evrim geçirdiği gözlemlenememiştir ve bu sebeple evrim bir kanun değil teoridir. unutulmaması gerekmektedir ki evrim bilimsel değildir, çünkü test edilemez ya da yanlışlanamaz. açık bir şekilde evrim teorisi, gözlemlenemeyen ve yeniden oluşturulması mümkün olmayan olaylara dair iddialar ileri sürer.

    4. evrim teorisi anlatılırken canlılığın nasıl oluştuğuna dair bir açıklama getirilememektedir. ilk olarak hayatın "bir şekilde" okyanuslarda başladığı ve burdan "bir şekilde" evrilen bir canlının karada yaşamın başlangıcını oluşturduğu iddia edilmektedir. denizde yaşayan solungaçlı bir canlının evrimle oksijen tüketen bir canlı haline dönüşmesi saçmalık değil de nedir? doğa koşullarına nasıl bir uyumdur ki bu canlı denizde yaşarken kara koşullarına göre evrim gerçekleştirmiştir?

    5. prokaryot hücreden ökaryot hücreye dönüşüm ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleşmiştir? basit bir yapıdan karmaşık bir yapı oluşmasını zamana bağlamak doğru mudur? basit yapı zamanla evriliyorsa şu andaki basit yapılar neden evrilmedi? eğer doğaya uyum sağladılarsa neden zamanla evrimleşmediler? eğer sağlamadılarsa neden hala varlar?

    6.evrim teorisiyle alakalı bir başka saçmalık yarım milyar yıl boyunca diğer insansı maymunlarla beraber yaşadığı iddia edilen insansı maymunlardan şu an hiçbir eser olamamasıdır. 50 bin yıl önce evrimleşen insanoğlu hayattayken 94 bin yıl önce evrimleşen daha 15 bin yıl öncesine kadar yaşayan homo floresiensis şu an neden yoktur? aynı şekilde koskoca 320 bin sene yaşayan homo neanderthalensis neden 30 bin yıl önce yok olmuştur? insan oğlu soykırım mı yapmıştır? son 320 bin sene içinde doğada köklü bir değişim yaşanmadığı halde iddia edilen doğaya uyum sağlamak hangi şartlarda meydana gelmiştir de bu türler yok olmuştur? insanlarla bir arada yaşadığı iddia edilen insanların kuzenleri neden yok olmuştur? zeka seviyesi insana yakın olan homo neanderthalensis, denisova insanı gibi türler on binlerce yıl önce yaşarken neden şu anda insan kadar akıllı bir canlı yoktur? bunlar da mı insana evrilmiştir? eğer evrildiyse aynı ortak atadan gelen canlılar birbirine evrilebilmektedir gibi saçma bir sonuç ortaya çıkmaktadır. eğer evrilmediyse kendileri yada evrildikleri canlılar nerededir?

    7. evrimcilerin en mükemmel yaratan tanrıyı redderken en mükemmel yaratan evrime sarılmaları mantıklı mıdır? en mükemmel diye bir yaratıcı yoktur derken sürekli nedense en mükemmele yakınsayan evrim bir tanrı mıdır o zaman?

  • 19. 15 kasım 2018 zaytung rezaleti

    az önce facebook'ta karşıma çıkan bi zaytung haberini açayım dedim. laptop aniden coşmaya başladı. görev yöneticisinden anladığım kadarıyla cpu normalden 10 kat daha fazla çalışmaya başlamıştı. siteyi kapatıp tekrar baktığımda normale döndüğünü gördüm. birkaç kere tekrarladım ve sonuç değişmedi. zaytung'un site üzerinden kripto para madenciliğini yaptığını düşünüyorum. madencilik yaptığı tamamen benim iddiam tabii. ama bu kadar cpu yemesini başka türlü açıklayamıyorum.

    bilgisayar başında iseniz bu linkten siz de kontrol edebilirsiniz: link

    not: madencilik ne lan? diyenler için kısaca açıklayayım. bitcoin, ethereum gibi kripto paraların kazanılması için ortaya atılmış bir sistem. buna göre bilgisayarın donanım gücü ve elektrik enerjisi kullanılarak coini kullananların transfer işlemleri onaylanır. sistem de madenciliğinize karşın size coin verip ödüllendirir. ancak bu işlem çok yüksek miktarda enerji ve donanım gücü gerektirebilir. bu da kullanılan cihazın kısa sürede eskimesine ve bozulmasına, elektrik faturasının kabarmasına sebebiyet verir. sanırım zaytung da sitesine eklediği kod ile bilgisayarımızdan kendisi için mining yaptırıyor.

    edit: @andallardanjorah adlı yazarın tespiti ile kesinleşti (bkz: #83337786)

    edit 2: sanırım kod kaldırıldı, açtığımda aşırı bir kullanım olmuyor.

    edit 3: ''reklam yerine bunu kullanıyorlar, ne var bunda?'' diyen arkadaşlara kısa bir cevap verme gereği duydum. kod kaldırılmadan önce kullanım oranı yaklaşık %60 civarında idi. benim bilgisayarımın cpu'su 8 çekirdek, i7 coffee lake. böyle bir kullanım gerçekten insani değil emin olun. günde 1 saat açık kalması halinde elektrik faturanızı en az %20-30 oranında arttırırdı, ancak en büyük zararı işlemcinize olurdu, ömrü %50’den fazla kısalırdı. ''insani orana çekmemişler, ondan sorun var'' diyene de sitede hiçbir yere uyarı koymamalarını hatırlatırım.

    edit 4: ekşi sözlük yönetimine iletilen açıklama ve özür metni: (bkz: #83352863)
    "konunu gece 01 sularında ekşi sözlükte gündeme gelmesiyle böyle bir durumdan haberdar olduk. ilk incelememizde bilgimiz dışında içeriklerden birinin içerisine yaklaşık 24 saat önce mining kodu yerleştirildiğini fark ettik. kod derhal kaldırıldı. detaylı incelemede, söz konusu içeriği editleme yetkisi olan bir editör hesabının giriş bilgilerinin değiştirilmesi suretiyle mining kodunun yerleştirildiği sonucuna vardık. sorunun tekrarlanmaması için gerekli önlemleri alıyoruz. kısa süreliğine de olsa mağduriyet yaşayan herkesten özür dileriz.

    sevgiler’’

  • 20. kadının kocasına ismi ile seslenmesi mekruhtur

    söylenecek tek sey var;

    (bkz: yallah arabistan'a)

  • 21. kışı güzel kılan detaylar

    izlenen filmden/diziden, oynanan oyundan kısaca insanın odasında yaptığı her şeyden daha fazla keyif almasıdır. yazın dışarda güneş varken film izlediğinizde oluşan ve içten içi sizi kemiren "aslında dışarda olmalıyım." hissi kışın olmaz ve rahat rahat keyif ala ala odanızda aktivitelerinizi gerçekleştirirsiniz.

  • 22. command & conquer efsanesinin geri dönmesi

    (bkz: reinforcements have arrived)

  • 23. bedellilerin 2020'de askere gitmesi

    yararlı bir şey yapmak tamamen isteklerine bağlı ama istemiyorlar. adam akıllı ilk yardım dersi falan verseler 21 gün mesela hiç yoktan 680 bin ilk yardım bilen insanı topluma kazandırmış olacaklardı, malum felaketler ülkesiyiz, başta deprem olmak üzere. göründüğü kadarıyla silah eğitimi bir gün veriliyor yalnızca ve sadece 3 atış hakkınız oluyor. geri kalan zaman da yürüyüş. ne yapacak bu adamlar savaş çıkınca düşmanı yürüyüşleriyle mi hipnotize edecekler? bakın ne kadar da senkronize hareket ediyoruz mu diyecekler?

  • 24. ekşi itiraf

    uzun zaman olmuş bu başlığa gelmeyeli.

    farkındalık mı olur bu bilmiyorum ama, uzun zamandır sinirlenmiyorum. şunu farkettim, sinirleneceğimi düşündüğüm her zaman aklıma tek bir şeyi getiriyorum. öleceğimi. ölücem ya, ölüp gidicem yani. strese ne gerek var, geçim derdine, insanların yanlışlarını düzeltmeye, sinirlenmeye, üzülmeye ne gerek var. mutlu olayım her şekilde, iyi davranayım, kimsenin saçmalığıyla kendimi üzmeme gerek yok. ölücem lan zaten.

    cidden insanı rahatlatıyor.

  • 25. bir erkeğin aktif kullanımdaki boxer sayısı

    7+1'dir.

    1 tanesi özel günler için ayrılmalıdır.

    (bkz: belki sevişirim donu)

  • 26. kaçak elektrik hattı çekerken akıma kapılan adam

    elektrik faturam binanın girişindeki mantar panoya asılır. ben de düzenli olarak faturayı alır, cebimden telefonu çıkarır, asansör beklerken faturayı öderim. faturanın üretilmesiyle ödenmesi arasındaki süre yaklaşık 3-4 saattir. sırf 1 kez bunu yapmayı unuttuğum için elektriğim kesildi.

    şimdi eğer bana bunu yapan sistem bu adamdan vücudundan geçen o elektriğin ücretini tahsil etmiyor ise ben böyle sistemin amına koyayım.

  • 27. kadında ilk baktığım yer zekadır diyen erkek

  • 28. 15 kasım 2018 akit gazetesi provokasyonu

    (bkz: oha oha oha)

    şu hayattan bir beklentim varsa o da şu ki istiklal mahkemelerinin tekrar kurulduğunu görmeden ölmek istemiyorum.

  • 29. tekirdağ'da öğrencilere sabah namazı dayatması

    adamlar islam dininden ölesiye nefret eden bir nesil yetiştirmeye öylesine kendilerini adamışlar ki yaptıkları hiç bir şey beni şaşırtmıyor.

    itiraz edecek olanlar konya'da imam hatip liselerindeki deist öğrencilerin oranının neden %25'e dayandığını bir anlatıversin.

  • 30. +905331929924

    kredi kartı bilgilerinin önüne gelen herkesle paylaşılmaması gerektiğini bilmek için 140iq sahibi olmak gerektiğini düşünecek kadar iq’ya sahip yazarı arayan dolandırcı numara.

  • 31. kötü matematiğe sahip biri zeki olabilir mi

    kötü matematiği olan birisi zeki olabilir ama iyi matematiği olan birisi aptal olamaz.

  • 32. 24 bin lira aylıkla ülkene geri dön programı

    yaklaşık 4000 $ kadar yapıyor. amazon flex veya lyft yapan, green cardla yeni giden göçmenler bile günde 8-10 saat çalışıp kazanıyor bu parayı. okumuş, eğitim almış, iyi işlerde çalışan kimse; 10 dakikalık mesafenin 2 saatte alındığı, ne metroya ne otobüse insan gibi binilemeyen, nerede, ne zaman başına nasıl bir musibetin geleceği bilinemeyen bir cehenneme dönmez bu para için.

    bir de samimi olarak "biz geçmişten, hatalarımızdan ders aldık, üretim yapmamız gerektiğini anladık ve bunun için batıda kendini geliştirmiş insanımızı geri çağırıyoruz, ülkeyi elbirliğiyle ayağa kaldırıyoruz" deseler belki dönen vatanseverler olur. gelecekle ilgili ufacık bir ışık görmediği için çoluğunu çocuğunu düşünüp içi kan ağlayarak giden bir sürü insan var sonuçta.

    ama bunların tek derdi, millete 24 bin tl vererek geri getirip, orada 5.000$ maaşla çalışıp 30 bin $'a aldığı arabayı burada 400 bin tl'ye satarak; 200 bin $'a garajlı, bahçeli, müstakil ev alan adama burada 800 bin tl'ye göt kadar daire satarak, tamamen durma noktasına gelen piyasayı canlandırmak.

  • 33. arabaya kasko yaptırmayı bırakma eşiği

    net olarak katıldığım beyan.

    üç hafta önce arabamı değiştirdim. iki hafta önce de maalesef bir kaza oldu. motor virajı alamadı düştü 90 ile giderken. sonra da motor döne döne benim çamurluğa çarptı.

    önceliğim tabi ki motordaki sürücünün iyi olması idi, çok şükür iyi atlattı. arabaya çok takılmadım. büyük bir hasar da yok aslında. çamurluk işte.

    neyse bu olay iki hafta önce pazar günü oluyor bakın. anadolu kasko var full. neyse bunlar bizim anlaşmalı servislerimiz dediler. tamam dedim. uygun bir tanesini seçtim. çekici geldi ve o pazarın akşamı aldılar. pazar akşamı alet servisteydi.

    bugün üzerinden tam 17 gün geçmiş durumda. daha ekspertiz ile servis, değiştirilecek parçalar hakkında mutabakata varmış değil. daha sipariş edilecek, gelecek takacaklar işçilik vs 1 haftası daha var. gelecek malzemelerin orijinal gelmeme ihtimalini hesaba katmıyorum bile.

    servisi arıyorum eksperi suçluyor, eksper servisin mallığı diyor. anadolu sigorta bizim insiyatifimizde değil diyor.
    sonuçta 8/0 suçlu olduğum bir kazada bunları yaşıyor olmam tabi ki üzücü. yani paranla rezil olmak da böyle bir şey gerçekten.

    sonuç olarak orijinal yetkiliyi aradım yaklaşık 13bin rakam çıkardı. bugüne kadar bir ilerleme olmazsa sikerler yapacağınız işi diyerek bu servise götürücem. kaskonun karşılamadığı kısmı da cebimden ödeyip sonrasında yine sikerim yapacağınız işi diyerek daha da kasko yaptırmamayı düşünüyorum aq.

  • 34. victoria secret'in en güzel modeli

    (bkz: barbara palvin)
    (bkz: barbara herhalde barbara manken olan)

    edit: ekleme

  • 35. ingilizcenizden ana dilinizi tespit eden test

    bunu neden buraya yazıyorum bilmiyorum ama sonucum:

    our top three guesses for your english dialect:
    1. english (england)
    2. south african
    3. welsh (uk)

    our top three guesses for your native (first) language:
    1. turkish
    2. spanish
    3. hungarian

  • 36. queen'in en iyi 3 şarkısı

    (bkz: another anket bites the dust)

  • 37. fethiye'de haraç kesen mafya

    (bkz: berkay)
    berkay diye mafya mı olur?

  • 38. bitcoin

    benim gibi 18.000 dolardan alan dostlar varsa gelin dertleşelim.

  • 39. engin ustaali için adalet

    mesaj kutum yeşillenince bilgi sahibi olduğum, okudukça içimin acıdığı olaydır.
    ölüm hayatın çok içinde. her an sizi yada çok yakınınızı bulabiliyor.

    keşke ölüm kadar adalet de hayatımızın içinde olsaydı. çok ama çok üzücü. umarım suçlular gerekli cezayı alır.

    aileye ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

  • 40. yağmur yağarken akla ilk gelen şey

    (bkz: salyangozlara basmadan yürümek)

  • 41. mesai 2 saat arttırılsın tatil haftada 3 gün olsun

    oecd verilerine göre türkiye’deki çalışanlar haftada ortalama 47.9 saat mesaiyle dünyada birinci sırada yer alıyor. yani zaten fazla çalışıyoruz. mesaiye 2 saat eklemek yerine 2 saat çıkarılarak haftada 2 gün tatil yapmaya razıyım.

    tanım: katılmadığım önerme.

    edit: kaynak

  • 42. erkeklerin seks için aşık taklidi yapması

    eski nisanlimla ayrilmama neden olan konu. tutturmus, senin canin sevismek istemediginde bana soguksun, istedigindeyse hemen mayisiyosun, ask bocegi oluyosun.

    “yahu sana olan hislerim ve baglilik duygum o cinsel arzu durumunu tetikliyo, ben sadece senin kasindan gozunden, memenden kalcandan degil, aramizdaki duygusal bagdan da uyariliyorum. bunlar birbiriyle celisen degil birbirini tamamlayan seyler” dedim dedim inandiramadim. ”seni asker arkadasimi sevdigim gibi sevmemeliyim, sana dokunmak istememi yadirgama” dedim dedim inandiramadim. ve bu tartismalari surekli yaptik aylarca.

    sonra is oyle bi raddeye vardi ki ben sevismek isteme duygusuna yabancilasmaya, bundan oturu sucluluk duymaya dahi baslar hale geldim. dedim ki en sonunda, dogru lan galiba, benim bu kizi sevdigim falan yok.

    ve kendi kendime bir test uyguladim: onu cok isteyince ve elim telefona gidecek oldugunda kesinlikle aramayacaktim nisanlimi. elim telefon yerine baska bir yere gidecekti ve bu istegi yaratan “ihtiyac”i kendi imkanlarimla giderecektim. giderme sonrasi da kizi arayacak moda girersem ona asiktim, o modda olmazsam anlayacaktim ki kizi sevdigim falan yok.

    testi uyguladim ve onu cok arzuladigim bi aksam uzeri masturbasyon yaptim. akabinde uzerime bi yorgunluk, agirlik coktu; hic arayasim gelmedi kizi, bursaspor-basaksehir macini acip izledim, sonra sizmisim. sabah da nisani attim. (yes)

    bugun, 1,5 yil sonra anliyorum ki buyuk bir methodolojik hata yapmisim o testte. yanlis bir hipotezle yanlis bir veriye ulasmisim. cunku er kisinin bosalma yasamasi akabinde sevdigine de dis dunyaya da yabancilasmasi fizyolojik bir realiteyken ben onun sersem baskisi neticesinde bunu hesaba katmadan “acaba sevismek istemedigimde de nisanlima sevgimi guclu bi sekilde iletebiliyor muyum” gibi bir inceleme yapmisim kendimce ve bu bir evliligin baslamadan bitmesine sebep olmus.

    gecen gece 1,5 sene sonra ilk kez ona mesaj attim, nasilsin diye (evet cok banal). online olmasina ragmen cevap yazmadi. ve ben de masturbasyon yapip uyudum... ve oyle gorunuyo ki basaksehir bu sene sampiyon olacak..

  • 43. almanya'daki türkler neden erdoğan'i destekliyor

    kazandıkları para 7 ile çarpılıyor ve buradaki insanların ekonomik anlamda nasıl ezildikleri ile ilgili en ufak bir fikirleri yok ayrıca umurlarında da değil..haa anlatmak istesen onu anlayacak kapasiteleri, empati kurabilecek insanlıkları da yok..

  • 44. stresten uzak durmanın yolları

    aslında, kesin bir yöntemi olduğunu düşünmesem de, strese karşı su yolunu bulur düşüncesiyle yaklaşmaya çalışıyorum.

    en basitinden bir yıl önce stres yaptığım herhangi bir olayın, nedenlerini, sonuçlarını ve bana nasıl etki ettiğini düşünüyorum ve "genellikle" stres yapmaya değer şeyler olmadığını fark edip, çoğu şeyi "genellikle" abarttığımı ve nasılsa hayatın devam ettiğini, unutulduğu sonucuna varıp hayatıma devam ediyorum.

    ama uygulama kısmı teorikte olduğu kadar kolay olmuyor.

  • 45. the protector (dizi)

    yahu bu netflix işlerinde şablona birebir sadık kalınıyordu en son hatırladığım. bu niye sırıtıyor o halde, ışıklar, açılar vs. neden show tv'ye çekilmiş gibi görünüyor, hala çözemedim.

    edit: hah buldum, saçma derecede ışıklar ve çekim açıları yüzünden. biner biner yakmışlar, masraftan kaçmamışlar asfasfasfhf

  • 46. kadiris mısıroglou

    değerli bir yunan tarihçidir kendisi.tarihsel diyaloglarında dilek kipini fazla kullanır.keşke yunan galip gelseydi,keşke o soğuk denize dökülmeseydik gibi.

  • 47. dayağı en çok hak eden meslek mensupları

    bu tür başlıklar, şiddeti olağanlaştırmış, orta doğu zihniyetine sahip çomarların, kendilerini gösterdiği yerlerdir.

    tanım : itina ile engelleyiniz.

  • 48. canlıyı canlı yapan şey

    (bkz: hissiyat)

  • 49. çin'de ilkokul ev ödevi sorusu

    masa-kablumpağa+kedi=170
    masa-kedi+kablumbağa=130
    _______________________+
    2masa=300

    masa=150

  • 50. domuzlu zeka sorusu

    cevabı haram olan soru. bu millet bu oyunu gördü kardeşim.