mustafa kemal atatürk

  • ata’sını tanımayan, it peşinde gezer.

    mustafa, onur
    kemal, gurur
    atatürk, şereftir.

    asaletin yeter!

  • 1930'da söylediği bir söz var mustafa kemal'in

    türk çocuğu, artık arap çölleri için kanını dökmeyecektir.

    entry bu kadar.

  • 10 kasım 1938’den beri mustafa kemal atatürk bilinçli bir şekilde unutturulmaya ve değersizleştirilmeye çalışılmaktadır. (bkz: atatürk'ü unutturmak isteyen ideolojik akım) bunların olacağını önceden bilen atatürk, 1937 yılında bizler için aşağıdaki notu bırakmıştır:

    “bir zaman gelir beni unutmak ve unutturmak isteyen gayretler belirebilir. fikirlerimi inkâr edenler ve beni eleştirenler çıkabilir. hatta bunlar benim yakından bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler hint’ten mısır’dan dolaşır gene gelir, feyizli neticeleri kalpleri doldurur.”

    atatürk’ün münir hayri egeli ile birlikte kaleme aldığı “ben bir inkılap çocuğuyum” adını taşıyan film senaryosuna 1937’de kendi el yazısı ile eklediği not.

    saygı, sevgi, özlem ve minnetle...

  • çanakkale’de destan yazan, vatanı karış karış örgütlemiş düşmana haddi bildiren, bayrağı sancağa çektiren, cumhuriyet’i kurmayı bırak cumhuriyeti’i o zaman da düşünecek kadar akıllı, kadına kadınlığını verecek kadar ahlaklı, devrim yapacak kadar zeki, çağ içerisinde çığır açacak kadar stratejist, bu ülkenin tapusunu ve egemenliğini milletine vermiş, aradan bir asır değil binlerce asır da geçse birilerinde kuyruk acısını kuyruklarında değil yüreklerinde hissettiren, sadece bu topraklarda değil tüm cihanda adından söz ettiren, beni ben, seni sen, bizi biz yapan yegane...

  • türk'ün bütün tarihini sırtlayan, milletini yok olmaktan kurtaran, istiklalini kazandıran ve özgürce yaşamasını sağlayan insan, atam, ebedi başkomutan. 15 yaşındayken ben, tutuldum ışığına. 10 senedir, her anımda seni araştırıyor, senin, olmamı isteyeceğin biri gibi olmaya çalışıyorum. gece gündüz durmadan, yorulmadan aman demeden nasıl bunları başardın diye soruyorum kendime. 57 senelik hayatına sığdırdıkların, okurken, hayal ederken bile o kadar güç ki, hepsini nasıl başardığını anlamaya çalışmak bile omzumda yük oluyor. ama sen bütün bunları hayal etmek şöyle dursun, kalkıp bir de gerçekleştirdin. 30 ağustos bugün, tam 97 yıl geçti, senin ve silah arkadaşlarının zaferi bütün millet için kazanmanızın üzerinden. hala seni ilk okumaya başladığım halimdeki o çocuk gibiyim ben, içi hem gurur hem de özlem dolu. öldü denilen bir milletin, bir fırtına gibi yaşadığını kanıtladığı kurtuluş evresini yönettin, sonsuza dek özgürce yaşayacak bütün nesiller, senin ve silah arkadaşlarının sayesinde hürce nefes alabilecekler. bu borç ödenmez paşam. ama elimden ne geliyorsa, yapabileceğim ne varsa yapacağım. bugün bir kadını çok sevip aşık olabiliyorsam, geleceğimi kendi irademle kurmak için çabalayabiliyorsam, nefes alabiliyorsam, üzülüp sevinebiliyorsam hepsi senin sayende. mirasını bozmaya çalışanlar elbet oldu ve olacak ama kimse buna zarar veremez. sen bizi öyle bir alıştırdın ki özgürlüğe, bunu elimizden kimse alamaz. sayende ellerimi deniz kıyısına uzatıyorum, hürce yaşayabiliyor ve hürce yüzebiliyorum; zincirsiz, bütün türk tarihinin gururu ile, amma velakinsiz. ikarus, nasıl güneşe uçma aşkıyla yanıp tutuştuysa, ben de sana ulaşmak için, kanatlarımdaki bal mumu erise dahi uçmaya devam edeceğim. andım olsun.

    hürmetler atam.

  • türkiye cumhuriyetinin ilk ve tek başkomutanıdır. nasıl başkomutan olduğunu anlamak için ulu önderin hayatını ve nutuk'u okumak bile yeterlidir.

    yoksa otel odalarından, facetime'dan başkomutanlık olmaz. insanın kendinin içine sinmez bir kere.

  • ay'da ilk neil armstrong yürüdü, mars'ta ilk kim yürüyecek bilmem ama bildiğim bir şey varsa, hepimizin sürekli yürüdüğü dünya gezegeninde senden daha büyük kimse yürümedi. doğum günün kutlu olsun.

  • 2019’da da izinde olacağımız tarihin en büyük lideri.

  • -after all this time?

    always.

  • istanbul üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: "avrupa'ya talebe yollanacaktır."

    allah allah, dedim. ülke yıkık dökük, her yer virane, lozan yeni imzalanmış, bu durumda avrupa'ya talebe... lüks gibi gelen bir şey. ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. benim ismimin yanına atatürk, "berlin üniversitesi'ne gitsin." diye yazmış.

    vakit geldi, sirkeci garı'ndayım; ama kafam çok karışık.
    gitsem mi, kalsam mı? beni orada unuturlar mı? para yollarlar mı? tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı.

    "mahmut sadi! mahmut sadi! bir telgrafın var."

    "benim" dedim.

    telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu:

    "sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz."

    imza:
    mustafa kemal

    okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. "şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme." dedim.

    düşünün, 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerde, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?

    çok başarılı oldum. ülkeme alev olarak döndüm. önce istanbul üniversitesi genel ve beşeri fizyoloji enstitüsü'nü kurdum. kürsü başkanı oldum. daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.

    ben kim miyim?

    ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım...

    - ord. prof. dr. sadi ırmak

    -alıntı-

    vizyon algınızı arşa ulaştıran yüce türk lideri...