meral akşener

  • bildirinin akp'nin manevrası olma ihtimali neticesinde bu akşam ortaya çıkan hadiseden dolayı söylediklerinde haklı olduğu görülen lider.

    olayı kısaca özetleyeyim. bildiriyi ergun mengi isimli bir şahıs yazıp whatsapp grubuna atıyor. ergun mengi iyi parti üyesi olarak bilinse de esasen ümit özdağ'ın 21. yüzyıl enstitüsü'nün danışmanı ve iyi parti üyesi değil. amiraller onaylayınca sabah paylaşılacağı söylenen haber akp medyasında 23.10 saatinde dolaşıma sokuluyor. gece 1'de patlak veren bildiri olayı aslında akp eliyle dolaşıma sokulmuş.

    bu pis oyunun farkında olan akşener ise ertesi gün ciddi tepki gösterdi.

  • deniz kuvvetlerinden emekli olan bir amiral var ailemde. henüz küçük bir çocukken bahriyeli olmaya başlıyor bu insanlar. türlü yatakhane, okul anıları vardır hep anlattıkları. amiral olduktan sonra yeri gelir japon prensi ile aynı sofraya otururlar bir davette, yeri gelir abd savunma bakanı ile sohbet ederler. denizaltı anıları vardır bol bol anlattıkları. anıları haricinde devlet ile ilgili ciddi bildiklerini asla paylaşmazlar. bazen sıkıştırıyorum kozmik oda falan ile ilgili, ustaca lafı değiştiriyor. arkadaşlarının pek çoğu haksız bir şekilde hapis yattı kumpas sebebi ile. o zaman bile içindeki öfkesini bizimle paylaşmadı, çok ketum. onun hakkında söyleyebileceğim en spesifik şey aşırı vatansever olduğu. yanında ağzımın kenarı ile yunanistan güzellemesi bile yapamıyorum, o derece! emekli olmadan önce eve yatmadan yatmaya gelen bir askerdi. deniz kuvvetlerinde iş hiç bitmezdi, ya da orası onun esas eviydi, kimbilir... "nerden emekliydiniz?" diye soranlara "devlet memuruydum" der. ağzından "paşa" kelimesini hiç duymadım samimi söylüyorum. neyse demem o ki; tabii ki her yerde, her meslekte türlü türlü insan var ama benim gördüğüm ortak şey "vatan aşkları". çocuklularından bu yana yaşanmışlıkları, gördükleri, geçirdikleri... hepsinin sonucunda şunu söylemek istiyorum meral akşener'e; "sensin zevzek"!

    edit: çok teşekkür ediyorum mesajlarınız için. ben askeriyeyi, askerliği seven biri değilim. çok da eleştirdiğim yerler vardır. hatta ben (itiraf) çok vatansever biri de değilim. bu entryi yazacağım aklıma gelmezdi. hatta bahsi geçen kişi okusa, benim yazdığıma, hele onun için yazdığıma inanamaz. en son doğu akdeniz konusunda tartışmıştık mesela. bana "bu ülke çok büyük bir ülke, canımızı veririz gerekirse "dedi ve derken o kadar hissederek söyledi ki, üzüldüm. z kuşağının değer yargılarının farklılığından konu açılmıştı ve ters düştük konuşurken, araya annem girdi. ama gel gör ki; ne kadar eleştirsem de, yeri gelip tartışsam da, onun bu ülkeyi canını verecek ölçüde seviyor olması gerçeğinin bir takım iktidar oyunlarıyla göz ardı edilmesine ve ülke konusundaki hassasiyetinin "zevzeklik" olarak nitelendirilmesine yüreğim el vermedi. bu insanlar hayatlarını bu mesleğe vermişler. çocuklarının büyüdüklerini görmemişler çalışmaktan. eleştirilecek noktaları yok mudur, tabii ki vardır. ama zevzek?

    edit 2: yine nevşin'ciğim en bana yakın olan şeyleri söylemiş. tık

  • her geçen gün cumhur dinozorlarının kimyasını bozmaya devam eden başarılı siyasetçi.

  • patır patır, çatır çatır konuşuyor. aslan gibi kadın lan. solcu halimle söylüyorum bunu. “yazlık kışlık saray yaptıran bilmem kaç tane uçakla gezen adam israfın önüne geçeceğiz diyor” dedi, bayağı keyiflendim. *

    berat için “demek ki evlat olsa sevilecek bir tarafı yokmuş” dedi. ahahasd :d

    tayyip ve mehmet'in fezleke oyununa da geçit vermeyeceğini söyledi. helal olsun. *

  • ak apocu ve ak fetullahci terorist kopeklerin kudurmalarina neden olan turk kadini.

  • ilk sinirle partiyi bırakacaksan ne diye millete umut verdin? vallaha tüküreyim bu ülkenin siyasetçilerine biri gelir koltuk bırakmaz diğeri kafası bozulur bırakıp gider abv

  • yeni kurduğu partiyle ilk seçimde yüzde 10'a yakın oy alıyor ve hedeflerin gerisinde kaldık, tüm sorumluluk benim diyerek kongreye gitme kararı alıyor. kılıçdaroğlu gibi kaç seçim kaybettiğini hatırlamayan birine ders olur umarım.

  • rahmetli dündar taşer’in “durum muhakemesine hasımdan başlanmaz” tespitini bugün mansur yavaş yapmıştı. ben de buradan hareketle bir şeyler karalayacağım. meral akşener ve iyi parti başlıklarını az çok takip eden arkadaşlar beni sıkça gördüler seçim öncesi buralarda. yaz biraz uzun olacak diye tahmin ediyorum. duygusal davranıp yanlış muhakeme ettiğim konular olabilir, uyarabilirsiniz. okuma zahmetine girip dönüş yapacak olanlara şimdiden teşekkür ederim.

    ilk olarak hem cumhurbaşkanlığı seçiminde hem de milletvekili genel seçiminde bir başarısızlık olduğunu söyleyelim. başarısızlığın adını büyük başarısızlık koymak istemiyorum ama ortada bir küçümsenmeyecek bir başarısızlık söz konusu.

    2017 temmuzunun başında meral akşener ve ümit özdağ bir parti kuracaklarını açıkladı. partinin konumu milli merkez olarak tanımlandı.(milli merkez çok güzel bir tanımlama olmasına rağmen değerlendirilemedi bir daha, kenara atıldı) kısa bir süre sonra ikiliye koray aydın ismi de katıldı. yapılan istişareler ve çalışmalar sonucunda ekim ayında partinin kuruluşu ilan edildi. parti kuruluş aşamasına kadar arkasına bir rüzgar almıştı fakat ilk rüzgar kesintisi kuruluşta başladı. kurucular listesine baktığımızda isimlerde çok fazla mhp kökeni ağırlığı vardı. ana gövdeyi bu ekibin oluşturması beklenen bir durumdu fakat hem bu kadar fazla hem de artık eskimiş isimler hayal kırıklığı yarattı. dyp-anap-ak parti kökenli isimler ise kimse de heyecan yaratmayacak siyaset eskileriydi. kurucular listesindeki genç ve kadın sayısı kısmen teselli oldu diyebiliriz.

    partinin kendini ideolojik olarak bir türlü konumlandıramaması da büyük sıkıntı yarattı. ülkücü kadrolarla merkez sağ partisiyiz denilip chp seçmeninden oy devşirilmek istendi kimi zaman. bu karmaşa toplumda karşılık görmedi.
    partinin kurulmasıyla türkiye genelinde teşkilatlanmalar başladı. koray aydın’ın öncülüğünde giden bu çalışmalar partiye olan ilgiyi her geçen gün düşürdü. her atanan il başkanı ve oluşturulan il yönetimine baktığımızda mhp’nin eski il/ilçe başkan veya yöneticilerini gördük. milli merkez iddiasıyla yola çıkılmasına rağmen bütün il ve ilçe teşkilatları eski mhp yöneticilerine teslim edildi. aslında bu isimlerin eski mhp’li olması sorun teşkil etmezdi. sorun bu isimlerin hala yeni bir parti kurulduğunu, bu partinin mhp’den farklı olduğunu idrak edememeleriydi. hala partiye ilgi varken üye olmak için il/ilçe başkanlıklarına giden vatandaşlar çeşitli bahanelerle oyalandı ve üye yapılmadı. gördük ki daha şimdiden koltuk sevdalıları teşkilatlarda hegemonya kurmaya başlamış. üye olmanın dışında bilgi almak için giden birçok vatandaş da karşılarındaki ilgisiz ve tavırları rahatsız edici olan yöneticiler sebebiyle partiyle arasına mesafe koymaya başladı.

    il ve ilçe teşkilatındakiler koltuklarını sağlama almak dışında çalışmadılar. ataması ilk iki ay yapılan başkanlar bile hala ilçelerdeki teşkilatlanmayı bitirip kendilerini halka anlatmaya başlamadı. şöyle geliyoruz böyle iyiyiz ile gün geçirip erken seçimi kucaklarında bulunca biz bunu beklemiyorduk diye mızmızlanmaya başladılar. iyi de kardeşim aylardır hiçbir halt yapmayıp neden yattınız? her sokakta, her mahallede, her köyde neden çalışmadınız? herkesin elini sıkıp neden kendinizi tanıtmadınız?

    seçim çalışması seçime iki ay kala ya da seçim kararı alınca yapılmaz. seçim çalışması ortada seçim yokken yapılır. her mahallede her sokakta adamınız olacak. o insanları tanıyacaksınız. o insanların dertlerini sıkıntılarını bileceksiniz. ne ihtiyacı var, ne eksiği var göreceksiniz. basit bir örnek vereyim. seçimlerde müşahit ya da sandık görevlisi olan arkadaşlar iyi bilirler; seçim günü ak parti teşkilatının mensupları sabahtan akşama arabalarıyla ya da taksilerle yaşlı/hasta/engelli seçmen taşırlar. oyunu kullanmak için okula giren her seçme hal hatır sorarlar. yanında eşi gelmemişse yenge nerede derler. oğlan üniversite sınavlarına iyi hazırlandı mı derler. amcanın oğlu hastaneden çıktı mı diye sorarlar. bunlar ne biliyor musunuz? halkın içinde olup, halkın her sıkıntısını bilip halkla birlikte siyaset yapmaktır. halka rağmen halkçı olunmaz. hele 2 aylık seçim döneminde hiç halkçı olunmaz.

    bakın herhangi bir dönemde bütün siyasi parti teşkilatlarını gezin. selam verin girin içeri. ak parti teşkilatları sizi krallar gibi karşılar. oturtur tanışır kimlerden olduğunuzu nerede oturduğunuzu vs. her şeyi sorar. siyasi konulara girmeniz en az 30 dakika alır. sonra muhalif siyasi parti teşkilatlarına gidin. üçüncü dakikada siyasete girerler.

    gelelim milletvekili listelerine. tüm siyasi partiler arasındaki en kötü liste şüphesiz iyi parti listedir. meral akşener parti kurulduğundan beri “bu bir kadın ve gençlik hareketidir” diye konuştu gittiği her yerde. listeleri elimize alınca ne gördük peki? ne kadın var ne genç var. partinin gençlik kolları başkanı izmir’de 5. sıraya konulmuş. osman başkan da haklı olarak tepki gösterdi ve istifa etti. ak parti gençlik kolları başkanı ahmet büyükgümüş yalova’dan 1. sıra adayı yapıldı ve seçildi. ülkü ocakları başkanı olcay kılavuz mersin’den 1. sıra adayı yapıldı ve seçildi. ak parti’de 22 yaşında rümeysa kadak milletvekili seçildi. iyi parti’nin en genç ismi 42 yaşında olması lazım. seçilen milletvekillerinin yaş ortalaması da 56-57.

    peki kadın adaylar var mı? kontenjan doldurulmak için varlar ama seçilecek yerlere koyulmadılar. %25’lik kontenjanın laf olsun diye koyulduğunu gördük. tülbent devrimi 3 kadın milletvekili ile yapılmaz. bugün iyi parti meclise sadece 3 kadın milletvekili gönderiyor bu sonuçlara göre. ak parti 39, chp 14, mhp 3, hdp 19 kadın milletvekili götürüyor meclise.

    kazanan 43 milletvekili alternatif mhp listesi gibi oldu zaten. en az üçte ikisi eski mhp milletvekili. aynı zamanda özellikle anadolu’da isimler özenle seçilmeli. o şehirle hiç alakası olmayan başka şehirde doğmuş büyümüş isimleri aday göstermek o şehirin halkını umursamaktır. ali türkşen, vedat yenerer, ali aydın ve fatih eryılmaz gibi fetö mağduru 4 isim de seçilemedi. hiçbiri liste başı yapılmamıştı.

    son olarak meral akşener ve iyi parti’nin performansına değineceğim. 45 günlük seçim maratonu bu kadar kötü geçirilebilirdi. akşener’in miting performansı zayıf bunu biliyoruz zaten. önemli mi? önemli. çok mu önemli? hayır, telafi edilebilir. meral akşener’in mitinglerde belirlediği temel konu başlıkları şunlar oldu:
    -tika’nın harcadığı paranın denetlenmesi
    -kredi kartı borçlarını silme vaadi
    -makam arabaları için harcanan para
    -50 milyar dolarlık istihdam
    -genç işsizlere vatandaşlık maaşı
    -trt’nin satılması
    -şeker fabrikalarının geri alınması

    bunların hiçbiri halkta karşılık görmemesine rağmen son güne kadar aynı şeyler papağan gibi tekrar edilip durdu. 45 gün boyunca aynı konuşmaları dinledik. hiçbir şehirde farklı konulara değinmeden bunları söyleyip gitti meral akşener. en basiti “50 milyar dolarlık yatırım” vaadi dünyanın en sığ söylemi. yahu nedir bu yatırım? ne yapacaksın mesela? karadeniz bölgesinde hangi fabrika, ege bölgesinde hangi sektör konusunda yatırım yapılacak? kayseri bu yatırımı nasıl hissedecek? kastamonu’ya ne vaat ediyorsun? mardin’li ne istiyor? bu sorulara cevap verilemeyen soyut vaatler havada kaldı. halk ilgi göstermedi. tarım’da hiçbir ürünün yetiştiricisi memnun değilken o insanlarla doğru iletişim kurulamadı. fındık, çay, zeytin, tütün üreticileri iyi parti iktidarı ile daha iyi olacakları konusunda emin olmadılar. tika meselesinde bağırdıkça milliyetçi seçmen olumsuz reaksiyon göstermesine rağmen düzeltme yapılamadı. “kolombiya’da okul açmışlar” diye kimse tika’yı eleştirmez. bunu eleştirecek tek grup sol seçmendir. onlar da size oy vermiyor. trt’nin satılması da kimsenin umrunda olmadı. şeker fabrikalarının geri alınması vaadinin karşılığını da fabrikaların olduğu ilçelerdeki sonuçlardan anlayabilirsiniz; hüsran. “ben ekonomi bilmem. durmuş yılmaz ve ayfer yılmaz benimle birlikte. onlar çok iyi anlarlar” dışında ekonomide çıkış yolu gösterilmedi. siz ekonomiyi bilmiyorsunuz ama insanlar da durmuş beyi ve ayfer hanımı bilmiyor.

    “erdoğan ikinci turda karşısında kimi görmek istemez?” üzerine kurulu bir seçim dönemi ikinci tura kimse kalamadan bitti. evet bence de erdoğan ikinci turda sizi karşısında görmek istemezdi. hatta ilk turda bile sizinle muhatap olmadı. seçimi chp(muharrem ince)-recep tayyip erdoğan kavgasına çevirdi. muharrem ince tvlerde parlatıldı. mitinglerde kitlesini coşturdu. bunu gören sağ seçmen erdoğan’ın arkasında daha da konsolide oldu. bunların hepsini görebiliyorum ama bunu bırakın biz insanlara söyleseydik sayın akşener. sizin bunu söylemeniz sonucu değiştirmeyecek bir şeydi. tıpkı diğer gereksiz vaatler gibi bunu da son güne kadar sordunuz. biraz sosyal medyada gezip biraz sokağa çıkan herkes işlerin kötü gittiğini anlayabilirdi. fakat sizin danışmanlarınız sizi bu konuların hiçbirinde uyarmadılar. ya da siz uyarıları dikkate almadınız.

    iyi parti %9,95, meral akşener %7,29 oy aldı neticede. 1 kasım seçim sonuçlarına da bakarak iyi parti’nin oylarının yaklaşık %7’lik kısmı mhp’den, %1,5 chp’den %1,5 da ak parti’den gelmiş görünüyor. meral akşener’in şahsına verilen oylar da mhp’den gelen oyların neredeyse tamamı ve ak parti’den gelenlerden oluşuyor. önümüzdeki seçimlere hazırlık aşamasında bu chp oyları gözden çıkarılabilir. hedef kitlesi tamamen ak parti oyları olmalıdır. herkesi kucaklamak iddiası altı doldurulamaz bir söylem.

    tayyip erdoğan çok zeki bir siyasetçi. elindeki %52’lik seçmeni tutma konusunda müthiş başarılı. akşener’in başarısızlığı da buna eklenince erdoğan için seçim kolay bir hal aldı. muharrem ince ya da chp’nin iktidar olmak gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum. ama muharrem ince’nin de çok zeki olduğunu düşünüyorum. o da muhalefet bloğundaki oyları toplayıp chp’nin %25’inin üstüne çıkmak üzerine kurulu bir seçim stratejisi yönetti. %31 ile de başarılı olduğunu görüyoruz. türkiye’deki vaziyetten rahatsız olan seçmenin oy değişiklikleri sadece cumhur ittifakı içinde oldu. bu rahatsız seçmen iktidar bloğundan ayrılmadı.
    sorunları söylerken çözümün ne olduğunu yazdım zaten. şimdi önemli bir süreç başlıyor. bu süreç çok önemli. herkesin gözünde iyi parti bir seçim daha göremeden dağılıp gidecek bir parti gibi görünüyor şu anda. yerel seçimler için hiç vakit geçmeden hazırlanmaya başlayın. chp ve saadet partisi ile gerekli istişarelere şimdiden başlayın. büyükşehirlerde ittifak yapılmasını gerekli görüyorum. örneğin istanbul’da ve izmir’de chp, ankara’da iyi parti adayı ile seçimlere girilebilir. büyükşehir önemli.

    teşkilatlara çeki düzen verilmeli. seçim sonuçlarını iyi okumak lazım. örneğin x şehrinde %10 oy alınmasına rağmen %5-6 gibi düşük performans gösteren ilçeleri tekrar teşkilatlandırın. başarısız kimseleri vefa için tutmanın anlamı yok.

    tbmm’de sırf ak parti sunduğu için her şeyi reddetmeyin. doğruya doğru deyin. ya da sırf hdp ile yan yana gelmemek adına yanlışa doğru demeyin.

    yeni sitem alternatif partileri yutabilir. yutulması en kolay parti şu an iyi parti. sistem içinde kalıcı olmak için en kısa zamanda doğru hamleleri yapın. özellikle size oy veren seçmenin üçte ikisi siz olmasaydınız bu sistemde kendine yer bulamazdı. gerekli değerlendirmeler inşallah yapılır ve doğru adımlar atılır. buraya kadar okuma zahmetine girdiyseniz teşekkürler. seçim süresince burada yazıp çizerken kırdıklarım hakkını helal etsin. bu süreçte seçimi göremeden hatta seçim günü kaybettiklerimiz oldu. başta ibrahim özyer olmak üzere hepsine allah’tan rahmet diliyorum.

  • abdullah gül garabetinden ülkeyi kurtardığı için bile alkışı hak etmiştir.

    kısa zamanda ekibini tam kuramadı. inşallah salim kafayla yerel seçimlere hazırlanır.

  • sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. 1 oyum var o da kendisine ve partisine.

    hikaye çok uzun aslında. toplanan imzalara rağmen yaptırılmayan bir kongre. tarlalarda, polis barikatlarının arkasında bir demokrasi mücadelesi.

    referandum kararı sonrasında arkadaşlarıyla birlikte gidilen onca şehir, onca salon, onca toplantı. elektriği kesilen salonlar, saldırılar, engeller.

    kuramazsın denilen parti. açılışı için salon vermeme çabaları, genel merkez için binasını kiralamayanlar.

    büyük yükselişi engellemek için süper baskın seçim. adaylığı için imza verenlerin tehdit edilmesi. ysk'nın seçime sokmama çabaları. abdullah gül ısrarcıları.

    mitinglerine, stantlarına yapılan saldırılar ve engellemeler. basın ambargosu.

    hikayenin özeti bu. partinin kuruluş kararı açıklandığı gün dediğimiz gibi;

    biz de sizdeniz biz de sizdeniz !