muharrem ince

  • mansur yavaş'a ikinci bir şans verildi ve sonuç ortada. bu adam da ikinci bir şansı hak ediyor. seçim gecesi onu yalnız bırakan ve süreci berbat eden chp yönetimiydi ve ihale malesef ona kaldı, ki sebeplerini partiye zarar vermemek adına çokda açık etmeden defalarca anlattı. hala seçim gecesini muhabbeti yapmak kendisine yapılan bir haksızlıktan öte yolunu kesmek amacıyla muhalifleri tarafından yapılıyor, çoğunu samimi bulmuyorum. o gece ince ortadan kaybolduda kılıçdaroğlu veya chp kurumsal olarak neredeydi? sesleri çıktı mı? veyahut hangisinin sesi çıkı? akşener neredeydi? demirtaş neredeydi? hangisi o gece düzgün bir sınav verdi? o gece yenilen kazıklardan alınan derslerle istanbul ve ankara kazanıldı. kronolojiyi lütfen hatırlayın.

    muharrem ince durumsal farkındalığı son derece yüksek, beyni zehir gibi çalışan, cesur, dürüst ve rasyonel biri. fizik tahsilinin getirdiği, linear bir düşünce sistemi var. bir liderde olmasın gereken niteliklerin, vasıfların çoğunu barındıran, chp'nin hiç teredütsüz tüm gücüyle arkasında durması gereken lider profili. zira partinin öz evladı, dibini kazıdığın zaman altında ülkücülük, cemaatçilik, karadeniz mikro milliyetçiliği, muhafazakarcılık gibi bagajlar çıkmayan, chp'nin kurumsal kimliğine en fazla yakışan kişi. samimi bir kemalist. bu ülkeyi son elli yıldır yönetip bugün gelinen noktanın sorumlusu olan sağ zihniyetin kürü, tedavisi.

    seçim süresinde kısacık zamanda, onca zorluklara rağmen gösterdiği performans, milyonları umutlandırdı, ogün boks maçlarında olduğu gibi yenilmez denilen rakibin burnundan ilk defa kan geldi ve yenilebileceğine inanıldı. o sayede muhalefet kenetlenip başarabileceğine güvendi ve başardı. şimdi tüm bunları unutup, haydi sen kredini bitirdin, yürü siyasi çöplüğe gibi söylemler, kendisine yapılan ciddi bir haksızlıktır. ikinci bir şansı ve arkasında durulmayı sonuna kadar hak etmiştir.

  • canlı yayında rte'nin konuşmasına bağlanılması sonucu haber global kanalına yaptığınız faşizmdir diyen koca yürekli insan. korkmayın bu kadar, zaten ilk seçimde gidecek de demiştir.

    https://twitter.com/…tatus/1266434532946952194?s=21

    edit: bu da yayını terk etmesi. yalakaların façasını aşağıya almıştır.

    https://twitter.com/…tatus/1266445942456188944?s=21

  • tutarsız işler yapmakta olan, aşırı hırslı ama sığ siyasetçi.

    1) "halk tv basın toplantımın yayınını neden kesti?" diye sorarak topluma chp genel merkezi'ni hedef gösteriyor. ancak, gerçek şu ki; halk tv'nin imtiyaz sahibi baykal ailesi. kanalın yönetim kurulu başkanı deniz baykal, başkanvekili ise kızı aslı baykal. her fırsatta ismini saygıyla andığı ve övmeye doyamadığı deniz baykal'ın ve ailesinin de kendisine karşı yürütülen kumpasa ortak olduğunu mu ima ediyor? ya da bu soruyu neden telefon açıp bizzat deniz baykal'a sormuyor? yoksa, toplumdaki "halk tv chp'nin yayın organı, haliyle genel merkez tarafından yönetiliyor." şeklindeki yanlış algıyı kullanmak ve ihaleyi kılıçdaroğlu'na bırakmak işine mi geliyor?

    2) kendisine atılan iftiranın ucundan çıkan talat atilla'nın yalancı ve güvenilmez biri olduğunu tekrar tekrar söylediği halde, aynı adamın "kaynağım chp yönetiminden." ifadesini ayet gibi doğru kabul ediyor. atilla'nın bu iddiasının da yalan olmadığını nereden biliyor? bu ihtimali neden hiç göz önünde bulundurmuyor? örneğin bir iddiaya/senaryoya göre; atilla bu haberi chp'den almıyor, tam tersine yayınlanmasından kısa süre önce chp'ye kendisi ulaştırıyor. yani önce aracılar vasıtasıyla kılıçdaroğlu'na, sonra da bizzat rahmi turan'a üflüyor istihbaratını (ya da masalını)... kılıçdaroğlu, aldığı istihbarat(?) başka bir kaynaktan (sözcü) da yayınlanınca, herkes gibi gazetelerden öğreniyor durumuna da düşmemek için "biliyorum, haberim var." diyor. oysa, o sırada farkında olmasa da; çıkan haberin de genel merkeze gelen istihbaratın da tek bir kaynağı var: talat atilla--- bu senaryoya göre kumpasın esas hedefi kılıçdaroğlu oluyor, ancak ince ne hikmetse - belki de son çaresi olan mağduriyet imkanını değerlendirmek adına - yalancı olduğunu düşündüğü adamın "kaynağım chp" ifadesini sorgulamaksızın benimsiyor. neden?

    3) "bu iddialar çıktığında, genel başkanın <hiçbir chp'li böyle bir şey yapmaz, ben kefilim.> diye ortaya çıkması gerekirdi." diyor, ama yine kendisi "chp genel merkezi'nde bir çete bana komplo kurdu." diyor. o zaman kendisi de tüm chp'lilere kefil değil, kılıçdaroğlu niye olsun? kaldı ki erdoğan'ın akp'den, bahçeli'nin mhp'den nice mensuplarını itibarlarını yerle bir ederek gönderdiklerini gördük, hangi genel başkan tüm partiye kefil olmuş ki kılıçdaroğlu olsun?

    4) "bu çeteyi biliyorum, kurultayda açıklayacağım." diyor. iyi de böyle bir çete varsa, bunların o koltuklarda oturduğu her gün chp'ye zarar değil mi? üstelik "bu çete yarın kılıçdaroğlu'na da komplo kurabilir." diyor, öyleyse kılıçdaroğlu'na da komplo kurulsun diye mi bekliyor? kendisine chp içinden komplo kurulduğunu belgeleyebiliyorsa niye hemen harekete geçmiyor? kılıçdaroğlu'nu, fox tv'deki yayında "biliyorum, ama açıklamam." dediği için eleştiriyor, ancak konu kendi iddiaları olduğunda aynısını kendisi yapıyor, "şimdi açıklamam." diyerek kaçak güreşiyor.

    nereden baksan tutarsızlık!

  • basın toplantısı editi: `*al işte komediye gelin!
    şu an devam eden basın toplantısını, ntv bile canlı gösterirken, halk tv birkaç dakika gösterip yayını kesti. neden diye bir düşünün bakalım?

    **a haber'in onu yayınlaması; ve buna bağlı olarak, akp'nin şu an için chp'nin başına kendisinin geçmesini istemesi tabi ki normal; çünkü bu sayede, belki de iyi parti - chp - hdp bloğu dağılacak. bu da akp'nin işine yarayacağı için, eskiden değil ama şimdilerde ince'nin genel başkan olmasını istiyor olabilirler. fakat bu, onun akp ile bir iş birliği içinde olduğunu göstermez. böyle saçma bir mantık olabilir mi?

    ***ayrıca; ince genel başkan olduğunda, chp'nin son seçimde aldığı milliyetçi ve kürt oyları alamaz teorisi de ayrı bir komedi.
    yani neden böyle bir şey olsun ki? daha doğrusu, kılıçdaroğlu var diye chp'ye oy verip, ince geldiğinde oy vermeyecek kitle vermesin zaten, akıl tutulmalarına devam etsin.

    bugünkü tartışmaları bir yana bırakarak bir şeyi çok merak ediyorum; kendisi hakkında, cumhurbaşkanlığı seçiminden beridir devam eden ve buna bağlı olarak birçok seçmeninin de kendisine sırt çevirmesine neden olan şu '' 24 haziran gecesi kendini bitirdi '' kampanyası bir tek bana mı anlamsız geliyor?

    yani sırf bu yüzden kendisine bir daha oy vermeyeceğini söyleyen, ve gördüğüm kadarıyla sözlükte de bolca mevcut olan bu insanlar ne kadar saçmaladıklarının farkında değiller mi acaba?

    *recep tayyip erdoğan %52,6

    *muharrem ince %30,6

    siz şimdi, böyle net bir kayıp söz konusuyken, kendisinin tvlere çıkıp bunu savunmasını veya bu sonuçlara itiraz etmesini mi istiyordunuz/bekliyordunuz?

    mesela ekranlara çıkıp '' evet maalesef kaybettik '' dese, bütün bu tartışmalar olmayacak ve onu sevmeye devam mı edecektiniz? bu mudur yani?

    aradaki fark, istanbul seçimi gibi kıl payı olsaydı, tabi ki o da çıkar itirazını da ederdi, sonuçların arkasında da dururdu.

    fakat o ne yaptı? tam da ondan bekleneni yaptı; yani kaybetmeye tahammül eden biri olmadığı için; ve de fark bu kadar net olduğudan dolayı sessiz kalmayı tercih etti. olay bu kadar basit.

    ayrıca, '' adam kazandı '' da bence gayet makul bir açıklamaydı.
    ne yani, ülkenin cumhurbaşkanıyla ilgili nasıl bir hitap kullanmasını bekliyorsunuz, deli misiniz?

    edit:

    https://www.youtube.com/watch?v=tgwvitnkcga

    bakın bu video, 24 haziran gecesine ait. bülent tezcan, inatla seçimin ikinci tura kaldığını söylüyor.
    şimdi sırf açıklama yapmak adına, çıkıp böyle aldatıcı bir açıklama yapıp boş umut dağıtmak daha mı iyi?

  • görüşmemiş olmasını temenni etmekle beraber ilginç şekilde şu an konuyla ilgili program yapan tüm kanallarda hükümet yalakası gazeteciler muharrem ince öyle şey yapmaz diyor, ölümüne adamı savunuyor. bi ibnelik var bu işte.

  • her şeyin fitilini ateşleyen bir lider olarak her zaman akıllarda ve gönüllerde olacağından hiçbir şüphem yok.

    sen o ilk kibriti çakmasan bugün istanbul'u kazanamamıştık muharrem abi, iyi ki varsın.

  • çok güzel heyecan vermişti yıllar sonra. bakmayın siz boş beleş sözlere. değişimi, değişim heyecanını başlatan ilk kişidir.

    insanlara değişimin imkansız olmadığını, mümkün olduğunu göstermiştir. sırf bu yüzden bile önemlidir.

  • herkes yazmış ama şu an tvde izlerken aklımdan geçenleri kendi tarihime not olsun diye başlığına yazıyorum:
    tam da şu an ekrem imamoğlu'ndan kriz yönetimi, seçim spekülasyonu yönetimi nasıl olur dersi alıyor olmalı.. sen de o akşam bu kadar kararlı olsaydın belki şimdi her şey daha farklı olurdu hocam be yazık ettin umutlara.. bu gece sen de vicdanınla hesaplaşıyorsun gibime geliyor.
    bir tarafta 5 yıl önceki haksızlığı sineye çekmeyip yarıştan kopmayan bir mansur yavaş bir tarafta hakkını sonuna kadar arayan ortalardan kaybolmayan bekleme yapmayan bir ekrem imamoğlu işte sahalarda görmek istediğimiz siyasetçiler.

  • babam hep derdi ruzgar ne tarafa eserse millet götünü o tarafa doner. inanmazdim. seçim öncesi ne kadar arkasinda duran insan varsa bugün arkasini donmus. iktidar kulağımızın arkasını bile birakmamisken, bu adamin ufacik hatalarina suan neler deniyor. hepimizi umut dolu ruzgarlarla aldi götürdü 17 yıldır renksiz dunyamiza 2-3 ayligina renk verdi. kimse muharrem ince için allah demedi, kizacaksaniz cocuksu umudunuza kizin, kizacaksaniz bu halka kizin, kizacaksaniz din adi altinda sömürenlere kizin. adamin suçu yok beyler. boşuna kandirilmis gibi davranip kendinizi de salak durumuna dusurmeyin.

  • muhaliflerin neden kaybettiğinin göstergesidir.
    bizim putlarımız yok, liderlere tapmıyoruz.
    dün sevdiğimizi yeri geldiğinde eleştirebiliyoruz.
    vazgeçmeyi, körü körüne bağlanmayı sevmiyoruz.
    yanlış yapanın üstünü çizebiliyoruz.
    işte bu yüzden biatçılara yenik düşüyor, %52'lik kısmı bir türlü ikna edemiyoruz. görünen o ki put yapmayı beceremeyişimizden oluyor bunlar.