debe başlıkları

fenerbahçe

  • küme düşmesi gerekirse düşer. ne bu ağıtlar, küfürler? 2. lig de ülkemizin ligi. süper lig düzeyinde değilsen paşa paşa oynar, çıkarsın yukarı. juventus düştü de ne oldu, büyüklüğünden bi şey yitirdi mi?

    geçelim bunları. aziz gitsin yeter ki takım küme düşsün derdim. yine dedğimin arkasındayım. aziz gibileri kulübün kapısından girmesinler de gerekirse bir yıl alt ligde oynarız sorun değil.

    t: en kral anadolu takımı.

  • bu sezon düştüğü durumdan garip bir zevk aldığım takımım. kendime bile itiraf edemiyordum bunu aslında ama sezona kötü başlayıp toparlanma sinyali vermeyince önce cocu gitsin diye maçları kaybedelim istedim, şimdi de koeman gitsin ersun gelsin diye öyle izliyorum. yalnız bu durum bende acayip bir alışkanlık yaptı, iyice mazoşiste bağladım. nasıl olsa bu sezon şampiyonluk veya avrupa potası hayal. toparlanıp 8. falan olacağımıza küme düşme hattında sürünüp heyecan yaşayalım son haftalar kurtulalım istiyorum. misal akşam sıkıcı bir aykut kocaman oyunuyla 1-0 alıp 14. 13. olacağımıza 3-0 yenilelim düşme hattına girelim. çok heyecanlı değil mi lan? iyice kafayı yedirdi bu takım bana.

  • ersun yanal önderliğinde de ne yazık ki başarı sağlayamayacak olan takım, takımım.

    şimdi size ersun hoca’nın ali koç tarafından neden tercih edilmediğini ersun yanal’ın oynattığı futbolu hayranlıkla izlemiş ve gidişi içinde ukde kalmış bir fenerbahçeli olduğumu belirterek ve kendi gözlemlerime dayandırarak açıklayacağım. umarım faydalı olur.

    ersun hoca gelir gelmez “fenerbahçe defans yapmaz, yaptırır.” sözü ile hepimizin gönlünü çaldı; doğru. dediğini de yaptı çünkü o zamanki kadro buna çok müsait oyunculardan oluşuyordu. hücum futbolunu benimsemiş bir hoca olan ersun yanal, fenerbahçe’nin başında iken elindeki oyunculara güvenerek oyunu rakip sahaya yıkan bir oyun stili ile maçlara çıkıyordu. mevcut kadro ile bunu yapabilmesi mümkün değil. daha net anlaşılabilmesi için bu noktadan sonra konuyu oyuncular üzerinden, maç içi varyasyonları göz önünde bulundurarak anlatacağım.

    ersun yanal döneminde fenerbahçe’nin gizli kahramanı ya da takımın beyni emre’ydi. oyunu orta alandan ileriye doğru kuruyor, eğer kuramazsa topu boşta olan bek oyuncusuna aktarıp onların oyun kurmasını sağlıyordu.

    şu anda fenerbahçe’de emre’nin o zaman ortaya koyduğu performansı koyabilecek bir futbolcu yok. benzia çok yetenekli fakat fiziki olarak oyunun içinde yok. eljif hırsıyla bizi büyülüyor ama onun da emre kadar tecrübesi yok.

    bir kere o kadroda emre ve meireles gibi premier lig, serie a ve liga nos gibi liglerin üst düzey takımlarında uzun süre oynamış iki tane box to box oyuncu vardı, bu kadronun tamamında böyle bir tecrübe yok.

    emre topu beklere vererek oyun kurduruyor demiştik. şu anki beklerimizin oyun kuracak potansiyeli ne yazık ki yok. iyi niyetlerine inanıyorum ama ne yazık ki hasan ali’nin caner erkin, şener ya da ısla’nın da gökhan gönül’ün performansına yaklaşma şansı yok.

    ersun yanal döneminde mehmet topal sıklıkla stoperlerin arasına kayıyor ve fenerbahçe bek oyuncularını ileri iterek 3-5-2 formatına dönüyordu. mehmet topal aynı tempoda değil, alternatif oyuncular bu oyun şablonuna uyum sağlayacak tipte oyuncular değil.

    beklerini oyun içi varyasyonlarda bu şekilde kullanan bir fenerbahçe görmek, dani alves ya da jordi alba gibi bek oyuncularına bayılan bir adam olarak beni gerçekten mest ediyordu; şu anda aynı verimi mevcut bek oyuncularından almak mümkün değil.

    iç forvet olarak çıktığı maçlarda sırtı kaleye dönük oyun tarzı ile sergilemiş olduğu performansın neredeyse aynısını yüzü kaleye dönükken de sergileyebilen kuyt’un bu performansını frey’den almak pek olası değil.

    kuyt’ın, sow’un ya da emenike’nin oyun içerisindeki alan değişikliklerini slimani, frey ve ayew’den beklemek hayalden başka bir şey değil.

    şu anda ofans hattını oluşturan valbuena, slimani, frey ve ayew’in, o zaman ofans hattında bulunan sow, emenike, kuyt ve webo’nun sergilediği performansa ulaşması ne yazık ki ihtimal dahilinde değil.

    sonuç itibariyle ersun yanal fenerbahçe’si ile günümüz fenerbahçe’si arasında dağlar kadar fark var ve bu yıl gereğinden fazla hayal kırıklığına uğradık zaten arkadaşlar dolayısıyla şu noktada yönetime ersun hoca baskısı yapmak yepyeni bir hayal kırıklığından başka bir şey değil.

    ersun yanal’ı fenerbahçe’nin başında #yeniden görmeyi elbette ki çok isterim ve göreceğime de inanıyorum ama onun oyun şablonuna uyum sağlamayacağı apaçık belli olan bu kadro ile değil. sevgili fenerbahçeliler lütfen ersun yanal ısrarına devam edip hem ersun hoca’mıza, hem ali başkan’ımıza, hem de fenerbahçe taraftarına aynı çileleri tekrar çektirmeyin.

    bize acele para lazım, bunun için de oyuncu satmamız gerek.

    avrupa'nın fenerbahçe'yi takip etmesini ya sansasyonel başarılar elde ederek ya da isim yapmış bir hoca getirerek sağlarız. sansasyonel başarılar elde edeceğimiz bir kadro ne yazık ki elimizde yok. bu durumda ister istemez 2. şık ön plana çıkıyor.

    şu anda mevcut kadronun en başarılı olacağı oyun varyasyonu 4-2-3-1 ki son 5 yıla baktığında ülkemizde şampiyon olan takımların tamamının bu oyun dizilişi ile oynadığını görebilirsin. hem bu oyun stili ile oynayacak hem de bakışları üzerimize çekebilecek ve bizi başarıya ulaştıracak iki yabancı hoca mevcuttu.

    bu iki isimden 1.si leonardo jardim'di, arabistan'a gitti. 2. isim jorge sampaoli. arjantin milli takımı'nda çok kötü sonuçlar alsa ve güvenoyu ciddi manada sarsılsa da şu anda boşta olan, dünya kamuoyunda takibi yapılan ve bu taktiği en iyi uygulayan hoca o.

    en kısa sürede bu konu ile ilgili detaylı bir çalışma yapılmalı ve çok geç olmadan ali bey'e sunulmalı.

  • kendimi bildim bileli taraftarı olduğum spor kulübü.

    bugün itibarıyla düşmüş olduğu durum tamamen yönetim hatasıdır.

    yönetim hatası derken sayın başkanın tüm iyi niyeti ve fanatik fenerbahçeli olmasına rağmen, yönetimdeki ekibini ve teknik ekibini seçerken yaptığı hatadan bahsetmek gerekir.

    sayın ali koç 'un teoriği maalesef pratiğe dökülemedi.

    son 10 yıldır mutlaka ilk ikide olan futbol takımına sanki lig sonuncusu olmuş da yeniden kurulması gerekiyormuş muamelesi yapılarak tamamen amatör hamleler ile çöpe dönüştürüldü.

    vizyon, gençleştirme, gelecek projeksiyonu martavalları ile comolli'nin peşine fareli köyün masum çocukları gibi safça flüt dinleyerek takılıp bataklığa doğru koşar adım gittik.

    rüyasında bile fenerbahçe dorması göremeyecek 1. lig seviyesindeki futbolcular transfer edildi.

    liseli ergen twitter gücü ve herbokolog spor yazarlarının çığırtkanlığı taraftarın sesi zannedildi.

    aynı yandaş medya dinleyerek almanyanın bizi kısandığı ve her sene 2 trilyon dolarlık petrol rezervi bulunduğuna inandırılan vatandaşlar gibi, fenerbahçe düşmanı spor yazarlarının fenerbahçe'nin dikine oyun (ne demekse) yerine yan pas oyunu oynadığı (geçen sezon istatiklerine göre en çok yan pas yapan takımı şampiyon oldu, ardından başakşehir ve fenerbahçe geliyordu), kısır furbol oynadığı( ligin ençok gol atan takımıydı) inandırılan taraftar, teknik heyete ve futbolculara düşman edildi.

    bu saçmalıklara karşı çıkan paralı köpek ilan edildi.

    şimdi panik teknik direktör seçimi+panik devre arası transferleri- olağanüstü genel kurul baskısı altında verilmiş pansuman tedbirler içeren yönetimin vizyonua aykırı kararlar+ ekonomik kriz+ istifa+ kriz sarmalına düşmemize ramak kaldı.

    bu olursa önümüzdeki pek çok sezon da bu sezon gibi kaybedilecek, rakiplerimiz gibi 15-16 sezon şampiyonluktan uzak geçirecek taraftar kaybı ve küçülme söz konusu olabilecektir.

    taraftar olarak yapmamız gereken yönetimeve yeni teknik ekibe en azından sezon sonuna kadar şartsız destek vermek ve takımın sezonu en az hasarla atlatmasına katkı sağlamaktır.

    yıllar önce takımın yine böyle çok kötü olduğunda, fenerbahçe'nin en az seyirci rekorunun kırıldığı bir maçın resmi gazetenin spor sayfasında tam sayfa basılmış altına alay eder gibi birkaç cümle yazılmıştı.

    ben o resimde en önde babasıyla birlikte oturan soğuktan kızarmış üzgün yüzlü 7 yaşındaki erkek çocuğum. o zaman da bu takımı severdim, şimdi de seviyorum.

    o gazete sayfasını çerçevelerip odama asan ve "takımı hiçbir zaman ıslıklama" diyen babamdan miras kalan değerli birkaç şeyden biridir fenerbahçe bana.

    türk’ün kalbi sende atar
    yaşa fenerbahçe

  • üç büyüklükten istifa ediyorum, gs ve bjk'yi başbaşa bırakıyorum!

  • 9 maçta attığı 6 gol başarısını devam ettirebilirse, lig sonunda yaklaşık 23 gol atarak tarihe adını altın harflerle yazdıracak güzide kulübümüz...

    cocu'yu ben çok sevdim... çok tatlış...

  • kümede kalır tartışmalarını garip bulduğum takımdır. bu takım kümede kalacak arkadaşlar. sene sonunda hesaplaşırız.

  • biz burada sabırdan, değişimden, olası sancılardan bahsediyorken troll ordusu ''ali koç başkan fenerbahçe şampiyon'' naraları atıyordu. o zaman dedik, bu kafa yapısı bu beklenti yanlış diye. değişim istiyoruz söylemini yineledik ve bunun sancı getireceğini de sık sık dile getirdik. (bkz: #77687070) getirdik ama.. ama...

    o tarihlerde ''transfer'', ''ali başgan boynuma dola'', ''parayı koy yap transfer'', ''arsene wenger abiii xd'', ''başlık altını dolduran tinerciler ve fetöcüler defolun geliyoruz oluum'', ''ali koç başgan fenerbahçe şampiyon'' diyen adamlar, bugün en çok eleştirenler doğal olarak. çünkü tam anlamı ile troll olmak bunu gerektiriyor. bazılarınız bunu bilerek yapmıyor ama günümüzün en büyük sorunlarından biri de bu; düşünmeden, söylemin arkasını doldurmadan konuşmak.

    geçen sene aykut kocaman'ı en çok eleştiren adamlar bugün cocu'ya defol çekiyor. e madem böyle olacaktı o neden gitti deniyor. bir bakıma haklılar. ama aykut eleştirisi yaparken de bir çoğunuz arkasını doldurmuyordu, bugün konuşanlarda. - buyrun benim kocaman dönemi eleştirim ve bu sezon başlarken ''kocaman kalsa da ben olumsuz bakmıyorum'' yaklaşımım (bkz: #75138174) (bkz: #78038169) - bir çok entry'ye bakıyorum, hatta spor yazarlarına da bakıyorum... bir şeyler diyorlar, haklılık payları da var ama dedikleri, istedikleri şeylerin arkasını doldurmuyorlar ya da dolduramıyorlar. her yerde aynı populist yaklaşımlar.

    evet arkadaşlar başlık altında eğlenmeniz bitti ise takım hakkında iki kelam da ben etmek isterim:

    öncelikle takım yeni kuruldu, kabul. bazı şeylerin oturması zaman alacak bunu biliyorduk. dönemin sancılı geçeceğini de biliyorduk ama her şeye rağmen tüm kötü senaryoları üst üste koysanız dahi sahada oynanan futbolun pek mantıklı bir açıklaması yok. kadro çok mu iyi? değil. ama çok mu kötü? çok kötü de değil. en azından bu kadar değil. peki nedir sorun? gerçekten problemin ana kaynağı cocu mu?

    oyuncuları hafta içi teknik direktör hazırlıyor, kadro seçimini o yapıyor. tabikide sahadaki oyuna baktığımızda birinci sorumlu olarak teknik direktörü görüyoruz ama cocu oynanan oyundan gerçekten %100 sorumlu mu? şimdi bugün yenilen gollere bakıyorum hepsinde çok büyük bireysel hatalar var. geçen sene yenilen gollere bakıyorum yine çok büyük bireysel hatalar var. hemen aykut kocaman'ın dediklerini hatırlayın derim ben.

    yani sorunun temelinde yatan şeylerin başında şu var: fenerbahçe'nin defans hattının kalitesi bu takımın beklentilerinden çok uzak. bakın bu formla da alakalı bir şey değil, bu adamların en üst düzey form tuttuğunu düşünün yine de fenerbahçe seviyesi için yeterli değiller.

    ilk golde top neredeyse 50 metreden geliyor. pozisyon almak için çokça zaman var yani. hatta reyes pozisyonun başında hasan ali kaldırım'a git git işareti yapıyor, vedat'a yapış diyor. ama hasan ali kaldırım ne yapıyor? 50 metreden gelen topun nereye düşeceğini kestiremeyen harun kalede nasıl pozisyon alıyor? gol güzel mi? güzel. ama fenerbahçe seviyesi için komik bir gol.

    gelelim ikinci gole daha doğrusu roman neustadter'e ; bana sorarsanız dünyanın en kolay işini yapan kişi roman neustadter. maçları dikkatli izleyin yanında oynayan stoper hem sağ hem sol stoper olarak oynuyor, kendisi asla hamle yapmıyor. yaptığı az sayıdaki hamle de genelde faul ile sonuçlanıyor, sorumluluk almıyor. sağda rakibi karşılayan reyes, solda karşılayan reyes. peki bu arkadaş ne yapıyor, elleri aşağıda serbest serbest sahada dolaşıyor. daha küçücük yaşımda ali çoban ile idmanlara çıkarken kendisi bizi devamlı azarlardı: ''defans yapan adamın elleri belinde olmaz, devamlı hareket eder, parmakları ucunda konumlanır, boksör gibi durur'' diye. böyle durmayan olduğu zaman düdüğü ile oyunu durdurur azarlardı. bakın bu 12-14 yaş grubunda ortaköyspor kulübündeki bir antrenman seviyesidir. roman bu kadar kötü bir oyuncu değil normal şartlarda ama kendisi artık futbol oynamayı kafasından çıkarmış, rahatlamış ve dünyalar yansa umrunda değil. saçma sapan bir pas tercihi ile takımı kolsuz, kanatsız bırakıyor. geçen hafta iyi oynadıktan sonra taraftara dayılanan hasan ali kaldırım da tekrardan rakibi arkadan izliyor. harun ne yapacağını şaşırmış bir şekilde pozisyonla karşı karşıya kalarak akıl tutulması yaşıyor.

    üçüncü gol ise fenerbahçe'nin takım savunması ve psikolojisinin özeti niteliğinde. üzerinde çok durmaya gerek yok.

    şimdi bu üç gole cocu'nun pek yapabilecek bir şeyi yok. bunlar futbolun temel kuralları ve fenerbahçe seviyesine gelen adamlara bunları baştan öğretemezsiniz. hani popülist yaklaşımlar hep diyordu ya ''fener'in defansı iyi yeaaa hücum sorunlu'' işte şimdi oraya geliyoruz.

    iyi hücum edebilmenin önceliği iyi savunma yapabilmektir. liverpool bu anlamda dünyanın en formda takımlarından birisi. liverpool'un oyununu överken ilk olarak ''çok iyi savunma yapıyorlar ya'' söz öbeği aklınıza gelmez ama bu takımın bel kemiğinin topu kapma hızı olduğunu biliyoruz... savunmasını rakibin sahasının 10-15. metresinden itibaren başlatıyor, acayip bir seviye. bu minvalde fenerbahçe'de şöyle bir sorun var;

    defans hattı kalitesiz olduğunun bilincinde ve psikolojisi de iyi sayılmaz. mehmet topal ise ersun yanal dönemi temposundan çok uzakta olduğunu biliyor. bu bakımdan savunma hattı sürekli geri kaçarak oynuyor, aman önde yakalanmayayım gol yerim diyor. bloklar arası açılıyor ve jailson, islam slimanive yassine benzia'nın yapmaya çalıştığı ön alan baskısı da piç oluyor. maçları dikkatli izleyiniz en az 4-5 defa slimani arka alan oyuncuları ile tartışma yaşıyor çünkü oyuncular plana sadık kalamıyor. rakip takım oyuncuları da hücum ile savunma arasında kalan o boş blokta istediği gibi oyunun yönünü değiştirip rahat rahat fenerbahçe kalesine gelebiliyor. yani ana problemlerden birisi bu. teknik direktör istememesine karşın defans geri kaçarak oynuyor. ama 7 hafta oldu adamların seviyesi de bu işte, artık başka bir şey düşünmek gerekiyor.

    peki şimdi ne yapılması gerekiyor? cocu'nun bu soruna kadro üzerinden bir çözüm üretmesi gerek. geçen yıl galatasaray maçlarını izlediyse de ''ulan bu tolga keşke sakat olmasaydı'' diye içinden geçiriyordur. çünkü yapılması gereken asıl konu defansın ileride başlayabilmesi, orada tempo uygulanabilmesi ve bir an önce martin skrtel'in takıma dönmesi. fenerbahçe'nin 1. alan oyunundaki problemi çözerse 2. ve 3. alan oyunu da oturacaktır ama bu sorun kadro içinden çözülebilir mi işte orası çok büyük bir soru işareti. transfer dönemininin de en büyük eksikliği buydu. ama bir anda da üstelik ffp varken 15 oyuncu alıp 11'ini de takıma monte etmek olanaksız.

    bu durumda fatih terim olsaydı ne yapardı?

    ben size söyleyeyim: şener özbayraklı, mehmet topal, harun tekin, roman neustadter, aatif chahechouhe direkt kesik yerdi. yerlerine volkan demirel, yiğithan güveli, eljif elmas, mehmet ekici ve mauricio isla oynardı. yapılması gereken bu mu ya da bu hamle doğru mu bilmiyorum ama terim olsa bunu yapardı. ve medya da ''hoca kulak çekti'' şeklinde yorumlanırdı. ama bunu cocu yapsa ''çıldırmış, tazminat peşinde'' diye manşet atılır. kendisi ne yapacak bilmiyorum ama bu oyunculara acilen neşteri vurması gerekiyor. cocu eğer sahiden 3 yıllık bir plan dahilinde bu takımın başına geldiyse bize bunu gösterebilmesi gerekiyor. daha önce de çokça dediğim gibi ben kısa vadede zaten fenerbahçe'den bir şey beklemiyordum, hatta beklemememiz gerektiğini de savunuyordum ama artık bu doğrultuda bir şeyler görmemiz gerektiğini de düşünüyorum. çünkü daha önce de çok vurgulamıştım fenerbahçe'de 2-3 yılını doldurmuş oyuncularda öğrenilmiş çaresizlik var ve her şeyi çabuk kabul ediyorlar, sahada kavga etmiyorlar. bugün bir topun direkten döndükten sonra yenen golden sonra takımın hemen düşmesi ve ardından 2 gol yemende bununla alakalı. ne yazık ki kadrodaki 4-5 kişi böyle davranınca diğerlerini de aşağıya çekiyorlar. yani şuan en önemli şey transfer yapamayacağına göre takımın psikolojik seviyesini yukarı çekmek. eğer bu konuda zayıf bir teknik adamsa zaten uzun vadeli bu ilişki yürümez...

    sayın ali koç da 3 yıllık plan yaptık, hemen başarı gelmeyecek noktasından buraya geliyorsa ona da diyecek bir söz bulamıyorum. kendisi çok iyi bir fenerbahçe taraftarı olabilir ama şuan bu takımın yöneticisi ve taraftar gibi düşünmemesi gerekiyor. gider özür diler, geçersin. yaptığı şeyi aklım almıyor ve kendimi ne yazık ki kandırılmış hissediyorum. çünkü ben uzun vadeli bir plana inanmıştım ama kendisi bu akşam böyle bir beklentisi yokmuş gibi davranarak beni hayal kırıklılığına uğrattı ne yazık ki.

    amaç bu sene şampiyon olmak değildi. he olursak tadından yenmezdi ama kimse yola bu şekilde çıkmadı. bu bakımdan cocu'yu gönder, ersun'u getir doğru bir yaklaşım değil. çıkar şunu dersin anlarım: ''3 yıllık plan dahilinde cocu bence doğru isim değil, nedeni de şu, şu ve şu'' ama sen bana bunu demiyorsun. fenerbahçe'nin önüne koyduğu hedefler uzun vadeli ve cocu kararını da bu açıdan vermesi gerekiyor. aksi halde yapılan her hamle hatalı olacak ne yazık ki.

    özet: cocuman , aziz başgan , bıyıklı comolli , çare ersun söylemlerini dile getiriyorsanız lütfen arkasını doldurunuz.

    edit: bkz'daki hata giderildi.

  • 4. yıldızı tff 1.lig şampiyonluğu ile takabileceğini sanan güzel takım.

  • yaklaşık beş sezondur şu şekilde bir loop'a giren ve biz taraftarlarını çileden çıkartan ömür törpüsü:

    -> şl ön elemesinden elen
    -> lige orta/kötü bir başlangıç yap
    -> avrupa ligi'ne katıl. saçma salak grupları ikinci bitir.
    -> içerde galatasaray ile berabere kal, beşiktaş'ı yen.
    -> avrupa ligi'nden elen.
    -> anadolu deplasmanı mağlubiyetleri.
    -> ligi maks. ikinci sırada bitir.

    ve başa dönüş. resmen bir korku filminin içinde yaşıyoruz. muharrem ince'ye bağlamak istemiyorum ama inançlı bir adam olarak söylüyorum bence:

    bu takımda zico'nun ahı var,
    bu takımda alex'in ahı var,
    bu takımda samet güzel'in ahı var,
    bu takımda aşağılanan taraftarların ahı var,
    bu takımda ersun yanal'ın ahı var.