debe başlıkları

beşiktaş

  • gary medel
    loris karius
    adem ljajic
    dorukan toköz
    guven yalcin
    domagoj vida

    haricindekilerin acilen yarisini devre arasinda, kalanini sene sonunda yollayip yoluna devam etmeesi gerekiyor.

    aksi halde fener'den bile daha kotu bi gelecek is loading...

  • yugoslavya..

    (bkz: ivan perisic), (bkz: edin dzeko), (bkz: mandzukic), (bkz: ibrahimovic)(*), (bkz: ivica olic), (bkz: darko kovacevic), (bkz: davor suker), (bkz: alen boksic), (bkz: zvonimir boban)..

    (*baba bosnalı, anne hırvat)

    (bkz: luka modric), (bkz: ivan rakitic), (bkz: robert prosinecki), (bkz: dejan savicevic), (bkz: dejan stankovic), (bkz: sinisa mihajlovic)..

    gibi son 30 yilda avrupa'nin en büyük kuluplerinin orta saha ve ofans hattini besleyen toprak parçası..

    ..çok sayıda kaleci ve (bkz: slaven biliç) gibi defans oyuncuları da çıkarmışlardır.

    bugun yaklaşık 30 milyon nufusu barindiran yugoslav topraklarinda sporcu olarak dogmak, muhtemelen bölgesel bir genden kaynakli. sporda daima başarı gösteren bir gene sahip oldukları şüphe götürmez bir gerçek..

    sosyalizm ve komunizmin vatandasina dagittigi eşit sosyal haklar, spora da sirayet etmis, gelistirmistir. spor aletlerini, spor sahalarini kullanmak, muhtemelen bir luks değil, esitlik ilkesi geregi bir hakti bu donemlerde. misal, devlete ait bir olimpik havuzdan sadece burjuvazinin çocuğu değil, proletarya da eşit olarak istifade etmiştir.. zaman içinde anatomik olarak zaten spora yatkın olan fizikleri, eğitsel olarak sporla bütünleşerek harmanlanmıştır..

    sscb, romanya, bulgaristan, dogu almanya'nin 90'li yillarin basinda, yani komunist rejimlerin cokusune kadar bir cok bransa damga vuracak sporcular yetiştirdiği tarihsel bir gercektir..

    dinamo kiev, kizilyildiz, dinamo dresden..(bkz: george hagi), (bkz: hristo stoickov).. ve bir cok isim. (bkz: nadia comaneci)'ye kadar gider..

    romanya ve bulgaristan'in son yirmi-yirmibeş yıldan bugune basari gösterememesi, sistemin sosyal siniflar yaratmasi, esitsizlik, ekonomik ve sosyopolitik çöküşle ilgili olabilir. genel yugoslav ırkı gibi sportif manada fiziksel artıları olmaması sebebiyle de başarıları dönemsel oldu zannımca..

    slav irklari icinde ic savasa ve rejime dair sartlar ne olursa olsun yugoslavlar hala köklü bir fabrika misali iyi sporcular uretmeye devam ediyorlar, edeceklerdir de.

    slovenya ve litvanya gibi toplam nüfusu ankara'nın nüfusundan az iki ülkenin basketbol'da ekol olması tesadüf müdür?

    misal, bugun basketbolda fenerbahce'nin euroleuge basarisinin temelinde başta (bkz: zeliko obradovic), sonra (bkz: bogdan bogdanovic) gibi isimler yatmaktadır..

    (bkz: dejan bodiroga)'nin bir dönemin efsanesi olmasi; sloven (bkz: luka doncic)'in bu kadar genc bir yasta nba'de oynamasi tedaduf degildir.. zira nba'in tarihine bakarsaniz avrupa'dan en fazla devsirdikleri oyuncular yugoslav pasaportludur muhtemelen.

    (bkz: petar naumoski) diyerek basketbola nokta koyuyorum, ne demek istediğim anlaşılmıştır.

    tekrar futboldan ornek vermek gerekirse;

    seksenlerin sonunda galatasaray'in avrupa'da gosterdigi basarinin ve iyi futbolunun altinda; (bkz: cevad prekazi) ve (bkz: zoran simovic) yatar.. ki prekazi o takımın parçası olmasa, galatasaray 14 yıllık hasretini gordon milne'nin beşiktaş'ı sebebiyle 21 yıla çıkarabilirdi.

    seksenlerin ortasında (bkz: mirsad kovaçeviç), (bkz: cevad şekerbegoviç) beşiktaş'a damga vurmuş isimlerdendi..

    tabii komünizmin çöküşü sebebiyle bu oyuncular ülkelerinden kaçarak türkiye'ye geldiler, unutmamak lazım. (bkz: rade zalad) çok iyi bir kaleciydi beşiktaş'ta oynadığı dönemde, çok maçını izledim.

    evet,

    yani sirbistan, karadag, bosna, makedonya olarak ayirt etmeksizin sporda bir "ekol" ve bir marka oldugu icin parcalamaksizin "yugoslavya" yazmayi uygun gördüm aslinda.

    yakın tarihte,

    (bkz: dusko tosiç)'in sınırlı yeteneğine rağmen yüreği ile seksen metre depar atıp, kaleciyle karşı karşıya kaldığı enstantanelere tanık olduk..

    beşiktaş'a gelip "böyle futbolcu mu olur" denilen (bkz: gordon schildenfeld)'in bile kariyeri türkiye'ye transfer olmuş birçok yıldızdan iyi sonuçlandı..

    beşiktaş'ın beğenmediği (bkz: matej mitroviç)'i clup brugge bonservisi ile transfer etti, bugün juventus'un ilgilendiği yaziliyor..

    diğer kulüplere bakacak olursak;

    (bkz: milos krasic) gibi cok kariyerli oyuncular da transfer edildi ulkeye, tam bir fiyasko cikti. cska ve juventus'ta cok iyi oynayan klas bir oyuncu olduğu unutulmamalı.

    (bkz: milan rapaic) ise krasic'in tersi performans sergilemisti hatirlarsaniz.. (bkz: elvir balic), (bkz: elvir bolic) ona keza..

    isimlerin bir cogu unutulmaz. yugoslav futbolcu denildiginde aklima iki takim gelir hep.. biri boban'lı milan digeri stankoviç'li inter.

    inter kadrosunda bugun de yugoslav oyunculara fazlasiyla yatirim yapti. (bkz: brozovic), (bkz: skriniar), (bkz: perisic), (bkz: vrsaljko).. bugün barça, tottenham ve psv'li gruptan çıkmaya büyük aday.

    bu bir tesaduf değil..

    tarih, yakın tarih hatta bugün, bize hangi destinasyona "öncelikle" yatırım yapmamız gerektiğini söylüyor..

    bu toprakların sporcularının türk insanı, türk kültürü ile zaten kanı uyuşuyor.. krasiç gibi istisnalar mutlaka olmuş ve de olacaktır..

    bunu beşiktaş kulübünün scout ekibinin mutlaka değerlendirmesi gerekmez mi?

    love gibi kariyeri saçlarındaki mavi kırmızı boya solduğu gün bitmiş olan 34 yaşındaki bir oyuncuya, berjerinizde otururken ligtv'den izleyerek 3 milyon euro vereceğinize,

    kızılyıldız, partizan, sarajevo vb alt yapılarını dolaşsaydınız, bugün aynı ücrete onlarca yıldız adayı genç oyuncu tespit eder, kulübe getirirdiniz.

    diagne'yi ben de tavsiye ederim sizin gibi, iş mi o?

    yeni yönetime ve yeni scout ekibine duyurulur..

  • puslu, karanlık günlere ne yazık ki geri dönmüş takımım.

    bir takımın başarısı için dört unsurun görevini tam ve düzgün şekilde yapması yeterli. başarıdaki %25 pay yönetimin, %25 pay teknik kadronun, %25 pay takımın ve %25 pay taraftarın. 2016 ve 2017 şampiyonluklarında bu 4 unsur da görevini mükemmele yakın yaptı.

    feda dönemi sonunda doğru bir politikayla sarsılmaz görünen temeller inşa etti beşiktaş. kaliteli bir iskelet, isimleri değişse bile kalitesi değişmeyen domine bir oyun, çiçeği burnunda stat, oturmaya başlayan ve insana "bir şekilde atarız" rahatlığı veren winner karakter...

    bu dönemden sonra dünya futbol tarihine nacizane ilgisi olan bendenizin objektif olarak beklentisi, rakiplerin son derece kötü yönetimleri ve toparlanma süreçleri de göz önüne alındığında senelerce sürecek bir ambargoydu. lyon'un ligue 1'de 2001-2008 arasıda yaptığı gibi, bayern'in bundesliga'da 2012-2018 arasında yaptığı gibi, juventus'un seria a'da 2011-2018 arasında yaptığı gibi bir seri bekliyordum.

    çünkü bu takımlara bu serileri yaptıran, profesyonel ve doğru yönetilmeleriydi. bizde de rakipler kötü yönetildiği ve ffp kıskacında olduğu için işleri yolunda giden ve gitmeye meyilli olan tek takım beşiktaş görünüyordu. özellikle 2017'de rakiplerine 13'er puan fark atan beşiktaş, bize aydınlık günlerin hiç bitmeyeceğini müjdeliyordu adeta.

    ama aydınlıkları bulmak için kan, ter, gözyaşı akıttığımız beşiktaş'ı bugün liderle arasındaki farkı 6'ya indirmek için sahaya çıkarken görüyoruz. hem de rakiplerin maddi anlamda bizden daha borca batık ve kadrolarının daha zayıf olduğu bir sezonda. beşiktaş tarihinin belki de en kolay şampiyonluğunu almamız gereken bu sezonun üçte birini, yedinci sırada bitirdik. bugün karanlık günler yaşadığımızı kimseden gizleyemeyiz. bunun uzun süreli olmaması için çalışmak zorundayız. bu da hataları tekrar tekrar hatırlamaktan, ezber etmekten geçer.

    türk futbol tarihine 5 yıl ambargo koyması işten bile olmayan beşiktaş'ın, nasıl daha ligin başında "en azından ikinci olalım" kafasına geldiğini beşiktaş'ın dört unsuru ve yapılan hatalar üzerinden hatırlamaya çalışalım.

    yönetimsel hatalar:

    - scout transferlerini terk edip, menajer transferlerine geçiş yapmak.

    - kendini kanıtlamak isteyen iştahlı ve düşük maliyetli iskeleti bozup, yerini veteran oyuncularla doldurmak.

    - yönetim içinde gruplaşmak, grubun dışında bulunan yöneticilere karalama kampanyaları başlatmak ve bu isimleri eninde sonuna yönetimden uzaklaştırmak.

    - beşiktaş'ın alenen hakkının yenmesini fazla yumuşak ve iyi niyetli karşılamak, kimseyle kötü olmayayım derken beşiktaş taraftarıyla kötü olmak.

    - taraftarla fazla uğraşmak, her ufak eleştiride taraftarı suçlamak.

    - takımın başarılarında şenol güneş'e verilen paydan rahatsız olmak, hocaya sürekli "patron benim" mesajı vermeye çalışmak.

    - oyuncu satış rekorlarına, iki yıl üst üste şampiyonluğa, şampiyonlar ligi turuna, avrupa ligi çeyrek finaline, ürün ve kombine satış rekorlarına rağmen kulüp personeline, oyunculara ve hocaya zamanında maaş vermekte zorlanmak.

    - transferleri aşırı geciktirmek, hiçbir oyuncuyu ilk sezon başına kampına yetiştirememek.

    - transfer dönemlerinde sürekli aynı isimlerde mekik dokumak. scouting sorumlusunun 2 senede 5 kez brezilya'ya gitmesi ama brezilya'dan hiçbir oyuncu transferinin gerçekleşmemesi.

    - hocanın istediği bölgelere transfer yapmamak.

    - 2018/19 sezon başında stadın zeminin aldığı durum ve takımı lige patates tarlasında başlatmak. bundan şikayetçi olan hocayı "bahane bulmayalım" diyerek azarlamak.

    nasıl çözülür:

    - ilk planda tamamen rakiplerin çok kötü olması sebebiyle devre arasına yarışta gireceğimizi düşünüyorum. bu büyük fırsatı kaçırmamak adına hocanın istediği doğrultuda tüm eksikleri gidermek, takımda fazlalık yapan oyuncuları ufak hesaplar yapmadan göndermek ve bu oyuncuların maaşlarından kurtulmaya bakmamız gerekli. hocanın kesinlikle isteyeceğini düşündüğüm forvet mevkiine tartışma bırakmayacak bir isim şart. akmasına kokmasına gerek yok, bir adet gol geçmişi ve dribblingi olan bitiricimiz olsa ilk devrede bambaşka bir tabloya bakıyor olurduk.

    - 2019 mayıs'ında başkanın değişeceğini düşünmüyorum. ama bu seçimde yöneticilerin iyi seçilmesi, bu takıma kattıkları sınırlı olan yöneticilerin artık kadroda yer almaması gerekiyor. işini iyi yapan ve lobi faaliyetleri sebebiyle yönetim dışı kalmış kişilerin hak ettikleri yere geri dönmesi geçiyor içimden ama dargınlıklar çok büyük. pek umudum yok ama olması gereken bu barışma.

    - beşiktaş'ın hakkını yiyenlere gecikmeden diş göstermek, taraftarla arayı düzelmek, maddi yönden taraftarın aklındaki soru işaretlerini gidermek, yönetim içindeki saçma sapan gruplaşmayı ve güç çatışmasını sonlandırmak kesinlikle gerekli.

    - iştahlı, başarıya aç ve kendini kanıtlamaya istekli oyunculardan kurulu beşiktaş'ı geri getirmek ve takımı gençleştirmek bir başka hedef olmalı. isimli oyuncuların yüksek yıllık bedellerle oynayasının gelmesini bekleyeceğimize kendini kanıtlamak isteyen çocukların çabalarını izlemeliyiz.

    - scout sistemi kesinlikle geri dönmeli. beşiktaş'ın her mevkide en az 3 oyuncusu olmalı imzaya hazır beklettiği ve sürekli olarak izlediği. beşiktaş gibi bir takımın transferin son gününde burak yılmaz'ı almaya çalışması kabul edilebilir değil. 20-25 yaşında, burak'ın çeyreği maaşa oynayacak sayısız oyuncu var ki beşiktaş'a gelseler canlarını dişlerine takarlar. ama birinin onları bulması ve getirmesi gerekli. şuanki kadro bunu yapmakta hiç becerikli değil.

    teknik hatalar:

    - 2017 başından itibaren tutmadığı belli olan kanat oyun planında ısrar, 15/16'daki pas oyununa dönüşte gönülsüzlük.

    - genç oyunculara yeteri kadar şans verilmemesi. sezon başında kafaya yerleşen kadronun ekstrem şartlar dışında değişmemesi.

    - oyuna müdahelelerde çoğu zaman geç kalınması, dakika 70 olmadan kolay kolay değişiklik yapılmaması.

    - 2017 yılından itibaren öne geçince skoru korumaya oynanması. 2015/16'da deplasmanda öne geçince ikinci forveti oyuna sokan ve işi bitimeye çalışan hocanın, iç sahada atılan golden sonra bile temkinli oynamaya başlaması. yeteri kadar cesur ve kararlı hücum edememek.

    - takımdaki önlenemez bitiricilik sorunu. bu sadece oyunculara bağlı değil, antrenmanda eksikliğe bağlı. maç başına ortalama 2 kere karşı karşıya gol kaçırıyoruz. son 2 penaltımızı kaçırdık. kaleciyle karşı karşıya hangi oyuncu kalırsa kalsın "gol olur" diyemiyoruz.

    - aşırı duran top kazanan beşiktaş'ın duran top organizasyonlarında felaket olması. düşük orta yüzdesi. duran topları kullanan isimlerin tartışmalı olması. örneğin takımın forveti sadece quaresma ve oğuzhan oyunda değilken penaltı kullanabiliyor. italya'da duran toplarda sıkça etkili olan ljajic'in ancak quaresma ve caner oyunda değilken duran top kullanabiliyor.

    - forma adaletinde yaşanan çeşitli soru işaretleri. iyi performans gösteremeyen ilk 11 oyuncularından kolay kolay vazgeçememe.

    - 1 senedir takımın tüm kırılma maçlarına eksik motivasyonla çıkması ve hemen her kırılma maçını kaybetmesi.

    nasıl çözülür:

    - anormal bir durum haricinde hocanın sezon sonuna kadar takımın başına kalacağını düşünüyorum. şampiyonluk halinde sözleşme uzatılır, aksi halde yüksek ihtimalle uzatılmaz. bu sezon için tüm teknik kadronun vites yükseltmesi şart.

    - tamamen yeni bir oyun planına geçmemiz gerekiyor ki başakşehir ve genk maçlarında bunun sinyallerini aldık. önde baskıya dayalı, rakibi bunaltmaya ve hataya zorlamaya dayalı bu oyun devamlı olmalı. bu oyun beşiktaş'ı devreye zirvede bile sokabilir. genk gibi kompakt bir takıma işleyen sistem, ligimizdeki tüm savunmalara büyük hatalar yaptırır. aynı zamanda genk maçında 4 yılın en az orta açtığımız maçını oynadık. sadece 4 orta yaptık. bu akşamki maç bu konuda fikir verecek. o oyunu devam ettirirsek sorunların çoğu çözülür.

    - takımdaki vurdumduymaz oyunculara karşı genç ve az şans bulan oyuncuları oynatmaktan çekinmemeliyiz. beşiktaş hiçbir oyuncuya muhtaç değil. bunu tüm oyuncuların anlaması lazım.

    - bitiricilik ve duran top antrenmanlarda çok sık çalışılmalı. hatta bitiricilik konusunda bana göre antrenmanda ceza sistemi getirilmeli. 36 yaşında bir oyuncunun kaleciyle karşı karşıya kalınca ne yapacağını şaşırmasına tahammül edemiyorum ben şahsen.

    - acımasız ve cesur oynamalıyız. beşiktaş bu ligde 10 gol atmış bir takımdır. bulabildiği kadar atmak, gözdağı vermek bu kulübün karakterinde var. skoru ne zaman korumaya oynadıysak koruyamadık bu sezon. artık işi bitirmeye oynamalıyız. bu konuda da gelişmeler vardı genk maçında. genk'e karşı 85. dakikaya kadar devam eden 6 oyuncuyla önde baskı güzel sinyaller verdi. beşiktaş budur işte. işi bitirmeye oynar. kapanmaz ve çekinmez.

    oyuncu grubunun hataları:

    - 2017/18 sezonunda şampiyonlar ligi'yle ligi götürebilsin diye kurulan geniş rotasyonlu kadro bizi her ne kadar sevindirse de beşiktaş'a büyük bir kötülük oldu. oynamayan her oyuncu muazzam bir hızla motivasyon kaybediyor. kimisi hocaya cephe alıyor ve belki kimisi de takımı sabote ediyor.

    - takım içinde bir oyuncu hata yaptığında hemen her oyuncu ilk olarak dönüp hocaya bakıyor ve isyan ediyor. oyuncuların tamamı gruplaşmış durumda. herkes birbirinin ayağını kaydırmaya çalışıyor. her oyuncu kendini hoca sanıyor ve hocanın kurduğu kadroya muhalefet oluyor.

    - genk maçındaki baskılı oyuna kadar oyuncuların genelinden puan kaybında reaksiyon göremedik. önünden geçen topa ayak uzatmaktan imtina eden, geri koşmayan, rakibi baskı altına almayan oyuncular beşiktaş'ın oyuncu grubunun en büyük problemi. taraftarın "ruh yok" dediği tam olarak bu. genk maçındaki beraberlik bile bizleri bu yüzden umutlandırdı. takımın ruh gösterdiği ilk maçtı bu sezon. devamı olur inşallah.

    nasıl çözülür:

    - beşiktaş'ın iskeletinin tamamen değişmesi gerekiyor. gereklilikten çok bu bir zorunluluk zaten çünkü çoğu oyuncunun yaşları geldi. beşiktaş'ın sözleşme yenilmeye değer oyuncusu bir elin parmaklarını geçmez. "kesin kalsın, asla gitmesin" diyeceğimiz oyuncu sayısı da hakeza bir elin parmaklarını geçmez. miadı dolan kadrodan gidebilen herkes gönderilmeli veya sözleşmeleri yenilenmemeli.

    - şuandaki oyuncu grubundan herhangi bir oyuncu kariyerinde yükselme yapmak istiyorsa son şansı bu sene. bu sene beşiktaş şampiyon olamadığı takdirde tüm oyuncuların kariyeri aşağı doğru gider. vurdumduymazlık bırakılmalı, sadece beşiktaş'ı değil kendi kariyerlerini de kurtarmak için oynuyorlar.

    taraftar hataları:

    - başarılı dönem bittiği gibi anında bin parçaya bölündük. herkes birbirini birilerinin adamı olmakla suçladı. karşıt görüşlere, fikir ayrılıklarına tahammül kalmadı. herkes birbirini beşiktaş'a ihanet etmekle suçlamaya başladı.

    - gerçekçi kitle bu takıma en lazım olan kitle. gereksiz iyimser ve gereksiz kötümser tipler ortaya çıktı. gereksiz iyimserler olur olmadık umut pompalarken, gereksiz kötümserler de haklı çıkmak için takımın başarısızlıklarını beklemeye başladı.

    nasıl çözülür:

    - hepimizin hedefi bir. sadece bu hedefe giden yollarda fikir ayrılığına düşüyoruz. sürekli çatışmayı, birbirimize saldırmayı, birbirimizi bir şeylerle itham etmeyi bırakmalıyız. güneş yine bulutların ardına girdi ve tekrar aydınlıklara ulaşmak için uyanık olmalı, hataları konuşmalı, gerçekçi bir mücadele içinde olmalıyız. beşiktaş'a nasıl sırt çevirmiyorsak, birbirimize de sırt çevirmemeliyiz. yıllardır aynı şeylerle mutlu olan, aynı şeylere üzülen, aynı efkara ve aynı sevince düşen insanlarız. kavgamız beşiktaş'a karşı olanlara olsun.

    aydınlık günler and olsun geri gelecek. ama ne zaman gelecek? yine 15 yıl mı bekleyeceğiz yoksa hemen bu geceden mi başlayacağız aydınlık günlere, bunu ancak hatalarımızdan dönme süremiz belirleyecek. ne zaman şapkamızı önümüze koyarsak, ertesi gün boğaz'ın üzeri tekrar ak-kara bayraklarla dolacak.

    beşiktaşlılığın her anı mücadele. mücadele de bizi zorlamaz, mücadelesiz hangi başarımız var ki bu ülkede? yeter ki sonunda zafer bizim olsun.

    zafer bizim olacak!

  • beşiktaşın en büyük sorunu haddini bilmemesi, en azından taraftarın. bakın galatasaray gitsin shalkeye almanyada 1-0 yenilsin. genk takımından dört yemekten utanmayıp yine başlığa gelip dalga geçmeye çalışacaklar. adamlar cidden antuyu bile geçti. inanılmaz kötü bir taraftar grubu var. hayır bir de sevilmemelerinin sebebini başarılı falan oldukları için sanıyorlar, orası daha komik.

  • öncelikle (bkz: #68300592)

    an itibariyle beşiktaş, fenerbahçe ve galatasaray başlıklarındaki entry sayıları şu şekildedir.

    15.07.2014

    fenerbahçe: 22625

    galatasaray:22516

    beşiktaş:19537

    21.03.2016

    beşiktaş : 26378

    galatasaray : 26360

    fenerbahçe : 22778

    21.05.2017

    beşiktaş: 31915

    galatasaray: 28571

    fenerbahçe: 23838

    21.10.2018

    beşiktaş 42713

    galatasaray: 36329

    fenerbahçe: 29113

    2014 yılından bugüne geçen 4 yıllık süreçte;

    beşiktaş başlığına %118 artışla 23176 entry

    galatasaray başlığına %61 artışla 13813entry

    fenerbahçe başlığına %28 artışla 6488*entry girilmiştir.

  • taraftarlarının karamsarlığına rağmen şampiyon olacak takımdır.

    herkes maça göre yorum yapıyor. takım istenilen oyunu sahaya yansıtamıyor olabilir. yönetim geç kalıyor olabilir. şenol hoca taktiksel hatalar yapıyor olabilir. bunlar haklı gerekçelerdir.

    lakin, çıkıp da henüz üçüncü haftadan şampiyonluk gitti dersen, hassiktir oradan derler adama.

    şampiyonluk falan gitmedi. kaybedilen antalya maçının benim için tek bir anlamı vardı: içerideki namağlup ünvanımızı sahaya bıraktık.

    bu yenilgi matematik dilinden konuşacak olursak şu anlama geliyor: her sene puan kaybettiğin başakşehir’i bu sene yeneceksin.

    devamında derbileri kaybetmeyeceksin, kazanacaksın. iç sahada yeni bir rekora hazırlanacaksın. sen beşiktaş’sın. üç yıldır kendi evinde maç kaybetmedi bu takım.

    ümitsizliğe düşmek yok. ayağa kalkıp güneşe yürüyeceksin. olur böyle. futbol böyle güzel. daha acımasız olacaksın, hatanı tekrar yapmayacaksın. disiplinli olacaksın.

    takımıma inancım sonsuz.

  • evet şampiyonlar ligi tarihine geçmiştir.

    grubundan lider olarak çıkan türk takımı galatasaray değil beşiktaş’tır.

    grubunda yenilgi yüzü görmeyen türk takımı galatasaray değil beşiktaş’tır.

    grup aşamasında en fazla gol atan türk takımı galatasaray değil beşiktaş’tır.

    grup aşamasında en fazla puan toplayan türk takımı galatasaray değil beşiktaş’tır.

    noldu var mı itirazı olan otoban yosması? beşiktaş deplasmanda 8 yedi bu da bir rekor. en azından kendi evinde 6 yemedi. siz kendinizi ne sanıyorsunuz sayın amlarına koduklarım?

    gören de takımı siz şampiyon yaptınız sanar. bu neyin havası? alt tarafı taraftarsın. ne taktiği sen belirliyorsun ne oyunu sen şekillendiriyorsun. iç sahada destek olup psikolojiye etki ediyorsun en fazla. götünüz fazla kalkmasın indirmesini biliriz.

    burası beşiktaş. babanız beşiktaş.

  • acısıyla tatlısıyla bir sezon daha geride bırakan takımım.

    şampiyon olduğumuz son iki sezonun ertesinde, lig biter bitmez, ulan kimi alıcaz ne yapıcaz tribine girmiştim ama bu sezon sonu ilginç bir şekilde, önümüzdeki sezon için içim çok rahat. kale fabriye emanet, savunma 4 lüsüne bir sağ bek (şart oğlu şart), bir yedek stoper, orta saha medel, oğuzhan ve bir 10 numara (şart oğlu şart), sola babel sağa gökhan töre (bernardla anlaşıldıysa muhteşem olur ama çok ihtimal vermiyorum) forvete de bir transfer (şart oğlu şart). aslında alınması gereken çok pozisyon var ama, nedense kemik ve adam bulmakta zorlandığımız (forvet hariç) bölgelerde sağlam adamlarımız olduğunu düşünüyorum (özellikle savunmada, ki ligi en az gol yiyen takım olarak tamamladık). hatta bu kadar olayın üzerine, ilk yarıda 4 puan daha az kaybetseydik şampiyon bizdik. problem kesinlikle gol atmada ama canın sağolsun beşiktaş’ım. burada önemli bir nokta var, seneye bence tek odak noktamız lig olacak ve avrupa liginde de muhtemelen 1. torbadan gireceğimiz için grupta rahat olacağımızı düşünüyorum. bu sene bu kadar olayın üzerine böyle olduysa, bence önümüzdeki sezon şampiyon sıfatıyla çıkmayacak olan takımımdan puan rekoru bekliyorum, (inşallah, at fava bekle *).

    son olarak takımımın bence artık yapması gereken bir şey var. bu sezon 4 tane fenerbahçe maçı oynadık ve bizim evimizdeki maçlar dışındaki hiçbir maçta futbolun f’si yoktu (sebebini tahmin edersiniz *). bence fenerbahçe derbilerinde artık bizim futbol oynatmamamız gerekiyor. yani edebimizle adabımızla maça çıkıp fenerbahçe’yi kendi evinde malum sebeplerden dolayı yenemiyoruz, ama galatasaray bunu yıllardır yapamıyor ve hiç de yıpranmıyor. biz kazandığımız fener maçından sonra bile yıprandık. kadıköye mi gidiyoruz, geçen seneki gibi oyunu kitleyeceğiz, en kötü 1 puan alıp döneceğiz, ha yenildik mi, siktir et diyip önümüze bakacağız. zaten şu futbolla (maalesef fenerbahçe ve futbol kelimelerini aynı cümlede tekrar kullanmak durumundayım, futbolseverlerden özür dilerim*) fenerbahçe’nin bizi yenmek gibi bir durumu asla olmayacağından ötürü, fenerbahçe’yi geçmek sorun olmayacaktır. öte yandan her sene sinsi sinsi üst sıralarda takılan ama sonunu getiremeyen başakşehir’i artık şenol hocamın çözmesi gerekiyor. galatasaray ile zaten deplasmanda da kafa kafaya oynayacağımızı düşündüğümden (bu arada galatasaraylıları tebrik ederim, bizi şampiyon yapmadıkları bu sezonda (buna itirazı olan gsli arkadaşları https://mobile.twitter.com/…atus/988435112604946432 linkine davet ediyorum, hala itirazları varsa rabbim kendilerine şu mübarek günlerde akıl fikir ihsan eder inşallah) iyi ki onlar şampiyon oldular, diğerleri arasında hakeden onlardı.) seneye güzel bir sezon bizleri bekliyor olacak inşallah. lafı çok uzatıp sıktıysam affola.

    bu sezon da en azından cl de bizi sevindirdiğin için sağolasın beşiktaş’ım.

    siyah ulan! (şimdiden özledim be (bkz: swh)

    not: fenerbahçe camiasıyla alıp veremediğim yok, rekabet her zaman ortamları geliştirir ve izleme açısından daha zevkli hale getirir. inşallah kongrede ali koç kazanır da artık fenerbahçe derbilerinde futbol konuşuyor oluruz.

  • bu sene tt arenada konuk ettiğimiz 16. mağlup ettiğimiz 15. takım. bana göre 16 takım arasında tt arenaya sadece top oynamaya gelen, hiçbir provakatif hareket yapmadan, yatmadan oynayan tek takımdı.

  • bugünkü maçı kaybederek muhtemelen ligi dördüncü bitirecek. futbol ciddi iş arkadaş, öyle devre arası en iyi oyuncunu satarsan, yerine de alanya'nın 30'luk forvetini alırsan, yansıması da böyle oluyor. seneye şampiyonlar liginde olmazsan hem prestij hem de mali açıdan büyük kaybın olacak.

    bütün bunların sorumlusu negredo ve lens transferlerini de katarsak fikret başkandır. negredo'ya verilen yıllık ücret çok fazla, elden çıkaramazsan, seneye şampiyonlar ligi geliri olmadan daha iyisini alman zor. üstelik takımın en iyi oyuncusu talisca'yı artık alman çok zor, üstüne kadron da aşırı yaşlı.

    sonuç olarak bjk'nin geçirdiği 2 yıllık başarılı süreç bugün itibarıyla sona ermiştir. talisca gibi oyuncuda bir daha zor bulursun, tadını çıkarın kalan haftalarda. seneye bundan daha güçlü bir bjk olmayacak.