ekşi itiraf

  • jetonla çalışan atarilerde insert coin ekranı olurdu. birisi jeton atıp oyunu başlatana kadar atari kendi kendine oynardı. jeton almaya param olmadığı zamanlarda o ekranı izlerdim. düğmelere basar kendim oynuyormuşum gibi hayal ederdim. jeton atmadan oynadığım oyuna etkim neyse, şu an kendi hayatıma da o. geçip giden yıllarımı izliyorum. belirsizliklerden korkuyorum dedikçe sayıları arttı. yoruldum. üzgünüm. çıldırıyorum.

  • babam öldüğünden beri, arada bir whatsapp konusmalarimizi okurum. ve bazen yazarim bir seyler o'na. gercekten o'nunla konusur gibi. anlatirim...ozlemimi, hislerimi, dertlerimi....
    bir yildir hep "ahhh keske iki tik olsa su yazdiklarim. keske bi cevap verse, 'yaziyor' diye gozukse" diye gozyaslari doktum onlarca kez.
    biraz once yine yazdim. iki tik oldu...
    kalbim ve beynim yerinden cikti sanki sozluk.
    belli ki numarasini baskasi almis. o numaradan babamin kelimelerinden baska kelime dokulmesin diye, yazdigimi silip, numarasini engelledim.
    su an babama bi daha nasil yazacagim, nasil dertlesecegim derdindeyim. sanki yine babamdan bir sey eksildi....
    ya yarin sen kimsin diye beni ararsa ve telefonumda babamin aradigini gorursem diye strese girdim.
    karmakarisik hisler, evlatca ve cocukca gozyaslari icerisinde, bogazim dugumlenmis.... b.k gibiyim.

  • bugün saat 2 gibi patron geldi. ben ve iki arkadaşıma, hadi gidiyoruz iş var dedi. atladık arabaya yarım saat yol gittik. geldik dedi, indik arabadan. bir baktık, internet kafeye gelmişiz. işimiz burada galiba diyorum içimden. içeride veletler haykırıyor. tam bir ses cümbüşü. patron, cs 1.6 oynayacağız diye tutturdu. yaş skalamız 25-35. patron, iki uzman ve bir doktor veletlerin arasında, 2*2 dust2 oynayacağız. oyuna başladık doktorla patron arasında geçen diyalog: ’’ekran yapıyorsun’’. inanamıyorum. biz burada ne yapıyoruz derken, kaptırmışım oyuna kendimi. beklemediğim bir şekilde çok keyifli geçti.
    come back attık.

  • buraya özellikle 00.00'da entry girenleri anlayabiliyorum ama eksiyi de vermekten imtina etmiyorum.

  • babam kanser oldugundan beri her sey ciddiyetini biraz kaybetti. ehemmiyetini de diyebiliriz. yine de iyi idare ediyorum aslında, kendimi cok sayida insandan soyutlamam disinda pek bir degisiklik olmadı yaşamımda. ufacık seylerden panik olan bir insandım, bir drama queen'dim. bu da benim sınavım oldu. düşündüğümden güçlüymüşüm deger.

    ilkinde cok sevdiğim iki arkadasimin düğünüydü. babamla dansa kalktık, bizim hep adetimizdir her düğünden kalkarız uyumsuz bir dans ederiz. babamla dansederken bunun bizim büyük ihtimalle son dansımız oldugunu dusundum, ve bir anda farkettim ben babamla hicbirzaman gelinlikle dansedemeyecegim. babam torunlarını göremeyecek vs. basımı omzuna koydum ve ağladım tabii, babam farketmedi ama canim yildizim ve annem farketmiş. cok hızlı sen şakrak halime geri dondum tabii, dans bittiginde ben gülümsüyordum.

    iste insanoğlu her seye alisiyor. ilk öğrendiğimde annem alisacaksin dediğinde, annemden nefret etmiştim. ama nefes alıyorsun. yaşıyorsun, sadece kendin icin degil hasta olan yakinin icin de.

    gecen gun ikinci defa kalbimi mengeneyle sikistiran bişey daha yaşadım. rutin hayatimizi devam ettiriyoruz bir sekilde doktorunun da söylediği gibi. kemoterapiler tekrar basladigindan beri saçları dökülmeye başladı babamin. evin her yeri öbek öbek kısa sac dolu. ve babamin en takintili olduğu sey saçtır bu hayatta. defalarca saclarımı toplamadigim icin uyarmistir beni.

    yemek yiyorduk ve babamin saçları döküldü tabaga. onu gorecek ve yemek yiyemeyecek diye öyle korktum ki, o su almaya kalktiginda elimle toplayabildigim kadar topladım saclarını. annemle göz göze geldik. neden bilmem, onca sikintili donemden gectik de ben en cok orda hissettim babamin kanser oldugunu. cok canim yandı.

    her ne kadar o aksini iddia etse de, ben yeterince iyi bir evlat olamadım. ama o cok iyi bir baba oldu hep. bir gun bir evladım olursa şayet isterim ki benim kadar şanslı olsun.

  • bunu ilk kez yaşıyorum. oğlum kreş fotoğraflarında neredeyse hiç gözükmüyordu. sebebini yeni öğrendim.
    rahatsız olduğu için ayrı bir köşede oynatıyorlarmış. zaten biz akranlarıyla vakit geçirsin, sosyal bir ortamda bulunsun diye yolluyorduk ve çok önemliydi bizim için.
    çocuk resim yapamasa nolur, çizgi çekemese nolur. neden ayırıyorsunuz. o kadar içime oturdu ki gözlerim dolu, hırsımla kaldım oturduğum yerde.

    gerilik ya da otizm sorunu yaşayanlar bu sorunları yaşıyorlar hep belki de. insanın içi çok buruluyor, idare etmek çok mu zor, ona iyi gelecek olan yaşıtlarıyla vakit geçirmekken.

    onlar için bir şey ifade etmese de benim her gün kokladığım yavrum o. böyle bir muamele için kimseye para ödeyemem. sırf tartışmamak için susuyorum ki eşim gitsin kaydını sildirsin.

  • tum hayallerim ve hayata olan inancim yikildi. hic bir degerim yokmuş.

  • ben galiba ne istediğimi bilmiyorum. gerçi bu kadar kırılmaya bu kadar hevesimin kaçmasına göre iyi bile dayanıyorum, hala soruyorum isteyip istemediğimi.
    ayrıca şu son altı aydaki sabrım beni bile şaşırttı, insan yaşadıkça tanıyormuş kendini.

  • üniversiteye hazırlanan küçük kardeşimi motive ederken aşk acısı çektiğini öğrendim.o kadar masum sevmiş ama maalesef hayat böyle değil diyip kızlara sakın güvenme diye hard realist cümleler kurdum.otursun geometri çözsün hıyar.

  • acaba herhangi biri beni düşünüyor mu çok merak ediyorum.