debe başlıkları

an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı

  • balkondayım. uzunca bir aradan sonra poğaça yaptım. çay demledim. fındık kırdım. taze ve çiğ fındık. çayımı doldurdum. içiyorum bir güzel. sabah 8 gibi uyandım ve tüm evi baştan aşağı temizledim. çöpleri attım. camları sildim. fazlalık olan eşyaları toparladım. mis gibi oldu her yer. yoğurt mayaladım. markete gidip geldim. sanırım bu keyfi hak ettim. poğaça güzel olmuş. karaköy poğaçasının aynısı. margarinli sağlıksız ama sanki çok sağlıklı yaşıyorum da bi bu kusurlu. boşversenize. balkon esiyor ılık ılık. çok güzel bir ortam var. arkadaşlarımı çağırsam gelirler ama hiiiçç çekemem şu an. yalnızlık daha iyi. en azından şimdilik.

  • eve döndüm.
    dönerken sevdiceğimin annesi bana lavantalar vermişti.
    onları aksesuarlarımı boşalttığım küçük keselerin içine pay edip dolabımın muhtelif köşelerine yerleştiriyorum.

    bence en mis kokulu ve sevgi dolu entry benimki oldu.
    kendimi çiçek gibi hissetmeyeli öyle zaman olmuştu ki.

    canım bob ross;
    buraya lavanta moru çiçekler çizebilir misin? teşekkürler...

  • yine bodrum yalıkavak yine marina manzarası yine chiwas. :))

  • neredeyse son on yıldır her yaz muhakkak ayak bastığım şehirdeyim yine. ilk defa tam anlamıyla kendim olarak geldim. bir sürü soru dolu teyze bakışlarını görmezden geldim, yürümeyi en sevdiğim yola vurdum kendimi.

    neredeyse her yazım burada sıkışıp kalmışım gibi geçti. hep birilerini, başka bir yerleri özledim. bitsin diye gün saydım güzel olan hiçbir şeyin tadını çıkaramazken. bir yandan da değerlendiremediklerime üzüldüm. günün birinde buraya bir daha ayak basmamam gerekeceğini düşünerek, hep 'bu sene son' diyerek geldim. her gelişimde de, geçmişe yönelik bir hesaplaşma oluyor.

    geçen yıl bu zamanlar, buradayken özlediğim kişi şu an hayatımın hiçbir noktasına dokunmasını istemeyeceğim kadar uzaklarda. hem fiziksel, hem ruhsal sancılarım içinde arayıp ağlayabildiğim tek dostum demişti: "ölüyorum desen bir bardak su getirmez sana o" diye. insan yaşayarak öğreniyor işte. güzel bir eşik oluşturdu bu cümle, bir ışık yaktı. ölüyorum desem bir bardak su getirmeyecek insanları hayatımdan hızlıca çıkarabilmeyi veya konumlarını değiştirebilmeyi öğretti bana. "zor zamanımda yanımda olsun" beklentisine girmek aptalca gelirdi, insan bu hayatta hep yalnızdır diye. ama bunun insanilikle alakalı bir yanı var, beklentilerle değil. canı acıdığını gördüğün bir hayvanı sarıp sarmalayacak şefkati, sıfatı her ne olursa olsun hayatındaki insanlara göstermekten aciz kişileri fark edebilmeyi öğrenmeye başladım. birbirlerine karşı sorumluluklardan önce birbirlerine karşı insan olmayı bilmeyen nice kişi gördüm.

    daha 17 yaşımda, ağlamaktan nefesim kesilmiş ve belki de kriz geçiriyorken karşımda gözünü kırpmadan beni suçlayabilen ebeveynim öğretmişti bunu esasında. bir sağlık çalışanı olup, sırf gurur ve egosu elvermiyor diye karşısındakine göstermesi gereken insani merhameti unutabilen biriyle her türlü bağımı koparmam gerektiğini, o zaman bir şekilde öğrenmişim şimdi düşününce. ilk ailemden vazgeçtim. o zamanlar kalbendi, zihnendi. beş yıl geçti; her şekilde onlardan vazgeçebilmeyi göze almıştım. yan yana yabancılarız işte.

    her şeye rağmen karşılıklı insan olduğunu unutmamak, birbirini incitmemek için özen göstermek, tartışırken bile bir seviyeyi koruyabilmek, ilişki olsun veya olmasın insan olarak birbirinin hayatında bir değer ifade etmenin mümkün olduğunu öğrendim sonra. bunun güzelliği beni ağlatsa dahi, vazgeçmem gereken noktada bundan da vazgeçtim.

    daha önümde uzun yıllar var. nelerden vazgeçeceğim, hayat bana neler getirecek bilmiyorum. ilk defa bu şehirde, buruk da hissetsem huzurluyum. ilk defa her şeyden bağımsız içime işliyor notalar, kimseyi özlemiyorum.

  • arsız bir hırsız yüzünden istanbula dönüyorum.
    edit: arsız bir hırsız sayesinde istanbul'da bira içerek kutlama yapıyorum. şerefe hırsız :)

  • yeni ev, boya badana.. kollarımı hissetmiyorum amk. yarın eşyalar gelmeden bitmesi gerek. acele ettikçe geriliyor, ortamın da mına koyuyorum.

    kızım tırsıp babasına kaçtı. tek başıma debeleniyorum. şu duvar bitsin çay molası vereceğim.

    evin altında cafe var. bundan önceki molada bu kılıkla ve boya beneklerimle inip türk kahvesi içtim. herkes bana baktı amk.

  • bizim dayılar annemin tarlasını 18 senedir ekiyorlar annem bu sene hakkım neyse vereceksiniz diye posta koymuş hepsi küsmüş anneme şerefsizler. annem dertli onu dinliyoz.

  • ikili koltuğa uzanmış keyif yapıyorum ama gözüme 3lu koltuğu kestirdim.
    kalkmak için yeterli kuvvet ve enerjiyi bulunca biraz da orada camış gibi yatacağım.

  • z.burnu marmaray durağındayım. akbil yüklemesi yapamayan suriyeliler yüzünden oluşan kuyruk son bulsun diye akbil yüklemelerine yardım ettim az evvel. içlerinden biri de dedi ki sikidar'a burdan mi gidiyoruz. dedim ney...sikidar abiii diye uzattı...o an anladım ki üsküdar'a gitmek istiyor...dedim evet sikidar'a burdan gidiyor:) millet neler yaşıyor biz nelerle uğraşıyoruz amk. =)

  • baba olmayı bekliyorum sözlük.

    çok şükür geliyor artık küçük beyimiz.