debe başlıkları

#serbest konulu entryler

  • bilgi sözlük'e taşınıyoruz

    biz ekşi sözlüğe beyaz tema geldi diye günde 5 posta küfür ediyoruz, adam beyaz temalı sözlüğe çağırıyor, taşak geçiyor dedirten taşınma çağrısıdır.

  • ekşi itiraf

    bazen gerçekten çok salak olabiliyorum..

    geçen hafta ki kar yağışını hepiniz hatırlarsınız. o akşamlardan biri. saat 9 sıraları işten çıktım. iş yerim ile evim arası mesafe epey uzak, bu yüzden araç kullanmadan gidip gelmek imkansız. minibüs bekliyorum ve yok böyle bir soğuk, insanın götü donar.
    20 dakika falan bekledim, ne gelen var ne giden.

    ısınmak için, ellerim cebimde dans etmeye başlamıştım ki; bir araç durdu yanımda. benim yaşlarımda, gençten bir arkadaş.

    -ne tarafa dostum.
    +çarşıya kardeşim.
    -gel bırakayım, bekleme daha fazla.
    *

    bindim. bir yandan ısınmaya çalışıyor, bir yandan muhabbet ediyoruz ve tahminen 20 dakikalık bi yolumuz var.

    henüz daha 3-4 kilometre gitmiştik ki; yolun sağında otostop çeken 3 kişi daha gördük. yavaşladık ve yanlarında durduk. *

    -bizim mahallenin çocukları bunlar. müsaade eder misin binsinler.
    +estağfurullah. ne demek müsaade, binsinler tabi ?!?
    - yanlış anladın sen beni :) senin inmen gerekiyor.
    + ??!?? *

    dışarısı -10 dereceydi, eve daha 15 dakikalık mesafe vardı ve eleman bana resmen siktir git diyordu. beynimden vurulmuşa döndüm.

    -sıkışırdık be dostum.
    +ne sıkışması be kardeşim. bi müsade et hadi dondu çocuklar.
    -senin ben yapıcağın iyiliği sikeyim usta.
    +??!?

    bir anlık hışımla indim arabadan. inerken farkettim, araç tek kapıymış ve eleman " bir müsaade et şu koltuğu yatıralım" demeye çalışıyormuş.
    geri de dönemedim küfür ettiğim için ve hızla uzaklaştım..

    yarım saat daha minibüs bekledim ve eve gittiğimde vücudumu hissetmiyordum..

    demek ki neymiş; " düşünmeden konuşmamak gerekiyormuş. "

    " bu da bana kapak olsun!! "

  • ateistlerin diyanet nedeniyle vergi iadesi alması

    haktır. hem de çok doğal, çok net, ve çok temel bir hak. devlet, bu yaşıma dek hiç kullanmadığım, ömrümün sonuna dek de kullanmayacağım sözde bir hizmeti bana dayatarak zorla paramı gasp edemez. benim talep etmediğim bir kurum oluşturup, bana danışmadan, fikrimi sormadan, benim onayımı almadan, oluşturduğu bu kuruma benden cebren alınan paralarla maaşları ödenen çalışanlar atayamaz. benim paramla, kullanmadığım bir tanrıya para akıtamaz, başkalarının yararlanacağı ve hayati bile olmayan bir hizmeti sağlayamaz. kendisine biricik bir din seçerek, başka dinlere mensup insanlardan para toplayıp, "sizin dininize hizmet etmiyorum" diyemez. bu insanların parasının karşılığını vermemezlik yapamaz. bu, nitelikli dolandırıcılıktır. devlet, vatandaşını dolandıramaz!

    türkiye cumhuriyeti, vatandaşlarından elde ettiği haksız kazancın hesabını vermeli ve bu paraları son kuruşuna kadar iade etmelidir. türkiye cumhuriyeti, vatandaşlarını dolandırmaya derhal bir son vermelidir.

    edit: geçtiğimiz ay vergi iadesi alabilmek için isyan edip topluca dinlerini değiştiren izlandalılarla ilgili haberin linkini de şuraya ekliyorum http://www.theguardian.com/…-gods-tax-rebates-zuism

  • orta doğu teknik üniversitesi

    eski okulum. görebildiğim kadarıyla öğrencilerinin hatırısayılır bir kısmında gözle görülür bir sığırlık baş göstermiş.

    tezimi yazmak için sessiz ve dikkat dağılmayan bir ortam olsun diye kütüphanesine geldim. yer yok. ama bütün masalarda çalışan insanlar olduğu için değil. eşyalarını (çanta, laptop, defter vs.) masaya bırakıp giden insanlardan dolayı.

    kütüphanede çalışan bir kişi kısa bir süreliğine kantine, kitap araştırmaya, tuvalete vs. gidebilir, bunda sorun yok. öte yandan görebildiğim kadarıyla bu hareketi gerçekleştiren sığır kitlesi sabahtan gelip çantaları atıp "yer kapıp" istediği zaman gelip çalışma peşinde.

    sanırım bu olay uzun süredir gözle görünür bir sorun olmuş ki etrafa "30 dakika kullanılmayan masalar diğer öğrencilerin kullanımına sunulur" diye uyarılar döşenmiş. öte yandan attığım birkaç turdan görebildiğim kadarıyla eşyalarını bırakıp saatlerce ortadan kaybolan sığırlar var.

    tabii masalara konulan eşyalar 30 dakika geçtikten sonra kişinin eşyalarını kenara itip kendinizin oturması için bir engel değil.

    düzenleme: kenardaki kırmızı koltuklara oturup boş bir sandalye için 30 dakika kadar bekledim. 30 dakika geçince eşyaları kenara çekip oturdum. oturmamdan yaklaşık 50 dakika sonra eşyaların sahibi geldi. daha sonra da "burada ben oturuyordum n'oluyoruz" ayaklarına girdi. masadaki uyarıyı gösterince "ben gideli 30 dakikadan fazla olmadı" diye bir de yalan söylemeye çalıştı.

    kendisine kenarda beklemeye başladığım ve masasına oturduğum saatleri söyleyince "yani burayı mı işaretlediniz hocam, bu mu yani" diye tripli konuşmalara girdi. üzerine bir de "eğer 30 dakikadan çok boş bırakırsanız ben de gelip kaparım" diye afra tafra yaptı. ben de "merak etmeyin, ben uzun süreli olarak masadan kalkacağım zaman eşyalarımı da topluyorum" dedim.

  • hiçbir zaman evlenemeyeceğini anlamak

    hic kimsenin seni evlenecek kadar sevmeyecegini anlamaktir bazen.

  • kavga etmekten korkan erkek

    benim de icinde bulundugum insan turu. aslinda onceleri boyle bir insan degildim. ufak tefek olmanin verdigi kompleksten midir nedendir bilmem asiri saldirgan bir yapim vardi. cocuklugum da dahil olmak uzere fiziksel boyuttaki munakasalardan hic cekinmezdim. ebat olarak iki katim kutleye ve hacme sahip insanlarla bile kavga etmisligim vardir. bir de pistim tabi ornegin biri kavgadan kacinmak icin "eyvallah" dese "hah anani boyle sikerler" der, tahrik ederdim. cok dayak yemisligim vardir ama, dovdugumden fazlasindan sopa yemisimdir.

    sonra bir gun, benden uzun ve agir biriyle karsi karsiya kaldik. benim avantajimsa boks yapiyor olmamdi ayrica ilk yumrugu atarsam hic yemeden ve rakibin gardini almasina izin vermeden seri yumruklarla hatta diz ve dirsek de kullanarak galip (!) gelecegimi umuyordum. nitekim karsi taraf hem kilosuna guveniyor hem de beni cok hafife aliyordu. bu psikolojik durum acikca haksiz olmasina ragmen kendisi icin cok keyifli olmaliydi saniyorum. nitekim en klise hatayi yapti ve agzini yayarak bir cumle kurmaya basladi. "bilaaderrr", "bizzz", "-sana" gibi kelime ve ekler o cumle bitene kadar siddetin baslamayacagina delalettir. tabi bu soyleyen icin gecerli, dinleyen icin degil. ben de boylelikle aradigim firsati buldum ve taktigim tamamen ise yaradi. bu kisim onemli degil. onemli olan ben isimi bitirdikten sonra adamin suurunu yitirmesi oldu. cenesinin bir sara hastadi gibi kilitlenmesi ve sıkılı dislerin arasindan sizan kani gordugumde korkudan aklimi yitirecek gibi oldum. o anda biri olecekse o kisinin ben olmasini diledim. bu sekilde aglayarak ne kadar sure gecti bilmiyorum, sonunda baygin adamj alip hastaneye goturduler, beni de merkeze. polisin birinin "seni nasil salalim belki afam olecek" demesi hayatimda isittigim en korkunc cunleydi. neyse sonunda iyilesildi, helallesildi konu kapandi gitti.

    simdiyse biri dumduz yuzume kufretse "haklisin abi" deyip gecerim. yumruk atsa sadece defansta kalirim, karsilik vermem. evet o anlatamadigim korku bana yetti. size de tavsiyem budur, zorda kalsaniz bile siddete yonelmeyin. birini sakat birakmak, oldurmek ihtimallerini hic deneyimlemeyin. erkek adam isinde ekmeginde okulunda hayata karsi savasan adamdir gerisi hikaye.

  • çankaya'daki sapığı şikayet ediyoruz

    ankara çankaya'da bir şerefsiz (twitterda @ankaraucuncu. 1 aydır ise @dev_ank hesabını kullanıyor acmanızı tavsiye etmiyorum. +18) arabasının içinde masturbasyon yaparken kadınlara yol soruyor ve gözlerinin içine baka baka eylemine devam ediyor. sonra bunları videoya çekip twitter'a koyuyor.

    https://twitter.com/…gazi/status/685833872832081920 şu twitle haberim oldu benim de, arkadaş mail atmış cankayailce@ankara.pol.tr adresine.

    ben hem mail attım hem de https://m.egm.gov.tr/onlineislem/ihbar şu adresten online ihbar yaptım. ne kadar ihbar o kadar dikkat çekmek demektir. 1 dakikanızı ayırsanız belki el atarlar şu olaya.

    ankara il emniyet müdürlüğü- çankaya'yı seçip şöyle yazdım:
    konu: çankaya'daki sapık
    metin: twitter'da '@ankaraucuncu' hesabını kullanan şahıs çankaya'da arabasının içinde masturbasyon yaparken yoldan geçen kadınlara yol soruyor ve video çekip twitter'a koyuyor. gereğinin yapılmasını rica ediyorum. (aracın beyaz fiat fiorino olduğu söyleniyor)

    (bkz: #57601256) şuraya yüzünün gözüktüğü bazı fotoğrafları koydum. ihbara ekleyebilirsiniz linkleri.

    yanılmıyorsam yalnızca tck 105 (cinsel taciz- 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası) ve 225 (hayasızca hareketler, teşhircilik- 6 aydan 1 yıla kadar hapis)'ten sorumlu tutabiliriz. 225 için şikayet gerekli değil ama 105 için mağdurun şikayeti gerekiyor. şu iğrenç harekete maruz kalan biri bunu okuyorsa daha fazla ceza alması için şikayetçi olabilir. gerçi şu halde de 225. maddeyi 6 kez ihlal ettiği için 6 yıla kadar hapis cezası alabilir.

    edit: 6 demişim de @dk13617391 şu hesapta da var. normal şartlarda 10-15 yıldan az ceza yememesi gerek bu herifin.

    diğer hesapları: @dev_ank (şu an bu hesabı kullanıyor) - @dk13617391 - @1sen1o1ben- @ank_skci (3-4 günde bir hesap değiştiriyor öncekinin şifresini unuttum diyor)

    @3455celik bunu da twitter'dan biri bildirmiş, benzer hareketleri yaptığı videoları koymuş hesabına. pek değerli cumhuriyet savcılarımız cumhurbaşkanına hakaret suçlarındaki gibi duyarlı olup el atarlar umarım.

    -----------------------

    edit: olay gerekli yerlere intikal ettiğine göre facebook hesabı paylaşılmasını şahsen doğru bulmuyorum. yakalanacaktır bugün yarın. facebook hesabının paylaşılması ailesine zarar verir.

    ayiboluoama eklememi istedi: "belki de o değildir kesin olmadan yapılan şey doğru değil. bir suser bana adres tc ve doğum tarihini attı adamın. polisle paylaştım yarına kesinleşir."

  • donanımhaber ölücüleri

    bu adamların sanal alemdeki yaratıcılıklarını hep okuyoruz da gerçek hayatta ete kana bürünmüş birisiyle karşılaşınca insan bir garip oluyor.

    departman storelardan biri * ikinci aldığınız ürün %50 indirimli diye kampanya yapmış.

    ben de hediye olarak gömlek alacaktım gittim seçtim, beğendim ihtiyacım olan başka bir şey olmayınca bir de hediye alınca deneme kabini filan uğraşmadan doğrudan kasaya gittim.

    buraya kadar bence her şey normal fakat ben farkında olmasam da donanımhaber ölücüsü mantığıyla hareket eden arkadaş tarafından gözleniyormuşum.

    sıra beklerken 25-30 yaş arası bir arkadaş yaklaştı; kardeşim sen başka bir şey almayacaksan benim aldıklarımı beraber geçirsek %50 den yararlansam olur mu dedi ben de tabi olur dedim. sonuçta beni etkilemiyor zaten 100 lira ödemeyi göze almıştım ama adam gidip benim aldığım gömleğin aynısını alıp gelince biraz koydu açıkçası.

    ulan ikimiz de aynı gömleği aldık ben 100 lira ödedim o 50 lira ödedi ayrıldık kasadan. puşt bir de benim gibi hediye paketi yaptırdı, değişim kartı istedi.

    herifi takdir ettim resmen ama asıl ufkumu kasadan ayrıldıktan sonra iki katına çıkarttı. bu hırt meğer birkaç gün sonra tekrar gelip gömleği iade edecekmiş karşılığında 75 liralık hediye çeki alacakmış, gömlek filan hikayeymiş. düşünsenize adam 50 lira karşılığı 75 liralık alışveriş yapacak oturmuş bunu düşünmüş hayret ve takdir ediyor insan.

    yalnız şu an fark ettim benim aldığım hediyenin rengini filan beğenmeseler değiştirmeye gitseler 100 lira ödediğim gömleği 75 liraya alacaklar.

    ulaaan dh ölücüsü! benim alışverişimde 3.tekil şahısken bile beni kazıklamayı başardın ya ne diyeyim ben sana!

  • hayata dair gülümseten detaylar

    kemoterapi goren babami bursa ali osman sonmez onkoloji hastanesine getiriyoruz, once tahlilleri yapilip sonra kemo icin yukariya, umran sonmez medikal onkoloji merkezine cikiyoruz. tahlil icin sonuclari beklerken, tezcanli ve sicakkanli, tanidigim en sosyal insan olan annem bana birakmadan tum takip islemlerini kendisi yapiyor. bu arada da sirada bekleyen hemen herkesle illa bir konusuyor, tavsiye veriyor, yol gosteriyor, fazla maskelerden cikarip veriyor. babamla ben ise asosyal ve huysuz iki insan olarak oturup anneme bakiyoruz. annemin bu sosyal hallerini icten ice cekemeyip babama diyorum ki "annemin de konusmadigi kalmadi ha" zaten gozlerini annemden ayirmamis olan babam hicbir sey demiyor. sadece dizinde tuttugu elini hafifce kaldirip indiriyor, her zaman ki halleri der gibi.

    hastane bugun pek kalabalik degil, sanki herkes sadece grip olmus gibi davranip konusuyor. belki arada cok azi muthis bir umutsuzluk ve korkunun, hatta acinin verdigi bir ofkeyle dolu oluyor ve oyle davraniyorlar; ama dedigim gibi cok az kisi bu durumda. calisanlar bile gayet guler yuzlu bu hastanede.

    kafamdan bunlar gecerken, hatta hastane ile ilgili guzel bir entry yazayim diye dusunurken, babamin sesiyle irkildim: " kimseyi ayirmiyor, herkesle konusuyor. hic bakmiyor erkek mi kadin mi diye" anneme baktim. babam yaslarinda bir amcayla kafasiyla tasdik ede ede konusuyor. babama baktim, maske bile yuzundeki hafif kiskanc tavri gizleyemiyor. tutamadim kendimi, guldum ve anneme seslenerek: "anne sen buraya gel, ben orada beklerim" dedim. annem itiraz edecek oldu, babami isaret edince yuzunde bir gulumsemeyle ucarak geldi ve babamin yanina oturdu. ben gittim beklemeye basladim ama, kendimi tutamiyorum, habire gulumsuyorum. babam 73, annem 64 yasinda ve hala kiskanclik mevzuu var aralarinda.

    ilk kez, annemle babamin birbirlerini sevdiklerini dusundum. belki de ben aşktan anlamiyordum ya da sevdadan. olamaz mi yani, zaman icerisinde bir orta yol bulabilmektir belki de aşk? ne bilirim ki ben?

    o sira adimiz okundu, ucumuz de girdik muayeneye. doktor yapacaklarimizi ve sonuclari degerlendirdikten sonra annem: "bir de amcaoglunun teni sanki soguk gibi, ben simdiye dek hic dikkat etmemisim, hic bilmiyorum onceden nasildi simdi fark ettim. bunun bir sebebi var midir?"

    doktor gozlerini kaldirdi sorar gibi bana bakti. annem hemen atladi "kizim" diye. doktor ve sekreter basladilar gulmeye "sen bize malzeme veriyorsun teyze"

    annem de, babam da, ben de gulmeye basladik.

    disari ciktik. babam cikisa dogru giderken annem azicik geride kaldi. eksik bir sey var mi diye kontrol ederken, uzaklastigimizi anlayinca seslendi, ama babam duymadi. bir daha seslendi: "hey delikanli" babam birden hizlandi, merdivenleri bir atak cikmaya basladi. gencten birisi de anneme dondu dedi ki "bana mi dedin teyze?" yok amcaogluna seslenmisti annem. olaya sahit olan 5-6 kisi kahkaha atmaya basladilar. kisa zamanli bir kaos ve kahkaha tufani yasadik.

    simdi ise damarlarindan once zehir zerkedilirken iceri girip ciktikca yuzundeki o aydinligi gordugum babam, acikmasin diye sabahin korunde gozleme yapan annem ve elinde telefon ben oturuyoruz iste.

    olacak olacak. babam da iyi olacak tum hastalar da...

    o kotu hastaligin kol gezdigi bu yerde bile bir minik gulumseme nasil da hem umut verip hem de isitiyor kalpleri...

  • kedi

    çok gıcık bir hayvan bence.
    benimki klinikte kalmaya başladığından beri arada gidip odasını kokluyorum. odası ilaç ve yara gibi kokuyor ama olsun çok güzel. özlemekten değil, öyle kötü kokuları severim.
    kliniğe bırakıp geldiğim gün eve girmeyip arabada ağladım kırk saat. tabii ki sevinçten. yanlış anlaşılmak istemem.
    o günden beri işten eve her dönüşümde bir süre arabanın içinde oturuyorum. evde olmayışından değil, yorulmuşum ya ondan.
    yüzü de gözümün önüne hiç gelmiyor, zaten çirkinin tekiydi.
    bir haftadır sakinleştirici ilaç içiyorum, üzülmek ve endişe etmekle alakası yok, kafamı güzel yapıyor.
    odasını değiştirmedim, suyunu bile kaldırmadım çünkü üşendim.
    bazen videolarını izliyorum ama şey için, kedilerle ilgili bilimsel bir araştırma yapıyorum da davranışlarına bakıyorum.
    iyileşince ne olacak diye kara kara düşünüyorum. şaka şaka umurumda değil, sokağa atcam gidecek, bananey.
    bugün doktoru bir başka doktordan fikir alacaktı ama hiç merak etmiyorum, aklıma bile gelmiyor.
    annem, arkadaşlarım filan bana nasılsın demeden önce kedi nasıl diyor, bu da onların kabalığı artık, benim kedi de kedi diye sayıklamamla ilgisi yok.

    kedileri de sevmiyorum ayrıca. vahşiler ve bıyıkları var. bıyık bence çok yanlış bir şeydir.

Aslında bu konuya ait çok daha fazla entry var. Ancak entryleri konularına göre ayırabilmek için biraz editör gücü gerekiyor. Editör olmak ister misin?

evet olayım no