debe başlıkları

aykut kocaman

  • gruplarda 6 macta 25 gol yiyen, tur primi olarak iphone 7 dagitan bir takima 2 macta da yenilerek elenmis, ikinci mac oncesi ilk amacimiz gol yememek diye de aciklama yapmisligi olan efsane elit koc.

    hayranlari fenerbahce puan kaybetse de aykut kocaman'in ovsek diye kudurmakta, kendilerini de fenerbahceli olarak gormektedirler.

  • 38 yaşında abimle neredeyse aramızı açacak olan şahıs.

    adam bildiğin tapıyor aykut'a. ama öyle böyle değil. neredeyse beni silip atacak aykut için. aykut kocaman'ın oğlu bile bu kadar savunmuyordur babasını. adam bildiğin konyaspor'u tutuyorum diyor.

    alex'i yedi diyorsun alex kimmiş diyor. rıdvan'la reise gitti diyorsun, bir anda akp'li oluyor(aşırı muhaliftir). bir sürü çöp transfer yaptı kulübü batırdı diyorsun, niang diyor.

    hayret-i mucip.

  • adamı iyiki gönderdiler, şimdi takımın başında olsa 2. 3. olsak kaybedilen her maç sonrası yemediği küfür kalmazdı. adamın kafa rahat takılıyor şimdi. yok inatçıymış , söz dinlemezmiş falan filanmış. adam tabiki bildiğini yapacak, futbolu kimin daha iyi bildiği ve takımın o gittikten sonraki durumu ortada.

  • "eğer gerizekalı mal orospu çocuğu ergenlerin gazına gelip gönderilmeseydi şu an başakşehirle liderlik mücadelesi veriyorduk."

    (bkz: #84406529)

    demiş bir renktaş bizimle ilgili.

    36 yaşındayım. ergen sayılmam herhalde.
    annem elleri öpülesi can bi insandır. hikayesini anlatsam ağlarsınız. çoğumuzun annesi gibi. türkiye şartlarında zorluklar yaşayan milyonlarca ana gibidir. orospu cocugu da değilim.
    takımı şampiyon yapma ihtimali olan birinin gönderilmesi için yönetime gaz verecek bir fenerbahçe düşmanı da değilim.

    ligin en parlak takımlarınndan birini yendi takımı bu aksam. bunu inkar edecek kadar gerçek düşmanı da değilim.

    aykut severler benim gibi fenerliler için aykut neden olmamali bir türlü anlamıyor. ben mesela şenol güneş'i de sevmem. ıyi görünen ama kötü bi insan olduğuna inanırım. takımımda görmek asla istemem. ki bjk'ye yasattigi güzel günleri bize yaşayacağını garanti etseler bile istemem. terim gs için gerçekten efsanedir. 5 6 hafta öncesine kadar değişimine inanmıştım. kaybetmeye başlayınca çirkinleştigini görüp yanıldığımı anladm. terim karakterinde birini de takımımda istemem. zico isterdim mesela. daum isterdim.ersun isterdim. mustafa denizli de de bi pislik görmedim. örnek vermek istesek tonla buluruz. neyse..

    çenemde bir yara var. ordan halen sakal çıkmaz. hikayesi şudur; yaşım 13. yağmur yağıyor, asfaltta top oynuyoruz. top önüme geldi, kale önündeyim, vurucam gol olucak. top şimdi aykutta diye bağırdım ayağımı kaldırdım. ıslak zeminde diger ayağımda yerden kesilince çenemin üstüne asfalta çakıldım. aykut diye bağırırken cenem parçalandı üstüm başım kan oldu. biz çocukken rıdvan, aykut vardı. uche hogh vardı. biz mesela alex'e tapariz ama alex yokken bu takımın aşığıydik. hooijdonk'a bayılır ölürüz ama o yokken bu takima tapardik. evet, csn bartu görmedik, lefter görmedik ama nielsen varken izlerdik biz bu takımı.

    ergen babandir beyin yerine kornişon taşıyan dunbelek. aykut'u ali şen gönderince anlamadik, üzüldük ağladık. oguza ağladık. ama sonra anladık. siz halen anlamayın. ağzınıza bi almissiniz, bi ergen lafi. olm siz kimsiniz. nerenin manyağisniz. milyonlarca fener taraftarı takım geçen sene ikinci iken neden herifi desteklemedi. azicik kafanizdaki solüsyonu beyne benzetin amk. o solüsyon aslında düşünmeye yariyo.
    makbul bir adam değil bi adam. ayrıca başarılı da değil. ulan terim ve senol da makbul değil ama en azindan ikisinin de başarıları var. ayrıca terim galatasaraylı. ruhu da galatasarayli. senol da bjk ile bu yili sayma gayet ust düzey başarılar yakaladı. aykut ne yaptı ulan cidden ne yaptı. o efsane yarı final dediğinizin bir tur gerisine ersun anadolu takımı ile geldi. zico chelsea eliyordu. daum aykut kuyusunu kazmayaydi ligi yıllarca domine edicekti. aykut sevdaniza sıçayım. aklınıza sıçayım.

    ayrıca ben gibi düşünen fenerlilere orospu cocugu diyen eleman; annenin yaşıyorsa ellerinde öperim rahmetli ise kabri nur dolsun. orospu cocugu diyemem sana ama ağır ergen olduğun söyleminden belli. umarım annen hayattadir ve sana accik daha sevgi ve ahlak verir. kocaman umutlarınızi kocaman essekler kovalasın.

    edit 2: küfür kovalasın olarak değiştirildi. hoş olmamış. özür dilerim.
    ama kovalasın. hatta yakalasin. tepelesin.

    edit 1 :silinen entry icin ekran resmi duruyor.o küfürleri kıçımdan uydurduğum düşünülmesin diye.

  • konyaspor'un eşofmanı.

  • kendisiyle ilgili “her şeyden çok sevdiği fenerbahçe...” şeklinde bir algı var.

    hayır efendim, en çok kendisini sever aykut.
    alex’in ayrılışı bunun en büyük ispatıdır.

    tanım: küçük takımların antrenörü

    edit: eksik tanımlamışım. doğrusu; küçük takımların ve küçük beyinli kendini küfür olmadan ifade edemeyen zeka yoksunu insanların kocaman umutlarının sahibi büyük antrenör.

  • ali koç'un, kendisinin geride biraktigi ekibiyle ilgili yaptigi aciklamalar, cok sukur turk futbolunun son 30 yili hakkinda saglam bir hafizaya sahip oldugum icin, beni hic sasirtmamistir...

    aykut kocaman, fenerbahce'ye, sakaryaspor'dan, 1988 yazinda geldi... kulupten gidisiyse 1996 yazina denk geldi...

    kulupte gecirdigi sekiz sezona bakildiginda o donemde fenerbahce iki sampiyonluk gordu... biri ilk sezonu olan 1988-89 sezonunda, biri de son sezonu olan 1995-96 sezonunda...

    ilk sezonunda caylaklik donemindeydi ve takim icerisinde herhangi bir agirligi yoktu... son sezonunda da, yasinin da etkisiyle artik geri planda kalmaya baslamisti... sezon basladiginda takimin ideal forvet ikilisi elvir boliç-dalian atkinson'di, hatta bu ikilinin ilk alternatifi de feyyaz uçar'di... daha sonra feyyaz'in ara transferde ayrilmasi ve atkinson'in da sezonun ikinci yarisinda yasadigi sakatliklar, sezonun son bolumunde aykut'un tekrar forma sansi bulmasina yol acmisti... zaten meshur trabzon macindaki golu de bu esnada gelmisti...

    aykut'un takimin onde gelen isimlerinden oldugu 1989-1995 araligindaysa fenerbahce, tarihinin en uzun sampiyon olamama donemini yasadi... bu alti sezonda uc ikincilik, bir dordunculuk, iki de besincilik elde edildi... aykut kocaman ve oğuz çetin'in basini cektigi "sakaryalılar grubu" adinda bir cetelesmenin, takim icerisindeki etkinligi de sagir sultan tarafindan bile duyulmustu... ozellikle 1991 yazinda tanju çolak'in transferi sonrasında oguz ile birlikte tanju'ya karsi cephe aldiklarini gormemek icin kor olmak gerekiyordu... oguz'un pas tercihleri hep aykut'aydi, tanju'nun attigi gollerde de genelde gerson, novak ve ridvan asist yapiyordu...

    gelelim ali şen tarafindan, 1996 yazinda, oguz ile birlikte kulupten gonderilmesine...

    ali sen, bu kararin gerekcesi olarak, kritik trabzon maci oncesinde soz konusu ikilinin, kendisiyle prim pazarligi yapmaya kalkismasini, ozellikle de aykut'un bu konuda cok israrci ve negatif bir tavir takinmasini gostermisti...

    ancak aykut, trabzon maci sonrasinda oyle bir hamle yapmisti ki, ali sen'in bu aciklamalari yillar yili ciddiye bile alinmadi...

    aykut, macta galibiyet golunu atmisti ve sampiyonlugun kilidi de 2-1'lik galibiyetle acilmisti... ancak aykut, ali sen ile yaptigi son gorusmenin ardindan, baskanin kendisini gelecek sezon icin kadroda tutmayacagini da adi gibi biliyordu... hazir eli de gucluyken, macin hemen ardindan, sicagi sicagina, futbol kamuoyunun hic alisik olmadigi bir aciklama yapti mikrofonlara... trabzonlu oyuncularin da en az kendileri kadar emek sarfettigini, onlarin da sampiyonlugu en az kendileri kadar hak ettigini, ancak bugun alinan sonuctan sonra onlarin hic de hak etmedikleri bir kotu muameleyle karsi karsiya kalacaklarini bildigini, bu yuzden de attigi gole doyasiya sevinemedigini ifade ediyordu...

    sadece soylenenlere bakildiginda dunya futbol literaturune girecek cinsten bir fair-play ornegiydi belki bu... ama ardindaki niyet, sezon sonunda gonderildiginde "ali sen, aykut'u malum aciklamalari icine sindiremedigi icin gonderdi" algisini kamuoyunda yaratmakti... gercekten de bu konuda son derece basarili oldu... bugun bile insanlara sorsaniz, cogunluk "ali sen, aykut'u o aciklamalari icin gonderdi" der... e peki aykut'un yaninda oguz niye gitti, dusunmez...

    aykut kocaman fenerbahce'den futbolcu olarak ayrildiktan yaklasik dort sene sonra teknik adamliga basladi... 2005-2006 sezonundaysa, fenerbahce ust uste ucuncu sampiyonluguna giderken, 1 ekim 2005 konyaspor-fenerbahçe maçı ile birlikte fenerbahce'yle arasindaki ilk ciddi gerilimi de yasiyordu... macta fenerbahce 2-0 geriye dusmus, nicolas anelka'nin konya kalecisine eliyle yaptigi faulu hakem özgüç türkalp'in gormemesi neticesinde buldugu golle farki bire indirmis, ardindan da pes pese uc gol daha bularak sahadan 4-2'lik galibiyetle ayrilmisti... macin ardindansa aykut kocaman, acik acik fenerbahce'nin hakemi ayarladigini ima ederek "bu kirli duzen, duzelmek icin bir kurban istiyor, bu macla birlikte futbol kariyerimi sonlandiriyorum" diyordu...

    sonrasinda elbette aykut kocaman futbol kariyerini falan sonlandirmadi ama fenerbahce'nin zirve yolundaki uc rakibi birden ertesi gun sahaya "el değmemiş temiz bir lig istiyoruz" pankartlariyla cikti ve sezon boyunca da kamuyounda fenerbahce'nin masabasi oyunlarla zirve yarisina tutundugu, rakiplerininse alinteri ve emekle bu cirkinlige karsi mucadele eden birer sovalye gibi oldugu algisi olusturuldu... bunun sonu da nereye vardi? sezonun denizli'de oynanan son macinda sahaya onlarca defa tecavuz edilmesine ragmen, butun sartlar macin tatil edilmesi ve 3-0 fenerbahce lehine tescil edilmesine isaret ederken, hakem selçuk dereli, en az 30 dakika duraklamis bu maci sadece 16 dakika uzatti ve sonunda da bitirdi... skor 1-1 olunca da fenerbahce lider girdigi son haftada sampiyonlugu kaybetmis oldu... kamuoyunda kimse de, sezon icerisinde olusturuan o algidan oturu, fenerbahce'nin yasadigi magduriyeti dile getirmedi... hatta o 16 dakikalik uzatma da bir lutufmus gibi gosterildi...

    daha sonra ne olduysa, aykut kocaman'in o malum konya macindan sonraki tavri unutuldu ve kendisi 2009 yazinda kulube sportif direktor olarak getirildi...

    asil kayisin kopmasiysa bu esnada yasandi bence... zira sportif direktorlugu zamaninda yaptiklari, lafi hic egip bukmeye gerek yok, dupeduz ahlaksızlıktır...

    takimin kadrosu zaten dar... bununla ilgili problemler de 8'de 8 yapilarak baslanan sezonda sonradan kor topal gidilmesiyle kendisini az cok belli etmis... ikinci yarida yarisin daha da kizisacagi asikar... ustelik avrupa ligi'nde de eleme turlari basliyor... boylesine bir donemde devre arasinda roberto carlos ile yollar ayrilmis... keza colin kazim da gonderilmis... teknik direktor christoph daum transfer istegini defaatle dile getirmis... buna karsilik aykut kadromuz yeterli demekle yetinmis... ustune de sadece gökhan ünal transferi yapilmis...

    sonra ne mi oldu peki? o daracik kadro, ozellikle subat ayinda oylesine eksildi ki ic sahadaki lille macina 13 kisiyle cikmak zorunda kaldi... sampiyonluk da son macta tek bir golle kacti...

    sezon sonundaysa aykut, daum'un yerine teknik direktorluge getirildi ve o "yeterli" dedigi kadroya mamadou niang, miroslav stoch, joseph yobo, caner erkin ve issiar dia'yi transfer etti...

    dahasi, cicegi burnunda fenerbahce teknik direktoru, bakin sadece 10 hafta once nasil bir demec vermisti:

    --- spoiler ---

    özellikle şunu da söylemek gerekiyor: belki bu sözlerin açıklaması olabilir. şunu da ifade edebilirim. benim sayın daum'un yerine gelmek gibi bir düşüncem asla ve asla yok. çok net bir şekilde söylüyorum. bu hem kendimi inkar etmek, hem fenerbahçe spor kulübü'nü inkar etmek olur. böyle bir tasarrufum asla olmadı ve asla olmayacak. bunu çok net bir şekilde söylüyorum. ancak sezon sonunda hem pozisyonumla ilgili olarak hem de genel durumla ilgili olarak bir değerlendirme yapma hakkına sahibim
    --- spoiler ---

    inanmayanlar icin link burda... kaynak da baya baya fenerbahce resmi sitesi ustelik...

    sadece bu demecin 10 hafta sonrasinda dediklerinin tam tersi yonde hareket edip daum'un yerine teknik direktor olmasi ve dort ay evvel "yeterli" dedigi kadroya ilk 11'in yarisini degistirecek kadar transfer yapmasi bile aykut kocaman'in ne oldugunu ozetler niteliktedir!

    ancak bunu da cogu goz gormek istemedi...

    fenerbahce'de berbat baslayan ilk sezonunda kafayi alex'e takmisti... fakat devre arasina dogru lider trabzonspor'un sekiz puan gerisinde kalinmasi neticesinde, muhtemelen azizsilinin de etkisiyle, kendisi alex odakli eski duzene donmus ve alex'in de kariyer rekoru kiran performansi sayesinde sampiyonluk gelmistir...

    lakin sonradan bu sampiyonluga malum 3 temmuz camuru sicradi... aykut da basta kendisini kurtarabilmek icin hiz siniri asilmis ama radar bir takima tutulmus! gibi sacma sapan bir aciklama yapti lakin sonradan ne hikmetse yine "3 temmuz operasyonuna karsi dik durus" sergiledigi algisini yaratmayi basardi!

    bundan sonrasiysa alex gidene kadar alex ile ugrasmaya devam etti yine... 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı'nda alex'i 75 dakika kulubeye hapsetmesiyse "alex sayesinde bir sampiyonluk daha gelecegine galatasaray kadikoy'de kupa kaldirsin" diyecek kadar kisisel husumetleri yuzunden gozu donebilecek biri oldugunu gosteriryordu aslinda... ertesi sezona girildikten kisa bir sure sonra da muradina erdi ve alex'i kulupten uzaklastirdi, hem de aziz babasini da gayet guzel kafalayarak, alex'i sadece gondermekle kalmadi, elinden geldigince de itibarsizlastirmaya calisti...

    aykut kocaman'in ne denli kotu bir teknik direktor olduguyla ilgili daha once burada defalarca yazdim... isteyen eski entrylerime de bakabilir (bkz: aykut kocaman/@marston and son)

    bunlari daha fazla tekrarlamaktansa son olarak kendisinin medyayi nasil kullandigina da az cok deginip, bugun ali koc'un yaptigi aciklamalar dogrultusunda perde arkasinda neler cevirmis olabilecegini biraz daha iyi anlamaya calismakta fayda var...

    oncelikle turk spor medyasinin yapisindan biraz bahsetmek lazim... (bunu da bizzat icine girip o yapiyi gormus ve fazlasiyla overqualified oldugu icin bu yapida barinamamis biri olarak soyluyorum, haricten gazel okumuyorum - ukalalik yaptigim da sanilmasin, isteyen bugune dek yazdigim entryleri inceleyip cv'mi uc asagi bes yukari gorebilir)... turk spor medyasi, uzun yillar boyunca hic ama hicbir vasfi olmayan, genellikle ortaokul-lise mezunu asalaklarin elinde kalmis... 1990'larin sonuna kadar neredeyse bu captaki adamlar 17-18 yasinda, basinin baska hicbir kosesinde bir baltaya sap olamayacaklari goruldugu icin, "sen de falanca takimin antrenmanlarina git, muhabir olarak ise basla o zaman" diye bastan savilircasina spor muhabirligine yonlendirilmis, yillarca salla basini al maasini seklinde calisinca da yavas yavas bulundugu yerde yukselmis ve yaklasik 25-30 yillik bir surec sonunda da spor servisi mudurlugu ve kose yazarligi gibi yerlere gelmisler, bunun ardindan da hak ettiklerinin ustunde kazanmaya ve hak ettiklerinin cok otesinde sohrete sahip olmaya baslamislardir...

    bu adamlarin yonetici oldugu bir medyada haliyle en son onem verilecek sey de liyakattir... zira bu adamlar, altinda calisacak kisileri cok iyi seviyede yabanci dil bilen, cok iyi okullarda okumus, futbol dunyasinda olup biten her seyi cok iyi takip eden, futbol haricinde de ciddi anlamda genel kulture sahip kisilerden secseler, kisa sure icerisinde kendi yeterlilikleri sorgulanir hale gelecektir... o yuzden bu tipler, spor basininda yukselmenin kosulu olarak, kendi sahip olduklari tek vasfi on plana cikarma yoluna gitmislerdir... nedir o? eski olmak, kidemli olmak! hicbir yabanci dili bilmeyen, cahil cuhela tipleri alip muhabirlikten yetistirmeye baslamak, bu yoneticiler icin en saglikli yoldur zira bu yeni yetistirilen isimler, kendileri daha eski, daha kidemli olduklari icin onlarin ayagini kaydiramaz...

    peki boyle yetisen muhabirler nasil habere ulasabilir? hicbir yabanci dili olmayan bir muhabir, bir yabanci hocayla muhatap olabilir mi ornegin? alin size turk medyasindaki yabanci hoca dusmanligi ve yerli hoca fetisizminin en temel sebebi...

    yabanci hocalarla muhatap olma sansi olmayan muhabir, bunun aksine yerli hocalara bir cep telefonu uzakligindadir... yerli hocalar da zaten kendilerini deli gibi savunan bu asalaklara, cikar iliskisinden dolayi cok samimi yaklasirlar... "aman sayin hocam, aman canim hocam, soyle buyuksunuz hocam, boyle muhtesemsiniz hocam" seklinde yapilan yalakalik girizgahlarinin ardindan da yalanan bu teknik direktorler, muhabirlere, ihtiyac duyduklari dedikodu malzemesinin bircogunu verirler... muhabir, haberi icin malzeme elde eder, teknik direktor de yalanma ve gazete sutunlarinda korunma ihtiyacini karsilamis olur ve bu simbiyoz iliski de yillardir bozulmadan bu sekilde devam eder...

    aykut kocaman da bu duzenin cok iyi farkina varmis bir isimdi ve gorev yaptigi sure icerisinde ahmet ercanlar ve emre bol basta olmak uzere bircok muhabiri gayet guzel beslemisti...

    alex'in gonderilmesine yakin ahmet ercanlarin "alex'in faydali kosu mesafeleri", "alex'in sprint mesafeleri" gibi bilgileri gecip haber yapmasini falan bir hatirlayin hele...

    aykut kocaman bu asalaklari sonraki donemlerde de hep beslemeye devam etti... onlar da her sartta aykut hocalarini savunmak, onun yararina kamuoyunda algi olusturmak icin ellerinden geleni yaptilar... bu sayede fenerbahce'nin ligde elde ettigi ikincilikler aslinda basariymis gibi gorulmeye baslandi... sezon boyunca liderin yanina yaklasamayan takim, son haftalarda coktan ununu eleyip elegini asmis takimlarla oynayip bunlara karsi bol gol atip kazaninca da "hocaya savunmaci diyordunuz ama bu takim sampiyonlugu sadece uc puan farkla kacirdi, en cok gol atan takim oldu" diye agiz birligi etmiscesine ayni seyleri soylediler... hicbiri soz konusu donemde tek ciddi macin akhisar'a karsi kaybedilen kupa finali oldugunu, galatasaray sampiyon olamasaydi onun yerini, bu durumda tt arena'dan puan cikartacak olan basaksehir veya besiktas'in alacagini soylemedi mesela...

    mevcut sezonda da, aykut kocaman artik fenerbahce'nin basinda olmamasina ragmen, bu kalemsorler bu algilara devam ettiler...

    ote yandan takim, kulup tarihinin en kotu lig baslangici performansini ortaya koyunca da kalemler iyice sivriltildi, hepsi aykut geri gelsin diye gazel okumaya basladi... tum bunlar olurken bugun ali koc'un aciklamalarindan goruyoruz ki bu yapilanma sadece medya ile de sinirli degilmis... aykut kocaman'in eski ekibinden olan ve goreve devam eden antrenorler de ciddi ciddi kulup icinde sabotaj yapmakla mesgullermis...

    bu adamlarin, agababalarindan direktif almadan boylesine bir sabotaja kalkisacaklarini dusenecek kadar da naif olmayalim tabii... hele bir de aykut kocaman'in gecmiste ozetledigim davranislarini goz onune alirsak... zaten ali koc'un konusmasi sonrasinda a spor'da konusmayi yorumlamaya calisan emre bol'un "ya ne varmis antrenman bilgilerinin disari gitmesinde, doktorlar bile hasta raporlarini yeri geldiginde baska doktorlara gostermiyor mu fikir almak icin, ehe ehe" seklinde zirvalamasi bile aykut onderligindeki bu cetenin varliginin delili niteligindeydi...

    ezcumle;

    aykut kocaman fenerbahce spor kulubunun kapisindan iceri girmis en buyuk hainlerden biridir... kulubun su an icinde bulundugu kotu durumun da bas musebbiblerindendir...

    hala daha kendisini savunanlarin bir an once o derin gaflet uykularindan uyanmalarini diliyorum...

    ozellikle bugun aciklanan rezaletlerden sonra da taraftarin oncelikli gorevi, ne olursa olsun bu zatin ve yancilarinin bir daha bu kulubun onunden bile gecmemesi icin uyanik olmalaridir... yapilacak protestolar, alinacak pozisyonlar oncesinde hep bu husus akillara getirilmelidir...

  • kulüp mali olarak batık durumdayken, kendi döneminde yapılan transferler kulübün borcunun 1/4'ünü oluştururken, yeni başkan kulübe 50 milyon dolar hibe etmişken halen kulüpten 1.5 milyon euro maaş aldığı ortaya çıkan ve maaşım kesilecek diye konyaspor'u reddeden büyük fenerbahçeli mega insan. bence kulüp üstüne yapılmalı ve selçuk şahin geri çağrılmalı.

  • gelirse, takımdan ilk keseceği oyuncunun 'benzia' olacağını kestirmek zor olmayan teknik direktördür.

  • hala bu adamın kanser ettiği takımın çilesini çekiyoruz.

    bu adamı hala öven fenerbahçe taraftarı görünce dehşete kapılıyorum. sizin allah belanızı versin ya.

    klasik türk milleti hastalığı yapılan hatayı başka hatayla kapatmaya çalışıp ardından ikincisinden pişman olup ilk hataya geri dönmek.

    inanılmaz bir topluluğuz gerçekten.