debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. en son gerçekten mutlu hissedilen an

    üç gün önce yaşadığım an

    iki arkadaş fatih'te bir sosyal tesise oturduk menüyü inceliyoruz . öğrenciyiz, paramız da çok az hani neye baksak çok pahalı geliyor. haliyle karar vermemiz uzun sürdü. masamıza bakan garson bey durumu anlamış olacak ki yanımıza gelip, "siz öğrenci misiniz?" diye sordu. başımızı sallayarak onu onayladık ardından da birer kahve rica ettik. bir süre sonra kahvelerimiz,yanında sütlaç ile beraber geldi. teşekkür ettik. neyse işte aradan biraz zaman geçti çay da ikram ettiler . o kadar hoşumuza gitti ki bu davranışları. en güzel nasıl teşekkür edilir, onun düşüncesine daldık. ne yapsak ne etsek diye düşünürken en nihayetinde bulduk. o günü hatırlatan güzel bir resim çizdik ve kenarına " mutlu ettiğiniz kadar mutlu olmanız dileğiyle..." yazıp o günün tarihini attık. resmi verdiğimiz zaman yüzünde beliren o içten tebessüm hâlâ gözlerimin önünde. mutluluğun ne olduğunu tüm benliğimle hissettim.

  • 2. çocuğuma pantolon alamıyorsam niye yaşıyorum

    harbiden benim gibi taş kalpli birini bile etkilemiştir. dikkat ederseniz adam intihar etmeden önce "hemen gidip alalım" diyerek gidip pantolonu almış... sonra da intiharı kafaya koymuş olacak ki "çok yorgunum" deyip milleti erkenden yatırıp sessizce intihar etmiş.

    belli ki gururuna yedirememiş, böyle adamlar herkesten yardım falan da isteyemez, çünkü gururları daha ağır basar eğer öyle olmasaydı kesinlikle intihar etmezdi.

  • 3. 100 milyon tl ile kaçan banka müdürü

    iyi bir vurgun olmuş tebrik ediyorum. ucuz döviz diyerek yapmış olması ünlü dolandırıcı sülün osman'ın bir sözünü hatırlattı "aslında onlar beni dolandırmaya çalışıyordu."

  • 4. pantolonu yüzünden öğrenciyi derse almamak

    bir de kantin dışında okulda yemek yemeyi yasaklama orospu çocukluğu vardır, kantin bir tostu 4 liraya satar.
    bizim lisedeki orospu çocuğu yerli malını bile yasaklatmıştı. ihalede 35k vermiş kantin için yavşak müdür çanak tutuyordu, sonra fetöden aldılar müdürü.

  • 5. 22 eylül 2018 trabzonspor göztepe maçı

    var icad oldu burak yılmaz'ın piyasası yarı yarıya düştü.

  • 6. diyanetin deizme savaş açması

    savaş demek para demek. diyanete yine ek bütçe geliyor.

  • 7. 22 eylül 2018 kocaeli valiliği açıklaması

    alkışlar valiliğe.
    adam çocuğuna pantolon alamadığı için intihar ediyor, sebebi valilik anında tespit etmiş.
    bravo valiliğe.
    kriz falan yok tabi.
    ölen de fedöcüdür.
    ölen insana saygınız olsun bari.
    biz yine de valiye inanalım.
    mazallah bizi de vadan hayını, fedöcü falan ilan ederler.
    inadık mı?
    eved.

  • 8. 21 eylül 2018 decathlon rezaleti

    başlığı okuyunca rezalet gibi rezalete benzeyen durum. ancak fotoğraflara bakınca çadır yanlış kurulmuş ve bu yüzden su geçirmiş gibi duruyor. yanlış kurulmuştan kastım; su geçirmez olan brandanın kazıkları hiç çakılmamış veya yanlış çakılmış da, branda içerdeki tüle yapışmış gibi gözüküyor. bu durumda çadır hava almaz ve yağmurdan dolayı yoğun bir terleme meydana gelir. tül de su geçirmez olmadığından sular içeri süzülmeye başlar.

    ben 3 senedir bu çadırı kullanıyorum. 4 saatten çok daha uzun süre sağanak altında kalmasına rağmen bir damla su geçirmedi. hatta bu 4 saatten uzun süren sağanakta artık kesin su geçirmeye başlar en azından üstümüzdekiler ıslanmasın diyerek arabaya geçmiştik. yağmur dindikten sonra çadırın içi ne halde diye kontrol ettiğimizde ıslanma belirtisine bile rastlamadık.

  • 9. erdoğan'ın bilim insanları yurda dönsün çağrısı

    insanlar sokaklarda gösteri yapmadan, huzuru kaçırmadan gayet net bir protesto yapıyor. senin hükümetine vergi ödemiyor, ürün geliştirmiyor, katma değer yaratmıyor. "eski türkiye ne yaptı ki 90 senede ?" diye sayıklayanlar, bakın cumhuriyet bu insanları yetiştirdi, şimdi anladınız mı yol yapmakla insan yetiştirmenin farkını ?

  • 10. asgari ücret pazarlığının 2 bin liradan başlaması

    1800 olursa öpün başınıza koyun. akpden asgari ücretin 2000 liraya çıkartılmasını istemek deveye hendek atlatmaktan daha zor

  • 11. bir kadının seksten daha çok hoşuna giden şey

    erkekleri seks için süründürmek.

  • 12. 22 eylül 2018 mhp af teklifi

    evimin önüne arabamı bırakamıyorum anasını siktimin şehrinde. salın bütün gaspçıyı hırsızı sokağa. daha lisede bıçaklı gaspa uğradım, ilkokuldaydım evimize hırsız girerken gece camda yakaladığımızda, geçen sene de arabamın multimedya ekranı çalındı.

    ben yarın bir gün bu kadar travmayla bu orospu çocuklarından birini öldürünce beni de affedersiniz amına kodumun evlatları.

    sokaklarında yürünmeyen lanet şehrin çok kutsal fatih ilçesi için konuşursak, asayişin anasını sikecek tekliftir.

  • 13. hiç yakışıklılığıyla ünlenmiş zenci olmaması

    biraz daha will smith yazsanıza benimki tam kalkmadı

  • 14. teknofest'i 2 günde 250 bin kişinin ziyaret etmesi

    net 150 bini, meb'in okulları zorunlu tutmasıyla götürülen öğrencilerdir..dün sadece 2 bin tanesini biz götürdük okulca..hayatınız yalan hayatınız ilüzyon..

    edit: ilüzyon illüzyon aq kompozisyon mu yazıyoruz burada? sen nereye goturcektin kulampara yazan sapık, hükümeti yalayacam diye sapık zihniyetini başkalarına yansitan bir karaktersizsin sen?lan çocukların ağzına sıçtılar dün, bugün marifet diye yutturuyorlar, görmesek inanacaz, gördüğümüzü yazdık diye sapık imasi yapiyor orospu çocukları ya..irzinizi sizin e mi..

    edit 2: bir diğer amip de işini yapsaydın da daha çok çocuk goturseydin ülkemin öğretmeni :( yazmış..lan amcık bi otobüste 46 çocukla orada dolandigini hayal ettin mi sen hiç, kusmalarini tuvaletlerini sicmalarini gördün mu? hem de senin gibilerin üreyip çoğaldığı tipleri..bi düşün bakim.. 3 ay yatmadım mezun öğrencilerimin tercihini yaptım babasız piçler, bilim karşıtı değilim, yobaz ateist bilim hayranıyım, burdaki tek amaç sayıyı yüksek tutmak diyorum, anlamayan beynini sikim senin alana giriş yapip 15 dakika sonra çıkarılan çocuklar kadar başına taş düşsün..

    edit:sözlükte ne kadar beyinsiz var ya? oğlum çocuğunuz varsa ben onlardan yanayım lan nie saldiriyorsunuz bana?herseyden önce zorunlu tutuldular zorunlu..özgürlüğü zaten siz değil ben ogreticem onlara da sizle de ben mi ugrasacagim aq?
    savunan salaktır oğlum, giden çocuklara sorun anlatsinlar bana soveceginize..mesajlara cevap yazamayacağım, son sözüm umutsuzluğa yer yok, öğreneceksiniz..

  • 15. haluk levent

    adam gibi sanatçıdır, önce tanımdan başlamak istedim.

    yavşağın teki kendisinin abartıldığını yazmış, görünce kan beynime sıçradı.
    haluk levent 20 yılı geçkin süredir her türlü haksızlığa karşı mücadele etmiş biridir.

    bergama'da siyanürle altın aranırken ilçede ve ilçenin köylerinde mücadele eden halkın yanındaydı... 90ları hatırlayanlar bilirler, asklepiyon'da verdiği konserlerde nasıl tepkiler koyduğunu, hangi şarkıları albümlerine eklediğini...

    bosna için, çetin emeç için, ipekçi için, mumcu için yazdığı şarkılar ortadadır. sadece onlar değil, ezilen her kesim için, haksızlığa uğrayan herkes için kendisinin yaptığı çalışmalar rahatlıkla görülebilir...

    denizli'de geçinmek için balon satan teyzeye ahbabıyla nasıl yardımda bulunduğu bilinir. çeşitli borçlarından dolayı hayatı dipteyken kimler yararına parasız konserlere çıktığını bilmeyen yoktur.

    göte bak, şu an için güncel bir olayda, levent'in yaptığı yorumu beğenmedi diye haluk levent'in vicdanını sorgulayacak...

    biraz objektif bakın, her kızdığınız olayda elinizin altına klavyeyi almadan önce insanların farklı olaylar karşısında nasıl tavırlar gösterdiğini görün.

  • 16. beyin göçü ile türkiye'den giden sözlük yazarları

    sadece mühendislerin aktivitesi değil bu arkadaşlar. buraları okuyan işletme bölümü öğrencisi/mezunu arkadaşlar varsa, bu alanda da yurtdışına gitmenin gayet mümkün olduğunu belirtmek isterim. aile parasıyla gidenlerin zaten önünde çok bir engeli yok. diğerlerine belki örnek olur diye yazıyorum.

    benim hedefim ekonomik ve sosyal olarak avrupanın en gelişmiş ülkeleri olan *almanya ve isviçre idi ama mastera gidecek param yoktu.

    üniversiteyi istanbul’da okudum, bu yıllarda çok fuarlarda çalıştım ve bizim müşteri tarafında adını bilmediğimiz ama farklı sektörlerde b2b iş yapan bir çok alman firmanın istanbul’da ofisi olduğunu farkettim.
    staj ararken özellikle bunlara başvurdum. mülakatlarda müdürüm olacak kişinin yabancı olması kriterdi benim için. bu arada akşamları çalıştığımdan kazandığım parayı almanca ve ingilizce kurslarına yatırdım. türkiye’de staj ararken/yaparken bir yandan kariyer.net’in almanya versiyonu olan sitelerde de hep başvuru yaptım. sahibinden.com’da araba bakan dayılar gibi benim hobim de bu olmuştu.

    toplam 68 başvurumun 66sından red aldım. emailleri sakladığımdan net sayıyı biliyorum.
    ıstanbul’da staja başladığım son şirkette mezun olunca kadroya geçeceğim belli olunca almanya’da kabul aldığım 2 staja gitmedim. uzun sözün kısası o şirkette staj dahil 2 sene çalıştıktan sonra da yurtdışı ofislerine geçtim.
    bu dediğim 6 sene önce idi, bu arada hep yapmak istediğim masterı da profesyoneller için olan bir programla işi bırakmadan almanya’da tamamladım. burda bankadan kredi çektim ödemek için. devlet zaten yarısını iade etti vergi beyanında, eğitim harcaması olduğundan.

    benim göçüm finans alanında idi ve bu alanda çok açık var almanya ve civarı gelişmiş ülkelerde. özellikle de data/finans arası bir alana kayarsanız.

    hedeflerinizi küçük koyun arkadaşlar. bulunduğunuz yerden çok uzakta olmayı istiyor olabilirsiniz ama bir günde olmuyor. istediğiniz yaşam standardına -madden ve manen- ulaşmak için neler yapabilirsiniz bunu düşünün araştırın.
    insanlardan yardım isteyeceksiniz bu konuda isteyin. internette herkese her platformda ulaşmak mümkün, kendinize mentorlar edinmeye çalışın.
    yaşadığınız hayatın kurbanı olmayın, kontrolü elinize alın. zeka olarak bir kısıt yoksa hepsi sizin elinizde.

  • 17. 1.70'lik kocasına dağ gibi kocam gitti diyen kadın

    gücün, sadakatin, aile içi sağlık ve huzurun boy ile alakalı olduğunu zannedip bu platformda başlık açıp sıçmık giren bir troll'ün eleştirdiği eş beyanı.

  • 18. ideal evlilik yaşı

    şu her başlıkta evlenen gerizekalıdır, evlenmeyin diyenlerin çete olduğunu düşünmeye başladım. çete ama aptal çetesi. sıktı artık. siktirin gidin evlenmiyorsanız evlenmeyin.

  • 19. baban ne iş yapıyor diye soran ilkokul öğretmeni

    inşaat işçisi bir babanın kızıyım. orta okula kadar bu sorudan ölesiye utanırdım. sıra bana gelmesin isterdim. okuduğum sınıf ağırlıklı olarak zengin çocuklarının okuduğu bir sınıftı. okulun ilk günü herkeste yeni ayakkabılar, yeni önlükler, yeni çoraplar. bende babamın patronunun oğlunun ayakkabıları olurdu. kuzenlerimden kalan önlük ve altı yırtık çoraplarla gelirdim. öğretmen bunu bilir, görür inatla sorardı o soruyu.

    liseye başladığım gün bana bir öz güven geldi. babamın işi ile gurur duymaya başladım. övüne övüne kalkıp benim babam inşaat işçisi demeye başladım. büyük gurur duyuyordum. hatta bir defasında kendisi inşaat işçisi ve benim rol modelim olur dedim. tüm sınıf güldü. inşaatçı mı olacaksın diye dalga geçtiler. bende hayır inşaatçı olmayacağım çalışkan olacağım onun gibi dedim. nitekim de o günden sonra babam gibi çalışkan oldum. iyi ki inşaatçı bir babanın kızıyım.

  • 20. sözlük yazarlarının rumuzlarının hikayeleri

    erkek kardeşimin kafasını omzuma koyup "ben küçük bir kedicigim sev beni miyav miyav mırrr" şeklinde sırnaşması nickimde etkili olmuştu. adnan oktar falan hiç aklıma gelmedi o zamanlar :(

  • 21. ben buyum kızım işine gelirse

    hemen gömün amnk erkekleri..
    kezbanliga mericlige öyle bi alışmışsınız ki hemen gömmüşsünüz...

    yok odunmuş, yok öküzmüs, yok tuvalet kağıdı kadar değeri yokmuş...

    hee amnk, tüm erkekler kaba, görgüsüz, cahil bi tek siz muhteşemsiniz..

    ben bu cümleyi kurdum arkadaş...
    hem de böyle suratına çaaattt diye söyledim..

    neden söyledim?
    çünkü karşımdaki gerizekalı ile herşey güzel canım cicim başlamıştı..
    başta hiç bir sorun yoktu..
    birlikte gezer tozar, zaman zaman arkadaşlarla takilabilirdik..
    arkadaşlarımız birbirleriyle tanışmış güzel bir ortamımız olmuştu...

    birlikte tatile çıktık, yıllık izinlerimizi birlikte geçirdik, birbirimizde kaldık..
    evlerimizi birleştirme kararı alınca, iş biraz daha ciddiye binsin istedi kendisi..
    ben de kabul ettim...

    işte ne olduysa bundan sonra olmaya başladı..

    ailemi alıp, ailesinin şehrine gidildi, tanışıldı, yemekler yendi, yüzükler takıldı vs. vs.
    tüm değişimler bundan sonra başladı...
    onun ailesinin yaşadığı şehir bize yakın olduğu için, her haftasonu ailesine gitmemiz gerektiğini, haftada en az 3 kez aramamı vs istedi benden..

    işin komik yanı ben kendi ailemi bile bu kadar sıklıkla aramazken ve bunu kendisi de bilirken yine de elimden geldigince yaptım..
    ancak rahatsızlığımı hiç kavga etmeden de söyledim... tepkisi "kızlarını almak istiyorsan eşek gibi arayacaksın" oldu..

    yetmedi iş toplantılarım dahi sorun oldu..
    kariyerim için en önemli olduğu yıllarda, iş yaptığım insanlarla olan toplantılarım, haftada 1 gün şehirdışı iş seyahatlerim sorun olmaya işi bırakmam başka is bulmam konusunda baskılar geldi..

    yetmedi yıllık izinlerimizde birlikte tatile çıkmak yerine ailesinin yanına gitmemiz için baskı yaptı...

    yetmedi tanıdığı görüştüğü ve yüzük takmadan önce çok sevdiği arkadaşlarım ile görüşmemi yasakladı hatta kavga etti..
    çünkü "beni yoldan cikarabilirlermis"..

    yetmedi kendi arkadaşlarıyla ilişkiyi kesti..

    gün geçtikçe bunalmaya başlamış, bu baskılar altında hayattan zerre zevk almamaya başlamıştım...
    yine de toyluk işte devam ettim..

    düğün içinse açıkçası maddi olarak biraz daha beklemek istedim..
    çünkü düğün masraflarını aileme kösmek yada kredi çekerek ödemek yerine, kendim yapmak para biriktirmek istiyordum..

    ancak kendisi "ne biçim insan" olduğumu, "ailemin bana bakmak zorunda" olduğunu, "ailemin varlığının bunun gibi 100 düğün yapacağını" söyledi durdu..

    en sonunda ise nişan koçu, 5i bir yerde, takı, eşyalarda şunu isterim bunu isterim, evlenince şurada oturmak isterim, gelinligim şuradan olsun, düğün havuzbaşı falanca otelde olsun gibi isteklere ve 500 kişilik düğün yerine kendisinin 400 davetlisinin olacağı benim en fazla 100 kişi çağırabilecegime kadar geldi..

    lan bu amina kodugum yüzüğü sadece smeagol'u, gollum'a cevirmiyomus dedim..

    düğüne 6 ay kala dayanamadım ve herşeyi bitirdim..
    sonrasında sen şöylesin, sen böylesin cümleleri ile iyice cirkeflesti..

    ayrıldıktan sonra haftalar boyunca, beni telefonda aradığında, yüzyüze her görüştüğümüzde ona hatalarını anlatmaya çalıştım..
    hatta itiraf ediyorum hatalarını kabul etse büyük ihtimal barışırdım..
    ancak hiç ise yaramadı.. hatta boğulduğumu söylediğimde, "erkek olmak kolay değil" dedi bana ve olaylar artık taciz boyutuna geldi..

    hatta beni nişanı bozdugum için maddi ve manevi tazminat davası açmakla tehdit etti defalarca :)

    kendisine son cümlem de bu olmuştu hiç unutmam..
    - tamam ben suçluyum, senin suçun yok, bunları istemek senin dogal hakkın çünkü ben erkeksem yapmak zorundayım evet yarı yolda ben bıraktım.. evet öyleyim, kabul ediyorum tamam şerefsizim..
    madem öyle ben buyum kızım işine gelirse...

    yaşamayan bilmez..
    o zaman toyduk, yaşamamıştık bilmiyorduk..

    sonra neden öküz oluyoz..
    al işte kırdın kırdın..

  • 22. psikolojik bakımdan yaşanılan en büyük acı

    gözlediğim ve anlayabildiğim kadarıyla bu saydığınız acıların çoğunluğu küçük acı. çünkü insan büyük acıların acısını çekmez. çekemez. yekten kendini inkar eder. psikolojik olarak ölür yoluna başkalaşmış şekilde ancak devam eder .

    bir tanışığın 4 yaşında kızı ölmüştü. herkes metanetli sandı adamı. adam kızıyla ölmüştü. artık hiçbir zaman tanıdığımız kişi olmayacaktı. buna metanet dediler. emin olun ''psikolojik acı'' ile ''dile getirme'' durumları ters orantılıdır!

    aşk mış! aşk acısı değiniz yıkılan ego olmasın sakın!

  • 23. 3. havalimanı açılışının ertelenmesi

    3 hafta önce istanbul-malatya uçuşunda bir abimiz yanıma oturdu. kendisinin 35 adet kamyonu varmış havalimanı inşaatında. bana söylediği "sadece 1 pist tamamlandı. 2. 3. pistler inşaat aşamasında 4. 5. ve 6. pistlerin ise kazığı bile çakılmadı henüz. açsalar bile sadece 1 pist çalışır" demişti. adam dalga geçiyor sanmıştım. gerçekmiş.

  • 24. balta ile tefeci kadını öldürmek

    (bkz: cem uzan'a kürek cezası şoku)

  • 25. bilimsel makalelerin bir işe yaramadığı gerçeği

    diğer alanları bilemem ancak, tıp için geçerli olmayan önermedir.

  • 26. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    hakikaten salas bir meyhanedeyim 50 yaş üstü bir yer ve sadece şişe efes var. ayrıca trt müzik kanalını seyrediyor millet. tek başımayım. hadi konuşalım

  • 27. beklenen aşurenin bir türlü gelmemesi rezaleti

    aşure gününün gelmesinin üzerinden 3 gün geçmiş olması ve bir komşunun bile bir kase aşure getirmemiş olması rezaletidir.

    edit : buradan yazar kardeşlere çok teşekkür ederim komşuların amk. bi tane bile ankara tutturamadım ama sözlükte insanlık ölmemiş.

    (bkz: yazar kardeşler) *

  • 28. 20 eylül 2018 şenol güneş'in terbiyesizliği

    zagreb bunları elekten geçirince yine şenol hocaya sarmışlar. korkarımki bu olaydan sonra önümüzdeki sezon şenol hocayı teknik diröktörlüğe getirmeye çalışacaklardır. nitekim ismail ve tümer olaylarından, ne kadar mazoşist ruhlu ve midesiz olduklarını biliyoruz. ama arada çok büyük farklar var. ismail ve tümer’de karakter denen şey yoktu ve sonunda layık oldukları takıma gittiler. şenol hoca ise tam tersi. tek başına bütün şikecileri çıldırtabilecek kadar güçlü bir karakter.

  • 29. 2018 ekonomik krizi

    haziran ayında 30 bin olarak ödediğim dönem faizini bu ay 95 bin olarak ödeyeceğim. bugün elimde patlayan bir müşteri çeki daha. toplamda 250 bin oldu yazılan müşteri çeklerim. emek emek çocuğumuz gibi büyüttüğümüz şirketimiz bu krize kurban gidecek gibi. çok çalıştık o kadar çalıştık ki inanamazsınız. 5 kuruşumuz yoktu ticarete atıldığımızda. köpek gibi çalıştık. ama sonuç...

    emeği olan herkesin allah belasını versin. çocuğumun rızkını un ufak edenler aç kalın, açıkta kalın.

  • 30. kemal sunal'ın en güzel filmi

    diye bir şey yoktur. kemal sunal aktördür ve oynadığı en iyi film diye sorulmalıdır soru.

    oynadığı en iyi film kibar feyzo'dur.

    rahmetli ihsan yüce muhteşem bir senaryo yazmıştır. türkiye'de bu kadar sosyolog var ihsan yüce'nin yaptığı (sadece kibar feyzo'daki değil) tespitleri yapabileni olmadı.

  • 31. sarışın kadınları çekici yapan detay

    reklamını yapan bir adet kezban

  • 32. ekşi itiraf

    /// delirmediğime dair elimdeki tek veri, deliriyor olduğumu düşünmem. hani delirenler delirdiklerini bilmezlermiş, daha akıllı olduklarını zannederlermiş ya. işte ben zannetmiyorum. henüz. şükür.

    hayır n'olmuş yani kendi kendime sesli konuşurken kendi kendime sesli muhalefet ediyorsam, n'olmuş kendi kendime zaman zaman ingilizce konuşuyorsam... hayallerimi de satmadım ya?! (sattı...)

    /// sanırım günden güne tahammülsüzleşiyorum. karşısına geçip, yüzünü avuçlarımın arasına alıp, şefkatle yanağını okşadıktan sonra "senin ben derdini sikeyim derdini" diye ölümüne haykırmak istediğim insanlar var mesela tokatlaya tokatlaya. keşke olmasalar. olsalar da yani, böyle olmasalar... yarım gram dengem var, itinayla bozuyorlar. seviyorum da işin kötü tarafı kerataları, ama işte beni çok zorluyorlar. içimdeki albayı tetim tetim tetikliyorlar.

    tetim tetim?? :/

    31 yıllık birikimin sonunda kazandıra kazandıra bunu kazandırmamalıydım ya dilimize. hiç böyle hayal etmemiştim ben. bir yerlerde bir şeyleri kesin yanlış yapıyorum ama du bakalım...

    /// ayığım. ve ben bu başlığa en son ayık geldiğimde kısa winston soft üç milyon iki yüz bin türk lirasıydı, düşün... benim için de enteresan bir deneyim oluyor. ilk başlarda biraz soğuk ama yazdıkça ısınıyorum.

    ne bileyim ya, öyle içimden geldi. birbirinden ekşi itiraflarımı yazmam gerekiyordu herhalde. açıkçası hep buraya yazarken içimdeki bir şeylerle yüzleştim ben. ilk defa bugün, yüzleşmemek için yazıyorum. bunaldım. bir insanın bunalması gerekenden çok daha fazla bunaldım. biraz kendi içimden kaçmam, biraz kafa dağıtmam gerekiyor sanırım. bir de "yaz" dendi bana. denmişti yani. bana denilenleri unutmakta da pek mahir sayılmam. yazıyorum işte öyle...

    /// devlet bahçeli'yle babamın anne tarafından akrabayız. akrabaymışız yani, ben de çok sonraları öğrendim. babaannem ne zaman bu durumla uzaktan yakından alakalı herhangi bir şey söylemeye çalışsa babam anasına sövülmüşçesine hiddetlenerek konuyu kapattırdığı için ailede pek dillendirilmez ama işte gerçek bu ne yazık ki. böyle olsun istemezdim tabii. hoş değil... size içimin ne kadar derinliklerini açtığımın, ne kadar özelimi anlattığımın farkındasınızdır umarım :(

    /// daha önce ilk dört sezonunu 4, beşinci sezonunu 3 ve son sezonunu da 2 kez izlemiş olduğum lost'a başladım geçen hafta. bayağıdır ara vermiştim. farklı zamanlarda farklı şekillerde niyetlendim ama bir sebepten olmadı hep. şimdi oldu, iyi de oldu. epeydir yapmış olmaktan en memnun olduğum şey oldu tekrar başlamak. somutlayamayacağım bir şey var bu diziyle alakalı, bu diziyle kurduğum bağla alakalı... başka herhangi bir şeyin yaratmadığı bir etki yaratıyor üzerimde sadece, onu biliyorum. bayağı bayağı iyi geliyor.

    /// “...kadınlarla yattığım yetse ya,
    bir de onlarla yattığıma inanmam gerekiyor...
    hoşlanmıyorum.”

    maksadımı aşmayacaksam eğer söylemek isterim ki, böyle epey sıkıntılı bir mevzuda dahi olsa kişinin turgut uyar'la birebir örtüşen bir yanının olması tuhaf bir tatmin duygusu veriyor. benim kastım kadınlarla alakalı, kadınlarla yatmakla ya da kadınlarla yattığına inanmakla alakalı bir şey değil aslında. ama bu kadınlara mahsus bir şey de değil zaten, her bir şeye uyarlanabiliyor. bir yerden, bir noktadan sonra insanın içinden hiçbir şey yapmak gelmiyor. çünkü hiçbir şeyi yapman yetmiyor, bir de onu yaptığına inanman gerekiyor. ve bu da, yer yer, hiç ummayacağın kadar zor bir hal alıyor. hissetmiyorsun ki, farketmiyorsun... birçok şeyi yapmak için yapıyorsun o yerden sonra, yaşamak için yaşıyorsun. dolayısıyla inanmakta güçlük çekiyorsun. ve hoşlanmıyorsun...

    tuhaf biraz. ben de hoşlanmıyorum artık. birçok şeyden. birçok şeyi yapmaktan da, yaptığıma kendi kendimi inandırma gereksiniminden de hoşlanmıyorum. ve birçok şeyi de yapmıyorum. daha edilgen bir role büründüm sanırım. daha okuma, dinleme, anlama, idrak etmeye çalışma odaklı bir rutine soktum kendimi. bir şeyler yapmaktansa; hali hazırda yapılmış olanları repertuarıma dahil etmeyi, onları algılamaya gayret etmeyi, yaşanmışlıkları çözümlemeyi ve sindirmeyi tercih ediyorum mümkün mertebe. düşünülecek, bir yere varılsın varılmasın, üzerine düşünülecek çok şey var. varılacak çok yer de var bu şekilde. ayrıca okunacak çok kitap, izlenecek çok film, dinlenecek çok müzik var. zaten iyi ki onlar var...

    /// hiç abartısız söylüyorum; ömr-ü hayatımda beni gerçekten sevdiğim bir insanı güldürmek, gülümsetebilmek kadar mutlu eden, edebilen başka tek bir şey daha olmadı. ve hayatımda güldürerek, gülümsetebilerek mutlu olacağım kadar sevdiğim hiç kimsem kalmadı. fair enough :)

    /// birisi geldi. enteresan birisi. ihtimaldi, ve güzeldi. itiraf ediyorum, bir an için ben bile inandım. tam ekşi değil ama, hafif kekremsi bir itiraf bu. öyle kaldı damağımda...

    /// kepaze insanlar tanıdım. kepaze insanlara hiç olmayacak, hiç olmaması gereken payeler verdim. kepaze insanlarla kepaze zamanlar geçirdim. harcadım. yeri geldi, onlarla onlar oldum. asla olmamalıydım. yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmek olsaydı keşke sahiden. ben de sadece kendine körleşen, körleşebilen, başka boyutları, boyutsuzlukları gören ve gördüğünü gördüğü an idrak eden, yok saymayan, inkar ya da hasır altı etmeyen birisi olsaydım keşke. hayatımda ilk kez bu tip bir pişmanlık yaşıyorum sanırım. gündemimde kendine kaydadeğer bir yer edinebilecek çapta bir pişmanlık değilse de, ne bileyim, üzülüyor insan yine de. başka bir şeye değil de, kendinden verdiğine...

    /// olağanüstü bir cuma akşamı geçirdim.

    -iki gündür yıkanmış halde öylece duran bulaşık makinesini sonunda boşalttım.
    -kedi kumu değiştirdim. poşetin altı delikmiş, ben farkedene kadar epey kum dökülmüş, elektrikli süpürgeyi açmak durumunda kaldım.
    -sigara almaya aşağı inerken yanıma yarım paket kuru mama alıp parkın çeşitli yerlerine döktüm. ilk gelen kediyi gıdısını kaşıyarak ödüllendirdim. eve geri çıkmadan önce parkta arkadaşına "ananın amı" diyen on yaşlarında bir veledi düzgün konuşması hususunda uyarmayı ihmal etmedim.
    -iki defa çay demledim, iki demlik çay bitirdim.
    -kucağımda kedimle yarım saat kadar koltukta uyukladım.
    -internette sörf yaptım. (evet nete ixir'le bağlanıyorum. icq nickim de searock çünkü aşırı yaratıcı birisiyim) komik videolar izledim, birkaçına göbeğimi tuta tuta güldüm. en iyi ihtimalle ikibinli olduklarını tahmin ettiğim birtakım organizmalarca atılmış çok sayıda "best, bestim, bestimle...", "yıkık", "flörtlerimden biri", "hayattaki şansım", "şöyle şöyle olmuştur. şöyle şöyleyimdir. o sırada annem: bla bla, babam: bla bla, arkadaşlarım: bla bla..." falan gibi birbirinin aynısı sayısız düşük zeka ve sikik mizah içeren tweete maruz kalıp 1992 sonrası doğumu yasaklamayanlara sövdüm.
    -iki bölüm lost çaktım. burası zirveye en yakın kısmıydı sanırım gecemin. sesiniz falan duyulmuyordu hiç.
    -terasta sigara içerken birden manzara çok asabımı bozdu. çarpık kentleşme ve betonlaşmadan başladım, içeri girerken en son hasan mezarcı'nın anasına sövüyordum. (o noktaya nasıl geldiğim hakkında zerre miskal fikrim yok, laf lafı açtı herhalde)
    -makineye çamaşır attım, onlar yıkandı.
    -artık gecenin sonlarına yaklaşılmıştı ve böylesi efsanevi bir akşamı noktalamaya yaraşır güzellikte bir son gerekiyordu. intihar haramdı, ben de çamaşırları astım...

    özetle, yaşıyorum bu hayatı. yeminle yaşıyorum!

    /// biraz fazla yazmışım sanki. kafa şişirdiysem affola. cümleten mutlu geceler...

  • 33. engin altan düzyatan'ın kemer sıkması

    vakıfbank ile 6 milyon liralık reklam anlaşması yap,trt' de oynadığın diriliş ertuğrul dizisinden bölüm başı 150 bin lira al gerekirse kemer sıkacağız de yersen!!!
    (bkz: bu ne perhiz bu ne lahana turşusu)

  • 34. nusret gökçe

    nusret mi yönetiyor venezuela’yı anlamadım. gayet profesyonel işini yapıyor. herkes sevecek değil tabi işini yapma şeklini. eğitimsiz diyor biri de. türkiye’de yolda yürümeyi bilmeyen milyonlarca insan var çoğu en az lise mezunu. dünyaca ünlü steak house zinciri oluşturdu herif genç yaşta. kendi tarzını oluşturdu. son dönemlerin en başarılı türk girişimcisidir takdir etmeyi bilin.

  • 35. burdur gölü'nün kuruması

    sebebi bariz bellidir.
    çiftçi, köylü tarlasını sulamak için kaçak sondajı vurur, yeraltı su seviyesinin içine eder. çeker de çeker suyu. bununla birlikte gölü besleyen akarsuya motopompu kurar, yine tarlasını sular. bunu da öyle damla sulama ile falan yapmaz. dededen kalma usül ile verir bola döke suyu, verir suyu. sikinde bile olmaz müsrifliği. kendini kurtarsa yeter diye düşünür.
    sonuç: türkiye'nin kuruyan gölleri, ağaçsız topraklar, iklimde değişiklikler.

  • 36. amazon.com.tr

    bir süre sadece kendi gönderdiği ürünleri satmalıydı, siteyi direkt 3. parti satıcı çöplüğüne çevirerek fena hatalı bir giriş yaptı. insanlar amazon deneyimini yaşamak için geliyor sana, cepport'tan bilmem neyden mal almak için niye geleyim?
    ulan zaten 2 yıldır ha açıldı ha açılacak diye bekletiyorsun, warehouse açmadan, kindle vs koymadan, kendi ürünlerini (amazon basics) koymadan ne sikime açarsın ki siteyi?
    gittigidiyor'dan n11'den bulamadıklarımı senden de bulamayacaksam ne anlamı kaldı? gider us sitesinden paşa paşa gümrüğümüzü öder bekleriz.

  • 37. tbmm lokantasında ödenen 160 tl'lik hesap

    sömürülmüş bir halk... kimin ne yediğini ve bu yiyenlerin kimden olduğunu sorguluyor ve tartışıyor... hakkaten bu memleketin insanlarının beynine sıçılmış...

  • 38. çin'in dünyanın en büyük havalimanını yapması

    aşağıdaki tweet'e göre bizim yeni yapılan istanbul havalimanının iki katı imiş, ve yaklaşık üçte biri maliyetine yapıyorlarmış. mimar zaha hadid tarafından tasarlanmış.

    "çin dünyanın en büyük havalimanını yapıyor. bizim 3. havaalanının 2 katı büyüklüğünde.. ve maliyeti de 12 milyar dolar.. bizim 3. havaalanının maliyeti 35 milyar dolar.. gidip bi cuğara yakayım."
    https://twitter.com/…mir/status/1043366285697081344

    (bkz: daxing havalimanı)

    ek bilgi: yukarıdaki tweet'te paylaşılan dw videosunda dünyanın en büyük havalimanı olacak denmiş, ama paylaşılan bilgilerin hatalı/yanlış olduğunu söyleyen bir çok paylaşım yapıldı. gelgelelim hem wikipedia'nın ilgili maddesinde, hem de bir çok kaynakta aynı şey iddia ediliyor.

    örnek:

    https://www.businessinsider.sg/…-2017-10/?r=us&ir=t
    https://www.travelandleisure.com/…s-biggest-airport
    https://www.cntraveler.com/…argest-airport-terminal
    http://archive.indianexpress.com/…t-airport/916896/

  • 39. 24 eylül 2018 fenerbahçe beşiktaş maçı

    tüm şartlar fener'in kazanması için oluşmuş durumda, sıralayalım.

    -derbi öncesi avrupa mağlubiyeti
    -ligde kötü gidişat
    -açık ara beşiktaş'ın favori olması
    -maçın kadıköy'de olması

    en son bu veriler, bir araya geldiğinde 6 yemiştik ama yine de siz bilirsiniz tabi.

  • 40. başkanlık sistemi yetmiyor süper başkanlık gelmeli

    cumhurbaşkanının yetkileri çok az, merkez bankası kafasına göre takılıyor, muhalefet partileri herşeye itiraz edip duruyor yeni bir referandumla süper başkanlık sistemine geçiş yaparsak tam yetki ile tam bağımsız türkiye olur, ekonomi düzelir.

  • 41. erkeklerin evlenmek istememe nedenleri

    evliliğin üç amacı var(dı)
    - çocuk
    - seks
    -konfor

    çocuğu isteyen evleniyor ama seks ve konfor için evlenen net manyaktır.

  • 42. ersun yanal

    nisan ayında şampiyon yapmasına rağmen kovulduğu fenerbahçe’den tazminat istemeden ayrılmıştır. bir dünya transfer yapıp küme düşme potasına soktuğu trabzon’dan ise parasını son kuruşuna kadar alarak ayrılmıştır.

    lakin aradaki bu farkı görüp idrak edemeyen çomarların diline düşmüştür.

  • 43. kadınlar ne ister

    bazen biz de bilmiyoruz ne istediğimizi.

    "bi daha benimle sakın konuşma" derken en çok o kişiyle konuşmak istiyoruz mesela.
    "senden nefret ediyorum, allah belanı versin derken" en çok o kişiyi seviyor ve dua ediyoruz başına kötü bir şey gelmesin diye.
    bazen saatlerce mesaj bekliyor ve mesaj geldiğinde kalbimiz pır pır etmesine rağmen cevap vermiyoruz.
    "git" derken içimizden yalvarıyoruz avaz avaz "kal" diye.
    kızdığımız kişi yanımızdayken surat asıyor ve bir an önce defolup gitmesini istiyormuş gibi davranırken, aslında sarılsın istiyoruz sıkı sıkı.

    vallahi ben de bizden bir bok anlamadım gençler. mis gibi delirmişiz modern çağlarda.

  • 44. 22 eylül 2018 kedimizin hastalığının bulunamaması

    fip'in iki formu var ıslak ve kuru fip. maalesef kedinin semptomları kuru fip gibi görünüyor. ıslak fip'te karın bölgesinde su toplanıyor. kuru fip'te ise kilo kaybı, görme bozuklukları ve en önemlisi de nörolojik rahatsızlıklar görünüyor. zaten sokaktaki kedilerin çoğu coronavirus taşıyıcısı ancak virüs her zaman mutasyona uğrayıp fip'e çevirmiyor. veterinerlerde coronavirus test kitleri mevcut ama bildiğim kadarıyla fip'in bir testi yok.

    eğer veteriner diğer hastalıkları elerse fip için "virbagen omega" adında bir aşı var. maalesef veterinerlerin çoğu bilmiyor. kedi interferonu derseniz belki bilirler. biraz pahalı bir ilaç ve tedavinin garantisi yok. biz yurt dışından bulup getirdik ve bu aşıyla kedimizi ancak 2 sene yaşatabildik.

    şu anda da evimde bire bir aynı semptomları olan yaklaşık bir yaşında bir kedi var. yaklaşık iki aydır durumu git gide kötüleşiyor. artık hiç yürüyemiyor. arada kaldırıp kumuna koyuyorum,ağzına ad mama sıkıyorum.uyutmayı hiç düşünmedim.bir haftadır da her gün veterinere götürüp serum bağlatıyorum. aynı zamanda duphalac, b1, b6 gibi destekler de veriyoruz.

    umarım yazdıklarımın bir faydası dokunur.

  • 45. 21 eylül 2018 semih özsoy derbiyi provoke demeci

    ...eğer bir taraf ılımlı, bir taraf gerginlikten beslenme üzerine giderse kutuplaşma olur."
    söyledikleri gayet mantıklı. herhangi bir sakınca görmedim.

  • 46. atak helikopterinin harmandalı oynaması

    burası teknofest, yani teknolojik ürünlerin sergilendiği festival. bu tür şeylerin olması, biraz da kültürle harmanlanmasında ne gibi sakınca var. adam demiş, gitsin kuzey ırak'ı bombalasın. arkadaş her şeyin yeri zamanı ayrı, bunlar zaten sınır ötesi operasyon ve müdahaleler için. harmandalı oynasın diye üretilmediler.

    şu dönemde bu ülkenin savunma sanayisi ve askeri teknoloji üretimini kimse eleştirmesin. muazzam bir kalite ve üretim söz konusu. atatürk dönemi kalkınma hamlesinin lezzetini alıyorum adeta.

  • 47. kitap ayracı olarak kullanılan nesneler

    hiçbir şey kullanmıyorum. kaldığım sayfayı genelde tam olarak hatırlayamıyorum. orayı bulana kadar okuduğum kısım konuyu tekrar hatırlatıyor. dizilerin başında yer alan "previously on dizi adı" kısmı gibi.

  • 48. devlet hastanelerinde insan muamelesi görememek

    katıldığım düşüncedir. bu sebeple yaklaşık 4 senedir doktora gitmiyorum. randevu alsan bile illa bekliyorsun, doktor doğru düzgün dinlemiyor, dinlese bile önemsizsin o sırada. bir tahlil yaptırayım doktora sonuç göstereyim derken gün bitiyor. halbuki benim toplam işlemim gün içinde yarım saat sürüyor ama tüm günüm hastanede geçiyor. bir de başı ağrasa, burnu aksa hastaneye giden o çılgın kalabalığı da hesaba katınca iyice soğuyorum. sinsi sinsi aradan girmeye çalışmalara vesaire. sinir hastası olmamak için bence uzak durulması gereken mekanlardan birisi. allah muhtaç etmesin tabi.

  • 49. islam'da hırsızın elinin kesilmesi

    diyelim ki kastedilen uzuv kesmek olmasın. el kesme hadisini de yok sayalım. peki bu kadar kişinin yanlış anlaması da mı sorun değil? kitabın apaçık indirildiği, dinin kendi iddiası bir de. sündürdükçe daha çok batıyorsunuz, haberiniz yok...

  • 50. 22 eylül 2018 cüney çakır skandal var kararı

    1- adamın kafası önde pozisyon ofsayt.

    2-ofsayt pozisyonu var hakemi kontrolünde. önlerindeki ekrana çizgi çekiliyor ve ona göre bakılıyor. orta hakem ofsayt için var'a gitmez. giden hakemler oldu ama o onların yanlış iş yapması. kulağına hocam ofsayt dedilerse o kararı verir.