debe başlıkları

2015 ekonomik krizi

  • chp'ye ihale olmadığına kısmen seviniyorum, tek parti hükumeti karşılamalı bu krizi. bakalım ne bahaneler gelecek göreceğiz hep beraber.

  • öncelikle şunların tanımını yapıp yazıya öyle başlayalım.

    parasal genişleme nedir?
    merkez bankalarının açık piyasa işlemleri yaparak piyasaya nakit para aktarmasıdır. yani hazinenin ya da özel şirketlerin çıkardığı bono, tahvil gibi kısa ve uzun vadeli borçlanma araçlarının satın alınarak zor durumda olan piyasaya para enjekte etmesidir.

    amerikan merkez bankasının bilançosu 2008 yılında 900 milyar dolarken şimdi 4.5 trilyon dolar civarında.
    2014 yılına kadar piyasaya 3.6 tirilyon dolar sürmüş. neden? ülkesindeki işsizliği, enflasyonu düşürüp büyüme oranlarını ise yükseltmek için. işe yaramış mı?
    kısmen de olsa yaramış.

    büyüme oranı 2008 yılında -0,8 2015 yılında 3.1
    enflasyon oranı 2008 yılında 0,7 2015 ylında 0,5
    işsizik oranı 2008 yılında 5.8 2015 yılında 5.1

    yukarda bahsettiğim dönemlerde alman merkez bankasının bilançosunun 1,2 trilyon euro'dan 3.2 trilyon euro'ya yükseldiğini de söyleyelim.

    merkez bankası olası bir ekonomik olumsuzluğa bu kadar katlanmış bilançoyla girmemek için yavaş yavaş paraları geri çağıracak hamleler yapacağının sinyallerini verdi. bunu nasıl yapacak? ortaya saçılmış paraları toplamak için faiz arttıracak, siyasi düzen, güven endeksleri vs gibi göstergelerle de birleşince zamanında dağıtılan paraları toplamış olanlar kendilerine daha güvenilir bi liman arayacaklar ve bizim gibi ülkelerden çekilip en güvenli ülkelere gidecekler.

    bu sermaye sahipleri daha fed faiz arttırmadan önce yavaş yavaş bizim gibi yüksek faiz ödeyen sıcak parayla değirmen döndüren ülkelerden çekilmeye başladılar. işte dolar bu yüzden uçuşa geçti, diktatöryal uygulamalarla ve özel mülkiyetin hiçe sayılmasıyla da kaçış trendi hız kazandı.
    gezi parkı zamanında ülkenin 25 milyar zarar ettiğinin söyleyenler bir jölelinin aklına uyup işin ehliyle -erdem başçı- faiz yükseltilmesin tam tersi düşürülsün tartışması yüzünden ülkeden ne kadar yabancı sermaye kaçtı biliyorsunuz.

    (bkz: doların 2.30 tl olması/@cosmosun belasi)

    o zamanlar 2.30 olmasını tartışıyorduk şimdi. 3.07'leri gördük. bu daha iyi günler dostlar. herşeyi ithal ettiğimiz bir ülkede kurun bu kadar üstünde durmam normal. ithal ettiğimiz ürünleri ikame etmek yerine ülke insanı alamasın da ithalat-ihracat açığımız azalsın diye ithal ürünlere ek vergileri ülke halkına reva görüyorlar.
    bugün iki üniversite öğrencisi twitter'ın güvenlik açığını bulmuşken yani ülkede aslında kullanılsa potansiyel entelektüel sermaye varken bunu kullanmak yerine gençliği imam hatiplere doldurup oy deposu olarak görenlerin zihniyetleri ve amaçları ortadadır.

    akp her iyi şeyi kendine kötü şeyleri ise dış güçlere, lobilere, kendinden olmayan herkese yüklemeyi iyice alışkanlık haline getirdi. mitinglerde yöre halkının ağzıyla eski ve yeni karşılaştırması yaparken rakamlar verip "nirdeeenn nire diye" nağralar atarken aslında bütün gelişmekte olan ülkelerde benzer kaydi artışların olduğunu, kerametin kendilerinde olmadığnı gizliyorlar.

    mesela, brezilya'da 2000'lerde kisi basina dusen gelir 2800 dolar, simdi ne kadar 11,200 dolar
    arjantinde 3200 dolardan nerelere gelmisler 14.000 dolara. benzer örnekler kırılgan beşli diye adlandırılan endonezya, güney afrika, hindistan gibi yüksek faiz ödeyen ülkelerde de var.

    bizdeyse 2002'de 3490 dolardan 2014 yılında 11.200 dolara gelmiş. 2015 yılı için son açıklanan rakamlarda ise bozulan, zaten çarpık olan düzeni gizlemek için kişi başına düşen milli gelir hesaplama yöntemlerini değiştirip 10.000$ altına düştüğümüzü göstermediler. tam tersine hokus pokusla milli geliri yüksek açıkladılar.

    kimisi bu bolluğu uzun vadeli kullanmak isteyip insana yatırım yapmış kimisi bizim gibi çılgın projelerle betona gömmüş, yandaşlarını ihya etmiş, bu çarpık halkı uyutma düzenini devam ettirebilmek için medya organlarını satın almış.

    (bkz: 13 yılda betona gömülmüş 150 milyar dolar/@cosmosun belasi)

    sonunda bizi zor günler bekliyor. kapitalizmin bug'ları küçük balık olan bizleri yine yutacak. sorsak herkesin babası şerefli, herkes çocuklarına haketmediği lokma yedirtmemiş. ulan o zaman bu kadar yandaş, bu kadar şerefsiz kimin babası diye soruyorum.

  • kriz yokmuş.

    kendisi çok çalışıyormuş ama biz hep evdeymişiz. senden fazla vergi ödüyorsak özür dileyecek misin?

    işsiz yokmuş arsız varmış. terbiyemi bozmuyorsam bugüne özel kibarlığımdan

    türkiye'de çalışanların yüzde 42'si asgari ücretle çalışıyor. bu oran avrupa ülkelerinde falan yüzde 20'nin altında hatta çoğunda %5-10 seviyelerinde.

    bu arada bu ülkelerde asgari ücretin satınalma gücü bizdekinden fazla olmasına rağmen durum böyle.

    10 fabrikadan 7'sinde eleman ilanı vardı da. neden acaba bu fabrikalar ücretleri halen arttırmamışlar ciddi anlamda personel arıyorlarsa, gerçekten üretmek zorun olan fabrika 3'e 5 kuruş verir bulurdu o elemanı.

    ben bir yığın firmaya girdim çıktım hiçte vasıfsız eleman sıkıntısı çeken firma görmedim.

    bu arada ihracat rakamlarındaki düşüş ortada. ithalatın düşüşü ortada.

    işsizlik rakamları ortada ama üç beş işçi aranıyor brandası görmüş avm'de kalabalık görmüş bu demek ki kriz
    yok.

    avm insanların en ucuza haftasonunu geçirebildiği yer. çoğunda otopark parası yok, 5-10 liraya çoluğunu çocuğunu pizzayla lahmacunla doyurup gezdiriyor adamlar.

    nereye gitsinler sosyalleşecekleri bir yer mi bıraktınız, bilmediğimiz bedavaya araba park edip gezebilecekleri yeşil alan mı kaldı.

    biraz insaf yahu. bu insanlara bu kadarını da çok görmeyin.

  • kriz varsa da hükumetin sucu degildir cünkü krizi allah gönderiyor. allahin hikmetinden sual olunmaz, kesin bir bildigi vardir. "o diledigine verir dilediginden alir". anlasilan simdi de sizi kucaginda sektirmek istiyor.

    krize karsi cikan allaha karsi cikiyor demektir. siz halk olarak böyle embesil oldukca sizi hoplatmasinlar da ne yapsinlar.

  • aslında bu yazıyı yazmayacaktım.

    bir müşterimiz vardı, ben bir kere gördüm sadece, düzgün bir esnafmış, bizde işi azdı ama ödemeleri düzgündü. geçen ay sonu bir senedi dönmüştü. bizim çalışanla konuşmuş, "senedi bankadan alınca getirin öderim" demiş. arkadaş da bugün sabah müşterinin iş yeri kendi evine yakın olduğu için işe gelmeden önce müşteriye gitmiş ama iş yeri kapalı. lan adamcağız geçen hafta intihar etmiş, borçlarını ödeyemeyip iflas ettiği için. nur içinde yatsın, umarım ruhu huzur bulur.

    yirmi beş yıllık iki müşterimiz daha iflas etti geçen ay, onlar yaşıyor çok şükür diye seviniyoruz. en büyük müşterimiz son 3 aydır çeklerini yazılmasın diye bankadan iade aldırıp 1 ay daha geç elden ödüyor. parasını peşin almadığımız işi yapmaya korkar, yüklü ödemelerin olduğu gün uyuyamaz olduk.

    bakın, bu ülkedeki sadece ekonomik bir kriz değil. onun çok çok ötesinde finansal bir kriz var. dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan vadelerle dönüyor piyasa, artık dönemiyor zaten. satürn'ün okyanus bulunan uydusu da dahil galakside bizden başka çeke vade uygulamak gibi bir geri zekalılık yapan yoktur zaten herhalde, bilen varsa detaylı söylesin. 2010'a kadar kanunen bizde de yoktu zaten diye biliyorum. yahu haziran 2017 vadeli çek gördüm bugün, adam resmen ödemeyeceğim diyor lan işte. eminönü piyasası 12 aydan önceki vadeli çeke "peşin" diyor, yeşildirek'te iki yıl önceki esnafın hiçbiri kalmamış, laleli'nin sadece giriş katları dolu, üst katlar bomboş. binlerce dolar kira kapora istenen yerler ilk gelene veriliyor.

    tsrşb verilerine göre sigortalanan emtea değerleri dolar kurunun artışına rağmen geçen yılın çok gerisinde, kimse artık stokta mal tutamıyor, niye paramı bağlayım diyor. haliyle üretim de azalıyor. dün 6 müşteri gezdim, 3 tanesi her gün zarar yazıyor ama yanındaki işçilerin kıdem tazminatını ödeyemediği için işini kapatamıyor. 2 tanesi de "bina benim kiracı olsam bir dakika durmam" diyor.

    2011 seçimlerinde akp'den milletvekili adayı olmuş, tapeleri, yolsuzluk iddiaları ve batık kredileri ile meşhur bir abimizin başkanı olduğu türkiye bankalar birliği'nin açıkladığı taze verilere bakın; karşılıksız çekler geçen yılın aynı dönemine göre tutarda %49 adette %21 artmış. açın detaylı okuyun, sahte çekler %33 artmış, kullanılan toplam kredi tutarı tasarruf tutarını aşmış durumda. sanırım ülke tarihinde bir ilk bu. son 4 büyük krizden de daha kötü bu veriler. zaten büyük birkaç banka kredi kanallarını kapatma kararı almış durumda. bugün yarın duyarsınız onu da.

    aslında bu yazıyı yazmayacaktım. çünkü yol yaptılar ve kriz yok.
    jöleli öyle diyor.

  • ekonomi basarili olunca akp'nin basarisi. dunya ekonomisi genel olarak iyi oldugu icin basarili olduk demezler. biz yaptik ondan oldu derler.
    kriz oldu mu. zaten butun dunyada kriz var. bizle alakali degil. ne guzel is valla.

  • bir fabrikanın endüstriyel değeri, emlak değerinden düşükse o ülkedeki ekonomi krizde değil, çöküştedir.

  • iyice içine girdiğimiz krizdir. dikkatler başka yönde olduğu için gözlerden kaçmaktadır. sanayi sektöründe, yedek parça tedarikçisi olarak faaliyet gösteren, aynı zamanda kendi üretimi de olan bir firmada çalışıyorum.

    normalde günde 20-30 arası telefon siparişi, 10-15 arası mail üzerinden sipariş vs. gelir. geçen hafta bu sayı totalde 4 idi, yanlış okumadınız geçen hafta sadece 4 adetcik sipariş aldık. bu hafta ise henüz siftah yok. sipariş olmayan telefon trafiği de neredeyse durmuş durumda. biz sanayi sektörü olarak bu kadar durduysak varın olacakları siz düşünün.

    şirkette çalışan anadolu çomarları panikteler. her mevzuda bilip bilmeden akp şakşakçılığı yapan bu arkadaşlar, kaygılı gözlerle acaba ne olacak diye bekliyorlar. dün bir tanesine '' dik dur eğilme, reis seninle '' diye takıldım. ziktirtme reisini şimdi bakışı attı adam. beter olun dedim içimden, ülkenin anasını belleyenlere her fırsatta '' beline kuvvet '' dediniz.'' bu millet seninle'' dediniz.

    beter olmanızı, bumerangın sizi de içine almasını canı gönülden diliyorum.umarım uyanırsınız da bu ülkeye yaptığınız kötülüklere son verirsiniz. gerçekten ülkesini,milletini düşünen insanlara şans verirsiniz.çünkü çoğunuzun kıçına ekonomik krizin borusu saplanmadan, sizin devreler açılmayacak.

  • özel bi' firmada sabah 8 akşam 5 kitap okuyorum, dizi/film izliyorum, komik hayvan videolarına gülüyorum, atölyede uzay mekiği ve zaman makinesi yapmaya çalışıyorum. mühendisim. imalat yapıyoruz. boş vakitlerimde de üretim, kapasite falan planlıyorum bu arada.

    ham madde

    2014'ün kasım ayında kilosunu dolar üzerinden ama anlaşmalı fiyatla sabit 2,90'dan aldığımız bi' ham madde vardı. adamlar aralık 2014'te arayıp biz bunun fiyatını değiştirdik, artık size 2,70'ten veriyoruz dediler. canımıza minnet dedik. ağzınızdan çıkanla kulağınızın dediğinin duyduğunu sevelim biz dedik. sizin ağzınız bal yesin dedik. ham madde fiyatı düşünce, hâliyle maliyet de düştü. fiyat listesini değiştirmedik (üşendim) ama lokomotif ürünlerden (yanılmıyorsam) üçünde, satış aşamasında biz onu size şu fiyattan indirimli verelim dedik. düşük fiyattan sattık. müşteriler de bize sizin ağzınız bal yesin dedi.

    o zamanlar öyle tatlı yeyip tatlı konuşuyorduk ama o gün yediğimiz hurmalar şimdi götümüzü tırmalıyor. çünkü 2015 ocak'ta kilosunu 2,70'ten aldığımız ham maddenin kilosu şu an 4,00 tl. yani neredeyse %50 zamlanmış ve şimdi 4,00'ü versek bile bu iş huzur içinde çözülmeyecek. neden? çünkü ocak'ta, şubat'ta indirimli fiyattan sattığımız malların ödemesini şu an alıyoruz ve çok fena zarardayız. ben ocak'ta ham maddesini 2,70'ten aldığım ürünün satışından gelen parayla aynı miktarda mal üretecek ham maddeyi alıp koyamıyorum depoya. daha bunun işçiliği var, diğer malzemeleri var, şirkete misafir gelene ikram ettiğin kahvenin parası bile var. depodaki ham madde bitene kadar üretip, sonrasında stokta ne varsa onu satmayı düşünüyorum şu an için. bakın bu fakirleşmedir.

    iş gücü

    2015 ocak'ta 75 kişi çalışıyordu şirkette. şu an 35 kişi var. 39 kişiyi biz çıkardık. 1 kişi tüm gitme ısrarlarıma rağmen kendisi gitti. ayrılmasın diye inisiyatif kullanıp zam teklif ettiğim adamı 1 ay sonra geri geldiğinde işe alamadım. çünkü sipariş yok. üretim durmuş, stok depoları dolmuş taşmış, ürün kasaları himalaya ebatlarına erişmiş, yılın başında en az 2 ay sonrasına gün vereceğim siparişe nakliye süresi dahil 1 hafta sonraya termin verir olmuşum...

    hâlihazırda 2 kişilik iş yapan adam işten çıkarılmamak için 3. kişinin işini yapmaya hazır ama iş yok. önce askerliğini yapmamış olanları çıkardık, sonra yaşı 50'den fazla olanları, şirket sahibinin manevi oğlum dediği adamı bile çıkardık işten ben daha ne diyeyim. hiç birini işten çıkardınız mı bilmiyorum ama ben, benden çok daha uzun zamandır burada çalışan, evli barklı, en az 3 çocuk okutan adamları işten çıkarmak durumunda kaldım. bakın bu piyasa durgunluğudur, işsizlikte rekor artıştır.

    lojistik

    suriye'de ve mısır'da bayilerimiz vardı. her ay mutlaka 800.000 adetlik siparişleri olurdu en az. siparişler azalmaya başladı. 600.000, 400.000, 200.000 ve iflas. zaten sonra suriye'deki bayinin sahibi ülkeden kaçtı, yolu üzerindeydik, geçerken bize de uğradı. siz de gidin çok durmayın buralarda falan dedi. şimdi almanya'da diye biliyorum.

    bizim bu suriye ve mısır bayilerine sattığımız altın varaklı, yaldızlı falan, yolda bulsanız almayacağınız ürünlerimiz var. arap special koleksiyonumuz. bayiler kapanınca mallar elimizde kaldı tabii. ben de depoda yatmasınlar diye avrupa bayilerine üzerine hediye notu düşerek yolladım da geri gönderdiler bana, biz bunu sipariş etmedik istemeyiz diye. neyse onu sonra anlatırım şimdi konumuz bu değil.

    araplar hâlâ mal istiyor, bayiler de aradan çıkınca direkt biz iş yapıyoruz. daha doğrusu yapamıyoruz. burnumuzun dibine mal göndereceğiz ama ortada savaş var yandan geç deyince nakliye anasının nikahı oluyor. ayrıca riskli. mısır'dan zaten hiç ses yok. ne olacağı belli değil. bakın bu ortadoğu sarmalıdır, ticaret açığıdır.

    ***

    her ne kadar "kriz mi, ne krizi? kriz falan yok. ekonomik durgunluk sadece. herkes tatilde, her yer araba." deseniz de dolar 3'e teğet geçiyor. ben yazıcıdan "kapatıyoruz" diye çıktı alıp onu asmayı düşünüyorum şirketin girişine ama siz daha iyi bilirsiniz elbet kriz var mı yok mu.

    fazlaejderhasiolanvarmi, sektörün içinden bildirdi.

  • akrabalarım teker teker işsiz kalmaya başladı bile. komik olan ise çoğunun malum partiyi desteklemesi. çocuklarına harçlık veremedikleri günler gelecek. benimse aklıma ali ismail'e terörist dedikleri sohbetler gelecek.

    (bkz: yaa akraba kardeş çok rahat konuşuyordun)