pia pia piano22
profili

  • cast ajansta manken adayı kızla mülakat

    kiz mutlu, ise alanlar mutlu. mankenlik ajansina giris icin de fizik gerekiyor, fizikten sinava girmek degil. ben farkli bir durum gormedim. eee sorun nedir?

    trendyolun dandik urunlerini, vucudunu sergileyerek tanitan influencerlar var. sozde hedef kitle kadinlar ama takipcileri hep erkek. bu kizi elestirenler icin de kac kisi bu varoslari takip ediyor, fotograf altina alev atiyor keske arastirilsa…

    neyse ben gideyim, geceli gunduzlu, sinavli kendi mucadeleme hazirlanayim. selam ve dubai ile…

  • fallout (dizi)

    oyun ve konusu hakkinda fikrim olmadan izlemeye basladim. her bolum artan merakla zevkle izledim. siginakta buyumus lucy'nin saf, merhametle hayata bakisi cok gercekci. kardeslikte one cikmak isteyen maximus'un acemice cesareti, surukleyici oldugu kadar eglenceli. the ghoul ise acilis sahnesinden itibaren, tum hayati ile ilgi cekici oldu. yavas yavas evreni ve karakterleri tanitmalari ayri bir bagimlilik yapti. norm'un adim adim karakterinin degistigini izlemekte keyifliydi.

    sevdigim oyunculari, yeni ve sevilesi projelerde gormek hep hosuma gider. michael emerson'u lost disinda yine kendisine cok yakisan, kisa ama onemli bir rolde gordugumuze de cok sevindim.

    pip-boy istiyorum. kolumda bir bosluk varmis, sanki takmam gerekiyormus gibi geliyor. akilli saatim su an onun yaninda oyuncak gibi kaldi.

    --- spoiler ---

    tum sezon boyunca “bu adamin kizina ve esine ne oldu?” sorusu kafami kurcalarken, cevabin gelecek sezonda verilecegini anladigimda gelen o bosluk hissi tarifsiz.

    bornoz, terlik, patlamis misir ve tv'nin verdigi keyif baska bir seyde yok. max'e hak vermemek zor ama ben orada the walking dead izlemenin sonucu kesin yemekte bizimkileri pisirecekler sanmistim. yanildim. bilim insanlarina saygilar…

    --- spoiler ---

  • kedisiyle aynı yatakta yatan hijyen yoksunu

    her gece kedimle yatiyorum. kendisiyle misil misil uyumak icin, banyomu da yaptim. az sonra tertemiz carsaf serili yatagimda, yorganin icine gomulecegiz. hava soguk oldugu icin, eve gelince kucagimda bitiyor. yataga girdikten birkac dakika sonra da, pesimden yataga atlayip, sag kolumun altinda yerini aliyor. yarinin is gerginligi ile dolu oldugumu sanirim hissetti. patisini surekli agzima dokundurup, tirrrr tirrr masaji yapmayi bugun cok uzatti. beni yalayarak temizledigini sanan kara oglum, hijyen yoksunu sayilma sebebi oldugunu bilse, utancindan saklanir ortaya cikmaz. kedilerin, insanlardan daha hijyenik oldugunu bildigim icin, asil o benimle nasil yatiyor bazen anlam veremiyorum.

  • 3 cisim problemi (dizi)

    henuz bitirmedim. izledigim en carpici acilis sahnelerinden birisi ile basladi. kultur devrimini anlatan en aci ozetti. sevmek icin cok sebep var. bilim, teknoloji, tarih, felsefe ve got oyuncularini tekrar gormek… en sevdigim sarkiyi, karma police'i ve lana'cigimin en sevdigim sarkisi video games'i duymak ekstra hosuma gitti.

    --- spoiler ---
    sogan sovalyesini ozlemisim. asil bomba westeros'a seriat getiren high sparrow amcamiz oldu. cersei'in sarap esliginde patlatmasini nasil buyuk bir zevkle izledigimizin farkina varmislar ki, uzayli tarikati kuracak kisi olarak yine jonathan pryce secilmis. 'ifindim, ifimdim derken sesi kesiliverse dedim ve kokunden kesildi. lol.

    kirmizi baslikli kiz masali, cocukken cok korkuturdu. kirmizi rengi sevmeme sebebim bundan mi bilmem. genelde dolabimda hic kirmizi renk bir sey yoktur. uzaylilarin masal hakkinda sorduklari sorular ve bir turlu anlamamalari, en sonunda bizim yalanci bir tur yaratik oldugumuzu anlamalari ve bizden korkmalari kismina bayildim. tekrar izleyecegim.

    ekibin vr cihazi kullandiklari sahneler cok guzeldi. konfucyus, terracotta savascilari, giardano bruno… nelere dikkat edecegimi sasirdim. keske ilk once kitaplari okusaymisim. diziden sonra en kisa zamanda okumayi dusunuyorum.

    --- spoiler ---

  • türkiye'nin ilk çarşaflı belediye başkan adayı

    arabistan'in ilk kez bir guzellik yarismasina katildigi yil yasanan gelisme. yallah turkiye'ye paylasimlari yapan arap kadinlari canlandi gozumde. sozde muhalif bir kisim da hâlâ “siz boyle konustukca her secim akp oy kazandiriyorsunuz” laf salatasini servis etmeye devam etsin. ona buna tepki vermezken, kutsal degerlerimiz derken burnumuza kadar karanliga gomulduk. yigit ozgur'un kapali uyuma karikaturune bile gulemiyorum artik.

  • kedinin katiline son bakışı

    gecen yil cok hastaydim. kedim, odanin kapisindan bana bakiyordu. o bakisini hic unutmuyorum. yataga ciktiginda ayak ucuma kivrildi. normalde hep ustume cikar, tirrrr sesine baslar ve masaj yapardi. karnimin agridigini nasil anladiysa, yanimda yatti.

    ne zaman uzgun olsam, evde kendi basima aglasam hemen yanimda biter. kucagima atladiktan sonra da, yuzunu yuzume yaklastirip bir patisi ile yuzume dokunur. “uzulme ben varim” der gibi. bir de o anlar da gozlerini kapatir, yavas yavas acar. zaten onu izlerken ben dertlerimi unuturum.

    boyle cok bakisi var. pencereden kuslara bakar, ben de onun gik, hiyk sesleri cikartarak kuslara bakisina bakar gulerim. bir seyi cok merak ettiginde kafasini ileri uzatip bakisi, bir ses duydugunda 'o neydi giz' bakisi. mesut ozil'e benzedigi 'bir sinek gordum sanki' bakisi. tavuk kokusu aldiginda, afrika'daki akrabalarina bagladigi hedefe kitlendim bakisi…

    eros'u da bu halleri ile hatirlasin taniyanlar ve adalet, onu bu aci bakis ile caresiz birakan caniye cezasini versin. acimiz bir parca olsun hafiflesin.

  • italyanca güzel şarkı olmaması

    baby dizisinin final bolumunu izlerken birden bir sarki calmaya basladi. non è per sempre isimli bu sarkiyi sanki daha once bir yerde duymustum, oyle tanidik bir melodi. hem de ilk defa gordugum bir manzara gibi, o an huzunlu bir mutluluk verdi.

    hemen sarkiyi soyleyen grubun adini eksi sozluge yazdim. ben ne zaman yeni bir isimle karsilassam eksi sozluge bakarim cunku. kimmis neymis, kim onun hakkinda ne hissetmis. afterhours isimli italyan grubun basligi vardi. 2007 yilinda 'r.e.m. den ilham alan italyan rock grubu' (bkz: #11234000) yazilmis. o yuzden bu sarki bana tanidik geldi demistim.

    duydugum en guzel italyanca sarkinin hikayesi bu.

  • do not disturb

    cem yilmaz’in kucuk dunyalara adim attigi daha cok film izleriz umarim. cehaletin altin cagi yasanan ulkemizde, anlamliydi. pek cok insan pandemi yuzunden zarar gordu. yalnizliga itildi, sanal kimlikler onemli oldu. fakat sosyal medyanin olumsuz etkileri var. telefon icinde yasanan hayata ozenen, guce tapan, ekonomik zorluklar ceken ama cebini haksizca doldurmayi dusunmeyen, bir cicegi sever gibi bir insani sevebilen, herkesin sevdigi karakter gibi olmak isteyen metin’in hayati bu yuzden samimi geldi. beni de yukari cekin cigligi attiginin farkinda olmayan o kadar cok insan var ki. "14 bin takipcisi olan kisi neden olmek ister?" olumlu geri bildirim almayi, nefes almak gibi hayati bulanlarin sorusu. onlarin dunyasinda her aniniz, ozlu soz ve muzik esliginde paylasilmali. "ananasli pizza oldugunu kabul etmek ya da etmemek. asil mesele bu. herkes, herkesi sevemez. herkes, herkesle ayni olmak zorunda degil. kendini oldugun gibi kabul et, kendine yalan soyleme." diyesim geldi ayzek'e. oscar wilde'in 'kendin ol. digerleri coktan kapildi' sozunu eklemek yeterli de, hani kendine ait soz cumlesini dusununce fulari bogazimdan attim.
    enerji, evrene selam, kisisel gelisim muhabbetlerine girenlere, kendisini doktor sananlara cem yilmaz faqbadi ile hak ettikleri sert dersi vermisti. sucuk ve borekle tekme atmasi da guzel olmus. oyuncu secimini, ozellikle ceku ve arif'i dunyasal dertler ile yanyana gormeyi sevdim. 7/10.

  • kadına en çok yakışan araba

    kadin kismina yakisan araba nedir, cinsiyete gore araba uretiliyor da haberimiz mi yok? barbie filmi vizyona girdigi icin, herhalde herkesin kafasi bir pembis dunyaya kaydi. arabayi dikkatli kullandiktan sonra, herkese sevdigi her araba yakisir. cinsiyet asagilama dertlerinizi alin ve son gaz uzaklasin. zira bana porsche yakisiyor. mini cooper, nissan micraymis…
    dikiz aynasina da pembe balon takalim lol.

  • kadınların sürekli para harcaması

    chanel, gucci posetleri ile elleri kollari dolu yururken “whoever said money can't buy happiness, didn't know where to shop.” * sozunu alnima kaziyan blair waldorf'u iyi anladigim icindir.

  • kırıldığını anlatmak

    ayni yerden tekrar kirildigim icin biliyorum ki sessiz kalmak, aslinda en iyisiymis. kirildiginizi kelimeler olmadan anlamayan kisi, bin cumle ile uzuntunuzu anlatsaniz da anlamiyor. zaten kirildigimi anlatirken, kendime saygim azaliyor, daha da ofkeleniyorum. 'argo konusmani seviyorum' sozleriyle caktirmadan gonlum alinmis oluyor ya da ben birden kendimi ozur dilerken buluyorum. en iyisi susmak ve kendi kiriklarini onarmak.

  • yazarların telefon wallpaper'ı

    görsel

  • söylemesi zevk veren ingilizce kelimeler

    (bkz: blurryface)

  • yakışıklı erkek denilince akla gelen profil

    taytinin ustune kirmizi don giyen super kahramani bile yakisiklilik tanrisina ceviren adam varken baska baska isimler yaziliyordu. sanki dunyada degil de kripton'da yasiyoruz.

    cavillerden henry elbette…

  • kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi

    yakisikli degilsinizdir, ya da sizi yakisikli bulmayan biri ile birliktesinizdir. gercekten cok yakisikli buldugu biri ile birlikte olup, agzini tutabilmek pek mumkun degil. gozlerinin ici bile size yunan heykeliymisiniz gibi bakar ve anlamsizca siritir. asik olunca o hale gelmisligi olan kendimden biliyorum.

  • bahçeli'nin beşiktaş üyeliğinden istifa etmesi

    istifa etmeden, 7 yil onceki tweetini silmeyi unutmus kisinin eylemi. görsel

  • büşra pekin'in iki yılda afet-i devrana dönüşmesi

    guzellik gorecelidir de, tuhaf geldi. kendisini daha iyi hissediyorsa sorun yok ama meslegi acisindan komedi disinda yapimlari da dusunuyor olmali. bir fotografi ilayda alisan'i hatirlatti. herkes birbirine benzerken, oyuncularin herkese benzemesi kotu. gupse ozay'i bu konuda begeniyorum. kendisiyle barisik havasi var ve yuzunu sadece girdigi rollerde degistiriyor. meslegi acisindan bence dogrusu bu.
    busra pekin yilbasi gecesinde eglenceli bir roldeydi, umarim bu degisim mesleginde kotu sonuc vermez.

  • ciddi ciddi gibi dizisini seven yığınların olması

    spoiler...
    basligin ilk entrysini okuduktan sonra aklima caca ve cosplay geldi. yilmaz kizi gorunce aninda u donusu yapti, cosplayci oldu. ardindan cacaci. odada folklor ekibi ile kilitli aldiklari anda, bencillikleri bitmedi ve kafayi kemere takti. ciddi isler konusulurken bile agzi hic bos durmuyor. sadece cevresindeki insanlarin gerzek oldugu zorlama bir karakter yok. bazen babama, bazen yakin akrabama ve bazen de cinsiyetimiz farkli da olsa kendime benzettigim bir karakteri izliyorum.
    turkiye'de yasayan birisinin, bir gun 155'i "alo polis imdat mi? evet bilmemneci acmak durumunda kaliyoruz. su anda bi baski altindayiz, bize bilmemneci acmamiz yonunde yogun bi baski var..." seklinde aramayacaginin garantisi yok.
    kucuk seylerden buyuk firtinalar kopartiliyor diye sizlanip, kucuk seyler pesinde yaygara kopartan kisiligimin de bu gulmelerimde etkisi buyuk. ozetle izlerken kendimi de goruyorum, cok guluyorum.

  • duygusal bağ kurulan kitap

    (bkz: noruvei no mori) kitapligimdaki onlarca kitabin icerisinde, her ani kafamda canlandirabildigim tek kitap. kafam dusuncelerle doldugunda yuruyuse cikarim ve bazen kendimi tokyo sokaklarinda nereye gittigini bilmeden dolasan naoko gibi hissederim. karakterlerde ya bir tanidigima, ya da kendime rastliyorum. "intihar" kelimesi hakkinda, saka bile yapilmasini kaldiramama sebebim de bu kitap.

    bir de hayata karsi derin duyarlilik anlamindaki japon felsefesi mono no aware etkisini en fazla hissettigim eser. satirlar, hayatin gelip geciciligine huzun ile dolu.

  • gelmiş geçmiş en felsefik şarkı

    what if god was one of us

    just a slob like one of us

    just a stranger on the bus

    trying to make his way home

    (bkz: one of us)