debe başlıkları

20 haziran 2017 çocuklara musallat olan cübbeliler

  • uzun zamandır gözüme çarpıyor; bu gibi konularda tehditler savuran tipler var ve cevap verilmedikçe (muhtemelen sözlük genelinde engelli oldukları için cevap veren yok) tehditleri arttırarak devam ettiriyorlar:
    --- spoiler ---
    "burası müslüman toprağı, tabii ki böyle olacak, buralar x yıldır bizim, biz senelerdir buralardayız, siz yenisiniz; sizi istemezsek öldürürüz/keseriz."
    --- spoiler ---
    diyen bir güruh türedi.
    hakaret etmeyeceğim, sadece "el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanırmış" da demeyeceğim, zavallılıklarını sakince ve açık şekilde izah edeceğim:

    1*** öncelikle bu topraklar kimsenin değil. kimsenin olmadı da. zira dünyadaki hiçbir toprak kimsenin değil. zamanında bu topraklarda gotlar da vardı, etrüskler de vardı. hiçbir toprak hiçbir topluma ebediyen kalmaz, kalmadı. kültürler daimi değil; geldiler geçtiler. şimdikiler de gelip geçecekler yine ve yeniden... diyeceğim o ki; her zaman şüpheci olmak lazım ("benim üstünde durduğum taban doğru mu acaba?" demek yararlıdır, tavsiye ederim.) , ne sen ilk uzun süredir buralarda barınansın, ne de sonsun, ne de kültürün sonsuz.

    2*** kimse şu an geldiği karakterden dolayı suçlu değil, sizi bu bakımdan eleştiremiyorum. (ışid'li de, pkk'lı da, herhangi başkası da...) kuvvetle muhtemel aynı hayat şartlarına sahip olsam hepimiz öyle olacaktık.

    tersi durumda siz de bizim gibi olabilirdiniz. sizin hayat şartlarınızdan dolayı agresif büyümeniz, inandığınız/inandırıldığınız değerler dolayısıyla olan acizliğinizin farkındayız. bu sebeple karşınızda sizin verdiğiniz aşırı tepkilere benzer tepki vermiyoruz. son raddeye kadar da vermeyeceğiz. bu anlayışı sürdürmemiz görünen o ki "bunlar pısırık, vurduk mu deviririz" gibi asılsız bir düşünce yapısına mahal vermiş. hayatta kalmak için gereken öfke değildir. tarihte de görüldüğü üzere öfkeli ve sayısı çok olan topluluklar üstünlük sağlar diye bir kaide yok. aksine hayatta kalmak için gereken şey soğukkanlılık ve ölçüp biçme kabiliyetidir. özetlemek gerekirse akıllı olmaktır. bu da ampirik olarak çok açık ki muhafazakarlarda eksik, kusura bakmasın kimse.

    "asarız keseriz" muhabbeti yapabilmenizin sebebi "fasulye" olarak görülmeniz ve karşınızdaki güruhun şiddet yanlısı olmaması, şiddeti son çare görmesi. aksi takdirde şu anki vaziyetinizden çok emin olmayın, eşit şartlarda (silahlanmada) olacak bir karşılaşmada sayınız çok olsa bile kazanamayacaksınız. çünkü zeka ve akıl kazanır, öfkeli inanç değil. tarihte bunu çok defa tecrübe ettik, öyle değil mi?

    3 *** sayı önemsiz demiştik; gene de ifade etmekte fayda var:
    siz 15 senedir olan yanılsamalar ile sayınızın çok değiştiğini düşünseniz de demokrat parti döneminden bile daha kötü vaziyettesiniz. nüfus gittikçe arttığından her iki güruhun da sayısı daha çok, ancak etki olarak akp'nin yaptıkları, şeyh kıçı yalatılan, imamların "allah muhalefeti kahretsin" diye dua ettiği demokrat parti döneminden bile çok aşağıda. (demokrat parti dönemi almanların nazi dönemiyle yarışır.)

    neden şimdi bu kadar olamıyor?
    çünkü artık güçlü bir karşıt direnç var, bilinç var. oranınız eskisi kadar çok değil. aynı zamanda istemeseniz de o "ithal kültür" dediklerinize içten içe daha çok özeniyor, eskisine göre daha çok benziyorsunuz (hakaret ettiklerinize :swh). ve en önemlisi... kitleler çok değişkendir, bugün çıkarsın yola bunlar "inançlı" diye, yarın ilgi çekici bir fikir ve başarılı bir temsilcisi çıkar; yarın arkanda kimse bulamazsın. (bak bunun da tarihte örnekleri boldur.- demokrat parti demiştik, o bile böyle olmadı mı? o kadar sağ eğilimden sonra bu halk sola eğilmedi mi zamanla? kitleler cıva gibidir, ve değişimler kaçınılamazdır; o yüzden anlık esen rüzgara çok güvenip fazla şov yapmayın derim. )

    4*** tarihe karşı yürüyemezsiniz. ne hakaret ettiğiniz kültürler "yeni" , "ithal", "bozuk"; ne de sizinki "ulvi" ve "daimi doğru". (bkz: madde 1)

    dünya değişir, kültürler değişir. adaptasyonlar olur, reformlar olur. bazıları yok olur gider, bazıları değişim geçirir. ancak hiçbiri daimi kalmaz. (tabii ki sağa sola salça olmayan ufak toplulukları, kabileleri saymıyoruz.)

    insanlık, tarihi boyunca hep değişim geçirmiştir. geçirecektir. hayatta kalmanın, ilerlemenin, düşmana karşı koymanın yolu budur çünkü. adaptasyondur. insan var oldukça elbet bir topluluk önde olacak ve o topluluk taklit edilecektir, o toplumun o toplumu öne çıkardığı düşünülen fikirleri, davranışları adapte edilecektir.

    ardından başka topluluklar değişerek yeni kültürler geliştirince onlar öne çıkacaktır ve onlar da adapte edilecektir, reform edilecektir. bu böyle gider... dün çıkış yaptıracak fikir veya kültür batıdaydı, alındı ve ilerlendi. yarın kamçatka'da olursa o zaman orası benimsenir ve kamçatka usulü ilerlenir. adapte olamayanlar, eskiye amansız bir özlem duyanlar da elenir giderler. "değişim" ve onun sayesinde olacak gelişim kaçınılmazdır. isterseniz hindu olun, isterseniz totemci aborjin olun; inanç ve tutuculuktan doğan, karşı tarafa benzememek için direnmek, değişimi reddetmek eğilimi ya sonunuzu getirir, ya da sizi oldukça geri (iptidai) bırakır.

    ---------------------------------------------------------------------------------------

    sonuç: yapamazsınız güzel kardeşim. asıp kesemezsiniz, öyle kolay değil. "tahammül etmezsek..." diye bir durum yok; zaten etmiyorsunuz, hiç etmediniz. hep biz tahammül ettik, senelerce. ancak bardak son zamanlarda biraz taştı ki duymuşsunuzdur mutlaka; son yıllarda haberlerde (çevrenizde de mutlaka habere çıkmayanları duyuyorsunuzdur ) birçok olay çıktı çiftleri ayırmaya çalışan vs. neredeyse hepsinde uyaranlar dayak yedi. (bıçaklama durumu dahi yaşandı.) siz cevap vermeyenleri bastırıyorsunuz ancak sert cevap geldiğinde susup kalıyorsunuz, susmasanız da yeniliyorsunuz. yenileceksiniz. işte hep böyle olacak. kudursanız da özgürlüklere saygı duymayı öğreneceksiniz, seve seve tahammül edeceksiniz. insanlar özgür yaşamaya devam edecek ve bunu değiştirmek için yapabileceğiniz hiçbir şey yok. tarihin tersine yürüyemezsiniz ve akıl kazanacak, çoğalacak. bunu engellemek için yapabileceğiniz hiçbir şey yok.

    ben olmuş ve olacakları söyledim. ettiğiniz hakaretler asılsız ve mantıksız. varlıklarınız (aktifleriniz diyelim) düşündüğünüz kadar ağır basmıyor. genel olarak "aciz" olarak görüldüğünüz için cevap verilmiyor; korkulduğu için değil.
    böyle agresif yazılarınız sizi olduça aciz ve zavallı gösteriyor; daha fazla rezil olmamak adına durdurmanızı tavsiye ederim. tabii gene size kalmış :)

    sevgiler.

    muhataplarına not: bu entry'ye yazılan karşılıklara hiçbir şekilde bir daha zaman ayırıp cevap yazmayacağım canım kardeşlerim, bu entry hakkında yazılan mesajlara da cevap vermeyeceğim. bu doğrultuda boşuna değerli zamanınızı harcamayın, düşüncelerinizi kendinize saklayın.

  • burası müslüman ülke... arkasına sığınabildiğiniz en güzel cümle; değil mi?

    peki, adamın biri yol kenarında bir kadını dövse, "müslüman ülkede yapamazsın!" der miydiniz, ey sakallı amcalar?
    ya da bonzai içmiş bir çocuğa denk gelseniz, "müslüman ülkede gariban yalnız bırakılmaz" diye sahip çıkar mıydınız?
    müslüman ülkede milyonlarca insanın aç yatmasıyla ilgili herhangi bir eyleminiz, talebiniz yahut projeniz var mı?
    müslüman ülkede tecavüze uğrayan kadınlara, çocuklara, gençlere sahip çıkmayı hiç denediniz mi?

    müslüman ülkede torpil olmaz diyebiliyor musunuz? diyorsanız, bunu değiştirmek için ne yaptınız; bu çocukların üstüne yürüdüğünüz gibi, torpilci bir yöneticinin üstüne yürüdünüz mü hiç?

    her gün bu saydıklarıma defalarca denk geldiğinizi biliyorum. o anlarda nerede peki bu duyarlılığınız, bu bilinciniz?

    gücünüz dondurma yiyen çocuğa yetiyor ancak.
    biz sizi biliyoruz.
    biliyoruz.