fatih portakal

  • adam arsasini almis, tarlasini evini yapmis, isterse ayagini topraga basiyor, isterse tarim yapiyor, ustune yelkenlisini almis, istedigi zaman denizlere aciliyor...

    buyuk ihtimalle bir daha hic calismasa olene kadar rahat rahat yasayacak kadar parasi da var.

    e olm bu herkesin hayalindeki erken emeklilik senaryosu degil mi? soyle bir senaryoya kim neden hayir desin?

    elden ayaktan kesilmeden, hastaliklarla ugrasmadan hayatin tadini cikarabilmek? ıstedigin zaman denize acilabilmek, istedigin zaman dogayla toprakla hasir nesir olmak, sevdigin kadinla istedigin kadar vakit gecirebilmek...

    helal olsun lan adam resmen yeryuzunde cenneti kurmus burda da millet elestiriyor vay nasil yaparmis falan...

    adam sonucta bu ulkeyi yonetmeye talip olmamis, milletten oy istememis, bagis toplamamis, bildigin haber spikeriydi lan, niye bu kadar anlam yukluyorsunuz yok milleti yari yolda birakti falan, napacakti mesela haber sunarak iktidar mi olacakti?

  • fatih şuna '' aldığım tehditlere daha fazla dayanamadım.evin üstünde bile 24 saat iha dolaşıyor.karım başımın etini yedi faili meçhul olup çıkacaksın başıma kır götünü yeter dedi '' de de anlayalım.içsel devrim, toprağın sakin ritmi bunlar ne aq

  • olur da 23 haziran'da imamoğlu seçimi kaybederse, sırf rating için bunun en büyük sorumlusu olacak olan ve ülkemizin kaderini tek başına değiştirecek bir şapalaklık yapmış olabilecek kişidir. hakkımı da asla helal etmem.

    hiç, "beni her iki taraf da eleştiriyor" goygoyu yapmasın. aktroller kaç gündür kendisini kaynak gösterip el üstünde tutuyor.

    artık torunlarına gururla anlatır ülkenin ayarlarıyla nasıl oynayıp siyasal islamla uzun yıllar boyunca yönetilmesine katkıda bulunduğunu..

  • bir muhalif olarak bunu ve ekürisini hiç bir zaman sevemedim.

    neden?

    çünkü objektif görünmeye çalışan ama gözlerini müthiş bir habercilik hırsı bürümüş samimiyetsiz kişilikler olduğunu düşünüyorum her ikisininde.

    sadece iki örnek veriyorum.

    ismail küçükkaya; bir kadın pazarcıyla reklamı dönüyor, kadın emekçiye saygıdan, sevgiden bahşediyor sürekli haberlerinde ama öte yandan karısına şiddet uyguluyor.

    fatih portakal; medyanın özgür olmamasından bahsediyor, bir tek özgür basın kendileri gibi davranıyor ama irfan değirmenci malum sebeplerle işinden olduğunda bir kere olsun bu durumu habere konu yapmadı, bir kere olsun bunu eleştirmedi ve hala eleştirmiyor.

    velhasıl bunlara güven olmaz, benden söylemesi.

  • yine tehlikeli sularda yüzen sunucu.

    rtük'e göre yasakmış falan filan. akp'nin rtük'ü size ceza mı verecek bu görüntü için?

    yeme bizi fatih. varsa görüntü yayınlayın algı yaratmayın.

  • bu adamın bazen “bakın çok tarafsızım” tavrı insanı sinir hastası yapıyor.

    muharrem ince canlı yayınında da “bakın nasıl sıkıştırıyorum” tribine girmişti, şimdi de imamoğlu vip meselesi.

    bazen çok itici oluyorsun. tarafsız ol zaten de böyle lüzumsuz zamanlarda bu tribe girince olmuyor o iş.

    edit: aktrollerin tam bir fatih portakal fanı olduğunu öğrendim aldığım sayısız mesajla. bakın aktroller, biz sizin gibi değiliz, ortada bir yanlış varsa eleştiririz. fatih portakal görüntü varsa verecekti, gazetecilik bunu gerektirir, yoksa da böyle sizin gibilere prim vermeyecekti. ama siz biat kültüründen geldiğiniz için anlamazsınız “eleştiri” ne demek. çok iyi anlıyorum sizi.

  • bu akşamki yorumlarına “helal olsun” diyorum ve tekrar “helal olsun” diyorum.

    heykelini diksek taşaklarına beton yetmez fatih.

    süleyman soy/lu, rte ve bahçeli’nin milleti provake ettiğini söyleyebilen ana akım medyadaki tek kişidir kendisi.

    edit: parti kur oy verelim. (ciddiyim)

  • “barışçıl eylemle zamları protesto edelim desek kim sokağa çıkacak” diyen ve bu yüzden belli kesimce halkı kışkırtmaya çalıştığı iddia edilen kişi.

    benim anlamadığım barışçıl eylem ve protestolar bireylerin yasal hakkı değil mi? yani kırmadan, dökmeden, cana ve mala zarar vermeden haksızlıklara karşı tepki göstermek, ses duyurmak. portakal konuşmasında kimsenin bu yasal hakkını kullanmaya artık cesaret edemediğini çünkü fiziksel zarar görmekten, hapsedilmekten, mimlenmekten korktuğunu söylemiş. bu konuşmanın tam olarak neresinde halkı kışkırtıyor, hangi cümleden bu sonucu çıkartmışlar anlamak mümkün değil.

  • gordugum kadariyla sayin engin yılmaz kendisine fatih diye hitap ettigi icin sevgili fatih buna bozuluyor;
    fatih ise; “sevgili engin, engin yilmaz, haber mudurum, ankara haber mudurum” falan diye hitap etmeye basliyor lakin amaci cok farkli. engin beyin müdür oldugunu belirtip sonunda da müdürü fircalayarak sinsice bir yaklasimda bulunuyor.

    engin bey, tavirlarindan da anlasilacagi uzere tamamen masumane ve jargonda oldugu gibi “fatih” diye hitap etmekte israr edince fatih ipin ucunu kacirip pis pis siritiyor haberle alakasi olmayan bir sekilde. sonunda yedigi bokun kabiz boku oldugunu da anlayip hafif panikliyor. sevgili fatih kardes sen o kravatla engin beyi kuculttugunu sanacak kadar kucuk bi adamsin bunu aklinin bi kösesine yaz.
    ikincisi; adam sana ne desin mahmut mu desin amk?

  • yaptığı çapsızlıkta son nokta kendisidir. senin giyim sponsorun var o adamın yok.