debe başlıkları

şenol güneş

  • kariyerinde söylediği en vurucu sözlerden birini beyan eden teknik adam. dedi ki:
    (bkz: 5 çan çaldı adalet öldü)
    herkes asıl haberi atlamış, işaret ettiği hikayeyi okuyunca üzerine düşeni alması gereken çok kişi var.
    --- hikaye ---

    çok eski yıllarda ingiltere’de bir gelenek varmış. sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş. bir asil öldüğünde iki kez, kralın bir yakını öldüğünde üç kez, kral öldüğü takdirde, çan dört kez çalınırmış. günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş. ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış. ahali merak içinde, papaza koşmuş: “ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki, o ölünce çan beş kez çalınsın…” papaz yanıt vermiş: “kraldan daha önemli bir şey var!.. adalet. bugün adalet öldü.”
    --- hikaye ---

    bir tarafta şenol güneş, diğer tarafta... biliyorsunuz üsluplarını bahsetmeme gerek yok. ve bu adam, onların oluşturduğu çoğunlukça yerden yere vuruluyor ve ben buraya lut kavmi deyince şaşırıyorsunuz. iyi ki var olan hoca.

  • zamanında selçuk yula'nın ağları delen topunu kalenin arkasından alıp aut kullanmaya çalışmışlığı vardır. insan 7 sinde neyse 70 inde odur.

  • ligi galatasaray’a, kupayı fenerbahçe’ye hediye etmiş gönlü bol filozof.

    kendisi de oscar ödüllerinde şansını deneyebilir.

  • ofiste eline iğne batsa iş kazası diye rapor alacak tipler kafasına madde atıldığı için adamı eleştiriyor.

    bir kişi de demiyor ki sahaya madde atanların hiç mi suçu yok.

    aynı olayı avrupa'da deneyin bakalım ne oluyor.

    bir de çok seküler, laik, demokratik falan takılır şunları yazanlar. dene bir medeni ülkede sahanın unsurlarından birine bir madde fırlatmayı. mahkemeye hangi suçlamayla çıkacaksın gör. gör bakalım o takıma ne yaptırımlar uygulanıyor böyle bir olay sonucu.

    keşke zamanında o çok delikanlı kafası yarıkla sahada devam edenler de girseydi içeri kafasını tutup. bugün bunları yaşıyor olmazdık hiç değilse.

    umarım beşiktaş hükmen mağlup edilir, o kupayı da alıp eğlenirsiniz. kalsın gereği yok. ben böyle çirkin bir insan topluluğu görmedim.

    sözlükte eskiden bu kadar çok maganda, serseri, kıro, keko yoktu. şu olayın takım tutmakla alakası yok, şu adama olanları meşrulaştırmak, normalleştirilmek, savunmak avamlıktır.

  • beşiktaş'ın stadında quaresma'nın iteklemesinden 3 saniye sonra kurşun yemiş cüneyt arkın gibi devrilen ve quaresma'nın 5 maç ceza almasını sağlayan, ancak her nedense kafasına paraydı çakmaktı atılmayan josef de souza gibi sirk oyuncularına sahip bir takımın taraftarlarınca şovla movla suçlanan büyük teknik direktör.

    şu saatte bir spor programında konuşan boktan bir hakem eskisi quaresma'ya atılan 3 kilo anahtarlığı atanı değil de bunu göstere göstere (götüne mi sokacaktı) görevliye teslim eden quaresma'yı eleştiriyor ya, olur da eğer bu olaylardan ne şiş yansın ne kebap bir karar çıkarsa vodafone'da başta bu işi çok iyi yapan fenerbahçe oyuncuları olmak üzere en ufak bir artislik (kendini yere atma vs.) girişiminde o artisti bozuk paraydı, çakmaktı, anahtarlık tomarıydı vb. madde yağmuruna tutmayan beşiktaş taraftarının da kalıbına tüküreyim.

  • cumhurbaşkanı kendi işine baksın. ülkenin daha büyük sorunları var dedi.

    trabzon'un stadı'na ismimin verilmesini istemedim tayyibin takdiri dedi.

    benim üstüme geliyorlar bu ülkeye bu kavga halini ben mi getirdim insanları ben mi bu hale getirdim dedi.

    malatyaspor'un güzel oynadığını belirttim fakat hocaları biz beşiktaş'a yenilmedik dedi. eğer hakemi kastediyorsa konuşmamamız salakılığımızdan dolayı değil, aynı hakem gençlerbirliği maçında q7 nin pozisyonu babelin pozisyonundan daha ağır olmasına rağmen kırmızı kartı babel'e verip malatyalı futbolcuya vermedi dedi.

    özellikle hürriyet gazetesine çat çat saydırdı. 2002 dünya kupasından tutun son derbiye kadar yaptıkları yanlı haberleri yaftalamaları dillendirdi. hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni olsam oturur utanırdım.

    kimseyi işe aldırmak için telefon açmıyoruz dedi. bu lafı da sanki aziz'e gibiydi.

  • subjektif yorum yapmayarak somut verilerle konuşalım:

    -32 kişi saha olayları sebebiyle gözaltına alındı.
    -1 kişi şenol güneş'e madde attığı ortaya çıktı. (büyük harflerle) adam şenol güneş'e çakmak attığını itiraf etti. gerisi laga luga.

  • işten, güçten, siyasetten sıkılıp bir akşam maç izleyip keyif yapayım dedim, olana bak.

    kusura bakmayın ama maç boyunca her kornerde topun başına geçen oyunculara yabancı cisim yağdırarak maçın durmasına sebep olup,
    rakip takımın teknik direktörünün kafasına bu cisimlerden 2 tane isabet ettirerek 2 kere yere serip,
    dikiş atılması için hastahaneye giderken bir de ambulansta saldırmaya çalışıp (edit: ambulans çevresinde taşkınlık olduğunu basından aktardım. gerçekleşmemiş olabilir. orada değildim, gözümle görmedim. konunun özüyle alakası sınırlı bir husus. artık bununla ilgili mesaj atmayın.),
    sonra da onu provakasyon yapmakla, tiyatro oynamakla suçlamak; tecavüz mağdurunu mini etek giymekle, tecavüzcüyü tahrik etmekle suçlamak gibi.

    kaç korner oldu, at babam at, cisimleri de bitmedi çomarların. atmak için cepleri doldurup gelmişler sanki.
    hem çakmak-para yağmuru yapacaksın, hem de isabet alanı tiyatroculukla suçlayacaksın. güzel kafa.
    atarken, isabet ettirirsen ne olacağını düşünüyordun ki?
    aa para buldum diye sevinmelerini mi bekliyordun?

    böyle kaybedersin işte avuçlarının arasındaki finali.
    volkan demirel bile -ki kendisi çok janti bir abimizdir- bunların halini görünce izana geldi, sakinleştirmeye, engel olmaya çalıştı.

    müsabakadaki sporcuların kafasına ceplerini boşaltan çomarlara hükmen malubiyet az bile. tek tek yakalanıp, kasten adam yaralamaya teşebbüs ve kasten adam yaralamaktan hakim karşısına çıkarılmaları lazım.

    başta şenol güneş olmak üzere tüm spor camiasına ve sporsever fenerbahçe taraftarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

  • "türkiye'nin en iyilerinden. fakat;duygusal zekası düşük,lider bir kişiliğe sahip biri gibi gözükmüyor,yabancı dili yok,dünya futboluna hakim değil,yaşı 65 ve trabzonspor kimliği üstüne fazlasıyla yapışmış durumda." denmiş kendisi hakkında.

    duygusal zekası düşük değil tam tersi. bunun kanıtı da kritik maçlarda hatalar yapan, saçma sapan kart gören veya oyundan çıkarken saçmalayan oyuncuları hiç bir zaman "kaybetmemesi". bunun en canlı örneği quaresma. çingeneye bu kadar sabredip, onun hırçınlıklarını yönetebilecek başka bir hoca yok dünyada. beşiktaş'ın başında şenol güneş değil de başka bir teknik direktör olsa quaresma 2015'de geldiği gibi gene giderdi sezon sonunda.

    en basit örnek aykut kocaman-ozan tufan olayı. aykut kocaman oyuncusunun mental sorununu çözemeyince kadro dışı bırakıp onu kaybetmeyi göze alırken şenol güneş tüm oyuncularını kazanmayı hedefler. son 2.5 senede tek bir beşiktaş futbolcusu bile yedek kaldığı için "isyan etmedi". buna medel ve negredo'da dahil. duygusal zekası düşük olan bir insan hepsi yıldız ve yüksek egolu 25 tane futbolcuyu bu kadar stabil bir şekilde yönetemez.

    ---

    liderlik özelliğini anlamak için de beşiktaşlı olup takımdaki futbolcuların onun hakkında yorumlarını takip etmek lazım. takımdaki tüm futbolcularla o kadar düzgün ilişkileri var ki, hepsi hem hocanın gazabından ölesiye korkuyor, hem de ona büyük saygı gösteriyorlar. beşiktaş'a geldiği günden beri tek bir futbolcu bile şenol güneş'e ne açıktan ne de örtülü isyan etmeyi bırak eleştirmeye bile cesaret edemediler. zira takımdaki her futbolcu farkında ki "şenol güneşle takışan, tartışan, isyan eden" futbolcunun bu çatışmayı kazanma şansı yok. takımdaki en yüksek egolu futbolcular bile adama büyük saygı duyuyorlar. beşiktaşlı olmayıp da adriano, pepe, gomez, medel vb gibi kendini dünya çapında kanıtlamış futbolcuların özel röportajlarda şenol güneş'i ne kadar övdüğünü ve onun yönetim yeteneğine ne kadar güvendiğini izlemeyenler bunu bilemez.

    ---

    yabancı dili olmayan şenol güneş gidip g. kore'de takım yönetip, orada efsane olmuş bir adam. beşiktaş takımında portekizli, brezilyalı, sırp, hırvat, hollandalı, kanadalı, şilili, ispanyol futbolcular var. bunların hepsiyle mükemmel bir ilişkisi var. demek ki yabancı dile o kadar da ihtiyacı yok. önemli olan "futbolun dilini" bilmek.

    ---

    65 yaş günümüzde artık yaşlı sayılmıyor. bayern'in başında 72 yaşında teknik direktör var. alex ferguson man. united'ın başından ayrıldığında 72 yaşındaydı. şenol güneş de yaşına göre oldukça sağlıklı ve formda görünüyor. onu tanıyan herkes ne kadar "işkolik" olduğundan bahsediyor. sabah en erken tesislere gelip, en geç ayrılan her zaman o. sağlıklı ve zinde olmayan bir bünyenin bu kadar çalışkan olması imkansız. bence en az 5 sene daha üst düzey çalışacak kadar sağlıklı durumda.

    ---

    ve şu devamlı öne sürülen trabzonlu kimliği. ben şahsen ergenler ve patetik seviyede negatif görüşlü taraftar haricinde kimsenin bunu kafaya taktığını sanmıyorum. hepimiz biliyoruz hocamızın 100% has bir trabzonlu olduğunu ve hem şehrinden hem de bu kimliğinden gurur duyduğunu. beni zerre rahatsız da etmiyor. tam tersi başka bir camiada başarılı olunca kendi özünü reddetme hatasına düşseydi o zaman eleştirirdim. istediği kadar bordo-mavi giyinebilir, beni ırgalamaz. önemli olan çalıştığı ve temsil ettiği camiaya hakkıyla hizmet etmesidir.

    ayrıca şenol güneş defalarca açıkça söyledi "evet ben trabzonlu ve trabzonsporluyum ama şu an beşiktaş için çalışıyorum ve bu camianın tarzını ve ruhunu da çok seviyorum" diye. belki de tarihimiz boyunca beşiktaş taraftarı olmadığı halde beşiktaş camiasının duygularını en iyi anlayan ve karakterine en uygun hoca şenol güneş.

    ---

    bence rakip takım taraftarları şenol güneş'in beşiktaş camiasında ne kadar sevilip sayıldığının seviyesini hala çözemediler. takım kazansa da kaybetse de her maçın sonunda mutlaka adına tezahürat yapılan ve tribüne çağrılan kaç tane teknik direktör gördünüz siz türk futbolunda?

    her camiada takıntılı, futbolu sadece kazanmak sanan, her kötü günde bir günah keçisi arayan, hatta takım gayet iyi giderken bile en ufak hatayı eleştirmeyi taraftarlık sanan, takımının hocasıyla bir tür karakter uyuşmazlığı yaşayan taraftar olur. fatih terim'i seven kadar sevmeyen gs taraftarı tanıyorum ben.

    bence rakip takım taraftarları şenol güneş'i kötülemek veya küçültmeye çalışarak beşiktaş taraftarı ile arasını açabileceğini sanarak gereksiz yere algı kasıyorlar. sanıyorlar ki şenol güneş'i kötüleyerek onunla taraftar arasındaki bağı koparabilecekler veya camianın onun hakkındaki pozitif görüşlerini değiştirebilecekler. bunun nedeni beşiktaş taraftarını ve beşiktaş ruhunu "anlamamaları". zaten anlayabilselerdi onlar da beşiktaşlı olurdu.

    bu insanlar şenol güneş ile beşiktaş taraftarı arasındaki duygusal bağın, ona duyulan sevgi ve saygının boyutunu anlayamadığını veya algılayamadığını çok net görebiliyorum. zira üzerinden yapılan eleştirilerin neredeyse tamamı "karakter eleştirisi". dikkat edin, hiç bir rakip taraftarı beşiktaş'a oynattığı futbolu ve takımı yönetimini eleştiremiyor. varsa yoksa "karakter eleştirisi". ben bir beşiktaşlı olarak aykut kocaman'ın futbol mentalitesi ve taktiklerini eleştirebiliyorum ama rakip taraftarlar beşiktaş futbol takımının oyun planı veya yönetimini eleştiremiyor. çünkü beşiktaş o geldiğinden beri yenildiği maçlarda bile onların takımlarından daha doğru ve düzgün bir futbol oynuyor.

    hocanın oynattığı futbolun kalitesine veya futbol felsefesine laf edecek cesareti bulamayanlar son çare olarak "karakter eleştirisi" yapmak zorunda kalıp, ottan boktan argümanlar üretmekten öteye gidemiyor. oynattığı futbola laf edemeyenler konuşma tarzını, diksiyonunu, kıyafetini vs eleştirerek kızgınlık ve kıskançlıklarını ortaya döküyorlar.

    daha önce de yazmıştım, tekrarlayayım. ben beşiktaş yönetiminde olsam hocanın önüne ömür boyu sözleşme koyardım. o emekli olmaya karar verene kadar onun futbol bilgisinden yararlanmayı planlardım. aktif çalışmayı bıraksa bile en azından barcelona'daki johan cruyff olarak bir danışman veya planlayıcı olarak camiada kalmasını sağlarım.

    bunun yanında şunu da söylemem lazım. hepimiz gayet iyi biliyoruz ki hocanın gönlünde hala bir yerlerde "trabzonspor'u tekrar şampiyon yapmak" arzusu alev alev yanıyor. bu nedenle yarın öbür gün çıkıp da "sevgili beşiktaşlılar, her şey için teşekkürler ama ben gidip tekrar trabzonspor için emek vereceğim ve hayalimi gerçekleştireceğim" derse en ufak bir şekilde gönül koymam, sinirlenmem. yaptıkları için minnetimi sunarım, gidip orada da başarılı olup hayalini gerçekleştirmesini isterim. bu onun en büyük hakkıdır. umarım bir gün gerçekleştirir.

  • beşiktaşlılara küfür eden orospu çocuğu için gelsin:

    topun çıktığı an.
    şimdi şu noktaya iyi bak amk evladı. bak bakalım top nereden topa çıkıyor ve şenol güneş o anda nerede.

    taçtan önce.
    daha gençlerli oyuncu topu almamış.. istiyor şenol güneş çizginin bir adımm önünde oyuncusuna sesleniyor. şenol güneş'in bulunduğu noktanın topun çıktığı yerden kullanılacak bir taça engel olduğunu anca senin gibi bir orospu çocuğu iddia edebilir.

    taç atılmak üzere
    ahmet topu alıyor ve şenol güneş'e doğru yürüyor. bu arada doğru. şenol güneş dünya futbol tarihinin en büyük şerefsizliğini yapmış ve kendini ayrılmış alanın bir adım önüne çıkmış seslenirken..

    taçın kullanılışı
    ahmet kutlu yürüyüşünü nihayet bitirmiş ve beşiktaş yedek kulubesi bölgesinin diğer ucundan tacı nihayet kullanıyor..

    bu arada taça engel olunduğu iddia edilen anda love hariç beşiktaşlıların tümü yerinde ve topun arkasında...