debe başlıkları

la casa de papel

  • --- spoiler ---

    uzun zamandır ilk kez bu dizi sayesinde çok iyi vakit geçirdim. izlerken ilk bölümden son bölüme kadar büyük bir keyif aldım. benim için en büyük anlamı verdiği keyif olacak. her şeyden önce çok başarılı bir iş. seyircinin beklentilerini fazlasıyla karşılıyor, her anında ben iyi bir diziyim, iyi bir iş izliyorsunuz hissi veriyor.

    bu dizide kötü insanlara sırf başrolde oldukları için sempat duymuyoruz. hayır, bunlar gerçekten iyi insanlar. o yüzden onları seviyoruz. bu yönüyle benim için çok farklılaşıyor. örneğin breaking bad’te walter white cinayetler işliyordu, uyuşturucu üretip satarak gençleri zehirliyordu ama yine walter’ın tarafındaydık. bu dizide durum böyle değil. kahramalarımız kimseye ait bir şeyi çalımıyor, kendi paralarını üretiyor. kan dökülmemesi, kimsenin zarar görmemesi konusunda çok hassaslar. arturo oslo’nun ölümüne sebep oldu ama helsinki onu bağışlayabildi, elinde imkan varken ona zarar vermedi. denver monica’nın hayatını kurtardı, hatta monica’ya o kadar iyi davrandı ki monica’nın aşkını kazandı.

    dizide her hikayede ayrı ayrı bir sistem eleştirisi , insan eleştirisi, toplum eleştirisi vardı. monica patronuyla yatan bir sekreter. patronu tarafından kullanıldığını , patronu için gerçek bir anlam ifade etmediğini hamilelik haberini patronuna verdiğinde görüyor. bu gerçeğin acısıyla yüzleşirken kendini bir rehine olarak buluyor. benim için en ilgi çekici hikayelerden biri monica’nın hikayesiydi. soygunculara rağmen telefonu alabilecek, gerçek silahla sahtesini değiştirebilecek kadar cesur. denver ile olan ilişkisinin de etkisiyle hep yanlış tercih yapmaktan yakınan bir kadın olmaktan çıkıyor ve sonuçta gerçeği görüyor; onunla arturo ile tek gerçeği patronun metresi olmak. oysa ki denver için gerçek, değerli bir aşk. monica sistemin bir kölesiyken direnişçilere katılmanın, onların bir üyesi olmanın simgesi.

    profesör , berlin’in bir rehineyi öldürdüğünü öğrenince daha doğrusu öyle sanınca üzüntüden kahroluyor ve berlin’i en yakın arkadaşını cezalandırmaya karar veriyor çünkü profesör hümanist, insanları seviyor, kurban istemiyor. onun amacı hastane masraflarını karşılamak isterken bir bankanın önünde öldürülen babasının anısın yaşatmak, hayalini gerçekleştirmek , sisteme ağır bir darbe vurmak, ders vermek. kapitalist sisteme bir darbe vurmak. profesör gerçekten iyi bir insan, kimse zarar görsün istemiyor. müfettiş raquel olan ilişkisinde de insanlığından çıkmıyor, bir şekilde raquel’i kendi tarafına çekmeyi başarıyor, onu yüzüstü bırakmıyor. dedim ya bu sefer gerçekten iyi insanları sevdik.

    tokyo, rio, moscow, denver, helsinki, olso, nairobi her biri ayrı ayrı etkileyici, baş döndürücü, muhteşem karakterlerdi. tokyo’nun fevriliği, rio’nun çocuksuluğu, denver’in saflığı temizliği, moscow’un babacanlığı, baba şefkati, nairobi’nin sempatikliği, kadın mücadelesinin bir neferi olması, oslo ve helsinki’nin sadık birer asker olmaları hikayeyi tamamlayan çok ince detaylardı.

    tabi ki berlin’e ayrı bir paragraf açmak lazım. öncelikle berlin ile ari ilişkisine değinmem lazım. orda da çok ince bir detay vardı. ari , rehine olan arkadaşları kaçma planları yaparken, huzursuzlanıp isyan etmeye hazırlanırken kendini soyguncuların en güçlü karakterine , berlin’e vermeye karar verdi. bu şekilde hayatta kalacağını düşündü. onursuz bir yol seçti, teslimiyeti seçti. bu yüzden dizi boyunca ari’nin bu yanlış karar yüzünden aşağılanmasını izledik.

    berlin tam bir dava adamıydı. gerçek bir idealist. bir an bile plandan şüphe duymadı. kendisini planın uygulanmasına adadı. ne kadar sağlam bir direnişçi olduğunu da dizinin finalinde gösterdi. berlin barikatın arkasında , çav bella çalarken, yanındaki kadın yoldaşıyla ( daha doğrusu kendisine yoldaş yaptığı kadınla ) direnirken, arkadaşları için, davası için , ideali için hayatını feda ederken kendimden geçtim. fantastic bir sahneydi. tekrar tekrar izledim.

    --- spoiler ---

    muhteşem bir diziydi. entryimi, kime ait olduğunu bilmediğim ama veli saçılık’ın twitlerinde sık gördüğüm bir cümle ile bitirecem:

    sosyalizm kalpsiz dünyanın kalbidir

  • bu diziyi begenmeyenler çukur linki paylasiyo saka gibi amk. siz gidin asmali konak falan izleyin zaten fazla bu size.

  • lanet olası dizide senaristler öyle bir profesör karakteri yaratmışlar ki dizi bitince insan ergenler gibi boşluğa düşüyor. adeta bir nicholai hel.

    adam güvenilir, söz verdiği kişileri en boktan özelliklerine rağmen arkada bırakmıyor.

    zeka, akıl almış başını yürümüş.

    ince bir mizah anlayışı var.

    kendisine salva lakabını seçen birinin sanat gibi zevkleri olduğunu da söylemek mümkün.

    sisteme uymayan, uymadığı gibi eyleme geçen bir anarşist, muhalif ruh.

    tipi ortalama üstü.

    piç değil. aşık olduğu insan afet değil, çıtır değil.

    kavgada ilk yumrukta devrilecek gibi duran halinin arkasında dövüş sanatlarından da efsane anlayan biri var.

    iyi ve vicdan kapasitesi çok yüksek. duygusal.

    kısacası: allah belanı versin salva.

  • - ilk bölümde bıraktım yea, çok klişe.
    + çok cool'sun tankut.
    - filmlerin de genellikle yarısında çıkarım, bilirsin.
    + bilmem mi, sen kocaman bir çılgınsın.
    - geçen bir moğol filmi buldum, sonra baktım sözlükte başlığı var, vazgeçtim izlemekten.
    + ay canım harikasın ya, tabi ki sen izlemeden popüler olmamalı hiçbir şey.

    klişeymiş. klişe zksin sizi. sinirlendim bak yine gece gece. oturun izleyin, bakmayın siz buradaki oksijen israflarına. kusursuz değil, zaten kimse de böyle bir iddiada bulunmuyor. oldukça sürükleyici, yer yer gaza getirici, harika bir dizi. eşimle bir haftada bitirdik. keşke daha yavaş, sindire sindire izleseydik diyoruz şimdi.

    berlinspor.

  • arturo adında ekşi sözlük yazarı içeren bir yapım.

  • dizinin izleyicisinde bıraktığı bir his için; https://i.hizliresim.com/nobwbn.jpg

  • arka arkaya durmadan izlediğim muhteşem dizi. mantık hatası her dizide mutlaka var ama beni en çok rahatsız edeni aşağıda paylaşıyorum.

    --- spoiler ---

    kabin şeklindeki, yani alttan üstten açık (üstten pek emin olamadım şu an gerçi) tuvaletlerde o kadar bant cırtlatma sesini, alet edevat sesini kapıda bekleyen adam nasıl duymaz ben hayret ettim.
    --- spoiler ---

  • tokyo adlı karakter için yapılan "la casa da casaymış ha" yorumu yaran dizi. hastasıyız.