kestane pilavi kamehameha5
profili

  • ateistlerin cevaplayamadığı soruyla dalga geçmesi

    şu arkadaşa birisi lütfen yörüngesi güneşe venüs'ten daha yakın olan merkür'ün yüzey sıcaklığının venüs'ten düşük olduğu bilgisini yüklesin.

    bunların hastalığı bu zaten. her şeyin kendilerinin anlayabilecekleri kadar basit açıklaması olsun istiyorlar.

    olmayınca da ben anlayamıyorum demek yerine tanrının işine sual olmaz diyorlar.

    (bkz: aklı yok fikri var)

    edit: arkadaşlar hepinizi yanlış bilgilendirdiğim için özür dilerim.

    ayrıca "sobaya yaklaşınca daha sıcak olur" tekniği ile beni aydınlatan çaylak arkadaşıma sonsuz teşekkürlerimi ve minnetimi sunarım. maalesef konu hakkında bu kadar detaylı düşünebilecek birikime sahip değildim. kendisi sayesinde artık sahibim.

    adam dalga geçmiş ironi yapmış diyenler için edit: ben de ilk başta ironi yaptığını düşünüp komik buldum ve profiline girip başka neler yazmış acaba diye inceledim. ciddi ciddi yazdığını anlayınca da dayanamayıp yapıştırdım girdiye.

    (bkz: kimin troll olduğunu anlayamamak)

  • bir ateistin inanmasını sağlayacak asgari olay

    benim için budur

  • okuduğu kutsal kitabı anlamayan toplum

    bizim toplumumuz değildir.

    bizim toplumumuz okumadığı kutsal kitabı anlamaz.

  • üçgenin iç açılarının toplamının 180 olmaması

    karakter sınırına takıldığı için başlığı bu şekilde açmak zorunda kaldım.
    tam hali :" üçgenin iç açılarının toplamının her zaman 180 derece olmaması."

    üst edit1: arkadaşlar olayın lise ile ilgisi şu. ben bütün lise hayatımı matematik sınavlarında yüz üzerinden beş alarak geçirdim. okula ilk gittiğim gün sözde matematik öğretmenim "kümeler diye şeyler var otobüs gibi düşünün işte bunları böyle topluyorsunuz" dediği için ben liseden mezun olana dek gram matematik öğrenmedim. lise bittikten sonra gidip yabancı dil bölümüne girip yapmam gereken iş matematik olmasına rağmen lüzumsuzca yıllarımı harcadım. bir gün fizik okuyan bir arkadaşım bana elindeki portakalı gösterip "kestane bak şimdi üçgen yapacağım 180'den büyük açısı olacak" dedi ve o gün benim hayatım değişti. "aslında hiç de sıkıcı değilmiş ki bu" dedim kendi kendime. oturduk bu çocukla günlerce matematik ve fizik tartıştık. sırf bir arkadaşım bana lise hayatım boyunca hiçbir öğretmenimin göstermediği bir şey gösterdi diye ben 20 yaşından sonra oturup yemeden içmeden günde 14 saatin üzerinde matematik çalışıp alanımı değiştirdim. siz çocuklara ilginç bir şeyler göstermemeye yeminli olabilirsiniz. ama ben değilim. o yüzden özelden küfür etmeyi keserseniz memnun olurum.

    üst edit2: o düzlem farklı düzlem bu düzlemi karıştırdın yazanlar için başlık altında biri link bırakmış. kendisine teşekkür ederim. #136105087

    türk eğitim sisteminin yetersizliğini gösteren durumlardan biri de bunun bilinmemesidir. geometri hakkında bilgisi olduğunu düşünen öğrencilerime veya arkadaşlarıma söylediğimde defalarca uzaylı muamelesi gördüm. insanlar okula gidiyorlar, matematik dersine giriyorlar, öğretmenlerinin "üçgenin iç açılarının toplamı 180 derecedir" demesini dinliyorlar ve neden sorusunu sormadan kabul edip hayatlarına devam ediyorlar. aynı durum kümelerde, fonksiyonlarda, kalkülüste ve hatta dört işlemde bile geçerli. üçgen meselesi de bunun örneklerinden biri.

    peki nasıl her zaman 180 derece olmaz? ya da ne zaman 180 derece olur?

    öncelikle şunu belirtmem gerek. liselerde öğretilen geometri aslında geometri konusunun tamamı değildir. liselerde öğretilen geometri, matematikteki geometri konusunun iki boyutlu geometri alt dalının bükümsüz yüzeylerini inceleyen kısmı olan öklid geometrisidir.

    günlük hayatta kullanılması daha olası ve kolay olan geometri iki boyutlu geometridir. iki boyutlu geometrinin ise üç kısmı vardır.

    küresel geometri, hipebolik geometri ve öklid geometrisi.

    üç farklı iki boyutlu geometri çeşidi olmasının sebebi, her çeşitte kullanılan uzayın farklı özelliklere sahip olmasıdır. küresel geometri dış bükey şeklindeki uzayı, öklid geometrisi herkesin bildiği öklid uzayını, hiperbolik geometri ise ne olduğunu anlamanın bile çok zor olduğu ama iç bükey olarak hayal edilebilecek olan hiperbolik uzayı inceler.

    zihninde canlandıramayanlar için üç farklı uzayın karşılaştırıldığı bir görsel ( soldan sağa küresel geometri, öklid geometrisi ve hiperbolik geometri )

    küresel ve hiperbolik geometride üçgenin iç açılarının toplamının neden 180 derece olmadığını anlayabilmek için, önce öklid geometrisinde neden bir üçgenin iç açılarının daima 180 derece olduğunu bilmemiz gerekiyor.

    öklid geometrisinde bir üçgenin iç açılarının 180 derece olması aslında öklidin aksiyomlarından sonra dizdiği varsayımlarından (bunlara aksiyom da deniyor) beşincisinin bir sonucudur.

    nedir bu varsayım?

    "eğer bir doğru parçasını, iki doğrunun üzerinden geçecek şekilde çizerseniz ve aynı tarafta doksan dereceden daha az iki açı oluşursa, o zaman bu iki doğru kesişir."

    daha iyi anlaşılabilmesi için -> görsel

    bu varsayım üzerine düşünen matematikçi john playfair, bu varsayımın daha genel bir tanımının yapılabileceğini fark edip varsayımı şu şekilde değiştirdi.

    " bir doğru üzerinde bulunmayan bir noktadan, o doğruya paralel sadece bir doğru çizilebilir." -> görsel

    şimdi bu noktada durup düşünmemiz gerekiyor. çünkü 5. aksiyom bize aslında birden fazla şey söylüyor.

    5. aksiyom bize bir doğruya herhangi bir noktadan o doğruya paralel olan başka bir doğru çizmenin mümkün olduğunu söylüyor.

    peki bu her zaman mümkün olabilir mi? her yüzeyde geçerli bir aksiyom mudur bu?

    hayır değildir.

    şimdi bir düşünce deneyi yapmamız gerekiyor.

    dünyanın tam tepesinde, mesela kuzey kutbunda olduğumuzu varsayalım. kendimizi rastgele bir yöne çevirip ekvatora gelene dek yürüyoruz. ekvatora vardığımızda ekvator çizgisi üzerinde yürümeye başlayıp dünyanın göbeğinde bir miktar ilerliyoruz. bu durumda yürümüş olduğumuz yolun arkasında iz olsaydı, dünya üzerinde birbirini dik açı ile kesen iki doğru parçası yaratmış olurduk.

    şimdi ekvatorun herhangi bir yerinden tekrar kuzey kutbuna yüzümüzü dönüp, kuzey kutbuna varana dek yürüyelim. bunu yaptığımızda hem başladığımız yere dönmüş, hem bir üçgen oluşturmuş, hem de bu üçgenin içinde iki farklı 90 derecelik açı elde etmiş olduk. üçgenin üç açısı olduğuna ve açılarından herhangi birinin 0 'a eşit ya da 0'dan küçük olamayacağını bildiğimize göre elde ettiğimiz üçgenin açıları 90+90+x olur. yani oluşturduğumuz üçgenin iç açılarının toplamı 180'den büyük olur -> görsel

    bunun sebebi, küresel geometride öklid geometrisindeki 5. varsayımın mümkün olmamasıdır. çünkü küresel geometride birbirine paralel iki doğru çizmek imkansızdır. eğer aynı doğru tarafından doksan derecelik açıyla kesilen iki doğru çizer ve bu doğrular üzerinde yürürseniz, eninde sonunda iki doğrunun birbiriyle kesiştiğini görürsünüz. bu doğruların keşistiği yere de kutup denir.

    mesela yerçekiminin sebebi de budur. kütle uzay zamanı büker, bükülen uzay zaman küresel bir şekil alır, normalde birbirine paralel doğrular üzerinde giden iki farklı cisimin aldığı yol da uzay-zamanın aldığı küresel geometri sebebiyle bir noktada kesişir. bizim çekim gücü dediğimiz şey aslında bu kesişmeden ibarettir. tabii bu şekilde anlatınca basitmiş gibi görünse de genel görelilik inanılmaz derecede karmaşık ve zor bir matematiğe sahiptir.

    yine de bu konuda fikir sahibi olmak isteyenler uzay zaman bükülmesinin oldukça güzel görselleştirildiği şu kısa videoyu izleyebilirler -> https://www.youtube.com/…channel=scienceclicenglish

    hiperbolik geometri ise küresel geometrinin tam tersi gibi bir şeydir. burada da öklid geometrisi perspektifinden bakıldığında birbirine paralel olması gereken iki doğru birbiriyle kesişmek yerine birbirinden daima uzaklaşır. bu gerçekten insanın zihnini zorlayan bir geometri çeşididir ve sağduyularla anlamak oldukça zordur. eğer hiperbolik bir gezegende yaşamanın nasıl olduğunu merak ediyorsanız steam platformundan hyperbolica oyununu oynayabilirsiniz.

    hiperbolik geometri hakkında detaylı yüzeysel bilgi için ise hyperbolica oyununun tasarımcısı tarafından yapılmış şu videoya göz atabilirsiniz -> https://www.youtube.com/watch?v=zqo_s3yna2w

    edit1: üçgenin türkçe tanımı hakkında fikrim yok ancak matematik dünyasında triangle, yani tri - angle, yani "üç iç açısı olan geometrik cisim" şeklinde tanımlanıyor. üçgen özellikleri de yine incelendiği geometri çeşidinin alt dalına göre tanımlanıyor.

    edit2: belki de türkiye'den doğru düzgün bilim insanı çıkmamasının sebebi, verilen eğitim süresince temel bilimlerin getirisi olan neden - sonuç ilişkisi üzerinde durulması yerine "iyi de bu günlük hayatta işe yaramaz" mantığı ile ilerleniyor olmasıdır. sevgili yazarlar, ben size demiyorum ki herkes matematikçi olsun, herkes fizikçi olsun. ben size diyorum ki, bildiğimiz şeylerin neden öyle olduklarını bilelim. kaldı ki günlük hayatta kullandığınız bütün teknoloji bu "günlük hayatta işe yaramaz" olan problemlerin çözümlerini arayan insanlar sayesinde ortaya çıktı. en basit örnek, şu an ekşi sözlüğe girmek için kullandığınız bilgisayar teknolojisinin çıkış sebebinin hilbert'in matematik nedir sorusunu cevaplamaya çalışan teorisyenlerin hesaplamalarına yardımcı olması için makinelere duydukları ihtiyaç olması.

    hilbert mevzusu için -> https://www.youtube.com/watch?v=heqx2hjkcno

    edit3: başlık altında biri reiman uzayına çalış demiş. ne olduğunu merak edenler için doğrusu (bkz: riemann uzayı)

    edit4: birçok yazar üniversite düzeyi bilgilerle çocukların kafalarını karıştırmamak gerekiyor benzeri şeyler yazmış. arkadaşlar ben bu tür şeyleri rasyonel sayılarda işlem yapmayı bile öğrenmemiş yaştaki çocuklara ders verirken de anlatıyorum. çocukların kafası karışmıyor, aksine şaşırıp, ilgi duyup merak ediyorlar. bununla ilgili daha önce de bir entry girmiştim. #135495385 şuradan bakabilirsiniz.

    edit5: yahu girdiyi başlığı beğenmemiş olabilirsin bunu anlarım da özelden anama neden küfür ediyorsun kardeşim? bunu anlayamıyorum ben.

  • kiev'in adı kıyı-ev'den gelir

    daha önce bir türk devletinin varlık göstermiş olduğu bir coğrafyada yaşayan bir halkın, içinde bulundukları coğrafya ile şekillenmiş dillerini kullanarak isim verdikleri bir şehrin isminin kökeninin türkçe olabilme ihtimalini absürt bulan üstün zekalı ekşi sözlük yazarlarını gün yüzüne çıkaran önermedir.