Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bunu savunan 5li çete bilmem ne diye savunuyor ya, bunun adı benim elimde imkan olsa ben de yaparımdır.

kardeşim sen bunu 10 sene önce yüzde x faizle ödeyeceğim diye alıyorsun sonra da diyorsun ki faizi sil. sen sözleşme şartlarına uymuyorsun, uymak da istemiyorum diyorsun.

e peki güzel kardeşim yarın da senin 24 ay 100 tl ile aldığın internet 500 tl derlerse ve uymuyorum sözleşme şartlarına derlerse isyan çıkarma hakkın var mı?

her şeyi geçtim, 10 sene önce kredi çekmişsin, diyelim ki o dönemki 400tl ile 1 ay mutfak masrafı çıkıyor asgari ücretin yarısı. şimdi 14te biri. o zamanki 400 liradan aldığın 1 yıllık kredi 7 asgari ücretken şimdi 1 asgari ücret bile değil.

bakın bu her türlü ne derseniz deyin hırsızlıktır. kanun önünde herkes eşit ise, o zaman ödeyen kişiler ne olacak? e bu adamlar doğru düzgün iş yaptığı için mağdur oldu. devletin görevi suça teşvik midir?

ben de gelir vergimi ödemeyeyim kardeşim, 10 sene sonra şu andakinin 10da biri fiyata öderim. mtv ödemeyeyim hiç bir şey ödemeyeyim.

bakın güzel kardeşim devletin kasasından vatandaşın parasıyla peşkeş çekilen her şey haram olsun, o vergilerle saltanat kuranlara hakkımız haram olsun ama ben kredi çekeyim ödemem nasıl olsa borcu silerler kafasındakilere de haram olsun. çünkü arada fark yok. herkes kendi çapında hırsızlık peşinde.

bu nedenle bu ülkedeki insanlardan tiksiniyorum. işine geldi mi hak hukuk adalet, işine geldi mi borcumu sil yaaa devlet. ikiyüzlülük.

edit: öğrenci onlar yaaa diye savunan arkadaşlara bir tüyo vereyim, öğrenci iken borç ödemiyorlar. bunu hala ödememiş 40bin tlden fazla maaşı olan arkadaş vardı. emin olun böyle tonla adam var. ee şimdi bu adam mı muhtaç? faizin 1 veya 2 yıl sonra başlaması gibi şeyler uygulanabilir fakat direkt silmek bildiğin suça teşviktir
bir soru cümlesidir.

eskiden sözlükte format varkene böyle soru cümlelerinin altına böyle bir tanım dışında bir şey yazanları sikerek öldürüyorlardı. bu kurala uyarak kaportayı çizdirmeden hayatta kalan çok az eski yazar kaldık. siz de bu kurala uyun.
10 mayıstan beri yıkanmadığı için kirdir o.siz yıpranırsınız seneler içerisinde ama 501 yıpranmaz.

edit : levis ceo'su yıkamayın demiş. kot yıkanmazmış. 20 yıldır levis giyerim , daha 1 kez olsun ceo'su ne demiş diye merak edip de bakmadım. yazın sıcak günlerinde,terlemenin çok olduğu zamanlarda bir kere giyer yıkarım. silkerim levis ceo'sunu
game of thrones cersei'nin baelor sept'inde yobazları yaktığı sahne.

arkadan gelen light of the seven ve kurguyla uyumu, margery'nin çırpınışı, high sparrow'un akıl tutulması, lancel'in çaresizliği, cersei'nin patlamayı gördükten sonraki rahatlamayla karışık gururu; oyuncuların yüz ifadelerine yansıması ve sonda cersei'nin şaraptan bi yudum alması… yılda 2 kez izlerim en az. o şarap benim boğazımdan geçiyor adeta. kendim yakmış gibi zevk alıyorum, saygı duruşuna kalkıyorum bu sahne için.

game of thrones… keşke kalbimizi kırıp gitmeseydin. olmasaydı sonumuz böyle.
gündem olması gereken, milyonlarca insanı ilgilendiren ama nedense ilgi gösterilmeyen olay. abi herkes şikayetçi değil mi bu durumdan. arkadaşlarla kimle konuşursak konuşalım vergi diliminden şikayetçi. e gelin şunu şurada yazın da gündem olsun. lafa gelince herkes konuşur.
virüs doğası gereği her mutasyon geçirdiğinde daha bulaşıcı olup daha da zayıflarken, pandemistler tv’den eksik edilmeyen foncu doktorlar tarafından keriz gibi silkelenmekle meşgul.

tam kapanmadan, online eğitimden vs. maskeye kadar düşmüşler. sanki maske takmak için özel khk gerekiyormuş gibi. sen 6 tane üst üste tak, istersen uzay elbisesi giy elinden tutan mı var.

not: 2 doz biontech’liyim. devamı tabii ki yok.
edit: kazlarla video çekmişler, kazlar mutlu gerçekten kadınlarınmış. videoyu görünce mutlu oldum.
hadi şimdi gidin suratına kezzap atılan çocukla video çekin.

edit: kezzap da yalan çıktı ya da atan türk diyenler önce bir izlesin

bunun peşine bu kadar düşmeyi biliyorsunuz madem kezzap atılan çocuğun peşine niye düşmüyorsunuz? hiç haberini yapmıyorsunuz?

aman aman ıraklı bacılarımıza ayıp ettik, hadi len ordan. iki yüzlüler.

edit: bu türk insanındaki arap aşkı neymiş böyle ya kendi milletinden üstün tutacak kadar.

çok sinirlendim, iki gündür kazın peşine düştüler, git o kezzap atılan çocuğun da peşine düş.

istemiyoruz kardeşim istemiyoruz, sabaha kadar allasanız da pullasanız da ülkemizde arap istemiyoruz.

edit: dün de polis dövüyordu bu bedeviler, o polisi bir kürt dövse evinin önüne toma yığardınız, ulan ne arap seviciliğiymiş.
kaç para ulan bir arap sevmek?
tebessüm dahi etmezken, gözünden yaş gelen emojiyi kullanmaktan daha samimidir bence.
yalnız emojiye alışınca sözlükte mesajlaşırken baya bir sıkıntı çekmiştim başlarda.
bak bunu kendine yapan, yarın normal silah ile başkasına çok rahat sıkar.
eskiden acıdan, hatadan ders alınırdı. şimdi tam tersi. bu adam hastaneden çıktıktan sonra, mermiye kafa attım hicbirsey olmadı, siz kimsiniz diye dolanma ihtimali yüksek.
borç silinmez, yapılandırılır. geçmişte de böyle olmuştu. çoğu insan uygun şekillerde yapılandırmıştı kyk borcunu.

bu yapılan, borcunu ödeyene hakaret, borcunu ödemeyene üstüne ödül vermek, henüz borcu olmayan genç insanlara da "üçkağıtçı" lığı özendirmektir.

**********
anlamadığım bir konu var, sigortalı bir işte çalışınca, bu kyk yı geri ödemek zorunlu değil mi? ödemeyimce önce vergi dairesine aktarılıyor, sonrasında da banka hesaplarına bloke cart curt okayları olmuyor mu?

işte kritik nokta bu bence.

benim eski kız arladaşım, 4 yıldır sgk lı çalışıyor, bankacı, ve bu dört yıldır da tek kuruş kyk ödemedi.

ben ameliyat oldum. 1 hafta hastanede yattım. ödemeyi 4-5 gün geciktirdim, o güne kadar düzenli ödediğim borç, anında vergi dairesine aktarıldı. (ödedim bitirdim o ayrı) sistem beni görüp de ex kız arkadaşımı nasıl görmüyor?

şişecamda çalışan arkadaşım var beyaz yaka, üniversiteden mezun olalı 10 yıl oldu, tek kuruş ödemedi bugüne kadar. hiçbir sorun yaşamadı.

şimdi size başka bir örnek daha vereceğim. uzaktan akrabamızın bir kızı var. köyden hallice bir ilçedeler. ille de okumuş olsun diye sanat tarihi kazanıp okudu bu kız. mezun olunca da kendi ilçelerinde bir muhasebecinin yanında çalışmaya başladı. muhasebe yapıp öğrenmekten ziyade, getir götür, ortalığı düzenleme vs gibi şeyler. muhasebeci de tanıdık, sigortası olsun falan filan...

zaman geçiyor vs, bunların ailecek bir miras işi oluyor. kızın da sanırım üzerine bi 50 m2 yeri varmış. öğreniyorlarki ipotek gelmiş kyk borcundan.

********,

bu sistemin nasıl işlediğini bemim kafam almıyor. sistem otomatik bu işlemleri yapıyorsa, neden 10 yıldır çalışan adama bir şey olmuyor da bir başkasının arsasına bile ipotek gelebiliyor.
×*************
ezikliklerinin, komplekslerinin, kıskançlıklarının, çirkinliklerinin acısını akıllarınca çıkarmaya çalıştıkları yorumlardır.

bunları insan yerine koyup kaale almayın. sokak röportajlarındaki ekonomiyi, iktidarı savunan tipler işte bunlar. kimisi de akraba evliliğinden dolayı ters evrim geçirmiş ancak bilgisayar kullanabilecek kadar zekaları var.

ilerleyen yıllarda azalarak tükeneceklerdir rahat olun. asıl sıkıntı sığınmacılar şu an.
sözlüğün ahmak turnusolü başlıklarından biri daha... ahmakları engellemek için iyi oluyor...

bir de ciddi ciddi yazmıyorlar mı? kuş beyinliler...

edit : üşenmedim başlığı açan dahil olmak üzere mal gibi sıralı liste giren her beyinsizi engelledim... en azından başka başlıkların altında bunların yazdığı diğer saçma sapan girileri okumak zorunda kalmayacağım *
afiyet olsun abi.

tanım: evdeki kıymalı pideyi düşünüp heyecanlanarak entry giren masum bir abimizi içeren başlık.
ünlü mimarlık ofisi zaha hadid'in ortaklarından patrick schumacher bir röportajında ünlü bir mimar olmak için ne gerekir sorusunu şöyle yanıtlamıştır: eğer ünlü bir mimar olmak istiyorsanız 3 şey gereklidir, 1.si yaptığınız şeyde yetenekli olmak, 2.si inandığınız şey uğruna yılmadan çalışmak 3. sü ise şanslı olmak demiştir ve şu örneği vermiştir :
“zaha ile ofisi kurduğumuz ilk yıllardan beri yarışma yapardık. yaklaşık 10 yıl boyunca doğru düzgün hiçbir derece alamadık, ancak10 yıl sonunda vitra itfaiye istasyonu projesini kazandık ve uygulandı, bu sayede tüm dünyanın ilgisini çektik. eğer onca yıl inandığımız şey için çalışmamış olsaydık veya çalışmamıza rağmen böyle önemli bir projeyi kazanmamış olsaydık şuan adımızı kimse bilemeyecekti..”
bu durumda başarı için dördüncü bir koşula daha ihtiyaç duyulduğu çıkarımı yapılabilir, şöyle ki : inanılan şey uğruna yılmadan çalışabilmek için yeterli sermayenin olması gerekir, çünkü yeterli sermaye olmadan maddi karşılık alınmayan birşey için uzun süre çalışmak günümüz şartlarında sürdürülebilir bir durum değildir. bu da aslında philip johnson'un şu deyişi ile örtüşmektedir: ” iyi bir mimar olmak için ya zengin olmak, ya da zengin biri ile evlenmek gerekmektedir..”
napsın bu öğrenci kyk la makarna alsın, sabah akşam yarı aç yarı tok, buz gibi evde yaşasın mı şerefsizler.
lan öğrenciliğinde parayı saçma sapan harcamayacaksın da ne zaman harcayacaksın aq.
kyk dediğin şey karı kızla yenecek, abuk subuk hobilere, yolculuğa harcanacak bir şey zaten aq.
öğrencilere bir kafede çayı çok gören zihniyetin de aq.
son yıllarda kendine çekidüzen veren yegane kargo firmasıdır. eski imajları benim gözümde azalmaya başladı. gerçekten fena hizmet sunmuyorlar. iş yükü en fazla olan kargo firmasıdır .

edit: okuyan herkes fav atsın nolur. debeye giren hiç entryim olmadı.
dili, dini, ırkı, memleketi vs ile övünenlerle aksini iddia edenler ekseriyetle dalyarak oluyor.

ulan alevi'si, sünnisi, çerkez'i, avşar'ı insan değil mi? ortalama 60 sene yaşayacağınız dünyada uğraştığınız şeylere bak. böyle saçma sapan şeylere takılan insanları hayatımdan ışık hızıyla atıyorum.
pazarda 10’lu paketler oluyor, hem ucuz hem tek kullanımlık ama üstünde kalvin kemal yazıyor, marka takıntınız yoksa alın
ahahahha sabah sabah güldüm. yapılsın ya. biz niye bu irfandan faydalanamayalım?

aslında türkçede seksle alakalı çok daha sahiplenici ve agresif bir sözcük içeriği var. “senin canın yaramazlık mı istiyo bakiyimmmm” geyiğinden bahsetmiyoruz. erkeğin bir anda salon erkeği kimliğinden sıyrılıp hayvaniyet kazanması ve bunu da en çok diliyle yapması. (buradaki dil yani lisan yanlış anlaşılmasın.)

neticede her kadın neandertal seksten hoşlanır bebeyim :))
üst edit: birkaç arkadaş uyardı. araştırma görevlisi maaşları son zamlarla 14750 tl'ye yükselmiş. 10785 yılbaşı zammıymış. başlık iptal. :d şaka şaka, değil tabii ki. vakıf üniversitelerinde çalışan binlerce akademisyen var hâlâ bu ücretleri alamayan. hatta asgari ücretle çalışan. ücretler devlet üniversiteleri için geçerli. onda da torpilin tillahı dönüyor. birinin hakkıyla girmesi çok zor ve kontenjanlar aşırı kısıtlı. belki 2 sene beklersin yaşadığın şehirde bir üniversitede okuduğun bölümden kontenjan açılmasını...

başlığın tam hali: bekçilerin araştırma görevlilerinden daha yüksek maaş alması

matematik fen okudun lisede. üniversiteye giriş sınavında 20142. oldun, güzel bir üniversiteye girdin. senelerce çalıştın, üniversite okudun. bilime adamak istiyorsun kendini. lisansta 3.47/4.00 ortalama yaptın. lisansta öğrendiklerinle yetinmeyip daha fazlasını öğrenmek ve bildiklerini de öğretmek istiyorsun. bu yüzden akademisyen olmaya karar veriyorsun. akademinin ilk basamağı olan araştırma görevliliği için başvuracaksın. ales'e çalıştın, ales'e girdin, yds'ye çalıştın, yds'ye girdin. ikisinden de yüksek dereceler elde ettin. 95 üstü almadan ön elemeyi bile zor geçersin zaten. sonra üniversitede araştırma görevliliği için aylarca kontenjan açılmasını bekledin. açılınca başvurdun. ales, yds ve lisans mezuniyet puanına göre başvuranların içinden ilk 10'a girebildiysen ön elemeden geçtin. ön elemeyi geçtikten sonra bilim sınavına girdin. varsa bir de mülakata girdin. torpilli ya da torpilsiz, bilim sınavını da mülakatı da verdin. tebrikler! bin bir güçlük ardından sonunda kendini bilime adayabilir, ülken ve okuduğun bölüm adına tüm dünyada yeni değerler üretmeye başlayabilirsin! karşılığında alacağın ücretse 10785 tl.

ama o da ne?!!?! ----wild bekçi appeared---- (yazının kalanını daha keyifle okumak için fon müziğimiz)

bekçi kardeşimiz liseyi zar zor bitirmiş. ailesi zaten okumaz diyormuş ama yine de toplum baskısı falan derken üniversite sınavında 946884. olup en azından askerliği ertelerim diye düşünmüş ve tercih yapıp anadolu üniversitesi açık öğretim işletme bölümünü kazanmış. 5 senede mezun olmuş, bir yandan da çalışmış orada burada. sonra apartmanda ara ara poşetlerini taşıdığı nilgün teyze'si demiş ki, "oğlum bak bekçilik sınavları açılıyor. yılmaz abi'ni biliyorsun. istersen yardımcı olur mülakatta. sen de düzenli bir iş sahibi olursun. hem iyi de para veriyorlar". e tabii aklına yatmış bizimkinin. ama kolay mı o kadar? önce sınava girmesi gerek. girmiş sınava, kan ter içinde zorlu soruları çözmüş. yetmiş mi? yetmemiş! sınavın bitmesine saniyeler kala son soruları da işaretleyebilmiş çok şükür! ohh. zorlu kısım bitti. yazılı sınavdan başarıyla geçen delikanlı şimdi fiziksel parkur ve sözlü mülakata girecek. fizik kurallarının ve atletizmin sınırlarını zorlayan (bkz: lise beden sınavı ayarındaki bekçi parkuru videosu) bir parkurun ardından yılmaz abi'sinin de yardımıyla sözlü mülakatı sorunsuz atlatan cengaverimiz, artık vatanı ve milleti için hayırlı işler yapmaya, katma değer üretmeye, verimliliği arttırıp suç oranlarını düşürmeye, genç yaşlı herkesin sevgilisi ve mahallesinin kahramanı olmaya ve huzur dolu sokaklar için çalışmaya başlayabilir. hem de 10978 lira yani deminki araştırma görevlisi gencimizden tamı tamına 193 lira fazla maaşla!

mahallede unlu mamüllerde oturmuş akşam vakti çay içip boyoz yerken, 2 bekçinin dükkana gelip genç esnafla ettiği muhabbeti anlatarak bitiriyorum, zaten kısa ve öz olacak. (e: esnaf, b: bekçi)

b: selamünaleyküm kardeşim.
e: oo abi hoşgeldin, aleykümselam.
b: ne var ne yok?
e: bir sıkıntı yok çalışıyoruz, siz napıyorsunuz?
b: napalım ya dolanıyoruz işte öyle.
"drogba fener'e gitseydi en fazla anelka, van persie kadar olurdu." denmiş.

denmiş denmesine de drogba'da anelka'da 1 şampiyonluk yaşamış takımlarında. drogba 20 gol-13 asist yapmış, anelka 16 gol-15 asist yapmış.

hani o sikik götünüzden sallamadan önce keşke açıp rakamlara baksaydınız.