debe başlıkları

mind mischief4
profili

  • arabamı ne hale getirdi baba ya

    defalarca sonu ölüm olan kazadan kurtulmuş bir insan olarak olayın şokuyla falan alakası olmadığını düşündüğüm beyan.

    en az iki kere ağır tonajlı araçlara kafa kafaya girecekken kurtulmuş, benim bile hatırlamadığım çıkık bariyer, istinat duvarı gibi vurduğunda kurtulma şansının çok da fazla olmadığı kazaya şahit olmuş biri olarak bu şok değil düpedüz bencilliktir. şok anında bırak bir başka kişiye "arabam ne hale" geldi demeyi iletişim bile kuramazsınız. kurduğunuz iletişimde de sesiniz bu denli yüksek çıkmaz, suçlayarak vicdanınızı rahatlamayı bırak dünyayı gözünüz görmez.

    bize pompalanan "anadolunun güzel insanı" artık çok geride kaldı. anadolunun güzel insanı falan yok artık. olanları da biz göremiyoruz. tarihi kalıntıların ortasına kurulmuş köyler var artık. o köylere girince insanlar siz hoş geldin demek yerine bir şeyler satmaya çalışıyor. bir değil iki değil. en az 10 kere başıma gelmiş olay. defalarca araçta çizik, bir kere de silecekten olduk. arkeolojik kazılara katılanlar bilir, kazı alanlarının yakınında gözleme yapıp 25 liraya satan köylüler var bu ülkede. artık meta, duyguların, ahlakın çok çok önüne geçmiş halde. elde edilenin -haklı veya haksız- bir statü göstergesi olarak görüldüğü yıllardan çok daha ilerisindeyiz. sahip olunan artık bir statü kazandırmıyor, sahip olunan hayatımızı şekillendiriyor. bunun yaşlı kadınla, kazayla falan alakası yok.

    herkes mi böyle? diye düşündüğüm anlarda oluyor. tabii ki değil. dalaman ortaca yolunda yürümekte zorluk çeken bir yavru köpeğe çarpmamak için önce çöp konteynerine sonra da bahçe duvarına çarpan bir komşum vardı. inşaat malzemeleri satan bir depoda çıkış görevlisi.... arabası da eski kasa renolardan. brodway mi spring mi hatırlamıyorum. olay yerine gelen polis bile "keşke çarpsaymışsın" demiş adama. çok kolay, keşke çarpsaymışsın... o arabayı sonra bir daha görmedik.

    son olarak bu tarz olaylarda görüntü üzerinden karakter analizi yapmak ne kadar yanlışsa da genelde bizi doğru sonuca ulaştırıyor. evet yeni neslin bir organı gibi olan cep telefonu, yüksek bel pantolonun arka cebinde... koltuğa o şekilde oturamayacağını düşündüğümüzde bir refleksten çok öte, şok anında çok uzakta arka cebe yine girmiş o telefon. sanki aston martin db5'ın önünde çekilmiş gibi fotoğrafları var hanım kızımızın. hani klasik ve manevi değeri çok yüksek bir araç gibi sanki. olsa ne yazar. belki de annenden büyük bir insana çarpmışsın. yazık.

    son olarak tüm bunlara rağmen bu kızı savunanlara da kızmayın. onlar hiç yoğun bakım kapısının önündeki güvenlik görevlisiyle muhatap olmamış insanlar belli ki. onlar o koridorda ansızın kopan bağrışları bilmeyenler. günlerce haftalarca, hiç tanımadığın insanların dertlerini dinleyerek "daha kötüsü de varmış" diye iç geçirmeyenler.

    al sana ülke gerçeği.

  • erdal beşikçioğlu

    çay ocağı solcularının birazdan sallamaya başlayacağı oyuncu.

    öncelikle şunu şuraya koyayım. malum gazeteye verdiği röportajdan bir kesit.

    "sanatçının bir ideolojisi olabilir ama hiçbir ideolojiye ait olmamalı. belki geçmişte sanatçılar bir ideolojiye ait hissediyorlardı kendilerini ama artık 21'nci yüzyıldayız. her dönem fikrimi cesurca söylerim. doğruyu, kendi ahlakınıza göre söylemelisiniz."

    bu adam daha önce gezi parkı eylemlerine katıldı, fetö'nün zirveye ulaştığı, emniyet, ordu, yargı ve devletin diğer önemli kademelerinde tasfiyelere başladığı ve ele geçirdiği dönemde açık açık badem bıyıklı müdürlere siktir çeken bir polis rolü oynadı. kaç kere ceza geldiğini ben unuttum. 2015 seçimlerinde açık açık "içinde halk kelimesi geçen bir partiye oy atacağım" dedi. o zamanlar buralarda " sanatçı ağbiii yeaa, muhalif ağbii yeaa, baksana çok cool abiii" muhabbetleri döndü.

    şimdi de "aynı gemideyiz" dedi diye ve kendi hakkıyla kazandığı parayı dolar yerine türk lirasında tuttu diye yandaş olmakla itham ediliyor. bu geri zekalı, tribüne oynayan ve goygoycu muhalif kesim istiyor ki herkes uğur dündar olsun, menapozlu chp teyzelerine gaz versin. herkes edip akbayram olsun, onur akın olsun. ne diye? ben böyle düşünüyorum diye. bir ara yetmez ama evetçi geri zekalılar ayan beyan bildiriye destek vermeyen yazarları köşelerinden hedef gösteriyordu. durum tam olarak bu.

    üstelik bunu yaparken de "bizden olmayana yaşam hakkı yok" diyen bir zihniyete karşı olduklarını savunuyorlar. kimse kusura bakmasın elinde güç olsa akp'den farklı olmayacak adamlar muhalefette. zaten parti içi çözülmelerde de bunu görebilmek mümkün.

    bir de yanlamak böyle olmaz. ilber ortaylı'nın yaptığı gibi olmaz. alev alatlı gibi yanlarsın, yiğit bulut gibi yanlarsın. gerçi erdal beşikçioğlu bugün çıksa ve "reisssim" diye bağırsa yaptığı işlerin değeri zerre eksilmez benim gözümde.

    bir kere şaşırtsın ulan şu ülke, bir kere.

  • chris cornell

    uçup giden bir başka x kuşağı.

    grunge'la 15 yaşında tanıştım. şu şu grupları dinledim geyiğine girmeyeceğim. en çok alice in chains etkilemiştir beni. layne staley özellikle. içlerinden en umutsuz olan layne gibi gelmiştir her zaman. acılar ve yaşantılar yarıştırılamaz oysa. alice in chains, mad season derken kafayı kırdığım dönemler geçti. aşıktım, layne o şarkıları yazarken de aşıktı. ben ankaralı bir kıza layne ise demri'ye aşıktı. üstelik layne'in hayat hikayesini öğrendiğim zaman daha da saygı duymaya başlamıştım.

    yine o sıralarda soundgarden dinlemeye başladım. kurt ölmüş, layne ölmüş, andrew wood ölmüş. üzerinden epey zaman geçmiş. bize kalan eddie ve chris cornell oldu. en azından aynı dönemde yaşıyor olmak güzel gelmişti. zamanla pearl jam'in saçma sapan şeyler uğraşmasından dolayı eddie bitti gözümde. chris audioslave'i dağıttı. sonra soundgarden toplandı tekrar. king animal beklentileri karşılamadı. yine o sıralarda alice in chains albüm çıkardı. jerry cantrell hatrına dinledik. daha sonra jerry cantrell layne'in eroine batmasıyla dalga geçen james heitfield ile aynı sahneye çıktı. hepsi değişmişti. işin özü hiç biri kafasındaki müziği yapamıyordu. onları alıkoyan bir şey vardı.

    2000'ler hiç birine yaramamıştı zaten. para kazandılar. mutlu olamadılar. albüm kaydettiler, listelerde derece elde etti ama içlerine sinmedi. evlendiler çoluk çocuğa karıştılar. kurt'ün başına gelen bu adamların başına gelmedi diye iç geçirdik ara sıra. sonra scott weiland gitti. şaşırmadık. creep dinledik. wicked garden dinledik. zaman zaman çoluk çocuğa karışmanın intihar fikrini engelleyeceğini düşündük belki ama olmadı. akşam uyandığımda ölüm haberini aldım. yüzümde bir anlamsızlık. bir arkadaşım öldü bugün. hiç görüşme fırsatı bulamadığım, bir kere canlı dinleyemediğim adam öldü. grunge is not dead diye gezen arkadaşlar da farkındadır umarım. grunge bugün öldü. son kalesini kaybettiği gün öldü. ne beyonce ile düet yapan eddie vedder grunge'ı temsil edebilir ne de layne'in mirasına saygısızlık yapan jerry cantrell.

    eğer bize baktığınız bir yer varsa ve birlikteyseniz bilin ki bu dünya'da sizi anlayan adamlar oldu. sizin şarkılarınızla yatıp kalkan, ilk aşklarının heyecanını, kandırılmanın acısını, terkedilmenin hüznünü sizin şarkılarınızda tekrar bulan adamlar burada. hala açıp wake up'ı , fell on black days'i, pennyroyal tea 'yi dinliyoruz ve dinlemeye devam edeceğiz. ve biz de geleceğiz, yakında.

    jerry cantrell, chris cornell, layne staley, mark arm - right turn

  • kedi besleyen yaşlı adama saldıran kadın

    az önce facebook'ta karşılaştığım videonun baş aktörü olan kadın.

    videodan anladığım kadarıyla bir kadın ve yaşlı adam bir evin önünde sokak kedilerini uzun süredir besliyor. bundan rahatsız olan kadın ise kendisinden yaşça büyük amcamıza taş atıyor ve küfür ediyor. amcamız da gururuna yediremeyip kadının üstüne yürüyor ve araya kadının yancısı giriyor. ikili, kedi besleyen kadına da " kedi besleyeceğine koca bul kızım" diyor. izlerken beynime kan sıçradı. ne ara bu kadar tahammülsüz ve saygısız olduk bilemiyorum.

    ilgili video : https://www.facebook.com/…r/videos/568247203374120/

    edit: başlıkta kadına hayvan düşmanı yaftası vurulduğunu iddia eden arkadaşlar var. hayvan düşmanı olmak için illa ki hayvanları öldürmek, işkence etmek mi gerekiyor? kedilerin yemek yediği kaplara tekme atan, mamalarını etrafa saçan da videodan görüldüğü üzere bu kadın. üstelik bir adım ötesinde başka bir kedi dururken yapıyor bu hareketi. kedilerin çıkardığı gürültüden pislikten bahsediliyor üstelik, her sokakta bir inşaatın olduğu bu dönemde. ilginç.