debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. 16 haziran 2016 metro turizm rezaleti

    ilgili firmada milletin yüzüne boşalıyorlar ve sen o arabada kek yiyemedin diye isyan ediyorsun.
    bence şükret.
    bu arada uykum ağır mı demiştin?

  • 2. eşine tecavüzden on yıl ceza alan koca

    eşin dahi olsa kimseyle isteği dışında cinsel ilişkiye giremezsin. aynı evde oturuyor olması filan farketmez. istemiyorsa, zorla yapamazsın.
    evlilik cüzdanı, kişiye verilen bir " artık bu kadını/erkeği istediğin gibi, istediğin zaman, sorgusuz sualsiz sikebilirsin. rahat ol" ehliyeti değil.

    bu habere göre iki tarafın ifadeleri 180 derece farklı. somut kanıt var mı, onu anlayamadım. ifadeler dışında, bir tanığın söyledikleri yazılmış. onun dışında bir bilgi yok.
    somut kanıt olması lazım. eğer varsa, yukarıdaki prensip geçerli.

  • 3. bilgi ünv. erdoğan söylemi nedeniyle prof. kovması

    bu hocanın döneminden mezun olan her bir öğrenci gözümde ispiyoncudur. sizi yetiştiren üniversitenin içine sıçsınlar. ses kayıdı alana kadar çıkıp savunsaydın ya dalyarak!

  • 4. tff'nin fransaya 650 kişi götürmesi

    sızan haberlere göre türkiye futbol federasyonu fransaya 3 uçakla tam 650 kişilik bir kafile götürmüştür. görüldüğü gibi oluk oluk para akıtılıyor, 650 kişinin fransada konaklama masrafı ne kadar tutar aklınız alıyor mu. futbol takımı kadrosu, ekibi masörü, aşçısı, tff görevlisi hadi 100 kişi dedik. bu uluslararası turnuvaya milletin vergisiyle götürülen diğer 550 kişi kimdir nedir.

    futboldaki başarısızlığımızın sebebi de işte ülkenin en tepe makamından aşağı yayılıp devlet politikası haline gelen, bu çalışmadan ve ter dökmeden zengin olma rahatlığı ve laubaliliğidir, bu hazır yiyicileri artık kimsenin eleştirememesidir, ta en tepeden torpilli fatih terime, tff başkanına kimsenin dokunamamasıdır.

    edit: imla

  • 5. cenazesine gitmediği şehidin parasını yiyen kadın

    diyarbakır'da şehit olan jandarma uzman onbaşı sabri acem için boşanma aşamasında olan ve cenazeye bile gitmeyen fakat devletin ödediği 96 bin liralık ölüm yardımını alan kadındır.
    üstelik sabri acem, 2015'te ölüm yardım beyannamesi doldurup, 'görevdeyken ölmesi halinde ölüm yardımının babası, annesi ve kardeşine ödenmesini' talep etmiş. evlendikten 2 ay sonra boşanma davası açılmış ve tam 2 yıldır süreç devam ediyormuş. ona rağmen 2 aylık eşe bu para verilmiş. rezalet. kadında zerre onur, gurur yokmuş. askeriye aradığında "artık eşim değil, cenazeye gelmeyeceğim" demiş fakat parayı duyunca mirasçı olduğunu beyan edip tazminatı talep etmiş. hakim de bu yönde karar vermiş.

    kanunen hakkı, tamam. ayrılık süreci yeni başlamış olsa yine kimsenin tepkisini almazdı. fakat cenazesine bile katılmayacak kadar kindar ve 2 senedir ayrı olan bir kadının 'mirasçı' olması kesinlikle saçma. suç hakimin değil. ailenin de değil. sadece kadının yaptığı şey vicdansızlıktan ibaret.

    haber linki

    --- spoiler ---

    senin ben vicdanın sikeyim bacım
    --- spoiler ---

    edit: 2 yıl önce ayrıldığın adamın ölüsünden para almayı etik bulan, sebebini de açıklasın bi zahmet. yarım yamalak mesajlar geliyor. 2 yıl süren boşanma davasında çok şiddetli bi olay yahut aldatma olması da pek mümkün gözükmüyor.

  • 6. kadıköy'deki kentsel dönüşüm rezaleti

    çığırından çıkan durum.

    uzun uzun bu kentsel dönüşümün rant amaçlı yapıldığını, insanların evlerinin değeri 2 kuruş artsın diye evindeki ağaçtan, bahçeden vazgeçip, mevcut metrekaresinden daha küçük sevimsiz, şekilsiz, devasa katlardan oluşan bir beton yığınına sahip olabilmek için gerekirse yıllardır tanıdığı komşusuyla boğaz boğaza geldiğini, biraz parası olanın müteahhit kesildiğini, ruhsatların peynir ekmek gibi dağıtıldığını, o yüzden kadıköy'ün kocaman bir şantiye alanına dönüştüğünden bahsetmeyeceğim. çünkü bunlar birkaç yıldır uzun uzun konuşuluyor.

    benim dikkat çekmeye çalıştığım kısım denetimsizlik nedeniyle bu inşaatların rahatsızlık vermenin ötesine geçip can almaya başlaması. her sokak arasında birkaç inşaat, bu inşaatların önünde iş makinaları, sokaklar kapalı, çalışma saatlerine ve gürültü seviyesine dikkat edilmeden çalışılıyor. yollar hafriyat, beton dökme kamyonlarından geçilmiyor. bu devasa boyuttaki kamyonlar umursamaz şekilde her sokağa, caddeye girip çıkıyor. hatta kadıköy'ün en işlek caddelerinden bağdat caddesinde bile bu kamyonlardan km başına birkaç tane düşüyor. yarattıkları maddi kayıplı kaza sayısı yüzleri geçti ama önlem alan, denetleyen bir mekanizma yok.

    dün suadiye'de bu kamyonlardan birinden düşen mermerle bir kadın hayatını kaybetti. evet kaldırımda yürüyüp evinden belki bakkala giden bir hanımefendi denetimsiz çekilde yüklenmiş ve yola çıkmış bir kamyondan düşen mermerin altında kaldı.

    inşaatlardaki çeşitli usulsüzlüklerle ilgili kadıköy belediyesine defa kere şikayette bulundum. birkaç şikayetimde zabıta gelmeye bile gerek duymadı. bir tanesinde geldi ama müdahale etmedi. hatta bunun üzerine tekrar aradığımda gece saatinde olmasına rağmen çağrı merkezi 25 dakika cevap vermedi. ısrarla aramaya devam edince 15 dakika sonra "buyrun x bey, biz de sizi arayacaktık bilgilendirmek için" gibi ciddiyetten uzak açıklamalarda bulunuldu.

    biz kadıköy'ü kaybettik, yeşili kaybettik, sakinliği, huzuru kaybettik, çocuklarımızın koşup oynadığı bahçeleri kaybettik,

    bir de canımızı kaybetmeyelim, yeter!

    edit: twitter'dan düşüncelerinizi kadıköy belediyesinin hesabını mentionlayarak iletin lütfen. (bkz: #61175491)

  • 7. fatih terim'in tercümanını fırçalaması

    toplantıyı canlı izledim. olayın detayını bilmeden tercüman haksız demişler. olay şu, türkçe soru soruyor mehmet demirkol, fatih terim de tercümana neden çevirmiyorsun diye soruyor. tercüman, "hocam zaten kulaklıklardan simultane olarak çevriliyor, buradan tekrar çevirmeme gerek yok" deyince kendince terim'in karizması canlı yayında bir güzel çiziliyor. tabii o an durumu yediremiyor sözde imparator ve toplantı sonunda şovunu yapıyor. halbuki tercüman %100 haklı.

    ekleme: o tercümanın görevi gelen yabancı soruları biz türklere tercüme etmek. daha doğrusu tv'den izleyenlere. yani mehmet demirkol'un sorusunu tekrar bize çevirmesine gerek yok. merak edenler şuradan izleyebilir. https://youtu.be/wnqhcdjvr18?t=9m2s

    ayrıca terim'in söyledikleri ingilizce'ye çevrilmiyor. sadece kulaklıklardan çeviri yapılıyor. hani "yabancılar var" demişler ama herhangi bir çeviri yapılmıyor. yani tercümanın demirkol'un sorusunu ingilizce'ye çevirmesine gerek yok. o zaman bu toplantıda terim'in açıklamalarını da çevirmeleri gerekirdi. yakın zamanda bir entry okumuştum. terim'in bu şovları gazetecilerle anlaşarak planlı yaptığına dair. şimdi o entry'i bulamadım ama çok güzel açıklanmıştı orada. şu an medyaya bakıyorum, terim toplantıyı terk etti, sinirlendi, fırçaladı temalı bir sürü haber var. kim haklı, kim haksız, olay nasıl başladı gibi detaylar tabii ki yok. buyrun:

    http://www.milliyet.com.tr/…ye-2263723-skorerhaber/
    http://www.haberturk.com/…erim-tercumana-sinirlendi
    http://www.hurriyet.com.tr/…sindan-ayrildi-40118512
    http://kralspor.ensonhaber.com/…rca-2016-06-16.html
    http://haber.sol.org.tr/…lantisini-terk-etti-159391
    ...

  • 8. hdp'nin cizre videosu

    yollara eyp döşeyen pkk, onlarla beraber kaldırım taşlarıyla hendek kazan cizreliler, bir de utanmadan özerklik isterler ama suçlu devlet olur. silah doğrultursan o silahı sana sokarlar. gelip buraya kürt halkına devlet zulüm yapıyor diye ağlaşma...
    bol miktarda propaganda içeren video...
    edit: malın biri özerklik istemek suç mu diye sormuş. mal evladım suç değil. ama işi silahla yapmaya kalkarsan suçtur. o zaman şeriat isteyen ışidlilere de bir şey diyememen lazım. ama ona gelince ötmesini biliyorsun.

  • 9. yüksekova'da mayına basan hdp'li başkan

    teşbihte hata olmaz kendi bokuna basmak gibi bir şey yaşamış.

    ayrıca (bkz: kendi düşen ağlamaz)

    baştan edit: o da sonuçta bir insan diyecek sevgi güvercini barış aşığı terör sevicilere söyliyim o mayınları öldürmek için kurduğunuz asker ve polis öldüğünde yada yaralandığında siz ne kadar üzüldü iseniz ben de o kadar üzülüyorum ne eksik ne fazla.

  • 10. lionel messi'nin euro 2016'da varlık gösterememesi

    hollanda'nın elemeleri geçemediğini unutan cahilleri gösteren başlık. turnuvada yok adam nasıl varlık göstersin?

  • 11. fatih terim'in ozan tufan'ın saçlarını kestirmesi

    şimdi ispanya düşünsün

  • 12. cumhurbaşkanımıza duyulan sevgisizliğin nedeni

    sevginin karşılıklı bir şey olmasıdır. *

  • 13. dünyada sadece akdeniz'in yüzülebilir olması

    şu genellemedeki özgüvenin onda birini göstersem, ukala mukala diye demediğinizi bırakmazsınız.

    atlantigi bir cümlede harcadılar matmazel, koca pasifik öksüz kaldı.

    yahu vatoz var diye denize girilmez mi? vatoz denizlerin kedisidir. ben vatozlarla yüzebileyim diye kaç kilometre yol tepmiştim.

    ayrıca bu başlık altında "taylanda/filipinlere/endonezyaya/karayiplere/avustralyaya gittim ama akdeniz gibisini bulamadım" diyen arkadaşlar hatırlarlar: o yerlerin her birinin yüzlerce adası, binlerce km sahil şeridi var. 5000 yaşında vampir olsanız anca yarısını görürsünüz.

    benim de favorim akdeniz (benim de akdenizde yüzen arkadaşlarım var). antik kalıntıların arasından denize girmenin zevki başka hiçbir yerde yok (kesin vardır aslında, sadece ben bilmiyorum). ama taylanda, vietnama filan gidip "burada denize girilmez" diyenle inatlaşırım, çok net. meksika'da akvaryum gibi sularda, mercan kayalıkları üstünde yüzülmez diyenle inatlaşırım. daha dün japonya'da denize girdim, gayet güzel ortam, üstelik okinawa'da bile değilim.

    sanırım ankaralı olunca hayat bana güzel, her yer bana güzel.

  • 14. 16 haziran 2016 zarrab'ın kefalet talebinin reddi

    şaşırtmayan karar dır. sen müvekkilimin ingilizce si zayıftır o yüzden ilk sorgusunda ne dediğinin farkında değildi diye savunma yaparsan adamlar beyefendinin tek bir uluslararası uçuşta yaptığı 100 sayfalık ingilizce whatsapp yazışmalarını hakimin önüne koyar o red kararını çıkartırlar.

    (bkz: long live nsa)

  • 15. seni geçmişine rağmen kabul ettim diyen erkek

    babamın anneme bir değişik versiyonunu söylediği sözdür.
    benim annem göçmen ve çok güzel bir kadın. babam ise tam bir anadolu çomarı. o çomar deyince aklınıza ne geliyorsa adamda mevcut.
    babamın anne babası yok.
    annemin kocaman geniş bir ailesi.
    babam tembel adamın teki.
    annem ise aşırı çalışkan.
    babam sevgisiz adamın teki.
    annem ise onun sayesinde mutsuz bir kadın.
    annem ile evlendiğinde kendi annesini annemin başına bırakıp şehir şehir it gibi gezmiş. doğru düzgün para da kazanmamış. annem babamın yedi sülalesine salça, turşu, reçel yapmak zorunda kalmış. kaynanası her yaptığı şeyi akrabasına dağıtmış ve insanları alıştırmış böylelikle.
    annesi annemi hırpalarken bahis tutacak kadar vicdansız bir adam. bizi de sevmezdi zaten doğru düzgün.

    şimdi bu adam durup dururken anneme "ben seninle acıdığım için evlendim" diyor.
    sebep ne?
    annemin küçükken kolunun kırılıp yanlış kaynaması sonucu kolunu 45 derece açıdan fazla kıramaması. her işini gördüğü kolu 45 dereceden fazla kırılmıyor diye annemi "çolak" addedip kendince acıyor.

    aslında annem ona acımış. aslında annem onu yukarı taşımış. annemin ailesi gibi bir aileye girmek babamın değil haddi rüyasında göreceği şey değilken adam bir de acıyor.

    neyse işte bu başlığa konu adamın benim babamdan hiç bir farkı yok. aşağılık kompleksleri yüzünden kadına "acıyor, rağmen kabulleniyor."

    çünkü hayalindeki rağmen diyemeyeceği kadının ona bakmayacağını bilerek rağmen dediği kadın ile birlikte olup veya evlenip sonra rağmenleriyle kadının canını yakmaya çalışıyor.

    rağmen dediğiniz kadınlara mecbursanız, meyl ediyorsanız aciz itin tekisiniz.

    bu adam tercihlerinin sorumluluğunu taşımayı bilmeyen öküzün tekidir.

    edit: anlam karmaşası olmuş. babamın annesi çok sonra ortaya çıkmış. esasında babam orda burda yalnız büyümüş.

  • 16. 16 haziran 2016 hakan şükür'ün yurt dışına kaçması

  • 17. parkta çocuklarının yanında ilişkiye giren çift

    tabii ki bir entel olduğumdan bunu savunuyorum, yoksa maaşımızı kesiyorlar.
    ama fularsız bir entel olduğumdan, savunma nedenim özgürlük mözgürlük değil.

    think of the children refleksi beni gıcık ediyor, o kadar. simpsons'daki kadın aklıma geldi.

    yazılanları okuyunca dedim herhalde adam taşaklarını sallandıra sallandıra facial yaptı, sonra kadın dildo takıp borcunu ödedi, çocuk da hüngür hüngür ağlamaya başladı. yav yok. gayet klasik ve giyinik takılmışlar. etrafta kimse yok. çocuk da halinden memnun.

    ama hükümler verilmis: "çocuk istismarı", "cinsel şiddet", "çocuk hemen ailenin elinden alınmalı"...

    çocuk ailenin elinden alınmalı ha?

    bir çocuğu ailesinden koparıp, devlet yurduna koymanın kendisi travma. ancak daha büyük travmaları önleyeceği kesinse yapılacak bir şey. e burada 30 yıllık pedagoglar, herkesçe kabul görmüş araştırmaları linklediler de ben mi kaçırdım?

    futbol yorumu yapar gibi rahatlıkla, aklınıza ilk geleni söylüyorsunuz. o çirkin, bu şişman, şu ahlaksız, bu gerzek. hepsine eyvallah. internet hepimizi bu hale getirdi. ama bari, milletin hayatını kökten değiştirecek konularda kesin hükümler vereceksek, 5 saniyeden fazla düşünme zahmetine girelim. bir kanıt gösterme zahmetine girelim...illa sonunda haklı çıkmamıza gerek yok. mühim olan, ahlakçılığın dayanılmaz hafifliğine dayanmak.

    (edit: ahlakçılık üstüne: internet, başkasını hızlıca yargılayıp, kendini üstün görmeyi çok kolaylaştırdı. ve bence, ilginç bir şekilde, yobazlarla amerikan tipi liberallerin buluştuğu bir nokta oldu. sevmediğin her şeyi kestirmeden yasaklamak veya kötü -izmler ile etiketlemek babında (racist, sexist, ageist, vs). bazen tam bir toplu histeri halini alıyor bu. bu çift parkta çocuğun önünde kavga ediyor olsalardı, kimse bunu tasvip etmeyecekti ama tepkinin seviyesi daha az olacaktı. oysa şiddetin çocuğu kötü etkilediği %100 iken, seksin etkisi meçhul)

    ***

    ben merak edip arama yaptım. iki şey öğrendim:

    1) araştırmaların çoğu, çocukların erken yaşta pornoya veya tv'de cinselliğe maruz kalmalarının negatif etkileriyle ilgili. mesela daha erken yaşta, daha korunmasız sekse başlıyor bu tip çocuklar. bunun nedeni, maruz kaldıkları tip cinselliğin gerçekçi olmaması.

    aslında epey absürd bir devirde yaşıyoruz: hem cinsellik hala tabu, hem de porno her yerde (özellikle bu "tube" sayfaları sonrası). sağlıksızlığı yaratan bu dengesizlik. babası yerine brazzers'daki kel adamdan cinsellik öğrenen birinin seks hayatı ne kadar tatminkar olabilir? e internet pornosu bir yere gitmeyeceğine göre (hatta vr ile beraber bambaşka bir seviyeye geçecek), görece "normal" cinselliğin daha yaygın olması lazım.

    (bu biraz, baskı yüzünden yeraltına itilip marjinal kalan gay kültürünün evrimine benziyor. artık gay deyince akla ilk gelen şey deri pantalonlarla kulüpte haplanan tipler değil.)

    2) düzenli olarak çocuklarının yanında sevişen anne-babalar hakkında bir yazı göremedim. sanırım böyle bir araştırma yapacak kadar denek bile bulmak bir sorun. bulan varsa haber versin.

    ama "çocuğumuz bizi basarsa napalım"ı anlatan milyonlarca yazı var. bu olay tek başına travmaya filan neden olmaz, her uzman bunu yazmış, burada bol keseden sallayanlara bakmayın.

    yapabileceğiniz en kötü kombinasyon, çocuğa olayı açıklamadan panik yapmak. çünkü ufak yaştakiler, şiddetle seksi ayıramadıklarından, korku duyuyorlar. daha yetişkinler ise, olan bitenin farkında olduklarından (okuldaki muhabbetler ve internet sayesinde) ebeveyne güven kaybı yaşıyorlar.

    her şey, çocuğun yaşına uygun biçimde, o ana kadar verdiğiniz eğitimle ilgili. kızına regl olma hakında bile bilgi vermeyen bir sürü hıyar dolu bu dünya, sözde ahlak yüzünden. travmanın alası orada, her ay kanıyorsun ve en güvendiğin insanlar sana bir şey açıklamıyorlar.

    birinci maddeye dönüyor yani aslında: ana-babadan gelen cinsel bilgilerin, çocuğun kaçınılmaz olarak çevreden alacağı daha az gerçekçi bilgileri dengelemesi lazım.

    bu çift de umuyorum çocuğa durumu açıklamıştır:
    "kızım, hayatta böyle bir olay var, bunu sevdiğin insanla yapman güzel bir şey. seks konusunda, rahibeler ve tecavüzcüler dışında, herkesin fikrini al. biz biraz manyak olduğumuzdan bunu parkta yapıyoruz ama sen sen ol evind....valla düşündüm de nerede yaparsan yap ama baban gibi tembel birini bulma, adam yarım saattir kıpırdamadı bile."

  • 18. 17 haziran 2016 ispanya türkiye maçı

    fatih terim'in, bu maçta taktik değişikliğine gideceği konuşuluyor kulislerde. "haydi aslanlarım" yerine "haydi kaplanlarım" taktiği ile oynayacakmışız.

  • 19. fatih terim

    8 sene once yapacagını yaptı. bala gote mucizevi sekilde kupaya katılınca guzel gazlamalar ile biz bitti demeden bitmezlerle bisey mi bekleniyordu acaba.

    kendisi en cok maas alan turnuvadaki 3. antrenor. lowden del bosqueden fazla kazanıyor. akıl var mantık var. bu adam ne basardı ki boyle paralar kazanabiliyor. 40 tane ulkeden 24 takımın katılabilecegi sampiyonaya katılmak mı basarıdır yani. joachim low almanyaya dunya kupası kazandırdıgı halde daha dusuk maas alırken, vicente del bosque hem dunya hem avrupa kupalarını kaldırdıgı halde daha az alırken ben terimin bu aldıgı parayı hazmedemiyorum.

    her seyin otesinde vatan millet sakarya edebiyatı yaparak savasa gidermiscesine milli gururdur sereftir akan sular durur gibisinden laflarla cebe 3,5 milyon euro indirmek guzel olmalı. turkiyenin ekonomisi belli, ortalama maaslar gelir belli. senin kalibren arnavutluk kadar, romanyanın yarısı polonyanın ucte biri seviyesinde. onların hocası 100bin 200bin 300bin euro alırken sen nasıl oluyorda 3,5 milyon euro alabiliyorsun. isvecin hocası bile 200bin alıyor lan. zaten 60 kusur yasına gelmissin paranın dibine vurdun vuracagın kadar, bu yastan sonra milli gorev icin bunu nasıl utanmadan alabiliyorsun gercekten merak ediyorum. helal olsun.

    http://www.kicktv.com/euro-2016-coach-salaries/

  • 20. 16 haziran 2016 ingiltere galler maçı

    adamların futbolu sevdiği tribünlerden belli çalınan marşlara bak can't take my eyes off you, gonna fly now falan çalıyorlar. burdaki köylüler de berdan mardini - sen var ya sen söylesin anca. sikeyim böyle memleketi amk.

  • 21. birisine siyasi eleştiri kapsamında hırsız demek

    gerçek ise sorun değildir.
    mesela
    annem babam hırsız ise aileme hırsız denmesine gıkım çıkmaz.

    utanırım, özür dilerim, verdikleri zararı tazmin etmek için çalışırım.

  • 22. memura zorunlu tatil

  • 23. tolga zengin

    son posterdeki pozunda defansın hatası da vardır.

  • 24. işyeri tuvaletinde dikkat edilmesi gerekenler

    gebelik testi yapmayın, yapıyorsanız da ortada delil bırakmayın. acayip bir gıybete neden oluyor zira. üçüncü katta kimin hamile olduğunu çözmeye çalışan bir sürü kadın var şu an ofiste.

  • 25. game of thrones

    --- önceki sezonlara ait spoiler ---

    aslında dizi çok güzel ilerliyordu, ta ki stannis ve davos'un ordu kurmak için bankaya gidip yüklü miktarda kredi çekmesi olayına kadar. şimdi her olayda kredi çekseler ya diyorum.

    mesela jon ve tayfasının orduya ihtiyacı var, gidin kredi çekin abi. stannis yaptı bunu, hatta beceremedi, bak o parayı arayan da yok soran da yok. ne güzel bankacılık anlayışı.

    ya da daenerys ablamız, orduyu hazır etti; ama gemiye ihtiyacı var. çek kredini ablam, ejdarhaları ipotek etse limitsiz, faizsiz kredisi hazır bankada.

    özetle şu kredi ve banka olayı işin içerisine girince, fantastik bir dünyaya reel gözlerle baktırmaya başlayan dizidir.
    --- önceki sezonlara ait spoiler ---

  • 26. evliyken birine aşık olmak

    aptal aptal evlilik yapanların başına gelen sikik bir olaydır.

  • 27. mavi gözlülerin aslen karadenizli olması

  • 28. 16 haziran 2016 bizdeuygun.com rezaleti

    öncelikle belirteyim : ben de daha önce bu firmadan 2 kez sorunsuz alışveriş yaptım. ürünler problemsiz olduğunda her şey yolunda, ancak asıl kabus sorun yaşadığınızda başlıyor :

    26 nisan 2016 tarihinde bizdeuygun.com'dan bir samsung televizyon aldım. teslimat ertesi gün yurtiçi kargo'nun küçükçekmece şubesine teslim edildi. burada ürünü teslim alırken ürünün üzerindeki mikroskobik deliği tabi ki farkedemedik :

    resim

    resim 2

    eve gelip kutudaki bu minik noktaları farkettiğimizde kutuyu açtık ve ekranı kontrol ettik; bu sırada ekrandaki küçük izleri farkettik. bu izlerin televizyon paneline zarar verip vermediğini anlamak için cihazı fişe taktık ve sonuç :

    resim 1

    resim 2

    (servisi bekleseydin demeyin, 20 gün boyunca evde olmayacağımız için denememiz gerekiyordu)

    daha sonra bizdeuygun.com'u arayarak durumu bildirdik ve fotoğrafları attık. onlar da kutu açıldığı için sorumluluk almayacaklarını, ayrıca muhatabın kendileri değil servisleri olan avrupa elektronik olduğunu söylediler.

    bu arada avrupa elektronik gelip tutanak tuttu ancak "bire bir değişim olmalı" demediği için bizdeuygun.com'daki üç kağıtçılar geri alamayacaklarını söylediler. halbuki teknik servis ürünün hasarlı olduğunu zaten belirtmişti.

    avrupa elektroniği aradığımızda da : izlere bakarak muhtemelen kargoda hasar gördüğünü fakat kutu açıldığı için ürünün artık servis dışı sayıldığıını ve bir şey yapamayacaklarını söylediler (istersek 5'te biri fiyatına geri alıp bize yeni televizyon satabileceklerini de eklediler). daha sonra ısrarla bir kaç kez daha aradığımızda ise bize ürünü açılmamış gibi paketleyerek yurtiçi kargo'ya geçirmemizi öğütlediler.

    biz daha sonra tekrar bizdeuygun.com'u arayıp bir muhatap bulmaya çalıştık ancak kafası sadece ticarete ve kazandığı 3-5 kuruşa bakan zihniyette düzgün muhatap bulamadık. bu tarihe kadar 4 kere bize dönüş yapacaklarını söylediler fakat dönmediler (e-mail, telefon, sms, whatsapp vs vs...)

    dolayısıyla bu iğrenç firmadan ürün almayı düşünenlere naçizane tavsiyem şudur : gidin doğru düzgün garantisi olan, ürünü kendi teslim edip kurulumunu yapan bir yerden elektronik alın kardeşim. 30-40 tl için böyle üç kağıtçı insanlarla yüz göz olmayın.

  • 29. alperen ocakları gay oluşumu

  • 30. mario gomez

    evet ya. anca türkiye liginde oynar çok kötü adam. çünkü mario gomez futbola sakaryaspor'da başladı. sonra gaziantepspor, bursaspor ve son olarak da beşiktaş'ta haklısın.

    edit: ahahaha edit yapıp "bundan sonra" 'yı ekledi futbol dehası.

  • 31. iphone'daki mühendislik hatası

    optik imaj stabilizatörüdür, hata değildir. foto çekerken el sallanmasını sönümleyen yaylı bir parçadır.

  • 32. rte 1453 uzay aracı

    komik degil.

  • 33. whatsapp'ta last seen'i kapatan insan

    last seen'i kapatanların hala diğerlerinin last seen'ini görebildiğini sanan insanlar tarafından eleştirilen insan.

    biz kapatınca diğerlerini de göremiyoruz zaten. yani ben kimsenin - sevgilim dahi olsa - last seen'ini merak etmiyorum, kimse de benimkini merak etmesin.

  • 34. survivor 2016

    nagihan'ın bir şey anlatırken yaptığı "elleri birbirine sürtüp göğsün içinden dışına doğru açma" hareketine bakır tel ve bobin bağlanırsa sonsuz enerji elde edilebilir.

    (bkz: nagihan dönergeci)

  • 35. türkiye'nin savaş uçağı pilotu başkan eksiği

    bence muasır medeniyetler seviyesine çıkamamamızın en büyük nedeni.

    öyle filmlerde falan izleyince çok imreniyorum. gavur filmlerinde bir sıkıntı çıkıyor mesela, pilot kıtlığı yaşanıyor başkan da eski pilot oluyor veriyorlar harcırahıcı atlıyor uçağına ortalığı bombalayıp kahraman oluyor.

    düşünsene türkiye'yi marslı eşcinsel imansız üniversite mezunu yaratıklar basıyor ve bu büyük tehlikeden kurtulmak için başkan kendini feda ediyor. atlıyor uçağa salıyor bombayı öğrenci işlerine. ülke bir eğitim hamlesinden daha alnı açık bir şekilde kurtuluyor.

    bizde başkanlık sistemi gelecekse bence pilotluk şartı getirilsin ama o zaman da birileri hosteslik belgesi ile başkan olmaya kalkar.

  • 36. istanbul

    konuyu çok dağıtacağım baştan söyleyeyim, sonu başı belirsiz bir yazı olabilir. "memleket yangın yeriyken" benim dertlerim böyle artık. zaten konuyu hangi başlıkta yazacağıma bir türlü karar veremedim, küçükyalı sahili, maltepe sahili, kadıköy kartal sahili derken düşündüm ki bu varoşlaşma bütün istanbul'un ortak sorunu. hatta ülkenin tüm sorunlarının bir aynası.

    dün akşam oturduğum semtte, küçükyalı'nın sahilinde, ailem ve arkadaşlarım ile yürüyüşe çıktık. oğlum yorulunca bel-tur'un* yanındaki parkta salıncağa binmek istedi. parkta yarım saat kadar geçirdik ve tekrar emin oldum:

    bizim millet insanlıktan nasibini almamış mal dolu. kimse kusura bakmasın, parkın dibine kadar girip mangal yapan, çocukları zift gibi duman altı bırakan insanlara başka bir tanımlama bulamıyorum.

    bakın güzel kardeşim, sahil yolu mesire yeri değildir. istanbul'un bütün sahilleri duman altında. bin kişinin olduğu sahilde on kişinin gerzekliğini kimse çekemez, çekmemeli. sahil yoluna çift şerit araba park edip işgal edemezsiniz. insanların ortak kullanımına açık sosyal bir alanı duman altı yapıp nefes alınmaz hale getiremezsiniz. her tarafı kuyruk yağı kokusu bastıramazsınız, çöplerinizi etrafa saçamazsınız.

    yahu daha bunu düşünemeyen insanlara, burada sözlükte, ya da başka ortamlarda, işte, evde, sokakta, hala sabırla ülkedeki soygunu, vurgunu, talanı, katliamı, adaletsizliği falan anlatmaya çalışıyoruz bir de saf gibi. bugün 3 yıl oldu bak, 14 yaşında bir çocuğun sokak ortasında vurularak öldürülmesinin yanlış olduğunu anlatamıyoruz. kime ne konuşuyorsun?

    yahu onu da geçtim, aramızda ciddi ciddi evrim, evrimsel biyoloji, büyük patlama, evrenin genişlemesi, karanlık enerji, falan anlatmaya, yozlaşmış bu kitleyi ispatlanmış gerçeklerle ikna etmeye çalışan güzel ama çaresiz insanlar var, en çok onlara üzülüyorum.

    yüzlerce yıl önce, pusulayı, matbaayı, teleskobu, motoru bulan insanlar geçmiş bu dünyadan. 40 yıl önce, uzayda sonsuz yolculuğa çıkacak mekiğe, dünya dışı akıllı yaşamla iletişim kurulma ihtimaline karşılık dünyadaki seslerden örnekler içeren bir plak yerleştirmeyi düşünen, hayal eden insanlar geçmiş. 2014 yılında bir gök taşına insin diye akıl almaz hesaplar yapıp 2004 yılında uzaya roket gönderen insanlar geçmiş.

    biz burada oturmuşuz, insanların ortak kullanımına açık olan bir yerde, mesire değil mesken bölgesinde, herkesin dibinde mangal yapanları, ya da mesela gecenin köründe küçükyalı tüneline arabalarla doluşup kornalara basıp havaya ateş edip asker uğurlayanları, otoban durdurup evlenme teklif edenleri, gece üçte bina yıkıp inşaat yapanları, hafriyat kamyonlarıyla sokak ortasında insan öldürenleri konuşuyoruz.

    "çocuklara tecavüz etmeyin, kadınları dövmeyin, hayvanlara eziyet etmeyin". lan bunlara asgari insaniyeti anlatamıyoruz daha. anlamak istemiyorlar. işlerine gelmiyor. zerre düşünmüyorlar. nasıl bir çaresizliğe bulaştık böyle, düşündükçe aklım almıyor artık.

  • 37. erdoğan'ın uganda c.başkanı ile ibretlik fotoğrafı

    erdoğan'ın uganda cumhurbaşkanıyla olan ibretlik fotoğrafı olacaktı aslında.

    tayyip erdoğan geçtiğimiz günlerde uganda'ya gitti biliyorsunuz. bu ziyaret sırasında uganda cumhurbaşkanı yoweri museveni ile karşılıklı otururken çekilmiş bir fotoğrafı çıktı ortaya:

    http://media-cdn.t24.com.tr/…44-cikti_559948355.jpg

    daha büyük: http://i.hizliresim.com/wyqdy8.jpg (ben smyrna'ya teşekkürler )

    ashdgjahsdghjk olaya bak lan. dünya liderine oradan bir sandalye çekip vermişler, sanki çocuk gelmiş ziyarete. karşısında da uganda diye bir üçüncü dünya ülkesinin cumhurbaşkanı taht gibi bir şeyin üstünde gayet mağrur bir şekilde oturuyor. dünya lideri de halinden pek şikayetçi değil, uslu uslu duruyor yerinde. galiba fahri doktora alıyormuş burada bizimki.

    ikide bir itibar itibar diye övünüp şöyle fotoğraflar paylaşan mallara göstermek lazım bu fotoğrafı, belki erdoğan ve türkiye'nin ülke dışındaki itibarı hakkında gerçekleri öğrenirler biraz.

  • 38. beğenilmeyen kişilere çomar diyerek hakaret etmek

    kendi halkina 'bunlar' diye hitap etmek bunu dogurur.

  • 39. adana insanı vs trabzon insanı

    ikisine yabancı olarak gittiğinizde tokatlanacağınız versustur.

  • 40. adile naşit

    86. doğum yıldönümü nedeniyle google doodle yapmıştır.
    https://www.google.com.tr/…-6254011919368192-hp.jpg

  • 41. alınan en güzel hediye

    devlet hastanesinde çalıştığım dönemde çok ağır bir şizofreni hastası başvurdu. ailesine hayatı zindan ediyordu. süreçte, iyi bir takip ve tedaviyle inanılmaz düzeldi.

    aile köyde yaşıyor, yoksul insanlar. bir gün çocuğun babası geldi. elinde bir kiraz ağacı dalı. dalın ucunu bir patatese batırmış.

    ''hocam, davet edip dalından yemenizi isterdim ama yoğunsunuz. o yüzden kirazı böyle getirdim ki dalından yiyebilesiniz''

    oğlunu iyi etmeme karşı duyduğu minneti ve teşekkürü öyle güzel ifade etmişti ki o ağaç dalı..ömrüm boyunca unutamam..

  • 42. 16 haziran 2016 almanya polonya maçı

    spiker hatası yoklamaktan maç izleyemeyen malların doluştuğu başlık, üstte birinin daha dikkatini çekmiş bu olay haklı adam. spiker onu dedi, yok bunu yanlış söyledi. yarrağım dedi aq spiker. yeter lan. andaval mısınız nesiniz, kısın sesi öyle izleyin madem.

  • 43. dünyanın en büyük problemi

    insanların yaşıyor olması. bak diğer gezegenlere hiç problem yok. neden? çünkü insan yok.

    iyakşamlar

  • 44. arda turan

    ne umutlarla geldiğimiz avrupa şampiyonasında hocasıyla ağız birliği etmiş şekilde katılmak bile başarı diyebilen bir insan. ya kardeş kusura bakma da sen bu takımın kaptanısın. sen hedefleri bu şekilde belirlersen takımın geri kalanından ne bekleyebiliriz acaba? bir de morali bozukmuş çok eleştiri varmış. bak sen paşama. ilk maçlar itibariyle turnuvanın en sikindirik futbolunu oynayan takımı eleştirmeyelim de ne yapalım sayın büyük kafalı arkadaşım?

  • 45. 2016 turizm krizi

    sivri zekalılar krizi bir nebze azaltmak için yöntem bulmuşlar. memurları zorla tatile göndereceklermiş. şaka gibi resmen. vatandaşı olmasak eğlenceli ülkeyiz aslında. devlet resmen zorla kolundan tutup bir şeyler satmaya çalışan çakal esnaf rolünü üstleniyor.

    padişah olma sevdalısının hayalleri uğruna koca ülke boka battı, şimdi de boktan çıkmak için emekçinin cebindekini zorla alarak mafya bozuntusu turizmcilere verecekler. bu nasıl bir utanmazlıktır, yüzsüzlüktür hala aklım almıyor. her seferinde bu kadar da olmaz deyip, sonrasında daha da şaşırıyorum.

    tıpkı zorunlu bireysel emeklilik sistemi'nde olduğu gibi bu seferde zorunlu tatil ile cebimizden parayı çalacaklar. bildiğim bir kaç butik işletme vardı kısmen daha az kazıkçı olan, eylül gibi gitmeyi planlıyordum. daha da gitmem, gideni siksinler.

    not: özellikle beyaz yakalılara sesleniyorum; bu pisliklerden kurtulmak istiyorsanız ekonomik boykot yapın. temel ihtiyaçlarınız dışında harcama yapmayın. para biriktirin. hem sonra gidip yurt dışında yersiniz o parayı.

  • 46. haydarpaşa-gebze banliyö treni

    uyarı: bu entry isyan ve küfür içerecektir.

    yokluğuyla 3 yıldır hayatımızı siken tren hattıdır. bugün itibariyle erenköy'deki ömer paşa alt geçidinin de bu hat yapımı nedeniyle 20 haziran tarihinden itibaren kapanacağını gördüm. ulan üstünden tren geçiremiyorsun, tren koyacağım diye kapattığın hat 3 yıldır yarrak gibi bekliyor, sen erenköy'de yaşayan insanın hayatını zehir edecek şekilde evine tek gidiş yolu olan alt geçidi kaldırıyorsun.

    alt geçit yok, e üstünde tren de yok. ne var amına koyayım ne var ulan kodumun yerine ulaşabilmek için? ölelim mi lanet olası yerde, evden mi çıkmayalım? zaten hafriyat kamyonlarınız her bir sokağı kapadı, yürünemez hale getirdi ki rantınıza sokayım. e bir de eve ulaşmak artık mümkün olmayacak kodumun treninin bitmeyen inşaatı yüzünden, e biz ne bok yiyeceğiz?

  • 47. kişinin okuduğu bölüm öğrenilince sorulan sorular

    +ne okudun sen ne iş yapıyon?
    -bilgisayar mühendisiyim ben.
    +hekır mısın?
    -çikileta imalatçısıyım abi.

  • 48. öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

    karaya vuran balina, yunus ve katil balina gibi akciğer solunumu yapan deniz memelilerinin oksijensizlikten öte böbrek yetmezliği(!)nden mefta olduğunu öğrenmek bu anlardan biri oldu benim için...

    ilk defa çocukluğumda takılmıştı bu soru aklıma. gazetenin birinde kıyıya vurmuş balina ölülerine ait bir fotoğraf vardı ve benim aklıma direkt "akciğer solunumu yapan bir hayvan nasıl olur da karaya çıktığı zaman nefessiz kalıp ölebilir ki ?" sorusu geldi. çevremdekilere sorduğum zaman tatmin edici bir cevap bulamamıştım o dönem ve internet gibi bir mecra olmadığı için 3-4 günlük ansiklopedi taramasından sonra yine makul bir cevap bulamayıp, zihnimin "cevaplanamamış sorular" klasörüne kaldırmıştım bu mevzuyu.

    geçenlerde bu konuyla alakalı bir belgesele denk geldim ve belki 25 senelik bir sorunun cevabını en sonunda öğrenmiş oldum.

    burada karaya vuran deniz memelilerini ölüme sürükleyen iki önemli etken var;

    bunlar yer çekimi ve deniz memelilerinin fizyolojisi... bu arkadaşların kemik yapıları yer çekimi olan ortamlar için uygun olmadığı için karaya vurdukları anda kaburgalarında oluşan baskı akciğerlerine baskı yaparak solunumu %70 oranında azaltıyor. ilk olarak burada güç kaybetmeye başlıyorlar. bir de şu ayrıntıyı vermek istiyorum. normalde bizim yer çekimine karşı en büyük direncimizi kalça kemiklerimiz üstleniyor. kalça kemiğimizin yapısı, genişliği ve kalınlığı sayesinde yer çekiminden kaynaklı basıncı vücutta eşit oranda dağıtabiliyoruz. mesela katil balinaların kalça kemikleri bizim baş parmağımız büyüklüğünde. bu nedenle yer çekiminin etkisine giren vücutları bu baskıyı kaldıramadığı için hareketsiz kalıyor ve kendilerini geri suya doğru götürecek hareketi gerçekleştiremiyorlar.

    gelelim asıl ölüm sebebine... karaya vurdukları anda vücutlarında bulunan proteinler yer çekimi ve vücut ağırlığının kendi baskısı sebebiyle dolaşım sistemine karışıyor ve direkt böbreklere hücum etmeye başlıyor. böbrekler de bu proteinleri sentezleyecek salgıları üretmeye yetişemediği için vücut böbrek yetmezliğinden ölüyor...

    kalçaya olan saygım ve sevgim arttı şerefsizim...

  • 49. iphone 6s plus

    yavşağın tekinin halen satamadığı telefon. 3 gündür aynı entry'yi giriyor herif sözlük yönetiminin umurunda değil. siktir git sahibindende ver ilanını.

  • 50. ilber ortaylı

    gun itibariyle fransa'nin nice sehrinde, bir pedicap'in icinde seyahat ederken karsilastigim buyuk hoca..

    tabi tanir tanimaz hemen kirmizi isiga yakalanmalari da cok iyi oldu. hemen "hocam merhabalar" diye muhabbete girdim. burada da tanindik aq der gibi gulumsemeyle karisik bir bakti. herneyse.. hal hatir kismini gectikten sonra direkt tarihle ilgili muhabbet actim. almanya tarihinden girip avusturya tarihinden ciktik. bir ara "hocam ama malesef o alanda turkce kaynak sikintisi var" dedigimde "onu da mi ben yazayim?" dedi gulerek.. asfjfkfk :dd

    sonra pedicap a yesil yanmasina ragmen heralde sohbetten kendisi de biraz keyif almis olacak ki pedicap surucusune fransizca birseyler soyledi ve adam pedicabi surmedi. konu futbola geldi. "yarinki mac icin mi geldiniz hocam?" diye sordum. "fatih hoca'niz cagirdi geldik" dedi.. efsane bir adam hakikaten :dd

    sahsen tanistigimiza cok memnun oldugumu soyleyip bir kac selfie aldiktan sonra ayrildik..

    ayrilirken de padicap surucusune "hey dude! be careful while driving. you are carrying the most important person of turkey" dedim. hoca da gulerek "aman cocuklaaar" dedi. ahahahs :d

    not: florians diye bir sekerci varmis. oraya gidiyormus. bize de tavsiye etti. gitmemek olmaz. az sonra oraya gidecegiz. :)

    saka maka life-goal'lerimden birini gerceklestirdim :)