Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. kadın dövene müdahale edilir mi sorunsalı

    edilmez.

    1) adam manyak çıkar cinnet haliyle sizi öldürebilir.

    2) adam manyak çıkar size cinnet geçirtir katil olabilirsiniz.

    her iki durumda da kadın size çemkirir ve "sana ne" der, hatta polise biz şakalaşıyorduk, diye ifade verir. sıkıntılı durum varsa ara 155'i geç. kimsenin canı sizinkinden daha değerli değil.

  • 2. dexter

    ahahha bir de eski tadı olmaz, iyice batırırlar diyenler falan olmuş. dexter ekranın karşısına geçip hiçbir şey yapmadan,demeden dursa ve sadece içsesini dinlesek ben 5 sezon izlerim.

    çok büyük gönül bağlarımın olduğu dizi.

  • 3. g.o.r.a vs kolpaçino vs pardon

    pardon bence biraz daha üst seviye komediye hitap ediyor.

    gora çerezlik.

    kolpaçino ise sokağın ta kendisi. arkadaşlarla izle,günlük hayatta replikleri ile kahkaha at.

  • 4. 14 ekim 2020 türkiye sırbistan maçı

    şu koca ülkede forvet çıkaramıyorsak bizim ayıbımız. senin gibisi gelmedi forvete (bkz: temur altunhan)

  • 5. twitch türkiye'nin içler acısı hali

    özgür iradesiyle aşağılanmayı tercih eden bir kadının başına gelen olaylardır. bizi ilgilendirmez.

    herkesin bildiği ama dile getirmeye çekindiği bir gerçektir bu: bu ülkede kadına en çok zararı yine kadınlar veriyor. feminaziler erkeklere sataşmak yerine önce kendi hemcinslerine söz geçirsinler.

    midem bulandı. şu leş ortama bak.

  • 6. türk olan hiçbir şeyle işimiz olmayacak

    islam birliği kuracağııııızz!
    sonuç: 3'ün 1'ini aldılar.
    akp=plansızlık+kalitesizlik+vizyonsuzluk+(kandırıldık)*3

  • 7. 15 ekim 2020 recep tayyip erdoğan açıklamaları

    şaka mı bu?

    dönem başladı, kira kontratlarımızı sonlandırdık, ev tutmadık. insanlarla dalga mı geçiyorsunuz siz? bir karar alıyorsanız arkasında durun. deneme tahtası mıyız lan biz?

  • 8. 3 bin 750 tl'lik gelinlik isteyen gelin adayı

    2 sene önce 6000 tl'lik gelinlik almıştık, ki gezip de fiyat aldığımız gelinlikleri düşününce ortalama bir gelinlikti. 3750 tl'ye bu işi kapattıysan öp de başına koy.

  • 9. wd-40

    ne düşünürsen onu yapan sprey,kullanılacağı
    bir yer daha aklima geldi,yazarsam uçururlar.

  • 10. iphone 12'nin 23 bin tl olarak satışa çıkması

    önceden iphone fiyatına şahin alınıyordu şimdi de öyle.

  • 11. araç muayene soygunu

    bir personelin 10 dakikalığına aracımın farlarının yanmasını ve sileceklerinin çalışmasını kontrol etmesi için çöpe giden 422,20 tl'lik soygun.

  • 12. istanbul'un en iyi hamburgercileri

  • 13. masterchef türkiye

    uğur nasıl bir insansın? ekşi sözlük ahalisini kırmızı takım tarafında birleştirdin.
    sayende küsler barıştı. kavgalar son buldu. analar ağlamıyor artık.

  • 14. 15 ekim 2020 bütün vaka sayılarının açıklanması

    açıklayacakları vaka bence 3000'i geçmez. sonrasında da "bakın işte tüm yaygarayı bunun için kopardınız, halbuki o kadar da fark yokmuş dimi, diğer ülkelerden hâla kat kat daha iyiyiz ben demiştim ehehehehhe" demeye getirecekler lafı.

  • 15. zincir marketlere ecza reyonu açılması

    reçetesiz satılan ilaçlar için yapılabileceğini düşündüğüm uygulama. ağrı kesici ates düşürücü, yanık merhemi, goz damlası vs acilen lazım olunca akşam yediden sonra ve haftasonu nöbetçi eczane aramak zor oluyor. cok kötü yanan yakınımin en yakın nöbetci eczaneden gelecek analjezik yanık kremini yarım saatten fazla beklediğini bilirim. çalışan insanlarin isten çıkıp eczaneleri kapanmadan yakalamaya çalışması da ayrı bir macera. ilac reyonuna eczacı kalfaları gibi satilan ilaçlardan az cok anlayan görevliler bakabilir.

  • 16. köyde hiç yaşamayanların bilemeyeceği şey

    yılda bir kez alınan ve okula giderken giyeceğimiz ayakkabılar yırtılmasın diye yazın köye gittiğimizde bize naylon (lastik ayakkabı) alınırdı. genelde gri renkte olurdu bunlar, topukluları olurdu mor, yeşil, pembe ve bilumum renkte. tüm gün güneş altında oyunlar oynadığımız için ayaklarımızın üst kısmında oval renkte güneş yanığı olurdu * hatta ayak terlediği için naylon ayağımızı keserdi, hep yara bere içinde kalırdı ayaklarımız. tabanı da ipinceydi naylonun. bununla taşlık yollarda yürürsen ayağına hep taşlar batardı ama avantajı da vardı. çeşme başında arkadaşlarımızla ıslatmaca oynardık* naylonlarımızı suyla doldurup birbirimize serperdik, çıplak ayaklarla ama şen kahkahalarla birbirimizi kovalardık. köyün deresine iner naylonlarımızı çıkarıp elimize alırdık ve suya daldırırdık minik balık yavrularını ve kepçeleri* tutmak için. olta görevi görürdü bizim için yani. filmlerde gördüğümüz akvaryumlardan bizim de olsun diye leğenlere koyardık tuttuğumuz minik balıkları, tek eksikleri renkleriydi.

    yosunlu taşlarda çok çılgın kayardı naylonlarımız, köprü olmadığından deredeki taşlardan karşıdan karşıya geçmeye çalışırken suya gömülürdük bazen, düşerken derenin taşlarına çarpıp kafayı gözü yaran olurdu. o düşüş esnasında naylon ayağımızdan çıkıp suya kapılırdı, tutmak için yetişemezdik, bakakalırdık arkasından. ailemize masraf çıkardık diye ağlaya ağlaya evimize giderdik. kıvrana kıvrana isterdik yeni naylonu babamızdan.

    akşama kadar incecik taban üzerinde dolaştığımızdan erken saatlerde yorgun düşerdik, yemeğimizi yedikten sonra evin bacasına * çıkardık. üzerimize battaniyemizi alıp *arka fonda inceden derenin çağlamasını ve puhu kuşlarının periyodik aralıklarla öterek bizlere anlattığı hikayeleri dinlerdik. gökyüzünün yıldızlarla dolmasını beklerdik, yıldız kaysın da dilek tutalım diye sabırsızlanırdık. dileğimiz de zengin olup yılın yalnızca 9 ayı değil; 12 ayını şehirlerde geçirmek*

    şimdi de istanbul’da gökyüzünde tek bir yıldız göreyim diye ölüyorum *. bazen yatmadan önce perdeyi aralayıp yıldız kaysa da ben yine yazlarımı köyde geçirmeyi dilesem diye şöyle bir gökyüzünü yokluyorum.

  • 17. kadınların kibar ve iyi niyetli erkek sevmemesi

    bunun başlığı 2004 yılında açıldı üzerine tez bile yazıldı bro.
    (bkz: kadınların efendi erkek yerine piç tercihi)

    tanım: sonuna kadar katıldığım tespit. kadınların çoğu 30 yaşına kadar piçlerle takılıp 30’dan sonra kibar, efendi erkekle evlenmek istiyor. yedirmeyin kendinizi beyler, uyanık olun.

  • 18. ekşi itiraf

    geçenlerde aşık olmak başlığını gördüm sen aklıma geldin. keşke görmeseydim sonucunu görünce daha da üzüldüm.

    keşke o gün durup dururken kafama vurmasaydın,keşke o gün dönüp sana bakmasaydım.keşke zaman o yıllarda durup kalsaydı.sırf seni değil, o yıldaki beni de özlüyorum çünkü. ayrıldıktan 5 yıl sonra yolda gördüğünde yanağımı sıkıp gülümsediğinde niye bir şey hissetmedim? nasıl bu hale geldim inan hiç bir fikrim yok.

    pinhani'nin dön bak dünyaya şarkısını dinleyebiliyor musun? beni hüzün kaplıyor. senin o masum hallerin,kırık dişin,kocaman gözlerin,ilk öptüğümde titreyişin aklıma geliyor.

    midemde kelebeklerin uçuşması değil direkt midemi kaybetmem,sanki dünyada tek kişi sensin de tüm çevrem figüranmış gibi görmem,erkeklerden korktuğundan uzunca bir zaman sabırla seni beklemem,ilk erkek arkadaşın olmam,ehliyet alışımız ve bir türlü arabayı süremeyişin,doğum gününde sırf seviyorsun diye fanatik fenerli olmama rağmen ali sami yen'e gitmemiz,ıssız adam filmine gittikten sonra ağlayarak söylediğin "biz böyle olmayalım lütfen izin verme bu duruma" sözlerin, babaannemin ölümüne benden çok üzülmen, annemle yaptığınız yemekler, galata'da kurduğumuz hayaller nasıl unutulur?

    sana ikizin kadar benzeyen boncuk yılmaz,hangi projede yer alsa hala arkadaşlarım seninki çıktı diye bana mesaj atıyorlar.yıllar geçse de kabullenemiyor insanlar benimki olmadığını.

    kışın o aldığın kazağı hala giyiyorum ama seni unutmadığımdan sanma, 2002 dünya kupası günlerini nasıl özlüyorsam,süper baba dizisini nasıl özlüyorsam seninle yaşadıklarımızı da öyle özlüyorum.

    şimdilerde gördüğüm kadarıyla görüşmediğin o iki çocukluk arkadaşın seni deli gibi kıskanıyordu. bana sırnaşarak gelip "çevrendeki kızlara niye bu kadar kapalısın diyorlardı" sana söyleyemedim içimde de kalmasın,toz kondurmuyordun onlara çünkü. benden karşılık bulamadıkça sinirleniyorlar,çünkü seni sevmiyorlardı. beni sana sürekli kötüleyip,dolduruşa getiriyorlardı.

    2 yıl önce anneni yolda görüp arabayla eve bırakırken nasıl iyi mi? diye sorduğumda annen iyi dedi. daha sonra inerken kısık bir sesle ve benle göz teması kurmadan "evlendi" dedi. ben etkilenirim diye mi yoksa mutsuz bir evlilik yaptın diye mi böyle dedi anlayamadım.halbuki ne güzel sayılı fabrikatörlerden birinin tek oğluyla evlenmişsin.butik açıp patron da olmuşun,ne kadar güzel.

    yalnız tek bir nokta beni düşündürdü bu yazıyı da bu yüzden yazmak istedim.oğluna ilk isim olarak fabrikatör dedenin adını koymuşsunuz da niye ikinci ismi benim ismim? tesadüf diye umuyorum. benim bir gün kızım olursa senin adının koymam çünkü.

    rahmetli anneannem hep "allah seni sevilmeyi hak eden ve hazmedebilen insanlarla karşılaştırsın." derdi. çok haklıymış.

  • 19. insanların tarikatlara üye olma sebepleri

    ''din etrafında verilen ahlak oldukça bozuk, çağa ayak uyduramamış, zavallı bir toplum yaratır.'' demiş üstte biri.

    sorbonne hukuk, dünyanın en iyi hukuk fakültesi kabul edilir ve üniversite yerleşkesinin içinde kilise bulunur. aynı durum oxford ve cambridge üniversiteleri için de söyleniyor ancak bunu net olarak okumadığım için var diyemiyorum, söylenir diyorum. bizim insanımızın batıyı yanlış anladığı en önemli nokta şu ki, batı, ilerlemeyi dini tasfiye etmekte bulmamıştır. aydınlanma çağı düşünürleri içinde kiliseyi eleştirenlerin önemli bir bölümü yine din adamıdır. onların düşman olduğu uydurulmuş, yozlaşmış dindir; yoksa inanç sisteminin özü değil.

    bizim insanımız batıyı anlamak istediği gibi anladığından, dinin, insanı suç işlemekten alıkoyabileceğini de göremez. görmek istemez. insanların dini öğretileri nasıl anladığından yola çıkarak bir din tanımı yapamazsınız. yaptığınız tanım kitaptakine uymuyor çünkü. türkiye özelinde, tarikatlarda tövbe kabul ediliyor. şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır deniyor. şirk koşuluyor! kuran zaten bunu yıkmak için gelmiştir. kuran bu safsatalardan münezzehtir. biraz önce münafık-müşrik ayrımını buradaki bir yazara anlatmış biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim, islam adına yaşanan dinle kuran'ın alakası yok. insanlar islamiyet'i anlamak için kuran'ı okumayı tercih etmemişlerdir. türkiye'de yaşanan din gelenek dinidir. biz atalarımızdan böyle gördük dinidir. ataları da kuran'dan bihaber oldukları için ortaya bugünkü tarikat belası çıkmıştır. (yaşananın kuran'la alakası yok dedim diye alakası olanın ışid olduğunu yazacakları ciddiye almıyorum. onlar gerçek islam bu başlığında tatmin olabilirler. onlarla tarikat müritleri arasında fark görmüyorum. ha inkarcı yobaz, ha dinci yobaz. benim için ikisi de bir.)

    aidiyet duygusu deniyor. geçin bunları. bunlarla bu oluşumları yumuşatamazsınız. 3 bin dolara seyitlik belgesi düzenliyor adamlar! kitabın neresinde yazıyor bu? bununla mı sağlanıyormuş aidiyet? hak hukuk bilir mi bunlar? çoluk çocuk ayırt etmeksizin saldırmaktan imtina ederler mi? milli varlığa düşman değil mi bunlar?! hangi aidiyet? kuran ibadetini ne kadar gizli yaparsan o kadar makbul demiş. ne aidiyeti?

    muhammet ikbal boşuna dememiş, müslümanların islamiyet'e yapacağı en büyük iyilik, dünyaya kuran'ı müslümanların yaşamadığını söylemektir. 1920'lerde söylüyor bunu...

    neden tarikatlara giriyorlar... hiç şu bu diye liste yapmayın. tek bir sebebi vardır: kuransızlık! maddi karşılık beklemenin sebebi de bu, aklını kiraya vermenin sebebi de bu, namussuzluk yapmanın sebebi de bu... alayının sebebi bu!

    sen kitabı umursamayıp ''allah ile aldanmayın'' ayetini hayat tarzı yapmazsan, ''aklını işletmeyenler üzerine pislik indiririm'' ayetini aynen yaşarsın. ülkenin içinde bulunduğu durum tam olarak budur. gökten pislik başka türlü inmez. şu uğraştığımız tarikat belası bu pisliğin âlâsıdır. yazık ki şu ülkeye ne yazık...

  • 20. baklavası süper olan mekanlar rehberi

    yolunuz düşerse mutlaka deneyiniz.
    istanbul pendik’te (bkz: gaziburma)

  • 21. 80 neslinin çok zor evleniyor olması

    88 doğumlu biri olarak altına imzamı atıyorum.

    evlenmek mevzu bahis değil aslında. sorun herkesin doğru insanı arıyor olması ama kimsenin doğru insan olmak için bir şey yapmaması.

  • 22. 14 ekim 2020 korona virüs ambulans rezaleti

    mahremiyetçiler için bir olay anlatayım.

    geçen ay anneannemin oturduğu apartmanda yaşlı bir karı koca memlekete düğüne gidiyor, geldiklerinde corona pozitif çıkıyorlar. evde karantinaya alınıyorlar ama bu çiftin oğlu evlerine sürekli girip çıkıyor, asansörü kullanıp apartmana temas ediyor.

    sonuca gelirsek, apartmanda anneannem de dahil olmak üzere 5 kişi corona yüzünden hayatını kaybetti. bu durum sonradan ortaya çıktı. kimse o adamın corona taşıdığını bilmiyordu. şimdi burda hasta mahremiyeti yüzünden ölen 5 canın sorumlusu kim?

    edit:

    çok mesaj aldım, toplu olarak buradan cevap vereyim. anneannem sadece başka hastalıklarından dolayı hastaneye gitmek için çıkıyordu evden, en son da dişçiye gitmek için çıkmıştı. merdiven inip çıkamadığı için asansör kullanmak zorunda kaldı. burada hala suçluyu ölende arayan zihniyeti anlayamıyorum.

    apartmanda diğer vefat edenler de yaşlı, yaşlılarda azıcık bir temas bile ölümcül şekilde hastalığın vücutta yayılmasına sebep oluyor. biz gençlerde hasta olabilmek için ciddi düzeyde temasta bulunmuş olmak gerekiyor.

    eğer o adamın corona olduğunu apartmandakiler bilseydi, adamı daha sert uyarır, girip çıkmasını engellerdi. toplum bilinçli olup da her hasta karantinaya riayet ediyor olsa hasta mahremiyeti çok doğru olurdu. ama bu bahsettiğimiz kişisel bir hastalık değil, bir pandemi. topluma karşı da sorumluluğunuz olan bir hastalık.

  • 23. ak parti'nin 2023 seçimlerini kaybedecek olması

    yok ak parti gitmezmiş yok şöyle olurmuş falan. istanbul seçimlerini nasıl kaybettilerse iktidarı da o şekilde kaybedecekler. ekonomik kriz ile geldiler, ekonomik kriz ile gidecekler. bu işler böyle. 18 yılda ülke 20 yıl değil 50 yıl geriye gitti. yap işlet devret modelleri ile en az 20 sene daha borç ödenecek.

    süleyman demirel ne demişti " tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur"

    boş zamanlarınızda az gidip işkur kuyruklarına bakın. orada türbanlıdan tutunda her tarzda insan var. yani yaşanan ekonomik buhran insanların kafasına vura vura seçimlerini sorgulatıyor. ülkede ki 4 milyon zengin zümreye bakıpta 80 milyon kişi çok iyi yaşıyor zannetmeyin.

  • 24. kadir şeker'in 12 buçuk yıl hapis alması

    bu adamın reklamını kim yaptıysa gerçekten hakkı verilmeli. bence büyük firmalar falan işe almalı.

    tıp için öss'ye hazırlanıyormuş. gerçekten hayatımda daha göstermelik bir sempatikleştirme çabası görmedim. bizim gibi mallarla dolu ülkelerde işe yarıyor ama, akıl edeni takdir ediyorum. yanında taşıdığı kelebeği niye taşıyormuş peki bu çok çalışkan arkadaş ? tıp okumadan önce ameliyat atrenmanı mı yapacakmış ?

    siz gerizekalı mısınız arkadaşlar ? adam yanında suç aleti taşıyan bir adam. ve bu suç aletini kavga ettiği birinin vücudu üzerinde kullanabiliyor. bu adamı kadın hakları savunucusu ilan ettiniz, ne çeşit bir gerizekalısınız siz ? belinde kelebek taşıyan kaç tane düzgün adam tanıdınız hayatınızda ?

    olayın neden olduğunun, öldürenin kim olduğunun konuyla hiçbir alakası yok. yanında bıçak taşıyorsan ve kavga ettiğin kişi sana benzer şekilde saldırmadıkça onun üzerinde bu suç aletini kullanıyorsan hapse girersin. istersen ülkenin en ünlü tıp profesörü ol fark etmez. suç işlediği halde içeri girmeyen insanları örnek göstererek de bu adamı masumlaştıramazsınız. onlar da içeri girmeliydi, bu adam da girmeli. o ap ayrı bir konu.

    güzel bir sosyal deney oldunuz ama. nerde mal var döküldü ortaya.

  • 25. ankara'nın en iyi hamburgercileri

    farabi sokakta ki (bkz: etmanyak)

  • 26. ekşi sözlük yazarının rap klibi

    destek vermek gerekir bunca ipsiz sapsız insan sosyal mecralarda para kazanıyor neden sende kazanmayasın.

  • 27. marcao'nun milli futbolcuya tokat atması

    lugano'nun emre aşık'ı dövüp kafa atıp sonra kendini yere atması bu kadar konuşulmadı. lincoln'ün volkan'dan yediği dayak da aynı şekilde. kadıköy'de gerets'in, fatih terim'in kafasının yarılması, eboue'ye muz atılıp ırkçılık yapılması da aynı şekilde konuşulmadı.

    ulan sizin kadar samimiyetsiz bir kitle yok.

    kaldı ki ortada görüntü de yok, milli futbolcu da yalanladı. diğer yazdığım her şey kanıtlarıyla birlikte yaşandı.

  • 28. insanı 10 yaş gençleştiren formül

    çok fazla yağ karışımı var. ayrıca streç kısmı beni biraz gerdi. yan yatmayı da seviyorum. yaşlanmaya devam ben galiba..

    edit: malzemelerden elimde sadece su var. yeter herhalde. *

  • 29. 15 ekim 2020 akp'nin skandal kanun teklifi

    evet, skandaldır. devletin görevini yapamamasının derdini ben çekmek zorunda değilim. elektrikteki kayıp kaçak bedeli 5 yıl daha faturasını düzenli ödeyen vatandaşa yüklenecekmiş. haber

    devlete ben neden vergi veriyorum. güvenliğimi sağlasın, yasaları herkese eşit uygulasın diye. elektriği kaçak kullanan hırsızlara önlem alınmıyor yani vergilerim yerine gitmiyor. ama bu beceriksizliğin bedelini vergi verdiğim devlet değil ben ödüyorum. her şeye sessiz kaldıkça, yolacakları neyimiz kaldı.

  • 30. huzur veren kadın

    bunun kadini erkegi yok. kendi ic dunyasinda huzuru bulan insan huzur veriyor. kendi ic dunyasinda huzursuz olan da huzursuzlugunu veriyor.

    boyle yazinca cok basit geldi ama belki de gercekten bu kadar basittir.

  • 31. 15 ekim 2020 bütün vaka sayılarının açıklanmaması

    bir yoneticiden liyakat, tutarlilik, durustluk beklemeyi coktan gectik.
    artik haysiyet ve utanma kirintisi arar olduk.

    boyle hayati bir konuda bile 3 gunlugune tutarli olamiyorsunuz. reziller

    tanim: baskanlik sisteminde siradan bir olay

  • 32. 4 bin liralık saat isteyen damat adayı

    altın fiyatlarını ve döviz kurlarını düşününce gayet makul bir saat isteyen damat adayıdır.

    ancak 4 bin tl’yi armani marka bir saate vereceğime yakarım daha iyi.

  • 33. ne yapayım canım cinini çıkarıyorum

    geçmiş cin çıkarsın diye ak sakallı godoşun önüne oturmuş, adam kerkinmeye kalkınca mızıkçılık yapıyor. cinci haklı olarak isyan etmiş. ulan bu ülkede cinin sikerek çıkarıldığını bilmeyen kaldı mı edepsiz? kim indirecek şimdi adamın cin çıkartma şeysini?

  • 34. arabistan'ın türkiye'de evi olanlara baskı yapması

  • 35. kadir şeker için özel af çıkması

    gerekli değildir. alabileceği en düşük cezayı almış zaten tüm indirimlerden yararlanmıştır. sokakta şiddet gören bir insana birinin kalbine bıçak saplayarak yardım edemezsiniz. misliyle karşılık diye bir şey var. illa bıçak işin içine girdiyse koluna sapla bacağına sapla kalp direkt öldürmeye teşebbüs. özel af demek herkesin kendi adaletini kendi sağlamaya çalışmasına yol açar.

  • 36. 18 ekim 2020 büyük köprü ücreti eylemi

    silivri de silivri, hay sokayım silivrinize. yapmıyorum lan eylem meylem.
    buradan da devlet yetkililerine söylüyorum;

    “halk halinden memnun, bir fil daha istiyorlar!”

    (bkz: nasreddin hoca ve timur’un fili)

  • 37. karantina koğuşunda öksürerek tek başına ölmek

    (bkz: #114297613)

    adam ölürken fotoğraf çekilmemiş tabii ki.

    devletin gözetim ve himayesinde bir tutuklunun cezaevinde ölü bulunması sonucu soruşturma açılır. olay yeri inceleme fotoğraf çeker. otopsi yapılır. ölümünde herhangi bir şüphe var mı yok mu araştırılır.

    zaten fotoğraflarda olay yeri incelemenin delillere verdikleri numaralar gözüküyor. cehalet ne güzel. fotoğrafları çeken olay yeri inceleme görevlisini yani bir polis memurunu fetöcü ilan ediverirler işte böyle.

  • 38. ekşi sözlük yazarının elektronik müzik klibi

    üst edit:klip görüntüleri standart, bilindik görüntüler olabilir ancak aslında klibimizde bir hikâye var. dümdüz çekilmiş bir klip değil.
    klibin 14. saniyesinde kızın gözünü kapatması ile birlikte kızın gözünden anılarını izliyoruz, mutluyken dahi hep bir sorun olduğu belli oluyor. 1:41'de gerçeğe dönüyoruz, 1:58'de müziğin değişmesiyle kız bu sefer hayal kurmaya başlıyor, acaba "hep düşündüğüm şeyi yapsam da gitsem ne olur ki" diyor ve kaçmaya başlıyor. çocuğun ne hale geldiğini görüyor, son bir iyilik yapıp kızı içinde öldüremeyen çocuğun kalbine sıkarak kendisini öldürüyor. sonra da her şeyin şarkının etkisiyle oluşan düşünceler olduğunu anlıyoruz.
    uuuuuu inanılmaz hikaye değil belki ama kesinlikle alışılagelmiş de bir klip olduğunu kabul etmiyorum, kötü veya sıkıcı yorumları oldukça kabul edilebilir ama alışılagelmiş bir hikaye değil.
    * klipte izlediğimiz olayların şarkının etkisi olması dışındaki her şey gerçek bir hikâyeden alıntılanmıştır :)

    benim klibim. çelişki
    şarkı sözleri, klip yönetmenliği ve şarkının aranjesi bana ait.

    aslında şarkıya ait de bir başlık vardı, birkaç entry vardı, yönetim "çelişki" başlığına taşımış oradaki entryleri.

    dün rap klibi çeken bir arkadaşın bu formatta başlık açtığını görünce ben de deneyeyim dedim. ben de gömülme ihtimalimi göze alarak bu başlığı açıyorum. 2 ayı geçti klibi yayınlayalı ancak tıpkı arkadaş gibi ve her üretim yapan insan gibi ben de yaptığım şeyin insanlara ulaşmasını amaçlıyorum, bu yüzden dünkü başlık sonrası aynı formatta ben de başlık açayım dedim.

    vocal trance bir şarkı üretmek istedik ancak ülkemizde dinleyeni pek olmadığı için çok sert giriş yapmamak adına biraz da pop tarzına yakın bir şarkı oldu. yarı yarıya denebilir, yarıdan sonrası tamamen elektronik aslında.

    yeni şarkımız tamamen vocal trance olacak. gelecek olumlu olumsuz eleştiriler bizlere ilerlememizde ışık tutacak .

    şarkımız her ne kadar kadın vokal tarafından söylense de klibi izlediğimiz zaman aslında klipteki hikayeye istinaden sözler erkek tarafından kadına söylenmiş oluyor. ufak bir karışıklık olabilir diye belirtmek istedim.

  • 39. mersin'de mini etekli öğretmen listesi istenmesi

    sıradan vatandaşın görünce sikmek istediği öğretmenin çocuğuna eğitim vermesini istemediği için cimer'e şikayet olayıdır.

    memleketiniz bu yazının toplamıdır. ne bir eksik ne bir fazla.

  • 40. kendime saygım yok davranışları

    sağlıksız ve dengesiz beslenmek

    alkol kullanmak

    sigara içmek

    spor yapmamak

    kitap okumamak

    orta doğu masallarına inanmak

  • 41. 14 ekim 2020 almanya'nın covid-19 kararları

    dikkatleri buraya çekmek istiyorum. şu başlığı açtıysanız ve pandemiyi ciddiye alıyorsanız söylenenleri okumanızı rica ediyorum.

    covid-19 ikinci karantina döneminde uygulanan ve almanya hükümetinin dün aldığı son kararlar dizisi. bugüne dek covid-19 ile ilgili okuduğum en başarılı hükümet açıklamaları bunlar. bilimle harmanlı, tamamı bilime dayalı ve istatistik manyağı almanların her olayın şeffaflıkla kaydını tutup karar vereceğini gösteriyor. enfes! çoğunluğu dün angela merkel tarafından duyuruldu. buna göre, merkel diyor ki;

    - kontrolü mümkün olmayan ya da eksponansiyel tüm artışları önlemek için ne gerekiyorsa yapılacak. bu, muhtemelen kısıtlamaların arttırılacağını önceden haber veren bir karar, çünkü merkel almanya'nın eksponansiyel bir artışa girdiğini bizzat belirtti.
    - herhangi bir yerleşim yerinde her 100bin kişi başına düşen bir haftalık toplam yeni vaka sayısı 35’i geçerse o yerleşim yerinde yakın temas içerisinde bulunulan tüm mekanlarda maske takma zorunluluğu gelecek. merkel, buradaki "35"in özel bir anlamı olduğunu, 35 ile 50 arasındaki artışın kontrol edilemeyecek düzeylerde olduğunu ve bunu ellerindeki istatistiki verilerle kanıtladıklarını açıklıyor.
    - herhangi bir yerleşim yerinde her 100bin kişi başına düşen bir haftalık toplam yeni vaka sayısı 50'yi geçerse o yerleşim yerinde daha sert önlemler alınacak (örn: bölgeye tüm giriş-çıkışların kapatılması ve karantina gibi).
    - herhangi bir yerleşim yerinde her 100bin kişi başına düşen bir haftalık toplam yeni vaka sayısı 50'yi geçerse o yerleşim yerinde tüm kapalı alanlardaki toplaşmalara 10 kişi ya da 2 aile sınırı getirilecek.
    - herhangi bir yerleşim yerinde her 100bin kişi başına düşen bir haftalık toplam yeni vaka sayısı 50'yi geçerse o yerleşim yerindeki tüm restoranlar 23:00 sonrasında kapatılacak.
    - tüm açık alanlarda birarada bulunabilecek maksimum kişi sayısı şu anda 25.
    - tüm kapalı alanlardaki toplaşmalara şu anda 15 kişi sınırı gelecek.
    - özel partilerin covid-19 vaka sayısındaki artışta önemli bir payı olduğu bilindiği için gençlerden "yarın ya da daha sonra daha iyi bir hayat sürebilmeleri için bir süre partilere ara vermeleri" çağrısı yapıldı. bu madde hayli önemli. bu, ab'nin belki de en iyi gece hayatlarından birine sahip berlin'in gençlerine duyarlı olma çağrısını onları kısıtlamadan önce yapmayı amaçlıyor.
    - risk grubundaki herkes mevsimsel grip aşılarını olmaları konusunda uyarılacak.
    - okullar çocukların daha fazla kayıp yaşamaması ve ekonominin çarkının dönebilmesi için son ana kadar açık kalacak. merkel okulları mecbur kalmadıkça kapatmayı kesinlikle istemiyor.

    berlin, köln ve frankfurt'ta yukarıdaki kısıtlamaların en sert hallerinin tamamı şu anda geçerli. diğer yerleşim birimleri içinse duruma göre uygulamaya konmak üzere eyaletlere sunulmuş durumda. karar verilmek üzere 8 kasım'a kadar ertelenmiş olduğu bölgeler de var.

    almanya dün 5bin vaka sınırını aşmıştı ve bu almanya için daha önce uygulanan karantina döneminden beri görülmemiş bir vaka sayısı. dolayısıyla almanya şu anda alarm durumunda ve istatistik biliminin tüm imkanlarını hastalık verileri üzerinde kullanıp tüm kararları bilime dayalı veriyor. bu başka ülkelerce yapılıyorsa da hiçbiri basına bu denli tane tane ve açıklayıcı bilgiler sunmuyor. ben bu açıklamaların ve bilimsel çıkarımların bir benzerini hiçbir dünya liderinden dinlemedim. bu olay, bu haliyle muazzam bir şey. bilimin öncülüğünde bilimle karar almak böyle bir şey. böyle bir olay da ancak merkel gibi bir biliminsanına yakışırdı. takdir ediyorum.

    https://www.dw.com/…nters-decisive-phase/a-55273942
    https://www.france24.com/…-warns-more-may-be-needed

    covid-19 ikinci karantina döneminin takip edebildiğim kadarı sırayla aşağıdaki gibi:

    (bkz: 4 ağustos 2020 filipinler'in karantina kararı)
    (bkz: 12 ağustos 2020 yeni zelanda'nın karantina kararı)
    (bkz: 21 ağustos 2020 lübnan'ın karantina kararı)
    (bkz: 25 ağustos 2020 gazze'nin karantina kararı)
    (bkz: 27 ağustos 2020 myanmar'ın karantina kararı)
    (bkz: 22 eylül 2020 ingiltere'nin covid-19 kısıtlamaları)
    (bkz: 23 eylül 2020 israil'in karantina kararı)
    (bkz: 28 eylül 2020 fransa'nın covid-19 kısıtlamaları)
    (bkz: 1 ekim 2020 madrid'in karantinaya alınması)
    (bkz: 7 ekim 2020 belçika'nın covid-19 kısıtlamaları)
    (bkz: 9 ekim 2020 madrid'de olağanüstü hal ilan edilmesi)
    (bkz: 13 ekim 2020 hollanda'nın kısmi karantina kararı)
    (bkz: 14 ekim 2020 kuzey irlanda'nın karantina kararı)

    edit: reklamspam’a hatamı düzelttirdiği için teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum. ;)

    edit-2: vurgulamak istediğim şey kararlar değil, bunun açıklanma şekli ve bilimsel sunuluşu. yoksa her ülke dan dun bir sürü karar alıyor zaten her gün. bu denli bilimsel ve kaliteli açıklama yapan bir lider olmadı. tekrar söylüyorum. erinmeden tekrar söylüyorum. özel mesajlarla yaptığınız hakaretlerinize ara verebilirseniz belki demek istediğimi anlatabilirim. :/

  • 42. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    herkesin içinde var bir dert
    bulamazsın benim gibi cömert
    en sevdiğim renk lacivert
    dertleşmeyen olsun namert.

    30 yaşında, emekli, 25 yıldır şiir yazıyor.

  • 43. enstrüman çalan sözlük yazarları

    yaklasik 7 yildir (bkz: diatonik akordeon) caliyorum. ogrenme surecimi, ogrendigim parcalari ara sira youtube kanalimda paylasiyorum.

  • 44. 15 ekim 2020 istanbul depremi

    2,7 diyor, istanbul'un 28 km güneybatısı ilk kaynaklar. gerçekten 2,7 ise ve hissetiyseniz o binaları derhal boşaltın.

  • 45. ilham aliyev'in ingilizcesi

    lafı da güzel koydu ermenilerin silahlara para verdiğini sanmıyorum diye.

  • 46. şenol güneş

    "şu anda moskova'dan geldik. 2 gecede 4 saat uyuyabildim."

    yıllık kazancı 3.2 milyon euro olan filozof.

    3.2 milyon euro.

    29.728.000 türk lirası.

    insanda biraz utanç olur, söyleyeceği şeyi tartar da söyler.

    üzücü edit: ve bu parayı 1 sene içerisinde bu müthiş jenerasyonla 1 tane bile galibiyet alamadan alacak.

  • 47. e-ticaret'te yorum manipülasyonu

    hepsiburada’dan bir monitör aldım. gelen ürünün bandrolü çıkarılmıştı, sorun vardı tabiki ama beklediğimin dışında bir sorun olmadığından geri göndermedim. yorumlara fotoğraflarla ispatlayarak artılarını eksilerini, bandrol olayını olduğu gibi yazdım. yorumum onaylanıp yayınlandı, ancak bir iki ay sonra şeytanın aklına gelmeyecek çakallık yaptılar.
    muhtemelen yorumumla birlikte o ürünün satışı düştü. ürünü satıştan kaldırıp tekrar eklemişler, aynı satıcı(hepsiburada), aynı ürün, aynı model ama yorumlar yok. ülkede kurumsal firmaların bile bulgura taş karıştıran yavşak esnaftan zerre farkı yok.

  • 48. migros'un gıda takviyesi ve vitamin satışı yapması

    açılın konuya hakim birisi olarak geliyorum...
    global bir ilaç firmasında çalışıyorum. firmayı hepiniz biliyorsunuzdur ancak burada adını vermek birazdan anlatacağım şeyler için doğru olmayacaktır.

    firmanın yine hepinizin bileceği bir kremi var. nemlendirici özellikli olanı, pişik için olanı, tedavi edici pomatı vs birden çok çeşiti mevcut. bunlardan nemlendirici ve pişik için olanları kozmetik ürün statüsünde ve ruhsatı tarım ve köy işleri bakanlığından alınıyor. tedavi edici pomat ise ilaç statüsünde ve sağlık bakanlığı ruhsatlı.
    1,5 sene kadar önce firma, kozmetik irem $krem statüsünde olan ürünlerini zincir bebek ve bakım mağazalarının satışına karar verdi. abi bu karar verildi.. anasını avradını.
    teb (türkiye eczacılar birliği) acil toplantı yaptı. firmayla yapılmış olan ortak projeleri iptal etti ki birisi ulusal çapta büyük bir kadın sağlığı projesi idi.
    tüm ecza odalarına yazı gönderdi. şirketin ilaç statüsünde olan ürünlerine tepki alınmasına yönelik.
    yetmedi bölgesel olarak farklılık gösterse bile pek çok eczane firmanın mümessilini kabul etmedi.
    dahası olmaz dedi eczane girişlerine "xxx firmanın mümessilini giremez / alınmayacaktır" gibi yazılar asıldı.

    o süreçte ben anladım ki eczacıların en büyük korkusu bu tür ürünlerin markete girmesi değil bunun bir süreç olarak yönetilip ilaçların da yavaş yavaş markete girmesi ve kendilerinin de atıl pozisyona düşmesidir. ha olur olmaz onu bilmiyorum ama konuştuğum tüm eczacılar bunu dediler bana.

  • 49. mide yakma garantili yiyecek ve içecekler

    sokakta ya da lüks bir pastanede satılsın fark etmiyor, kötü yağ(palm yağı) kullanılmış kaşarlı poğaça. üzerinde bol miktarda susam varsa, o da cabası.

    bunun yakmayacağı mide daha üretilmedi.

  • 50. şaka maka suriyelilerin türkiye'ye demir atmaları

    gizli bir amacın gerçekleşmesi durumudur.

    zira bu sayıda suriye vatandaşını ülke topraklarına almalarının tek sebebi "mazlum" edebiyatı değil, anadolu'nun yapısını demografik olarak bozmak idi.
    2050 yılında kendi ülkenizde mülteci gibi yaşarsınız artık, ama iş yok geçinemiyoruz vs diye ağlamadan geçmiş olsun.

    bayrak inmeyecek, ezan susmayacak!!…
    ne kadar milliyetçi, ne kadar dindar ne kadar içten bir sözlem gibi duruyor değil mi ? biraz tarih okuması yaparak ingiltere sömürgesi sistemine bakın, ekonomik olarak kanını emdikleri müslüman ülkelerin hiçbirinde ne bayraklarına ne de ezanlarına karışmışlardır. çünkü uzun bir süre önce anlamışlardır ki bu milletlerin tepesindeki bayrağa kulağına çalınan ezana dokunmadığın sürece götündeki dona kadar sömürülmesi mümkündür.

    işte türkiye de maalesef bugün aynı söylemlerin esiri olmuş, büyük atatürk'ün de işaret ettiği gibi kutsal değerler altına saklanan dahili bedhahların eliyle maddi ve manevi olarak tüketilmiştir.

    o yüzden fesli tayfasına yunan galip gelseydi dediğinde kızmayın. çünkü onlar dahili bedhahların bir grubu olarak ülkedeki milliyetçiliği bayrak, dini ise okunan ezana indirgemiş, benliğini kaybetmiş ve ruhunu kiraya vermişlerdir. zamanında 6. filonun önünde secdeye yatanlar da atatürkçüler değil bu tayfadır. abdülhamid sever, iskip atıf'a üzülür ve bunlar üzerinden cumhuriyet düşmanlığı yapar. oysa cumhuriyet onlara bile bu şekilde düşmanlık yapacakları özgürlük alanını tanımıştır ve bu rejim ve kurucusuna olan eleştirileri hani çok övdükleri o başka ülkelerde yapsalar adamı çizerler.

    asıl komik olan ise sömürge savaşlarının hala bir önceki yüzyıllarda yapıldığı gibi fiili işgal ile olduğunu, donanma ile gelip kapımıza dayanacaklarını sanan maalesef bir çoğunluk var. toprağına asker çıkmadan sömürge olunamaz diye filan düşünüyor. oysa siz hamaset ile zamanı tüketirken emperyalistler askersiz işgallerin temellerini attı. hiç düşündünüz mü neden türkiye tam da soros'un dediği gibi ihraç kalemi olarak askerlerini kullanmaya başladı ? neden ekonomi bakanı alım gücünün düştüğüne, ülke insanların bunca vergiye rağmen refah sıralamasında avrupa'nın en kötü ülkelerinden bile beter hale geldiğine hesap vermek yerine değer üreten bir ekonomi modeli olabilecekken rekabetçi kur başlığı altında bu ülkeyi 80 milyonluk karın tokluğuna çalışan ucuz işgücü pazarı haline dönüşmesini savunuyor ? çünkü karın tokluğuna çalışan, çocuklarına güzel bir gelecek sunma hayali dahi kuramayan adama üstüne bayrak kulağında ezan oldukça şükretmesi gerektiğini telkin ediyor ve ilginçtir "ben niye fakirlik ile sınanırken, o sırf yandaş diye 3 maaş alıyor, dün kurulan tabela şirketine milyonluk ihaleler veriliyor ? sen neden saraylarda yaşıyorsun ?" diye de sormuyor. işte burada da bütçede tüm bakanlıkları katlayan diyanetin din soslu afyon özelliği devreye giriyor. bir bakıma aslında türk insanı genel olarak ne hak ediyorsa onu yaşıyor ama bir kesim de arada kaynıyor durumu var.
    ben ülkemde artık suriyeli istemiyorum mesela. neden ? savaş bitti artık ülkelerine dönebilirler. ama dönerlerse ne olur kağıt üstündeki mazlum edebiyatı biter, buraya yapılan harcama adındaki örtülü soygun azalır ama durun belki de dış güçlerin anadolu'yu bozma planları sıkıntıya girer ? pandemi sürecinde kendi vatandaşına 1 hafta evde kal ben sana bakacağım diyemeyen hatta üstüne de "herkes 10 lira ateşlesin" diye e ban dağıtan "bir devletin suriyeliler için 40 milyar dolar harcadık bir 40 daha harcarız deyip benim vergim üzerinden şov yapmasına bir ben mi uyuz oluyorum bilemiyorum ?

    konu suriyelilerdi buraya neden geldi demeyin, bunların hepsi linkli ve birbiri ile örtüşen konular.