debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. 11 ağustos 2019 almanya market fiyatları

    böyle hayatın anlamını silkeyim.
    sürünüyormuşuz resmen amk.
    17 yıldır akpye veriyorum artık oyum merkel'e.

  • 2. sözlük yazarlarının saat markaları

    sene 2000. o zamanlar kırtasiyelerde polo marka demir kordonlu bir saat satılıyor ve almayanı dövüyorlar.ben de gittim aldım. evde hasta yatan babama gösterdim. oğlum dedi bu saatler çakma. ben iyileseyim, ayağa kalkayım , sana seiko alacağım dedi. babam ayağa kalkamadı. iki ay sonra öldü. aradan 19 yıl geçti ve ben bir kaç ay önce bir avm de bir anda saatciye girdim ve seiko saatlere bakmak istiyorum dedim. kendime bir tane aldım. babam alamadı ama ben kendime aldım. bu yüzden bir kaç aydır saat seiko dur benim için. en iyi saat seiko dur.

  • 3. emlakçı kira komisyonunu ev sahibinden almalıdır

    emlak sektöründeki mantık hatasını bir nebze hafifleteceğini düşündüğüm önermedir.

    şöyle ki, herhangi bir alışverişte yancılık, kazanan kişiye karşı takınılan bir tavırdır. örneğin ben elmamı toptan pazarcıya veriyosam pazarcı müşteriden ekstra komisyon alamaz, ha bu aracılık durumu fiyata yansır ama satıcının aldığı para mal sahibinin kazancından kesilir.

    şimdi ben kiracıyım, para harcıyorum, ev sahibi de malını kiraya verip para kazanıyo. neden kiracı komisyon veriyo da para kazanan ev sahibi herhangi bi ücret vermiyo? ha diyeceksiniz ki "evi tutan kişi ihtiyaç duyduğu için para vermeli ve verilen para, danışmanlığın da içerisinde olduğu hizmet bedeli", e ihtiyaç sahibi bir tek evi kiralayarak tutan mı? evini kiraya veren kişi de emlakçıya, evinin kiralanması ihtiyacının giderilmesi için başvurmuyo mu? bu noktada; örneğin komisyon tutarı yarı yarıya bölüşülelir, farklı öneriler olabilir fakat bu sektördeki haksız kazanç noktasında komisyon bedelinin ev sahibinden alınmasının, bahsedeceğim sorunun önüne bahsedeceğim şekilde geçeceğini düşünüyorum.

    evi tutan kişi biri komisyon biri ilk ay kirası biri depozito olmak üzere 3 kira bedeli eve yerleşirken peşinen öder (genelde böyledir). e bunun yerine ev sahibinin ilk ay kirasını emlakçıya, evini başkasına kiraladığı için vermesi, depozito parasını da kendisi alması daha mantıklı değil mi? bu şu sorunun önüne geçer: mesela ahmet ev sahibi, evini 1000 liraya kiraya veriyor ve ilan asmış çevresine durumu duyurmuş. emlakçı aykut da durumdan haberdar olmuş, almış bu evi portföyüne, kiracıyı da bulmuş, ahmet'e diyo ki "o iş bende sana dokunan bi şey yok zaten". tamam, benim diyen ahmet vermez evi ama bazı noktalarda evi tutan kişi de zor durumda olabiliyo, bu durumda herkes "tamam" derse her şey düzgün mü olmuş oluyo? he belki evi kiralayan öğrenci mehmet, ahmetin o bölgedeki bakkal arkadaşından duyacaktı ilanı ve o şekilde evi tutacaktı.. (mevcut düzen buyken ve kabul edilmiş hali bu şekildeyken emlakçıdan ev bulup bin bir dolapla emlakçıyı aradan çıkarmaya çalışanları da haklı bulmuyorum, yani yanlı konuşmak değil niyetim)

    heh bu noktada komisyonun ev sahibinden alınması, aykutun o ilanı portföyüne bu şekilde katmasının önüne bir nebze geçer; çünkü bilir ki ahmet böyle bir durumda "hayırdır gardaş ben sana ne parası vereyim" der çünkü ahmet evi aykuta vermemiştir, ha bu şekilde de ikna süreci olur mu? olabilir ama en azında para zaten harcayandan değil, kazanandan çıkmış olur. en kötü komisyon ikiye bölünsün olm ahmetle mehmet arasında bu ne lan! ama şimdi mevzunun, hem ahmet hem de mehmet'ten tam olarak alınması riski aklıma düştü, hiç ırgalamasak mı... nyse ya

    edit: paragraf düzeni (akışa kapılmışım affola)

    edit2: imla (haklı eleştiriler geldi. onu diyen aykut olm, ahmet'e. uykuluydum, değil benim türkçem kötü mötü)

  • 4. sözlük profiline kendi fotoğrafını koyan yazar

    size ne lan dallamalar. ben de koymuyordum, bugün koydum. eskiden koyanlara birşey demiyordum şimdi de demiyorum.
    size ne ha size ne?
    her boka karışın. giren çıkan mı var size? bakmazsın profile, ya da baksan ne oluyor? aransa size ne? aramasa size ne? salçamı oldu? taciz mi etti? sevgilin mi? karın mı kocan mı?
    tee allahım ya bir de bu çıktı.
    edit :birazdan kafama eser silerim.

  • 5. sol el ile yemek yemenin dinen sakıncası var mı

    efenim bu araplar malumunuz elleriyle yemek yerler. malum yerlerini de elleriyle temizlerler. hijyen konusuna da çok dikkat etmedikleri için sol ellerine pis işleri atamışlardır. durum bundan ibaret. burda asıl anlamadığım konu bunu kim yada kimler din adına bir gereklilikmiş gibi gösterip, bu şekilde uydurma hikayeler anlatarak, halk arasında yaymaya çalışıyor? islam dini evrensel değil miydi? arap kültürünü de yanında bonus olarak almak zorunda mıyız?

  • 6. türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi

    geçmişte gelişmiş toplumların ödediği bedellerin ödenmemesi ve geleceğe dair herhangi bir yatırım yapılmaması.

    şu an hemen herkes yapabileceği kadar vurgunu yapıp def olup gitme derdinde. günah, etik, ahlak, hukuk falan kimse tınlamıyor. devletin, yatırımcıların veya halkın yarına dair hiçbir tasarruf planı yok. herkes ufak hesaplarla günü kurtarma derdinde.

    gelecek çok karanlık.

    yazık.

  • 7. kız arkadaşın starbucks'ta garson olduğunu sanması

    bir de üstüne, "bu kadar dingil toplanmışınız garson bile yok bi kahveye 15 lira vermeye yarim saat ayakta sıra bekliyosunuz yapacaginiz isi sikeyim" dese öp alnindan evlen dediğim kız arkadastır.

  • 8. çalışılan pozisyonlar ve maaşları

    lokasyon : izmir
    meslek : kimya müh
    pozisyon : üretim müh
    tecrübe : yeni mezun (2 ay)
    maaş : 3250tl (net)
    8-17 c.tesi pazar tatil

    bu işsizlikte iş bulduğumuza şükreder hale geldik. tecrübesizlikten para konuşamıyoruz ki bulduğumuz işe girdik.

  • 9. radamel falcao garcia

    'diagne kadar gol atamayacak adam alıyorsunuz' ne demek lan? 5 tane mi attı diagne?

    şimdiye kadar kim diagne kadar gol atabildi ki? rvp mi, anelka mı, drogba mı, gomez mi, jardel mi?

    hangisi diagne'den daha kötü oyuncuydu peki? bu nasıl anlamsız bir argümandır amk.

  • 10. en güzel kız isimleri

    başlığa yazılanlara şöyle bir baktım, bunu beğenen bunu da beğendi:
    (bkz: elit kesimin çocuklara koyduğu sikimsonik isimler)

  • 11. kız arkadaşın eski sevgilisi ile tatile çıkması

    (bkz: bütün gavatlar toplandık)

  • 12. evlenecek erkek bulamamak

    yazmayayım yazmayayım dedim dayanamadım.

    bu başlık altında bıkmadan usanmadan aynı kalıpla yazan 3 tip gerizekalı kitle var.

    1- bulmak isteyenler bi yeşil uzağınızdayım diyen gerizekalılar. amk malı sen kimsin ya? özgüvenini siktiğim öküzü.

    2- ben vardım ama beni de karım kaptı hehehe diyen sikikler. olm sidikli karın seni kaptıysa kendini adamdan mı sayıyosun amk sığırı?

    3- 25 yaşına kadar şöyle piçlerle takıldınız şimdi bulamazsınız tabi oh olsun diyen sözüm ona ilahi adaletçiler. adam aynaya bakmıyor, tipsizliğinin, ezikliğinin, zevksizliğinin farkında değil ama kendince egosunu tatmin ediyor. ben böyle eziklik görmedim.

    bu 3 tip maalesef bu başlık her hortladığında bıkmadan usanmadan zırvalarını kusmaktan vazgeçmiyor. mesaj atıp hakaret, küfür etmemek için zor tutuyorum kendimi. geriyosunuz olm bak beni.

    neyse. evlenecek doğru insan bulamamak her iki cins için de mümkündür(tanım)

  • 13. 11 ağustos 2019 fiorentina galatasaray maçı

    ulan lig maçları paralı,avrupa maçları paralı, hazırlık maçları paralı ne kaldı geriye? kalan ziraat kupası o da bi halta benzediği yok!

  • 14. tv'de son 30 yıldaki en başarılı 3 yapım

    anket-i memnu
    anketler vadisi
    anket ç.

  • 15. bayram namazına gitmeyen erkek

    normal erkektir.

    çocukken müslümandım ama bu namazı hiç sevmezdim.

    sabahın dip köründe kalkılır. abdest almış numarası yapılır. tıklım tıklım dolu bir camiye gidilir. büyük ihtimal yer kalmamıştır, o yüzden dışarıdaki sedirlerde bir köşe kapılır. oturulur.

    imamın çılgın vaazı dinlenir. kudüs'ü kurtarmalıyız, yahudiler göttür, müslümanların uğradığı zulüm, bombalar, gençlerin ahlaksızlaşması, otuzbircilik, yanda burnunu karıştıran adam, öndeki ıslak çoraplı adamın transparanlaşmış topuk bölgesi (ki yürek hoplatır), hemen solda kulağını haşince kaşıyan adam, bir anda kompresör motoru gibi "kğkhğgkğghgh" yapan büyük burunlu dedeler, periyodik olarak "allllllıahh...." diyen zengin ruhlu dedeler... muhakkak ki allah evlenmeden sevişmeyi, gülümsemeyi ve tüm eğlenceli şeyleri yasaklar, korkasınız diye sizlere cehennem azabıyla ilgili tasavvurlar verir. aman ha.

    sonra namaz kılınır. burda bazı orospu çocuğu amcalar seni ön saflara çağırır zorla. göt göte namaz kılarsın. secdeye inince aniden gelen yoğun çorap kokusunun da etkisiyle halıda/hasırda eline gelen kırıntıları düşünmeye başlarsın. bunlar ne acaba, sertleşmiş sümük mü, takva taneleri mi... sübüsüs... sübüsübüb... sübübübüsüs... (secdenin sesi)

    namazın son oturuşunda bi tane dede yerden bi kırıntı alır ve cebine koyar, ama çaktırmadan böyle. hop.

    namaz bitince oturursunuz ve sürreal anlar başlar.

    yaklaşık 3405 defa:

    allahuekber allahuekber
    la ilahe illallahuallahuekber
    allahuekber velillahilhamd

    diye şarkı söylersiniz.

    bu kısmı severdim aslında. ruhani bir havası var. sanki ben dahil 400 tane slip donlu davar hep birlikte göğe yükselirdik. koro halindeki dini melodilerin gücü böyle bir şey. kabenin etrafında yapılan "lebbeyk allahümme lebbeyk" olayı da hoşuma gitmiştir hep.

    neyse, bu güzel sürreal anlardan sonra bir şeyler daha olur tam hatırlamıyorum ve olay biter. insanlar tokalaşmaya ve bayramlaşmaya başlar. babanı beklersin. el öpersin. kötüdür.

    ama ekmek alırsınız babayla. eve gelirsiniz. yaşınız küçükse, abiniz, ablanız, anneniz falan evdedir. gözlerini ovarlar, gülümserler. sıcak ekmek kokusu eşliğinde kahvaltıyı beklerken ablanla boğuşmaya başlarsın.

    kafam karıştı bak. küçükken bayramlar güzeldi sanki, ama geçmişin illüzyonu da olabilir.

    ancak bayram namazı hiçbir zaman güzel olmadı.
    daha kötü olan tek şey teravi namazı. ancak o anılarıma girersem titreme krizi geçirebilirim.

    iyi bayranlar, sevgiler, öpdüm.

  • 16. 10 ağustos yapıkredi originals chargeback rezaleti

    eski bir bankacılık, hatta özellikle kredi kartları süreçleri denetçisi olarak hayretler içinde kalmama neden olan olaylar silsilesi; yeşillendirdim.

  • 17. pitbull besleyene 7 bin 802 lira ceza

    allahuekbervuhuu dediğim olay. su veren itfaiyenin hortumunu siksinler.

    ara ara sırf bunun için moda sahil'e falan inip gördüğümü polise ispikliicem amk. şöyle götünüze haşırt diye bi' girsin de, bi' daha kafanıza esen her yerde öyle tasmasız falan dolaştırabiliyor musunuz bakalım.

    ulan sırf bunun için daha sık park bahçe dolaşıcam. artık hayat misyonum pitbull ispiklemek. istanbul'da son pitbull sahibi de ceza yemeden emekli olmicam bu işten.

    polisten değil, siz benden kaçın! hıdıdı hıdıdı hoşt bitch!

  • 18. kız arkadaşın oral seks yapmaması

    (bkz: oralı olmamak)

  • 19. 17 yıldır kimsenin yaşam tarzına karışılmaması

    etek giydigi icin kezzap atilanlari, ramazanda sigara icti yemek yedi diye dovulenleri, sokakta alkol aliyor diye oldurulesiye kadar darp edilenleri ve basi acik diye en hafif tabirle “hafif mesreplikle” yaftalananlari, 22:00 sonrasi alkol satisinin yasaklanmasini ve alkole yapilan zamlari saymazsak dogrudur.

    amk sizin. karisilmiyormus.

  • 20. ölene kadar yiyebilirim yemekleri

    köy tavuğu, bol tereyağlı pilav ve anne yoğurdu

  • 21. ekşi itiraf

    işsizlik mi yoksa ölüm mü diye sorsalar kesinlikle ölüm derdim. hayata veda ettikten sonra insanlar tarafından unutulmak önemli değil ama yaşarken kimse tarafından varlığının hatırlanmaması onur kırıcı.

  • 22. baba öldüğünde cenaze namazını kılma sorunsalı

    baba bunu istiyorsa oğlun görevidir, babanın son isteğini yerine getirmek dinlerüstü bir şeydir

  • 23. 140journos'un kesinlikle bir şeyler oldu videosu

    bu kadar büyük bir potansiyeli kullanamamış videodur. ne yazık ki olmamış,

  • 24. sözlük erkeklerinin yakışıklılık dereceleri

    mustafa keser ile mahmut tuncer arasinda bir yerlerdeyim.

  • 25. internetten tanışılan kişiyle görüşmek

    artık hiç sevmediğimdir.
    internette takılan erkeklerin sağlıklı olmadıklarını düşünüyorum.

  • 26. yaş ilerledikçe anlamını yitiren şeyler

    hayat

  • 27. bayram namazına diye gidip dolanıp geri gelmek

    sözlükte devrim yapıp, hükümet deviren yazarların evde kedicik olduğunu gösteren hadise.

    bayram namazını kılacak olanların şimdiden namazlarını allah kabul etsin.

  • 28. amelelik kası vs spor salonu kası

    body buildingle uzun sure ciddi manada ilgilenmis biri olarak tonlarca yabanci makale okumus olmama ragmen aslinda ayni kas oldugunu bilsem de buzdolabimi poset gibi tasiyan 65 kg suriyeli ameleyi gorunce az soka girmemistim.

  • 29. eski sevgilisinin fotoğraflarını silmeyen insan

    ben hiç silmedim bugüne kadar eski sevgilimle fotoğraflarımı. eski hard diskimde duruyor hepsi. unutamadığimdan değil, belki şimdi benim için taze sayılır bu fotoğraflar ama 20 sene sonra hepsine bir göz gezdirmek isterim. duygulanmak, ne kadar yaşlandığımı fark etmek, unuttuğum detayları hatırlamak, güzel şeyler.

  • 30. kurtlar vadisi

    bundan 1 ay önce izlenebilecek en kısa sürede izleyip bitirdim. kesinlikle türkiye de yapılmış en iyi dizi. bu kadar iyi olduğunu bilmiyordum. ön yargılı olanlar bunu yıkmalı ve kesinlikle seyretmeli.

    97 bölümü üçe ayırmak istiyorum. ilk sezon kesinlikle en iyisi. derin devlet ve konseyin işleyişi gerçekleri gözünüze sokuyor. aslında notlar alınıp uzun uzun analizi yapılması lazım. nokta atışlar var ilk sezonda. çakır zaten çok iyi bir karakter ama polat da ilk sezonda bence en iyi yansıtılan karakterdi. görünüşü, sesi ve tavırları çok doğal ve sempatiklik katıyordu. ikinci sezonla beraber dizinin işleyişi ve polatın sesiyle beraber karakteri de değişiyor. hatta çok güzel bir yorum vardı ikinci sezonla ilgili. derin devlet işleyişi dizi de değişiyor ve bu konuları en çok konuşan deli hikmet uzun bir süre konuşmuyor. izleyicilere susturulduk mesajı veriliyor. buna ben de katılıyorum. gerçekten bir anda dizi değişip çakıra ve hapishanedeki olaylarına ve semt kabadayılarına dönüyor. üçüncü kısım ise; osman sınavın diziden ayrılışıyla beraber diziden götürdüğü oyuncular. çakır, aslan bey, seyfo dayı ve karahanlı da diziden çıkıyor. evet bu dizi uzun süreli planlanmış bir dizi ama bu oyuncuların ayrilisiyla dizi bir kademe düşüyor. karakterlerini çok iyi yansıtan oyuncular. sonra zaten polat üzerinden finale gidiyor ve sharon stone ve andy garcia nun da dizide oynamasıyla dizi zirve yapıyor. diziye müdahaleler olduğunu düşünsem de, iniş çıkışlar olsada türk dizi tarihinin kesinlikle en iyisi. süre bakımından da zaten 60 dakika civarı ile tamamen kaliteyi bize sundular. çok uzun diye düşündüğüm dizi süresi meğerse ideal süredeymiş.

    dediğim gibi tek tek notlar alıp burada paylaşmak lazım ama polatın baron olduktan sonra diğer konsey üyelerinden bilgi alma bölümü kesinlikle izlenmeli. aslan akbey bölümleri 1 saniye bile atlanmamalı. vs. vs.

    bir de deli hikmet komisere; 2007 yılında cumhurbaşkanlığı seçiminde kime oy verecen diye soruyor, komiser de cumhurbaşkanını biz seçmiyoruz ki diyor. deli hikmet de; bugün biz seçmiyoruz, gelecekte bizim secmeyecegimiz ne malum gibi diyaloğu dizinin nokta atışlarından biri.

  • 31. 11 ağustos 2019 çanakkale orman yangını

    yanan araziye ağaçtan başka bir şey dikenin avradını sikeyim.

    ekleme: otel veya maden rüyası görenlere de “gördüğü düşü hayra yoranın da avradını sikeyim” diyorum.

  • 32. instagram'a bakarken kullanılan en popüler cümle

    bu ne aamına

  • 33. eren bülbül

    kürt terörünün şehit ettiği türk evladı.

    eren’nin ve onu korumak için üstüne kapanan, 41 yaşında, bedeninden 41 kurşun çıkarılan astsubay ferhat gedik’in ruhları şad olsun.

    intikamınız alınmış. umarım huzur içinde uyuyorsunuzdur, gariban coğrafyanın gariban çocukları.

  • 34. 3 ağustos 2019 gölbaşı vilayetler evi rezaleti

    üst edit sonradan ne yaptınız diye çok soruldu. (iyi dileklerini ileten arkadaşlara ayrıca çok teşekkürler)
    işimizi gücümüzü bırakıp pazartesi/salı ankara kazan biz kepçe yeni salon aradık. bir kaç tanesinde aynı tarihte ertelenmiş veya iptal edilmiş düğünler vardı. insanlar genelde 2020 için aradığımızı sanarak hemen uygunuz diyorlardı :)
    sadece bir salon ise vilayetler evini bıraktığımızı duyunca hiç şaşırmadı, bu sene oradan 3 tane düğün aldıklarını söyledi.

    çarşamba günü bir otelle * anlaştık, perşembe günü müzik, fotoğraf, organizasyon halledildi ve tüm misafirlere değişiklik bildirildi. çok çok stresli bir haftanın sonunda cumartesi düğün gerçekleşti.
    bir yakınım sayesinde ise konaklama işini de en az hasar alacak şekilde atlattık.

    rezalet
    rezalet başlıklarından ve düğün maliyeti hesaplarından sıkıldığınızı biliyorum, ama yapılan bu haksızlığı bir yerlerde duyurmadığım her gün biraz daha huzursuz oluyorum. yaşanan olayı olduğu gibi aktarmaya çalışarak, yargıyı siz değerli sözlükçülere bırakacağım, ama önce bir sene geçmişe gidelim.

    2018 ağustos ayında nişanlımla beraber ankara'da 2019 yazı için bir düğün yeri arıyorduk. konaklama imkanı olan ve yemekli/içkili bir yer ararken tavsiye üzerine gölbaşı vilayetler evine uğradık. tüm detaylarda (yemek/içki dahil) anlaştık, el sıkıştık ve özellikle 3 ağustos 2019 gününü rezerve etmek için anlaştığımız fiyat üzerinden kapora ödemesini havale olarak yaptım. sözleşme yapmak için birkaç ay beklememizi önerdiler. çünkü 'erken rezervasyon' yaptığımız için sözleşmeyi istersek 2018 fiyatlarından, istersek de 2019 fiyatlarından yüzde 10 indirimli olarak yapabileceğim söylendi. güya 2019 fiyatları belli olunca ben ikisi arasından daha ucuz olanını seçme hakkına sahip olacaktım.

    2019 şubat ayında resmi sözleşme için tekrar gölbaşı'na gittim. tahmin edebileceğiniz gibi yazın verilen ilk söz tutulmamıştı ve biz sözleşmeyi daha yüksek olan fiyattan yapmak zorunda kaldık. kurumun buna olan mazereti gelen yeni yönetimin kesinlikle eski fiyatlardan sözleşme yapmak istememesiydi. kaporası ödenmiş bir hizmetin fiyatının artmaması gerekse de, “bir hata yaparak” taviz verdik. zira konuklarımız hala otelin içinde indirimli olarak kalacaktı ve vilayetler evi bizim getireceğimiz içkileri ücretsiz olarak servis edeceğini tekrar tekrar belirtmişti. yaptığımız sözleşmede bu hizmetin ücretsiz olduğuna dair bir madde bulunmuyordu, fakat mekanda alkollü içki servis edildiği diğer sözleşme maddelerinde apaçık yazıyordu.

    2019 şubat ayında gölbaşındaki tesiste otel rezervasyonu da yaptırdım, içim rahat bir şekilde tüm konuklara yerlerinin hazır olduğunu, ankara'ya gönül rahatlığıyla gelebileceklerini söyledim. insanlar yurt içi ve yurt dışından uçak biletlerini aldılar. maalesef bu konuda da vilayetler evinden bir kazık yedim. bana açıkça belirtilmemesine rağmen odaların bir kısmı gölbaşı'nda, bir kısmı anıttepe'de rezerve edilmişti ve bunu düğüne 6-9 gün kala tesadüf eseri parça parça öğrendim. hatta şubat ayından beri üstüne basa basa kaç oda istediğimi papağan gibi tekrarlamama rağmen bazı misafirler açıkta kalmıştı!

    düğüne 6 gün kala yemek tadımı için tekrar gölbaşı'na gidildi. en büyük kazığı sona saklamışlardı. şubat ayından sonra tekrar yönetim değişmişti ve yeni müdür mekanında alkollü içki tüketilmesine katiyen(!) tahammülü olmayan biriydi. ve biz bu bilgiyi ancak ve ancak düğüne 6 gün kala, satın aldığımız içkileri ne zaman getirelim diye sorduğumuzda öğrendik. bir sene içinde ikinci kez yönetim değişmişti ve ikinci kez mağdur oluyorduk. yasaklamanın bizden kasıtlı olarak yaklaşık 3 ay boyunca saklandığından eminim, zira gün geçtikçe düğün yeri ve konumunda değişiklik yapmamız zorlaşıyordu. hukukun temeli olan ahde vefa ilkesi göz göre göre keyfi olarak çiğnenirken, muhattaplarımız bizim sabrımızı giderek taşırıyorlardı. bir yetkili, arkadaşlarınızın olduğu 3-4 masaya servis edelim, geri kalan misafirler için düğün içkisiz olsun gibi bir öneride bulundu. biz buna istemeden razı olsak da karar mercii olan müdür bey hazretleri gece bizim düğüne kontrole geleceğini ve bir masada bile alkol görürse şalteri indirip, düğünü iptal edeceğini söyleyince tüm ipler koptu. iş artık alkollü/alkolsüz farkından çok mekanın kalitesizliği ve saygısızlığı seviyesine gelince tüm maddi ve manevi riskleri göze alarak düğünü iptal ettik. süreç farklı gelişseydi, belki bir taviz daha vererek düğünü içkisiz yapmayı da kabul edebilirdik ama anlattığım tavırlara sahip insanlarla iş yapmak artık mümkün değildi. bana kişisel olarak en çok koyan, saflığımı sorgulatan ve en büyük ders olan konu ise en başta şartları konuşurken gördüğümüz muamele ile biz onlara mecbur kalınca (davetiyeler basılmış, konuklar çağırılmış, düğüne saatler var) yapılanın arasındaki derin farktı.

    bize dayatılmaya çalışılan bu rezaleti benzer süreçte olan insanlara duyurmayı kendime bir borç bildim. herhangi bir yönetim gelecekte yapacağı etkinlikleri kendi isteklerine göre düzenleyebilir ama yapılmış yazılı ve sözlü sözleşmelere hem ahlaki olarak hem de hukuksal olarak uymak zorundadır. düğün ve 2018'deki daha ufak bir nişan dışında zaten bir etkinlik yapmadık, tek amacımız arkadaşlarımız ve ailemizle beraber güzel bir kutlama yapmaktı ama vilayetler evi sayesinde burnumuzdan geldi. 300 misafirimiz ve içkilerle otelsiz/salonsuz ortada kalmıştık, düğün tarihine sadece 5 gün vardi, ailecek cok sinirli ve mutsuz bir ruh hali içindeydik ama bize emr-ı vaki ile yapılan gerici dayatmaya boyun eğmemenin ufak da olsa bir huzuru vardı.

    edit2 fesih sözleşmesini detaylandırmak istedim:

    yukarıda yazdığım gibi ilk sözleşmede açıkça benim getirdiğim içkiyi ücretsiz dağıtacaklar diye bir madde yok. ancak mekanın servis ettiği alkolün kdv'si ile ilgili bilgilendirme var ve bu da alkolün serbest olduğunu yazılı olarak kanıtlıyor.
    kesinlikle yasak olan birkaç madde var: patlayıcı, silah, konfeti, davul, zurna vb. alkol bu listede de yer bulmuyor.

    ve biz yüzyüze olan konuşmaları da kimseyle başbaşa yapmadık, bir çok şahidin önünde içkimizin dağıtılacağı söylendi. bunu yazıya dökmemeyi kendi hatam olarak kabul ediyorum, fakat yazıya dökülmüş olan kısmı da yeni yönetim için kabul edilemezmiş. zaten vilayetler evi yönetimi yapılan anlaşmayı inkar etmiyor, sadece eski yönetimi ve uygulamalarını suçlamakla yetiniyor. iptal sözleşmesini hazırlamaya (sonunda biz de naiflikten çıkıp akıllandık biraz) hukukçu bir yakınımız gitti ve fesih sözleşmesinde iptal sebebi olarak "yönetim değişikliği nedeniyle artık alkol servisi yapılamaması" yazıyor. ortadaki mağduriyet çok açık ancak ben hukukçu olmadığım için bu durumda ne yapılır (dava vs.) şimdilik bilmiyorum. amacım kendi yaşadıklarımı anlatıp, benzer durumda olan insanların daha dikkatli olmasını sağlamak. bir kişi bile benzer durumda bunların eline düşmeden, akıllı davranarak kendini garantiye alırsa çok mutlu olacağım.

  • 35. yaşasaydı tanışılmak istenen düşünür

    (bkz: ulus baker) fazlasına gerek yok.

  • 36. eczacı hatuna yazma teknikleri

    (bkz: birer arveles alır mıyız)

  • 37. yeşil göz vs mavi göz

    dunyadaki isanlarin gözlerinin %8'i mavi, %2'si yeşil, %3' ü ise gri renkliymiş. mavinin daha fazla olmasının sebebi daha eski bir mutasyon olduğundan daha fazla yayılım göstermiş. kimilerine göre ise aslında insanda olmayan bir gen iken naendertallardan geçmiş. ikincisi daha olabilir gozukuyor cunku avrupalilarda diger insanlara nazaran neden daha fazla mavi goz goruldugune daha mantikli bir aciklama getiriyor. avrupalilarin yaklasik %40'ı mavi gozlu ve amerika'da bu oran daha da yuksek ve gitgide de artacak gibi gozukuyor. yesil goz ise cok daha yeni bir goz rengi; bronz caginda ortaya ciktigi dusunuluyor. kafkasya'da ya da afganistan'ın kuzeyinden cikmis olabilir. ulkemizde yesil goze mavi gozden daha cok rastlaniyor yesil goz renginin cikis noktasina yakin olmasindan oturu. yesil gozun bir enteresan ozelligi de su kadinlarda gorulme orani erkeklerden daha fazla. yani yesil gozlu biri olmak dunyada cok az erkegin sahip oldugu bir sans.

  • 38. dm çocuklar üzerinden haksız kazanç sağlamak

    dava açılmış, araya giren hatırlı kişilere kulak asılmamış. çok güzel. şimdi bir de üstüne bu o...rman çocuklarına kallavi ceza çıkarsa harika olacak. ulan herşeyi geçtim de, hem hasta, hem de çocuk. bir de üstünden devleti dolandır. yeminlen götündeki donu bile alıp çırılçıplak hapse atmadıktan sonra vereceğiniz cezaya tüküreyim.

  • 39. suriyelilerin az olduğu yerler

    (bkz: suriye)

  • 40. söz nişan nikah kına gecesi düğün istemeyen kız

    evlenme teklifini reddetmiş olmasın?

  • 41. ösym'nin 377 milyon lira kar etmesi

    ülkede kâr etmesi gereken, devletin yoktan var ettiği kurumlar bir bir satılıyor; ancak maddi bir kaygısı olmaması gereken ve kimseyi dara düşürmemesi gereken ösym, topladığı sınav katılım ücretleriyle 9 haneli kâr bedelleri açıklıyor.

    paranormal bir ülkeyiz.

  • 42. bayramın 1. günü açık dükkana gidilmesin

    hııı bayram diye hayat dursun amk.
    ülkede sadece müslümanlar yaşamıyor.

  • 43. 35'lik rakı+250 gr peynir+ kavun+neşet ertaş

    neşet ertaş hariç geri kalanın %60'ı vergidir.

  • 44. hamile eşinin memesinden süt içen erkek

    ya su islam inancinin geregini yazip duranlar cok normal de esinin memelerinin tadini her sekliyle cikaran adam mi sapik oluyor ya?

    gercekten igrencsiniz yok kardesi olurmuş yok sut cocugu olurmus yok nasil bunlari kusmadan dile getirebiliyorsunuz? vajinasinin sivisini yaladigin kadinin memesinden cikan sutten igrenmek artik sut anamsin diye histeri krizleri yasamak falan nasil bir hastalikli tarikatsiniz siz?

    findik beyninizi ilgilendirmeyen bir erkek.

  • 45. karşı tez üretmek yerine küfür etmek

    sigara zamlarının konuşulduğu bir ortamda kadının biri "binali yıldırım'ı seçmediler böyle oldu" dedi. ben buna karşı tez üretip bu kişiyle bir tartışmaya girmem. kendime olan saygım engeller beni. karşı tez üretilesi savlar vardır küfür edilesi savlar vardır. insanlar küfürü hak eden savlara sahipse hiç çekinmeyin edin.

  • 46. 11 ağustos 2019 manchester united chelsea maçı

    seneler sonra manu taraftarı sağ ve sol bek pozisyonlarında aynı anda orjinal mevkisi orası olan oyuncuları izliyor.
    sağ açıktan bozma sağ bek valencia , zaman zaman sağ bekte , zaman zaman sol bekte oynayan hücum kanat young , stopermi,ön liberomu,sol bekmi ne olduğu belli olmayan blind , vitaminsiz darmian'dan sonra , gerçek beklerle oynadıkları ilk maç.

  • 47. ülken için savaşmak ister misin

    gazi mustafa kemal paşa’nın; 2 mart 1923 tarihinde; türk ocağı’nda adana çiftçileri tarafından verilen ziyafette yaptığı konuşmadan bir bölüm:

    “behemehal şu ve bu sebepler için milleti harbe sürüklemek taraftarı değilim. harp zaruri ve hayatî olmalı. hakiki kanaatim şudur: milleti savaşa götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. öldüreceğiz diyenlere karşı “ölmeyeceğiz” diye harbe girebiliriz. lâkin milletin hayatı tehlikeye maruz kalmayınca, savaş bir cinayettir.” 15 mart 1923

    gazi mustafa kemal atatürk

  • 48. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    şu yazılan son mesajlara bakınca iyice 900'lü hatlara çevirmişler başlığı. buradaki zavallılara birkaç önerim var, ilk olarak başlığı dertleşmeye gerçekten ihtiyacı olanlara bırakıp siktirin gidin, ikinci olarak tinder falan gibi amacınıza uygun programlar kullanın(orada iş yapamayıp buralarda medet uman tipler olması muhtemel gerçi) ve son olarak annenize söyleyin sizi bir şekilde evlendirsin.

  • 49. kurban eti yiyip ateistim diye geçinmek

    aramaya inanmayıp sözlük yazarıyım diye geçinmek ile yarışır bir eylemdir.

    (bkz: kurban etinden yiyen ateist)
    (bkz: hunharca kurban eti yiyen ateist)
    (bkz: kurban bayramında hunharca kavurma yiyen ateist)
    (bkz: kurban etinden yapılan kavurmadan yiyen ateist)

    bir suserımız gönderdi, dahası da varmış...
    (bkz: ateistlerin kurban bayramında et yemesi)

  • 50. 2002'de asgari ücretin 117 dolar olması

    hesap doğru olabilir, lakin çıkarım yanlış..!
    hiç alım gücü, rakı, altın, sigara kıyaslarına girmeyin onlar da yanlış. neden mi, hemen kaçmayın açıklayayım..

    asgari ücret ne demek kendinize bir sorun bakalım..?
    asgari ücret hiç bir yeteneği, zanaati, tahsili olmayan insana verilen en düşük maaş demektir.
    yani ilkokul mezunu da olabilir, hiç bir katma değer sağlamayan telefonlara bakan insan da olabilir.
    bu tip çalışana verilecek maaş haliyle minimum yani adı üstünde asgari ücret olacaktır.
    refah göstergelerinden birisi asgari ücretin ne kadar olduğundan ziyade asgari ve buna yakın ücretlerin normal ücretlere oranının az olmasıdır.
    o yıllarda bu durum hakikaten bu şekle daha uygundu.

    bakın öğretmen diğerlerine göre en az maaş alan meslek grubudur.
    asgari ücret ile kıyas edelim.

    2002 yılı:
    asgari ücret 163 lira
    öğretmen maaşı 635 lira (ek ders ile)
    2019 yılı:
    asgari ücret 2000 lira
    öğretmen maaşı 4000 lira (ek ders ile)

    yani 2002'de bir öğretmen asgari ücretin yaklaşık 4 katını alırken şuan sadece 2 katını alıyor.
    doktor, mühendis olayını ise varın siz hesap edin. 2002 de bir mühendis yaptığı işe ve tecrübesine göre asgari ücretin rahat 4 veya 8 katını kazanırken günümüzde asgari ücrete talim eden mühendisler var.

    yani bazı arkadaşların dediği gibi babam ücreti ile ev geçindiriyordu annem çalışmıyordu durumumuz bundan iyiydi vs. sebebi budur.
    kaldı ki rakamlarla oynarsınız dolarda da az da olsa enflasyon var. açın bakın abd de bile 50-60 sene önce 1000 dolar büyük para iken şuan bir şey değildir.
    17 sene öncesinden bahsediyoruz. düşünün internetin, akıllı telefonların olmadığı bir dönemden.. 17 sene öncesi ile kıyas yapmak abes ile iştigaldir. hele hele 17 sene öncesine göre bazı rakamlarda ileri gittik demek cehaletin dik alasıdır. 20 sene önce yiyecek pirinç bulamazken şuan bize teknoloji satan ülkeler var. kore, tayvan, singapur, irlanda, endonezya, malezya vs vs.