gayette getiriyor. bu avam fakir cümleler ile başarısızlığa ve tembelliğe rol biçmek fakirlik genini taşıyanların temel özelliğidir.
mhrs randevusu almak atomu parçalamak kadar zorken, sağlık sistemi içinde caretta caretta kaplumbağası gibi hedefine ulaşmak için ölmeme mücadelesi ediyorsun. teşhis süresi için 2-3 hafta tedavi için aylarca süren bir sağlık sistemi içinde , cebinde para oldu mu köpek edersin tüm sağlık sistemini karşında ! yaşanmışı var koyun cebinize parayı özel hastaneye gidin check up yaptıracam deyin yanınıza bir sağlık çalışanı refakat edip her şeyi 1 günde hallediyorsunuz . bu mu mutsuzluk şimdi ?
Öncelikle, sitemize gösterdiğiniz ilgi ve destek için hepinize teşekkür ederiz. Sizlerden gelen geri bildirimler ve beğeniler bizim için büyük bir motivasyon kaynağı oldu.
Sozlock olarak tam 9 senedir her gün ekşisözlük'den okumaya değer içerikleri filtreleyip günlük listeler oluşturduk. Bu işi yaparken kişisel davranmadık, günün en popüler başlıklarının en beğenilen entrylerini aldık listelerimize. Üstelik bu gayretimiz hiç bir zaman ticari bir kaygı taşımadı. Yayına başladığımız ilk günden beri en ufak bir reklam yayınlamadık, sponsorluk anlaşmaları yapmadık. Sozlock üzerinden tek kuruş kazanmadık.
Bütün bunlara rağmen, ne yazık ki son dönemde ekşisözlük yönetimi tarafından alınan bot koruma önlemleri nedeniyle, ekşisözlükten entry çekme ve beğenilen entryleri listeleme hizmetimizi maalesef devam ettiremiyoruz. Bu durum ekşisözlük yönetiminin aldığı bir karar olup, tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşmiştir. Bu zorunlu durumdan ötürü yaşanan aksaklık nedeniyle anlayışınıza sığınıyoruz.
Sozlock Ekibi
-
1. paranın mutluluk getirmemesi
-
2. 6 kasım 2022 trabzonspor konyaspor maçı
on yüz milyon beleş penaltı, rakibe kırmızı kart jokeri, +20 dakika uzatma süresine rağmen laz uşaklarının kazanamadığı maçtır.
daha bu federasyon, tetikçi hakemler size ne yapsınlar da maç kazanın ya. -
3. yöresel ağızda kullanılan tabirler ve anlamları
oy sen farş malamat olasın ele tısdımbılik olasın.
gadam alam hele o heblerimi ver a.
birezim bahan da ver hele.
nedisinn?
ilk aklıma gelenler bunlar. şiveli konuşmayı sevmem ve mümkün olduğunca konuşmam da ama bu şive meselesi için herkes de köylü demek nasıl bir hadsizlik arkadaş? yukarıda birisi "bütün sözlüğün köylü olduğunu gördüğümüz başlık" yazmış. iki sorum var kendisine; birincisi ne alaka? ikincisi köylü olmak kötü bir şey mi? -
4. 1 insanın hayatı 100 bin köpekten değerlidir
sahiplenmeye götü yemeyip iki gün yiyip bitiremediği yemeği sokağa bırakanlar ve asalakları ayakta siken mama dernekleri verdi o canları. beslendikçe ürediler.
sebep-sonuç ilişkisi kuramayan primatları ikna etmek yerine direkt sokak köpekleriyle muhatap olunsa daha hızlı çözüm üretilir. prezervatif kullanmayı falan öğrenebilirler. * -
5. insanın enerjisini hızla yükselten şeyler
işe gitmemek (çalışmaya ihtiyaç duymadan kendine zaman ayırmak)
-
6. doktorlara saygı duyulmamasının asıl sebebi
ben onlara duyduğum halde onların bana saygı duymaması
-
7. 6 kasım 2022 öz erciş firması açıklaması
twitter'da denk geldiğim açıklama. @gelbanagorbeniaskinneyledi sağolsun usenmemis resim halindeki açıklamayı yazıya dökmüş. buraya kopyalıyorum.
--- spoiler ---
otobüs gibi toplu taşıma araçlarının önceden belirlenen güzergahlar ve bu güzergahlar üzerinde bulunan mola yerleri dışında, hayati tehlike arz edecek durumlar hariç olmak üzere durması, bizzat toplu taşıma sisteminin bu niteliğinden dolayı amaca uygun değildir. anayasanın 2.maddesinde türkiye cumhuriyeti,demokratik,laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanmıştır. anayasanın 14.maddesine göre,anayasada tanımlı hakların hiç biri,özellikle demokratik ve laik anlayışı ortadan kaldırma amacıyla kullanılamaz.
anayasanın 23.maddesi "yerleşme ve seyahat hürriyeti" ni ve 24.maddesi "din ve vicdan hürriyeti" ni güvence altına almıştır. buradan hareketle müvekkil şirketin,sadece bir veya bir kaç yolcu ibadet edecek diye, ibadet etmeyen ve öngörülen zamanda varmak istediği noktaya ulaşmak isteyen diğer yolcuların, bahsi geçen anayasal haklarını görmezden gelmesi şirket politikamız nedeniyle mümkün değildir.
tüm yolcuların bu prensiplere saygı duymasını beklediğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.
https://twitter.com/…?t=ij6wmavhnxaphrnkaobjhq&s=19
--- spoiler ---
edit: yaşanan olayla ilgili başlığı sabah görmüştüm ama şimdi bulamadım. başlığı gönderen olursa bu entry'de yer vereyim
edit 2: olayın nedeni şuymuş.
https://twitter.com/…?t=er3n8psdf0rbfqkiryodyg&s=19 -
8. bir erkekten görülmüş en büyük şerefsizlik
apla bu nasıl hayat. 10 sezon dizi senaryosu çıkar bundan.
-
9. 5 kasım 2022 galatasaray beşiktaş maçı
fenerbahçeli arkadaşların özgüveni çok ilginç ya, arkadaşlar siz en son şampiyon olduğunuzda bu ülkenin asgari ücretlisi kendisine kışlık mont, bot falan alabiliyordu aq
-
10. tüm evli erkeklerin eşini aldattığı gerçeği
sen ve baban namussuz olabilir ama herkesi kendin gibi sanma
-
11. türk kızını yabancı kızdan ayıran özellikler
bizimkilerin hayatlarının her aşamasının sıkıntılı olması; gece dışarı çıkarken iki defa düşünmek, her hareketini acaba yanliş anlaşılır mıyım diye düşünmek, düşünmek düşünmek... artık düşünmekten bir şey yapamayacak hale gelmek.
-
12. pfizer aşısı yaptıranların şu an düşündükleri
aşı olanlar her beraber ölse, sizinle yalnız kalmamak için yine aşı olurdum. eskiden cehalet saklanırdı, bugün gurur kaynağı oldu.
-
13. özel okul trafik terörü
çocuğunu özel okula veren her ana baba ama özellikle anneler sanki bir tek kendi çocuğu özel, okul ve trafik sadece onlar için yapılmış gibi davranıyor. avrupa'da amerika'da yasalar ve pek tabii medeniyet çerçevesinde asla yapmayacakları şekilde kuralsızca ve pek tabii saygısızca ana arterin ortasında arabası ile duruyor, park ediyor, aracı çalışır halde bırakır dörtlüleri yakıyor vs. napıyorsunuz efendim diye sorarsanız yüzünüze boş bakıyor, bazısı hak ve gururla çocuğumu bekliyorum diyor. istanbul'da net bir şekilde sabah ve akşam okul trafiği diye bir şey var ve sebebi de çocuklarını özel araçları ile okula bırakan ve okuldan alan veliler. yürüyerek kırk dakikada geçilecek yollar araba ile kırkbeş dakikada geçiliyorsa mutlaka etrafında bir özel okul vardır. buna cumartesi günleri kurs - etüt - bale - yüzme gibi türlü aktiviteleri de ekleyebilirsiniz. ülkenin eğitimsizlik ve bilinçsizlik seviyesi arşa ulaşınca pozitif ayrımcılığı hak gören ebeveynlerin davranışları gerçekten göz yaşartıcı.
eskiden sadece trafik tıkanırdı, şimdi artık can ve mal kayıpları da yaşanıyor. araç ve yaya kazaları yaşanıyor. bu konuyu iletişimle çözemediğinizde pek tabii okul yönetimine, belediyeye, emniyet müdürlüğüne, hatta cimer'e ilettiğinizde aldığınız cevaplar yaşadıklarınızdan çok farklı değil.
sevgili veliler, sadece sizin çocuğunuz okula gitmiyor ve trafik dediğin şey bu kadar sorumsuzca hareket edebileceğiniz bir şey değil.
ülke her anlamda içten içe çürüyor, kanunsuzluk ve kuralsızlık kol geziyor onu geçtim insanların kendine ve birbirine saygısı yok ama sorarsan çocuğunu özel okula gönderiyor. kusura bakmayın da bu kafayla siz nesiniz ki çocuğunuz nasıl bir eğitim alıp ne olacak? -
14. altın varaklı kafesle kahve sunumu yapan kadın
videoya bakınca gördüklerim:
ihale + rant + peşkeş + range rover + ihale + nargile cafe + kısa dar paça + babet çoraplı ayakkabı + çift maaş + ihale + ihale + vergilerimiz + ihale + ultra lüks site + tespih + ihale. -
15. mauro icardi
attığı gollerden ziyade dikkat ettiyseniz eğer beşiktaş'ın kullandığı duran toplarda 2-3 defa kafayla topu uzaklaştırdı. kafa sarı olduğu için nelsson sandım her defasında, pozisyon tekrarında baktım icardi.
yani adam sadece gol atmıyor. siklememe durumu yok. geliyor savunmasına hayvan gibi top uzaklaştırıyor. ileride hayvan gibi pres yapıyor. hatırlayın alanya maçını. tek başına it gibi bastı, seferoviç girdi götünü kaldıramadı. 2.golü yedik.
abim isteyerek oynuyor, zevk alarak oynuyor.
sevmeyen adama o bayrak elinde o turu attıramazsın.
sen bizi seviyorsun, biz seni. inşallah hikaye mutlu sonla biter. -
16. erlik
akpli olduğunu düşünmek art niyet gerektirir. bu ülkede niye bir bloktan değilsen, diğer bloktan olmakla suçlanıyorsun? adam chpyi eleştirir akpli olur, akpyi eleştirir chpli olur. mecbur muyuz sizin dayattıklarınızı düşünmeye.
-
17. 5 kasım 2022 artvin'de vurulan polis
orada, silah çekip polisi vuran adamı delik deşik etmeyen polisleri, yetkili olsam görevden alır, meslekten atardım .
adam karakolda silah çekmiş, bir polisi vurmuş ve elini kolunu ve değişik organlarını sallaya sallaya yapmış bunu. havaya ne ateş ediyorsun, direkt adama ateş etsene. meşru müdafaa bu değilse nedir?
yarın öbür gün, bizi daha kendini koruyamayan bu polisler mi koruyacak?
adam silah çekerken senin elin armut toplasın diye verilmiyor o silah sana. kimse, adamı vursa ceza alırdı falan demesin. böyle bir durumda asla ceza almazdı. adam silah çekmiş ve ateş etmiş. asla ceza almazdı ama hukuk bilmedikleri için ceza alacaklarını sanmış olabilirler. -
18. okula aç giden ilkokul öğrencileri
gerçekten son derece travmatik etki yaratan görüntülerdir.
okula aç giden bir çocuğun, anlatılan dersi anlaması yahut başarılı olması mümkün mü?
her şeyi geçtim, okulda aç olan bir çocuğun sağlığını korumasının ve büyüme çağında sıhhatli şekilde gelişim göstermesinin mümkünatı var mı?
beyaz ekmek kadar kof, şekerden farkı olmayan ve her türlü vitamin, mineral, protein ve aminoasitten yoksun olan bir mamul daha var mı?
yapılması gereken, para yardımı yapmak gibi bugüne kadar milyonlarca kere denenen ve faydadan çok zararı dokunan icraatlar ile sorunu halı altına süpürmek değildir.
yapılması gereken enflasyon, yoksulluk ve işsizlik gibi sorunlar ile mücadele etmek ve çalışanın kazanacağı bir iktisadi nizam tesis etmektir. bunun için de evvela iktidarın değişmesi, parlamenter sisteme dönülmesi, merkez bankası'nın bağımsızlığının sağlanması, ekonomi yönetiminin tamamen işbilen kişilere devredilmesi ve oy için ülkenin ekonomisini ateşe atan siyaset erbabına hiçbir şekilde müsaade edilmemesi gerekmektedir.
ayrıca kamu özel işbirliği sistemi ve kur korumalı mevduat gibi devletin ve halkın sırtında büyük bir kambur hâline gelen ve fakiri daha da yoksullaştırıp, zengini ihya edip, ortasınıfı yok eden bu garabetler de lağvedilmelidir.
yoksa yoksul insanlara para yardımı yapmak ile sorun çözülseydi, bugün fakirlik diye birşey kalmazdı.
uzun vadede ise nüfusu dengeli bir şekilde azaltmak ve 50 milyonun altına indirmek esas strateji olmalıdır.
bu ülkenin 90-100 milyonluk bağımlı bir nüfusu besleyecek takati, imkanları ve kapasitesi yoktur.
bunu anlayın artık. -
19. sigaraya yeni başlayanlara tavsiyeler
sigara her ay maaşınızın en az 1500 lirasına sebep olacak bir zehirdir. telefon faturası , kredi kartı ödemelerini hesaplarken sigara parasını da eklemek zorunda bırakır.
sigara sıcacık evinizde mışıl mışıl uyumaya hazırlanırken paketi boş görünce sizi gecenin o soğuğunda markete götürür.
sigara güzel bir kızla cinselliğin doruklarına ulaşacakken sizi yarı yolda bırakır.
sigara birisini kovalarken nefes nefese kalmanıza sebep olur. halısaha maçlarında kötü performans demektir.
sigara toplu taşımada , topluluk içinde , misafirlikte leş gibi kokmanızı sağlar.
sigara alzheimer riskini arttırır.
sigara kalp damarlarının tıkanması riskini artırır.
sigara akciğer alveollerine yapışarak nefes almanızı zorlaştırır. (sigarayı bırakan insanlar daha önce nefes almıyormuşum cümlesini sıklıkla kullanır)
daha sayardım da gerek yok. adam olana bunlar da yeter. -
20. bu saatte hala uyumama sebebi
erken uyanmak için herhangi bir sebep olmaması
-
21. kılıçdaroğlu'nun adaylığı yüzde 100 mutabakat var
halk istemiyor, bunlar kendi aralarında çalıp oynuyor. valla oy kullanmaya gitmem, umurumda da değil. nasıl olsa kararsız, akp'ye oy vermek istemeyen ve kılıçdaroğlu'ndan nefret eden bir kitle var ve bu kitle kılıçdaroğlu adaylığını görünce tıpış tıpış gidip akp'ye oy verecek ve yine akp iktidar olacak. o yüzden gerçekten oy kullanmaya gitmem aday olursa. neyse, bizi 5 yıl daha akp'ye mahkum bırakacaklar ya, allah belanızı versin.
edit: imla. -
22. yunanistan'ı fethetsek arsalar kimin olacak
kafasının içi akepe/mehepe koalisyonu gibi olan yazar sorusu.
popülizm desen var: yunan düşmanlığı
osmanlıcılık desen var: fetih
rantçılık desen var: arsa almak
beleşçilik desen var: devlete para mı verecez. -
23. psikiyatrik hastalıkların esas sebebi
psikiyatrik hastalıkların ana sebeplerinin başında din gelir. 62 yaşımdayım, dindar olup da normal bir insan olanı hiç mi hiç görmedim.
psikanaliz biliminin kurucusu sigmund freud, din yaygın bir ruhsal hastalıktır demiştir.
din, insanın ayarını bozar. gerçek ile hayali birbirine karıştırıp harmanlar, insanları din ile köleleştirir.
bu gezegende en tehlikeli insan tipi dini kullanarak siyaset yapanlardır, cahilleri din ile avlarlar. kendileri saltanat sürerken toplumu felakete sürüklerler. din ile köleleştirilen cahiller önlerine atılan kemiğin iriliği ile ilgilenirler. efendilerine biat ederler.
sabah işinize giderken ülkeyi felakete sürükleyen siyasetçilerin posterlerini billboardlarda görmek bile sizi ruhsal açıdan yaralar. tıpkı sevmediğiniz bir otun burnunuzun dibinde bitmesi gibi bir etki yaratır sizde... ana haberleri izleyemezsiniz, ekranda karşıma çıkacak, sinirlerim bozulacak diye... böyle bir ülkede ruh sağlığınızı nasıl koruyacaksınız?
herhangi bir ülkede din üzerinden siyaset yapanlar iktidar sahibi iseler, o ülkede yaşayan insanların cahil oldukları, insani gelişmişlik indekslerinin düşük olduğunu, gelişmemiş bir ülke olduklarından kesinlikle emin olabilirsiniz. ülkenin petrol gibi doğal zenginlikleri bile böyle toplumların cehaletini gizleyemez. nerede din ile yönetilen bir ülke varsa orada cahil bir millet olduğu kesindir.
unutmayın yaratıcının dini olmaz. din insan uydurmasıdır, bilimsel kanıtı yoktur. din yaratıcıya iftiradır.
hülasa; nerede din üzerinden iktidar sahibi olanların hüküm sürdüğü bir ülke varsa orada yaşayan insanların psikiyatrik hastalarla dolu olduğundan emin olabilirsiniz. din baskıyı bir ülkede ne kadar artırırsa psikiyatrik hastaların kanser gibi tüm ülkeye yayıldığından emin olabilirsiniz.
dinin en kötü yanı, dindarların psikolojik olarak hasta ruhlu insanlar olduğunu kabul etmemeleri, kendilerine yakıştırmamalarıdır. -
24. mülkiyet hırsızlıktır
sen risk al, yatırım yap, üretim araçlarına sahip ol, sonra bunları işletme riskini al, sonra ürün çıkart sonra bu ürünün pazarlama, satış, satış sonrası destek risklerini al, sermayenin, hammaddenin ve fiyatın enflasyon riskini al, yatırımın geri dönüş riskini al, geceleri uyuyama, tatilde bile hindi gibi düşün, saçın başın dökülsün, çoluk çocuk arada haberin olmadan büyüsün, starbucks da oturup americanonsu yudumlayıp iphone'dan ınstagram'da karı kız kovalayan, eli sikinde akşam kimi siksek diye takılan pembe hoodie giymiş ergen mülkiyet hırsızlıktır desin.
emeğin sonucu edinilmiş, risk alınıp bedeli ödenmiş sahiplik anasının sütü gibi helaldir.
konfor alanından çıkmayıp yüksek gelir veya üretim araçlarına bedeva ortaklık bekleyenlerin, deşarj başlığı olmuş. -
25. 9.9m euron olsa ne yapardın
muhtemelen 10'a tamamlamak için borsaya girer sıfırlardım.
-
26. kimse yaşattığını yaşamadan bu dünyadan ayrılmaz
boş teselli cümlelerinden biridir, bomboştur. feleğini şaşırtırlar, krallar gibi de yaşarlar.
-
27. keçiperver
sosyal medya kariyerine duygu sömürüsü ile başlayıp takipçi sayısını patlatınca saf köylü kızı rolüyle aynı samimiyetsizlikte para kırmaya devam ediyor.
-
28. gibi (dizi)
--- spoiler ---
son bölümde sabah balkonda çay içerken, ikkan serdar gelmiş hadi gidelim diyor. yılmaz buraları toplayalım derken ikkan abi birazdan geliriz deyip insanın bilinç altına aslında hesapta nazilli'ye gitmenin olmadığını yerleştiriyor. bu vesileyle ne kadar yavşak bir dallamasın ikkan.
--- spoiler --- -
29. şenol güneş
bugün oynattığı rezalet şeyle(futbol demeye dilim varmıyor) futboldan anlamayan fanlarını bile şoka sokan teknik direktör.
adamlar şenol güneş gelene kadar "kadro çok iyi valerien oynatamıyor. şenol hoca gelse uçurur" diyorlardı. şimdi "takım kötü, hoca ne yapsın" diyorlar.
valerien ismail'i "sadece kondisyoner olur. gitsin macfit'te çalışsın. teknik direktör falan değil. şenol hoca'nın gelmesi lazım" diyerek yolladılar. şimdi "takımın yürüyecek hali yok. valerien'in suçu" diyorlar.
valerien ismail başarılıydı, başarısızdı, gönderilmeliydi, gönderilmemeliydi orası tartışılır. ama yerine şenol güneş'i getirtmek modern futbola ve beşiktaş'a ihanettir. neyse en azından bugün sahadaki rezalet görüntünün farkındalar. o kendini hiç geliştirmiyor ama fanlarında gelişme var. çakma filozofları gibi, maçı "o kadar da kötü oynamadık. galatasaray'dan fazla gol atsak ve halamın taşşakları olsaydı şu an amcamla galibiyet kutluyor olurduk" şeklinde yorumlamadılar. -
30. 5 kasım 2022 şenol güneş'in suratına gelen top
kadıköy'de gelmiş olsaydı ambulans ile sahayı terk ederdi.
-
31. türk kızının ter kokma problemi
mis kokulu türk erkeğini haklı olarak rahatsız eder.
ulan bırak teri; ayaklarınız ayrı kokar, götünüz ayrı.
yıkanmayan her insan ter kokar. bunun, kızı erkeği de olmaz. -
32. christopher nolan'in en iyi filmi
nolan o kadar iyi ki, zaman ve mekanı büktü. tenet diye bir film çekti. seyirciyi kendi üzerine katladı.
yani ikinci defa seyretmeden anlaşılamayan bir film yapmak, ikinci defa seyredince bazı noktaları anlamanız ama kafanızda lan ben bunu bir daha seyredeyim fikrinin oluşması.
hani kitaplar vardır ya. 20 yaşında okuyunca bir şeyler anlarsın. sonra 30da bir daha okursun başka şeyler anlarsın. onun gibi.sen filmi anladıkça filmin anlattıkları değişiyor.
bunu yapabilen başka bir sinemacı, başka bir film bilmiyorum.
ben the prestige ve inception ı çok sevdim mesela.
adam öyle bir şey yaptı ki bir şeyin iç içe geçmesini anlatan bir takı üretti.
yyy içinde yyy olunca yyyception diyorlar. (ben de çok kullanıyorum) acayip bir şey bu
edit: (bkz: #144780436)
edit2: nolan herhangi bir "established ıp" yani önceden kurulmuş bir altyapı olmadan (kitap, prequel, sequel, çizgi roman vs) bir hikaye çekebilen ve bu hikaye ile para kazanan sayılı yönetmenlerden birisidir. bir diğeri de tarantino sanırım. aslında ikisinin de bütün filmlerini sinemada seyrettim. inanılmaz şanslı olduğumu düşünüyorum bu açıdan. pulp fiction'u ilk çıktığı hafta beyoğlunda seyretmiştik. daha sonra okuldan iki doçent ile bu filmi konuşmuştuk. onları tarantinonun bambaşka olduğuna "ikna" etmiştim. ne günlerdi. insanlar hala laf dinleyebiliyor ve hatta yapıcı karşılık vererek konuşmayı devam ettirebiliyorlardı. -
33. pazar sabahı erken kalkmak için bir neden
cenaze gidip abimin defin işlerine koşturucağız.
ölüm öyle bir anda gelirki ne gece gezmeni ne pazar kahvaltını bekler tüm planları kaldırır koyarsın kenara acılarınla geçmişinle kalırsın başbaş
şu yalan dünyanın neden yalan olduğu gerçeğini görürsün bir kez daha . -
34. 5 mart 2011 market fiyatları
erkek kaban 19.90 tl. bu ara 36 ay kredi ile alınan kabandan bahsediyorum.
-
35. akp'nin türkiye'yi sefalet endeksinde 1. yapması
akp çekirge gibi sıçrayıp duruyordu ama bu sefer olmadı galiba. 2013'te fed parasal genişlemenin sona erdirileceğini açıkladığından beri bizim ekonominin yönü aşağı. 2018 seçimlerinden bugüneyse adeta serbest düşüşe geçmiş durumdayız. nihayet g-20'den de düştük.
net hata noksan denen bir kalem var, ülkeye bir şekilde giren ama kaynağı tam anlaşılamayan para. kimisi kara para der, kimisi ruslardan gelen para der, kimisi turizmden gelen ama henüz muhasebeleştirilmemiş para der. hah işte o para olmasa kırk satırla kırk katır arasında kalmıştık. ekonomiyle ilgili hiçbir veri şeffaf ya da inandırıcı olmadığı için neyin ne olduğunu da bilemiyoruz haliyle ama işimiz elalemin ne karşılığı olduğu belirsiz gizli kapaklı verdiği üç beş kuruşa kalmış durumda.
hazır orta sınıf sefillerin ikinci perdesini oynamaya başlamışken, ülke yüzde 10'luk zengin kısım ve geri kalanlar olanlar ayrışmaya başlamışken, nerden nereye temalı bir başarı konuşması yapmanın tam zamanı bence. 20 yılda ülkeyi avrupa birliği'ne tam üyelik perspektifinden alıp afrika ülkeleri seviyesine getirmek az buz başarı değil, herkese nasip olmaz. sefalet endeksinde birinci olduk dese alkışlamayacaklar mı sanki? avuçları patlayana kadar alkışlarlar. -
36. mor saçlı kadıköy kızı
bazı kadıköylü kızlar, ki bunlar genelde üniversite için anadolu'nun muhtelif şehirlerinden çıkıp gelmiştir, ruhlarındaki avamlığı gizlemek için üniversite yıllarında olmadık hoyratlıklar peşinde koşarlar. bir zaman sonra; aşırı özgüven ile soslanmış bu dizginlenemez hal tıkanır duruma gelince kendilerini bir kısrak terbiyecisinin kucağında bulurlar. o ilk kısrak terbiyecisi iyi bir adamsa bunlar iyi kariyer sahibi, ailesinin annesi kadın olarak hayatta yerlerini alırlar. ama o kısrak terbiyecisi iyi bi adam değilse, deneme sayıları artar. yeni defterler açılır, eskiler yırtılır. dolayısıyla kucakların sayısı arttıkça bizim kadıköylü kızın da yapacağı bir şey kalmaz. bu durumda kendilerinde formel değişikliklere girişirler. garip garip oje sürerler, tip tip dekoltelere başvururlar, saçlarını tevir tevir boyatırlar vs. boyattıkları mor saç oturdukları kucakların profilini net yansıtır. mesela mor veya pembeyse sanatçı, sarı sarıysa iş adamı profili çıkarılmalıdır. bu işin sonu bir aptala dayanır. bi aptal gelir, gözleri kapalı razı eder bunları. bunlarda razı olacak göz yok ama zaman geçmiştir, yaş ilerlemiştir, alternatif azalmıştır vs. mecbur razı olmuş görünürler. saçlar filan ancak öyle rutin renklere döner.
yıllar yıllar sonra; mor saçlı bir kız gördüklerinde “ya zamanında biz de yaşadık” diye böbürlenirler. işte bu cümle “az skilmedim” cümlesidir. mor saç'ın tanımı da budur işte; “az skilmedim rengi.” -
37. askeriyede kullanılan söz öbekleri
(bkz: yarraaamın kurma kolu)
tam olarak böyle. -
38. koskoca haftasonunu hiçbir şey yapmadan geçirmek
"hayat hızla akıyor ve aynı anda sonsuz şeyi yapamıyorum" - 21st century digital boy. çünkü her şeyi yapmalı, her şeyi başarmalı, her konuda zirveye oynamalıyız. mümkün mertebe her şeyi tüketmeli, tatmalı ve sonrakine geçmeliyiz. bir koşu bandında koşar gibi her alanda yenmeliyiz başkalarının kıstas limitlerini, koşarak finish çizgisine ulaşıp "başardım" diye bağıran bir atlet gibi başarmalıyız. başarısızlıkla yaşayamayız, başkasından bir eksiğimiz olmamalı, bize öğretilen yükselen değerlerin peşinden koşmalı, checklist'imizdeki ev, araba, evlilik, elit yaşam bileşenlerini harfiyen yerine getirmeliyiz. bunun dışında yaşayanlara bakıp kendimizi mutlu saymalıyız zira mutluluğumuz, başkalarının mutsuzlukları ve geri kalmışlıklarına referanslı. nirengi noktası, başkalarının geri kalması ve mutsuzluğu, aynen batı avrupada yaşayan birinin "ama afrikadaki gibi yaşamıyorum" mutluluğu gibi.
millet, bu kafa, bu dünyayı, doğuda batıda kuzeyde güneyde mutsuz etti. bir şeyler yapmak zorunda değilsiniz, aslında olduğunuz yerde fotosentez yapan bir bitki gibi kalsanız, çok da bir şey değişmeyecek. önemli olan bu kıstaslara ve yarışa dayalı, karşılaştırmaya dayalı mutluluklara referanssız yaşamak. çünkü ancak o özgürlük haliyle gerçekten istediğiniz şeyi yaşarsınız. cumartesi gecesi, barlarını mafyanın yönettiği bir şehirde tek eğlenceniz "bara gitmek, club'a gitmek, ortamlarda cozutmak" ise yani farklı bir fikir olarak diyorum, bence bu mutluluk değil, bu çamur gibi akan zamanın ruhunda sırf sürüye katılmak.
"rutin mutluluk" is the new black diyorum. bu ingilizce kelimeyi buraya yerleştirmek istemezdim, zamanın ruhuna uyanlara laf atayım diye anlayın. mutlu olmanın kendisi, çoğalan bir mutluluğun parçası olmak istemekteki iyi niyet bizzat tabu devirenlik. sevgilinle güzel bir akşam geçirmek sana yetiyorsa, karşılığında nobel almayacağını bile bile sürekli yaptığın, takdir beklemeden yaptığın uğraşların varsa, kabaca eh işte yaşayabileceğin bir finansal durumun varsa, seni mutlu etmeyen şey nedir? başkasının sahip olduğu ama senin sahip olamadığın şey bir mutsuzluk kriteri değildir. senin ihtiyaç duyduğun ve sahip olamadığın şey seni mutsuz edebilir anlarım. kalem ve kağıda ihtiyaç duyarsın alamazsın, müzik yapacaksın müzik aleti alamazsın anlarım, "onun var benim yok, allah belasını versin bu hayatın" diyerek geçiremediğine üzüldüğün cumartesi akşamındaki hayali eğlence ise, o eğlencenin noksanlığı seni mutsuz ediyor çünkü "birileri yapıyor ben yapamıyorum" diyorsun. durduk yere içinden gelen bir gerçek isteğin noksanlığı değil bu, "onun var benim yok" diyerek yarışta geri kalmanın yarattığı mutsuzluk.
aynısını sosyal basamakları çıkamayan ve hayat boyu mutsuz olacak tatminsiz yarım aydın kadınlar ve hayatı kadınlar konusunda skordan ibaret gören adamlar yaşar. bu ahmakça düşünceye savrulup o tatminsizlik karadeliğine düşmeseniz, size hayatı dar eden sistemin en temel kolonu yıkılır. ama siz basamakları çıkmak istedikçe, basamaklar da sizin üzerinize çıkıyor, sizin gözlerinizdeki açlıktır kapitalizmi ayakta tutan ve sizi gerçekten aç bırakan sistemin motoru.
bir arkadaş, bir sevgili, bir eş, bir uğraş, makul bir refah mutlu olmasını bilene mutluluk getirir ama yatlar, katlar asla ve asla yarış gözünü bürmüş aç gözlü görgüsüzü mutlu etmez, etmemiştir, bunun peşine takılan kadınlar da mutsuz olmamıştır, sırf yanındaki kadının güzelliği ile egosunu tatmin eden adamlar da mutlu olmamıştır. açgözlü görgüsüzlük mutlu edemez, olağan yaşamın içindeki rutin mutluluk peşinde koşmayan insanın mutsuzluğu, her zaman bir şeylerin gerisinde olacağının bilincinden ileri gelir. elinizin tersiyle bunu reddederek değer bilmeyi seçebilir, ya da her haftasonu cumartesi günü başkalarının mutlu olduğuna inanarak etrafınızdaki insanların mutluluğunu da bozacak asık bir surat ifadesiyle drama yaşayabilirsiniz. bu bir seçimdir, ve bu bakış açısına bağlıdır. -
39. okan buruk
fatih hocaya saygımız sevgimiz sonsuzdur fakat adam 70 yaşına geldi gelecek için yeni hoca yetiştirmemiz gerek okan hocanın önünde çok uzun yıllar var daha. neymiş takım beklenenin altında oynuyormuş yahu bu takım sil baştan yeni kuruldu geç transferler yapıldı çoğu oyuncu kendi takımında uzun süre oynamayan oyunculardı yeni yeni form tutuyorlar şimdi. fatih hocanın son 3 sene oynattığı yan pas geri pas dan ibaret kabız futbolunu çokmu özlediniz? açın beinconnect den eski maçları izleyin özellikle uyku problemi yaşayanlara tavsiye ederim çünkü 15 dk da uyumanız garanti.
-
40. 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı
hep 6-0 yendiğimiz konuşulur ama maçı yarım saat 10 kişi oynadığımız, bir kişi eksikken 4 gol attığımız hiç konuşulmaz. ya 11 kişi olsaydık?
-
41. n kolay 44. istanbul maratonu
ben bir kez katıldım. bitişe vardığımda madalya ve bol bir tişört verdiler. derece aldım sandım. bitişe varan herkese veriyorlarmış meğer.
halk tarafı hengame olan koşu. -
42. kripto para dünyasına gireceklere tavsiyeler
120 dolarla girdim şu an sadece 8,83 dolarım var :d
yani birşey demek istemiyorum her hıyarım var diyene tuzlukla koşmak malesef ki toplumsal bir hata.
allah'tan çok büyük bir meblağ ile girmedim, gerçi benim için o parada büyük bir meblağ da neyse. -
43. en sevilen aşk-ı memnu repliği
çok sevilen replik var. çoğu yazılmış, benden gelsin;
-sen uçuşa uçuşa evlilik hazırlıkları yaparken ben ceza çekiyorum hala. bak adam da takmış peşime. ben bu duruma mahkum edildim. sen rahat rahat mutluluğunu yaşa diye nihalinle, hiçbi şey olmamış gibi bi yuva kur diye sürüyorum zincirlerimi.
….
- aptal, her şey çok farklı olabilirdi. aptal…
bir de yine bihter'in uzun ve karışık cümlelerinden;
-dünyaya baktığın o küçücük yerden bakıldığında bizim evliliğimiz biraz önce söylediğin o çirkin ifadelerle belirttiğin şekilde görünebilir. (net anlatım bozukluğu dolu burası)
…
-hiç yakışmadı… veya yakıştı. -
44. evde kalmış kız sayısındaki belirgin artış
bu ekonomik koşullarda artık evde kalmak da kolay değil. kızlarımız kendilerine yurt baksın.
-
45. 10 iq'luk cümle
- mezuna kaldım.
(bkz: mezun olmak) -
46. tayfur bingöl
yedek kulübesine bileklikle gelme zarifliğini gösteren aklına ve futbol zekana sokayım..
-
47. breaking bad'deki hank'in en büyük hatası
(bkz: misafirlikte sıçmak)
sıçmasa o kitabı ve gale’in ww ‘a adadığı yazıyı görmeyecekti.
mutlu mesut yaşayacaktı herkes. -
48. bir belgeseli izlenemez kılan detaylar
tgrt belgesellerindeki "işte bu mükemmel evren / benzersiz denge, kudretli bir yaratıcının ispatı / sanat eseri değil midir?" benzeri cümleler.
-
49. novak djokovic'in sevilmeme sebebi
çok açık bir şekilde sporcu ahlakının eksik olması. hırs diye yutturmaya çalışıyor ama kaybettiği anlarda seyircilere/hakemlere zarar verecek kadar düşüncesiz hareketleri var. ayrıca faşist ve aşı karşıtı.
-
50. kullanılmasından korkulan aletler
düdüklü tencere