larker109
profili

  • fransızca bilmeyen başlık açamasın kampanyası

    tu parles quoi, le different?

  • oğuzhan koç

    verdiği reklam paraları şahane. entry başı 50 lira haha.

    kendisini bir de en güzel ilahi okuma yarışmalarında görmek isterim şahsen. "sordum sarı çiçeğe bir entry kaç paradır" ile başlayabilir bence asgasd.

  • röportajda sıkıştırılan kızla ilgili karikatür

    başı açık müslümanları zan altında bırakarak kendi ayağına sıkmış yarrrrak gibi karikatür.

  • yazarların en çok para gömdüğü zevki

    sigara hiç içmedim, bütün arkadaşlarım ise delicesine içiyorlar. sigaranın fiyatını dahi bilmiyorum ama -atıyorum- 12 lira desek, ayda 360 lira yapıyor aşağı yukarı...

    peki sigara yerine ben neye para gömüyorum? hemen söyleyeyim. yıllık bazda toplamda daha az bir tutar karşılığında kendim için daha sağlıklı ve faydalı şeyler yapıyorum: her ay devamlı güncellediğim okuma listemden en az 5-6 kitap satın alıyorum, 2-4 civarı sinema ya da tiyatroya gidiyorum, tarihle iç içe bir coğrafyada yaşıyor olmamın avantajını da kullanarak en geç iki ayda bir daha önce gitmediğim yerlere gezmeye gidiyorum... bir de kalem tutkum var, farklı türlerde rengarenk kalemler alıyorum, bir sürü de kağıt elbet, yazıyorum, siliyorum, çiziyorum, yazıyorum, yazıyorum, yaşıyorum...

  • bana ne lan çıkmam sahaya

    altı tane attı raul garcia
    bütün yaşananlar resmen fazia
    bizim fudbolcuları gönderdiler çarşıya
    bana ne lan çıkmam sahaya

    not: gs :((

  • ekşi sözlük'teki gelmiş geçmiş en komik bkz kalıbı

  • bir erkeğin ağlaması

    ulan ahah. bilkent center big chefs'te hayvan gibi ağlıyorum hatunun karşısında aşk acısından. zerre tınmadı hanfendi. bir tabak kocaman pastayı da yedi karşımda bana zerre parça vermeden. sonra da siktir olup gitti. böyle aşkın ızdırabını sikeyim, hesabı da ben ödemiştim üstelik ajfljs.

  • öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

    son zamanlarda recreational mathematics'e merak sardığım için, 'child prodigy' olarak da nitelendirilen srinivasa ramanujan ile birlikte matematiğin bu alanına -muhtemelen- en büyük katkıyı yapmış bir dehadan, john horton conway'dan bahsetmesem olmaz kanaatindeyim. kendisi, aynı zamanda mezunu olduğu university of cambridge matematik bölümünde ve de princeton university'de hocalık yapmış, john von neumann emeritus professor unvanına sahip bir süperstar. conway yıllarca sayılar teorisi, oyun teorisi ve kodlama teorisi üzerine uzun süre çalışmış ve bu kuramlarla ilgili hatırı sayılır sayıda makale yayınlamıştır.

    princeton.edu'daki sayfası ve oldukça mütevazı cv'si için lütfen:

    https://www.math.princeton.edu/people/john-conway
    https://www.math.princeton.edu/…017-03/conwaycv.pdf

    çalışmaları ve bulgularından bazıları:

    i) en bilinen ve önde gelen çalışması, tabii ki: conway's game of life*.

    "sıfır oyunculu, aslında deterministik ancak başlangıç koşullarındaki ufak değişikliklerin çok farklı sonuçlara yol açmasından ötürü kaos teorisinden de payını alan, bu anlamda bir nevi hayat simülasyonu olarak da gösterilen mükemmel bir oyun.

    oyunun kuralları şöyle: sonsuz büyüklükteki iki boyutlu, matrix şeklindeki bir düzlemdeki kare şeklindeki hücreler için, 2'den az komşusu olan hücre yalnızlıktan ölür, 2 ya da 3 komşusu olan hücre yaşamaya devam eder, 3'ten fazla komşusu olan hücre kalabalık için kaybolarak ölür, 3 komşusu olan ölü hücre dirilir; herhangi bir andaki ölü ya da diri bütün hücrelerin kaderi aynı adımda belirlenir."

    (bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler/#84705332)

    oyun: http://web.mit.edu/…16/www/6170/gameoflife/gol.html
    onlarca nefes kesen simülasyon: https://www.youtube.com/watch?v=c2vgicfqawe

    deterministik: https://gfycat.com/dearfairazurevasesponge
    stokastik: https://gfycat.com/…alouswarlikeblackrussianterrier

    ii) conway dizisi: tamsayılar için soldan başlayarak ve sağa doğru giderek, denk gelinen sayıdan -sonda sayının kendisiyle birlikte- kaç adet yazıldığını içeren look and say sequence'in 3 ile başlayan versiyonuna conway dizisi adı verilir (oeis - a006715). aynı zamanda söz konusu bu sequence için -dejenere olarak nitelendirilen, başlangıç sayısı olarak 22 hariç- ardışık iki eleman orasındaki oran conway katsayısı olarak adlandırılır ve 1.303577269034... 'e eşit bu değer, katsayıları aşağıda verilen 71. dereceden polinomun tek pozitif reel köküdür:

    0 = -6 + 3x - 6x^2 + 12x^3 -4x^4 + 7x^5 - 7x^6 + x^7 + 5x^9 - 2x^10 - 4x^11- 12x^12 + 2x^13 + 7x^14 + 12x^15 - 7x^16 - 10x^17 - 4x^18 + 3x^19 + 9x^20 - 7x^21- 8x^23 + 14x^24 - 3x^25 + 9x^26 + 2x^27 - 3x^28 - 10x^29 - 2x^30 - 6x^31 + x^32 + 10x^33 - 3x^34 + x^35 + 7x^36 - 7x^37 + 7x^38 - 12x^39 - 5x^40 + 8x^41 + 6x^42+ 10x^43 - 8x^44 - 8x^45 - 7x^46 - 3x^47 + 9x^48 + x^49 + 6x^50 + 6x^51 - 2x^52 - 3x^53 - 10x^54 - 2x^55 + 3x^56 + 5x^57 + 2x^58 - x^59 - x^60 - x^61 - x^62 - x^63 + x^64 + 2x^65 + 2x^66 - x^67 - 2x^68 - x^69 + x^71.

    https://oeis.org/a137275
    http://mathworld.wolfram.com/conwaysconstant.html
    https://www.ams.org/…26-7/s1079-6762-97-00026-7.pdf

    iii) doomsday argument. bir diğer ifadeyle: (bkz: bir tarihin hangi güne denk geldiğini bulmak)

    john horton conway, her 400 senede tekrarlanan gregoryen takvim için gün/ay/yıl formatında verilen her tarihin hangi gününe denk geldiğinin zihinden bulunabileceği bir kural geliştirmiştir. söz konusu algoritmanın daha detaylı anlatımı için:

    (bkz: bir tarihin hangi güne denk geldiğini bulmak/#56651265)
    (bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler/#74340292)

    iv) poligonal conway - coxeter friz düzeni çözümü.

    en üst sıranın 1 - 1 - 1 - 1 - ... şeklinde ilerlediği, sonraki sıralardaki elemanların değerinin doğu * batı - güney * kuzey = 1 eşitliği kullanılarak hesaplandığı ve en alttaki sıranın yine 1 - 1 - 1 - 1 - ... biçiminde olduğu iki boyutlu matematiksel friz düzenleri için çözümün aynı zamanda çokgenler yardımıyla da hesaplanabileceğini gösteren bu yöntem için:

    https://www.youtube.com/watch?v=0mxz-np-ray
    https://pdfs.semanticscholar.org/…43f0f295ef7fa.pdf
    https://arxiv.org/pdf/1412.1726.pdf
    https://en.wikipedia.org/wiki/frieze_group

    v) conway - paterson topolojik sprout oyunu.

    oyun alanı üzerinde muhtelif yerlere yerleştirilmiş n sayıda nokta ile başlanan iki oyunculu bu oyunda amaç, noktaları, kendisini ya da bir diğerini kesmeyen doğrusal ya da eğri çizgilerle birleştirerek (bir noktada en fazla üç tane çizgi birleşebilir) ve de bir sonraki adımda çizginin üzerinde bir başka nokta işaretleyerek rakibi hamlesiz bırakmak. conway ve paterson bu oyunun maksimum 3n - 1 adımda biteceğini ve deterministik olduğunu (yani birinci oyuncunun ilk hamlesi sonrası hangi tarafın kazanacağının aslında belirlenebileceğini) göstermiştir:

    https://www.youtube.com/watch?v=xkstgdn-4_m
    http://library.msri.org/…3/files/131105-lemoine.pdf
    https://en.wikipedia.org/wiki/sprouts_(game)
    https://nrich.maths.org/2413
    http://homepages.math.uic.edu/~kauffman/conway.pdf

  • orgazmdan daha zevkli anlar

    hayatımın en az beş senesinin amına koyan, düğünümüze kısa bir süre kala beni aldatıp başkasıyla evlenen kadının, sözlükte içimi döktüğüm bir başlığa seneler sonra "dibi gördüm, uğruna çok şeyi göze aldığım adam beni aldattı" minvalinde yazdığı entry'ye denk geldiğim o muhteşem, harika ve fantastik an.

    beter ol amına koyduğum.

  • ilkokul birinci sınıftan akılda kalanlar

    ilk gun deli gibi agladigimi, bu nedenle annemin disarida nobet tuttugunu; ucuncu ya da dorduncu gunden sonra artik alistigimi ve annemin benimle okula gelmedigini; ikinci haftanin sonunda mudur ve beraberindeki birkac ogretmenin mudur odasinda bana bazi sorular sorduklarini ve benim hepsini bildigimi, daha sonra okula annem ve babamin geldigini ve bana sinif atladigimi ve pazartesiden itibaren ikinci sinifa devam edecegimi soylediklerini; ayni gunun aksaminda ise o an ikinci sinifta olan ve artik beraber okuyacagimiz, mahalleden arkadaslarim ilhan ve mustafa ile birlikte eve kadar sevincten cilgincasina bagirarak kostugumuzu hatirliyorum.

  • arda turan'ın berkay'ın burnunu kırması

    milli takimdan arkadasi caner erkin'in intikamini almak icin yapmistir bunu adam kere adam. dur lan bu adam zamaninda caner'in de sacini cekip agzini burnunu kirmisti galatasaray antrenmaninda. adamlik reloaded hatta adamlik revolutions ahshs.

  • sözlükçülerin seks hariç hayal ettiği fantezileri

    is gorusmesinde insan kaynaklari muduru hatuna lafi kutur kutur soktuktan sonra usulca yanina yaklasip kulak memelerinden emerek...

    ohom bu fantezim de seks ile sonuclandi lan ahsha.

  • ilişkilerden edinilen tecrübe

    şurada yeterince yazmıştım gerçi: (bkz: #53049518)

    tek bir ekleme yapacağım.

    kendinize şu soruyu sorun:

    “onun için yaptıklarımı, yapmakta olduklarımı, yapmayı planladıklarımı o benim için yapar mıydı?”

    cevabınız hayır ise, o kişiyle ciddi bir birliktelik düşünmeyin.

  • hülya avşar'ın filmi için verdiği çıplak poz

    filmin her şeyi hülya avşar. oynayan, yazan, yöneten...

    umarım izleyen de bir tek o olur :)

  • ey netanyahu nükleer silahım var diye hava atma

    (bkz: ey netanyahu adanada pide ye)

  • danla bilic

    (bkz: stop making stupid people famous)

    oehhh.

  • pucca'nın kaleminin tolstoy'dan kuvvetli olması

    katılıyorum. yeni kalemler çok sağlam. akma gerilmeleri 300 gpa çekiyor en azından.

  • moral bozuk olunca kaçılan yer

    zaman: (bkz: erkeğin kendini en güçsüz hissettiği an/@larker)

    mekan: https://i.hizliresim.com/blze4g.jpg
    https://i.hizliresim.com/qprzgv.jpg
    https://i.hizliresim.com/5g5nrd.jpg
    https://i.hizliresim.com/manblk.jpg

    bizimkilerin yanına "sığındığım" günlerdi. evde ölü gibi yatmak ve minimum insanla muhatap olmak dışında yaptığım tek şey, kulaklığımı takıp fındık ağaçlarıyla çepeçevre sarılmış tarlalar arasında yürüyerek fotoğraflardaki caminin de içinde bulunduğu mezarlığa gitmek olurdu. bana şehirden, insanlardan ve hemen her şeyden alabildiğince uzakmış gibi gelen bu mezarlıktaki banklardan birinde uzunca bir süre oturur, kalp kırıklıklarının, dertlerin ve tasaların, günlük yaşamdaki arızaların aslında ne derece önemsiz olduğunu kavramaya uğraşır, bir zamanlar bembeyaz, şimdi ise solmaya yüz tutmuş mezarların saçları beyaza çalan bir bilgeymişcesine hissettirdiği derin manaları anlamaya çalışırdım.

    biliyor musunuz, uzun bir süre yoldaşım oldu burası benim. arkamdan annem ve babama, "sizin oğlan dere kenarında, orman ağzında, tarla yanıbaşılarında saatlerce tek başına yürüyor, bazen de kendi kendine konuşuyor (asla ve kat'a doğru değil, o zamanlar benim derdimi anlayabilen tek insan olan volkan'a kendimi anlatırdım telefonda, sağolsun var olsun), delirdi mi ne?" diyen akraba, konu komşu, köylü barklı, ben düşünce bana sırt çeviren teyzemoğlu yerine hem de. ne de güzel bir dost edinmişim kendime, sızlanmayan, dert etmeyen, arkadan konuşmayan, üstelik ağzı var dili yok, sadece susan ve dinleyen lakin ilanihaye ders veren. ne kadar şanslı biriymişim ben: tam da olması gerektiği zaman ve mekanda böyle bir dostla karşılaşmak. peh!

    çok güzel bir hikayesi var buranın üstelik. -aslında bir şehir efsanesi. ya da daha doğru bir tabirle, köy efsanesi.- bahsetmeden geçemeyeceğim:

    "yaklaşık 50 metre ötesinde oldukça eski bir mezarlık, 700-800 metre ötesinde ise tahminimce en az 200 yıllık, tahta bir cami bulunmakta. bizim oralardaki bir söylentiye göre, yıllar önce bir gece bu mezarlık ve cami bir anda yer değiştirmiş, cami mezarlığın olduğu yere ışınlanmış, mezarlık ise caminin yerine geçmiş. öte yandan, mezarlıkta evliyalar yatıyormuş bir de, onların ruhları zaman zaman balık şekline girip derede yüzüyorlarmış."

    (bkz: #64325013)

    -------

    bu sene memlekete gittiğimde, dostumu da es geçmedim tabii. kısa süreliğine de olsa uğramak, halini hatrını sormak, beni merak edenlerle birkaç kelam etmek istedim. vardım yanına. her zamanki banklardan birine oturdum. etrafa bakındım, bazı ağaçları solgun ve hasta gördüm, hüzünlendim. hasta ziyaretinin kısası makbul olurmuş deyip fazla kalmadım ama yanında. elim de boş gitmemiştim tabii ki. - misafirliğin usulüdür, böyle derdi dedem, elin boş gitmeyeceksin.- kurt kuş yesin diye bir şeyler götürmüştüm yanında, toprağın üstünde saçtım etrafa. kalktım yerimden, eski paslı kapıya doğru ilerledim. veda ederken de önce şimdilerde beni yalnız bırakan, o zamanlarda ise yediğimiz içtiğimiz ayrı düşmeyen dayımoğluyla yakalamaya çalıştığımız balıkları, sonra çaresizce annemi aradığım, bir türlü bitmek bilmeyen o melun geceyi, son olarak da bir gün önce babamın oğlum seni çok iyi gördüm maşallah dediği anı hatırladım. ebedi olarak kalmak amacıyla kendisine geleceğim son ana kadar, her sene ziyaretine geleceğime söz vererek dostımdan ayrıldım ve bisikletime doğru ilerledim.

  • köylerdeki komik lakaplar

    bizim köyde dıngırık mehmet diye 57 yaşında bir adam var, vardı daha doğrusu. geçen sene, o zaman dört yaşında olan yeğenim miray, dıngırık diyemediği için astronot diye seslendi adama. 56 senelik dıngırık mehmet oldu sana astronot mehmet. bütün köy astront mehmet diye çağırıyor adamı artık, astronot mehmet aşağı, astronot mehmet yukarı.

    bu lakapla yakında uçmaya başlarsa hiç şaşmam.

  • 1 mayıs 2017 yaşar üniversitesi rezaleti

    okudum. bence, yaşar adında bir üniversitenin var olması bundan daha büyük bir rezalet amk.