Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
listeye herkes eleştiri getirebilir illa ki benim de var eleştirilerim ama" pac-man var ahhahaha" yazan adam lütfen eleştiri falan yazmasın.

pac man dediğin oyun ai nin hayatımıza adam akıllı merhaba dediği oyundur. o gördüğün hayaletler hepsi farklı bir mantıkla baya bildiğin takım oyunu yaparak sizi yenmeye çalışırlar. biri sizi kovalarken, diğer alan kontrolü yapar, bir diğeri karşı taraftaki kapıyı tutar. yapay zekanın hayatımıza girişidir kısacası.

dolayısıyla oyunlara sadece "en sevdiğim oyun" konseptiyle değil, oyun dünyasına ne kattığıyla bakarsanız daha mantıklı bir bakış sergilemiş olursunuz. değilse 2018 yılında yapılan bir oyunun dinamikleri tabi ki 1980 yapımı bir oyundan daha iyi olacak. eskilere özlem yapmışlar yine kaf kaf kaf demeden önce bunları bir düşünün.

bana kalırsa fazlasıyla casual kalmış bir oyun listesi bile denebilir. daha hard core mihenk taşı oyunları üst sıralara koysalar itiraz etmezdim. misal rdr nin 9. sırada olup gta nın arka sıralarda olması bana kalırsa nereden baksan ahmaklık. tam bir rdr fanı olarak söylüyorum bir de bunu. portal kesinlikle mükemmel bir oyun ama gelmiş geçmiş en iyi 3. oyun mu? yoo dostum yoo.

arttırılabilir...
değerli mizah üstadı kaan bey, hoşgeldiniz.

2004 yılında kadıköy moda sahilinde karşılaşmıştık sizinle. ben o sıralarda ilkokula giden, balık tutma sevdalısı bir velettim. siz bisikletinizle yanıma geldiğinizde oldukça bereketli bir günümdeydim zira sepetim torik doluydu. ben tahta oltama konsantre olmuşken sepete eğildiniz ve balıklara bakıp: "bunlar 'elektorik' balığı, çarparsa öldürebilir." diye uyardınız beni. ben de yetkili bir abiye benzediğinizi düşündüğüm için ve biraz da korkuyla tüm balıkları denize geri attım. sorum şu: o gün çocukluk hayallerimi niye yıktınız kaan bey? hayvan sevginizden dolayı mı yaptınız yoksa sırf beni trolleme zevkini tatmak için miydi?

teşekkürler ve saygılar.
turkiye'de ibreti alem bir durum yaşanıyor. afganistan, pakistan ve iran'da bulunan afganlardan türkiye'ye sessiz sedasız yüzbinlerce insanın nakli yapılıyor. hergün sınırdan binlerce insan kaçak sokuluyor, erzurum'da toplantılıp batıya gönderiliyor ve medya bu konuda sessiz.

cnn türk'ün verdiği habere göre iki gündür akın akın türkiye'ye gelen göçmenlerdir.
türkiye bu gelen göçmenlere karşı hiçbirşey yapmamaktadır. devlet, göç ile gelen afgan'lara diğer illere gidebilmesi için valilikten izin bile vermiştir.
https://www.cnnturk.com/…cen-afganlar-10-bini-gecti

https://twitter.com/…emet/status/981104295830581248
https://twitter.com/…emet/status/980186183870353409
https://twitter.com/…un06/status/980721584859156480
https://twitter.com/…emet/status/980754423881388032
https://twitter.com/…onur/status/980931621271625729

hangi tavizler karşılığında bu afgan mülteciler ülkemize doldurulmaktadır? akp bedava oy için mi ülkenin demografik yapısını bozuyor?
neden türk milleti sessiz?

son 2 günde türkiye'ye göçen afgan'ların sayısı 10 bini geçmiş, bu ülkenin hükümet'i türkleri türkiye'de azınlığa mı düşürmek istiyor?

ülkemizi yaşanmaz hale getirdiler.

http://www.halkinhabercisi.com/…menler-iside-teslim

edit : https://twitter.com/…onur/status/972832935203299328 (flood önemli)

türkiye’ye 3 milyon 540 bin 648 suriyeli sığındı. 55 bin 583’ü vatandaşlığa alındı. 311 bin bebek türkiye’de doğdu. 7 yılda 30 milyar dolar harcandı;
burada verilen 3.540.648 suriyeli sayısı sadece tr'ye yasal yollarla girip, kimlik kartı alanların sayısı. gerçek rakam bunun çok daha üstünde. 311 bin çocuk sayısı da hastanelerde yapılan kayıtlı doğum sayısı.

kısacası burada verilen rakamlar doğruyu yansıtmıyor.

bugüne kadar 1 milyon 460 bin suriyeli hastanelerde yatarak tedavi görmüş,

1 milyon 214 bin ise ameliyat edilmiş. işte bizden aldıkları sgk, gss primlerini buraya harcıyorlar. türklerin her tedavisi için katkı payı alınırken suriyelilere her şey tamamen bedava.

tr'deki toplam mülteci sayısı ise 4.551.648 olarak belirtilmiş. gerçeğe en uzak rakam bu çünkü iran sınırından her gün bin kişi tr'ye kaçak girmeye çalışırken yakalanıyor. sry sınırında yakalanan kişi sayısı bazı günler 3000'i buluyor. gerçek rakam 6 milyonun üzerinde olmalı.

bakın, sadece van iline 2 günde 160 afgan mülteci kaçak yollarla giriş yapıyor. yıllardır bu böyle devam ederken kalkmış tr'de 4,5 milyon mülteci olduğunu iddia ediyorlar;

türkiye'deki gerçek durum bu. verdikleri 4,5 milyon rakamı ise tamamen yalan;

dün ümit özdağ tv'de açıkladı, antep'de akp il başkanları camilerdeki imamlara talimat verip, "camiye gelen suriyelilerden vatandaş olabilecekleri bize bildirin" demiş. adamlar camiye gelenlere vatandaşlık dağıtıyorlar ve tek kriter imamların arzusu. durum bu kadar korkunç!

son aylarda iran sınırından tr'ye eşi benzeri görülmemiş bir afgan mülteci akını yaşanıyor ama medyada cnntürk dışında bu konuyu işleyen yok. son 3 haftada tr'ye giriş yapan afgan mülteci sayısı 16 bini geçmiş;

bu görüntüler tr'de sınırın pratikte mevcut olmadığının ispatı. 1 haftada onbinlerce mülteci ülkeye giriyor, sokakta rahatça röportaj veriyorlar. bu olay dünyanın herhangi bir başka ülkesinde olsa ülkenin tüm gündemini sarsarken tr'de ilgi çok az. twitter'da bile pek konuşulmuyor.

tr'deki mülteci sayısının nüfusumuza oranı çoktan %5'i geçti ve bu gidişle seneye %10'u geçer. bu konu ülkenin geleceğine karşı en büyük tehditi oluşturuyor fakat pek kimse ilgilenmiyor ve konuşululmuyor. akp'nin de istediği zaten bu; mülteci meselesinin hasır altı edilmesi.

akp'nin t.c'yi yıkıma sürükleyen mülteci politikasının bir sonucu da tr'yi insan kaçakçıları için bir cennete çevirmesi. mültecilere işkence yapan, onları öldüren insan kaçakçılarının yıllık cirosunun 10 milyar dolara ulaştığı söyleniyor;

"bir evin bacası, kapısı, penceresi açık herkes gelip geçiyor. yani sınırımız yolgeçen hanına dönmüş vaziyette. iran'dan türkiye'ye giriş yapmak için 1.5 milyon kişinin beklediğini duyduk"

akp ülkeyi yıkıma götürüyor !!!

edit 2: afganlar sizden iyidir diyen ak sikişenlerin bol bol engellendiği başlıkta olmuştur.

arkadaşlar türkiye'nin en büyük sorunu mülteci sorunudur. başka sorunlar gelip geçici olabilir mesela ekonomik sorunlar geçicidir ama mülteci sorunu ömür boyu kalıcıdır. bu sorun acil olarak chp tarafında çok önemli gündem maddesi yapılmalıdır.

'' bu yapılanların resmen vatana ihanet olduğunu bir gün herkes görecek ama iş işten geçtiği için hiçbir işe yaramayacak.''

(bkz: arif olan anlar)
bu ulkenin dinsizi de en az radikal dincisi kadar mal usagi. adam fikrini soylemis, ben olsam "kusura bakma kardes, ben hayatimi dini referanslara gore sekillendirmiyorum. eyvallah haramdir ama ben kredi cekmeye devam edecegim" derim.

davarin verdigi cevap "6 yasindaki cocugi de sikecugun mu!!!!"

ek: malum soruyu soran davar giriyi silip kacmis.
gerçek. devamlı bir "mış gibi"cilik yapmak üzerine kurulu hayat. meslek adı altında içine girdiğimiz ünvandan tutun, hissettiklerimiz veya aile üyelerimiz ya da seçtiğimiz partnerle olan ilişkilerimize kadar her şey bir "mış gibi" oyunu. kafanızdaki kurguyu dışarıya bağladığınız zaman gerçek gibi geliyor ama aslında hepsi bir "mış gibi"cilik. yarın yeni bir hobi edinip, onu hayatımda çok önemli bir yere koyup, hayatımın en önemli noktalarından biri yapabilirim. inandığım sürece de öyle olur. x arkadaşımı ya da abimi ilham kaynağım olarak benimseyebilirim ve buna kendimi inandırdığım sürece dediği her söz, yaptığı her hareket güzel gelir. ya da tam tersi o kişiyi başıma bela, hayatımı zorlaştıran biri olarak benimseyebilirim ve öyle "mış gibi" yaptığım sürece de yaptığı her şey korkunç gelir. yarın tanışacağım birini hayatımın aşkı olarak benimseyip, kendimi aşkı bulduğuma inandırabilirim. şayet o kişi de aynı oyuna girerse o ya da bu nedenden dolayı, sahte gerçekliğimizi yaratırız. ama en derinde her şey boş ve anlamsız... kendi verdiğimiz anlamlar kadar ve anlamlarla yaşıyoruz ve o anlamların da içi boş. sıfır. hiç. ha tabii bunu yazan da her şeyin boş ve anlamsız olduğunu düşünen biri... epistemolojiye de bir başka akşam girelim.
haklıdır.
kendisi arap bozması olduğu için,trakyada kendini yabancı bir ülkedeymiş gibi hissetmesi de normaldir.
bir tek sorunun türklükle ve ya trakyayla alakalı değil de kendisinden kaynaklandığının farkında değildir.
üst edit: sözlük yazarları ebleh sanırım. sırasıyla yazılıp ona göre puan alınacak denmiş. ilk mesajın bir sonunu okuyun. yapmış listeyi sonuna "ama bu sırasıyla diill". sırasıyla yaz güzel kardeşim.

1)age of empires 2
2)diablo 2
3)cm 00/01
4)fifa 99
5)mtw 2
6)europa universal 4
7)prince of persia warrior within
8)batman arkham city
9)gta 3
10)nfs most wanted
10 saniye. bir odadan laptopumun bulunduğu diğer oda arası. evden çalışıyorum.

tam uyanamadıysam 2-5 dakikayı buluyor, laptopu nerede bıraktığımı unutuyorum ve odalar arası kayboluyorum. (interstellar)

bazen yanlış odada durup ben şimdi ne yapacaktım diye hafıza kaybı yaşadığım da oluyor o zaman işe ulaşmam bir 10-15 dakikamı alıyor. (still alice)
çok enteresan.
sen istanbul tıp fakültesini birincilikle bitir ve doktor ol, yetmesin git dallas üniversitesine moleküler biyoloji alanında doktora yap, dna onarımında doçentlik tezini tamamla, ardından north carolina üniversitesinde öğretim görevlisi olarak hayatına devam et, sonra kalksın ekşi sözlükte "sütyensiz dolaşan ünlüler" başlığına "murat boz" diye entry giren amipin biri senin bilim adamlığını kabul etmesin.

(bkz: vay amk)
sen git geçen senenin en hanımefendi yarışmacısına “sürtük” de, bu sene karşıdakilere ezik, gerizekalı, “bunlar” de. sonra çık “ ben oğluma derim ki, sana kötülük yapana kötülükle karşılık verme taaam mı?”. hadi len. “oğlum sana cevap verene bas tokadı” demiyorsan ne olayım.
benim anlamadığım haberin giriş cümlesi neden "bilim insanları uyardı. .." diye başlıyor. hayır sanki yapacak bir şey var. evrenin yok olmasına alınacak bir önlem varmış gibi..
iki saat sonra abimin cenazesini yıkayıp toprağa gömüp son görevimi yerine getireceğim. bok gibiyim sözlük. hala algılayamıyorum gerçek mi değil mi diye.
dostum sen keriz değil borcun altına girmekten korkan bir eziksin. diyenler olmuş

borca girmemeyi eziklik olarak gören yazarları görmek ümidimi tüketiyor.

ne yani cesurluğun tanımı sana göre bu mu ?

+ben ezik değilim hemen gidip bankadan 20 milyar çekeceğim
-aa ne kadarda cesur bir çocuk
özgürlükle zerre ilgisi yoktur. köleliklerini insanlara özgürlük algısıyla dayatmaya çalışıyorlar.

anasınıfına giden kızımın ögretmeni kapalı diye başka bir sınıfa aldırdım kaydını. kadının 5 kelimesinden 3ü allah, kitap, peygamber.

+nasılsınız hocam?
-allaha bin şükür iyiyim. siz nasılsınız vampir hanim?
+iyi tesekkürler, bizim kızın durumu nasıl?
-allahın izninle öğrenecek herşeyi.

bana ne bu insanın inancından, allahından, kitabından?
ögretmenler aydın insanlar olmalı. aksini düşünen hafız falan olsun.
başörtülü ögretmen görmek istemiyorum.

edit: anneliğime laf edenler mi dersin, özelden küfür edenler mi her türlü abuk insan türemiş.
dinini, inancını içinde yaşasın. kızıma eğitim verirken allahtan, peygamberden bahsetmesin. her 5 kelimesinden 3ü allah diyorum.? ögle uykularında dua ettirip o şekilde uyutuyormuş çocukları. bazı veliler bu durumdan överek bahsediyordu. ben rahatsız oldum sınıfını degiştirdim.

dinciler bi zahmet inancınızı içinizde yaşayın. benim çocuğuma empoze edemezsiniz. izin vermiyorum diye kötü anne olacaksam kabulum.
türkiye için gereksiz ve pahalı olan enerji santrali. kendimiz nükleer santral yapacak teknolojiye sahip olmadığımız için ekstradan pahalı ve lüzumsuzdur. akkuyu nükleer santrali için verilen alım garantisi 12,35 cent/kwh. halbuki yakın zamanda yapılan 1000 mw'lık yeka ihalelerinde rüzgar için 3,48 cent/kwh, güneş için 6,99 cent/kwh alım garantisiyle ihaleler sonuçlandı. üstelik santrallerde kullanılacak türbin ve fotovoltaik paneller için üretim ve arge zorunluluğu da getirildi. peki akkuyu için bir zorunluluk mevcut mu? rusya yapacak, işletecek, satacak. hem de fahiş fiyata.

ama nükleer çok süper bak 7/24 çalışıyor; rüzgar, güneş verimsiz, sürekli çalışamıyorcular gelmeden o konuyu da açıklayayım. evet doğru nükleer santrallerin kapasite faktörü yüksektir (%80-90) ve baz yük santrali olmaya uygundur. ama türkiye'de baz yükü karşılayacak yeterli hidroelektrik, termik ve doğalgaz santrali mevcut. nükleer santral artan elektrik talebini karşılamak için yapılıyor. fakat sadece rüzgar ve güneş santrali yaparak türkiye'nin artan elektrik talebini karşılamak mümkün. hatta türkiye'nin şuanki mevcut santralleri bile rahatlıkla ihtiyaca cevap verebilecek durumda. 80 gw kurulu güce karşılık yıllık 270 twh üretim yapıldı 2016 yılında. çarpıp bölersek mevcut kapasitenin %28'i kullanıldı ancak. hal böyleyken nükleer santralin kesintisiz elektrik sağlamasının hiçbir anlamı yok. yıllık artan ihtiyaç (%4) rahatlıkla güneş ve rüzgardan karşılanabilir. hatta varolan termik santrallerin çalışması süresi bile azaltılabilir.

gelişmiş ülkeler rüzgar ve güneşe dev yatırımlar yapıyorlar. bu adamlar salak değiller, çünkü bu santraller hem çevreci hem ucuz. önümüzdeki yıllarda daha da ucuzlayacaklar (özellikle güneş). sadece 2017 yılında dünyada 100 gw'lık yeni güneş enerjisi santrali kuruldu. çin'in kurulu gücü 100 gw'ı geçti.

bir de rüzgarımız esmez, güneş enerjisi için yeterli toprağımız yok diyen tayfa var ki onlar daha komik. türkiye'nin ekonomik rüzgar enerjisi potansiyeli 48 gw, (evet yanlış duymadınız) kurulu güç 6 gw. türkiye'nin 3'de biri araziye sahip ve çok daha az güneş alan almanya ve japonya'nın kurulu solar gücü 40'ar gw. bizde olsa elektriğimizin %20'sini güneşten karşılıyor olacaktık. şuanda bile türkiye'de rüzgar santrallerinin kurulu gücü 6 gw ve elektriğin %6,5'ini üretiyor. güneşte ise oran %1. hal böyleyken, dünyanın gidişatı belliyken nükleere bulaşmanın mantığını anlayamıyorum. güneş ve rüzgarı küçümseyip nükleeri övenlerin (ki nükleere karşı değilim, sadece bizim için gereksiz) cahilliklerine veriyorum. sadece biraz okumak ve araştırmak gerekli, çok zor değil.

http://www.wiki-zero.com/…dlcl90b19lbmvyz3lfz3jpzhm
http://www.enerjiatlasi.com/elektrik-uretimi/
http://www.hurriyet.com.tr/…erjiye-donustu-27670184
http://www.hurriyet.com.tr/…ani-belli-oldu-40539083
https://www.dunya.com/…esi-sonuclandi-haberi-354530
http://www.enerjiatlasi.com/…e-100-gw-sinirini-asti
https://www.gunesonur.com/enerji-emre-amadelik/
üniversite öğrencisi bir kadınım ve bu konuyla ilgili korkunç hikâyelerim var. midesi alan dinlesin ben de yeri geldiyse anlatayım.

üniversite hayatım boyunca çalıştım. çalışmak zorundaydım çünkü. hiç yoktan partlarla birlikte 12-13 işim olmuştur.

*paranı vermeyen patronlar
*taciz eden patronlar
*iş yerinde mobbingler
*bir sabahtan diğer sabaha yazılan mesailer
*beden ve psikolojik gücün anasını sikenler

falanlar filanlar. özellikle üniversitenin ilk iki yılında daha nasıl ortam görücem be rabbişkom dediğim sayısız değişik ortamlara da girdim.

bedene talebin nasıl olduğunu ben size nasıl anlatayım? bir kere üniversite öğrencisisin, hele evde falan kalıyorsan, e biraz fiziğin yüzün düzgün e paraya da ihtiyacın var, işte tüm bu sebepler bu evli adamlar veya parayla hayatını satın almak isteyen adamlar için büyük motivasyon.

neler duymadı kulaklarım. ne hayatlar teklif edildi başka hayatların üstüne. ne büyük fakirliklerden geçtim de bir kere olsun lan acaba? demedim.

karısının yan dairesine yerleştirmek isteyen mi dersin?
çocuğuma ders ver bizde de kal diyen mi dersin?
hadi siktir ettim evli olmasın zengin orta yaş grubu kendini christian grey falan sanıyor herhalde. 24 yaşındayım aklım almaz o fantezileri.

hatta birisi sürekli gittiğim bir mekân vardı . adamın biri hiç yoktan 40 yaşında vardır.
-sadece o eteği giy benden istediğin kadar para
-dokunmasam da olur o göğüslerini görmem lazım dile benden ne dilersen
-benim bir kaç tane evim var istersen???

işte van gogh da böyle böyle kesti kulağını bence.

vs. vs. bunu polise şikâyet ettiğimde tabii ki kendisi malum partinin hatrı sayılır adamı idi ve bana giydiğim eteğin deri taytın bluzun vs. nin hesabını sormuşlardı.

nabız yoklayanlar mesela. garsonluk yapıyodum 16-17 saat aq. müebbet yemiş gibi çalışıyorum. bir adam gelirdi hep.

bilirsin bazı adamlar yüzünüze öyle bakar ki arkanızı döndüğünüzde kesin şimdi de götüme bakıyor dersiniz. ben o adamda hep hissederdim. bana bir gün dedi ki. sana helal olsun. şurda kazandığının kaç katını kazanabilirsin. mekânlarda hep üniversiteli kızlar var neler neler yapıyorlar diye. sen ne kadar düzgün birisin falan demişti. sağ olun falan geçtim. adam durdu durdu.

böyle hayat geçmez. güzelliğine yazık etme dedi. kızınız için yaparsınız kariyer planlamasını hatta karınıza anlatayım birlikte yapın demiştim. bir daha görmedim o adamı.

anlamıştım. benim benden başka kimsem yoktu.

para benim için daima "şunu da ödeseydim" den öteye gidemedi. zaten biraz fazla geçse elime direkt başkalarını mutlu etmeye çalıştım.

karşıma çıkan zengin adamlardan da gram etkilenmedim. hala da oturmuyor ''zengin birini bulucan var ya '' mottosu.

bir hayatın kurtuluşunu başka bir hayata esir olmakta bulan kadın aciz kadındır. böyle de bildim.
bedenime ruhuma saygımı kaybetmeden. zihin gücü bilek gücü fark etmeksizin üretimde yer alan bir kadın olmayı istemekten başka bir şey istemiyorum.

saygı duyuyor muyum bunu yapana? bilmiyorum.
hayat evet çok zor amınakoyim. çok kolay da dönersin köşeden bunu sırf orospulukla değil gizli yiyicilikle yapan kadınlar da var.

ciddi anlamda üzgünüm bunu derken ama para karşısında güçlü duran adam bence aşırı az. yüzük karşısında güçlü kalamayan smeagol gibi çoğu.

tanım : bir tercih meselesidir. zorunda olma hali değil. ahlak falan demiyorum. her zaman daha iyi bir seçenek vardır. kendinizi bildiğiniz.
bahçelievler'de 18 pakistanlının 1 erkeğe tecavüz etmesi

yalnızca 2017-2018 aralığında türkiye nüfusuna 580 bin yeni mülteci eklenmiştir. bunlar doğum ve göç ile gelenlerdir.

iran'dan afgan ve pakistan uyruklu göçmen akımı kapıdadır.

bu ülkenin yüzyıllık medeniyetini, sosyal kültürünü bitirmeye ant içenler, bu kültürü savunduğunu iddaa eden güruhtur.

kadıköy metrosunda her kadının arkasından dönüp bakan suriyeli erkektir. bu ırkçılık değil gerçektir. izole yaşamış türk de bu eylemde bulunabilir ancak ayıplanacağını bilir, yapacağı varsa da toplumun ahlak kuramından çekinir.

suriyeli erkeğin böyle bir çekincesi yoktur çünkü kültüründe kadının sosyal hayat kavramı yoktur. bundan 15 sene sonra mülteci nüfus %17 olacak, toplu taşımalar çökecek, altyapı çökecektir.

insanlar gelip geçer ama kültürler kalır, türkiye nüfusunun anlık %11'i mültecidir.

geri dönülmez noktaya ulaşılmıştır.
1400 küsür senedir orucu neyin bozup bozmadığını çözememiş, aklı 7.yy; bedeni 21.yy’da kalmış tiplerin uydurduğu safsata.

ketçap şehveti artırır, asansörde karşı cinse dikkat edin, annenin saçı tahrik eder diyenlerin pırtlattığı sıfattır.
1 nükleer enerji santralinin maliyeti nedir?

1 nükleer enerji santrali türkiye'nin enerji ihtiyacının % kaçını karşılayacaktır?

1 nükleer enerji santralinin maliyeti ile yapılabilecek yenilebilir enerji kaynakları ile memleketin enerji ihtitacının % kaçı karşılanabilir?
"sebep olanlardan hesap sormazsam, şerefsiz olayım" demiş.

nihat sanırım farkında değilsin ama "öylesin". hatta o kadar "öylesin" ki, ilgi çekmek ve kamuoyundaki duruşunu yumuşatmak, sempati kazanmak için annesini kullanan bir malum sıfatlı kişisin.

bir de tehdit ediyor utanmadan.

edit: birçok arkadaş uyardı. kendini bilmez tarafından zarara uğrama diye. o yüzden malum kelimeyi biraz sansürlüyorum.
bırakın. etrafınızda yok bırakılmaz falan diye konuşanları dinlemeyin. onlar iradelerine sahip olamadıkları için böyleler. kendilerine verdikleri sözleri tutamamanın verdiği eziklikten kurtulmak için bütün insanlığı kendileri gibi görüyorlar. sigara içmek aptalliktir.
çıkarken ki rahatlığını düşünen insandır. şahsen geri geri park etmekte hiç problem yaşamıyorum ama geri geri çıkarken sanki bir yere sürtecekmişim gibi oluyor. bu yüzden çok ekstrem durumlar dışında geri park ederim. ayrıca acil durumlarda kaçmak daha kolay olur.
bir olay veya durum karşısında "acaba birilerinin istediği gibi mi düşünüyorum, fikirlerim yönetiliyor mu?" hissidir.

birkaç kişi düşünür,diğerleri onların düşündüğünü düşünür.(cemil meriç) bu korkunç...

ya birinin tam olarak düşünmemizi istediği gibi düşünüyorsak? partimizin, okuduğumuz kitapların ,yazarların,izlediğimiz filmlerin,kanalların,yaşadığımız şehrin, twitter'ın belki de sözlüğün...

ne kadar özgün veya özgür düşünüyoruz acaba?
mesela ben bir kesimden nefret ediyorsam veya onun fanatiğiysem kesin yönlendiriliyorum diye düşünüyorum. çünkü hiçbir zaman yüzde yüz doğru veya yanlış yoktur.

edit: norveç'in dünyanın en medeni ülkesi olduğu fikri bende nasıl oluştu?ne gittim ne de norveçli bir tanıdığım var.araplara karşı son dönemde bakışım olumsuz yönde değişti.ne bir arapla tanıştım ne de bir sorunum oldu.

"senin hür düşünebilme yeteneğin yok mu?"diye sormayın.ben de "sizin var mı?"diye sorarım.
sansüre takılmayalım diye şu saatte puhu tv’den izleyelim diyoruz. sansür oraya da girdi diye üç kuruşluk dizi keyfinin anasını siktiler.

amına koyduğumun çocuklarının hepsinin ağzından bal damlıyor sanki. çok örnek kişiliklere sahiplermiş gibi ota boka sansür koyuyorlar.

diziye gelince de vartolu’yu iyice ele ayağa düşürdüler. yamaç’ına sokayım. pompalaya pompalaya bi hâl ettiler. herkes polat alemdar falan demiş ama en azından onu ara sıra vuruyorlardı amk.

düne kadar patlayan şeker yapan çocuk vartolu’ya racon öğretiyor.

ekleme: gece yazmayı unutmuşum. baykal’ın öldüğüne de inanasım pek gelmiyor. yine bir flashback patlatıp yaşadığını gösterirler belki de.