debe başlıkları

rahat ya10
profili

  • devlet elektrik sayacı bağlamasın diyen urfalı

    300 tane orospu çocuğu harranlıdır. yok arapmış yok kürtmüş yok türkmüş her ne sikimse. videoda 300 tane has orospu evladı vardır. 2x2=4

    ben tek başıma günün 12 saati evde yokken ve 5 saatini uyuduğum halde bana gelen elektrik faturası 95 lira!!!! düşün tek kişiyim, televizyon izlenmiyor, haftada birer kez çamaşır ve bulaşık makinesi açıyorum ve de evden çıkarken sadece buzdolabı dışında hiçbir elektrikli bi şey açık bırakmıyorum ve kullandığım elektrik 50 lira 45 lirası vergi ve dağıtım bedeli.

    bu 300 tane orospu çocuğuna laf geçiremeyen devlet de kendine devlet demesin. koskoca türkiye cumhuriyeti devleti 300 tane analarının amlarından doğduğu gün itlaf edilmesi gereken yaratıklara söz geçiremeyip "haklısın ama haksız konumuna düşüyorsun" diye yaklaşıyorsa kusura bakmasın bana devletim demesin.

    bu arada tabi %91 oranlar reyizin seçildiği yere sayaç takılmaz tabi. %91 atıyorum chp ya da iyi parti çıkan yer olsa taş üstünde taş bırakmazdı toması, polisi, jandarması.

    adamlar sanki normal olan bi hakkı istiyorlar lan o kadar rahatlar. o hani devlete vatandaş arasına şirket girmesin diyen orospu evladı var ya onu öyle temiz bi döveceksin ki 5 sene çorbayla beslenecek sadece aklı başına gelecek.

    batıdaki adam sen ben gibi vatandaş elektriğini 2 ay ödemese elektriği kesecek adamlar göt korkusundan adamlara bi domalmadıkları kalmış. neden? %91 erdoğan'a oy vermiş ırkını, milliyetini siktiğimin piçleri.

    hiçbir insanın küfür etmesini tasvip etmiyorum ama şu videoyu izleyince elim ayağım titredi resmen. sayaç taktırmıyor mu kes amını kodumunun harran'ının komple elektriğini. götünü yıkamaya bile gaz lambasıyla gitsin çok değil 1 haftta. sonra kuzu kuzu dedaş'a nasıl abonelik başvurusu için geliyorlar 300 piç kurusu.

    ama devlet böyle bi şey yapar mı? yok canım niye yapsın. sonuçta %91 reyize oy vermiş ümmetin evlatları onlar.

    zerre hakım var toz tanesi kadar hakkım varsa hepsinin leşlerini köpekler yesin. tırnak kadar hakkım varsa doğmamış çocuklarına kıranlar girsin. köpek herifler ya!

    bi de milliyetçiyim demiyor mu? amına kodumunun çifte kavrulmuşu ağzına türk bayrağının sapıyla dikine dikine vuracaksın. orospu çocukları ya!

    çok sinirlendim ya. yavşağa bak ya!

  • gratis

    yaptığı indirim falan olmayan kozmetikçi.

    şimdi çoğu yazar zaten kullandıkları ürünlerin fiyatını belirtmiş ve indirimin "bazı ürünlerde" gerçek olmadığını açıklamış. ben bu tarz olayları iki açıdan ele alıyorum;

    1) gratis'in bilanço bazında daha az ettiği kar falan yok. her bütçe raporlama departmanında çalışanlar bilir ki gelecek yılın bütçesi eylül-ekim gibi yapılmaya başlanır. gratis muhtemelen 2018 hedef kar oranını tutturmuş olacak ki bazı ürünleri yine indirim adı altında normal fiyattan çakarken stokta durması ek maliyet gerektirecek ürünleri de az bi indirimle(elde edeceği kardan indirim) satışa sunmuş.

    yani öyle düşünülen gibi %50 indirim yapmıyor gratis. zaten adamların hedeflediği cebine girmesi gereken para fazla fazla girmiştir. elinde tuttuğu sürece kendisine artı maliyet yazacak ürünleri de yıl sonu gelmeden elinden çıkarmıştır. bu bir.

    2) ben böyle 3 kuruşluk indirimde yığınla insan birikince açıkçası öyle mutlu olamıyorum. insanların 1 oje için 1 ruj için birbirini bıçaklayabilecekleri yerler ya da ortamlar oluşuyor. halkın kişisel bakımı için bile ekonomik anlamda ne kadar zorlandığını görüyorum. zira yukarıda alışveriş yapan yazarlar "70 dk bekledim, 1 saat bekledim" gibi şeyler söylüyor. yav hayatından 1 saati 50 -100 lira indirime satıyorsun farkında mısın? neden? çünkü normali çok pahalı. şu açıdan bakıyorum ben insanlar ciddi anlamda bi ekonomik darboğaz içerisinde ve kendi kişisel bakımlarını bile ihmal eder konumda.

    oysa ki böyle bi ekonomik ortamda değil de paramızın para olduğu bi ortamda olsak kim o kuyrukta 1 saat bekler? ya misal 24 saatin sana yetmediği bi gün olsa elinde 100 lira ile 1 saat daha satın almak istesen alabiliyor musun? alamıyorsun. fakat 100 lira için hayatından 1 saati hem de güle oynaya satabiliyorsun. yani bu tarz indirim adı altında yapılan etkinliklerin ben açıkçası biraz da psikolojik yönüyle ilgileniyorum ki alanım da değildir bu arada. normalde 3 dakikanı alacak bi alışveriş için 60 dakika 70 dakika harcıyorsun hem de üste para vererek.

    kapitalizm bu konuda çok becerikli. insanların üretmesini istemediği yerlerde ya da ülkelerde neyse işte insanları her zaman dinle, siyasetle, milliyetçilikle uyutamayacağını bildiğinden bu tarz ekonomik olarak uyutmayı başarabiliyor.

    düşünsene bi ayakkabını bağlamak kaç saniyeni alır? bi de o ayakkabıyı bağlamak için 70 dakike beklediğini ve üste para verdiğini düşün? kan çıkar di mi? kim böyle bi şeye evet der? ama böyle insanları 3 kuruş indirime mahkum edip günlük hayatlarından minimum 1/24'ünü çalabiliyorsun ve bunun için üste para alıyorsun. bu muazzam bi şey.

    bunu sadece kadınlar bazında söylemiyorum. erkeklerin de bu tarz özellikle teknoloji marketlerinde sabahladığı zamanlar oluyor ya da işte tuttuğu takımın kombine biletini almak için keza aynı şeyleri yaşıyorlar. bunların tüm sonucu ise hayatından "çalınan saatlerin" için sen başkalarına para ödüyorsun. zamanın değerini gitgide anlamsız hale getiriyorsun kendin için.

    böyleyken böyle.

  • 2018 ekonomik krizi

    yazmayayayım diyorum da arkadaş gece gece ak orospu evlatlarına, paralı köpeklere göre bizi teğet geçecek kriz olmayan küçük, minicik, mini minnacık bi buhranmış ve hepimiz aynı gemideymişiz bilmiyormuşuz.

    ya siz nasıl bu kadar ruhunuzu sattınız ben anlamıyorum? size kaç para veriyorlar da şu durumda bile hala teğet geçecek diye sikimtrak üniversitesinin 2 yıllık işletme bölümünde aldığı iktisat dersiyle burada bi de ahkam kesmiyorlar mı...

    evden çıkıyorum anadolu yakasına geçene kadar harcadığım süre 2 saat o zaman zarfında dolar 15-20 kuruş atıyor adam hala gelmiş teğet geçecek diyor. senin gibi iktidarın köpekliğini, orospuluğunu yapanları teğet geçer doğrudur. çünkü siz erk kimdeyse, güç kimdeyse onun borazanlığını yapan adamlarsınız. sene boyunca boğazından kırmızı et geçmeyen insanların iftar çadırında kırmızı et gördüğü bi dönemdeyiz. tarım bakanı olacak adam da çıkıp taşak geçer gibi "benim eşim 30 liraya et alıyor sen 70 liraya alıyorsan senin problemin" diyor bi de utanmadan, arlanmadan. cumhurbaşkanı çıkıp bosna hersek'ten 8 bin ton kırmızı et ithal etmek yetmez 15 bin ton gerek diyor, bunu bir zamanlar tarım ve hayvancılık ülkesi olan ülkeye söylüyor sen kalkmış hala teğet geçecek diyorsun.

    öteki hele aynı gemideyiz diye üfürmüş. ulan pezevenk 15 senede sen öküz gibi yerken, içerken, zengileşirken bana gelip aynı gemideyiz al bu senin hakkın dedin mi yavşak? şimdi ney aynı gemideyiz...

    bunların tek derdi ne biliyor musunuz? akarları kesilecek akarları. başlarındaki herif gitti mi bunların akarları kesileceğinden böyle can hıraş savunuyorlar. salatalığın kilosu 4.5 lira lan markette pezevenk teğeti mi kalmış sikik? domates desen öyle. bugün karpuz aldım kilosu 3.5 lira lan! hadi mevsimi değil diyeceim mayıs sonu haziran başına geldik zaten yaz 3 ay 3.5 lira ney lan it!

    sorsan teğey geçiyor kriz bizi. reel işsizlik olmuş %20-30 bu pezevenkler bu ruhunu, kanını satmış köpekler aynı gemideyiz edebiyatı yapıyoruz. evet aynı gemideyiz de ne hikmetse 15 sene geminin en lüks kamarasında yaşayıp, patlayıncaya kadar yediniz bizim aşağıda derimiz kazındı, içimizden geçti zamlar sonra aynı gemideyiz.

    bunlar hayatları boyunca bi baltaya sap olamayan vasıfsız insan yığınları. sonra böyle işte aktrollük yaparak nafakalarını çıkarıyorlar. kriz yokmuş. ulan ocak ayından beri piyasadaki her çeşit ürüne %25 zam geldi pezevenk daha nasıl kriz yok? adamlar benzin zammını gizlemek için ötv'den feda etmeye başladılar. daha dün 35 kuruş motorine zam geldi, bugün 21 kuruş yine zam geldi. kriz yok öyle mi? senin ben o satılmış ruhunu sikeyim. köpek herifler.

    aynı gemideymişiz. batacaksak batalım ulan en azından sizin gibi orospu evlatlarını beslemeyiz vergilerimizle. az kaldı ama bu göt yanıklığınız hep bundan siz de biliyorsunuz bu herifler gidince size su bile yok ondan bu çırpınışlarınız. az kaldı teğet geçmeyip içinizden geçeceğiz bekleyin 1 ay daha.. ruhsuz satılmış köpekler.

  • çukur (dizi)

    --- spoiler ---

    olum ben şeye takıldım, bu yamaç denen arkadaş ne zaman mevzuya gitse aliço'yu da alıyor. sonra herkes dönerken aliço yok. lan adamın iki tahtası eksik zaten. geçen de herifi yine öyle unuttu mevzuda adam ta anasının örekesinden yürüyerek geldi. sonra ''aaahh aliçom ya ben seni nasıl unuttum ya'' diye caka satıyor.

    aliço'yu kim alıyor ordan kim eve götüyor. yanınıza alsanıza lan adamı! herifi sniper gibi kullanırken iyi.

    çok uyuz oldum ama bu iki oluyor birader ya*
    --- spoiler ---

  • geri dönenlere 300 koyun ve maaş

    ailem büyük dededen beri hayvancılık yapar. babam da bi 20 senelik memuriyetten sonra hayvancılık yapıyor şu an küçük çapta da olsa. daha önce çiftlikbank için yazdığım şurada dursun; (bkz: #72916649)

    bakan bey iyi demiş güzel demiş de öyle bi demiş ki sanki 300 koyunu bedava veriyor. bakın biz 2010 senesinde de yine bu adamlar sıfır faizli hayvan verirken vatandaşa o zaman 30 hayvan aldık. yine ipotekler falan filan neyse gel zaman git zaman sene 2018 oldu bizim 11 hayvanımız hiç gelmedi. bununla ilgili dava açtık bilmem ne falan filan ortalama 11 hayvan+11 hayvan buzağısı+11 hayvanın süt geliri ile toplam 150 bin lira bi meblağ zarar ettik. mahkeme bize ne verdi? taşak geçer gibi 40 bin lira. ne oldu 110 bin lira bize kaçtı.

    buraya da yazayım devlet sağamayacağı eşeği ahırına sokmaz arkadaşlar. bu böyle biline. devlet daha doğrusu devlet demeyeyim de ak parti hükümeti avantası yoksa yaralı parmağa işemez köylü için.

    dönelim tekrar 300 koyun mevzusuna, 300 koyun demiş de bu 300 koyuna tek kişi bakamaz asla. öyle bi insan yok. 300 koyunun otlayabileceği mera yok zaten. onu geç düşünsene aynı köyden 10 kişinin 300 koyun aldığını? 3000 koyunun olmayan meraya salındığını? ot yok ki hayvan yesin. ne yapacak bu insanlar? yem alacak. yem dediğin şey benzin gibi. haftada bir zam geliyor. bunun dışında diyor ki bakanımız tanesini 700 liradan satıp senede 210 bin lira kazanacakmışız hem de veteriner hizmeti de devlettenmiş.

    yani kimse kusura bakmasın da sayın fakıbaba ya aç kalmamış hiç ya da hayatında koyun gütmemiş. bi hayvanı 700 lira sattığında sana %100 kar bırakmıyor. bu hayvanın yemesi içmesi, çobanı, yemi, otu, samanı, yoncası, slajı, küspesi bunlar hep maliyet.

    kaldı ki koyunun en para ettiği dönem kurban bayramı dönemidir. onun haricinde bakan beyin dediği gibi 700 liraya satamazsın bi hayvanı. neden? çünkü bu işi bi tek sen yapmayacaksın. az önceki verdiğim örnekte aynı köyden 10 kişi 300 koyun alsa 3000 koyun yapar. yarısı satsa 1500 koyun piyasaya çıkmış olur. bu da koyun enflasyonu demektir. normalde 700 liraya giden koyunu 300 liraya satamazsın.

    öyle büyük şehirlerdeki gibi bi ortam yok köylerde. ha dersen ben bakıp ben kesip yerim haftada 1 koyun kabul. o ayrı.

    şimdi bi de diyor ya veterinerlik hizmetlerini biz sağlayacağız falan. o işin aslı astarı nasıl biliyor musunuz abiler? devlet der ki 300 koyunu sigorta yapacaksın. sigortayı yapan kim? tarsim. tarsim kim peki? tarım, hayvancılık ve gıda bakanlığının sigorta şirketi. yani bi anlamda devlet sana 300 koyun veriyor, sen devlete borçlu oluyorsun, ayrıca devletin sana verdiği koyunlar için de sigorta primi ödüyorsun ki bunlar küçük meblalar değil. koyun başına 100 lira olsa 30.000 lira sadece yıllık sigorta giderin olacak. ne oldu sayın bakanın dediği 210 bin lira 180 bine düştü.

    kaldı ki tarsim öyle garabet bi kurum ki hayvanın doğuştan ana rahminden gelen hastalığı kendi gönderdiği ekspertiz veteriner raporuna rağmen bunu sizin hatanız olarak değerlendiriyor ve size 5 kuruş para ödemiyor hayvanınız ölse bile. bunun yanında gelen veteriner zaten ne kadar etik davranıyor bilemiyorsun muhakkak bi yemek bilmem ne bi şey ısmarlıyorsun adamın gönlünü hoş tutmak için ki paşamızın keyfi gelsin de rapor yazsın falan. biz çok yaşadık yani bunları.

    daha da uzun uzun yazardım da üşendim şu an. kısacası devletin sözüyle köye dönüp 300 koyun alacak adam varsa ipotek ettiği ne varsa gözden çıkarmış olsun. zira devlet alacağı paraya bakar senin malın para ediyor mu etmiyor mu bu onu enterese etmez.

    bunlardan önce yapılması gereken asıl şey; yerli tohum projesi olmalı. olmalı ki yeme bağımlılık azalsın, hayvanlar doğal beslensin ve etleri leziz olsun. öyle ağzına atınca saman gibi et hissetme eti. et aroması gelsin ağzındayken. hem de üreticinin maliyeti azalsın da tabi zor dostum zor.

  • real madrid

    (bkz: çok kişinin kellesi gidecek daver çok)

  • çiftlik bank

    konuyla ilgili epeydir bi şeyler yazmak istiyordum kısmet bugüneymiş. birincisi bu tarz oluşumlara 1 kuruş bile yatırmadım, bugün 1 kuruş yatır yarın 1 milyar olacak diye garanti verseler yine de yatırmam. bedava paraya her zaman şüpheyle bakan biriyim çünkü.

    şimdi gelelim konumuza. biz ailecek dededen hatta dedemin babasından beri hayvancıyız. çiftçilik de yaparız ama genel olarak hayvancılıkla uğraşıyoruz. ha babam memurdu onun kuşakta bi 20 sene ara vermişiz fakat şimdi halen hayvancılıkla uğraşıyoruz neyse konu biz değiliz zaten.

    bakın güzel arkadaşlar, hayvancılıktan kar etme para kazanma dönemi biteli aylar yıllar oldu. bundan 20 sene önce 10 tane büyükbaş hayvanın varsa krallar gibi yaşıyordun köy yerinde ama şimdi 100 tane de hayvanın olsa o rahatlık yok.

    birincisi girdisi çok. bu girdilerin hepsi her sene zamlanırken sattığın ürüne çok düşük yüzdelerde zam geliyor. çok basit örnekler vereceğim ki bunlar benim bizzat şahit olduğum rakamlar;

    sene 2003 - bir balya samanı satıcıdan almanın maliyeti 1.5 lira.

    sene 2003 - bir litre süt için üreticiye ödenen tutar 0.75 lira

    sene 2017 - bir balya samanı satıcıdan alma maliyeti 8.5-9 lira.

    sene 2017 - bir litre süt için üreticiye ödenen tutar 1.40 lira

    bak bu verdiğim örnek sadece 1 adet saman balyasının 14 senede maliyeti 5 kat artarken üreticiye ödenen tutar 1 kat bile artırılmamış. diğer bi deyişle 14 sene içerisinde maliyet %500 artarken gelir %100 bile artmamış .

    yani o hayvancılıktan köşeyi döneceğiz devri çoktaaaaan geçti babacım. ha kendi tarlan vardır kendin işler kendin sürer kendin samanını, otunu, yoncanı, mısırını hasat edersin maliyetlerini %50 daha azaltırsın ki bu bile maliyetlerde %200-250 artış olmasına rağmen gelirde yine %100 artış sağlayamadığını gösterir.

    çok fazla sayısal veriyle kafa ütülemek istemiyorum çünkü bizim insanımız okumayı sevmeyen bi insan olduğu için en kısa yoldan yazmaya devam ediyorum, hayatında en yakın ineği kurban pazarında gören insanlarımız bu olaydan zengin olacağını zannediyor.

    hayvancılık zor iştir. kar marjı şu zamanda çok düşük bi iştir. bildiğim kadarıyla buzağı desteği veren devlet artık onu da kesti vermiyor diye biliyorum. neden? zaten ithal ediyoruz ne gerek var desteğe di mi? bunun haricinde balya bağlamak, balya yükle, indir, bindir yapmak ve bunlar için işçi maliyeti karşılamak, o balyaları tarladan samanlığa getirmek için traktör maliyeti, mazot maliyeti gibi girdiler adamın iliğini kemiğini kurutan şeyler.

    hayvanlar da insanlar gibi farklı farklı şeyler yiyiyor maalesef. bunun buzağı başlangıç yemi var, buzağı büyütme yemi var, süt yemi var, besi yemi var var da var. yani hepsine daya samanı şeklinde olacak iş değil ki zaten samanın besin değeri sıfır tamamen hayvanları tok tutması ve oyalama amaçlı bi şey. biz daha çok samanı altlarına atmak için kullanıyoruz yalan yok.

    bunun yanında sağım yapmak için elektrikli makineleriniz olacak, sonra suyun bol olacak, suyunuz yoksa şebeke suyu maliyetiniz olacak. burada şimdi bazı zeki arkadaşlar diyecek ki ''ya bizim kuyumuz var ne suyu ehehehe' diye kendince akıllıca bi tespit yapacak fakat devlet der ki bahçende kuyu varsa ve sen bu suyu kullanıyorsan kuyuna sayaç takarım sen de kuyu suyunun faturasını bana ödersin. heee yani biz her ay boşuna 200 lira su faturası ödemiyoruz canikom.

    bunun haricinde ilkbaharda meraya çıkarmak için çobana ihtiyacın olacak ki bu adamlar öyle 2000 liraya falan çalışmıyor. hadi kendin çıkardın diyelim eyvallah bu hayvanlarla her gün sabah serinlikte çıkıp akşam hava kararmadan döneceksin. bu da demektir ki günde 10-12 saat o güneşin altında hayvanların başında bekleyeceksin.

    eğer hayvanlarını çıkarmazsan hayvanlar yağ bağlar aynı zamanda eti sert olur, kuru olur, lezzetsiz olur. hayvan koşacak, dolaşacak edecek bu böyle olmalı.

    gelelim işin veteriner boyutuna. e tabi bu hayvanlar da insanlar gibi hastalanıyor ya da doğum yaparken sezaryan yapmak zorunda olabiliyor veya atıyorum samanı tarladan bağlarken içine tel girebiliyor bunu inek yiyebiliyor o tel bağırsaklara kadar gidebiliyor ve türlü türlü hastalıklar olabiliyor uzatmayayım. veteriner maliyeti şöyle diyeyim biz aylık 10 hayvan için 1500 lira para ödüyoruz veterinere. açık konuşuyorum. bi tohumlama 100 lira. tutmazsa ikincisi 80 yine tutmazsa üçüncüsü 70 dördüncüsü 60 beşincisi 50 lira. yani hayvanın 5 kere tohumlanırsa sana maliyeti 360 lira bu sadece bir hayvan için.

    yine tarım ve hayvancılık bakanlığının şap aşıları var. tanesi 12 lira. senede 2 defa vuruyorlar. tek hayvan için maliyetin 24 lira.

    bunlar dışında çobanlar haricinde bu hayvanlara bakacak ahır içinde çalışacak 2 tane adamın olması lazım. tek adamla olmuyor o işler. bi yere kadar sonra kafayı kırıyorsun o yüzden 2 adam ideal. bunların maliyeti var.

    bak ahırın kirasını falan saymadım. onu kendi malın olarak varsaydım. bunun haricinde hidroforlu suluğundan tut, bağlamak için zincirine, gübre küremek için gelberi ,sürileri, diğren, el arabası gibi ekipman maliyetleri var. bak daha soğutma tankı bilmem ne onlara hiiiiiç girmedim.

    şimdi bu kadar sana maliyet verdim kafan karıştı doğal olarak. daha kısa şöyle söyleyeyim senin günde bir hayvandan sağdığın 20-30 litre süt o hayvanın günlük maliyetini bile karşılamıyor üstüne cepten veriyorsun. kafan karıştıysa bu şekilde anlatmış olayım. e şimdi diyeceksin ki ''ya madem cepten veriyorsunuz da siz niye bu işi yapıyorsunuz?'' hayvancılık yapan adamın karı yavru buzağıdır. yavru buzağı o hayvandan ettiği kardır ki o da bak şimdi aklıma geldi her doğan yavruyu kaydettirme şartın var onlara küpe takılıyor 9 lira da onlar.

    dediğim gibi hayvancılıkla uğraşan adamın karı buzağı. iyi de dedim ya en başta hayvanlar da insanlar gibi diye. onlar da düşük yapabiliyor, ölü doğum yapabiliyor ne bileyim buzağının boynuna kordon dolanıp ölebiliyor ya da anne ineğin çatısı(vajinası) zorlamadan yırtılıp kan kaybından ölebiliyor hani birden çok ihtimal var. %100 buzağı sağ salim doğacak diye bi şey yok. e buzağı da öldü mü ne oluyor kocaaaaa 9 ay baktığın ineğin maliyeti sana koskocaman bi eksi yazıyor babacım.

    durum böyle gençler. hayvancılıktan sütten para kazanamazsın, etten hiç kazanamazsın. çünkü ülkemizde bu işi yapan adam sayısı azaldıkça et fiyatı artıyor ve daha da artacak. aynı şekilde böyle devam etsin 5 sene sonra etin kilosu 100 lira olmazsa bak bu yazdıklarım burada gel beni yeşillendir.

    o yüzden farmville ve türevleri oyunları oynayıp hayatında inek boku görmemiş üstüne bassa köstebek pasta zannedecek adamlar bu sistemi savunabilir. gayet normal ama siz siz olun sakın ha hayvancılıkla zengin olacağınızı düşünüp bu adamlara paralarınızı kaptırmayın.

    edit: unutmadan tanımımızı yapalım; keriz silkelemek isteyen bi adet tosunun tokatlama amaçlı kurduğu ponzi yapılı kerttirgeç.

  • libidosu yüksek kadın

    türkiye şartlarında bulunması asla ve asla zor olmayan aksine çok kolay kadındır. bunu orospuluk ya da escortluk anlamında söylemiyorum. kadınlarımızın libidosu gayet de yüksek gençler. yeter ki kadın senden o elektriği alsın.

    şimdi sen hayatın boyunca sabah kahvaltını 2 poğaca+1 çay olarak yapmışsın affedersin götün göbeğin salınmış, moda nedir deseler kadıköy'deki sahi kenarı sanırım diyeceksin, giyim kuşam trendinden şundan bundan bihabersin, üstüne üstlük açlık sınırı altında yaşıyorsun, yetmedi metrobüs hayatının en önemli bi parçası olmuş, yarın metrobüs çalışmasa ne bok yerim nasıl işe giderim diye düşünüyorsun eee sonra libidosu yüksek kadın türkiye'de bulmak zor.

    değil abicim değil. kadın ne ister biliyor musun? 1) rahatlık 2) güvenlik. bu ikisini sağladın mı ya da hissettirdin mi etrafındaki kadınların %90'nın libidosu zaten kendiliğinden yükseliyor merak etme.

    he ama sen kıçındaki donu bile 2 senede bi değiştir o da lastiği atınca artık sonra libidosu yüksek kadın türkiye'de yok. ulan ben kadın olsam ben de vermem niye illa vereceksem benim de hoşuma gitmeli benim de duygularımı okşamalı öyle bi dünya var mı? sen vücut temizliğinden bihaber olacaksın, dişlerin sigara içmekten sapsarı olacak, her tarafın kıl tüy içinde olacak, terden leş gibi kokacasın sonra ee libidosu yüksek kadın türkiye'de yok.

    peşin edit: bu entry yukarıdaki entrye ithafen yazılmamıştır. tamamen genel erkek profili üzerinden değerlendirilmiştir.

    sonradan edit: üstte bi entry vardı libidosu yüksek kadın olmadığına dair ama işte entry silme olayları malum...

  • yeni tanışılan bir kızda ilk bakılan yer

    kimse de samimi olarak meme dir dememiş lan. yok dünya görüşü yok gözleri yok sürdüğü ojeler haaaaaaddddiiiii lan ordan düşüyor mu böyle?

    olum bu bilimsel bi gerçek lan yani ilk bakılan yer meme çünkü göz hizasında olan bölgede yer alıyor tıpkı marketlerdeki satılmak istenen ürünün göz hizasındaki raflara dizilmesi gibi bi şey bu.

    yani bu senin belki farkında olmadan baktığın bi sey ilk olarak gözün oraya takılıyor emin ol. sadece sen değil kadınlar da kadınlarda ilk memeye bakıyor. bu evrensel bi şey yani.

    şimdi tek tek ebatlarına göre memelerin karşıdaki insanda bıraktığı intibayi yazardım ama tabi siz dış görüş falan filan....gerek yok.

    samimi olun ibneler, neymiş oturması kalkması yok efendim dünya görüşü ilk baktığın yer dünya görüşü mu??? yalanlarını seveyim senin. yüzü size dönükse %99.99 meme, sırtı size dönükse ise bu saç, kalça ve bacaklar siralamasiyla gidiyor. kimse yemesin birbirini.

    ayrıca (bkz: memenin sutyenden taşan kısmı) yani böyle eğilip bukulmeye gerek yok. dünya görüşü ney lan ahahaha olum oraya gelene kadar sen memenin ebatini falan aklına kaziyorsun rahat ol genetiğin böyle yani heheh vay arkadaş ya...

  • y kuşağının sık sık iş değiştirmesi

    y kuşağının ilk temsilcilerinden biri olarak benim de söyleyecek üç beş çift kelimemin olduğu hede.

    şimdi deniyor ki y kuşağı sık sık iş değiştiriyor. bakın ben iibf mezunu bi adamım. öyle sikindirik bi okul da değil ama çok da matah bi okul değil mezun olduğum ama orta sayılabilecek bi okul. ingilizce seviyem samimi olarak söylüyorum advanced değil ama upper seviyesinde konuşurum yazarım ve anlarım. buralarda da sıkıntı yok.

    bilgi beceri olarak smmm ruhsatım yok. zaten oldum olası muhasebeyi sevemedim ama el mecbur ekmek parası çalışıyoruz dedik muhasebeden yürüdük başlangıç yollarını.

    bugüne kadar toplamda 3 farklı şirkette ki bunlardan biri tr çapında biri dünya çapında biri de kendi çapında* lider firma diyebileceğim firmalardı. şunu en içten dileklerimle söyleyebilirim ki en çok maaşı ben kendi çapında olan firmada kazandım.

    dünya çapında olan firmada resmen ölmemek için çalıştım çünkü aç kalacaktım aksi takdirde. gel zaman git zaman nitekim kendi isteğimle istifa ettim ve yaklaşık 15 gündür iş arayışındayım.

    şimdi söyleyeceklerim size şaka gibi gelecektir ama cidden değil. istanbul'un bi ucu beylükdüzü'nde oturuyorum maslak'a ve basın ekspress yolunda bi firmaya başvurdum. maslak'ta olan firmaya yine buradan birinni vasıtasıyla gittim evet ve reddedildim. neden peki? istediğim maaş 2k olduğundan. evet 2k net maaş istedim diye reddedildim lan hem de referansla gittiğim yer burası. peki çalışan adamlar ne kadar maaş alıyor? 2k'dan az almadıklarını düşünüyorum hadi 1.7k alsınlar. lan onu geç bana dese 1.7k verebiliyoruz hacıt ne dersin? o bile yok direkt ret.

    diğer firma da öyle keza. karşımda çok muhtemel 2 yıllık mezunu bi pomcik kız '5 yıl sonra nerede olmayı planlıyorsunuz?' gibi bi soru sordu uzun süreli planlar yapmıyorum dedim. ulan yaşım 29 olmuş 5 sene sonra sanki ceo mu olacağım? yine bu sikindirik düzende sikindirik bi maaşa muhtemelen 2k paraya derimi kazıyacaklar bana kalkmış 5 sene sonra nerede olmayı planlıyorsun diye soruyor. ebenin amında olmayı planlıyorum nerede olmayı planlayacaktım acaba çiroz eda taşpınar seni. ve tabi ki yine ret yedim.

    en son eski çalıştığım şu dünya çapında olan firmada daha farklı pozisyon için rica minnet birilerine istekte bulundum ''bhakarız yhaa'' tepkisi aldım, yetmedi bölüm müdürüne mail attım zahmet edip sikleyip iyi kötü bi kelime bile dönmedi sonra y kuşağı neden sık sık iş değiştiriyor? çok pardon ben götümü siktireceksem bundan ben de zevk alacağım baba. öyle 3 kuruşa taze göt yok kusura bakmasın patron tayfası. hem her şekilde beni sikecek zaten muhasebecilerin kaderi ay sonları full mesai o yetmeyecek cumartesi de çalışıyoruz diyecek yetmeyecek hafta için ''arkadaşlar rapor yetişmesi gerek 2 saat daha mesai kalacağız'' diyecek bana sonra maaş olarak 1.7k maaş verecek. varsa öyle parlak göt ben de sikerim valla kusura bakmayın küfürler için bu arada.

    ha bu arada söylemeyi unuttum baş harfi michael page olan orospu çocukları da var umut satan ama icraat kısmı sıfır olan firmalar 1500 kez uzak durun. sakın gitmeyin bile. aynı şeyler recra consulting için de geçerli. bunlar umut taciri firmalar. iş miş buldukları yok size.

    sonra diyorlar ki gençler iş beğenmiyor, sen benim yaşımdayken stajyer kızlarla fingirderken ben o yaşta fotokopi makinesinin sıcağında götümden ter akıyordu müdür. kalbinizi kırarım y kuşağına bok atmayın. adam gibi maaş verin adam gibi işveren olun sikici değil sevici olun ondan sonra hesap sorun.