Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
küfürlü entry girmeyi sevmiyorum ama;

her kim bu belgeseli hazırlamış,
her kim bu belgeselde anlatılanlara inanmış,
her kimin bu belgeselde anlatılanlar hoşuna gitmişse,
her kim bu belgeselden bir çıkar bekliyorsa,

onun yedi ceddini gelmişini geleceğini soyunu sopunu içtiği suyu sıçtığı boku sevdiği yemeği dokunduğu ağacı bastığı toprağı yaktığı glikozu çıkardığı sesi onu doğurtan ebesini ilk söylediği kelimesini soluduğu havayı doğduğu yöreyi inandığı dini iş etiğini tabi olduğu vergi kanununu arabasına doldurduğu benzinini kullandığı elektriğini bağlandığı internetini vesikalığını çeken fotoğrafçısını ekmeğini aldığı fırıncısını onu oluşturan atomlarını

uche s.ksin!

şu dakikadan itibaren şampiyon olmasını dilediğim ikinci takım fenerbahçe!

not: galatasaray

tanım: bir ahaber sıçmığı
gezi parkı eylemleri sırasında twitter’da destek tweetleri atıp, sonra silmişti. açıklama olarak da benim küçük çocuğum var demişti. “ulan bizim çocuğumuz yok mu, burada ölenler çocuk değil mi?” diye tepki gösteren levent kırcaya da ‘ihtiyar sen benim dengim değilsin’ diye cevap vermişti. böyle bir adamdır. hatırlatayım istedim.
tam hali: cumhurbaşkanı grup toplantısında konuşurken çocuğum aç diye bağıran adam olacaktı. malum karakter sınırı
kaynak

bir anda canlı yayınlar kesildi, adam susturuldu
korku dağları yıkılıyor, gariban sesini yükseltmeye başladı.

edit: adam konuşmasına "15 temmuza katıldım diye işimden oldum" diye başlıyor.
oysa sözü dinlenmeyen kesilen, şu an büyük ihtimal göz altına alınan adamı 15 temmuzda meydanlara yine bu şahıs çağırmıştı.

hep dediğimiz gibi akp seçmeninin gözü aç kalınca açılacak. borç batağı, eve ekmek getirememek vs gibi şeyler kırmızı çizgileri.

bu tür eylemler önümüzdeki günlerde daha fazla yaşanacaktır.

edit: (bkz: 12 şubat 2020 tayyip erdoğan'ın kadir şeker yorumu) mahalle yanıyordu biri saçını tarıyordu.
- amerika ile müttefikliğe methiyeler
- rusya ayıp etti, türkiye nato üyesidir
- esed rejimi sabrımızı zorlamasın, vururuz
- suyu ısıtın, biraz daha mülteci gelecek
- asıl fetöcü cehapedir
- kanal istanbulu engelleyemeyecekler
- ekonomik göstergeler çok iyi durumda
- gazetecilere önceden ezberletilen soruların cevaplanması
- istiklal marşı
- kapanış
ne geniş ne pislikmişsiniz ne eğitimsiz ailelere sahip insanlarmışsınız siz pes doğrusu!
böyle bir başlığın olması bile çok ama çok garip.
"hayvanlara yapılan işkenceler " "çocukken hayvanlara yapılan işkenceler"

ikisi arasında hiç bir fark yok.
çocukken insanın aklı erer bir canlıya zarar verip vermeyeceğine. sizde değil suç sizi yetiştirenlerde.
bu başlığı okuyup, kafanıza göre lansor, nexium vb. proton pompası inhibitörü almayın. bu ilaçlar doktor kontrolünde ve belli bir süre kullanılır.

yanma için öncelikle vücudunuzu tanıyın, tetikleyici gıdayı bulun.
akşam belli bir saatten sonra yediğiniz abur cubur kesinlikle yanma olarak dönecektir size.
mümkün ise sigarayı bırakın.
yine olmadı, gaviscon advance candır.

yanmadan daha çok, bıçak saplanması gibi sancı/ağrı şikayetiniz varsa mutlaka genel cerraha görünün ve endoskopiden korkmayın. boşu boşuna helikobakter piorinizi beslemenin mantığı yok.

e bu kadar.
öbür dünyadan gelmiş ama ameliyata karışmamış, dikkatinizi çekerim...

"manevi doktorluk" yapmış. bir tür "refakatçi" ya da elinde beziyle doktorun terini silen hemşire kılığında...

sentetik kafası bu. nerede görsem tanırım.
zengin bedevi, çölde devesi ile giderken, az ileride “su, su" diye inleyen birini görünce, hemen devesinden atlar ve ona kana kana su içirir. ardından da karnını doyurur.

bedevinin yardım ettiği kişi kendine geldikten hemen sonra, zengin bedeviyi etkisiz hale getirerek, bedevinin neyi var neyi yok, hepsini alır.
sonrada bedevinin devesine binerek oradan uzaklaşmaya başlar.

soyulan bedevi hırsızın arkasından defalarca, “sakın bunu kimseye anlatma" diye bağırır.
hırsız bedevi önce aldırış etmez buna ama uzaklaştıkça kafasına dert olur ve geri döner. soyduğu bedevinin yanına gelerek ona sorar;
“neden kimseye anlatma" diyorsun. kumların üstünde oturan soyulan adam şöyle der;
eğer bu yaptığını anlatırsan, bundan sonra çölde gerçekten aç ve susuz kalanlara hiç kimse yardım etmez.

not: umut sarıkaya'dan alıntı.
türkiye, şu %100 zammı bile savunacak kadar fanatik olan aptallardan kurtulabilirse ancak bir yere varabilir. adam şu zammı savunuyor ve sonra kendini okumuş, aydın, muhalif falan sanıyor.

tanım: ekrem başkanın akp ile arasındaki farkı gün gittikçe erittiği bilmem kaçıncı olay.

kaynak
adamların sitesini çökerttiniz lan hayvan oğlu hayvanlar. mutlu musunuz?
açılmıyor şu an.
adamlar bi bakacak trafik artışının kaynağına.
sorun ne?
- abi türkiye'den gelmişler hep
- saldırı mı yapmışlar?
- yok abi, başka bir şey herhalde ...
bi tane gülüşünü ve karakterini siktiğiminin eseri olan parkın kapatılması.

750 milyon dolar ne demek ya? bugünün parasıya 4.5 milyara yani eski paraya 4.5 katrilyona yakın para yapıyor amına koyim. bu nasıl bi paradır arkadaş? hadi parasını geçtim siktir ettim artık zaten parasını sorgulamıyorum da bu anasını sülalaseni siktiğiminin herifleri bu ucube yer için atatürk orman çiftliği'ni hiç ettiler. yazık günah onca ağaca yemin ederim, paradan daha çok canımı yakan varsa o ağaçlardır.

bazı yüreği a4 kağıdı gibi tertemiz arkadaşlar sormuş "bu para nereye gitti?" diye. onları şöyle alalım; (bkz: akp çocukları) ümmetin torunları cayennelere, rangelere, lamborghinilere binsinler diye yapıldı o park. 750 milyon doların nereye gittiğini merak eden varsa akp çocuklarına baksın.

son 20 senede din allah kitap diyen herkes inşaat ya resulallah diye diye yedi ceddine 1 iş günü çalışmayacak kadar para stokladılar.

ama hala orospu evladı çıkıyor twitter'da orada burada cehape şöyle cehape böyle diye yalan yanlış sallıyor. chp'nin köküne kibrit suyu da amına koyim 750 milyon dolar parayı ezmişsin hala çıkıp konuşabiliyorsun ya. ulan ben hakkım olmayan 7.5 lira parayı harcasam uyku uyuyamam adamlar hala cehape şöyle cehape böyle. 750 milyon dolar nereye gitti desen onu da cehape çalmıştır derler utanmadan.

yarın seçim olsa kemiksiz %35-40 alır başımızdaki adam. kimse de demez aga 750 milyon dolar nereye gitti ne oldu diye. alnı secde görüyor diye şehit tabutuna dayanıp oy istiyor diye, 14 yaşında pkk'lılar tarafından öldürülen çocuğun annesine davul zurnayla ev anahtarı veriyor diye, bu ülkenin en değerli adamlarını suçsuz yere bir bir içeri atarken "bu davanın savcısı benim ben" diye bağıran adama yarın yine bi 750 milyar dolar daha ezmesi için oy verirler.

bir diğer batık mekan da (bkz: ora avm)'dir. orada da çok güzel paralar yediler şimdi bomboş duruyor. ankapark'ın 2-3 misli parayı ezdiler şimdilerde kimsede çıt yok.

ne desek ne söylesek boş. bu değirmene su taşıyan herkesin allah bin türlü belasını versin.
çok aptal bir ülkede yaşadığım için utanıyorum. katilin doktor olma hayali varmış yok fen lisesi mezunuymuş yakışıklıymış o yüzden ceza almasın. burası muz cumhuriyeti mi lan? sosyal medya mi adaleti sağlayacak? bu ne ilkel yaklaşımdır ya kafayı yedirticeksiniz. bu bıçak ne arıyor. bıçakla kütüphaneye mi gidilir hayırdır lan. kalbine saplamak nedir? niye bacağına saplamiyorsun?

siz yolda sevgilinizle tartismiyor musunuz hic? biri gelse boş erkeklik yapsa tavrınız ne olur. anasini bile sikerim. sanane lan polis misin hakim misin. boş insanlarıniz lan. katil kara kuru işsiz biri olsaydi. kimse siklemezdi bile. ölsün gebersin hapiste sürünsün isterdiniz. statüler, sınıflar sizin gözünüzü kör etmiş.
merhaba,

bu olayı size sesini duyurmaya çalışan bir ailenin sesi olmak için yazıyorum.

3 aralık 2019 günü, sakarya'da bir trafik canavarı şehir içi yolda aşırı hız yaparak direksiyon hakimiyetini kaybediyor ve kaldırımda yürüyen 58 yaşındaki medeni tazegül'e çarparak ölümüne sebep oluyor.

buraya kadar her şey oldukça sıradan gibi görünebilir. ancak katil kişi, kazayı yaptıktan sonra, birden bire cinliyim diye bağırmaya başlıyor ve olay yerinden kaçmaya çalışıyor. maalesef 17 ocak 2020 günü, eskişehir şehir hastanesi tarafından kızın olay sırasında akut psikotik bozukluk etkisinde olduğu ve suç tarihinde cezai ehliyetinin olmadığı kararı çıkıyor.

üniversite son sınıfta okuyan, sakarya büyükşehir belediyesinde staj yapan, ingilizce kursuna giden bir şahısın bir anlık kaza sırasındaakut psikotik bozukluk etkisinde olunduğuna inanılması isteniyor.

katil s.ç'nin babasının sakarya'da bir camide diyanet görevlisi olarak çalıştığı ve çeşitli devlet kurumlarına zaman zaman dini sohbetler vermek için çağrıldığı biliniyor.

ilgili linkler
ekşi sözlük
medyabar

ailenin sosyal medya ile ilişkisi maalesef çok sınırlı ve ben de onlara yardımcı olmak ve bu konuda ses getirmek için yazıyorum.
kalıcı olmak: insanın doğasında vardır kalıcı eserler bırakmak. nispeten bu platform da bu imkanı sağlıyor.

beğenilmek: beğenilme ve takdir edilme duygusu da insanı iyi hissettiren belki de olmazsa olmaz duygulardan. sözlükte entry yazıp favori sayısına yahut beğenilme durumuna bakmayan yoktur sanırım.

kendini geliştirmek: sözlüğü forum olarak kullananları bir kenarda tutarsak başlıklara entry girmeden evvel o konu hakkında yazılanları okumak insanın ufkunu genişletiyor. hatta insan entryleri okurken çoğu kez kendi yazacaklarının bir benzerini daha önceden yazmış olan bir yazarla karşılaşabiliyor. kendisi gibi düşünenleri görmek mutlu ediyor insanı ya da fikirlerinin eşsiz olmadığını fark ettiğinde üzülebiliyor. (bkz: gökyüzü altında söylenmemiş söz yoktur)

gündem oluşturma: gündemi belirlemede sözlük gerçekten önemli bir role sahip. yazar doğrudan gündem oluşturacak başlıklar açmasa bile entryleri ile ona yön verebilir. çeşitli kaynaklar sunabilir, farklı görüşler ortaya atabilir. böylelikle gündemi de örtük olarak takip etmiş olur.

ait olma: insan sosyal bir varlıktır. sözlük de sosyal bir mecra. burada barınmanın yolu da yazmaktan geçiyor. yazarlar entryleri ile bir gruba ait olma duygusuna sahip oluyorlar. (bkz: ekşiciler)
arkadaşlar merhaba, öncelikle bu başlığı açma konusunda çok tereddüt ettim fakat bazı yazar arkadaşların da desteğiyle açmaya karar verdim çünkü böyle bir durumla karşınıza çıkmak istemezdim ama mecbur kaldım.

2016 şubat ayında geçirdiğim trafik kazası sonucu omuriliğim zedelendiği için felç kaldım. hayatıma bu şekilde devam etmeye çalışırken 2019 ocak ayında lösemiyle tanıştım. bulunduğum ilin üniversite hastanesinde 5 ay kemoterapi aldım ve son çare olarak kemik iliği nakli olmam gerekti. şanslıydım çünkü akraba dışı %100 uyumlu bir donörüm varmış. nakil süreci için araştırma hastanesindeki doktorum tarafından kemik iliği nakli ünitesi olan istanbul bahçelievler memorial hastanesine yönlendirildim. organ ve doku nakillerinde özel hastane dahi olsa sürecin belli bir kısmı sgk tarafından karşılanıyor. benim 90 günlük ücretsiz tedavi hakkım vardı ve nakilden taburculuğa kadar 30 gün hastanede yattım. önce haftada 2 gün daha sonra iki haftada bir olmak üzere kontrole çağrıldım. ücretsiz nakil paketi bitene kadar kontroller de ücretsizdi fakat ücretsiz süreç bitince halen devam etmekte olan (uzun bir süre daha devam edecek) kontrollerim için ödeme yapmak zorundayım. doktorum artık ayda bir defa çağırıyor ancak tahlil ücretleri artık bizi sıkıntıya sokmaya başladı, ben de konuyla ilgili olarak kaymakamlıkla görüştüm ve yardım kampanyası başlatmam için izin verdiler.

kontroller için net bir fiyat veremiyorum çünkü 3 ay farklı farklı ücret çıktı. bazen ekstra bi kaç tahlil daha isteyebiliyor doktor hele ki işin içine genetik testler girince fiyat daha da kabarıyor. 1 yıllık yapılacak kontroller için ortalama 15-20 bin civarı fiyat söyledik, onlar engel durumumu da katarak üst limiti daha yüksek tuttular ama benim için kontrollerimin karşılanması yeterli. bana bu konuda destek olabilirseniz, en azından başlığı gündemde tutarak bana destek olabilecek kişilere ulaşmamı sağlayabilirseniz çok mutlu olurum.

hesap numarası kaymakamlık tarafından atanan komisyon adınadır.
ziraat bankası - adem aktaş
tr86 0001 0000 9956 9528 5250 03

kaymakamlık onayı: https://hizliresim.com/ngvrdg

hastalığın tanısına dair epikriz raporu: https://hizliresim.com/xlwkjd
videoyu başa sarıp sarıp izliyorum. gerçekten sanatsal bir çalışma. dalga geçmek için söylemiyorum. koca bir kültürü muazzam bir sinematografiyle 2 dakika 19 saniyeye sığdırmış.

bu "kısa filmin" sahibinin adı ise gökhan toka imiş.
mevcut yasalar ve kanunlar göz önüne alındığında, çok haklı bir durumdur.
1 gün evli kalsanız bile; kadının beyanı esastır cümlesiyle başlayan bir kanun yüzünden evinizden olabilir ve ömür boyu nafaka ödeyebilirsiniz.
kimseye güvenmeyin.
evlenmeden önce aile mahkemelerinin önüne gidin ve bir kaç ay sonra aynı durumlara düşebileceğinizi düşünün.
erkeğin yasalar önünde hükmü yok bunu unutmayın.
bir adet yurdum kezbanının, şiddete başvurması olayı. eminim o olay sonrası evine gidip, abuk subuk, gündüz kuşağı kadın programlarından birini izlerken ve bir yandan da tıkınırken, komşusu necla'ya o sekreteri nasıl tokatladığını iştahla anlatmıştır ve şu saatlerde de işten gelen kocişine dert yanıyordur. şu saatten sonra eğitilemez bir insan için ne desen boş. tek temennim, doğum konusunda sıkıntı yaşıyor olması ve dünyaya kendisi gibi yetiştireceği başka bir canlıyı getirmemesi.
edit:imla
insan ırkının bunca yılda, buraya kadar iphone ile geldiğini sanması muhtemel bir süzmenin eleştirdiği husustur.
eskisini nasıl yıktılar acaba? termonükleer bomba ile anca mikroplarından arınacak kıvamdaydı.

edit: bazıları neden her dilde erkek yazıyor da arapça yazmıyor demiş. oğlum imamoğlu akıllı adam, biliyor oraya arapça koysa "imamoğlu tuvalet duvarına dua yazmış" diyecek tıynette insanlar olduğunu. oyna, devam.
dış politikada dost/düşman gibi kavramlar yoktur.stratejini belirlersin,çıkarın neyi gerektiriyorsa ona göre belirli alanlarda müttefiklik kurarsın. türkiye'nin stratejisi en başından beri yanlış olduğu için bölgede çaresizce kıvranıp duruyor.olay bundan ibaret.