debe başlıkları

tutsky yanchek21
profili

  • elleri güzel erkekler

    ellerim güzeldir demem ama güzel el diye sözlük yazarlarının paylaştığı ellerini görünce benimkileri öptüm başıma koydum.
    "el öpenlerin çok olsun evladım" dedim, konuyu kapattım.

    sizin elleriniz güzel olmadığı gibi gözünüz de kör ulan!
    bildiğin âmâ yani!

  • plaza kaşarı

    - işe başladığı gün kendisine 3-4 tane çiçek, 1-2 tane şekil şükül çikolatalardan gelir. farklı açılardan fotoğraflanıp insta'ya atılır.
    - ağzını yaymadan, cümleye ingilizce bir şeyler sokuşturmadan konuşamaz. bat yu olredi nov det!
    - en sevdiği web sitesi 'tabiisi ki' trendyol'dur. günaşırı kargo alır.
    - varoş gibi çay içecek değildir. kahveden vazgeçemez. zaman zaman kendini şımartmak için karamelli makiyato götürür.
    - bilgisayar ekranının kenarlarına yapıştırılmış post-it'lerde türlü türlü 'tatlişko' notlar vardır.
    - 'yakınlarda bir yer açılmış' ise bu öğlen orada yemelidir. yeni açılan bir yer varsa belediyeden, maliyeden önce bu öğrenir.
    - vegan - vejetaryen olma ihtimali yüksektir. toplumda en çok vegan, vejetaryen bunların arasından çıkar. bunlardan biri değilse de 'steak' dışında et yemez. yok öyle kebap falan!
    - her ayın son pazartesi günü diyete başlar. diyetteyken evden çiya tohumlu, avokadolu, kinoalı şeyler getirir. keten tohumu yer, salatalık suyu içer.
    - önümüzdeki 3 senenin resmi tatil takvimine hakimdir. hafta sonuyla birleşip 3 gün olacak tatil varsa ucuz bilet 'düşürmüş' yurt dışı tatil planı yapmıştır. sizin gibi tatile gitmez o, bir yerlere 'kaçar'.
    - zaman zaman "çok sıkılıom" veya "çok çalışıyom yha" temalı 'sıtori'ler atar. bumerangda sallanan ayağın veya klavyede gezinen elin subliminal mesajı ise "bugün ne kadar da fetişim"dir.

  • estetiksiz halimle de dereceye girerdim

    görüyor ve arttırıyorum:

    onun estetiksiz haliyle girip derece aldığı yarışmada ben 1. olurdum.

    not: hem çirkinim, hem erkeğim ama yukarıdaki cümlemde %100 ciddiyim.

  • dolar sorununu kökten çözecek dahiyane formül

    dikkatli bakıldığında baran'ın 14 yaşında sigara içtiğini gösteren formül.

    yapma baran!

  • sivas'ın ortasında sevişen dayılar

    ekşici ikiyüzlülüğü'nü gösteren dayılardır.

    eşcinsellik ve kamuya açık alanda öpüşme-sevişme hali o günkü başlıktaki çifte göre yer yer övülürken böyle bir örnek denk geldiği zaman sövülür, dalga geçilir.

    inanmayan arama butonuna tıklasın, ilgili başlıklarda neler yazılmış ve söz konusu başlıkları şukela modunda okuyup neler beğenilmiş bir baksın.

    ya da şöyle düşünelim;
    şuraya göze hoş görünen bir çift kadın veya bir çift erkek koysak veya homofobikliğinizi bile kenara bırakıp şuraya beğeninize hitap edecek kadın-erkek çift koysak bu kadar bulanır mı mideniz?

    not: entry'de soru var diye cevabı bana vermeyin. elinizi vicdanınıza koyup kendi kendinize cevaplayın.

    edit: bir de şu kadarcık görüntüden dayıların hangi partiye oy verdiğini, sivas'ta insanları nasıl yaktıklarını falan anlamış bazı ekşiciler.
    hatta bu dayıların sokakta el ele çift görse nasıl linç etmeye koşacaklarından falan bahsedilmiş.
    elf gözleriniz ne güzel görmüş lan ince ince.

    böyle götten uydurmaların tamamı doğru olsa bile adamların yaptığı şey ile bu yakıştırmalar birbirinden bağımsız.

    yani sizin ikiyüzlülüğünüz değişmiyor. amcalar için en kötü ihtimalde ise onlar da sizin kadar ikiyüzlü olmuş oluyor. -ki şahsen ben, bu durumda, paramı sizin daha ikiyüzlü olduğunuz ihtimaline basarım.-

  • çilek vs yeşil erik

    zengin yeşil erik sever, fakir ise çilek.

    tabii bu eskiden böyleydi. çünkü o zamanlar erik ucuz, çilek pahalıydı. şimdi erik pahalı, çilek ise hiç yok.

    pazarlarda, marketlerde satılan; kırmızı, üstü siyah çekirdekli, yumruk büyüklüğündeki şeyler çilek değil, yossi cohen'in daşşağı.

  • kediyi kurt sanıp panikten telef olan koyunlar

    kediyi kurt sanıp sanmadıklarını bilmediğimiz/bilemeyeceğimiz koyunlardır.

    belki kediyi aslan/kaplan sandılar.
    belki de kediyi hiçbir şey sanmadılar ama içlerinden bazılarının kedi fobisi vardı.

    yok yani bu olayda sağ kalan koyunlardan ifade mi aldılar da kedinin kurt sanıldığını öğrendiler?

  • ekşi itiraf

    üniversitedeyken bizim bölümde bir kız vardı. aslında normalde benim de hoşlanabileceğim bir tip ama o sırada başka birinden hoşlanıyorum diye hiç sallamamıştım. sonrasında da benden umudu kesip başkasıyla sevgili oldu.

    şimdi bu noktada kız başkasıyla sevgili oldu ve değerlendi, gözümde değerli oldu diye düşünecekseniz düşünmeyin ona hep aynı gözle baktım. mesele o değil...

    o zamandan beri bu arkadaşın ne yaptığı, ne ettiği sosyal medya aracılığı ile önümde zaten.

    bizim üniversite yıllarından sonra bu arkadaş 3 tane elemanla sevgili oldu sosyal medyada göründüğü kadarıyla. bu üç elemanın da tek ortak noktası var fotoğraflardan görüldüğü kadarıyla:

    herifler hem mal, hem tipsiz.

    en son bu sabah instagramda bir kez daha şu son sevgilisini görünce birden kafamda bir ampul yandı.

    lan acaba hatunun "mal ve tipsiz" fetişi falan mı var? yoksa ben hem mal, hem de tipsiz miyim?

    hadi tip konusunda zaten hiçbir zaman çok iddialı olmadım da ya malsam?

    mal değilimdir di mi lan?! lütfen olmayayım.

    inandığım dünyanın hayalden ibaret olması gibi bir durum olur çünkü bu.

  • geceleri uyutmayan şeyler

    bazen sadece gecenin güzelliği...

  • tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler

    para, para, para diye zırıldamak değil kesinlikle.

    tip hariç bir insanı aşık ettirebilecek en güçlü şeyler aşağıda. (sadece kadın için değil, erkek için de öyle)

    (bkz: dopamin)
    (bkz: oksitosin)
    (bkz: epinefrin)

    bunlar öyle şeyler ki; insan aşık olduğunda bunları salgılıyor ya da salgıladığında aşık oluyor.

    ilgili başlıklarda neyin ne işe yaradığı var ama kısaca özetleyecek olursak işin sırrı bir insanı "mutlu etmek, heyecanlandırmak".

    etrafınızda parayla mutlu olan ve heyecanlanan insanlar varsa ya da siz onlardan biriyseniz elbette cevabınız para olacaktır. bunda bir sıkıntı yok.

    öte yandan, sizi mutlu eden ve heyecanlandıran para dışında şeyler varsa ve siz birilerine para olmadan bunları hissettirebiliyorsanız ve "katlanılabilecek" bir tipiniz varsa merak etmeyin biri için dünyanın en "yakışıklısı/güzeli" olma şansınız oldukça yüksek.

    yok eğer para olmadan hissedemiyor, hissettiremiyorsanız veya tipiniz "katlanılamayacak" kadar kötüyse çok yazık size.

    çok güzel şeyler kaçırıyorsunuz, haberiniz olsun.

  • libido yükselten şeyler

    (bkz: pinterest)
    (bkz: tumblr)

    porno, bunlar kadar iyi değil.

  • bedelli askerlik

    türk insanının karakterini gösteren uygulama.

    kim kaç yaşındaysa sınır o olsun istiyor.
    normal askerlik yapmış adam, "ben yaptım o da yapsın." istiyor.
    bedelli yapmış adam, "ben şu kadar para verdim. o benden fazla versin, az vermesin." istiyor.
    askerlikle alakası olmayan, "vatan, millet, sakarya." goygoyunda.

    sadece bunda böyle değiliz.

    sigara zammı, alkol yasağı, bilmem ne uygulamasında falan da böyleyiz.

    ucu kendine dayanmadıkça bizim insan, zulüm izlemeyi gerçekten seviyor.

  • evli olduğu halde yüzük takmayan erkek

    kuzenimdir.

    yüzük, metresin evinde unutulup da bir mektupla beraber eve kargolandığı zamandandır yüzük takmıyor.

  • instagram'da tacize uğrayan kadın

    bu tarz durumlar için neredeyse her uygulamada bir engelle butonu varken neden konuşma uzatılarak "delil" toplanıyor hiç anlamıyorum.

    olay yeri inceleme ekibi misiniz arkadaşım?

    edit yine başlığı açan gitmiş. bak delil

  • hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

    işsiz olduğum bir dönem vardı hayatımda. faturaların biriktiği, bu yüzden de elektrik saatini okumaya gelen eleman tarafından sürekli elektriğin kesildiği ve onun gidişinin ardından benim, elimde kontrol kalemi ve penseyle çıkıp kesik elektriği açtığım.

    paranın varlığının insanı güçlendirdiğini düşünen biri değilim ama yokluğunun güçsüzleştirdiğini yaşıyor, görüyordum.

    hayatının hiç beklenmedik döneminde işsiz kalmak, istifa etmek zorunda bırakılmak zaten pek yüksek olmayan standartlarının düşmesi ve geçmişte yaptığın planların gün geçtikçe senden uzaklaşıyor olması içten içe kemiriyor insanı. bu süreç uzadıkça da daha bir zorlaşıyor her şey.

    sanırım güçsüzleşmenin en kötü yanı, güçlü olduğun için elde ettiğin şeylerin elinden kayıp gidişini izlemek.
    çevremdeki insanlar hiçbir zaman çok param var diye benimle olmadı. zaten hiçbir zaman da öyle aman aman param olmadı fakat o zamana kadar hep dayanıklı, hep neşeliydim. güç dediğim şey ise bunları koruyabilmekti. işte o dönemde koruyamadım...

    günün yarısını internette iş arayarak, kariyer.net'te özgeçmişim görüntülendiği zaman onu anında yakalamaya çalışarak geçiriyordum. saçma sapan mülakatlara çağrılmak bile bende heyecan yaratıyordu. uzun uzun hazırlanıp gittiğim o saçma sapan mülakatların her biri hayallerime indirilen birer balyoz darbesi oluyordu. ben ise, o balyoz darbelerinin etkisiyle, daha aksi, sinirli ve huysuz biri oluyordum.

    önce etrafımdaki insanların sayısı azaldı. sonra ailemle daha az kavga etmek için çok daha az görüşmeye başladım.
    en sonunda da kız arkadaşım gitti. hiçbirisinin suçlu olduğunu düşünmüyorum. ben bile güçsüz halimi sevmiyordum.

    şu ana kadar yazdıklarım kısacık garibanlık anımın girizgahıydı aslında. uzun yazdım kusura bakmayın.

    kız arkadaşımdan ayrıldıktan çok değil iki gün sonra yine bir mülakata çağrılmak için arandım. iki gün sonra mülakat yapılacağı bilgisi aldıktan sonra telefonu kapattığımda, cebimde sadece yirmi lira olduğunu ve mülakata gidiş geliş yaklaşık 10-15 liraya ihtiyacım olduğunu gördüm. tabii ki, iki gün sonraki görüşmeye gidemedim. parasını geçtim, zaten yine umutsuzdum. görüşmenin olacağı gün arayıp o gün için gidemeyeceğimi söyledim. bir sonraki güne randevu vermek istediklerinde kıvırdım. bu sefer bir sonraki gün deyip resmen zorla çağırdılar görüşmeye. tamam dedim. aslında içten içe umutlanmıştım sanki.

    görüşme günü geldiğinde cebimde bozuk bir kaç lira dışında hiç param yoktu. dediğim gibi isteyebileceğim kimse de yoktu artık çevremde. sabah kalktım, hazırlandım, cebime üç liramı koydum ve dışarı çıktım. bakkala girdiğimde, bakkal her zaman aldığım sigarayı alıp tezgaha koydu ama ben sigara almayacaktım bu kez. yaşlı adama, "abi, varsa yirmi lira borç isteyecektim senden, iş görüşmesine gitmem gerekiyor da." dedim. bence sesim titredi. utancımdan değil ama yok derse diye korktuğum için. "tabii ki" deyip cebinden çıkardığı parayla birlikte sigarayı da uzattı. "önemli değil, olunca verirsin. inşallah istediğin gibi geçer görüşme." diye de ekledi. o güne kadarki en uzun muhabbetimiz buydu aslında adamla.

    o gün görüşme istediğim gibi geçti. o görüşmenin üzerinden şimdiye iki sene geçtiğini ve hala orada çalıştığımı düşünecek olursak işverenin de istediği gibi geçmiş galiba.

    teşekkür ederim mehmet abi.

  • 12 eylül 2016 sanal taciz rezaleti

    takip isteği geldi.
    arkadaşım kabul etti.
    çocuğun profiline baktı.
    beğenmedi.
    çocuk tanışmak istedi.
    arkadaşım kabul etmedi.
    arkadaşım engellemek yerine çocuğa köpek çekip egosunu tatmin etti.
    ben de başlık açtım.

    çünkü benim arkamda sözlük var.

    edit:
    öyle bırakıp kaçmak yok.
    görsel 1
    görsel 2

  • türkçedeki en erotik kelime

    (bkz: defalarca)

    söyleniş şekline göre baya erotik bir kelime.

  • öğretmenden duyulan en iyi iltifat

    "zeki ama çalışmıyor."

  • oyuncunun mimikleri için izlenmesi gereken filmler

    (bkz: inglorious bastards)

    özellikle christoph waltz'ın canlandırdığı hans landa.

  • zevk alınan ufak sapıklıklar

    sokakta terlikle yürürken terliği ayakla 5-10 adım öteye fırlatmak. yalın ayak yürüyüp tekrar giymek.