Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
sozlugun yas ortalamasi 18-22 arasi.

dolayisi ile bu konular her zaman dikkat cekiyor. hele ki akp doneminde lise/ortaogretimde nasil bir egitim var bilmiyoruz ama bu genclerin hepsi bu donemden cikma.

gelin yine eski musluman, cuma hutbesi verecek seviyedeki adamdan gelsin,

degil bir yaraticinin olmadigi, dinin/islamin dahi yanlis olabilecegi ile yuzlesmek cok zordur. bakin, sonuca varmak demiyorum. yuzlesmek diyorum. rasyonel beynin, din ve islami nasil savunabildigine sasarsiniz. anadan babadan atesit/deist bir ortamda buyumus genclerin bu sebeple saskinliklari ve hatta dine inanan, o ortamda buyumus cocuklari asagilamasi uzucudur.

dinin o kadar cok referansi ve "exit hole" denen cikis kapisi vrdir ki, sasarsiniz. hic bir sey bulamazsak, beynimiz aliya izzet begovic'ten sufle calardi, "iyi diyorsun da, bilge kral ne demis, "benim icin iyi ve guzel olan ne varsa hepsinin diger adi islamdir"

simdi buradaki gencler hazir degilse, onlari yuzlestirmemek lazim.

etrafimdaki deist/atesit insanlara tavsiyem de odur, bu insanlari zorlamamak lazim. eger yeteri kadar meraklilarsa zaten neyin ne oldugunu anlayacaklardir zamanla. kimileri 10 yil kaybeder, kimileri 5 yil, kimileri 50 yil. kimileri de, huzurla gozlerini kapar "iyi bir musluman oldum" diyerek.

bunun kimseye de zarari yoktur. kisinin huzurla olmesinden daha guzel ne olabilir? bunu ne sagliyorsa izin vermek lazim.

fakat bizlerin savasi elbette, islam'in ana metninin icinde barindirdigi tehlikeleri icselesstirmis insanlarla acimadan savasmak. kendi halinde, 18-22 yasinda, aileden gordugu "din" olgusu ile savasmaya hazir olmayan bireyleri yormak degil.

esasen islam konusu basit,
evrensel oldugunu iddia eden bir din var, cografya bilginiz yerindeyse ve islam'in yasandigi/kabul edildigi cografyayi sadece iklimsel olarak incelerseniz, sonuca varirsiniz. islam evrensel falan degildir, arap birligini saglama isine yaramis, disiplinli bir ogretidir. kendi icinde guzel soylevleri de vardir, reform gecirmedigi icin cok tehlikeli soylevleri de.

balkanlardan kuzeye cikamamasinin, iklim bariyerine bu kadar takilmasinin izahati yoktur. butun evrenselik iddiasini yikar atar.

ilk iddiasi, elif, lam, mim, olan kitabin "abi sabah 5 te kalk, ayagini yika diyorsun , burasi viyana, burada 7 ay soguk got kesiyor, sene 1400, kafan mi guzel? sarap icme diyosrun, ne ile isinacagiz lan kisin donuyoruz? konyak da mi icmeyek? domuz yok diyorsun, bu balcik ovada inekler hastalanip oluyor, baska ne yiyecegiz? kurtlanma mi? yav -20 derece diyorum eti kestigimiz gibi donuyor et. " sorularina cevap verememesi bir cok seyi hirpalar.

orucun ise indigi cografya itibari ile 12 saat ortalama fikslenmis olmasi ve iklimin sabit olmasi, yine bir cok iddiasini hirpalar.

geri kalan "esneyen kurallar" islamda pre-reform haraketleridir ama asla da tam manasi ile basariya ulasamamistir.
üniversitedeyken bizim bölümde bir kız vardı. aslında normalde benim de hoşlanabileceğim bir tip ama o sırada başka birinden hoşlanıyorum diye hiç sallamamıştım. sonrasında da benden umudu kesip başkasıyla sevgili oldu.

şimdi bu noktada kız başkasıyla sevgili oldu ve değerlendi, gözümde değerli oldu diye düşünecekseniz düşünmeyin ona hep aynı gözle baktım. mesele o değil...

o zamandan beri bu arkadaşın ne yaptığı, ne ettiği sosyal medya aracılığı ile önümde zaten.

bizim üniversite yıllarından sonra bu arkadaş 3 tane elemanla sevgili oldu sosyal medyada göründüğü kadarıyla. bu üç elemanın da tek ortak noktası var fotoğraflardan görüldüğü kadarıyla:

herifler hem mal, hem tipsiz.

en son bu sabah instagramda bir kez daha şu son sevgilisini görünce birden kafamda bir ampul yandı.

lan acaba hatunun "mal ve tipsiz" fetişi falan mı var? yoksa ben hem mal, hem de tipsiz miyim?

hadi tip konusunda zaten hiçbir zaman çok iddialı olmadım da ya malsam?

mal değilimdir di mi lan?! lütfen olmayayım.

inandığım dünyanın hayalden ibaret olması gibi bir durum olur çünkü bu.
bunlar sözleşmeli personel. yani akp veya melih umurlarında bile değil. melih gidince aç kalacakları, işten çıkarılacakları için gösteri yapıyorlar. bu ülkede ancak aç kalınca insanların aklı başına gelir. aklı başında olmasına rağmen yalakalık yapanlar ise bu videoyu iyi izlesin. hepinizin sonu böyle olacak.
20-30 dolarlik ayakkabiya 300 tl verip hangi fiyat/kalite oranindan bahsedildigini anlayamadigim marka. 300 tl nin yarisindan fazlasini zaten ulkemize girdigi icin sisme payi. bu durum (bkz: tommy hilfiger) icin de gecerli. normalde 10 dolara satilan tisorte 190 lira veren biri sirf bilmemkac kat daha pahaliya aldigi icin zaten oldugundan daha kaliteli bir sey cikmasini beklememeli.
bu urunler pahali degil, firmalar bizi turkiye sinirlari icinde opmeyi seciyor sadece.
kısa dönem gideceklere içlik vermeyebilirler, o yüzden mutlaka götürün.

kaliteli bir jilet almayı unutmayın. tavsiyem mach3 fusion.

akıllı telefonla gidecek olanlar mutlaka powerbank de götürsün,hayat kurtarır.

telefonu poşete sarıp büyük ıslak mendil paketinin içine atarak sokabilirsiniz. ben iki paket götürüp power ve telefonu bu şekilde sokmuştum.

üstünüze giydiklerinizin dışında kıyafet götürmeyin, acemide çarşı yok.

çok daralırsanız, çarşıya çıkmak isterseniz revire gidip kalbim sıkışıyor deyin. hastane sevkiniz garanti.

görünmez adam olun, sürekli ortalarda boş gezinmeyin, ne önlerde olun ne arkalarda.

ben mi gideyim amk?
allah herkese tesadüfen ve hiç yorum okumamışken godfather gibi bir filmi izlemeyi nasip etsin. ben tesadüfen denk geldiğim çoğu filmde uyuyakalırım. hatta film seçerken bile 30 dakika zaman harcıyorum. şanslı doğuyor bazıları.
şöyle saçma sapan olaylara dikkat çekerek duyar kasmaya çalışan insanların sığlığından, basitliğinden bıktım yemin ederim.

o zaman çocuk bezi reklamlarında da çocuk boku, mendil reklamlarında balgamlı sümük filan göstersinler.
heykeli falan dikilmez, olsa olsa geri zekalılık heykeli dikilir. kendi yaşamını ve çocuğunun yaşamını aptal egosu uğruna sikip atmaktadır.

edit: 'sağlıklı her birey bir engelli adayıdır', güzel ve can acıtıcı bir laf, ama bile bile sakat bir insanı dünyaya getirmeyi olumlamıyor. olasılıklar ve olacaklar ayrı kategoride değerlendirilmeli. türkçesi, yakın bir rehabilitasyon merkezine gidip, bu çocukları ve ebeveynlerini görüp öyle konuşun diyorum. ebeveynler çaresiz ve çocuklarının iyileşip, sağlıklı bireyler olacağı umudu içinde, gerçek ise ...
yusuf ve sosa cezalarını hafta içi oynanacak kupa maçında çekecekler.

galatasaray maçında sahada olacaklar.

trabzonspor taraftarından daha fazla üzüldünüz haftaya oynanamamaları ihtimaline, rahat uyuyun.
ne zaman istifa edeceği ya da görevden alınacağı üzerine bahisler oynanan, ankara büyükşehir belediye başkanı.

kendisine ait twitter hesabından:

"anayasa ezici çoğunlukla kabul ediliyor! başkanlık geliyor! güle güle cumhuriyet! güle güle cehape" diye yazmıştı.

oysa, güle güle dediği cumhuriyet sayesinde başkan olmuştu...

ilahi adalet işte!

kariyerini borçlu olduğu cumhuriyet'e sahip çıkamadığı için görevden ayrılmaya zorlanıyor.

edit: sözcü gazetesinin haberine göre, böyle bir twit atmadığını, montaj olduğunu söylemiş melih gökçek. ilgili haber
96 yılından beri yaptığım eylem. insan her yerde insan; saçma sapan kişilerle de, arasanız bulamayacağınız kafa dengi insanlarla da tanışabilirsiniz. saçma sapanlar yok olup gider, kalan sağlar bizimdir.
oha lan yazar olmuşum hiç beklemiyordum, mesaj atın hemen.
ekşiye kayıt olduğum zaman
rte başbakandı
üniversite başlamıştı
askerlik derdim vardı
müslüm babam yaşıyordu
ceza ile sagopa küs değildi
süleyman çakır ölmemişti
pazar günleri leğenle sobanın yanında banyo yapardım... vb uzar gider.

çaylaklıktan yazar olana kadar geçen sürede ise
rte cumhurbaşkanı oldu
okul bitti iş güç sahibi oldum şimdi 3.5 yaşında kızım var
askerliği subay olarak yaptım
müslüm babacığımı toprağa vereli 4.5 yıl oldu
ceza ve sagopa kajmer yaşlandı
süleyman çakır öleli 13 sene oldu dizi komple yalan oldu
soba devri artık büyükşehirlerde kalktı.

vay anasını ya bu uzun ve meşakkatli yolda neler görmüşüm.
3 yıldır abartmadan içiyordum ama artık enerjimi fazla sömürüyordu. bende kendimi bırakmaya hazırladım. en çok nerede sigara içiyorsam, kafamda "orada içmeyeceğim" gibi önceden kurgular hazırlıyordum. mutlu olunca içiyordum mutsuz olunca da içiyordum. yine bu anların olacağını düşünerek içmeyeceğimi kurguladım.

işe yaramıştı çünkü, sigara içtiğim yerde veya mutlu olduğum anda birden sigaranın olmadığını farkettiğimde moralim bozulur daha beter sigarayı amaç haline getirirdim. sigara içenler arasında bu sınıfa giriyordum ve ona göre yöntem belirledim.

insanlara şunu da anlatmak lazım, sigara içene sigarayı bırak zararlı illaki kolunu mu kessinler denmez. bu şekilde ters etki yapıyor. ilgili konuyla karşılıklı sohbet edemiyorsanız susun iyilik yapmış olursunuz.
haluk levent, chp genel başkanı kemal kılıçdaroğlu'nun, 'seçimle gelen birine bu kadar ağır yaptırımlar doğru değil; çocuğuna nasıl hesap verecek?' sözlerine twitter hesabından şöyle cevap verdi:

"yahu tüm chp olarak 'mansur yavaş kazandı ama melih gökçek oyları çaldı' diyen siz değil misiniz? eee nasıl oluyor bu seçimle gelmek işi?"

http://www.hurriyet.com.tr/…daroglu-yorumu-40618340

kendisi twitter adresinden sormuş da, sizce yanlış mı yaptım doğru mu diye lakin benim sosyal medyam olmadığından mütevellit oradan hak verdiğimi belirtemedim kendisine. buradan diyorum ki 'haklı bulduğum tweet'.

https://twitter.com/…vent/status/921774683195920384

şu soruları parti içinde soranlar da olsa keşke ya, ben ümidi keseli çok oldu oradan
bizim ite makarnami yediriyorlar nedir, tam uyuz. avusturyalilarin ki herifin pantalondan cuzdani alip parayi sayacak nerdeyse...

bunun birde almanya’da körükden geçer geçmez tipini beğenmediklerine kimlik sorma versiyonu var daha pasaport kontrolüne gelmeden... ve sadece turkiye'den gelen ucaklarin oldugu korukde beklerler... çok kavga ettim orospuçocuklarıyla... amerika’da san francisco havaalanında da köpekle ararlar ama giderken degil gelirken ,sadece new york jfk de giderken aradiklarini gordum... insanları degil bavulları koklar köpek , sadece türkleri degil herkesi koklar...koklar dedigimde yanindan gelip gecer bazen farkinda bile olmazsin, bu avusturyali yavsak gibi iti ustune salmaz... avusturya ırkçının allahı bir ülke, i$ icabi cok gittim hala da giderim ... eger bütün gateleri dolaşıyorsa o köpek sorun yok ama sadece türkiye’ye giden gatedeyse anasını sikiyim hepsinin..
352 saatini bu oyuna gömdükten sonra kitapları okumuş, eski oyunların hikayelerini de youtube'da film gibi hazırlanmış videolardan izlemiş olan kalifiye balta sapı kardeşiniz olarak şu anki indirimlerden faydalanarak witcher evrenine ilk kez adım atacak siz şanslı insanlara çok önemli bir tavsiyem var arkadaşlar:

eğer imkanınız varsa önce kitapları okuyun, sonra da oyunları sırasıyla oynayın. eğer oyunları oynamaya vaktiniz yoksa veya ilk iki oyunu deneyip beğenmezseniz en azından benim yaptığım gibi youtube'daki videoları izleyin.

inanın lore'a hakim olarak 3. oyunu oynarsanız oyundan alacağınız keyif en az 2 kat artar. bakın en az diyorum. ben yukardaki tavsiyemi 3. oyunu bitirdikten sonra uyguladım, o zaman oyun sürem 150 saat civarındaydı ve oyunda yapmadığım şey kalmamıştı ama yine de oyunu tekrar kurup baştan bi 200 saat daha oynadım. gerçi benim için şöyle bir avantajı da olmadı değil, eğer ilk oynadığımda kitapların ve ilk iki oyunun hikayesini bilseydim oyun bittikten sonra içimde oluşan boşluk çok daha büyük olurdu, zira bu haliyle bile düne kadar uninstall etmeye içim elvermedi de artık diskte yer kalmamaya başlayınca üzülerek kaldırmak zorunda kaldım.
uyurken bile şarkı dinleyecek kadar müzik tutkunu, babasının durup durup okuduğu şiirleri dinleyerek büyüdüğü için de şiir aşığı bir insan evladı olarak oturup böyle bir liste hazırladım. yağmurlu ve soğuk bir günde tez yazmak dışında yapılacak daha güzel bir şey varsa o da sözlük'e katkı yapmaktır. benim en sevdiklerim şöyle (aklıma geldikçe güncellerim):

federico garcía lorca - aptal şarkı - ruhi su
özdemir asaf - lavinia - ışığın yansıması (seslendiren: ali erenus)*
melih cevdet anday - anı - ışığın yansıması (seslendiren: ali erenus)**
cahit külebi - hikaye - ışığın yansıması (seslendiren: murat durmaz)
cahit külebi - hikaye - ışığın yansıması (seslendiren: ali erenus)
cahit külebi - istanbul (kamyonlar kavun taşır) - yaşar kurt
sabahattin ali - istek - mavi huydur bende***
sabahattin ali - aldırma gönül - edip akbayram
ahmed arif - vurulmuşum - fikret kızılok
aşık veysel - yağmur olsam - fikret kızılok
nazım hikmet - karlı kayın ormanında - zülfü livaneli
nazım hikmet - seni düşünmek - ezginin günlüğü (seslendiren: emin igüs)
ataol behramoğlu - sen giderken - ezginin günlüğü (seslendiren: emin igüs)
ataol behramoğlu - sevginin önünde - timur selçuk
arthur lunkwist - yağmur - bülent ortaçgil
orhan veli - ayrılış - ezginin günlüğü (seslendiren: emin igüs)
oktay rıfat - yaprak - ezginin günlüğü (seslendiren: emin igüs)
a. kadir - sabah türküsü - ezginin günlüğü (seslendiren: emin igüs)
a. kadir - gelen benim - ezginin günlüğü (seslendiren: emin igüs)
a. kadir - mapushane düşünceleri - ezginin günlüğü (seslendiren: emin igüs)
metin altıok - şu kekre dünyada - fazıl say & serenad bağcan
edip cansever - şey şey şey ve şeylerden - fazıl say & serenad bağcan
cemal süreya - dört mevsim - fazıl say & serenad bağcan
muhyiddin abdal - insan insan - fazıl say
orhan veli - harbe giden - cem adrian
casar flaischlen - güneşin olsun - ilkay akkaya (kızılırmak)
bertolt brecht - durduramayacaklar halkın coşkun akan selini - cem karaca (beste: sarper özhan)

*ışığın yansıması'nın lavinia'sının dünyadaki en güzel şarkı olduğu hissine kapılıyorum bazen. aslında bu şiiri şarkı olarak ilk kez feridun düzağaç'tan dinlemiştim. feridun düzağaç'ı severim; ama onun lavinia'sı hiç mi hiç olmamış. gerçi onunki olmamış değil. ışığın yansıması'nın lavinia'sı muhteşem olduğu için onun bestesi "meh" kalıyor.

**bu şarkının albüm versiyonunu youtube'de bulamadım ne yazık ki. bu haliyle bile çok güzel. rosenbergler anısına yazılmış bir şiir olduğunu da not düşeyim.

***mavi huydur bende, yeni nesil gruplardan biri; ama gördüğüm kadarıyla şiir besteliyorlar çokça. adlarını da edip cansever'in günlerden şiirinden almışlar. sevdim ben bu çocukları. siz de dinleyin efenim.

not 1: ışığın yansıması'nın bu kadar bilinmemesine çok üzülüyorum. çok, çok güzel şarkıları var. beni kesmeşeker ile tanıştıran arkadaşımın bana kazandırdığı bir başka güzel grup.

not 2: ezginin günlüğü'nün sabah türküsü albümü çok güzel ki buraya eklediğim şarkıların çoğu da oradan. hazır konusu açılmışken açıp tüm albümü de dinleyebilirsiniz bence.

not 3: nazım hikmet & ilhan berk - seviyorum seni & ne böyle sevdalar gördüm ne böyle ayrılıklar - onur akın, iki şiiri karıştırıp bir şarkı bestelemiş. güzel de olmuş. bu da bulunsun.

ekleme: anlatım bozukluğu giderildi. pgaarsatdrooxpoda cahit külebi'nin hikaye (ışığın yansıması) ve istanbul (yaşar kurt) şiirlerini de anımsattı. liste güncellendi.
başlığa verilen öneme bakılınca dinci bir troll tarafından iddia edildiği anlaşılan beyan.

ateistler artık bir zahmet parmaklarını kımıldatıp cevap dahi yazmıyor bu salaklara.

lan oğlum 15 yıldır iktidardasınız.

insanlar ateistlerin de ne olduğunu anladı, siyasal islamcıların da.

50.000 kere sikilip bırakılmış bu argümanlarınızla algı yaratmaya çalışıp dünya nimetlerinin tadına varmış, kanın tadını almış bir vampir yarasa gibi kan çanağıınız alınmasın istiyorsunuz önünüzden ama sikerler o işi.
yolun sonuna geldiniz. hakettiğiniz yere tarihin çöplüğüne gideceksiniz.

bir tanrı olduğunu iddia eden sen; sen mükellefsin iddianı ispatlamaya.
ateisti niye mecbur tutuyorsun senin inandığın, varoluşunu ispatlayamadığın bir varlığın yokluğunu ispatlamaya?

o değil de dünyada yükselen trende baktığımızda, yok olanın, yok olmaya yüz tutanın ateizm mi yoksa islam mı olduğunu objektif davranabilen herkes anlar.

siz bu dünyaya kandan, esaretten, ölümden başka bir şey vermediniz.

biteceksiniz. bu çırpınışlar boşuna.

mahkeme falan uğraşmayacağımı bilsem senin inandığın dinle ilgili öyle şeyler yazarım ki o küçük dilin götüne kaçar ama malum gün sizin iktidar sizin.

sizin bu din konularını tartışma tecrübelerinizi ilhan arsel'den, turan dursun'dan

uğur mumcudan aziz nesin den biliyoruz.

bu yüzden siklemiyoruz sizi.

edit: başlıktaki yazının tamamını okuyamadım. durumum yoktu. şöyle sonlara göz attım.
senin felsefeni yerim ben ( :