debe başlıkları

kelly bundey10
profili

  • instagrama foto atmamak şartıyla yurtdışına çıkmak

    şu başlığın ilk entry'sini ve ona katılan benzer entry'leri içinizden rte (tayyip) sesiyle okuyun. sırıttı mı? sırıtmadı. çünkü zihniyet aynı.

    size ne milletin hangi aplikasyonu nasıl kullandığından? siz milletin özel hayatının bekçisi misiniz? yılbaşı kutlayanlara çemkiren akitçilerden ne farkınız kaldı?

  • z kuşağının en büyük sorunu

    geçen gün yahudi bir dostum tevrat'ta gördüğü bir pasajı benimle paylaşmıştı. pasajda nuh tufanından bahseden yerde tanrı "yeni nesil çok bozdu, hepsi saygısız, ahlaksız, kafası bir karış yukarıda olduğu için bu nesli helak etmeyi seçtim" diyordu. bu yazı yaklaşık 4-5 bin yıllıkmış, yani 4-5 bin yıldır her nesil kendinden sonra gelen nesilleri boklamış. bu adet hala da devam ediyor. nesiller kendilerinden sonra gelen nesilleri anlayamadıkları için bok atmayı seçiyorlar. bir de her nesil kendi egosunu koruyabilmek için kendisinin dünyadaki son düzgün nesil olduğunu, kendisinden sonra dünyanın bozguna uğradığını düşünmek istiyor. bu tamamen psikolojik.

    artık nesillere inanıp bir neslin diğerinden daha iyi olduğunu düşünmenin burçlara inanmaktan farkı yok. oturduğunuz yerden göbeğinizi kaşıya kaşıya "yeni nesil çok bilmiş ve çok şımarık" diyerek aslında kendinizin çok bilmiş ve şımarık olduğunu göstermekten başka bir şey yapmıyorsunuz. yeni çağa ayak uyduramadığınız, yeni nesil sizden daha iyi çocukluk geçirdiği ve daha iyi imkanlara sahip olduğu için onlardan nefret ediyorsunuz.

    yaşadığım yerde (abd) z kuşağına baktığımda bazı konularda zorlanan ama bazı konularda önceki nesillerden fersah fersah ileride olan bir nesil görüyorum. burada "tembel" bir nesil oldukları söylenmiş ama uzaktan yakından alakası yok. önceki nesillere göre çok daha çalışkanlar. saygısız oldukları söylenmiş ama iş hayatına yeni yeni giren z kuşağında gözlemlediğim kadarıyla çok saygılılar. özgüvenleri yüksek ama bu kötü bir şey değil. zaten olması gereken yüksek özgüvendir, bizim gibi silik toplumlarda özgüven kötü bir şey olarak aşılandığı için yüksek özgüvenli insanlara kötü gözle bakılır (erkekse piç, kadınsa orospu yaftası yapıştırılır).

    hangi istatistiğe bakarsanız bakın, y kuşağı diğerlerinin gerisinde olan bir nesil değil. bir kere kendilerine önceki nesillerden çok daha iyi bakıyorlar. internetten bir ürün alırken 50 defa araştırma yapıyorlar. önceki nesillerde lise mezuniyet oranları %75'lerdeyken şimdiki nesilde %95'e yaklaştı. lisede uyuşturucu ve alkol alımı önceki nesillerden kat kat düşük. ingiltere ve hollanda'da "teen pregnancy" oranları önceki nesillerin yarısından daha az.

    her şeyi bıraktım türkiye'de 40 yaş üstü nüfus %70-75 oranında akp'ye oy veriyorken yeni nesile "çok bozdu" diye bok atmak zaten komik kaçıyor.

    -yeni nesil çok bozdu abi. çok kibirliler, biz öyle miydik, muhteşem ötesi bir nesildir, her birimiz birer newton, einstein, tesla'ydı ama gram kibir yapmıyorduk, tarihteki en iyi nesil bizdik. bizim gibisi gelmedi. o kadar da mütavazı bir nesildik ki anlatmaya kitaplar yetmez.

    -buradaki ironiyi göremiyorsan sen yok ol zaten.

  • cmylmz diamond elite platinum plus

    sakin olun yahu. adam 5-6 gösteri yapıp bırakacak değil ya. önümüzdeki 2 senede daha en az 100-150 kere sahne alacak. sadece mart biletleri bitti.

  • michael jackson'ın las vegas'ta yaptığı alışveriş

    adam bir mekana baskın yapan komiser gibi davranmış: "bunu bunu bunu bunu alın hepsini".

    aynısını freddie mercury de yaparmış. gerçi tv'lerden ünlü olarak bildiğimiz çoğu insan böyle alışveriş yapıyor.

  • new york'taki çıplak yoga sınıfı

    ciplaklik modernlik gostergesi degildir ama ciplaklarin hicbir endise etmeden ciplakligini sergileyebilme ozgurlugu modernlik gostergesidir.

  • eşcinsel olmayıp eşcinselliği savunan insan

    hayvan haklarını savunmak için hayvan mı olmak gerekiyor?

  • ekşi itiraf

    yurt dışına yeni taşındığımda bir süre apartman dairesinde yaşamıştım. sonra okul bitip işe başlayıp maddi durumum iyileşince ilk kez bahçeli garajlı bir müstakil eve geçtim. tabi alışmadık kıçta don durmaz derler ya, bende de o olmuştu. ilk bir sene tv izlerken sesi kısık tuttum, müziğin sesini fazla açmadım, evde fazla ses yapmadım çünkü yıllarca yaşadığım apartmanlarda öyle alışmışım. bazen abartıp müziği kulaklıkla dinlediğim bile olmuştur.

    1 sene boyunca "aman komşular rahatsız olmasın" diye apartmanda yaşar gibi yaşamıştım. hatta bir gün yan evdeki komşuyu dışarıda görüp "dün gece müzik sesimden rahatsız olmadınız umarım" deyince adam "bu salak ne diyor" der gibi tip tip bakmıştı. buna alışmam 1 sene sürdü. şimdi istediğim kadar gürültü yapabiliyorum, eve özel surround ses sistemi bile kurdurttum ve sinemada izler gibi film izliyorum ama o ilk 1 seneyi hiç unutmayacağım.

    edit: bunu yapan tek ben değilmişim. tipik türk davranışıymış. rahatladım bak.

  • herkesin depresyonda olmasının nedeni

    bir kere depresyon sizin sandığınız şey değil gençler. her zamanki gibi kafanız karışık ve kavram karmaşası yaşıyorsunuz.

    depresyon hüzünlü olma durumu değildir. depresyon mutsuz olma, üzgün olma, bazen insanın içine gelen karamsarlık değildir. depresyon medikal bir hastalıktır. insanlarda nadiren görülür (%6-7 civarında). ayrıca "cool" bir şey de değil, sizi karizmatik yapmaz. her yıl binlerce can alan depresyon en bilinen intihar sebebidir ve asla şakaya gelmez.

    "kahretsin bugün de depresyona girdim" diye bir şey olamaz çünkü depresyon kafaya esince girip sonra ceketini alıp çıkılabilen bir şey değildir. aç-kapa-aç-kapa artema çeşmesi de değildir. bir girildi mi ömür boyu peşinizi bırakmaz.

    bir saat aç kalınca "açlıktan ölüyorum abi" diyen tipleme ne kadar saçmalıyorsa biraz hüzün yaşayınca "yine depresyona girdim kahretsin" diyen tipleme de o kadar saçmalıyor.

  • bitcoin

    bitcoin $20'binken ekşiciler: abi bu geleceğin para birimi. asla düşmez. daha milyon dolarlara ulaşacak. çok zengin olacağız. bizi çekemeyenler anten taksın.

    bitcoin $17'binken ekşiciler: çok sert düştü ama daha düşmez. resmen dip yaptı. buradan itibaren anca yukarı çıkar. ben daha çok aldım. zengin olacaz diyorum abi.

    bitcoin $14'binken ekşiciler: herkes kötülüyorsa demek ki dip yapmışız demektir. elimdeki grafikler daha fazla düşmez diyor. yüzyılın alım fırsatı çıktı abi.

    bitcoin $10'binken ekşiciler: yok abi bunun arkasında milyarlarca dolarlık para babaları var. daha fazla düşmesine izin vermezler. o kadar madenci var yani.

    bitcoin $7'binken ekşiciler: bu sefer kesin dip yaptı abi. o kadar bear saldırısı oldu anca bu kadar düşürebildiler. bu da gücümüzü gösterir. artık yükselişe geçecek.

    bitcoin $5'binken ekşiciler: abi şu andan itibaren yükselişe geçmemesi için hiçbir sebep yok. tüm zayıf eller sattı. artık satacak kimse kalmadı. çıkışa geçiyoruz.

    bitcoin $3'binken ekşiciler: ben zaten 18 bindeyken çıkmıştım. sonra da al sat yapa yapa kar ettim. ben asla zarar etmem.

    burada kendi yaptığı zararı kapatmak için her gün düşen bir şeye milleti de sokmaya çalışan dolandırıcılara kanıp para kaybedenlere her şey müstahak. hala daha 3-5 ay önce öğrendikleri terimlerle yok şurada destek, yok burada gap var diye atıp tutmaya ve uzmanlık taslamaya devam ediyorlar. bu ülkede bu kadar keriz olduktan sonra güden çok olur.

  • 10 çocuk annesi fin kadın

    yok devlet yardımı, yok o kadar çocuk sevgisiz büyür, yok öyle anne olmaz olsunmuş, yok bla bla...kadına pislik atan atana.

    size bir şey söyleyeyim mi? bu kadının doğurup yetiştirdiği 10 çocuğun tamamı büyüyüp hayata atıldığında sizin yetiştirdiğiniz çocuklardan daha mutlu, huzurlu, uyumlu ve daha iyi ruh sağlığına sahip olacak. yalan mı?

    sizdeki bu kokuşmuş zihniyetin ürünü olan "kadın finlandiya'da yaşıyor, demek ki kesin devlet yardımı alıyor, hatta işi ticarete dökmüş" mantığını bırakın. bir kere kadının devletten yardım alıp almadığını bilmiyorsunuz. ayrıca alıyorsa bile o yardımlar çocuğun bezine, gıdasına, yiyeceğine zar zor yeter (isveç vatandaşıyım az çok biliyorum). kimse devletten yardım alayım diye 10 tane çocuk yapmaz. bu bedava süt içmek için evde inek beslemek gibi saçma bir fikir. ayrıca kadının çocuklarını sevgisiz büyüttüğüne dair bir kanıtınız var mı? yok. avrupalılar çocuğu bir birey olarak gördükleri için daha küçük yaşta sorumlu olmayı öğretirler. bizde anne babalar çocuklarına güvenmedikleri için 30 yaşına kadar elinden tutmaya çalışıyorlar ve ortaya 50 yaşına da gelse birey olamamış ruh hastası bir toplum çıkıyor. bunun adı sevgi filan değil.