debe başlıkları

hasihasi17
profili

  • yaşasaydı tanışılmak istenen düşünür

    ludwig wittgenstein bir yana, bütün felsefe tarihi bir yana, öyle de orcinal bir karakterdi bu abimiz. gerisi sıkıcı adamlar genel olarak. kant'a ne sorucan mesela, hımbıl. nietzche manik depresifin allahı. marx desen grandiyöz delüzyonları içinde narsist bir adam. post yapısalcılar eve sokulmaz zaten, ipten kazıktan kurtulma herifler. frankfurt okulu memur zihniyeti. zizek pis, kokar.

  • mansur yavaş'ın el yazısı

    olm o deftere yazılanları hattatlara yazdırıyorlar zaten. adam geldiğinde her şey hazır oluyor altına imzayı atıyor.

  • almanların istanbul havalimanı şaşkınlığı

    \_00_/ beyle mi şaşırmışlar?

    yoksa beyle mi \_o0_/ ? aydınlatılması gereken bir konu.

    not: olm bizim küçüklüğümüzde yoktu böyle şeyler özeniyoruz işte, idare edin.

  • kadınlar tipe mi paraya mı zekaya mı önem verir

    kadınlar adı verilen bu uzaylı ırkının ne yapacağı hiç belli olmaz. bunlar bazen paraya, bazen tipe, bazen de zekaya bakabilecekleri gibi bazen de kütle spektrometrisine bakarlar. rot balansa baktıkları da vakidir. son olarak da öyle bir cinsi vardır ki, tulumbaya bakar. evet evet, tulumba tatlısı yapma becerisine göre eş seçenleri mevcuttur, bunlar ekseriyetle göçmenleri tercih eder. önce laf mı diye lafa sonra adam mıymış diye söyleyene bakanlar olduğu da söyleniyor, ben öyle duydum.

    çok garip, çok acayip, yaradılışın esrarı. biz erkeklere de işte bu bilinmezlik denizinde harita ve pusula olmaksızın yol almak, serengeti düzlüklerinde bu amansız hayatta kalma mücadelesini sürdürmek kalıyor.

  • mete yarar ile hüseyin bağcı'nın dolar kavgası

    mete yarar isimli soytarının hakkında hiçbir şey bilmediği konularda politik saiklerle atıp tuttuğu bir programda aklı başında bir insanın tahammül sınırını aşması hadisesididir. ne yazık ki aynı programda mete yarar'ın konuşmasına ben de beş dakikalığına denk geldim, benim de tahammül sınırımı aşınca kapattım. karşısındaki konuğun aynısını yapma şansı olmayınca mecburen itiraz etmiş gibi görünüyor.

  • ahmet şık'ın katil pkk diyememesi

    olm adam pkk katildir demekle kalmadığı gibi buna bahane üretenler de kana ortaktır demiş. neden böyle bir okuduğunu anlama sorunu var, ben anlamıyorum. anneyi bebeği öldüren pkk değil mi?

  • 24 haziran'da hdp'ye oy veriyoruz kampanyası

    normal bir seçim sürecine girmiş olsak eski bir seçmenleri olarak oyumu hdp'ye vermezdim. beni ikna edemediler. kasım seçimi öncesi pkk iktidara hayat öpücüğü verirken seyirci kalmış olmalarının hala hiçbir açıklamasını göremiyorum. zaten kimse göremiyor ki, güneydoğu'da iki sene önce gerçekleşen ve aşağıda açıklayacağım üzere hala süre giden onca zulme rağmen barajı aşamama tehlikeleri var. kimse hdp buraları süpürecek diyemiyor, göreceğiz.

    beri yandan ne zenofobik ince, ne korkak chp, ne şeriat dede, ne beyaz toros v2.0 beni ikna etmiş değiller. normal bir seçime gitsek huzurla boş oyumu atardım.

    fakat bu seçim normal bir seçim değil. bu seçimi normal olmaktan çıkaran ohal ve ohal uygulamaları. bu ohal uygulamaları kapsamında her muhalefet partisi kendi payına düşen adaletsizliği yaşıyor ama hdp'nin yaşadığı adaletsizlik ölçülemez boyutta. bir parti genel başkanını tutuklu yargılamak için, tutukluluğu bir cezalandırma biçimi olarak kullanmaktan öte nasıl bir gerekçe olabilir? bir parti başkanının türkiye'den kaçabileceğine, ya da onlarca yayın örgütünün arşivlerinde var olan delilleri karartabileceğine inanan bir kişi var mı? güneydoğu'da onlarca belediyede, vatandaş oy verip belediye meclisini seçmişken, soruşturulmak/yargılanmak için görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasını kim nasıl açıklayabilir? hdp yasal bir siyasi parti olarak seçime giriyorsa, hdp'nin çoğunluk olduğu belediye meclisleri kendi belediye başkanlarının yerine neden yeni bir belediye başkanı seçemiyor da kayyum atanıyor? 90'dan fazla belediyede oy kullanmış milyonlarca insanın oyu yok sayılıyor. böylesine bir adaletsizliğe göz yumulabilir mi? yıldırım türker dün en güzel şekilde ifade etmiş, "bu adaletsizliği taşıyan vicdanlardan bir millet çıkmaz."

    o yüzden, sırf uğradıkları bu adaletsizliğe sessiz kalamayacağım için, haysiyetim için, gelecekte bir gün adil ve onurlu bir birarada yaşama ümidi için ben hdp'ye oy vereceğim. bana göre hangi politik hataları yapmış olurlarsa olsunlar, yaptıkları hataların bedelini seçmen olarak benim sormam gerekirdi. bu hataların bedeli başkanın tutuklu yargılanması ya da seçmenin siyasi iradesinin hiçe sayılması olamaz. bugün böyle bir yargısız infaza sessiz kalmanın bedelini, yaşanacak kutuplaşmayı yarın kuşaklarca bütün ülke çeker. tıpkı geçmişteki zulümlere sessiz kalmanın bedelini hala ödediğimiz gibi.

  • sözlükçülerin ilk hamburgerlerini yediği yerler

    söğütlüçeşme caddesinde boğaya gelmeden eskiden bir paşabahçe vardı. işte daha eskiden o paşabahçe'nin yerinde bir adet wendy's vardı. açık olduğu kısa bir zaman dilimine yetişmeme rağmen muhtemelen 3-4 yaşlarında ilk hamburgerimi orada yedim. taksim mcdonalds'tan sonra istanbul'da açılan ilk zincir fast food restoranının burası olma ihtimali yüksek.

  • sevan nişanyan

    kendisini savunalım derken, akp öncesi devlet ve iktidarları kemalist ilan etmeden durup düşünmek lazım. türkiye'nin akp öncesindeki gladyocu, emperyalizm mahsülü, haydut, yozlaşmış iktidarlarının ve bunların bürokratlarının atatürk ve kemalizmle ne ilgisi var lan? atatürk'ün arzusu, hayali türkiye cumhuriyeti'nin geleceğinde mit'in maaşları abd'den alınan hibeyle ödenirken, memleketin abd'nin ileri karakolu, uçak gemisi haline gelmesi miydi, bu mu kemalizm, atatürkçülük? daha garibi karşı taraf da bu suçlamayı üstlenip savunmaya geçiyor. refahyol mu kemalistti, kenan evren mi, tahsin şahinkaya mı, veli küçük mü? t.c. tarihini kemalist elitlerle, müslüman halkın mücadelesi olarak görmek kadar denyo bir tarih okuması olabilir mi, fetöcü müsünüz kuzum siz? her şeyi çorba yapıyorsunuz.

    diğer yandan şunu da açıkça ifade etmek lazım ki, babaerenler ve bir kaç yazar daha artık yazmadıklarına göre, sevan nişanyan'ın entelektüelliği sanırım toplasan bütün sözlüğü donunda sallar. sorgulanması bile abes olur. bu demek değildir ki, nişanyan'n söylediği her şey ve aldığı her tutum doğrudur ya da doğru olmak zorundadır. evet yetmez ama evet rezilliğinde yer almak o tarihte de saçmalıktı, bugün de öyle. üç kuruş aklı olan herkes de zaten bunu teslim ediyor. sevan etmiyorsa yanılmayı sindiremediği için etmiyordur, ama bu konudaki tutumun entelektüelliğiyle ne ilgisi olabilir? sanıyorsunuz ki, entelektüel deyince, her söylediğiyle aydınlatıp yol gösterecek birisi olması lazım. yok öyle birisi, bu beklenti de biatçılıktan, hocacılıktan geliyor. manevi otorite, şeyh arıyorsunuz. herkesin kendine göre aklı var, bir zahmet herkes kendisi için düşünecek. hele ki liboş/dönek vs. sıfatları kullanan birisi olsam, birilerini entelektüel olup olmamakla itham etmeden dönüp kendimden utanırım. biz okurken utanıyoruz, bilin diye söylüyorum.

    neyse bu vesileyle kodeste geçen yılları için geçmiş olsun. fakat sisam'da takılı kalmasını garipsedim, eli değmişken dünyanın herhangi bir ülkesinden iltica alıp daha vizyoner işlere kalkışabilir. biraz da batı sahra yaz, haiti anlat aga. bu kadar şikayet edip, türkiye'den osursan duyulacak yerde takılıp kalmak neden?

  • kibar insanların kullandığı küfürler

    ne kadar kibar oldukları tartışmalı da olsa marksist jargonun hakaretamiz ifadeleri de bunun alt kategorilerinden birini oluşturabilir.
    (bkz: oportünist)
    (bkz: oportünizme bulaşmış tipik bir orta yolcusun)
    (bkz: revizyonist)
    (bkz: goşist)
    (bkz: komprador)

  • st tropez'de gelen 107 bin euro'luk hesap

    sadece 90.000 euro'su üç şişe şampanyadan mürekkep. gerisi adam başı 1000 euro ediyor ki, havyarların filan havada uçuştuğu düşünüldüğünde makul.
    edit: olm mal mısınız, tabii ki bülent timurlenk'in hesabı değil, bulmuş bir yerden. havuz da havuz bile o kadar derin değil, anca ağababaları yapabilir bunları.

  • çalışılan şirketin sırlarını ifşa etmek

    teorik olarak her durumda suç olmayabilir. mesela çalıştığınız şirket bir suç işliyor, sizi de o suça ortak olmakla görevlendiriyorsa, bu sırrı açık edebilirsiniz hiç bir şey olmaz. ama eylemin suç olup olmadığıyla ilgili bir avukattan detaylı bilgi almakta fayda var.

  • tecavüz savar kadın prezervatifi rape axe

    vajinanın içine yerleştirilmesi suretiyle, tecavüzcüye hazırlanacak küçük bir sürpriz prensibine dayanarak çalışmakta. tabii işe yaraması için, ya her gün bununla gezmeye alışmak ya da ne zaman tecavüze uğrayacağına ilişkin olağanüstü bir durugörü sahibi olmak gerekiyor.

  • kemalist mimarinin tırt olması

    mimaride modernizm üst başlığı altında toplanabilecek, art deco'dan bauhaus'a, brutalizmden işlevselciliğe* kadar geniş bir yelpazede yer alan, 20. yy.'ın ilk yarısındaki kültürel, toplumsal, estetik tüm birikimin mimarideki yansımalarını külliyen tırt addedebilmek için, cahil olmak yetmez, bayağı art niyetli olmak gerekiyor.

  • 12 haziran 2017 izmir'de gökyüzünün kırmızı olması

    bundan, hayvanlardan, gök cisimlerinden ya da herhangi başka bir şeyden deprem haberciliği yapmak bütünüyle sözde bilim. okuyanlar bunu bilsin de öyle okusun. sözde bilim'e inanmak suç değil, günah değil, ama bilim de değil. şunun altı çizilmiş olsun.
    (bkz: pseudoscience)

  • elif şafak'ın intihal yapması

    anlaşılmasının bu kadar sürmesi iki yazarın okurlarının kesişim kümesi hakkında ipucu veriyor.

  • 5 haziran 2017 katar krizi

    çeşitli arap ülkelerinin hangi teröristlerin destekleneceği konusunda yaşadıkları ayrılığın şiddetlenmesi hadisesi.

    umarım böyle devam eder. hepsi tek örgütü desteklese haksız rekabet olur.