debe başlıkları

okumakicingeldim5
profili

  • yazarların üstüne çizik attığı burçlar

    burçlara inanmıyorum ama şu başlık altında sürekli 4-5 burcun geçmesi, kalanların neredeyse hiç yazılmamış olması çok acayip bir istatistik doğuruyor.

    çok acayip!

  • develi fenerbahçe'nin büyük ayıbı

    dün benim bahçedeki sipalar kavga ediyordu. ayırdım. olay cikarani kucağıma alıp uzaklaştırırken duvardaki kanlısını fark etmemişim. bu ondan korkup ters döndü bir anda kucağımda ve gözüme geçirdi. gözümün altındaki adını bilmediğim o torbasal alana tırnağı takıldı. iki çizik ve ufak bir kanama oldu da neyse ki gözüm çıkmadı, tırnağı içeri denk düşmedi. hemen essolosu diyip arkadaşı yere bıraktım ki kendisi zaten atılıyordu aynı anda. eve girdim, yüzümü bol sabunlu soğuk suyla yıkadım ve baticon sürdüm. aradan bir kaç dk sonra bu geri geldi, oturduk konuştuk. özür diledi, sırnaştı. dedim git sinirliyim sana şimdi. ancak akşam öpüştük barıştık.

    bu da böyle bir anım.

    kardeş kuyruğuna basmissin hayvanın. onlarca çizik yedim, isirildim benden öyle kan akmadı. sen bir doktora git bir baktır pıhtılaşma sorunun olabilir. maazallah bak ölürsün çok önemli. gerçi kocisin doktor. ona bir sor.

  • başak tetik'in vefatı ve vefa

    39 yaşında, bir kaza sonucu bir anda hayata gözlerinizi yumduğunuzu hayal edin. bakmakla yükümlü olduğunuz, canınızdan bir parça olan kedilerinize ne olacağını hiç düşündünüz mü? bu kadar genç yaşta veda etmenin tarifsiz acıları beraberinde getireceği aşikar. sevenlerinizin, ailenizin bu acıyla başa çıkabilmesi için aylar, yıllar geçmesi gerekecektir. yine de yokluğunuzun açtığı boşluğun dolması mümkün değil... peki yıllarca baktığınız, koynunuzda yatırıp, ellerinizle beslediğiniz kedileriniz/köpeğiniz ne yapar?

    alametifarika’da yaklaşık sekiz aydır garanti bankası’nın marka direktörlüğü yapan başak tetik, 21 temmuz 2016 da, merdivenden düşmesiyle birlikte geçirdiği beyin kanaması sebebiyle 2 hafta yoğun bakımda kalıp hayata gözlerini yumdu.

    daha 39 yaşındaydı. bugüne kadar sosyal sorumluluk projelerinde, doğaya ve hayvana olan saygı sevgisiyle yol aldı. profilinde paylaştığı son entrysi buydu.. evet son resimleriydi ama bu efenin yaşlılığından değil kendi geçirdiği elim kazadan son fotoğrafları oldu.

    https://www.facebook.com/….628498040&type=3&theater

    sokaktan sahiplendiği 3 kediyle kadıköyde yaşıyordu. kıvanç, sikko ve çakıl. çakıl, başak'ın vefatından sonra yuva buldu. kıvanc ve sikko birbirine inanılmaz bağlı iki kedi. kıvanc : sarman olan, erkek, 5 yaşında ve kısır, tüm aşıları tam ve sağlıklı. sikko : tek gözü olmayan erkek, 3 yaşında, tum aşıları tam, kısır ve sağlıklı.
    https://www.facebook.com/…584187&id=100009201038981

    vefatından sonra ailesi kzının cenazesini almaya geldiklerinde muhtemelen acıları daha ağır bastığından o canları almak istemedi. aile kuşadasında yaşıyor. tanıdık eş, dost vasıtasıyla kedilere yuva arandı, geçici çözümler bulunmaya çalışıldı ancak sürekli yer değiştirme ile sürdü bu döngü. en son sikko ve kıvancı birlikte sahiplenen ailenin , 2 ay sonra sorumlulukları ağır diye tekrar geri getirmesiyle, tekrar geçici yuvaya alındı. dolu dolu 5 ay süresince artık arkadaşları da yuva arayışında umutsuzlar. şu anda geçici yuvalarında da süre uzadığı için acil yardım gerekiyor. mümkünse ikisine birlikte yuvasını açacak melek arıyoruz.

    ailesiyle konuşmamızda başak’ı hatırlatan herşey acı veriyor düşüncesiyle bir sonuç alamadık. çevresine doğaya insana bu kadar duyarlı bir insanın çevresinde bu sorumluluğu alabilecek kadar vefanın birikmemiş olması ne kadar acı! bu birbirine inanılmaz bağlı sürekli beraber hareket eden, evcil ve uysal canlara yuvasını açacak birisi yok mudur? tanımak önemli mi bir kayıp için? en azından inandığı değerlerin, hayvan ve can sevgisinin ulaştığı bir başka ruh, yürek yok mudur? gerçekten çok zor durumdalar ve yıllarca başak'la dip dibe yatarken bir anda sokağa bırakılma durumuyla karşı karşıyalar. acil yardıma ihtiyacımız var.

    sevgili ekşi sözlük ailesi. sizden ilk defa yardım istiyorum. bu iki canın, yine beraber mutlu olabilecekleri bir yuvaya ihtiyaçları var. onlara bir ömür bakacak, sorumluluklarını alabilecek, evden dışarı çıkarmayacak, onları ailenin bir ferdi olarak kabul edecek biri var mıdır aranızda?

    not: bu ilanın hazırlanmasında ve yayınlanmasında emeği geçen bizlerin evlerinde en az 9-10 kedi olduğundan biz alamıyoruz. ancak belki kedisini yeni kaybetmiş, tecrübeli, henüz yeni can yoldaşıyla karşılaşmamış birilerini bulma ümidimiz var...

    edit: bilgi hatası düzeltildi.

  • aqua florya'ya kutup penguenlerinin getirilmesi

    çocuklarınızı böyle yerlere götürmeyin. vahşi hayvanların tutsaklığını desteklemeyin.

    rezalettir.

  • kadınların evlilik sonrası soyadını kullanabilmesi

    empati yoksunu geri kalmış 3. dünya ülkesi vatanımda bunun bir aşama olduğunu dahi anlamayanları açıkça gösteren karardır.

    kocasının soyadına kıl feministler o kullandığınız babanızın soyadı diyen zavallı cahiller;

    ben 1980 yılında doğdum. benim adım okumak için geldim. bu benim adım. hadi kolaylaştırmak için çok rastlanan bir isim seçelim. benim adım ayşe yılmaz. bu benim adım! babamın soyadı, yok kocamın soyadı diye sıfat tamlaması kurmuyorum. bu b e n i m a d ı m (caps lock on)

    diyorsunuz ki sen şimdiye kadar ayşe yılmaz'dın ama bundan sonra ya ayşe kocasıgil olacaksın ya da ayşe yılmaz kocasıgil. diyorum ki, arkadaşım ben bu ülkenin vatandaşı değil miyim? anayasada kadın erkek eşittir yazmıyor mu. benim adımı, kütüğümü, nufus cüzdanımı neden değiştiriyorsun? kusura bakma bu iş böyle, bundan böyle senin adın ayşe yılmaz kocasıgil.

    ben bireyim, bu ülkenin vatandaşıyım, sadece kadın değilim. benim cinsiyetim üzerinden kimlik oluşturamazsınız! hayır, hayır, hayır. sen bundan sonra ayşe yılmaz kocasıgil sin.

    sonra bir kadın avukat dava açıyor avrupa insan hakları mahkemesine, kazanıyor. aihm diyor ki medeni kanununuz anayasanıza aykırı. türkiyeyi hatırladığım kadarıla 3.000 euro tazminata mahkum ediyor. ama medeni kanun değiştirilmiyor. sonra bir başka kadın daha dava açıyor bu haberdeki gibi, kazanıyor ama kanun değişmiyor.

    düşünün ki ben bu ülkede kendi ismimi korumak, kendime ait olan ismi kullanabilmek için dava açmalıyım. bu bana verilmiş bir hak değil.

    altı yaşında çocuğa anlatır gibi anlattım ama anlayabiliyor musunuz emin değilim.

    bir de zaten bu kafadaki femenist evde kalır diyenlere de iki çift lafım var.

    evde kalmak ne demek? bu nasıl bir hitap!? siz bu ülkede yaşayan tüm kadınların koca delisi olduğunu mu düşüyorsunuz. bu ülke benim haklarımı, birey olarak varlığımı kabul etmiyor diye 13 sene direndim evliliğe. beraber yaşadık ve evlenmedik. nihayetinde eş olarak kanun önünde sahip olacağımız haklar yüzünden evlenmek durumunda kaldık. bunu da memurun odasında imza atarak gerçekleştirdik. o günden beri de takip ediyorum aihm kararının medeni kanuna yansıtılıp yansıtılmayacağını. ama benim ülkem hala bana diyor ki sahip olduğun ismi geri alman için dava açman gerekiyor.

    bu ülkede kadınlar için hiçbir şey kolay değil. bunu anlamalısınız önce. birey olduğunu bilen kadınlar içinse bu ülke bir işkence. yönetici arıyor, görüşmemiz lazım diyor, gidiyorum, ben eşinizle görüşecektim diyor! evin reisi benim bana anlatın diyorum bakakalıyor. güvenlikle konuşuyorum, malik olarak bir talebim var, olmuyor, olmuyor, araya eşimi sokup oldurtmam gerekiyor. iş yerinde, yolda, dışarda, orada, burada daima ve daima önce kadın olarak kabul ediliyorum. hep kendimi anlatmam, kendimi ispatlamam gerekiyor.

    ben bir insanım. önce bunu kabul edin. sonra konuşalım.