Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. tc numarasını söylerken kullanılan algoritma

    tek yol 3+3+3+2

  • 2. özlenen çocukluk dönemi dizileri

    (bkz: tatlı hayat)

    "buuuna inanabiliyor musun sevinççç!"

  • 3. 46 bin satır kodluk milli işletim sistemi

    bonus editi: siz de kendi capinizda dolandiricilik yapmak isterseniz veya bu arkadas gibi gündem olmak isterseniz makul ücret karsiliginda haber sitelerinde kendinize yer bulabilirsiniz. bakin nasil yapiliyor: https://www.youtube.com/watch?v=dzjslqa1lzs

    tam cin olmadan adam carpmaya calisan bir ergen haberi. türkiyede iyi yerlere gelir. cünkü bilmeyen insanlara kendini süper zeka gibi pazarlayabiliyor.

    linux cekirdegi ile yapmis bir de kapali kaynak kodlu. kesin calinacak seviyede muhtesem bir seyler yaptigini düsünüyordur. tesadüfe bakin ki linux cekirdegi ile yapilmis üzerinde yillardir calisilan , üzerinde calisan adamlarin ondan cok daha tecrübeli gönüllüler ve sirket calisanlari oldugu, burada yaptigini iddia ettigi seylerin aynisini ve hatta fazlasini yapabilen ve üstelik acik kaynak kodlu ve üstelik ücretsiz yüzlerce evet yüzlerce isletim sistemi var. üstelik bunlardan birisi de türkiyede tübitak tarafindan yilllaaaaar önce gelistirilmis, sonra gelistirilmesi durdurulmus ama kodlari alinip baska projelerde hala aktif olarak kullanilan "pardus" projesi.

    yani normal bir devlete götürse kendisine gösterilecek tepki "hahahahahahahasiktir" olurdu. sana niye para versinler genco? savunma sistemi sana niye güvensin genco? bedava alabilecegi, parasini verdikten sonra senden bin kat daha iyi destek alabilecegi, güvenlik gelistirmeleri ve testleri senden cok daha yetkin insanlar tarafindan sürekli yapilan ve gelistirilen, herhangi bir sorun yasandiginda internette binlerce kaynak bulunan isletim sistemleri varken sana neden para versinler?

    tahminimce sen de zaten o kadar ugrasmadan mevcut bir dagitimi alip kodlariyla oynadin, görüntüsünü degistirdin. sonucta kapali kaynak kod. enayiler anlayamaz degil mi? aslinda anlarlar. haberin olsun.

    troyanlarin yüzde 80i uygulama kurarken bulasiyormus. uygulamayi sadece kendi marketinden kurunca güvenli olacakmis. ha ameka hic hayatinda kurumsal isletme görmedin degil mi? kurumsal isletmelerde standart kullanici zaten program kuramaz. sistem yöneticileri kurar. onlar da bir programi kurmadan önce programin güvenilirligini kontrol eden cesitli prosedürlerden gecirirler. yani gezginler.nete girip resim düzenleme programi diye aratip kurmazlar. kaldi ki bu kadar önleme ragmen yine sistemleri hacklenir. cünkü kurumsal sistemlere sizmaya calisan hackerlar program kurdurmak gibi kolay önlem alinabilen yöntemlerden cok daha modern yöntemler kullanirlar. hele savunma sanayiinden bahsediyorsak.

  • 4. kadın fakir erkeğe aşık olur mu

    gerçekten bu ekşi sözlük apayrı bir mikroalem çoğu kişinin buranın dışındaki kendi çev resinin dışındaki hayatlardan haberi yok.arkadaşlar o fakir erkek dediğiniz insanlara aşık olan,evlenen,çocuk yapan aile oluşturan türkiyede on milyonlarca kadın var,bizim ülkemiz fakir zaten,çoğu erkek de fakir dolayısyla anadoluda ama bu başlık herhalde ekşi sözlük ekosistemine özel açılmış.ekşi ekosisteminde de cevabı hayır olan başlık

  • 5. eddie van halen

    bir gün herkes ölecek.

    taptığımız eric clapton, david gilmour, jimmy page, james hetfield, ozzy osbourne vs. hepsi toprak olacak. ve biz onlarla aileyiz.

    ama nesiller boyu dinlenmeye devam edecekler.

    eddie dostum, dio seni bekliyor.

  • 6. 7 ekim 2020 dolar kuru

    (bkz: yolun açık olsun paşam)

  • 7. 2020 kira zammı oranı

    kiracıyken (çok şükür artık kendi evimdeyim) ev sahibimle çok uğraştım. bir gün bile aksatmazdım kiramı, eve gül gibi bakardım ama kadın kafasına göre kirayı şu yaptım, buraya çıkardım gibi konuşurdu. yapmazsam da mahkemeye verecekmiş filan. her sene aynı terane. ben de enflasyon kadar (bir ara 8-9 gibi oldukça düşük oranlardı, ama maaşa da öyle zamlar alırdık) yapardım. hemen arardı, ben sizden 500 zam istedim, siz 150 yapmışsınız diye. aslında 142 yapmam gerekirdi ama 8 de ben ekledim, kanun böyle, isterseniz notere gidip ihtar çeker, hatta mahkemeye verirsiniz derdim. bir halt da edemezdi. kiracılar korkmasın, kimse kafasına göre zam yapamaz, kiracıyı evden çıkaramaz. çıkarırsa başkasına veremez evi, cezası var. haklarınızı iyi öğrenin, çoluğun çocuğun rızkını vermeyin kimselere.

  • 8. en karizmatik askeri rütbe

    kesinlikle yüzbaşıdır.

    teğmen gibi yeni mezun ve tecrübesiz değillerdir. tam gençliğin bitişi, olgunluğun başladığı döneme denk gelir yüzbaşılık. yarbay, albay gibi orta yaşlı, yaşlı da olmazlar. yüzbaşılar, genelde bölük komutanı olarak görev yaparlar. erle araları iyidir. ne askeri ezmek için fırsat kollarlar ne de askerin, adı geçince korkacağı çok büyük bir rütbedir.

    hollywood filmlerinde, tim ölümcül bir operasyona gidecekse timin başında yakışıklı, idealist, cesur bir yüzbaşı olur genelde. türk yapımlarında da yine en cesur asker yüzbaşıdır. (bkz: yüzbaşı steve rogers) (bkz: yüzbaşı faruk izmir)

    yüzbaşı rütbesini telaffuz etmek de güzeldir, apoletlerindeki 3 yıldız da göze hoş görünür, apolet tamamen doludur. oysa binbaşıların apoletinde defne yapraklı çelenk ve 1 yıldız vardır, apoletin yarısı boştur. üsteğmende de iki yıldız vardır sadece.

    albay, tuğgeneralin karşısında esas duruşa geçer ama albay rütbesi de tuğgeneral rütbesinden daha karizmatik bence. defne yapraklı çelenk ve üç yıldız > içinden kılıç geçen defne yapraklı çelenk ve bir yıldız.

    yüzbaşı, albay, korgeneral apoletlerinde 3 yıldız, orgeneral apoletinde 4 yıldız vardır. 3 yıldızlı her rütbe karizmatiktir ama yüzbaşı rütbesi en karizmatiğidir.

  • 9. mercedes denince akla gelen ilk şey

    eski komşumuz n. amca,

    kendisi türkiye'deki iki mercedes fabrikasının birinde üst düzey yöneticiydi. emekli olmadan evvel her yaz yeni bir mercedes arabayla gelirdi eve, daracık sokağı hiç geri gitmeden tek hamlede dönerdi, yıllar sonra bunu dile getirdiğimde, tek maharetin arabada olmadığını söyleyip kendi hakkını da vermişti.

    bahçelerimizin bitişik olması hasebiyle, içeriği almanca olan telefon konuşmalarına şahit olurdum, oldukça disiplinli ve planlı bir insandı, mercedes logolu polo yaka t-shirt'ünde küçücük bir defter taşır, tatil zamanında olduğu halde devamlı notlar alırdı.

    sonra biz ayrıldık oradan, o da emekli oldu. gereksiz ama o yaşta bana garip gelen bir bilgiyi daha eklemek istiyorum: emekli olduktan sonraki şahsi arabası mercedes değildi...

    otomobil piyasasının katlanan fiyatlarına göz gezdirdikçe, mercedes denince aklıma gelebilecek tek şey bu hikaye olmaya devam edecek.

  • 10. 5 ekim 2020 ekşi sözlük boykotu

    benim için hoş olmayan tarafı ağır basan bir durum bu.

    küçük bir hikaye ile başlayayım.

    kriz süreci yönetememe olayını daha birkaç hafta önce ak interactive isimli modelcilik ürünü üreten bir ispanyol şirketi yaptı. facebook sayfalarına yeni çıkardıkları condemnation isimli kitabın birkaç tanıtım videosunu koydular. kitap modelcilikle ilgili aykırı işlerin örneklerinin olduğu bir kitap. içinde gaz odası modeli nasıl yapılır, uyuşturucu çeken figürlerin modeli nasıl boyanır, toplu mezara gömülecek kurbanların dioraması nasıl yapılır gibi kimsenin daha önce bulaşmak istemediği bazı konularla alakalı içerikler var. bu adamlar bu kitabı tanıtırken facebook'a ekledikleri videolara buldozerle mezarlara itilen toplama kampı kurbanlarını, katledilen insan görüntüleri falan sansürsüz koydular. ayrıca kitabın tanıtım metninde hoş olmayan bazı ifadeler yazdılar ve kitabı satışa çıkardıklarında kitabın yanında yahudi soykırımını hatırlatıcı bazı promosyon ürünlerini de kitapla birlikte paket olarak satışa sundular. elbette bunu gören herkes ayaklandı, şirkete soykırım ve cinayetler üzerinde para kazanma suçlaması yapıldı ve resmi bir özür dilenip tüm bu kampanyanın durdurulması istendi. şirketin facebook sayfası mesaj bombardımanına tutuldu. peki şirket ne yaptı, elbette krizi yönetemeyip konuyla ilgili yazılan yüzlerce mesajı sildi. üzerine komedi gibi bir açıklama yazıp; "asıl fikri kaçırıyorsunuz, anlatmaya çalıştığımızı göremiyorsunuz. bu kampanya kitabın içeriği ile ilgili çarpıcı bir kampanyadır. haklıyız ve bizim fikrimiz sizin kafanızı çalıştırmanız." anlamına gelen berbat bir açıklama yaptılar. bu mesaj silme artı üzerine yapılan bu açıklama sonucu millet daha da çıldırıp gene yüzlerce mesaj attı ama bunları yine sildiler. insanlar da ikinci mesaj silme furyasından sonra şirket ürünlerine komple boykot çağrılarına başladı, sipariş iptalleri geldi. neticede çok geçmeden şirket tüm yaşananlar için özür diledi, mesaj silmelerinin ve o açıklamayı yapmalarının hata olduğunu belirtti. neticede olay tatlıya bağlandı bitti gitti.

    memleketin okumuş etmiş tayfasının kültürel ve sosyal hayatı son yıllarda hoyrat bir anlayışla ve gıdım gıdım köşelere süpürülürken, paramparça edilip yokedilirken ama aynı zamanda bu kesimin de hababam plazalarda, fabrikalarda, işyerlerinde, okullarda mesai, kariyer, eğitim artık adına ne derseniz deyin ağa vs. ırgat mantığında sömürülmesi ve türlü haksızlıklara maruz bırakılmasının tam gaz devam etmesi gayet sıkıcı bir hal aldı. şu platformda hakkında yığınla entry girilen, şikayetlere konu olan en büyük mevzu haksızlık. bunu illa ki süslü kanuni tabirlerle anlatmaya gerek yok. neticede haksızlık mikro ya da makro bir şekilde hayatımıza giriyorsa o iş can sıkıcı olmaya başlıyor.

    ben 1999'dan beri burasını okurum. arada farklı isimde bir hesabım da oldu ki bu hesabımı sözlükteki bazı haksızlıklara tepki göstermek için kendim kapattım. öyle ya da böyle burasının bu hale gelmesinde ufak da olsa bir payım var. payım var da elbette sitenin sahibi falan değilim, burasını sahiplenme gibi bir hissiyatım da yok. hayatım burası değil. "yönetiminde söz sahibi olacağım, yapılacaklar illa bana da sorulsun!" gibi hülyalara girmiyorum. bu yaşanılan veya başka yaşanılmış farklı bir olay ekseninde de fanatikçe: "hesap verin kardeşim nedir bu yahu!" da demiyorum.

    ve fakat bunları demediğim halde afedersiniz herşeyi kolayca kabullenecek de değilim. neticede bu site ben ve benim gibi birçok kişinin vakit ayırıp iyisiyle kötüsüyle yazdıkları sayesinde yükselen ve dikkate alınan bir mecra ise kullanıcı ve içerik oluşturucu olarak bana bir parça saygı duyulmasını beklemek en doğal hakkım.

    şimdi yukarıdaki sabitlenmiş metni yazan kardeşe sesleneyim;

    sayın metin yazarı, öncelikle size daha birkaç hafta önce yaşanan bir olayı doğrudan örnek oluşturması için yazdım. içerikler elbette farklı ama davranış şekliniz bence aynı. krizi yönetemiyorsunuz hiç kusura bakmayın. ayrıca bir kullanıcı kurala aykırı davranırsa o davranışın cezasını verirsin, süreci yarıda bırakmazsın ve hatta gerekirse o kişiye permabanı "o anda" patlatırsın. "biz ceza verecektik ama unuttuk. neyse hazır denk gelmiş, dur yapıştıralım" diyerek o kullanıcıya olaydan bilmem kaç zaman sonra uçurma veremezsin. özellikle hassas bir mevzunun hemen ardından yapamazsın çünkü tepki geleceğini hesaplaman gerekir. profesyonel bir yaklaşım değil bu...

    ben sizin yerinizde olsam bu metni sabitten kaldırır, "kusura bakmayın hoş olmayan bir olay oldu, o olayın sıcaklığı ile bir hata daha ettik ama anladık ki yanlış yapmışız. süreçlerimize daha dikkat edeceğiz." içerikli bir metin girer olayı bitiririm. elbette hala toksik mesajlara, fanatik yaklaşıma devam eden olacaktır ama en azından çoğunluk sakinleşir. özür dilemek, hatayı kabullenmek, sorumluluk almak neden bu kadar zor geliyor çok merak ediyorum. ben evde küçük oğluma yaptıklarının sorumluluğunu, sonucu iyi veya kötü olup olmaması farketmeksizin almasını öğrettim. şu anda kötü birşey yaptığında dahi çocuk gelip kendine güvenerek "ben yaptım" diyebiliyor ve sonucuna katlanırken ses etmiyor ama koca koca insanlar neden "dükkan benim, ister benzin döker yakarım ister hepinizi kovarım gönderirim, ben hep haklıyım...!" kafasından bir türlü kurtulamıyor?!

    bir sözüm de "ya ne büyüttünüz yea, site sizin mi yea, adam istediğini yapar yea" kafasındakilere. sevgili romalılar, o zaman bilmemne.com sitesi size ürün satarken kafasına göre siparişinizi iptal ederse burada şikayet başlığı açıp veya reel hayatta tüketici hakem heyeti peşinde ağlamayın, sonuçta mal adamın satar satmaz. tuttuğunuz futbol takımı gidip avrupalı yaşı geçmişleri toplayıp topçu diye önünüze "alın izleyin" diye attığında ağlamayın sonuçta kulübün sahibi siz değilsiniz. sevdiğiniz lahmacuncu lahmacunun kıymasını at etinden çekip yaparsa sakın zırlamayın adam sonuçta dükkan sahibi, farklı bir füzyon denemiş hem atalarımız at eti de yermiş değil mi! veya her türlü şartını sağladığınız, farklı sınav,mülakat kademelerinden geçtiğiniz ve neredeyse işe başlamak üzere olduğunu bir şirket son anda sizi arayıp "kusura bakmayın bizim patronun yeğeni almanya'dan gelmiş, sizin yerinize onu alacağız hadi baaay" dediğinde de alınmayın. neticede patron ne derse o, değil mi?...

    mesele saygı meselesi canlarım benim saygı. hani elin ecnebisi "respect" diyor ya hah ondan işte...

    bu arada elbette biliyorum umurunuzda falan da olmayacak da ben bundan sonra burada içerik falan oluşturmam. haydi hayırlı forumlar...

    ekleme: şunu yazmayı unuttuğumu farkettim. bu olayda odaklanmamız gereken husus kesinlikle olaydaki kişiler değil, buraya hakim olan yönetilememe sorunu. sözlüğün herhangi bir misyon yüklenmesine gerek var mı, mevcut politik iklimde hak ve özgürlük bağlamında sözlüğün rolü, gücü nedir gibi konular çok farklı şeyler ve hukukçular, sosyolaglar vb. bilim dalları düzeyinde tartışılması gereken bir mesele bu. ancak nihayetinde, siz ne kadar isteniz de istemeseniz de, elimizde ekşi sözlük gibi kamuya malolmuş bir mecra var ve buranın da içeriğini oluşturan kullanıcılara saygı duyularak ama belli bir dengenin de korunarak yürütülmesi ve aynı zamanda yaşatılması için gerekli maddi kaynağın yaratılması sözkonusu. terazide kullanıcı/içerik oluşturucu aleyhine her hareket elbette etki-tepki yasası gereği bir reaksiyon görecektir. ancak bizlerin sorun yaşadığı asıl mesele de sözlükte yaşanılan çoğu hadisenin nedense sürekli kullanıcı aleyhine işlemesi. halbuki yapmanız gereken süreçleri okumak bu kadar basit. kimse sizden halk kahramanı olmanızı, bir inkilap başlatmanızı, türkiye'nin sorunlarına çözüm bulmanızı falan beklemiyor. sadece en azından yapabileceğiniz konularda kullanıcı lehinde, kullanıcı gibi düşünmenizi istiyor. örneğin burada insanlar yıllardır basit bir android uygulamasından şikayet edip durdular. kaç hafta önce "nihayet", "o konuya da bakacağız" diye bir mesaj atıldı ama bu mevzu üzerinden kaç hafta geçti fakat tık yok. bu artık kullanıcıya saygısızlık falan değil bildiğin boşvermişlik. ayrıca beni çok üzen başka bir durumda kafasına her esenin burada başlık sildirebilmesi. yani bunu benim aklım havsalam almıyor. tamam hakaret içeren şeyler, haksız ithamlar silinsin de komple başlık kapanıyor ve ben daha bugüne dek bu başlık sildirme hadisesine sözlükçe itiraz edilip de itirazın haklı bulunması sonucu o başlığın eski haline döndüğünü görmedim. yani ayıptır, günahtır tüm giden başlıklar %100 sorunlu mu hukuksal açıdan? hiç mi ekşi'nin haklı olduğu bir başlık yok. hem özgürlük hem demokrasi diyeceksiniz hem de bunu savunmayacaksınız? belki de savunuyorsunu ama olmuyor orasını bilemem, adliye adliye gezecek halimiz yok ama en azından kullancılara onları savunduğunuzu hissettirin. yoksa tepeye açıklama yapıştırıp yok şu nedenle uçurma oluyor yok referansla yazar olunuyor diye yazmayın. bu arada başta da yazdım 1999'den beri buradayım referansla yazar yapılmayı hiç duymadım. ha kendi aranızda bir muhabbettir bilemem orasını...

  • 11. 7 ekim 2020 almanya türkiye maçı

    pandemi döneminde her kulüp corona tehlikesi ile yusuflarken böyle özel maclarin yapilmasi da ayri gerizekalilik, atiyorum, 15-20 ayri ülkeye dagilmis bir kadroyu özel mac icin biraraya getirmek ne ise yariyor anlamiyorum.

    umarim kimse hasta olmaz.

  • 12. 7 ekim 2020 istanbul minibüsçü eylemi

    istanbul'da minibüsçülerin yolu kapatarak yaptıkları eylem.

    sebebi marmaray yüzünden yolcu kaybetmeleriymiş.

    arabesk çalarak sürekli makas atarak ilerleyen pis bir minibüs yerine insanlar temiz ve hızlı marmaray'ı tercih etmişler.

    bu arada marmaray ulaştırma bakanlığına bağlı.

    minibüsçüler ise protesto için büyük şehir belediyesine gitmişler.

  • 13. türk kızlarının etli butlu olmalarının nedeni

    sahip oldukları aile ve o ailenin kafa yapısı.

    kızların normalde dışarı çıkması hoş karşılanmazken kızlar her gün yürüyüş yapmaya kalksa "laf olur söz olur otur oturduğun yere" denir. koşmaya çıksa "ne koşması, koşarken göğüslerin sallanıyor ayıp, millet sana bakar, bizi elaleme rezil etme" denir. spor salonuna zaten gidemez, gitmeye kalksa "orada erkekler var onlar senin götüne başına mı baksın?" denir. evde kendi kendine spor yapmaya kalksa babası ya da abileri görse "ne bu taşkala hareketler kız dediğin ağır olur, kızdırma beni" denir. denir de denir...

    kendini geliştirmiş ve birbirini yetiştirmiş aileleri kast etmiyorum tabii, ama bizim toplumda kızlarını spora yönlendiren, teşvik eden ve "git spor yap kilonu koru, vücudun sağlam kalsın, sağlıklı ol" diyen aile çok az ne yazık ki. kızlar için her şey ayıp ya da günah! kızlar da yemek yiyor, ama sizden farklı olarak evinde oturuyor, bu kilolar başını alıp nereye gitsin? kızın içinde birikiyor sonra et de olur, but da olur, sizin gibilerin diline sakız da olur.

    yarın bir gün kendileri evlense bakımlı, taş gibi diri vücutlu kadın isteyecekler ama kadın her gün spor yapmak istese bin bahane bulacak adamlar türk kızlarını eleştirmesin! önce bir zihniyetinizi değiştirin, kendinizi geliştirin sonra gelin bize laf söyleyin. türk toplumunda erkek doğarak hayata 3-0 önde başlayan adamlar bu konuda fazla konuşmasın. kadınlara karşı saygılı ve anlayışlı olup onlara önem verip değer gösterenleri tenzih ederim, onlar acil çoğaltılmalı.

    edit: gelen mesajlara toplu cevabım:

    türk kızları/kadınları etrafınızda gördüğünüz veya televizyonlarda izlediğiniz, sosyal medyada takip ettiğiniz kişilerden ibaret değil. sizin çevrenizdekiler sporunu yapıp aile baskısı yaşamıyor olabilir, şehir merkezlerinden ilçelere, oradan da mahallelere ve köylere bir inin bakalım, çevrenizdekilerden kaç kişi bulabileceksiniz. akşam karanlığına kalmadan evinde olmak zorunda olanlar, yolda yürürken yanına bir erkek denk gelmesin diye çaba harcayan kadınlar var. bir de bu kadınlar spor yapabilecek, spor salonlarına gidebilecek. insan hayret ediyor, hayret!

    kadınların kilosundan şikayetçiyseniz değişimi başlatın öyleyse! annelerinizi, eşlerinizi ve kız kardeşlerinizi destekleyin, spora teşvik edin.

    son olarak; herkes kendince sebebini yazıyor, ben de kendimce nedenini yazdım, hepsi bu.

  • 14. masumlar apartmanı

    dokunmayın gülbişime!

    pislik han, madem durumu anladın esat evlenmiyor diye niye söylemiyorsun? diyeceğim de esat evlenmiyor dese bu sefer de kim evlenecek sorusu ile muhatap olup açık vermemek için gülben'in canının yanmasına kendi s*kinin keyfine göz yumdu. kadın zaten 30 küsur sene acı çekmiş, ezilmiş, aşağılanmış, utanmış. bir şirkette salınıp iki mutlu olacaktı, kardeşi olacak yunan tanrısı kılıklı çöpçü çükünün derdine kızı daha beter etti.

    sinirlendim çünkü bu tipler gerçekten var. daha kötüleri de var. dizideki en tehlikeli karakter, han. safiye çoğu zaman kartlarını açık oynuyor. doğrudan gidip ya şikayet ediyor ya da karşısındakiyle tartışmaya giriyor. gülbenim zaten zararsız, tehlikesiz. neriman da hakeza arada kalıyor. babanın geçmişteki vurdumduymaz, ilgisiz halleri aileye en büyük zararlardan bazılarını vermişse de adam geçmişindeki evlat - eş acısı ve istemediği bir evlilik yapmak zorunda kalması sebebiyle bu hale gelmiş. annenin aksine kasten zarar vermemiş. ama ilgiden sevgiden yoksun bırakması çocukları önce annenin hedef tahtasına sonrasında da bu karakterlere evriltmiş. babanın telafi etme şansı varken kullan(a)mıyor olması şu anki en ciddi sorunu yine de tehlikeli bir karakter değil.

    dede aslen kontrol manyağı. kızının yazdığı mektuptan anlaşıldığı şekilde yanlış evlilik yapmasının sebebi de dede. kız, evden, evdeki yasakçı, kavgacı babadan kaçıp başka bir erkekte sığınacak limanı bulduğunu sanmış. torunlarına da aynen kızına davrandığı gibi muamele ediyor. 30 senede bir adım ilerlememiş. şaşıracak bir şey yok. türkiye'deki pek çok kız babası bu şekilde. ömürleri vefa eder de daha fazla terör estiremeyecek şekilde elden ayaktan düşerlerse anca o zaman biraz insan gibi davranmaya başlıyorlar.

    en tehlikeli karakter han dedim çünkü han kendisinde yanlış olan şeylerin oldukça farkında olmasına rağmen düzeltmek adına hiçbir çaba göstermiyor. tam tersine sorunlu özelliklerini insanlardan saklayıp "ideal kişi" portresi çizerek insanları etki altına alıp manipüle ediyor. sessiz atın çiftesi pek olur. inci'ye ciddi hasar vereceğini düşünüyorum. inci bu hasarı kolay kolay tamir de edemeyecek zira han yüzünden kendisine yardım edebilecek kişilerden izole olacak. manipülatörlerin en etkili silahı da budur. avuçlarının içine aldıkları kişiyi herkesten uzaklaştırıp sadece kendilerine ait hale getirerek hapsederler. safiye, neriman, baba ve gülbişim, han'ın umrunda bile değil. otorite sahibi olmayı, onları yönetmeyi sevmesinin yanı sıra kendisi de o evden başka bir yerde "normal" bir hayat süremeyeceğini biliyor. inci'ye de çıkabilecek bütün sorunlara rağmen o evde kalmayı dayatabilir. o ev, han'ın istif deposu, arızalarının diğerleri ile kıyaslanınca göze batmadığı güvenli sarayı. han, o evin hanı. uygar'a yaptığı saldırıdan da belli olduğu şekilde öfkesini kontrol etmekte de yer yer zorluk çekiyor. hem fiziksel hem de psikolojik şiddete eğilimi var. dizi ilerledikçe daha da açığa çıkacaktır. 1 haftadır bile tanımadığı kadınla yangından mal kaçırır gibi evlenmesi de büyük aşkından ziyade büyük psikolojik sorunlarının sonucu.

    bu aşk konusunda inci de aşırı etki altında kaldığından kabul etti. dedenin otoriter kontrol manyaklığı, eski sevgilinin takıntılı ve ısrarlı takibi, annesinin yaşadıklarının acısı üst üste gelince inci aşırı şekilde tetiklendi ve kendini ona bambaşka bir hayat vaat eden han'a sığınırken buldu. gözündeki perde kalktığı zaman bu evlilikten kolay kolay kurtulamayacağını fark edecek.

    ah gülbişim! zorlama, baştan ölü doğum esra - esat aşkı yazıp balımı üzerlerse mahkemeye gider trt vergi payımı geri alana dek başlarına bela olurum. keşke az biraz eli maşalı olup sesini yükseltebilse de azıcık da olsa huzur bulsa. belki ilerledikçe esat'a olan sevgisinin de etkisiyle açılır. sabah uyanıp yatağı kuru bulduğu andaki sevinci, ruju yanaklarına dokundururken hem utangaç hem mutlu hem de telaşlı bakışları ne güzeldi. merve dizdar gerçekten mükemmel. uzun zamandır ne yerli ne yabancı yapımlarda bu denli doğal, içten ve gerçek bir oyunculuk görmüştüm.

  • 15. cumhurbaşkanının skandal fakirlik açıklaması

    2000 yılında neden yoksulluk üzerinden muhalefet ediyordun o zaman diye sormazlar mı?

    sormazlar tabi.

  • 16. ekşi itiraf

    yıllardır çıkan her olay sonrasında sözlükten gitmek istiyorum. her seferinde kendime küfrediyorum gidemedim diye. çok yalnızım be sözlük, iki lokma şurada yazmak iyi geliyor napim...

  • 17. bu ülkede kürt istemiyoruz türbanlı istemiyoruz

    selamın aleyküm diye girdiği video'ya türbanlı istemiyoruz diye devam ediyor. beyin yerine bulaşık süngeri var galiba, vah yazık.

  • 18. zihinde yer etmiş anonslar

    dumates (bkz: züğürt ağa)

  • 19. demet akbağ'ın kfc reklamı

    her şeyi geçtim de "sinema ve tiyatro sektörü corona yüzüne öldü, o yüzden oynamıştır, aç mı kalsın" diyenleri görünce götümle güldüm. bu asgari ücretliler herkes kendi gibi sanıyor galba. bu kişilerin çoğu yıllarca iş almasa bile, 10 yıl 7 sülalelerine yetecek kadar parayı yaptı zaten.

    demet akbağ'ın boğazdaki evi
    zamanın bizim mutfak reklam filminde 2 milyon tl para almış demet akbağ.

    tamam reklam iyi deyin, kötü deyin, eleştirine eleştirin, eleştirmeyenleri eleştirin ama gidip bu kişiler için "korona oldu, işleri yok, paraları yok" gibi komik ve gülünç şeyler demeyin!!.

    not: demek akbağ büyük bir tiyatrocudur, ona laf yok. ayrıca reklam filmi tırt olmuş. demek akbağ gibi bir isme yakışmamış.

  • 20. sayısal loto büyük ikramiyesinin kasaya kalması

    hayırlı işler yıldırımcığım dedirten bir gelişme. sayısal loto, özelleştikten sonra çılgın sayısal loto ismini alıyor ve sayı içeriği 1-49 arasında 6 bilene değil 1-90 arasında 6 bilene kalıyor. böylece 28. defa devrediyor bu çılgın sayısal loto. hasılatın tümü bir sonraki çekilişe eklenmiyor. çoğunluğu kasaya gidiyor. vatandaşa dağıtılacağı belirtilen ikramiye tutarı da biriken meblağdan az oluyor. oynanan kolon sayıları da açıklanmadığı için şirketin kasası vatandaşa dağıtmadığı parayla dolmuş oluyor.

    --- spoiler ---

    milli piyango'nun yaptığı çekilişlerde 1-49 arasındaki rakamlarda 6 tutturma ihtimali 14 milyon birdi. şimdi ise 1-90 arasındaki rakamlarda 6 tutturma ihtimali 622 milyonda bir. yani neredeyse imkansız. büyük ikramiye vatandaşa çıkmıyor hep kasaya kalıyor. 28. çekilişte 6 tutturan olsa 67 milyon 518 bin lira alacaktı. 29. çekilişte ise büyük ikramiye 68 milyon 79 bin lira oldu. 561 bin lira eklenmiş. hasılatın tümü bir sonraki çekiliş ikramiyesine eklenmiyor, çoğu kasaya gidiyor. vatandaşa dağıtılacak ikramiye tutarı da birikenden az oluyor. oynanan kolon sayıları da açıklanmıyor. şirketin kasası vatandaşa dağıtmadığı parayla doluyor.
    --- spoiler ---

    kaynak

    edit:@tommati yazar hatırlattı sağolsun, kaynak unutmuşum, eklendi.

  • 21. bir daha alırsam beni siksinler dedirten ürünler

    girilen entrylerde şöyle bir göz gezdirdim.

    kimileri için ürün bahane sanki.

  • 22. 25-30 bin tl arası alınabilecek en iyi araba

    (#79213993)

    --- spoiler ---

    en fazla iki yıl içinde tüplü şahinden öteye geçemeyecek listedir. (2018)
    --- spoiler ---.

    yazar taşak amaçlı mı söylemişti yoksa ciddi miydi bilemiyorum ama haklı çıktı.

    edit: ilanın sahibi kaldırmamı rica ettiği için kaldırdım. 25 bin tl'lik tüplü şahin linki vardı burada.

    edit 2: yazar ciddiymiş :).

  • 23. en berbat müzik enstrümanı sesi

    (bkz: zurna)

    çok saldırgan rahatsız edici bir ses çıkıyor çocukluğumdan beri her duyduğumda ürperirim nedense.
    keyif almak bir yana hangi müzik türünde hangi şarkıda çalarsa mideye yumruk yemiş hissi oluyor.

  • 24. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    canım çok sıkılıyor varsa derdiniz anlatın dinlerim, kendimce tavsiye de verebilirim cinsiyet fark etmez çekinmeyin.

  • 25. benim çocuğum var borcum var yardım edin

    nerede böyle bir çağrı görsem ürperiyorum. belki ben çok gaddar davranıyorum bu konuda bilmiyorum ama artık tutamayacağım içimde sevgili sözlük. eksilemek de artılamak da serbest. tek amacım içimi dökmek ve tek olmadığımı bilmek.

    biz eşimle kredi çekerek evlendik ve kendisi inşaat sektöründe idi, battı. 4 senedir kah öyle kah böyle yapılandırma vs borçlarımızla beraber bugünlere kadar geldik. bu arada evimiz kira ve bende cüzi bir maaşla çalışıyorum. bu süreçte eşim işsiz kaldı, yazılımcı olmaya karar verdi(deneyimi vardı) ve şuan iyi maaşlı bir işte çalışıyor. borçlarımızı yarıladık amacımız bitirip kenara para atmak.

    bütün bunları neden anlattım? abi evlendiğimiz ilk günden beri çevrede yoğun bir çocuk yapın baskısı var(kime neyse). biz her seferinde borçlarımız var çocuk bakamayız şimdi desek de bir tutturmuşlar "allah rızkını verir". bu konu yüzünden kimlerle tartıştım kimlerle konuşmuyorum haddi hesabı yok. hele hele şimdi ee maaş borç işini de düzeltiyorsunuz hadi yapın rızkı gelir geyikleri. bıktım ya. ben hala borcu bitireyim kenara da beni en az 6 ay 1 sene idare edecek parayı atayım çocuğa sonra bakarım diye düşünürken, tavşan gibi üreyip sonra da bakamıyorum yardım edin diye ağlayanlara gıcık oluyorum. gıcık olmaktan da öte eğer bir kitle imha silahım olsaydı en önce bunlara kullanırdım.

    yahu ben mi çok hassasım sözlük. mal mıyım ben enayi olan ben miyim. yapsamıydım 2 3 tane çocuk salsamıydım sokağa. nasıl olsa bir enayi bakar yardım ederdi bende en azından yıllardır milletle uğraşmazdım. ha sözlük, siz ne düşünüyorsunuz?

    edit: tabi ki hastalıktan yada kriz vs durumlarından maddiyatı bozulan, birikimini harcamak zorunda kalan insanlardan bahsetmiyorum. bu bende dahil herkesin başına gelebilir. bahsettiğim kitle farklı bir kitle ve bence hepimiz o kitlenin hangi kitle olduğunu anlayacak kapasitedeyiz.

    ayrıca tek olmadığımı bilmek sevindirici, destekleyenlere teşekkür ederim.

  • 26. bir dizide yapılmış en büyük şerefsizlik

    kına gecesinde yapamıycam diye arayan ela'yı ikna eden levent'in, nikah günü ela'ya "ben bu aşka olan inancımı kaybettim ela" diyerek ela'yı terk etmesidir. daha büyük şerefsizlik yok. doktor levent en büyük kinim sana it herif.

  • 27. hayat pahalılığını hissettiren ürün

    (bkz: ayçiçek yağı)

    ama ben oraya bakmıyorum sorun kalmıyor

  • 28. 7 ekim 2020 misvak dergisi karikatürü

    dış politika stratejisinin ülkeyi 20 yılda bütün sınır komşularıyla nasıl da kanlı bıçaklı hale geldiğini göstermesi açısından manidardır..

  • 29. röportaj adam'ın ekşi sözlük videosu

    adam sözlüğün ve ülkenin geldiği noktanın ilaçlı mr'ını çekmiş resmen. tespitler ve göndermeler nefis.

    " rahmetli edison yaşasaydı, ampulü buldu diye değil canlı yayında osurdu sıçtı diye gündem olurdu yani böyle bir ortam bu sözlük" kısmında sesli güldüm. tam da bu değindikleri nokta sözlüğün düşen kalitesine yapılan müthiş bir gönderme. bilimsel hiçbir gelişmenin ya da konunun sol framede olmayıp aksine eften püften konuların ve kişilerin gündemin üst sıralarını meşgul etmesi kalitesi düşük yeni yazarların sözlüğün içine sıçtığının kanıtıdır.

  • 30. dönel kavşakta geçiş üstünlüğü

    yaya geçidinde durup yayaya yol verdiğimde;
    "neden duruyorsun ışık yokki" diye bağıran arkamdaki hanzoya asla anlatamayacağım ve anlamayacağı kuraldır.

  • 31. sözlükçülerin şu an ihtiyacı olan şey

    bir mucize

  • 32. türkiye'nin gelişmekte olan ülkelerden çıkarılması

    a haber: türkiye yeteri kadar geliştiği için "gelişmekte olan ülkeler listesinden" çıkarıldı...

  • 33. türkiye'nin 39 ülkenin uygur çağrısına katılmaması

    39 ülke doğu türkistandaki insan hakları ihlallerinin durdurulması için çağrı yapmış ve bölgeye erişim izni istemiş.
    esas komik olan bosna hersek ve arnavutluk dışında hiçbir islam ülkesi imzalamamış metni.
    buna sözde yerli ve milli akp türkiyesi de dahil.
    hayatları boyunca ümmetçi/ türkçü geçinip para ve statü elde eden tipler iş reel politikaya gelince ortadan yok oluyorlar.
    utanmaz sahtekarlar.
    https://tr.euronews.com/…twitter#echobox=1602010032

  • 34. sadakatsiz (dizi)

    şu ana kadar dahiliye uzmanı olan asya hanım'a muayene olmaya gelenlerin hepsi psikiyatrik vaka.
    *

  • 35. ocağı açık mı unuttum diye sürekli kontrol etmek

    bir tık üstü olarak fişleri çektiğime kesin emin olmak için prizlerin fotoğrafını çekmek

  • 36. eşinin vücudunu bıçağı ısıtıp dağlayan koca

    insanlıktan zerre kadar nasibini almamış bir pisliktir.

    sorsanız mutlaka bir bahanesi vardır ve bu toplumda bu caniyi mutlaka savunacak birileri çıkar.

    edit: "nasıl olur da kadın karşılık vermez, kurtulmaya çalışmaz, bu normal değil" diye sorulmuş. böylesine ağır işkenceye maruz kalan insanların ilk kurtulma çabaları boşa çıktığında, yakınlarından destek göremediklerinde cesaretleri kırılıyor. bulundukları şartları kabullenip boyun eğme eğilimi gösterebiliyorlar. işkencenin ağırlığı mağdurun pes etmesini, tepkisiz kalmasını kolaylaştırıyor. böyle bir işkence nasıl normal değilse, buna maruz kalan kadının da tepkilerinin normal olması beklenmemeli. işkence sadece fiziksel tahribat yaratmaz, maruz kalanı psikolojik olarak da tahrip eder.

  • 37. iran'da caddelerde ibretlik gezdirilen suçlular

    yanılmıyorsam biri iranla ilgili bir haber paylaşıp medeniyet budur yazmış. irandan bahsettiğinin farkında mı değil acaba?

    küfürlerden sıkılıp artık bi açıklık getireyim editi: dayanamadığım videoları izlemekten çok korkuyorum arkadaşlar etkisinde kalıyorum çünkü, bu yüzden entryi ciddiye almışım ama şükür ki bunu kabul edecek erdeme sahibim ve tekrar şükür ki tanımadığım kimseye “ironi amk ironi!” şeklinde salyalar akıtan cümlelerle toksik mesajlar atmıyorum. videoyu izleyemeyip ironiyi fark edemediğim için tekrar kusura bakmayın ama ikinci bir durumda korkunçlu videolarda ironiyi anlama sözü de vermiyorum :”)

  • 38. 6 ekim 2020 trendyol ekim indirimleri rezaleti

    indirim öncesi sepete 164 liradan attığım ayakkabı, indirim günlerinde 198 lira olmuş. ne de güzel indiriyorsun trendyol!

  • 39. palamut

    pis pis antibiyotikli tavuk yiyeceğinize, mis gibi palamut yiyin amk. hiç bir boku beğenmiyosunuz.