debe başlıkları

rev d wayne love3
profili

  • türkiye'de mimar yok

    gaudi'yi getirsen imar yönetmeliğinden, güdük imar planlarından, belediyelerde çalışan raportörlerin, şeflerin cehaletinden, koruma kurullarının insiyatif alamamasından dolayı herkesle hemen hemen aynı ürünü vereceği, derdini bir türlü anlatamadığı ortamlarda hevesinin kırılacağı, mimarlar odası'nın kifayetsizliği, müşterinin cehaleti yüzünden üç kuruşa beş liralık projeyi yarı zamanda yapmak zorunda kalacağı, bazen yapı denetim kanunu yüzünden projenin inşa sürecinin tamamen dışında kalacağı bir ülkede anlamsız serzeniştir.

    önceki sene şaşırtıcı bir biçimde bu sorunları yaşamadan çok severek bir proje yaptım. özendim de, mal sahibi de açık fikirliydi, parası azdı ama iyi olsun istedim. şansına belediyedeki mimar da gayet keyif aldı süreçten. çok güzel bir ürün çıktı ortaya. sonra mal sahibi işi devretti, kendi de uzaklara bir yere gitti. cephesi için biraz pahalı ama özgün bir sistem bile geliştirmiştik hey gidi...

    ruhsatı aldık, müteahhit işe başladı, yapı denetim şirketi işi üzerine aldı, ben süreç dışındayım artık.

    el birliğiyle projeyi bir güzel bozmuşlar, tadilat projesiyle falan da düzeltilecek tarafı kalmamış. zaten gerekli ara ruhsatları falan da almadan bodoslama yapmışlar binayı. bana tadilat projesini çiz diye geldiler, ne yaptınız siz dedim, ben tadilat çizersem yıkıp yeniden yapacaksınız binayı. kaba inşaatı bile hatalı. döşemeler hatalı, asansör mevzuata uygun değil, koridor genişliklerini daraltmışlar falan. para vermeyi de düşünmüyorlardı tadilat projesi için. çünkü ne ki yani iki tane çizik atacaksın! fiyat teklifi verdim. çıkacak masrafları söyledim. kalsın biz imar affına başvururuz dediler.

    şimdi görseniz o çirkin binanın mimarına sövesiniz gelir biliyorum, ama o bina bir mimarın projesi falan değil. doğaçlama inşaat. en ucuz malzeme. çözülmemiş detaylar. çirkin ötesi bir cephe kaplaması. ve imar affı geldiği için benim bir mimar olarak müdahil olabileceğim hiç bir şey yok, günün birinde o binayı yıkıp yeniden yapmaya kalkarlarsa belki benim arşivdeki projemi kullanırlar.

  • the red pill

    tesadüfen karşıma çıkan şu haberi hayat ve doğrular ile ilgili olarak söylediklerine dönüp bakmak isteyen olur diye şuraya bırakıyorum:

    testosteron erkekleri aptallaştırıyor mu? (makaleden: to put it bluntly, testosterone makes you stupid.)

    "having persuaded 243 men to smear their torsos with either a placebo or a testosterone gel (imagine the lead-up: “no, honestly, we’re not videoing this … no, that’s not a one-way mirror … no, we are not going to offer you a diet coke”), the scientists gave them a “cognitive reflection test” designed to assess their ability to answer tricky questions where their first, intuitive answer was likely to be wrong*. those who had rubbed themselves with testosterone rather than the placebo answered 20% fewer questions correctly – while remaining convinced they were right. they also “gave incorrect answers more quickly, and correct answers more slowly than the placebo group”. as caltech’s colin camerer said: “the testosterone is either inhibiting the process of mentally checking your work or increasing the intuitive feeling that, ‘ı’m definitely right.’”

    tercüme değil özet: 243 erkek denek gövdelerine testosteron jeli veya placebo sürmeye ikna edilmiş. daha sonra bilimadamları tarafından bu deneklere kognitif düşünce testi yapılmış. test soruları, ilk bakışta içgüdüsel olarak yanlış cevap verilebilecek, şaşırtmacalı diyebileceğimiz sorulardan seçilmiş. testosteron sürünen denekler, plasebo sürünen deneklere göre %20 daha az doğru cevap vermiş, ve yanlış cevapları daha kendilerinden emin hissederek vermişler. ayrıca testosteron sürünen deneklerin yanlış cevapları daha hızlı, doğru cevapları daha yavaş verdiği görülmüş. bu durum "testosteronun ya yapılan işi zihinde tekrar değerlendirme sürecini engellediği ya da içgüdüsel haklılık hissini desteklediği" olarak yorumlanmış.

    haberin gerisinde diğer yorumlar ve kadınların testosteron seviyelerine ilişkin henüz araştırma yapılmadığı bilgileri var.

    erkekler şöyledir böyledir demeyeceğim, zira vücudumda herhangi bir cins için "mantıksızdır güvenilmez" vb gibi saçma yargılara bütün kalbimle inanmamı sağlayacak seviyede testosteron olsaydı sanırım gür bir sakalım olurdu.

    söylemeye çalıştığım, çözümlemeye çalıştığınız hayatın pek çok noktasında bu şaşırtmacalı sorular mevcut. buradaki görüşlere maruz kaldıktan sonra ilk aklınıza gelen ve doğru olduğuna çok emin olduğunuz cevapları bir daha değerlendirmeniz faydalı olacaktır. çünkü bu başlık ve bu başlıktan alınan coşkuyla kadın başlıklarına aktarılan fikirlerin gittikçe toplum sağlığı için endişe verici bir testosteron öfkesine dönüştüğünü görüyorum. bunun nedeninin de belki bu hareketi takip eden yaş gurubuyla alakalı olduğunu düşünüyorum.

    tabii ki kendiniz için en iyisini yapın, kim buna itiraz edebilir ki, okuyun, sağlıklı kalmaya çalışın, sizi besleyen işler yapın, başarılı olmaya çalışın. bunu size birinin söylemesine ihtiyacınız var mı? ama bunu yaparken sizi tek tipleştiren öğretilere, ilk basit görünüşlü cevabı sunan fikirlere şüpheyle yaklaşın.

    kuralları, tavsiyeleri falan var bu öğretinin okumuştum. biri "bilgisayar oyunu oynamayın" demişti mesela. yahu siz planescape torment oynadınız mı hiç? bir insan neden sizden bu zenginliği çalma hakkını kendisinde görsün? ya da istemiyorsanız oynamayın canım. sizin için ne iyiyse onu yapın. ama size burada sunulan şey bir şablon. şablona uy. alfa ol.

    farklı kadınlarla yine probleminiz olsun, konuyu tartışın, ama bir kadını tartışın, kadınların hepsini değil.

    siz bir insansınız. sizin dna'nızı veren anne babanızdan bile farklısınız, neden sırf aynı cinsten ve benzer sorunlar yaşamış diye bir takım insanlarla aynı olasınız, aynı yaşayasınız? neden kadınlar birbirinin aynı, erkekler birbirinin aynı olsun? aynı insanla seks bile iki kere birbirinin aynı olmuyorken bu yargılara, tariflere, formüllere güven olur mu?

    kendinizin daha iyi bir versiyonu haline gelmek için bu paketi almanıza gerek yok. sizi paketleyip size satan bir fikir önünüzdeki, en kötüsü de kendinizi tanımlamak için bu fikre muhtaç hale gelmenizi sağlayacak bir düzen içinde sunuluyor.

    hayatla ilgili söyleyebileceğim tek bir şey var, kendinizi sevin, sevmiyorsanız kendinizi sevebilmeniz için nasıl bir insan olmanız gerekiyorsa öyle olun, çünkü insan kendini sevmeden ne karşısındaki kişileri doğru sevebiliyor, ne kendini doğru sevdirebiliyor. gerisi de çorap söküğü gibi gelir zaten. o zaman yaşantınız hayatınızı taşır, o zaman sorumluluk alırsınız, o zaman empati duyarsınız, o zaman başarılı bir insan veya insan olmakta başarılı olursunuz.

  • teröre karşı tek yürek olma zamanı

    tek yurek olanlarin isik hiziyla terorist damgasi yemesinden dolayi imkansizdir. (bkz: gezi)