Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
oha yalniz turnuva agaci oyle bir duruma geldi ki bu mactan bir beraberlik(ya da galibiyet) almamiz halinde tum baba takimlar ceyrek finalde birbiriyle eslesirken bizim yari final yolumuz once avusturya sonra da ceyrek finalde romanya-slovenya galibi oluyor. tabii ki yani avusturyayi yenmemiz de dusuk ihtimal ama bir tarafta ispanya-almanya diger tarafta fransa-portekiz, diger tarafta ingiltere-italya kapisirken bizim yari final yapmamiz icin gereken avusturya ve romanyayi elemek! ki hani tabii beceremeyiz de diyelim bunlarin hepsi oldu ve yari final yaptik ordan da seni baba takimlarin icinde en kotu futbolu oynayan ingiltere ya da italya bekleyecek. az biraz defans yapabilsek aslinda final sansimiz bile olurmuş

birbirimizi oldurecek kadar nefret etmesek aslinda baya sansli bir ulkeyiz
abimin bi arkadaşı var adı (bkz: yulet)ti. hayatta daha kötü bir isim duymadım. arapçada doğmadı ve doğurulmadı anlamındaymış herhalde. kız doğmuş, sen de doğurmuşsun işte ablam. ne bu, dünyanın en komik olmayan şakası falan mı ?
--- spoiler ---

trt 1'in uluslararası turnuvaları yayınladığı frekansı farklıdır. yıllardır böyle bu. bunu bilmeyen adamlar doluşup ağlaşmış.

--- spoiler ---

herkes her şeyi biliyor yine memlekette. herkes kendinden o kadar emin ki kendisinin hatalı olabileceğini aklına getirmiyor kimse.

trt 1'in uluslararası turnuvaları yayınladığı o frekans çalışmıyor işte güzel kardeşim. düne kadar izlediğimiz frekans yani. euro 2024'i ilk kez bu akşam izlemeye çalışmıyoruz.
kaynak
görsel

balıkesir edremit devlet hastanesinde tıbbi sekreter olarak calisan bir vatandasin, ani bir aydinlanma ile ticari kabiliyetleri kesfedilmis ve ticaret bakanligimiza daire baskani olarak atanmistir elhamdulillah..

ticaretimizi, aldiklari bu liyakatli kararlar neticesinde ustalikla gelistiren tum yoneticilerimizi tebrik ediyorum..
medyamız ve sosyal medyada yorum yapan davar insanlarımız nedeniyle yabancıların bizimle t.şak geçmesine neden oluyor.

az önce biten ingiltere-slovakya maçının bitiminde koridorda jude bellingham'ı gören kadın trt muhabiri"jude jude jude say something to arda" diyerek mikrofon uzattı, jude da "i love him" deyip geçiştirerek yoluna devam etti. jude kendi milli takımının maç çıkışında neden arda'ya bir şey söylemek zorunda?

yani bizim görmemişliğimizin, aşağılık komplekslerimizin, andavallığımızın ve ahmaklığımızın bir sınırı yok gerçekten.

adamı rahat bırakın. kimsenin korumasına, abilik yapmasına, promo etmesine ihtiyacı yok bence. dünyanızın merkezinden uzaklaştırın aw.
bunu şöyle düşünün yapay zeka x mesleğinin işini kolaylaştırdı.
bir hasta yapay zeka tarafından ön değerlemeye tabi tutulacak, önce 112 çağrı merkezi yapay zeka karşılayacak aynı anda binlerce kişiye yanıt verebilecek, ön taramadan geçirecek, anında arayan kişinin konumunu tespit edecek, gereğinde hızlıca ambulans yönlendirecek, acil serviste yine ön değerlemeye tabi tutulacak yapay zeka tarafından, bütün geçmişi, şikayetleri ilaçları çok hızlı bir şekilde sorgulanacak, acil müdahele gerektiği düşünülenler hemen yönlendirilecek, ekg, kan, tomografi hızlı ve doğru bir şekilde raporlanacak, vakit kaybı minimuma inecek, raporlar (ilaç, istirahat vb) , çok hızlı bir şekilde çıkarılabilecek, hekimler de karar verici ve son müdahele edici olacaklar. şöyle düşünün bugün uçaklar otomatik pilotla ilerleyebiliyor ama yine de pilot bulunuyor, sonuçta sorumluluk alan ve gerektiğinde tüm sistemleri kontrol edip müdahele edebilecek birisi bulunması gerekiyor. bugün navigasyon nasıl yaşamamızın bir parçası ve güveniyorsak yapay zeka bazı gereksiz angarya işleri kaldıracak ama işin verimini, hızını , doğruluğunu artıracaktır, bizim tam da ihtiyacımız olan şey de budur, otomobil icat edilince nasıl at arabacılığı bitip, şoförlük mesleğinin yolu açılmışsa, bugün de artık yapay zeka ile bir çok angarya ortadan kalkacak ve işler çok hızlı ve verimli hale gelecektir, liyakatsizlik te otomatikman ortadan kalkacaktır...
kanatta oynasa turnuvanın dikkat çeken oyuncularından olup değerine değer katabilecekken etkisiz olduğu pozisyonda oynatılarak emeği heba edilen topçu. bu maça da cf yazmış. yazık kafana montella…
oysa ki senin tapındığın parti lideri gibi polis ordusu+koruma ordusu+yalaka gazeteciler+sıradan vatandaş görünümlü partililerle beraber binip halk adamı pozu vermeliydi.

t: normal bir olay. imamoğlu her zaman halkla beraber, halkla içedir zaten. siz gibi fanitaparlar anlamaz bunu.
bizim ülke insanından hiçbir şey olmaz. kendisi neden düşük alıyor diye hükümete yükleyeceğine , kendinden iki kuruş fazla maaş alan (ama ona rağmen hayat şartlarına göre az maaş alan ) memura yüklenir ve nefret eder. bu yüzden asla düzelmez hiçbir şey.
ingiltere, sirbistan, slovenya ve danimarka kendi aralarinda 6 mac yaptilar, toplam atilan gol sayisi 7. grup lideri ingiltere 3 macta toplam sadece 2 gol atabilmis. 5 mac berabere. bu dört takimi da turnuvadan diskalifiye etmek lazim.
bu operasyon evladinin ayakta durmak gibi bir problemi var sanirim. hakancim bugun sulalene gerekli küfürler edildi. belalar okundu, rahat ol kardesim
sorsanız ülkedeki yozlaşmadan en çok etkilenen, en düzgün şekilde çalışan, bir alman kadar ahlaklı kitlesinden bahsediyoruz. en ufak bir yanlışta toplu isyan edip ülkenin ne kadar boktan olduğundan şikayet ediyorlar ama ilaç şirketlerinin yemeklerinden tatillerinden çıkmıyorlar. bu mesleği icra edenlere gerçekten saygı duyuyorum ve çok fazla arkadaşım var ama bu olayın savunulacak yanı yok.
yılda 3 kere ilaç şirketi sponsorluğunda kongreye gidiyorlar. 5 yıldızlı günlüğü 15-20 bin lira olan oteller. yarısı bir tane bile eğitime katılmıyor, beleş tatil diye gidiyor. mümessil yemeği hariç et yemeyen hocalar duydu bu kulaklar. adam haftada 3-4 gün pirzola yiyor bedavaya. kendi ödediğinde pide pizza. neymiş kongre sağlık bakanlığı izni ile yapılıyormuş, sponsoru onaylıyormuş bakanlık. siz sanıyor musunuz bedavaya arazileri toplayıp sonradan imara açılınca 5 katına satan adam yasa dışı bir şey yapıyor. hayır. her şey kitaba uygun ama etik değil. kime neyi anlatıyoruz ki.
ya şu zenginlerin entel dantel samimiyetsiz cümleleri beni öldürüyor. hele cümlenin kusturulucuğuna bak.

sabah gökteki buluta kadar söverek uyanan lavuk da şu leş romantizme vaov çekiyor :d

şu cümleyi kuran adamın herhangi bir maddi kaygısı olmadığı kesin mesela. sabah hava aydınlanmadan kalkıp metrobüse sığabilme derdi olan sıradan düz vatandaşın böyle şeyler düşünecek motivasyonu olmaz.
özgür özel'in konuşmasında belirttiği, 2023 yılında yandaş müteahhitlerin 660 milyar tl (20 milyar dolar) vergi borcunun silinmesi durumudur.

düşünün ki, mehmet şimşek'in abuk sabuk ek vergiler ve tedbirlerle elde etmeye çalıştığı tutar yaklaşık 300 milyar tl civarında. silinen borçların yarısı! o kadar yüksek bir miktar silinmiş ki,o borçlar silinmese bu ek vergiler vs hiç bir şeye gerek kalmayacaktı!

yani cengiz'in kalyon'un ödemediği vergileri halk olarak bizden çıkarmaya çalışıyorlar.

ayrıca işin başka bir gayri ahlaki yanı ise bu müteahhitlerin vergi sildirerek devletten ihale kazanması durumudur. bilindiği gibi ihale kazanmak için en düşük fiyatı vermeniz gerekiyor.
x firması ihaleye girerken vergileri de eklemek zorunda iken yandaş firmalar “vergileri sildiririz” diyerek vergiyi düşerek fiyat veriyorlar. bu durum apaçık şekilde bu firmalara rant sağlanması ve ihalelerin kasıtlı olarak bu firmalara kazandırılması anlamına gelir.
devlet nasıl böyle bir şey yapabilir? neye dayanarak bu firmaların ödemekle yükümlü olduğu borçlar silinir?

bu firmaların hükümetle ilişkileri sayesinde ihale aldıklarını zaten biliyorduk ama vergilerinin silinmesi durumu işin herkesin gözü önünde bariz olarak yapılması anlamına geliyor!
ve bu rantın bedelini ek vergilerle türk halkı ödüyor!
bunu dünyanın başka ülkelerinde yapmaya kalksalar yer yerinden oynar, türkiye'de gündem bile olmuyor!
ukrayna taraftarları arasında çok fazla erkek olmasına istinaden bir bilgi vereyim, yaşamakta olduğum polonya'da çok fazla ukraynalı var malum. savaştan sonra ukrayna dışına sadece kadın ve çocukların çıkmasına izin vardı, erkekler ise en az 3 çocuğu olması halinde ukrayna yı terk edebiliyordu. o yüzden bir hayli ukraynalı var, bir de hiç şaşmaz ukraynalı zenginler tabiki savaş başlayınca hemen polonya üzerinden kaçtılar. futbol başlığında nereye geldim amk, barış alper santrafor oynamaz kendinize gelin montella hamit ikilisi.
herkese merhaba!

beşiktaşımızın yeni oyuncusu rafa silva hakkında hazırladığım deneme yazısını okumak isteyenler buyursun:

bütün veriler comparisonator'den alınmıştır.

kişisel reklam: beşiktaşın beyazı kitabım

öncelikle 1993 doğumlu, 1,72 boyunda, sağ ayaklı, portekizli ön alan oyuncusu. ön alan oyuncusu ne demek, daha detaylı inceleyeceğiz ama ön tarafın her bölgesine hakim, olduğu yerde kaleye dikine giden bir profil rafa silva. çok ama çok önemli bir transfer.

çok karmaşık bir kariyer yolculuğu yok. sevdiğim futbolcu tipi aslında, gittiği yerde sebat eden, kulübün her metrekaresinde var olan, uzun yıllar oynayan bir oyuncu. feirense altyapısından çıkıp, portekiz 2. liginde başlamış yolculuğu.

ilk sezonu 2012/2013 sezonu ve 35'i ilk 11 olmak üzere 40 maça çıkmış ve ligde 9 gol atmış. tabii ki 19 yaşında, hemen dikkatleri üzerine çekmiş. semih kılıçsoy'a yapıldığı gibi "portekiz 2. liginde hangi takımlara gol atmış ki bu 19 yaşındaki genç" dememişler ve braga'ya almışlar.

braga'ya 500 bin euro'ya transfer olmuş ve 13/14 sezonunda daha çok kupada kendisini göstermiş. ama yeni takımına da ısınmaya başlamış. ben hangi dönemler hangi mevkide oynadığını aşağıda detaylı belirteceğim, kariyer yolculuğuna devam edelim. braga'da asıl çıkışını da 2015/2016 sezonunda yapıyor.

bu sezon, sporting'e, porto'ya, benfica'ya gol atınca iyice göze geliyor. o sezon ligi geçtim, avrupa dönemi de çok iyi gidiyor. hatırlarsanız, son 16 turunda, tarihinin en iyi kadrolarından birini kuran, van persieli, nanili fenerbahçe'yi 4-1 yendikleri maçta 1 gol atıyor ve eliyorlar.

çeyrek finale kadar da; 12 maça ilk 11 çıkıp, 3 gol 5 asist yapıyor. avrupa vitrininde de boy gösterdiği için, 2016 yaz transfer döneminde, 16 milyon euroya benfica'ya transfer oluyor. 4 tam sezon braga'da güzel işler yapıyor. ama hala tam performansında değil, 4 sezonu 26 gol 18 asistle bitiriyor. bu 4 sezonluk toplam gol asist istatistiğini özellikle yazdım, takipte kalın.

ilk sezonu biraz tutuk geçiyor. çünkü sezon başlar başlamaz ciddi bir sakatlık geçiriyor. sezonda da 2 gol atıp, 4 asist yapabiliyor ama benfica şampiyon oluyor. şampiyon namzetiyle, takıma alışma süreci devam ediyor. 2. sezonu daha çok sağ açıkta, yine 3 gol 4 asistle geçiyor. tutuk.

ama bir şey oluyor ve bu sezon sol açıkta oynadığı süre artıyor. sol açıktan merkeze giren bir oyuncu olarak, 21'i ilk 11 oynadığı 26 maçta 17 gol atıp, 2 asist yapıyor. ve benfica şampiyon oluyor. şampiyonluğun mimarı kim deseniz, direkt rafa silva oluyor. 2. şampiyonluğu ama bu daha değerlisi...

sonra rafa silva'nın ünü, her yeri sarıyor. 19/20 sezonunda, 11 gol 8 asist, 21/22 sezonunda 12 gol 16 asist yapıyor. bu süreçte değeri 30 milyon euroyu görüyor. 19/20 sezonunda 3 ay sakatlık problemi dışında, ciddi bir problem de yaşamıyor. premier league'den hep isteniyor, benfica'da da kalıyor.

önceki sene de, 22/23 sezonunda 14 gol atıp, 8 asist yapıyor ve yine şampiyon oluyorlar. gelelim son senesine... geçen yıl ilk 11 olarak tam 51 maça çıkıyor. inanılmaz bir sayı ve 22 gol atıp 15 asist yapıyor. 4 sezon toplamında braga'da ne yapmıştı? 26 gol 18 asist. neredeyse bu 4 yıllık veriyi, tek sezonda sağlayacak skor gücüne erişiyor.

peki, nasıl oluyor? artık kanattan ziyade, tamamen merkezi kullanan bir 10 numara ve sahte 9 numaraya dönüşüyor. top nerede kuruluyorsa, nerede bitiriliyorsa, orada rafa silva ile selamlaşmadan kaleye gitmiyor. gerçekten muazzam bir sezonun ardından, sözleşmesi de bitmişken, beşiktaş'a gelmesi bambaşka...

bu süreçte milli takım'da da değerini buluyor. şampiyonalara gidiyor, 2016'da avrupa şampiyonu oldukları kadroda var, ilk 11 oyuncusu değil ama kadroda. 202'de yine kadroda, 2 maçta sonradan giriyor. ama daha çok elemelerde milli oluyor. toplamda da 25 kere milli takım forması giyiyor.

peki kimdir bu rafa silva, ne oynar? öncelikle, topla ilişkisi çok iyi, ligin en iyi top taşıyıcı, dribling oyuncusu diyebiliriz. top taşıyan oyuncuların son vuruşlarında bir sorun olur hep. top taşımanın da verdiği bir yorgunluk. ama rafa, kısa bacaklarıyla, bu sorunu hiç yaşamıyor.

sol açıkta tersten gelip merkeze top sürüp şut çekebilen, merkezde oynadığında penaltı noktası çevresinde skor ve anahtar pas kovalayan, sağ açıkta iyi bir otacı, forvette ise iyi bir son vuruşçu. kısacası, tam bir futbolcu. çok mu övdüm? tekrar edeyim, bu sezon benfica'da 22 gol 15 asistle oynadı. ne diyeyim?

şimdi verilerine geçelim. öncelikle şunu belirteyim, bölge bölge bakacağız. mesela forvet oynadığı anlarda, 90 dakika başına ligin en iyisi. gyökeres'ten daha iyi verilere sahip. maç başına 1,52 golle biten aksiyonda bulunma, yani pivot santraforun yanında oynayınca, 2 maçta 3 gollük skor etkisi mevcut. kimin sistemi geliyor aklınıza?

diğer konu, 0,54 asist, 1,69 şut pası ile yine lig lideri. hatırlar mısınız, yusuf yazıcı konusu geçtiğinde, takım oyununu düşünmediğini, sadece şuta odaklandığından bahsediyorum. rafa silva'nın maç başına arkadaşlarına 1,69 şut çektirmesi, çok önemli detay.

ve tüm bunların yanında %69 başarılı atak aksiyonu ile yine lig lideri. o atağın içindeyken topa dokunmuşsa, 10 ataktan 7'si, benfica lehine gol, korner, taç, tekrar atak olarak başarı ile sonuçlanıyor. bu da yine çok önemli, başarı rafa silva'nın genlerine işlemiş durumda.

forvet oynadığında, yine pas aksiyonlarında 1,16 anahtar pas ile lig lideri olduğunu görüyoruz. ve toplam pas aksiyonlarında da ligde 2. sırada. 21'de 18 ile rakip yarı sahada en isabetli pas yapan oyuncu. ki bunlar riskli paslar, unutmamak lazım. değerli bir veri. yine %50 orta isabeti ile ligde 2. sırada.

gelelim forvet arkası verilerine. yani öne dönük 8 oynadığında, van bronckhorst'un böyle kullanacağını düşünürsek durum nedir? skor üretme anlamında ligde 2. sırada ve şut isabetinde ligde 3. sırada. maç başına 3 şut çekmiş, 1 isabet tutturmuş. burası biraz düşük diyebilirim.

maç başına 5,2 driblingle 3. bölgeyi geçmiş ve bunda lig lideri. maç başına da 2,26 şans yaratmış, bunda da lig 2.si konumunda. orta saha oynarken, ligin en az top kaybı yapan (1,4) oyuncusu konumunda. bu da çok önemli bir veri, gereksiz hareket sayısı epey düşük.

son baskın kanat oynadığı sezonu, 21/22 sezonu ve %60 sağ kanatta oynamış. kanat oynadığında da bambaşka özellikleri ortaya çıkmış. mesela bu sefer birebirde lig lideri olmuş. ofansif anlamda ikinci sırada, otavio'nun gerisinde kalmış. yine %67 başarılı atak aksiyonu, 1,32 golle sonuçlanan aksiyonda bulunmuş. kanat oynarken zor veriler.

ligin de en başarılı pas yapan 2. oyuncusu olmuş. kısacası, her mevkide, mevkinin özelliklerine uyum sağlamış, farklı meziyetlerini öne çıkarmış bir oyuncu. beni çok ama çok şaşırtan bir transfer oldu. övgüyse övgü, sakatlık yaşamazsa muazzam bir oyuncu aldık. neden?

öncelikle kariyeri boyunca hiç düşüş yaşamamış, oynadığı takıma tutunmuş bir oyuncu. sakatlık ve zihinsel kayıp yaşamazsa, 5 yıl sonra "yerine kimi bulacağız?" diye dövünürüz. hummels'te de yazmıştım, umarım o da bu verileri devam ettirmeye gelmiştir. çok önemli.

diğer konu, "oyuncu arabistan ligi'ne gidecekti, bize geldi" kısmı pek hoşuma gitmiyor. "son sözleşmemde iyi para kazanayım" diye düşünmüş. olabilir, hakkıdır ama umarım bu futbolunun gerilemesine yol açmaz.

bundan sonra, al musrati de daha iyi olacaktır, attığı pasların değerlenme oranı artacaktır. diğer oyuncular da daha mutlu olacaktır. camiamıza hayırlı ve keyifli olsun! sonu lig ve avrupa kupası olsun!

okuyan herkese teşekkür ederim.
bu altyapısız çevrecilik aksiyonları sonunu getirecek avrupa'nın.
resmen kafayı yemişler.

siz orda inek osuruğuyla uğraşırken bakın bakayım amerikalısı çinlisi ne ediyor dünyaya.

resmen ahmakça işlerle uğraşıyorlar.

bu kadar osurukla falan uğraşacağınıza amerika'daki arabaların motor hacminden birer litre azaltsanız daha fazla getirisi olur dünyaya.

sen orda kağıt pipet kullanarak dünya'yı kurtarmaya çalışırken dünya'nın öbür ucunda eski araba lastiklerinin yakılmasıyla işleyen fabrikalar var.

aptal saptal şeylerle uğraşın durun anca.

ay çok sinirlendim.

hıncını alamama editi: bak yine sinirlendim. yav bu mallar böyle zorunlu tarım ürünlerine vergi getirip çiftçinin iflahını kesecek, sonra başka ülkelerden eti, domatesi ithal edecekler. hem kendi ülkelerinde enflasyon olacak, hem o ithalat yaptıkları ülke kötü sebze-et yiyecek ve yine malın iyisi pahalı olacak, ayrıca kendi ülkelerinden salmadıkları karbonu, metanı diğer ülkelerden mal alarak o ülkere saldırtacaklar. sorsan "karbon emisyonunu azalttık" derler. aşırı refahtan ne yapacaklarını bilmiyor adamlar. gerçek dertleri olmamış ki enerjilerini oraya harcasınlar. ah iskandinavlar, siyasi partiler "başa gelirsek okullarda cep telefonunu yasaklayacağız, derslerde aşırı teknoloji kullanımı öğrencilerin seviyesini düşürüyor, çöp bidonları ne renk olsun" gibi konuları tartışıyorlar. allah başka dert vermedikçe böyle abuk sabuk işlerle uğraşacaklar anlaşılan.
yayınlarında işledikleri konulara merak saldığım emekleme döneminde bolca okumuşluğum vardı ve zamanında oldukça faydalandığım da oldu. zaman zaman yine göz atarım yazılarına, videolarına fakat referans alacak kadar ciddiye aldığım için değil.
evrim ağacı'nı izlemek, yolun başındaki biri için kıyaslama, çok yönlü düşünme, fikir oluşturma için ideal olabilir; fazlası değil.
siz takim tartismasi yapadurun, bu adam giydigi formasi bile terlemeyen yusuf yazici'yi oynatiyor. bunca yil futbol oynamis birisi bunu gormuyor olamaz. cok kotu bir insanmissin hoca sen. kaybedelim elenelim gitsin diyorum ama olan yine bize olmus olacak.
hadsiz ve cahil: (bkz: #165725592)
görsel
tabii ki yanlış ve bir de bu başlığa gelip erkek haliyle ahkam kesecek kadar kendinden haberi olmaya bir birey beyanı ama zaten mesele şu:
(bkz: sozlukculerin aslinda demek istedikleri)
"ben öyle bir erkekkkim ki, öyle bir tatmin makinesiyim ki benimle olan kadın regl ağrısı çekmez!!!"
düşmez annem öyle. kadınların şurada neredeyse can havliyle bilgi paylaşımı yaptıkları yere gelip osurmayın ya, biraz eksik olun, biraz ötede durun, nefes aldırmıyorsunuz insana.
sevgili suserler, bu adamların bahsettiği şey halkın aldığı tshirt, ekmek, çikolata değil. o yüzden alım gücü ile alakası yok durumun. adam diyor ki; asgari ücret döviz bazında çok yükseldi, döviz olması gerektiği oranda yükselemedi, bu yüzden döviz bazında zam yapmak zorunda kaldık, globalde diğer ülkelerle rekabet edebildiğimiz uygun fiyat politikasından çıkıp yüksek fiyatlandırmalara geçmek zorunda kaldık. direkt saldırmadan önce bu ülkede bütün sanayicilerin, işletmelerin yüzbinlerce dolar vergisi silinen koca holdingler olmadığını hatırlayın. binlerce ufak çaplı kobi sanayici var. ve bu maaş-döviz orantısızlığı denildiği gibi binlerce sanayiciyi kapatma psikolojisine sokuyor. daha dün "asgari ücrete zam yok" başlığında, asgari ücretin tarihte olmadığı şekilde 500-550 $ bazına çıktığı konuşuldu. farkında değilsiniz ama dolaylı yoldan düşük döviz bütün sektörleri kötü yönde etkiliyor.
2016 yılında cambridge üniversitesi doktora öğrencisi italyan giulio regeni mısır'a gidiyor oradaki işçi örgütlerini inceleyip haklarında araştırma yapmak için. sırra kadem basıyor. dokuz gün sonra bir mısır gizli servisi hapishanesi yakınında işkence edilmiş cesedini buluyorlar. bedenine arap harfleri kazınmış kesici bir cisim ile.

benim kendi arkadaşım var, çocuk alman. ispanyol dili edebiyatı ve arap dili edebiyatı mezunu. doktorasını endülüs dönemi ispanya divanları ve şiirleri üzerine yapıyor. arapçası gelişsin diye bir yıl tunus'ta okumuş. oralı bir radyo sunucusu arkadaşımı ve kız bir öğrenciyi davet edip yabancı olarak tunusluların neyini sevip neyini sevmediklerini sormuş programda. ertesi gün bir grup, radyo istasyonunun önünü basmış, "ülkemizde yaşayıp bizi beğenmeyen ajanları bize teslim edin" diye. arkadaşım orada değil tabii o an.

çocuk ispanya'da da yaşamış bir yıl ama kimse dememiş "sen ajan mısın ki bizim dilimizi biliyorsun" diye.

velhasılı, allah kimseyi özgüvensiz, aşağılık kompleksli ülkelerin eline düşürmesin. balkanlar'da türkçe konuşuluyor, iran'da türkçe konuşuluyor, avrupa'daki okullarda türk dili edebiyatı bölümleri var... her türkçe konuşan yabancıyı, balkan insanını ajan sanmak tam siyasi islama uygun, cahilce bir bakış.

bu çocuğu tanımam etmem, hakkında bir bilgim yok. kendi kıssamı anlatayım dedim.
olabilirliği var.

ben emekli olmadan önce, albay rütbesindeyken, bir erden yumruk yedim aslında.

şöyle ki:
engelli vatandaşlara yönelik bir günlük askerlik uygulaması sonunda yemin töreni düzenleniyordu. ben o birliğin komutanı değildim ama töreni izlemek için gelmiştim. yemin edecek askerlerle törenden önce konuşmak için tribünden inip yanlarına geldim. down sendromlu bir er, beni üniformalı olarak görünce sıradan çıkıp geldi, bana sarıldı. iki eliyle yanağımı sevmek isterken parmaklarını açmayıp "yumruk" şeklinde yanağıma vurdu. şiddetini ayarlayamadığı için benim şapka uçtu gitti.

çok mahcup oldu çocukcağız. hemen sarıldım. sakinleştirdim. çabucak unuttu. sevindi.

bu olay bende tatlı bir anı oldu. umarım onda da "askerde albay dövdüm" diye bir anı olarak kalmıştır. :)
hyundai kona electric
ortalama 100 km'de 12-14 kw yakıyor.
14 desek:
hızlı şarj yaparsam (1 kw=8 tl) (35-40 dakika)
km'de 1,12 tl
yavaş şarj yaparsam (1 kw=5,5 tl) (3-4 saat)
km'de 0,77 tl
evden şarj edersem (1 kw=2,5 tl) (10-12 saat)
km'de 0,34 tl
yakıyor.

not1: evde şarj yapmak için taşınabilir bir cihaz var dizüstü bilgisayar adaptörü gibi. direkt prize takılabiliyor. ev yeniyse elektrik kabloları kalınsa 8-9 saatte şarj oluyor. benim evin tesisatı çok yeni olmadığından akımı düşürüyorum (akımı ayarlayan tuş var), 13-14 saat sürüyor.
not2: istanbul izmir arasını 2 adet yarım saatlik molayla rahat gidiyorum.
not3: togg bildiğim kadarıyla ortalama 20 kw yakıyor, ona göre hesaplayabilirsiniz.
not4: evet elektrikli araçlar tutmaz. arabam 3-4 yıla kadar çöp olacak, belediye çöplüğünün yanına terk edeceğim kendisini. bataryam da ölecek. köpek gibi pişman olacağım. bu muhabbetler için yazmayın lütfen.
ne güzel veriler paylaşmışım, kullanın bu rakamları.

edit: araç 1,5 yaşında, 24.000 km yaptım.
normal bir ülkede böyle bişe olmaz.olursa bu işte kim varsa yargılanır. burası çok kokuştu beyler.gerçekten ak partinin adamı kaynıyor kamu alanı. kimsenin dur dediği yok. ekonomi kötü adalet yok eğitim liyakat ulan allah harbiden belamızı vermiş ya.. dünyada daha kötü ülke yok... yazık ya.. 2008 de avrupa birliğine adayken şimdi mülteci cenneti. sebeb olan umarım felç olur kolay ölüm yaşamaz gençliğimizi çaldılar ya.
kötü davranmak, kontrol etmeye çalışmak, bencil olmak, kırmak, anlamamak, önemsememek, ilgi göstermemek, hatta aldatmak vs vs değildir. bu tip hareketler mecvut ilişkinin bitişine sebep olabilir ama bir kadının duygularını bıçak gibi kesmez.

ilgiyi bıçak gibi kesen ve kadını sizden soğutacak şey, kadının size olan saygısını ve hayranlığını sarsacak ve nihayetinde yok edecek hareketler yapmaktır. bir kadın sizin erkekliğinizi sorgulamaya başlarsa soğuyordur. mesela mızmızlık, ağlaklık, aptallık, müzmin başarısızlık, hayata karşı dik duramamak, duygusal güçsüzlük, gavat gavat yorumlar, gevşeklik, sürekli endişeli olmak, telaşlı ifadeler, gurursuzluk, yapışkanlık vs vs bir kadını sizden zamanla soğutur.

bunlar yoksa kadın size saygı ve hayranlık duyuyorsa ama siz kötü/yanlış/eksik davranıyorsanız sadece üzülecektir. üzüntü de kadın tarafında duyguları bitirmek için yeterli değildir. duygu, bir erkek saygınlığını kaybettiğinde biter.
beylik laflar edip klişeye boğulasım yok ama düşününce insanın evi neresidir diye, elbette kendini güvende ve huzurlu hissettiği yerdir. belki bir şiirin dizesi, bir şarkının sözü, belki çocukluğun, belki sevdiğinin yanı. cevabı herkesin kendinde saklı.
aidiyet, ait hissetmek çok değerli. içinde özgürlük, hakikat, cesaret, sevgi hepsi var.
çelişki yok, soru işareti yok, kaygı yok.
muazzam.

benim nezdimde insanın evi yaşadığı değil; yaşamanın anlamını tadıp hayata temas ettiği yerdir.
görsel

yillik geliri 600.000 sek olan, yani vergiler cikinca eline ayda 35.000 sek, 3000 euro para kalan, birikmis parasi 64 sek, yani 200 lira olan sahistir.

yani 2 tane 200 luk banknota " hamamda koca karilar nasil bayiliyor " diye bagira bagira ayi gibi dansettirebilirsiniz.

özelden cok fazla mesaj aldim, bu bilgiyi nereden buldun diye. ısvecte herkesin adresi, kimlerle yasadigi, geliri aciktir, herkes ulasabilir. arkadas 6 kisiyle yasiyor, farnaz najafipour isimli 64 dogumlu anne, tarnaz ve amir ahmad isimli iki cocugu, muhtemelen bu kadinin 2. esi olan 78 dogumlu jan piotr bak, ve bunun 2004 dogumlu cocugu erik bak. bir de nereden geldiginin senaryosunu yazamadigim jay omar abou hachem diye birisi var.

asagidaki sayfada sol taraftaki kolla mehmet cans lön anonymt butonuna tiklayip 39 sek veren herkes bu bilgiye kendi bilgileri anonim kalacak sekilde ulasabilir.

bir arkadas da sirketten geliri varsa gözukmez demis. sirket kar payi dagitimi yapinca o da gozukuyor. ben maas bordrosuna bakmiyorum, yillik beyan edilen gelire bakiyorum ve burada cash, dolayisi ile kara para yok. yanlis mahallede, ters bir saatte atm'den nakit para cekerseniz, "sen bu nakitle uyusturucu mu alacaktin" denerek gözaltina alindiginiz ulkede kolay degil o isler.

ılgili sayfa
"beyaz yakaların gazı bittiyse tekrar başlayalım" demişler zaar.