Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
özgür özel'in, kılıçdaroğlu'nun sağ kolu, kan kardeşi, kader arkadaşı ve can yoldaşı olduğunu bilmeyenler tarafından sevinçle karşılanacak olay. özgür özel, kılıçdaroğlu'ndan daha çok kılıçdaroğlu birisi. hatta kılıçdaroğlu özgür özel'e bakıp bakıp "adam ne kadar da ben" diyordur.

aynen hacı abi, cumhuriyet, demokrasi, sandık, seçim, liyakat vesaire.

(bkz: hııaaa demokrasi ne kadar süper lan)
provokatördür. en başta dine inanmayanların bu olaya tepki göstermeleri gerekmektedir. bu tarz provokasyonların amacı inaçlıları tahrik etmekten başka bir şey değil.

umarım halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten, provokasyondan falan işlem yapılır ve cezası verilir.
benim de dikkatimi çeken durum.

son zamanlarda türküm demeye gör, hemen bize karşı bir yaftalama bir saldırı başlıyor. maalesef türkiye'de türklere ırkçılık yapılmaya başlandı.
tarihi bir ayardır. tarihteki yeri atatürk'ün " "git sor bakalım babasının çanakkale'de ne işi varmış?" sözü ile beşiktaşlı metin'in hakeme "hocam sahanıza geçin de başlayalım..." demesi arasında bir yerlerdedir.
milyonlarca galaksiyi yaratıyorsun. bunlara enerji verip devinim etmelerini sağlıyorsun. insan aklının alamayacağı büyüklükte enerjiler, güçler, mesafeler, hacimler, kütleler yaratıyorsun. sonra yarattığın hacmin içinde yer bile kaplamayan bir taş parçasının üzerinde yaşayan insanın sakalı için yorum yapabilecek seviyeye alçalıyorsun. evet tanrı var.
şeytan hadi gücü sınırlı bir varlık, allah'a ne demeli? kendi yarattığı, sonunu, başını bildiği konuda şeytanla iddiaya giriyor. düşünsene bütün galaksileri, gerçeklikleri, multiverseleri yaratmışsın. zamandan, mekandan münezzehsin (evet google'dan baktım) ama bi huyun var bir türlü üstesinden gelemediğin: o da yarattığın türlerle iddaaya girme huyun. cezalara falan bak : ateşe atma :d, işte irin içirme. plazmayla falan yavaşca eritme falan neden yok? sana ok diyenleri de bahçeye koyuyorsun :d. sanal gerçeklik falan? ilginç.
insanlara kanser olduğunu söylemek o kadar zor ki. korku ve endişe dolu bakışları, gözyaşları, çocuklarından bahsetmeleri çok etkiliyor beni. üstelik soğukkanlı olmaya çalışıp yapılacakları anlatmak ruhuma bıçak gibi saplanıyor.
“1 sene sonra bu günleri hatırlayıp güleceğiz” diyorum. ama bazen ne yaparsak yapalım gülemiyoruz 1 sene sonra. ve bunların hepsi birikiyor içimde.
yılmaz güney'in aile avukatının açıklaması:
"bugün türkiye'de; kolluğun, iktidarın, kolladıklarının ve cezasızlık politikalarına, kadınlara, kürtlere, işçilere, devrimci güçlere, lgbti+'lara yönelen sistematik saldırılara karşı ses çıkaramayan yeni dönem sanatçılarının hatırası milyonlara barış ve umudu çağrıştıran yılmaz güney'i hedef koymasını, manipülasyona maruz kalan milyonlara göz kırpan samimiyetsiz bir alkış alma hezeyanı olarak görmekteyiz."

ne alaka abi? bütün tuşlara basıp, hassas noktalara dokunarak üste çıkmaya çalışamazsın.
sadece sahil kısmı , o da belirli bir alanı için böyledir. kalan yerlerinin çoğu gecekondu mahallelerine benzer. bırak avrupa’yı, türkiye ortalamasının bile altındadır.
hakkında birçok sıfat sayılmış ama eksik kalmış. aynı zamanda "korkak"tır da kendisi. işlediği cinayeti mertçe üstlenmek yerine gencecik yeğeninin üstüne yıkmaya çalışır. türkiye'de iken selam yollayamadığı dağdaki bölücülere yurtdışında göğsünü gere gere kucak dolusu sevgilerini yollar. işte böyle bir korkaktır. tamamen politik nedenlerle filmine ödül verildiği için bizim sanat sepet tayfa tüm filmlerini kaliteli addeder.
paranin gidecegi yer olarak, surekli yaslanan, mtvsi, yakiti, sigortasi, bakimi, kaskosu surekli para eksilten bir esyaya gidecegini dusunmek ekonomi cahilligidir. ekonomi cahili degilseniz al sat yapiyorsunuzdur. kkmden cikan para niye arabaya gitsin. puahahahaha. gunumu senlendirdi cahil.
liyakat olsun diye değil lan hangi siyasal islamcı veya tarikatçı operadan, baleden anlar içlerinde olmadığı için atamışlar yoksa biliyorsunuz konuyla uzaktan dahi bir yakınlaşması olan bir yandaş olsa affetmezlerdi onu getirirlerdi, bir de bunların bale kıyafetlerine karşı bir önyargıları mutlaka vardır.

okuduğunu anlamayanlar için özel edit: kendilerince beğenmedikleri, ilgi duymadıkları veya şöyle diyelim hor gördükleri bir kadroya içlerinden kimse talip olmadığı için birazda pr çalışması sosu eşliğinde yapılan bir atamadır, yoksa biz de biliyoruz güreşçileri banka yönetim kuruluna atadıklarını veya tübitak'a hayvanat bahçesi müdürünü layık gördüklerini.

kısacası imam hatiplilerin bu kadroya ilgisiz kalmaları nedeniyle konuyla alakalı/ilgili birinin atanarak bakın liyakat var denmesine neden olmuştur, yerseniz afiyet olsun.
galatasaray’ın türkiye kupası maçlarında 2. lig takımlarına gavur muamelesi yapmaktan çekinmeyen biridir kendisi.

twitter’da yalan dolan açıklamayı canlı yayında paylaşmaktan çekinmeyip söylediği şeyi yalanlayan muhabire karşı saygı ve edep sınırlarını aşmaktan çekinmeyen biridir kendisi.
sen eğittiğini sanırsın bir bakarsın esra erol’u, seda sayan’ı beraber izlemeye başlamışsın. çocuk olur elin s2nde dolanmaya başlarsın. 5 sene sonra da karın kadayıfçıya kaçmış kendini esra erolda bulursun. bir bakmışsın aaa başkasının çocuğuna 5 yıl babalık yapmışsın.
gün gelecek ortalık sakinleşek.putin ile karşı karşıya kaldığında ne bok yiyecek ermenistan merak ediyorum.bir tarafında azerbeycan bir tarafında türkiye bir tarafında iran bir tarafında rusya.ww2 deki polonya durumunu yaşıyacak farkında değil.iki yüzlü batı götü kocaman olan bir kadının sözleriyle hareket etmez.sadece çıkarına bakar.
peygamber, sütü yoğurt yapmadan tüketecekken, tanrı gökten yoğurt mayası indirmiştir.

sallama diyenlere cevap: gökten koç indiğine inanıyorsun da yoğurt mayası indiğine mi inanmıyorsun.
simitçi bile girdiyse çıkın, manav bile artık borsada ise ordan topuklayın falan filan. sanırsın daha düne kadar borsada işlem yapanlar harvard business school'da doktora yapmış amına koyduğum pezevenkleri bir sen biliyorsun parayı, politikayı..
kıvançın sulu yemeğine kuru diyen şefimsilerin olduğu yarışma. önce yemeğin üstündeki jelin anasını ağlattılar sonra tabaktaki herşeyi karman çorman yaptılar. çocuk da diyo ki jelle birlikte yenilmeliydi jel akışkan diyor. jeli direkt çıkardılar ve buğulama gibi sulu yemeğe kuru deyip sergen’i kazandırdılar.
sonra da torpil yok deniyor nasıl yok?? bal gibi de torpil yani. ne tabaktaki yemeklere saygıları var ne yapana.
ne bıyık, ne gözlük, ne üsluptur.

ergenekon ve balyoz ihanetine hala destek verir konuşmalarıdır. 'ergenekon diye bir oluşum yok diyemem ama bilmiyoruz'cu yaklaşımlarıdır. hiç sekmiyor hiç.
oğlunu kadın çağırmış eve zaten, polisle işbirliği yapan bu kadın. belli ki o da memnun değildi çocuğundan. onun için kadına kötü bir şey yazmadan önce bir okuyup araştırın.

adamın rahatlığı da beni benden aldı. yerde ters kelepçeli yatıyor, etrafında koca koca silahlı adamlar “ne oldu anne, bir şey mi var” diyor. yoooo her gün ters kelepçeli geziyoruz ortalıkta zaten bir şey yok.
iyi ki 2004-2008 döneminde twitter falan yoktu.

twitter'daki ergen sürüsü öyle ya da böyle sorunsuz giden takımı 6 numara alınmadı diye itin mabadına sokup çıkarıyor ya, zico daum döneminde forma giyen selçuk şahin, önder turacı gibi idare eder adamlara tek gecede futbolu bıraktırırdı. o takımlar tribünden aldığı koşulsuz destekle rakibe isimden bağımsız sahayı dar ederdi.

be aqoduklarım, madem çok iyi biliyorsunuz gidin başkanlığa talip olun, lisans çıkarıp teknik direktörlük yapın, 6 numaraya yabancı koyduğunda kiminle dolduracağınız hakkında fikrinizin olmadığı sahadaki 3 türk statüsünden biri olmaya çalışın.

bu ayakkabı numarasından hallice iqları ile atanamamış guardiolalık yapan güruhun kendileri gibi binlerce takipçisinin karşılığını stadyumda da görüyoruz. bu takım kanser bu kitleden kurtulmadan başarı, eski saraçoğlu atmosferi falan yalan, unutun.

neyse ki ali koç ve transfer komitesi bu sezon biraz akıllandı da bu ergen sürüsünden akıl almamayı bilmem kaçıncı sezonlarında öğrendi.

bak gs taraftarına, adamlar revirden sedyeyle topçu alıp imza masasına koydular, ona rağmen deli gibi takımlarının arkasındalar.

bi salın amk çok bilmişleri şu takımı. etkileşim peşinde koşan asalaklar olmadığınızı gösterin ve koşulsuz destek verin. işinize gelmez!

atanlarımız tutanlarımız önceki sezonlara nazaran çok çok iyi. szymanski, tadic, dzeko, ferdi gibi oyuncularla takımın futbol aklı da gayet yüksek şu an. skmişim 6 numarasını, sanki bana şampiyonlar ligi şampiyonluğuna oynayacak da rodri, casemiro ayarında 6 arıyor.
doğru olandır. ancak insan içgüdülerini yenip (kişisel) etik değerler oluşturabilen bir varlıktır. bu gibi içgüdüsel dürtüleri bahane edip aldatmayı meşrulaştırmak amiplikten başka bir şey değildir.

kadınlarda da güçlü erkek seçme içgüdüsü vardır ve günümüzde güç paradır. o zaman başlıktaki hedeyi savunan erkeklerin parası için tercih edilmekten şikayet etmemesi lazımdır.
ingilizce bilenler ve konuşulan konudan az buçuk haberdar olanların “birdenbire” olmadığını anladığı vurgulama üslubu.

amme hizmeti: aynı firmanın aynı ilacı için abd’nin başka ülkelerden misliyle fazla para ödemesi nedeniyle biden’ın sinirlenmesi.
öncelikle direkt thy tamamen suçlu demek çok yanlış çünkü uçak hangi ülkeden kalktıysa oranın yer hizmetleri servisi eksikliği/havalimanının güvenlik ekibinin büyük zaafiyeti var demektir ama ne thy eski thy ne de eski kalitesi/hizmeti ve güvenirliliğinden eser yok. bademler geldikten sonra adı sürekli rezaletlerle gündeme gelmekte.

neyseki kara kadrosunun çoğu imam hatipli olduğu için meftayı dini vecibelere göre güzelce yıkayıp pamuğu tıkıp usulüne uygun gömerler, cenaze namazını da kokpitte kılarlar artık. bir zamanlar badem bıyıklılardan önce türkiye'nin yurtiçi ve yurtdışındaki gurur kaynağı olan en büyük kurumlardan birinin adının bir başka rezalete daha karışması olayıdır.

ayrıca bir insan hollandadan türkiye'ye niye kaçmak ister veya neden kaçak yolla girmeye çalışır ki çok absürt, önceki seferi ist-ams ise muhtemel türkiyeden kaçmaya çalışıyordu.

edit: haberi veren site yeni bilgi olarak kaçak yolcunun gambiyadan geldiğini eklemiştir.

thy'nin imajını zedelediğimizi düşünen aktrollere ithafen pardon ama bu bahsedilen hangi imaj, yalan haber mi var ortada veya iftira/karalama? apronda deve kesenler ve liyakatsiz atanan imam hatipli kadrolar imajını bozmadıysa biz hiç bozamayız zaten.
kadının sevgilisi falan ise müdahale edilmez. sonuçta o kadının kendi hür iradesiyle hayatına aldığı erkektir. bir kadının seçimlerine ve o seçimlerin sonuçlarına müdahale etmek hiçbirimizin haddi değildir. o kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir bireydir ve seçimlerinin sonuçlarıyla bir erkeğin yardımına ihtiyaç duymadan yüzleşebilir.
(bkz: #156731168)
yine her yerinden eksik analiz akan, kavram kaymaları, hatalı neden sonuç ilişkileri ile dolu bir yazı, uzun ve ikna edici görünen bir dille yazıldığı için debeye sokulmuş kritik düşünme kabiliyeti bir kenara bırakılarak.
ama içindeki en acayip kısımlardan biri bu:
"kariyerinize odaklanın, güçlü olun, çocuğu da kendiniz yetiştirebilirsiniz şeklinde bir propaganda yaparak erkeği denklemden çıkartmaya çalıştı. özetle buna erkekleşme diyoruz."
yoo, demiyoruz, en fazla erkeksizlesme denebilir belki, çünkü cümlede zaten erkek rolüne dair bir beklentinin devreden çıkarılmasından bahsediliyor, ama toplumsal cinsiyet rolünün tanımladığı kadın erkek ilişkilerine bu kadar yaslanıp da ("erkek kişisel olarak geliştiğinde birçok kadına ulaşırken, kadın için bu durum geçerli değildir çünkü tarafların cinsel stratejileri farklıdır." demiş mesela, evet bir süs biberi olarak kadın daha değerli diyor) ondan sonra başka bir paragrafta "feminist düşünce ise biyolojiyi yok sayarak tamamen toplumsal olduğu yönündeki algıyı yıllarca güçlendirmeye çalıştı" diye bir eleştiri getiriyor mesela. hahah bu arada şu anki feminist tartışmaları bilenler için bu tespit aşırı geçkin kalıyor. ama bilmeden salla işte kadınlar hakkında ne olacak ki, en fazla debeye girersin.
vergiyi ödeyen erkekler derken varsayım herhalde maaş ve imkan eşitliğinin kazanıldığı ve buna rağmen erkeklerin daha çok vergi ödediği yönünde, derim ki tekrar bakınız. bu sadece en çok kazanan ve en çok çalışma hayatında yer bulan grubun erkekler olduğunu destekler bir veri.
ay işte neresinden tutsam elimde kalıyor. dileyenler aşağıdan devam ettirebilir.
tanım: pseudo-bilimsel bir iddia. bunu seven "dişil enerji"ye de inandı.

edit: hahah ay allahım verdikçe veriyor. feminizm dünyaya böyle pompalandi diyen var aşağıda, sanki illuminati oyunu. feminizm kadınların, kadınlar için, kadın olarak ve erkeklere rağmen geliştirdikleri bir kavram be yavrucuğum, böyle şaşkın şeyler yazmayın lütfen.