--- spoiler ---
bir haftada iki tane uc buyuge puana puan kaybettirmezler yarin samsunsporu dograyacaklar maalesef
--- spoiler ---
bak bak algıya bak hele! sinsi, algıcı zihni sikilesiceler! 10 senedir bu sezon fenerbahçe'yi şampiyon yapacaklar muhabbeti yapıp, hani fener es kaza şampiyon olursa onu en baştan değersizleştirmeyi amaç edinen zihniyet bu; bunların bu husustaki lideri geberdi gitti çok şükür ama attığı sinsi tohumlar yabani otlar gibi sosyal medyayı sardı maalesef.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
rachica galatasaray'da olduğu gibi maç sonu taraftara gidip bütün olacağız sanıyordu, adama su şişesi attılar amk, hahahahahaha.
hazır başlamışken suriyeliler için de aynı performansı bekleriz.
beşiktaş bu golle ilgili resmi hesaptan shoplu video paylaşmıştır. bir kulüp düşünün ki, şeref ile uzaktan yakından alakası olmasın. (taktik tanıdık.)
o zaman bakma amına koyim. yaşlı pislik.
eğer bir çöküş varsa, onu bitirebilecek tek kişi olduğunu sanıyorsan allah akıl fikir versin. hababam sınıfından sınıf başkanı seçeceksin, ne bekliyorsun? her şeyi geçtim, bugün yaşanılan sıkıntıların ahlaki boyutunu kimse dert etmiyor. kusura bakmayın da parti ayırt etmeksizin 80'lerden itibaren halkımız adım adım değerlerini yitirdi, yani paha biçilmez geleneksel değerlerini parasal değerlerle ikame etti ki bunun en güzel karikatürize edildiği film namuslu filmidir. ne diyordu o filmde: "hem fakir hem şeyi büyük". işte bizim toplumumuzun ve kadınımızın bakışı buyken, sen bu değer enflasyonunda bir çıkış yolu mu bekliyorsun? bekleme.
bin defa yazdım, bin defa daha yazarım: bireysel ilişkilerinde neysen, makro düzeyde seni çevreleyen toplumun davranışı da o olacak. elini vicdanına koy, sen ne kadar ahlaklısın, ne kadar ince düşünüyorsun ki dışarıdan bunları bekliyorsun?
(bkz: bumerang)
bin defa yazdım, bin defa daha yazarım: bireysel ilişkilerinde neysen, makro düzeyde seni çevreleyen toplumun davranışı da o olacak. elini vicdanına koy, sen ne kadar ahlaklısın, ne kadar ince düşünüyorsun ki dışarıdan bunları bekliyorsun?
(bkz: bumerang)
bu konu ile artık fenerbahçe spor klübü hukukçularının ilgilenmesi gerekiyor.
10 senedir şampiyon olamamış, orta sıralara demirlemiş, borç içinde yüzen, taraftarının dahi dalga geçtiği ve ciddi beklentilere girmediği bir fenerbahçe var. her sene "ya bu sene şampiyon olursa" ihtimallerine karşın böyle inanılmaz çirkin ön-algılar yapılıyor. fenerbahçe, borsada işlem gören bir şirket. buraları da milyonlarca insan okuyor, olmuyor.
aynısını bizim taraftar yapıyorsa onlara da yazıklar olsun. saha içini, tekniği, taktiği konuşamaz olduk. saplantılı, asosyal ve öfkeli gençler buralarda farkında olmadan inanılmaz bir organize kötülüğün parçası olmuş durumda.
hatta, sözlük yönetminin artık bunlara bir dur demesi gerekiyor. takıntılı fanatikler ve flört amaçlı sözlük hesabı satın alan azgınlar sebebiyle sözlük bitti. ciddi bir alternatifi olması durumunda da tüm kitlesini kaybedecek.
10 senedir şampiyon olamamış, orta sıralara demirlemiş, borç içinde yüzen, taraftarının dahi dalga geçtiği ve ciddi beklentilere girmediği bir fenerbahçe var. her sene "ya bu sene şampiyon olursa" ihtimallerine karşın böyle inanılmaz çirkin ön-algılar yapılıyor. fenerbahçe, borsada işlem gören bir şirket. buraları da milyonlarca insan okuyor, olmuyor.
aynısını bizim taraftar yapıyorsa onlara da yazıklar olsun. saha içini, tekniği, taktiği konuşamaz olduk. saplantılı, asosyal ve öfkeli gençler buralarda farkında olmadan inanılmaz bir organize kötülüğün parçası olmuş durumda.
hatta, sözlük yönetminin artık bunlara bir dur demesi gerekiyor. takıntılı fanatikler ve flört amaçlı sözlük hesabı satın alan azgınlar sebebiyle sözlük bitti. ciddi bir alternatifi olması durumunda da tüm kitlesini kaybedecek.
odtü hazırlık sınıfındaydım. klasik ilk sene heyecanı sanırım ilgimi çeken her türlü öğrenci organizasyonuna girmiştim. gastronomi, robotik falan.*
bu kulüplerden birisi evrim ağacıydı. benim için pek uzun soluklu olmadı bu serüven ama çağrı mert bakırcı kulübün başkanı olarak, her toplantıya zoom'dan katılırdı. adam gerçekten biyoloji ve evrim ve genel olarak bilim meraklısı. saatlerce konuşurdu valla. hem makina mühendisi olup hem de görece alakasız diyebileceğimiz bir konuda çoğu uzmandan daha çok bilgiye sahip. o zamanlar evrim ağacı bugünkü gibi milyonların takip ettiği bir oluşum değildi. gerçekten çok çalışılarak bugünlere geldi topluluk.
yani kendisinin büyük fanı değilim ama burada çağrı'yı twitter üzerinden takip ettiği kişiler üzerinden vurmaya çalışmak çok acınası. çok komik. adnan oktar ve tayfasının yapacağı türden aşağılık bir hareket.
insanların fikirlerini sevmiyorsunuz diye cinsel yönelim veya özel hayat üzerinden vurmaya çalışıyorsanız o küçük aklınızla, gerçekten zavallısınız.
evrim ağacı orijinal içerik üretiyor mu bence hayır ama türkiye gibi bilimin çok geride olduğu bir toplumda, halkın eğitimi için faydalı bir oluşum. hele ki dogmatik düşüncenin her yerde hakim olduğu bu zamanda…
ayrıca bildiğim kadarıyla çağrı evli ve çocuğu var.
bu kulüplerden birisi evrim ağacıydı. benim için pek uzun soluklu olmadı bu serüven ama çağrı mert bakırcı kulübün başkanı olarak, her toplantıya zoom'dan katılırdı. adam gerçekten biyoloji ve evrim ve genel olarak bilim meraklısı. saatlerce konuşurdu valla. hem makina mühendisi olup hem de görece alakasız diyebileceğimiz bir konuda çoğu uzmandan daha çok bilgiye sahip. o zamanlar evrim ağacı bugünkü gibi milyonların takip ettiği bir oluşum değildi. gerçekten çok çalışılarak bugünlere geldi topluluk.
yani kendisinin büyük fanı değilim ama burada çağrı'yı twitter üzerinden takip ettiği kişiler üzerinden vurmaya çalışmak çok acınası. çok komik. adnan oktar ve tayfasının yapacağı türden aşağılık bir hareket.
insanların fikirlerini sevmiyorsunuz diye cinsel yönelim veya özel hayat üzerinden vurmaya çalışıyorsanız o küçük aklınızla, gerçekten zavallısınız.
evrim ağacı orijinal içerik üretiyor mu bence hayır ama türkiye gibi bilimin çok geride olduğu bir toplumda, halkın eğitimi için faydalı bir oluşum. hele ki dogmatik düşüncenin her yerde hakim olduğu bu zamanda…
ayrıca bildiğim kadarıyla çağrı evli ve çocuğu var.
2005 senesinden beri yakın arkadaşım olan kişi geçen yıl evlendi ve çok tuhaf davranışlarda bulunmaya başladı,ve sadece otomobiliyle ilgili bir arıza olduğu zaman danışmak için veya kredi ihtiyacı olduğu zaman aramaya başladı ve telefonda kendisine beni evine bir kahve içmeye bile çağırmadığını söyleyerek sitem ettiğimde, benim bekar olduğumu, bende evlenince eşimle birlikte çağıracaklarını öyle uygun olduğunu söyledi ve çok üzüldüm, sonra aradı ben sana şaka yaptım diye üstüne yalan söyledi, tabi yıllardır hep yararım dokunmuş birinin beni utandıracak şekilde karısını benden kıskanması ve bunu çiğ şekilde söylemesi beni aşırı derinden yaraladı ve ayda 2 kere arıyor açmıyorum, kanka bana dönsene diye mesaj atıyor dönmüyorum, geçen yıllara mı üzüleyim paylaştığım vaktime mi üzüleyim bilemedim, ama artık kimseyle gerçek dostluk kuramıyorum, insanların yüzlerini göremiyorum, boğazım düğüm düğüm çözemiyorum.
şu an sırt çantamda evvelki geceden kalma 2 teneke kutu bira var ve buzdolabına koyamıyorum evdekiler görür de içer diye. aklım onlarda, kafam bozuk. siz hâlâ bardak mı şişe mi.
bira denen şey içiliyor hanımlar beyler. içecekseniz için şunu adamı deli etmeyin.
bira denen şey içiliyor hanımlar beyler. içecekseniz için şunu adamı deli etmeyin.
kendi kendine “erkek adam manuel araba kullanır” propagandası yapmaktan goebbels'e dönüşmüş, parası otomatik araç almaya yetmeyen fakirleri düşündüren sorunsal.
yarışmada bir adet dağ ayısı orospu çocuğu bulunmaktadır herkes kimi kastettiğimi anlıyorsa sıkıntı yok hemfikiriz.
yerel seçimde erdoğan yeter dense ne değişecek tam olarak sayın öztrak? devleti belediye başkanları mı yönetiyor? altı üstü yapacağınız park, ulaşım, asfalt falan.
bir sürü chp'ye oy veren insan seçimden sonra gerçek yüzünüzü, çeşitli ortayolcu laflarla üstünü örtmeye çalıştığınız gizli ajandanızı çözdü ve sizler bunu ya anlamadınız ya da umrunuzda değil.
ben artık sizin yüzünüzü görmek ya da verdiğim bir oy yüzünden beni "garanti" görmenizi istemiyorum. kazanılacak seçimi kaybettiniz, bir tane istifa gelmedi, partide bir tane onurlu insan yokmuş demek ki.
bakalım yerel seçimde neler olacak.
bir sürü chp'ye oy veren insan seçimden sonra gerçek yüzünüzü, çeşitli ortayolcu laflarla üstünü örtmeye çalıştığınız gizli ajandanızı çözdü ve sizler bunu ya anlamadınız ya da umrunuzda değil.
ben artık sizin yüzünüzü görmek ya da verdiğim bir oy yüzünden beni "garanti" görmenizi istemiyorum. kazanılacak seçimi kaybettiniz, bir tane istifa gelmedi, partide bir tane onurlu insan yokmuş demek ki.
bakalım yerel seçimde neler olacak.
sokak düğünü bence iğrenç ötesi.banane senin düğününden ya ?sen ne münasebet benim kafamı mikersin.
ulan başlığa kahkaha attım ya.
galatasaray'ı nasıl durduracağız diye düşünen kuş kardeşlerin artık yaratıcılığı da maksimum düzeye ulaştı.
galatasaray'ı nasıl durduracağız diye düşünen kuş kardeşlerin artık yaratıcılığı da maksimum düzeye ulaştı.
pratikte windowsun da ücretsiz olması dolayısıyladır.
vanlıyım bırak bu yılanı bunun 10 da birini görseydi videoyu çeken 15 saniye aralıksız kürtçe şaşkınlık nidaları ( vıleee hooop heeee ooo hooooooo ) gibi seslerle kulaklarımıza mini bi resital yapardı.orası van değil.
düşün adliyede memursun günde en az 100 evrak yapıyorsun. çalıştığın birime tecavüzcüsü, teröristi, hırsızı, dolandırıcı, manyağı gelip duruyor. bazen sarıyorlar polis çağırıp attırıyorsun. bazen siyasi bir partinin tanıdığı geliyor ahkam kesiyor hadi oradan diye biliyorsun. işte bu hakkı memura 657 sayılı kanun veriyor. çünkü memur işini devlet adına yapar. devlet adına yapılan işin garantisi ne olacak mesela? onun için boş mevzudur. buradan öyle ahkam kesenler gece polisin kimlerle uğraştığını bilmez. jandarmanın köy yerinde eşek zikenle muhatap olduğunu bilmez. doktorun 657 ye rağmen dayak yediğini bilmez. sadece oturur buradan birilerinin aklına karpuz kabuğu sokar. zaten ağır aksak işleyen bir kamu düzeninin daha çok içine nasıl ederiz diyenlere çanak tutarlar.
topla alaka yokken adamın dizine dalmak serbest yani? başka takımlara aynı posizyonda 100 kere de çalmasa bunun penaltı olduğu gerçeği değişmez.
çorum su ürünleri yazmış gibi tepki vermeye gerek olmayan haber.
haber niteliği bile yok aslında.
haber niteliği bile yok aslında.
psikiyatrik bir sorunun fiziksel sonuçlarıdır. acilen tedavi edilmezse korkarım hayatını kaybedecek. zenginliği ve sosyetikliği üzerinden şakalar yapılmış ancak bu durumun ne zenginlikle ne de sosyetiklikle alakası yok. üzerinden espriler yapılacak bir durum da değildir. (bkz: anoreksiya nervoza) çok ciddi bir sağlık sorunudur. umarım sağlığına kavuşur.
muhtemelen laf dinlemeyip çevresindeki insanları da illallah ettirdiği için "ne halin varsa gör" denilerek kendi haline bırakılmış.
muhtemelen laf dinlemeyip çevresindeki insanları da illallah ettirdiği için "ne halin varsa gör" denilerek kendi haline bırakılmış.
beypazarı hepsine tek atar
mevcut enflasyonda taahhütsüz paket kullanmak artık avantaj değil dezavantaj oluyor. diğer operatörler zam yapamıyor ama türknet canı sıkıldıkça müşteriye dayıyor zammı.
instagram'da “gerçekten” varsan yaşamıyorsun.
-merrraaaba mülayyim abbi
+merhaba canıım (bu herifi de hiç sevmem)
+merhaba canıım (bu herifi de hiç sevmem)
orospuluğu legalize etmek için bu kadar çabalamak yerine insan gibi boşansalar daha iyi olmaz mı?
kaza ile alakasız bilgiler vereyim biraz.
kazanın olduğu yolun yapımında 3 ay kadar çalışmıştım. 2010 olması gerek. baykal döneminin chp genel sekreteri ve yıldız aşiretinin başı mahmut yıldız'ın şirketi günsayıl inşaat yapmıştı akdağmadeni-sorgun-yıldızeli yolunu.
çok tehlikeli ve hatalı bir bölüm hatırlamıyorum. akdağmadeni'nden yıldızeli'ne giderken rakımın yüksek olduğu, tırmanma ve inişteki 10km civarı virajlı, kalan kısım baya hız yapılacak konfordaydı.
bir de yollar planlanırken kamulaştırmanın önemi çok az. projelendirmeye esas kriter brükner eğrisi. olabildiğince az kazı ve dolgu yapılacak, mümkünse kazıların hepsi yakınındaki dolguya taşınacak ve depoya en az taşıma yapılacak şekilde rota çiziliyor.
bu noktada eğer bir dağı tırmanıp etrafından dolanmaktansa delip tünelle geçmek hem yapım hem de uzun vadede kullanım maliyetini düşürüyorsa tünelle veya tam tersine iki tepe arasından geçmek için dolanmak gereken yolun veya dolgunun maliyeti viyadük yapmaktan yüksekse vidadükle geçilir. yani işin aslı yolların dolanarak gitmesinin sebebi minimum kazı ve taşıma yapmak. bu da araziye maksimum ölçüde uyum sağlayarak yapılıyor. dolana dolana gidiyordur, çünkü dağdan geçiyordur, rakım farkı vardır ve eğimi eritmeye çalışıyordur.
kamulaştırmayı çok gözetmezler yani. zaten şehir dışındaki arazilerin hepsi kamunun. şehir geçişlerinde de bir araziyi bariz şekilde ikiye bölen geçişler bile değiştirilmez. önemli olan devlete olan maliyet çünkü. vatandaşın arazisinin kullanılabilirliğinin azalması daha az önemli. zaten kamulaştırmadan ahalinin haberi pazarlık aşamasında oluyor, o noktadan sonra da projenin değiştiğini hiç görmedim. anlaşmaya yanaşmayan kişileri mahkeme devam ederken yapıma izin vermesi için ikna etmeye çalışıyoruz. çünkü mahkeme sonucunda güzergah değişmiyor, fiyat belirleniyor. çoğu zaman da mahkeme pazarlık aşamasında teklif edilen ücretten düşük fiyat belirler.
tabi bu bahsettiğim brükner kriteri yeni yollar için geçerli. günümüzdeki çoğu yol eski var olan orman yollarının genişletilmesiyle yapılmış. gerçi mantık olarak o orman yolları da aynı şekilde yapılmıştı. minimum kazı, dolgu ve taşıma. eşek yolu deriz mühendislik hizmeti almamış o eski yollara. bir eşeğin arkasına kireç torbası bağlayıp salarak çizerlermiş güzergahı. eşek belirli bir eğimi inip çıkamadığı ve en kolay yoldan gittiği için. bu yüzden sektördeki eski topoğraflara eşekçi başı derler. o deyim de oradan geliyor.
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeylere yazsam da olurmuş.
kazanın olduğu yolun yapımında 3 ay kadar çalışmıştım. 2010 olması gerek. baykal döneminin chp genel sekreteri ve yıldız aşiretinin başı mahmut yıldız'ın şirketi günsayıl inşaat yapmıştı akdağmadeni-sorgun-yıldızeli yolunu.
çok tehlikeli ve hatalı bir bölüm hatırlamıyorum. akdağmadeni'nden yıldızeli'ne giderken rakımın yüksek olduğu, tırmanma ve inişteki 10km civarı virajlı, kalan kısım baya hız yapılacak konfordaydı.
bir de yollar planlanırken kamulaştırmanın önemi çok az. projelendirmeye esas kriter brükner eğrisi. olabildiğince az kazı ve dolgu yapılacak, mümkünse kazıların hepsi yakınındaki dolguya taşınacak ve depoya en az taşıma yapılacak şekilde rota çiziliyor.
bu noktada eğer bir dağı tırmanıp etrafından dolanmaktansa delip tünelle geçmek hem yapım hem de uzun vadede kullanım maliyetini düşürüyorsa tünelle veya tam tersine iki tepe arasından geçmek için dolanmak gereken yolun veya dolgunun maliyeti viyadük yapmaktan yüksekse vidadükle geçilir. yani işin aslı yolların dolanarak gitmesinin sebebi minimum kazı ve taşıma yapmak. bu da araziye maksimum ölçüde uyum sağlayarak yapılıyor. dolana dolana gidiyordur, çünkü dağdan geçiyordur, rakım farkı vardır ve eğimi eritmeye çalışıyordur.
kamulaştırmayı çok gözetmezler yani. zaten şehir dışındaki arazilerin hepsi kamunun. şehir geçişlerinde de bir araziyi bariz şekilde ikiye bölen geçişler bile değiştirilmez. önemli olan devlete olan maliyet çünkü. vatandaşın arazisinin kullanılabilirliğinin azalması daha az önemli. zaten kamulaştırmadan ahalinin haberi pazarlık aşamasında oluyor, o noktadan sonra da projenin değiştiğini hiç görmedim. anlaşmaya yanaşmayan kişileri mahkeme devam ederken yapıma izin vermesi için ikna etmeye çalışıyoruz. çünkü mahkeme sonucunda güzergah değişmiyor, fiyat belirleniyor. çoğu zaman da mahkeme pazarlık aşamasında teklif edilen ücretten düşük fiyat belirler.
tabi bu bahsettiğim brükner kriteri yeni yollar için geçerli. günümüzdeki çoğu yol eski var olan orman yollarının genişletilmesiyle yapılmış. gerçi mantık olarak o orman yolları da aynı şekilde yapılmıştı. minimum kazı, dolgu ve taşıma. eşek yolu deriz mühendislik hizmeti almamış o eski yollara. bir eşeğin arkasına kireç torbası bağlayıp salarak çizerlermiş güzergahı. eşek belirli bir eğimi inip çıkamadığı ve en kolay yoldan gittiği için. bu yüzden sektördeki eski topoğraflara eşekçi başı derler. o deyim de oradan geliyor.
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeylere yazsam da olurmuş.
plajda oglum icine otursun diye kazmakta oldugum cukura daha ben kazmaya devam ederken gelip bir baska cocugun oturmaya kalkmasi.
cocuklarin oyuncaklarini ortaya cikardigimiz an sagdan soldan gelip sormadan oyuncaklari oynamaya, alip gitmeye gelen cocuklara ailelerinin mudahale etmemesi.
cocuklarin oyuncaklarini ortaya cikardigimiz an sagdan soldan gelip sormadan oyuncaklari oynamaya, alip gitmeye gelen cocuklara ailelerinin mudahale etmemesi.
"ya saçmalamayın kesin içeride kedi var ondan yapıyor köpecikler." diyenler ne bekliyor? araba sahibinin "heee, meğer kedi yüzünden arabamı parçalamışlar. eheheh. şapşikler. " diyip rahatlamasını mı?
bu adamın uğradığı zarardan kim sorumlu?
bu adamın uğradığı zarardan kim sorumlu?
sosyal medya platformları ile hayatımıza enjekte olmuş hastalıktır.
(bkz: ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider sıçmaya)
(bkz: ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider sıçmaya)
ekşi sözlük'te takılmamak.
nabiyon len :)
çok kötü bir yönetime ve sorunlu bir taraftar kitlesine sahip takımım.
daha kadron hazır değil, gedson ve aboubakar'ı kadrodan çıkarsan ilk 5'e giremezsin. yönetim ise kadroyu güçlendirmesi gerektiği yerde kulübü saha dışı polemiklere, kavgalara sokuyor.
ikinci yarının başından 70'e kadar tamamen pendik oynadı, taraftar ise gs'ye küfür etmekle meşgüldü. size bu oyun müstehak kardeşim. takımın en ihtiyacı olduğu anda takımı ateşlemek yerine 10 dakika boyunca gs'ye küfür etmeye devam edin.
rashica çalım falan değildi. gs istese 10 kere alırdı, ertelediler. sonunda adamın canına tak etti, gittin aldın.
çalım dediğin tadic transferidir. biletini aldığın oyuncuyu transfer etti adamlar, rashica kadar şovunu yapmadılar. üstüne bir de fetö muhabbetiyle ortamı daha da gerdiniz.
bu ortamda ne futbolculardan ne de hocadan performans bekleyemezsiniz.
kiev eler bizi, adana demirspor da evinde yener gönderir. hiçbir transfer hazır değil, onur'la, muleka'yl, onana'yla olmaz bu işler.
bu kafayla rashica diye sağa sola laf attığınızla kalırsınız. kendinize odaklanın kendinize, millete laf yetiştirmeye çalışınca böyle olur işte. rakibe en güzel cevap sahada başarıyla verilir.
daha kadron hazır değil, gedson ve aboubakar'ı kadrodan çıkarsan ilk 5'e giremezsin. yönetim ise kadroyu güçlendirmesi gerektiği yerde kulübü saha dışı polemiklere, kavgalara sokuyor.
ikinci yarının başından 70'e kadar tamamen pendik oynadı, taraftar ise gs'ye küfür etmekle meşgüldü. size bu oyun müstehak kardeşim. takımın en ihtiyacı olduğu anda takımı ateşlemek yerine 10 dakika boyunca gs'ye küfür etmeye devam edin.
rashica çalım falan değildi. gs istese 10 kere alırdı, ertelediler. sonunda adamın canına tak etti, gittin aldın.
çalım dediğin tadic transferidir. biletini aldığın oyuncuyu transfer etti adamlar, rashica kadar şovunu yapmadılar. üstüne bir de fetö muhabbetiyle ortamı daha da gerdiniz.
bu ortamda ne futbolculardan ne de hocadan performans bekleyemezsiniz.
kiev eler bizi, adana demirspor da evinde yener gönderir. hiçbir transfer hazır değil, onur'la, muleka'yl, onana'yla olmaz bu işler.
bu kafayla rashica diye sağa sola laf attığınızla kalırsınız. kendinize odaklanın kendinize, millete laf yetiştirmeye çalışınca böyle olur işte. rakibe en güzel cevap sahada başarıyla verilir.
yıllar önce (20 yıl) rahmetli anam şöyle demişti.
" imreneyrum sağaa aklin yok"
o dönem için daha isabetli bir tespit yoktu..
" imreneyrum sağaa aklin yok"
o dönem için daha isabetli bir tespit yoktu..
2008'e dönerdim.
rakip antrenörlerle set arasında yapılan röportajlarda hepsinin birleştiği tek nokta: "onlar dünyanın en iyi voleybol oynayan takımı"
cumhuriyet'in kızları olmanın sonucudur bu. aksi halde mızraklı ilmihal okuyup kocalarına köle olacaklardı.
türk kızlarının set vermemek huyunun devam ettiği maçlardan biridir.
*ekleme: bazen sultanlar da set verir.
cumhuriyet'in kızları olmanın sonucudur bu. aksi halde mızraklı ilmihal okuyup kocalarına köle olacaklardı.
türk kızlarının set vermemek huyunun devam ettiği maçlardan biridir.
*ekleme: bazen sultanlar da set verir.
baktı muhalefet tırt, onu da ben yapayım dedi herhal.
emekli bunu yer mi, yer.. bu kafa ile her açıklamayı yer.
emekli bunu yer mi, yer.. bu kafa ile her açıklamayı yer.
bu puanla onu oraya sokan güç, 3 yılda da mezun eder.
(bkz: kadınların %95'inin mesleğe baktığı gerçeği)
ajsjsjs ah erkolar ah ah aq iki yüzlüleri sizi.
ajsjsjs ah erkolar ah ah aq iki yüzlüleri sizi.
ben zamanında köpek bakmaya heves etmiş ve hayvan bakamayacağımı anlayıp köpeği tekrar para ile satmış bir kişilik olarak ; 2 köpeği olan ve sahip olduğu iki köpeğe de aşık olan bir bayanla date'e çıktım.
konu hayvanseverliğe geldi. yaklaşık son 5 dakikadır köpeklerini anlatıyor da anlatıyor ve sürekli resimlerini gösteriyordu ben de durumdan aşırı sıkılarak bir çıkış yaptım "ben köpeği zamanında okuttum"
okuttum ??
konu hayvanseverliğe geldi. yaklaşık son 5 dakikadır köpeklerini anlatıyor da anlatıyor ve sürekli resimlerini gösteriyordu ben de durumdan aşırı sıkılarak bir çıkış yaptım "ben köpeği zamanında okuttum"
okuttum ??
içinde vegan geçen her başlık gibi altı akıl küpü kaynıyor, tespitler espriler.
tanım: saçma sapan bir istektir. oyuncak değil can sahipleniyorsunuz.
cahile not: hiç bir mama için hayvan kesilmez, senin için kesilen hayvanın sana verilmeyecek kısımları mama yapılır.
tanım: saçma sapan bir istektir. oyuncak değil can sahipleniyorsunuz.
cahile not: hiç bir mama için hayvan kesilmez, senin için kesilen hayvanın sana verilmeyecek kısımları mama yapılır.
yalnız o erkeklerin yerinde olmak isteyen milyonlarca erkek var.
yeni nesil çok bilmez ama y kuşağı erkekleri için ilah gibi kadındı.
yeni nesil çok bilmez ama y kuşağı erkekleri için ilah gibi kadındı.
şebnem ferah - fırtına
“hemen düşsün” diyenler kendilerini hemen en yakın köprüden atsınlar. birer birer düşmüş olur. bitmedi şu şovunuz. (bkz: düşüyor mu böyle)
bir insana işkence yapılmasına oh olsun yazıp sonra insanız diye çıkıp aramıza karışıyorsunuz ya, valla şansa yaşıyoruz.
çok şey konuşmak isteyip yutkunarak geçiştirmek zorunda kalmanın verdiği dayanılmaz yük.
2.viyana kuşatması sonrası imzalanan karlofça anlaşmasıyla osmanlı nasıl gerilemeye başladıysa fenerbahçe'nin de gerilemesi aykut kocaman'ın sportif direktör olarak bu kulüpten içeri adım atmasıyla başlamıştır.
sportif direktör olarak ne insan ilişkileri kuvvetli, ne de oyuncu networkü gelişmiş biriydi. her türlü kendisinden bir kaç gömlek büyük teknik direktör olan daum'un üstünde bir pozisyonda başladı. sonrasında çalıştırdığı en büyük takım istanbulspor olan adam bir anda kendini o efsane kadroya teknik direktör olarak buldu.
işte o yıl bizim, camianın evladı saçmalığına bulaştığımız yıldır.
uzun lafın kısası aykut kocaman demek benim için fenerbahçe'nin parçalanması, genleriyle oynanması, vasatın yüceltilmesinin sembolüdür.
aykut kocaman ismini her duyduğumda 2010 öncesi eski güzel günleri hatırlıyorum. eyyorlamam bu kadar.
sportif direktör olarak ne insan ilişkileri kuvvetli, ne de oyuncu networkü gelişmiş biriydi. her türlü kendisinden bir kaç gömlek büyük teknik direktör olan daum'un üstünde bir pozisyonda başladı. sonrasında çalıştırdığı en büyük takım istanbulspor olan adam bir anda kendini o efsane kadroya teknik direktör olarak buldu.
işte o yıl bizim, camianın evladı saçmalığına bulaştığımız yıldır.
uzun lafın kısası aykut kocaman demek benim için fenerbahçe'nin parçalanması, genleriyle oynanması, vasatın yüceltilmesinin sembolüdür.
aykut kocaman ismini her duyduğumda 2010 öncesi eski güzel günleri hatırlıyorum. eyyorlamam bu kadar.
öncelikle şunu iliştirelim (bkz: #155839502)
eğer birileri size çok kârlı bir kapı açarken, bir yandan da iyi kâr ettiğiniz kapıyı kapatmaya başladıysa tebrikler, güdülüyorsunuz ve farkında değilsiniz.
her ülkenin maliye bakanlığı ve merkez bankası benzer şekilde yönlendirmeler yapar. özel sektör istihdamı ve üretimi yavaşladığında halkı, borsaya yönlendirir. kendisi altın toplamak istiyorsa fiyatı baskılayarak halkı altından uzak tutar ve kendi toplar falan filan.
ama türkiye'de işler biraz daha farklı yürür. bu ülkede eğer sizi bir yere açık açık yönlendiriyorlarsa, oradan vurgun yapma peşindelerdir.
1 ay boyunca nas var diye bağırıp sonra tek gecede vurgunun kralını yaptılar. olan da "3 kuruş param çöp olmasın" diye dolara geçen sıradan halka oldu. sonra bazı puştlar çıkıp da "büyük şirketler öngörmüşler, tl'ye geçmişler, vatandaş biraz çarpıldı" dedi. o şirketler de 3 gün önce sattıkları doların 1.5 katını kasalarına geri koydu.
bakın arkadaşlar buna finansta (bkz: insider trading) denir. demokratik ülkede adamın g.tünden kan alırlar. abd'de insider trading'den hapse gireceğine, 2. derece cinayetten gir, hapisten daha kısa sürede çıkarsın. bu olay başka ülkede olsa, ülkenin maliye bakanını ve merkez bankası başkanını haftasına paket yapar, apar topar yargılar, 30'ar yıl verirlerdi. sonra da o dolarını satıp 3 günde 1.5 katı miktarda doları geri alan şirketlerin peşine düşerlerdi. türkiye'de ne oldu peki?
işte tam da bu yüzden önümüzdeki 2 ay borsadan uzak durmakta çok büyük fayda var. martta yerel seçim var ve eşşek yüküyle para lazım. adamların seçim finansörü olmamanızı tavsiye ederim. bu entry burada dursun. birkaç aya tekrar konuşuruz.
eğer birileri size çok kârlı bir kapı açarken, bir yandan da iyi kâr ettiğiniz kapıyı kapatmaya başladıysa tebrikler, güdülüyorsunuz ve farkında değilsiniz.
her ülkenin maliye bakanlığı ve merkez bankası benzer şekilde yönlendirmeler yapar. özel sektör istihdamı ve üretimi yavaşladığında halkı, borsaya yönlendirir. kendisi altın toplamak istiyorsa fiyatı baskılayarak halkı altından uzak tutar ve kendi toplar falan filan.
ama türkiye'de işler biraz daha farklı yürür. bu ülkede eğer sizi bir yere açık açık yönlendiriyorlarsa, oradan vurgun yapma peşindelerdir.
1 ay boyunca nas var diye bağırıp sonra tek gecede vurgunun kralını yaptılar. olan da "3 kuruş param çöp olmasın" diye dolara geçen sıradan halka oldu. sonra bazı puştlar çıkıp da "büyük şirketler öngörmüşler, tl'ye geçmişler, vatandaş biraz çarpıldı" dedi. o şirketler de 3 gün önce sattıkları doların 1.5 katını kasalarına geri koydu.
bakın arkadaşlar buna finansta (bkz: insider trading) denir. demokratik ülkede adamın g.tünden kan alırlar. abd'de insider trading'den hapse gireceğine, 2. derece cinayetten gir, hapisten daha kısa sürede çıkarsın. bu olay başka ülkede olsa, ülkenin maliye bakanını ve merkez bankası başkanını haftasına paket yapar, apar topar yargılar, 30'ar yıl verirlerdi. sonra da o dolarını satıp 3 günde 1.5 katı miktarda doları geri alan şirketlerin peşine düşerlerdi. türkiye'de ne oldu peki?
işte tam da bu yüzden önümüzdeki 2 ay borsadan uzak durmakta çok büyük fayda var. martta yerel seçim var ve eşşek yüküyle para lazım. adamların seçim finansörü olmamanızı tavsiye ederim. bu entry burada dursun. birkaç aya tekrar konuşuruz.
kendisinin dikkat çekmek için kendisine sövdürmek, ardından hesabıma girsinler de sabitlenmiş entry'i okusunlar diye uğraşan birisi olduğunu düşünüyorum. az buçuk entry'leri, profil fotoğrafı ve uslübundan yazdığı kitabı pazarlamaya çalışan birisi havası var.
sonra bakıyorum aynı isimle açtığı twitter hesabından bahsi geçen kitabın reklamını yaparken yakalıyorum
link
başlığa yorumum, ilgi delisi, zırva yazılara sahip bir kitap satıcısının açtığı saçma başlık. sallamayın arkadaşlar. engel basıp geçin.
edit: imla
sonra bakıyorum aynı isimle açtığı twitter hesabından bahsi geçen kitabın reklamını yaparken yakalıyorum
link
başlığa yorumum, ilgi delisi, zırva yazılara sahip bir kitap satıcısının açtığı saçma başlık. sallamayın arkadaşlar. engel basıp geçin.
edit: imla
gözünün retinasını şeyhler, dervişler, müritler siksin dediğim tespit.