sessiz sakin suskun adam91
profili

  • 7 nisan 2021 covid-19 vaka sayısının 54.740 olması

    eczanede üç çalışan yanyana oturuyor diye para cezası yazıldı. metrodan inen mavi saçlı hanfendi biraz nefes almak icin maskeyi çenesinden 10 saniye indirdi ceza yazıldı. motorsiklet sürücüsü maske takmadığı için durdurulup ceza yazıldı. bankta yanyana oturan iki vatandaşa sosyal mesafeyi ihlal ettiği gerekçesiyle ceza yazıldı. küçük bir çocuk babasıyla beraber bankaya gittiği için "babana söyle 900 lira fazla çeksin" diye polis espri yapıp ona da ceza yazdı. 30 yaşında bir adam evine en yakın fırından değil de iki sokak ötedeki fırından ekmek almaya gittiği için suiistimall ettiği gerekçesiyle o da ceza yedi. yanan evini maskesiz izlediği için bile ceza yiyen oldu. sokakta yaşayan adama sokağa çıkma yasağı ihlalinden bile ceza uygulandı.

    özetle en ufak hatada devlet baba ensemize yapıştı ama aynı devletimiz ak parti kongrelerine hiçbir şey yapamadı. her ilden otobüs dolusu maskesiz yüzlerce insan şarkı söyleye söyleye toplandı gıkı çıkmadı.

    reisimiz aldı mikrofonu "nağme olsam tellerine, kurban olam yollarına. ardahan, hoş geldin" dedi. ardahanlilar hoşbuldukkkk deyip virüsü kaptığı gibi memleketine gitti.

    "senin gibi yari olan neyler ayvayı narı. artvin, hoş geldin" dedi. artvinliler de aldı memleketine gitti.

    "beyleri sözlerin eri, ışıldar zeytin gözleri. kilis, sen de hoşgeldin" dedi. kilis de hoş bulduk deyip aldı virüsü gitti.

    "alem düşman kesilse, gönül senden vazgeçmez. adıyaman, sen de hoşgeldin" dedi. adıyaman da eyvallah dedi çekti gitti.

    özetle 81 ilimizin insanı o hınca hınç kalabalıkta hoşbulduk diyerek çekti gitti.

    çay ocaklarının kapatıldığı, kahvelerin aylardır açılmadığı, halısahada top dahil oynanmadığı dönemde ağzı maskesiz yüzlerce insan hoşbulduk, hoşbulduk, hüloooo dedi gitti.

    "unutmayalım ki bu virüs bir kişiden tüm dünyaya yayıldı" diyen sağlık bakanımız fahrettin koca dahil kimse buna sesini çıkaramadı. hatta erdoğan; "işte salonun hali. bakın bir kongre yapıyoruz, salgının olduğu bir dönemde kongre yapıyoruz ve salon lebaleb dolu” diyerek aklımızla dalga geçti. yetmedi bir sonra ki ankara kongresinde "sizleri kar yağışının tüm mikropları temizlediği anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum" diyerek her fırsatta övdüğü duble yollar gibi aklımızla da duble dalga geçti ve risksiz denilen mavi yerler dahil tüm ülke kısa zamanda kankırmızı oldu.

    yani bu yönetim biçimiyle 55 bin değil, 155 bin vaka olsa bu sayı çok azdır. olan esnafa, olan emekçiye oluyor maalesef olay budur. lafı hiç uzatmaya gerek yok.

    "sen menfaatime dokunmayan, zengin iş yerlerime bulaşmayan, ashâbıma yapışmayan korona,
    sen de hoşgeldin..."

  • borsa istanbul

    rahmetli babam ölünce bizlere miras kaldı. artık evlenirim diye düşünüyordum. 480 bin lira iyi paraydı. zaten bu devirde kendi çabanla ev almak imkansızdı. anca işte anadan babadan bir şeyler kalacak öyle. o yüzden bu z kuşağına çok üzülüyorum. neyse, istanbul bayrampaşa'da yaşayıp iş yerim de burada olduğundan buradaki 2+1 evler 600 bin civarıydı. nakliye parası, eşyalar, düğün masrafı, alım satım masrafı vs. tüm bunlar hariç 100 bin lira kadar açığım vardı. aslında toplam açık onlarla birlikte 200 bin liraydı ama benim hedefim 480 binin 600 olmasıydı. o kadar çok kredi cekip borca girmek istemedim. o yüzden tüm paramı 2020 yılının yaz ayında altına yatırdım. 3020 liradan tam 159 tane cumhuriyet altını aldım.

    6 kasım 2020 cuma gününe kadar cumhuriyet altını bu seviyeye geldi.

    görsel

    tanesi 3553 lira oldu. yani 480 bin lira 565 bin lira olup 85 bin kâr yaptı. hayallerim gerçek oluyordu; evim, eşyalarım, içinde sevgilim... off süperdi. aman bir aksilik olur, belki düşer diye pazartesi işten çıktıktan sonra hemen kuyumcuya gidip hepsini nakde çevirmek istedim. açgözlülük de iyi bir şey değil tabi. geri kalanla kredi çekerim yeter dedim ama sevgili damat bey pazar gecesi "hadi bye, ben istifa ettim, kaçıyom" diyerek bi tivitle tüm hayallerimi çaldı. şaka mı bu diye düşünürken gerçek olduğunu anladım. sadece benim değil milyonların hayalini de alıp gitti. altın da düştükçe düştü. "belki çıkar, belki şimdi çıkar" diye bekleyenler perişan oldu. ana paradan tam 30 bin lira uçup gitti. para 450 bin liraya geriledi.

    olsun dedim yeni bir hayale yelken açtım. zarar ettiğim altının yarısını borsaya yatıracaktım. bizim borsamıza. televizyonlarda reklamı yapılan türk borsasına. borsa istanbul.

    206 bin lirayla çok ince eleyip sık dokuduğum ve borsadan milyonlar kazanan analist bir büyüğüme de danışarak iki hisse satın aldım.

    görsel

    tekrar bir aksilik olmazsa bu iki hisseyi kimse tutamazdı. hem daha ne olabilir ki derken iki gün geçmedi 23 şubat 2021 tarihinde 35 bin liraya yakın borsadan da zarar ettim. inanılmaz çöktü. sanki borsa beni bekliyor gibiydi. 206 bin lira ertesi gün 172 bine kadar geldi.

    görsel

    "analist abi noldu?" dedim. "mukadderat" dedi. ama sadece ben değil o gün herkes perişan oldu. günler geçti geçti hisseler kendine gelip toparlanmaya başladı. portföy kar gösterip yeşile döndü. tam hele şükür derken bu sefer reis bey borsa istanbul müdürünü de şutladı. fakat yılmadım belki altın çıkar oradan toparlarız diye kendimi motive ettim. gülüp tekrar eski halime gelmek için ekşi'de komik hikeyerimi anlattım, cem yılmaz'ın gösterilerini tekrar tekrar izledim, balonun içine su doldurup meme niyetine mıncıkladım. beni ne mutlu ediyorsa ona odaklandım ama altın da düşmeye devam ediyordu. hatta öyle bir hâle geldi ki sanki kuyumcuya gitsem kuyumcu para verip "al şu altınları" diye altın satacaktı.

    paralar, hayellerle birlikte uçuruma doğru el ele gidiyordu.

    altının gramı 400 liraya, cumhuriyet 2600 liraya kadar indi. aslında altın biraz çıksa geri kalanını da satarak dipten yine o iki hisseden alacaktım. çünkü beni yönlendiren çok muhterem analist abim "hisselerin bilanço haberleri gelecek, kap olacak, geç kalma hazır dipteyken tekrar al" diye sürekli uyarıyordu. hisseler de gün geçtikçe çıkmaya başlıyordu ama bu arada altın da çıkıyordu. lan ne yapayım ne edeyim derken aman dedim daha fazla fırsatı kaçırmamak için hazır şans da yüzüme gülmüşken altının gramı 416 olunca ayaklarım götüme çarpa çarpa kuyumcuya koştum. nefes nefese geldim "bir su için" dediler. "boş ver abi suyu, hemen şunları bozun acil işim var" dedim. 2783 liradan geri kalan tüm altınları da satarak hepsini yine borsaya soktum ve çok muhterem analist abime "ahan bozuyom abi" diyerek kuyumcudan bir hatıra fotoğrafı yolladım.

    görsel

    töbe yalan olmasın. ne olur ne olmaz diye kıyıda beş tane altını kendime sakladım. analist abi duyunca çok kızdı. "niye tutuyon olum, sana çıkacak, şahlanacak, deli tavan yapacak bu hisseler demiyom mu?" dedi ve sonuç olarak bundan 10 gün önce 11 mart 2021 tarihinde bütün altınları nakde çevirip borsa istanbul'a tekrar aktarmış oldum. yeni portföyüm de böyle oldu.

    görsel

    425 bin lira... hisseler de iyice rayına oturmuş güzel gidiyordu. analist abiye göre altı ay içinde bu para 650 bini kesin geçecekti. hatta "700 bile olur, ben sana en kötü ihtimali söylüyorum" dedi. hayallerim pamuk arasındaki nohut gibi yeniden yeşermeye, filizlenmeye başladı. hem zaten olan olmuştu? artık daha ne olabilirdi ki?

    evim olacaktı lan. eşim, çocuklarım, kaynanam.. eheh...

    "çok muhterem" deyip dalga geçtiğim analist abi aslında haklıydı. dedikleri birbir çıkıyordu. iki gün olmadan hissenin biri bilanço açıklayarak tavan yaptı, diğer hisse de ertesi gün 19 mart 2021 cuma akşamı kap açıklayıp 10 dakikada zirveye oturdu. hayallerim pamuğu yırtarak kök salıyordu. portföy kısa sürede bu hâle geldi.

    görsel

    455 bin lira. yani 425 bin lira iki günde 455k oldu. "iyi ki altınları bozmuşuz, altın da 404 lira oldu, çok mutluyum" diye analist abiye mesaj çektim. "daha bu ne ki?" dedi. "asıl tavanlar pazartesi başlayacak, en az iki tavan bekliyorum, üç olursa da şaşırmam, zirveler bizim sen kalın giyin" dedi. ahaha ulan daha ne olabilir ki? dedim. hemen telefonun hesap makinasıyla işte lot şu kadar olursa kaç param olur? biraz daha mı beklesem? acaba araba da mı alsam? balonları atıp gerçek şişme bebek mi alsam falan tekrar hayal kurmaya başladım. portföyüm nohut gibi yeşil, pamuk gibi bembeyazdi. arada bir uygulamayı açıp yeşiline bakıyordum. ulan belgrad ormanı gibiydi namussuz. içinde koşasım geliyordu ama tabi sabırlı olan kazanacaktı. ilk aldığımdan bu yana tam iki ay bu tavanları bekledim. aslında öyle her şey pat diye olmadı. zaten bekleyen kazanır mottosu bir gerçekti. pazartesiden cumaya paranın 550 bini geçmesi artık an bile değildi. zamanı gelmişti.

    cuma gecesi deli hayaller kurdum. yahu artık ne olabilir ki? dedim. rahat ol lan, yat uyu sabah tavanlar bizim dedim. uykuya dalınca merkez bankası başkanı da gecenin 4'ünde "beni de görevden aldılar, allah'a emanet olun" diye tivit attığını görünce "ağan sikim" diye yataktan doğrulup haberlere baktım, evet doğruydu. reis 20 ayda dördüncü başkanı da şutlamıştı. altın 404 liradan 470 liraya, dolar da 7,22'den 8,65'lere kadar kısa sürede fırladı.

    hemen muhterem analist abiye mesaj çekip "abi borsa şimdi nolcak?" dedim. yarrrrrra yedik dedi. abi tek r harfi yeterdi niye böyle yapıyon dedim. "sadece biz değil cemil cümlemiz yedi" dedi. "ama tavanlar olacaktı, zirveler olacaktı, kalın da giyindim, en az ikiydi hani" dedim. "soyun soyun pazartesi borsa cehennem yeri olacak, terlersin çok" dedi.

    22 mart 2021 pazartesi sabahı (dün) saat 10'da çırılçıplak portföyü açtım ve aynen şöyle bir tabloyla karşılaştım.

    görsel

    411 bin lira...dile kolay. 455 bin de iki tavan bekleyip 500 binlere yelken açacakken 45 bin lira zarar edip 411 bine geldi. borsa tarihinde ilk kez üst üste devre kes yapıp alım satımı durdurdu. yabancı yatırımcılar korkup çekildi ve günün sonunda her yer mahşer yeri oldu. tüm hisseler eksi 10 gördü. muhterem analist abinin dediğine göre de yarın kal(dır)dığımız yerden yemeye devam edecekmişiz.

    "peki abi ne zaman inecek bu?" dedim. "reis ne zaman tatmin olup kurcalamazsa o zaman" dedi.

    velhasılı istanbul borsası şahsıma işte böyle şeyler yaşattı ve tüm bunları da kaybedenlere biraz moral olsun diye anlatmak istedim. ama hayalerimin ve hayallerimizin "ben ne dersem o olur" diye burnunun dikine giden tekbir adam tarafından yok edilmesi, benim gibi milyonlarca gencin ileriye yönelik hedefinin artık kalmaması, sadece bana mı oluyor hissini iliklerimize kadar yaşatması ve ekonomik anlamda umudumuzun gittikçe azalması ve bunlara da bir çözümün bulunamaması, artık fena halde can sıkıyor, düşündürüyor.

    hani hayallerde yeşeren nohut ve pamuk vardı ya, anlaşılan o pamuğun bizdeki yeri belli. öyle gökyüzü, yeşillik falan hikaye. bu ülkede hayallerimizi bile çalıyorlar.

    edit: hisseler noldu diye soranlar oluyor. aynı hisselerle yıl sonuna kadar devam edeceğim. portföyü de o zaman editlerim. geçmiş olsun dileklerini ileten, tavsiyeler veren, moral aşılayan tüm herkese de teşekkür ederim. hepimize bol kazanç olsun. sağ olun sözlük.

  • babanın hatırlanan en baba hareketi

    etek giymesi.

    by-pas ameliyatı olduktan sonra kemoterapi tedavilerine girmişti. saçı, sakalı, kaşları ve hatta o çok sevdiği bıyığı bile döküldü. öyle bir zayıfladı ki gözümüzün önünde eriyordu. fakat hiçbir zaman bu kanser illetini sorun etmedi. aslında etti ama bunu bize asla yansıtmadı. sanki bizim moralimiz ondan daha bozuktu ve bunu anladığından hepimizi güldürmek için bir gün annemin hırkasını eteğini giydi ve kafasına tülbent takıp kapıyı çaldı. sırtına da bohça almış. çıktım kapıya bi baktım yaşlı bir kadın var ''bohçacı geldi oğlum'' diyor. tanıyamadım ilk başta, kucağımda yeğenim vardı. korktu çocuk boynuma sarıldı. sonra sesinin kart oluşu ve gülüşünden babam olduğunu anladım. ben de gülüyorum ama ağlayacağım neredeyse.

    aldım babamı odaya girdi. herkes odanın ortasında dikilen teyzeye bakıyor. kimse tanımadı. senelerdir koyun koyuna yatan annem bile tanımadı. sonra babam konuşunca anladılar. herkes güldü. torunları yerlere yattı gülerken. ben de güldüm. gittim mutfağa güle güle ağladım. adam zamanında pehlivandı bizi güldürmek için yaptığı şeylere bak diye iç geçtim ve gülmekle ağlamanın aynı anda yapılınca çok boktan bir psikoloji olduğunu o gün anladım. biz ona moral vereceğimize o veriyordu. ölüme giderken bile ailesini mutlu görmek istiyordu.

    o yüzden yaşattığı en kral harekettir bu. etek giymesi. dallı, güllü, çiçekli bir etek.

  • en yakındaki kitabın 107. sayfasının 1. cümlesi

    ulan ben sabah çişim gelince nasıl olsa 1 saat sonra işe kalkacağım deyip siymeye gitmiyorum ama burda 2400 kişi hiç üşenmeden kalkıp en yakındaki kitabı almış ve onun 107. sayfasındaki birinci cümlesini alıp buraya yazmış. şerefsizim şu azim bende olsa ilerde prostat olmam. halen çişim var.

  • askerde duyulmuş en ilginç iltifat

    cezaevinde isyan çıkmıştır. takviye için bizim karakoldan da destek istenir. ilk kez bir isyana gidilecektir. fakat karakolda jop olmadığı için komutan ne yapacağını bilemez. merak etmeyin ben hallederim komutanım derim. "nasıl lan?" diye bağırır. izninizle komutanım derim. komutan görev kağıtlarını hazırlarken testereyi kaptığım gibi iki tane fırça saplarını jop büyüklüğünde kesmeye başlarım. kestigim bu sopalara matkapla delik açıp ayakkabı bağcıklarını da o delikten geçirerek bağlarım ve siyah ayakkabı boyasıyla da bir güzel boyayıp karton parçasıyla yelleyerek hepsini hızlıca kuruturum. o ara göreve gidecek altı asker hazırlanmıştır ve joplar yazihanedeki masada kuzu gibi yatar. komutan içeri girip jopları görünce iltifatı patlatır;

    "vay, zenci yarrağı gibi olmuş. paril parıl parlıyor. aferin lan. anliyon bu yarrak kürek işlerden"

  • gelin alma evinde hunharca dans eden damat

    üst edit: başlığı açan kaçmış. videoyu merak edenler var. çorum'lu damatla dalga geçip adamı itin götüne soktukları söz konusu video bu. önce videoyu izleyelim. buyrun video

    izlediysek eğer bu bir gel hinci geleneğidir.

    konu da dalga geçilmeyecek kadar derindir.

    çorum'un dodurga ilçesine bağlı tutuş köyü geleneklerine göre 1851 yılında dönemin mutasarrıfı
    es-seyyid said paşa ve iki oğlu susuzluğunu gidermek için halit adında bir ağa'nın evine uğrar. ağa kızına "paşama ayran çalkala bakam" der. ayran gelir ve güzeller güzeli kızı münevver hatun, paşa ve oğullarına ayran ikram eder. paşa ayranı bir dikişte bitirir ama paşanın büyük oğlu sıtkı münevver hatunun güzelliğine bakmaktan bardağı ağzına bile götüremez. bunun farkına varan said paşa, kızın babasına ayıp oluyor düşüncesiyle boş bardağını bir hışımla kaldırıp "doldur ağa" diye halit ağaya hafif yüksek sesle seslenir. günümüzde dodurga olan bu ilçe de paşanın doldur ağa demesiyle olmuştur fakat büyük oğlu sıtkı bu uyarıyı bile duymaz, gözü halen münevver hatundadır. münevver hatuna bakarken bardağı eline almak isteyen sıtkı ayranı üstüne döker ve anında yerinden zıplayıp üstünü silmeye başlar. paşa "tutuşu bozuk evlat" diye oğluna tebessümle kızar. günümüzde tutuş ismini alacak olan bu köy de böyle oluşur.

    paşa ve oğulları evden çıkarlar. sıtkı ayakkabısını bağlarken şapkasını merdiven korkuluğuna koyar, sonra evden uzaklaşınca "vavv çok güzeldi, harika bir kız" diye ellerini başına götürüp olduğu yerde dönüp vavv be deyip durur. babası "iyice kendini kaybettin, hani senin şapkan" falan diye oğluna kızar. oğlu da "baba nolur beni münevver ile evlendir, beni maymun etti" der. oğlunu bu sevdadan vazgeçirmek isteyen said paşa da "bu maymunluğu onun evinde de yaparsan tamam" der. oğlunun hayır diyeceğini düşünen said paşa yanılmıştır. sıtkı gelin evinde sevinçten daha delice oynar.

    ve bu dans sadece ve sadece dodurga ilçesinin tutuş köyü sakinlerince günümüze kadar nesilden nesile devam eder. damat adayları tıpkı mutasarrıf es-seyyid said paşa'nın oğlu sıtkı efendi gibi şapkasını merdivene asar ve üzerine döktüğü ayran gibi beyazlar giyer ve dökülen ayranda zıpladığı gibi zıplar, yerde maymun gibi taklalar atar, ayakkabısını fırlatır, ceketini çıkarıp savurur ve gelin hanıma "gel şimdi" yani "gel hinci" diyene kadar dansına dehahahaha ulan götümden sallıyom. kimse kusura bakmasın. ben kim? bilgi yüklü entry kim? adam uçak görmüş kabile reisi gibi depiniyor işte. bunun tanımı, bunun bilgisi mi olur. aklını sikim onun ben. parande atıyo bir de. te allam. ulan karı için parande mi atılır göt. sinirlerim gerildi serefsizim.

  • survivor 2020 ünlüler-gönüllüler

    cemal can ve nisa'nın öpüşmek için hiç bir fırsatı kaçırmadığı yarışma.

    nisa: havuzda su yuttum.
    c.can: tatlı su kız, bir şey olmaz. muck muck.

    nisa: uykum geldi.
    c.can: ay çok güzel esnedin. muck muck.

    nisa: ayakkabım bana olmuyor.
    c.can: bakayım.. evet küçükmüş. muck muck.

    nisa: küçükken saçlarım pırasa gibiymiş.
    c.can: benim de. muck muck.

    ulan yarışı berkan kazanıyor. cemal can ile nisa yine birbirini öperek berkan'ı tebrik ediyor. berkan'la alakaları yok. bak bu en üst level;

    nisa: oleyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy.
    c. can: çok güzel oley dedin. muck muckk...

    ahsjgdkjshf deli lan bunlar. muck muck.

  • çocukken baba eve getirdiğinde mutlu olunan şeyler

    (bkz: kar)

    odaya girdiği zaman oleyy diye sevinçle koşup babamın omzundan karları alırdım. uzun bir palto giyerdi. zaten sürekli onu giyerdi. sonra avcunu açar ellerine suyunu damlatırdım. annem "yapma şunu silkelen de öyle gel" diye babama kızsa da o hiç annemi dinlemezdi. ne zaman kar yağsa babamla bu oyunu oynardık. işten yorgun gelse bile o uzun paltosuyla dağ gibi karşımda dururdu. karları alınca da sobanın yanındaki sandalyeye oturup avucunu açardı. ilk zamanları sobaya damlatıyordum ama cıbs cıbs diye annemin kafasını çok şişirdigim için babam sonradan hep ellerini açtı. "karışma hanım o gülünce benim yorgunluğum gidiyor" derdi.

    lan yaşım 30'u geçti. halen dertli olup çıkmaza girdiğim zaman kar yağınca doğru babamın yanına giderim. alırım toprağının üstündeki karları tek tek mezarına damlatırım. ruhuma çok iyi geliyor, umarım ona da geliyordur.

  • erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular

    adam am resimleri koyup "seninki hangisine benziyor" diye sormuş, diğer adam "seviştiğiniz erkekleri arkadaşınıza anlatıyor musunuz" demiş, öbürü "hardcore sever misiniz" demiş. diğeri "kırbaç, kelepçe, ağza top koyma şeysi falan bunlar hoşunuza gider mi" diye sormuş ve bunlarin hepsi 00.00 dan hemen sonra peşpeşe sorulmuş.

    resmen örgüt gibi picler. düz duvara yalın ayak tirmananlar örgütü ama sorsak eminim bunlari yazanlar daha sevişmemişdir bile. "kalın mi? uzun mu seversin?" diye soruyor. "gırtlağının sıkılması hoşuna gider mi" demiş. anasına tül asarken alttan ikinci miydi diye bağıran veletler gelip burada delik uzmanı kesiliyor ya he işte o beni deli ediyor.

    "ayağını görebilirim miyim" demiş. bak bak sen. biri de "saçınızın çekilmesi sizi at gibi hissettiriyor mu? içinizden kişneme hissiyatı geliyor mu" demiş. sorulara bak sen. o kadar da ciddi soruyorlar ki sanki da vinci'nin şifresini sormuşlar da heyecanla cevap bekliyor picler.

    "domalik pozisyonda boynunuzu arkaya çevirip öpüsebiliyor musunuz? var mı esneklik?" demiş.

    ya sabır, ya selamet. sorulara bak sen.
    sonra sozlok cok bozdo, osko todo kolmodooo.

    ulan sikinle yaziyon entrileri bozulacak tabi göt.

  • ekşi itiraf

    küçükken iki tur bineyim diye arkadaşın bisikletini almıştım. bisiklet yeni bisikletti ve o gün nasıl olduysa herkese izin verdi. bindim bisiklete daha birinci tur bitmeden hızlıca geri dönüp "al sen bin" diye arkadaşım ekrem'e verdim. ekrem aldı sürdü sürdü sonra yarı yolda inip eliyle tuta tuta geri döndü. bisikletin sahibine "kusura bakma lastiğini patlattım" dedi. ben de sinirlenip ekrem'e bağırdım "ya eko, anasini siktimin yerinde sürmesini bilmiyorsan isteme abi şu bisikleti. nolcak şimdi heh, amina koydun lan bisikletin" dedim.

    oysa lastiği ben patlatmıştım lan.

    bu olay beni çok üzdü. günlerce kabus gördum. geceleri kan ter içinde uyandım. sonunda vicdanımın sesine dayanamayıp eko'ya tüm gerçeği söyledim demeyi çok isterdim ama mışıl mışıl uydum lan hiç sikimde olmadı.

    aradan yıllar geçti bir gün hem icip hem birasına pişti oynarken eko'ya gerçeği anlattım. affet beni eko dedim. hatırlamıyorum ki amk dedi. peki dedim yerden kupa bacağıni çaldım. kestikten sonra sinek ikiliyle pişti yapıp allah ne verdiyse kağıtları şak diye alnına yapıştırdım.

    ben götün tekiyim lan.

  • askerlikte ilk kaka

    askerdeyken gece gündüz düşündüğüm tek şey buydu. samimi söylüyorum sıçamıyorum diye oturup ağlayacak kıvama gelmiştim. kocasını camda bekleyen yeni evli gelin gibi bir insan tuvalet yolunu gözler mi lan? sürekli yollara bakıyordum. hani kenefe de gelen giden oluyor mu? millette göt var mı diye.

    tam sekiz gün geçti bir pırt bile yapmadım. günde üç öğün de yemek yiyorum. lan nereye gidiyor bu yemekler. sabah uyanınca donuma bakıyorum sıçmış mıyım diye. yoo sıçmamışım. nerede peki abi bunlar? lan kafayı yicem. hani abartmıyorum beni mancınığa koyup kaleye fırlatsalar o kaleyi bokumla yıkarım. aselsan böyle silah geliştiremez. kahvaltıda ekmeğe reçel sürerken artık dayanamayıp ağlamaya başladım. böyle ekmeği ısırırken gözümden yaş akıyor. çok severim reçelli ekmeği. ”nen var" diye sordu devrem.

    ”sıçamıyorum la ben, parmaklar mısın beni? kurcala beni kuytu yerde heh”

    dememek için kendimi zor tuttum. "dayımın ölüm yılı bugün, o aklıma geldi" dedim. lan dayımı sikim, çıldırmak üzereyim. kimseye derdimi anlatamıyorum. zaten anlattığım an ''ahaha derdini sikeyim'' deseler gitti göt.

    birine anlatmam lazım ama kime diye düşünürken doğru telefon kulübesine gittim. sırada bir sürü asker var. kimi ”aşkım seni seviyorum” diye sevgilisiyle konuşuyor, kimi ”ozledim anam” diye annesini arıyor. kimi "işler nasıl" diye arkadaşıyla konuşuyor. sıra bana gelince ajan gibi ahizeyi elimle kapatıp annemi aradım. ”ana ben sıçamıyorum” dedim. çaktırmadan da geriye bakıyorum dinleyen oluyor mu diye.

    "ben de seni özledim oğlum, ben de seni" dedi.

    - anne bak ben ciddiyim. geldiğim geleli tuvalete girmedim.
    + iki kaşık zeytin yağı iç geçer.
    - yanına da 35'lik rakı açayım mı? meyve tabağı, fırında somon buğulama falan. yahu askerdeyim diyom, nereden bulayım zeytin yağını?
    + doktora git oğlum o zaman. bak abin istiyor, abine veriyorum telefonu.
    - anne sakın ona ver..
    + ahahaha sıçamiyon mu lan sen.
    - eheh.
    + utanma olum. komutanlarına söyle onlar düzeltirler seni.
    - abi kapatmam lazım çok sıra var.
    + kapatma lan aç onu aç. ahahaha.
    - dıt dıt dıt...

    askerdeyken göreceğim ben senin o götünü diyen ibne abimin dalgalarına daha fazla dayanamayıp telefonu kapattığım gibi doğru koğuşa koştum. moral bulayım derken iyice moralim bozulmuştu. artık bir şekilde konuyu diğer askerlere açmalıydim. açtım da;

    "beyler, aslında askerlik sanıldığı gibi zor değilmiş ha"
    - nasıl yani.
    ''baya işte lan. yiyon içiyon sıçmıyon ohh mis. mesela ben sekiz gün bitti daha sıçmadım eheh"

    - ahaha ben de.
    - ben de.
    - ben de.
    - valla ben de.

    ''abi, tuvaletler alaturka mı? klozetli mi? daha bilmiyorum eheh''

    - ben de.
    - ben de.
    - ben de.

    ''hay bendenize sıçayım sizin. la olum madem hepiniz sıçmıyorsunuz, niye sıçıyomuş gibi davranıyorsunuz?''

    - revire mi gitsek?
    - hakket niye sıçamıyoruz abi biz ya?
    - böyle şehit olmak istemiyorum.

    falan fıstık uzunca bi muhabbetten sonra edirne selimiye'de oturan yücel adında bi devrem ve üç askerle beraber tuvalet sorumlusu komutanın yanına gittik. kapıda dikiliyor adam.

    - komutanım bir şey soracaktık.
    + dinliyorum.
    - acemiler neden sıçmıyor?
    + bu mu soru.
    - komutanım 1 hafta oldu.
    + merak etmeyin eğitimler başlasın sıçıttırırlar. ahahaha siktirin gidin lan burdan.

    hepimiz gittik.

    velhasılı adam haklıydı. eğitimler sıkı bir şekilde başladıktan sonra yarım saat sıçtım. çok mutlu oldum. hani şimdinin kutlama modaları o zaman olsa ”neco'nun acemilikteki ilk kakası” diye koğuşta parti bile yaptırırdım.

    + oley, oley, oley...
    - bıızztttttt, bızzt, bıızzzzttttttttttttttttttttttttt.
    + oleyyyyyyyyyyyyy...

  • sanal seks

    " yeaa çabuk yaz, suyum kurumasın"

    şu lafı kızın birinden duyduğum günden beri sanal sekse teybeliyim. ulan kıza yetişeyim derken kendimi itfaiye eri gibi hissetmiştim. klavyede bile hız arıyorlar. daha hızlı, daha hızlı deyip duruyorlar.

    "off yaaaa, çok yavaşsın kurudum ben"

    ulan mause sertçe çekip monitöre şaplak mi atayım, enter tuşunu mu dilleyim, ne yapayim dedim de defol git lan mal deyince ayrıldık. nickini sikeyim dedi bir de. gıcık kapıyormuş nikime.

  • 17 temmuz 2019 instagram ve whatsapp çökmesi

    haxsiktir tam da denize gelmistim. şezlong bile kiraladım. içki söyledim. mis gibi de ortam var. simdi bunları kimse gormeyecekse sikim tatili. ben dönüyom.

  • bir kadına yaptığı yemeği beğenmediğini söylemek

    - kızım bu ne?
    + imam bayıldı.
    - kızım bu tam bayılmamış ki. baksana domatesi biberi falan arkasına alıp namaza duracak sanki. daha diri bu.
    - yeaaaaa.
    + tabakları diyorum, tabakları kıbleye cevir bari sevaptır. eheh.

    ( rahmetli babamın ablama şakası. yedi bitirdi ama o ayrı)

  • kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması

    ekşici 1: e mayki, sözlükten kaç kızla seviştin?
    ekşici 2: valla bilmiyorum kardo, insan belli bir sayıdan sonra çentik atmayı unutuyor.
    ekşici 3: ahaha aynen ya. vıgır vıgır kadın kaynıyor. çoğu da evli bunların ha. gizliyorlar hep.
    ekşici 4: doğru, doğru. günde 10'dan fazla mesaj geliyor mesela bana.
    ekşici 5: ahaha bana 30
    ekşici 6: bana 50
    ekşici 7: beylerrrrr.
    ekşici 8: buyur abi.
    ekşici 7: beyler bir şey diyeceğim inanmayacaksınız la.
    ekşici 9: niye inanmayalım abi? sen 1. nesilsin. buyur.
    ekşici 7: burada diyorum seviştiğim karıları böyle elele tutuştursak yarısı pasaport çıkarmak zorunda kalır lan.
    ekşici 10: hadi canım.
    ekşici 7: ekmek çarpsın bak. doydum olum ben. sarmıyor artık.
    ekşici 11: ben çoktan doydum.
    ekşici 12: ben de.
    ekşici 13: ben de.
    ekşici 14: e napalım?
    ekşici 7: ben diyorum ki, hazır biz bizeyken birbiri
    ekşici 15: tamam.
    ekşici 16: tamam.
    ekşici 7: olum cümlemi bitirmedim lan.

    (ekşın gerçek kesit. 1 sezon bölüm 4)

  • 19 mart 2019 ülke tv ekrem imamoğlu canlı yayını

    sunucu: fenerbahçe şike yaptı demissiniz doğru mu?
    imamoğlu: ben öyle bir şey demedim. ben sadece fene..
    sunucu: trabzon hakkında da bir şeyler söylemişsiniz.
    imamoğlu: bakin soru soruyorsunuz, konuşturmuyorsunuz. hem ben buraya siyaset konuş..
    sunucu: anlaşıldı yine cevap vermeyeceksiniz.

    ulan boyle alçaklık olamaz ya. adam imamoğlu'nu hem fener taraftarının önüne atıyor. hem trabzon taraftarının. pisliginizde boğulun inş.

  • fb'nin durumunu anlatan filme isim önerileri

    (bkz: vizyonfebe)

  • 28 ocak 2019 fenerbahçe yeni malatyaspor maçı

    maç öncesi şu yoruma iyi güldüm.

    ''ersun hocanın eline hıyarları vermişiz. al bunlardan et sote yap diyoruz. yahu et yok ki! hıyar var bir sürü adamın elinde hıyar. bir de gelmiş antrenmanda drone uçuruyormuş, f16 uçursan ne yazar, aşağısı salatalık tarlası''

    abdulkerim durmaz

  • birine sarılma ihtiyacı hissetmek

    abim ve yengem köye gitti. annem 1 haftadır evde yalnız. geçen fırtına çıkacak diye annemin yanına gittim. balkonda çiçekleri var onun. ortancaları var, küpeliler, fesleğen ve bir sürü çiçekleri var. açtı kapıyı beni gördü. oğlum dedi sarıldı bana. hayırdır dedi. çiçekler için geldim anne dedim. sen taşıyamazsın onları çatıya dedim. üstlerine poşet geçirmiştim oğlum dedi. olmaz öyle şey, yine de kırılır, kurur çiçekler dedim aldım çatı kata taşımaya başladım. hepsi bitti çiçeklerin. teşekkür ederim oğlum dedi. dur daha bitmedi ki dedim. baktı balkona bitmiş ki dedi. bitmedi dedim, en güzel çiçeği sona sakladım ben dedim. sarıldım anama kaldırıyorum. hımmm mis gibi kokulu annem deyip öptüm. çiçeklerin en güzeli sensin anne dedim. ağladı kadın. hıh deli şey dedi omzuma vurdu.

    çiçekler bahaneydi yani abi. bazen insan gerçekten birine sarılmak istiyor. sessizce, hiç konuşmadan, sadece sıkı sıkı sarılıp omzundan güç almak istiyor.

  • etimesgut zırhlı birlik bedelli askerlikte 21 gün

    adam 21 gün askerlik yapacak içeriye nasıl telefon sokulur? kendi hattınızı götürün, ziyaretçi günü telefon getirmelerini isteyin, askercell vs. dışarıyla nasıl irtibata geçilir bunları düşünüyor. lan ben 18 ay askerlik yaptım, tezkereyi alınca bazı arkadaşlar '' neredeydin la 1 aydır göremedik seni, memlekete mi gittin?'' diye sordu... 1 buçuk senedir yokum, 1 ay dediler la. yani 21 günde sizi kim özleyecek abi? hani üst devreler derler ya; '' sıçtığınız bok daha nizamiyeden çıkmadı'' diye. he işte siz belki de hiç sıçamadan tezkere alacaksınız lan, bir de gelmiş burada telefon da telefon ağlıyorsunuz. 21 gün lan. 21 amk. neymiş? içeride zaman geçmiyormuş, telefon şartmış. yuhh! şu yazıyı yazarken bile şafağınızın 1/3 bitti götlekler sizi. bir de lazım olacak eşyalar arasına pudra lazım demiş. ayak bakımı için şart diyor, ortopedik bot postal iç tabanlık da lazım demiş, krem de lazım ''el yüz ayak kremi için 1 adet'' demiş. ahaha ulan okurken krize girdim. sanki kocaya kaçıyorlar da çeyiz bohçası düzüyor ibneler. ulan 21 gün ya, 21 lan. 1 tüp tıraş köpüğünü tüm koğuş tezkere alana kadar bitiremezsiniz zaten lan. unutsanız nolur aga? tırnağınız bile uzamaz, sakalınız çıkmaz ne büyüttünüz şunu lan. 21 gün lan. pazardan muz alsanız kararmadan gelip yiyeceksiniz bi susun artık lan. valla rezil oluyorsunuz abi, topuk kremi getirin bak o da lazım oluyor ne demek lan? pudra nedir amk lan? blah blah...