debe başlıkları

dreamfactory60
profili

  • doktor maaşı aşırılığına çözüm önerileri

    darağacı kurup doktorları asalım. hemşireleri, hademe maaşıyla doktor yapalım.

    yazları öğretmenleri aç susuz bırakıp kırbaçlayarak taş ocağında çalıştıralım.

    pilotları asgari ücrete çalıştıralım, çalışmam diyen olursa uzun yol/kamyon şöförü yapalım.

    mühendislere yurt dışı çıkış yasağı gelsin, türkiye'de üç kuruşa sürüm sürüm sürünsünler.
    erkek mühendisler evlenemesin, rahip gibi kadın eline değmeden yaşasın. kadın mühendisler sadece usta/ustabaşıyla evlenebilsin.

  • an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı

    uludağ'da sucuk ekmek yiyorum.
    şaka şaka... evde sucuk ekmek yiyorum.

  • ekşi sözlük'ün şaka maka 40'lık teyze kaynaması

    her sene kademe yükselecek, bu sene 40'lıklar, seneye 50'likler, öbürki sene 60'lıklar diye ağım ağım ağlayacaksın olm. anandan emdiğin sütü ağzından burnundan getireceğiz, kabusun olacağız anlıyor musun? kabusun.
    her başlıktan her mesaj kutusundan fırlayacağız. kork bizden.
    ölmek için yalvaracaksın.

  • seviştiği erkeği arkadaşlarına anlatan kadın

    eşimin yengesi ağzını tutamıyor mesela, kocasıyla cinsel hayatından doneler veriyor durup dururken. sonra ben dayıyı ne zaman görsem aklıma o doneler geliyor. kendimi iyi hissetmiyorum o vakitler.

    mesela kısır yaptık yiyoruz, yengem aniden tuzluğu gösteriyor ve "ay kızlar baksanıza neye benziyor ay hiii hi hi. " diyor. neye benziyor? kırk yıl baksam tuzluğa, aklıma gelmez.
    penise benziyormuş.

    yengem tesettürlü, evlendiğinde 18 yaşındaymış, bakireymiş, bakire olduğunu söylemedi tabi ama bakire çıkmasaydı ya vurulurdu ya da baba evine geri gönderilirdi, o yüzden bakire olduğunu varsayıyorum. yani dayımdan önce ve dayım esnasında başka biri olmadı. tuzluk o zaman kimin penisine benziyor? dayımın.
    tuzluk da şeffaf, 15-17 cm arası ve başı mantara benziyor.
    dayımı görünce, bana "nasılsın yeğenim" diye sorunca ben ona "iyiyim dayı, ama karın sayesinde tuzluklara pis düşünmeden dokunamıyorum artık" diyemiyorum.

    başka bir gün eltimin bebeğini yıkıyoruz, yengem bombayı patlattı, "dün çok başım ağrıyordu, dedim ki şerif bu gün üstüme gelme, hiç dokunma. şerif de dedi ki, senin ilacın bende, bir iğne yaparım bir şeyin kalmaz". o günden sonra dayımı her gördüğümde pantolonu dizlerine kadar inmiş, elinde iğnesi geliyor aklıma.
    bu kötü bir his.

    başka bir gün de, aniden, "biz ilk evlendiğimizde şerif çok azgındı" dedi. yengemi nerede kıstırırsa orada çöküyormuş tepesine, koltukta, halıda, mutfakta...
    onlara gittiğimde artık sadece sandalyeye tünüyorum.

    anlatmayın çok rica ediyorum.

    ek: yazmayı unuttum, yengem diyor ki, şerif dayım prezervatifi eminönü'nden koliyle alıyormuş, daha hesaplı oluyormuş.
    (bkz: i shot the sheriff)

  • kediler konuşabilse söyleyecekleri sözler

    "bu fareyi binbir emekle yakaladık, geberttik, dağı taşı aşıp eve kadar getirdik, terliğine yatırdık ve sana sunduk. ama sen ne yaptın? çığlık atıp bize bağırdın, nimeti çöpe attın, bizi ıslak mendillerle hoyratça sildin.
    çok nankörsün."

  • yakışıklı olmanın dezavantajları

    at kafalı erkek beğenen kadınlar tarafından beğenilmemeleri, potansiyel mankafa olarak görülmeleri, "bu kadar yakışıklıysa bunda zeka ne gezsin" gibi mesela.

  • şu anda çalan şarkı

    aylin aslım - senin gibi

  • ev ile iş yeri arasındaki mesafe

    gerçek: 40 km
    hissedilen: 1000 ışık yılı

  • tanrının elektrik olma ihtimali

    çocukken yüksek gerilim direklerini allah zannederim, hele bir de plastik oyuncak gitarıma elektro gitar yapma amacıyla tel bağlayıp ucunu da prize sokup ben bir yana eriyen gitar bir yana fırladıktan sonra elektriğe bakış açım çok değişmişti.

    sonra normal insanlar gibi ben de elektrikten bağımsız bir tanrıya inanmaya başladım.
    ama şu günlerde tekrar kafamı kurcalıyor bu ihtimal. neden olmasın?

  • bütün kitapları okunası yazarlar

    (bkz: alper canıgüz)

  • pazar sabahı erken kalkmak için bir neden

    bahçeşehir'den sarıyer'e arkadaşın evine, kahvaltıya gitmek. gitmeden evvel duş almak, kahve içmek.

    araba yok,
    1,5 saatlik otobüs
    25 dakikalık metro
    30 dakikalık otobüs yolculuğu var önümde.

    yanıma ekmek ve su alayım.

  • balta ile tefeci kadını öldürmek

    (bkz: cem uzan'a kürek cezası şoku)

  • ekşi itiraf

    ankara'da tunalı'da kaldırımda açılmış olan çukura düştüm, kimse görmedi, geri kendi kendime çıktım, üstümdeki tozu toprağı silkeleyip yoluma devam ettim.

  • çıplak fotoğraf göndermek

    bana da seri gönderiyorlar, ama ben penisle filan pek ilgilenmiyorum aslında, anlatamadım bir türlü.
    bu ne diyorum, kedi fotosu diyor. bir açıyorum pantolon balığı.

  • ekşi itiraf

    herkesten gizlediğim bir takıntım var.

    nevresimde tiril tiril beyaz ketenler, beyaz pamuklular seviyorum. paraya da acımıyorum, en kalitelilerini alıyorum. en güzel deterjanlar ve yumuşatıcılarla yıkıyorum kendime cennetten bir yatak hazırlıyorum. bazen ama o yatağa yatmaya kıyamıyorum ve homeless gibi pikeyle salonda koltuğa kıvrılıp yatıyorum.

    üç tane de kedim var. biri öz hakiki kedim, diğeri canı istediğinde gelen giden, öbürü de zorla eve giren ve öldür allah geri çıkmayan benim de zaten kovmaya kıyamadığım biri.

    dün gece yine yatağıma yatmaya kıyamadım, salonda yattım. öldür allah geri gitmeyen kedi (zeyno) koltuğun tepesine çıkıp üstüme, koltuğa ve yastığa kustu. öz kedim geldi pikeme işedi, diğeri de sen git önce duşa kabine gir ayakları ıslat sonra da bembeyaz yatağıma yat, ayak izi ve tüy yap her yeri.

    şimdi çamaşır yıkıyorum dağ gibi.

  • yazar nick'lerinin öbür dünya versiyonları

    hayalkurmakyasak
    (zebani seri köz getiriyor bu arada)

  • tek gecelik ilişki yaşayan kadın

    bu kadın neden bana denk gelmiyor diye soruyorsunuz ya, çok basit; sizi tercih etmiyordur.

    ağzınızın gevşek olduğunu ve sır saklayamadığınızı düşünüyordur.

    sizi çekici bulmuyordur.

    başına bela olacağınızdan korkuyordur.

    sizi evine almaya değer bulmuyordur çünkü evi ne olursa olsun korunaklı kalesidir, herkes giremez.

    sizin tek yaşadığınız bir eviniz yoktur, anne babanızla veya ailenizden biriyle yaşıyorsunuzdur. nereye gideceksiniz?

    otele gideceksiniz diyelim, ucuz otel istemiyordur, eli yüzü düzgün bir otele gitmek istiyordur, bunu karşılayabilecek misiniz yoksa kadının mı ödemesini bekliyorsunuz? siz öğrenciyseniz veya geliriniz iyi değilse ve kadın çalışıyorsa öder tabi ama eşit maddi gelire sahipseniz bu kadının kendisini jigolo tutmuş gibi hissetmesine yol açar ve bu güzel bir duygu değildir.

    hastalıklı bir görüntünüz vardır, çok terliyorsunuzdur, ya da çok öksürüyorsunuzdur.

    ve daha bir sürü etken.

  • üniversitenin kazanıldığı yaz

    iç anadolu'da yaşıyorduk ve babam halı ticareti yapardı, akdeniz'in kıyı şehirlerine, turistik halı mağazalarına halı gönderirdi, bazen de kendisi götürürdü.

    o yaz istanbul üniversitesini kazanmıştım ve istanbul'a okumaya gidecektim.
    babamın endişeleri vardı, 17 yaşındaki genç bir kız anadolu'dan istanbul'a giderse, tek başına, yurtta kalarak nelerle karşılaşabilirdi? nelere heves ederdi?

    beni o yaz alanya'ya götürdü, kendisi iş yapacaktı bana da ödül olarak deniz, kum, güneş vardı.

    baba kız gittik, gündüzleri plajdaydım, akşamları babamla yemek yiyor sonra da eğlenmeye çıkıyorduk. beni bara, diskoya götürüyordu, ilk biramı ve rakımı babamla içtim.
    bir akşam bana "bak kızım, bar, disko dediğin yerler böyle işte, benimle görmeni istedim, istanbul'a gittiğinde bunlara heveslenme, okuluna ve derslerine ver kendini" dedi.

    öyle de yaptım.

    (sen ne modern, ne ileri görüşlü, hoşgörülü bir adamdın baba, sonraları nasıl oldu da akp'li olup benimle kavga etmeye başladın? nur içinde yat.)

  • ekşi itiraf

    eşim beni "çirkinim" diye seviyor.

    "çirkin ol bakayım" diyor, ben de işaret parmaklarımı ağzıma sokup dudaklarımı gerdirerek dişlerimi ve dilimi gösteriyorum, gözlerimi şaşı yapıyorum.
    bu sefer de "hem çirkin hem delisin" diyor.

    bunu söylemesi zoruma gitmiyor ama hemen ardından beni bafilemeye çalışması zoruma gidiyor.

  • yazarların paraları yetmediği için alamadığı şey

    yetmediğinden değil de kıyamıyorum. dyson'ın piyasaya yeni sürdüğü sonic saç kurutma makinası. sessiz, çok şık, saçları yıpratmıyor.
    2.200 lira bir saç kurutma makinasına verilir mi?

    (çok rica ediyorum, "bana 100 lira ver ben gelir saçlarını üfleyerek, yıpratmadan kuruturum" minvalinde mesajlar atmayın)