umitasyon13
profili

  • bülent arınç

    1- biden seçildi.

    2- iktidarın 2 numaralı ismi berat albayrak durup dururken istifa etti/ettirildi.

    3- yine durup dururken, yargıda reform, demokrasi falan denmeye başlandı iktidar tarafından. adalet bakanı tutuklu yargılamalara karşı olduğunu söyledi. akla hemen kavala ve demirtaş geldi.

    4- gazeteci levent gültekin, halk tv'de, çok önemli bir istihbarat aldığını, birkaç güne kadar cumhur ittifakında büyük bir kavga olacağını söyledi.

    5- kemal kılıçdaroğlu, sıradan bir konuşmasında, devlet bahçeli'yi eleştirdi, alaattin çakıcı'yı hapisten çıkardığından bahsetti. topu topu 10 saniyelik bir bölümdü konuşmada.

    6- sanki alaattin çakıcı'ya bu hayatta ilk defa birileri mafya lideri demiş gibi, çakıcı 10 saniyelik konuşmaya 4 sayfa cevap verdi. kılıçdaroğlu'na dürzü dedi, kazığa oturturum, akıllı ol, dedi.

    7- ardından chp sert tepki verince, bahçeli ilginç bir şekilde, çakıcı'yı canhıraş bir şekilde savunmaya kalktı.

    8- bahçeli bu savunmasında, chp'yi demirtaş ve kavalı'yı savunmakla suçladı. demirtaş'a terörist, kavala'ya soros'un adamı suçlamalarını getirdi.

    9- akp'nin kurucularından arınç ise bahçeli'nin açıklamalarından 24 saat sonra, kavala ve demirtaş'ın serbest kalması gerektiğini söyledi. hatta satır arasında, cumhurbaşkanının da adaletten yana olduğunu falan söyledi.

    son 15 günde yaşanan bu gelişmelerin hepsinin tesadüfen oluştuğunu düşünüyorsanız, düşünmeyin bence. siyasette hiç bir şey tesadüf değildir ve kağıt üzerinde olasılığı olan her şey her an olabilir, şaşırmayın..

  • rıdvan dilmen

    bilgin gökberk zamanında ;

    (mealen)

    rıdvan, ntv'den milyon dolarlar alıyor. ne yapıyor? futbol yorumluyor. rıdvan, türk futbolunun kara kutusudur, acaba bu kadar parayı konuşsun diye mi veriyorlar, yoksa sussun diye mi veriyorlar, demişti.

    ben de uzun zamandır, bilgin gökberk haklı mı diye düşünüp dururdum.

    şimdi düşünmüyorum..

  • m. ince'nin kılıçdaroğlu'na bölücü demesi

    bir muharrem ince 3 yıl içerisinde nasıl kendi kendini bitirebilir;

    - kurultay olur, sanki 40 yıllık düşman parti genel başkanı gibi öyle sert ve acımasız eleştiriler dillendirir ki, rakipleri bunları seçim döneminde karşısına çıkartır.

    - tüm bu eleştirilere rağmen cumhurbaşkanı adayı yapılır, kazanamaz, adam kazandı, diye mesaj atar gazeteciye. gece bir twit atmaya, bir açıklama yapmaya tenezzül etmez. hakkında türlü iddialar ortaya atılır, inananlara şizofren der.

    - beni cumhurbaşkanı adayı yapan genel başkanın karşısında kurultayda aday çıkmam, der, seçimden sonra 81 ili dolaşacağım, der, 2-3 ilden sonrasını unutur, kurultay çağrısı yapar, imza toplamaya çalışır, sözünü yutar.

    - hemen her tv programında chp'yi yönetenlere ince veya kalın dokundurmalar yapar. adına demokrasi der.

    - şimdi de iktidarın en yıprandığı, muhalefetin en canlandığı günlerde yeni parti kurmak iddiasıyla ortaya çıkmaktadır. %1'in bile hayati önem arzettiği bu dönemlerde yeni toy bir siyasetçi gibi çıkışlar yapmayı marifet zannetmektedir kendileri.

    - görünen o ki, derdi ülke falan değil, kesinlikle koltuktur. halbuki her şeyi oluruna bıraksa, çok değil 3-4 sene içerisinde genel başkan olabilecekken o kapıyı sonsuza kadar kapatmak üzeredir sevgili ince.

    kendisine oy, destek ve gönül verenleri de ziyadesiyle üzmektedir.

  • fatih terim

    yabancı kuralı konusunda özetle; kısıtlama yaparak, yasaklayarak herhangi bir şeyin geliştiğini görmedim, demiştir.

    bazı komisyoncu teknik adamlar alper potuklara, ismail köybaşılara 8-10 milyon euro verilemiyor diye üzülüp, üstüne milli marş ile ucuz milliyetçilik şovu yaparken, fatih hoca vizyonuyla neden tarihin en başarılı teknik adamı olduğunu gösteriyor.

    not : bjk

  • 140journos'un göz kırpmadan 2019 videosu

    bir defa aşırı derecede tayyip erdoğan konuşması var. tamam, ülkenin cumhurbaşkanı ama burada abartı var. ülkenin neredeyse 6 ay boyunca gündemini kaplayan yerel seçimler 2-3 kareyle geçilmiş. ülkenin en çok konuşulan adamı imamoğlu toplasan 5 kare de yok. kılıçdaroğlu 2 kare de yok ama 10 saniyede bir tayyip erdoğan izliyoruz, görüntüsüyle sesiyle..

    gereksiz olmuş..

  • christian luyindama nekadio

    çapraz bağ patlatmış. sezon başından beri belki de en formda galatasaray futbolcusuydu. hangi forma ile yarışırsa yarışsın çok üzücü bir sakatlık. galatasaray için de zor bir sürecin başlaması demek bu.

    büyük ihtimalle sezonu kapattı, geçmiş olsun..

    not: bjk

    edit : yalnız böylesine ciddi bir sakatlığı da oyuncunun ülkesindeki doktorların görememesi büyük skandal. demokratik kongo ne kadar demokratikse, doktorlar da o kadar doktor herhalde..

  • christoph daum

    şu anda işsiz olan teknik adam.

    daum, 90'lı yılların ortalarında ilk defa beşiktaş'a gelmişti. o güne kadar türkiye'de çok fazla karşılaşılmayan, maça özel taktiksel detaylar konusunda neredeyse çığır açmıştır. bu yüzden, medyada 'dahi', 'sihirbaz' gibi sıfatlara nail olmuştur. ayrıca, saha kenarındaki aşırı heyecanlı halleri, türkiye'ye ilk geldiği günlerden itibaren türkçe öğrenme isteği, istiklal marşı'nı okumaya çalışması gibi tribünlere oynama kokan bir çok hareketle taraflı-tarafsız herkesin takdirini kazanmıştı.

    beşiktaş'ı 1 defa şampiyon yaptıktan sonra, şampiyonlar ligi ön elemesinde o zamanlar çok da adı bilinmeyen rosenborg'a, hakemin de negatif desteğiyle elenmiş, tekrar lige dönmüştü. beşiktaş'taki 2,5 yıllık döneminde özellikle alpay ve ertuğrul'u iyice parlatmış, ancak son senesinde takım istenen noktalara gelemeyince kendisiyle yollar ayrılmıştı. zira, bu ayrılık daum'un da işine gelmiş, almanya'nın yükselen takımı leverkusen'e gitmişti. almanya'da, leverkusen'de 4 sezon, bayern munich hanedanlığına kafa tutma, son maçta şampiyonluğu kaçırma ve başarılarının ödülü olan almanya milli takım teknik direktörlüğü. sonra, meşhur kokain davası, ilk önce kokain kullandığını inkar etme, hatta gönüllü olarak teste girme, sonra testin pozitif çıkması, bayern munich tayfasının hoeness önderliğinde ona kumpas kurması (iddia tabi ki, daum'un doğu alman kökenli olması, batı alman kökenli alman futbol camiasının 'köylü' dedikleri adamı burada görmeye tahammül edememesi vs. vs.) ve almanya'dan aforoz edilmesi. ondan sonra tekrar beşiktaş günleri, nihat'ı satan şampiyonluğu satar söylemi ve ilhan mansız'ın parlaması, gol kralı olması. yıllar 2001 'i gösteriyor.

    ondan sonra beşiktaş'tan ayrılan daum, austria wien'e gider, avusturya bundesliga'da şampiyonluk yaşar. bu almanlara bir mesajdır, ama bu kapı çoktan kapanmıştır.

    artık içimizden biri olan daum, sürpriz sayılabilecek şekilde fenerbahçe'ye gelmiştir. her şeyi eleştirmeyi bir marifet sanan fenerbahçe medyası, onun yaptığı her değişikliği, her kadro tercihini hunharca eleştiriyor, onu adam yerine bile koymuyordu. 2003-2004 senesinin devre arasında beşiktaş'ın 8 puan gerisinde kalan daum, devre arası kampında yapılan basın toplantısında, beşiktaş'ın çok iyi olduğunu, bu sene gençlere yatırım yapıldığını, bu sene alınacak bir 2.'liğin başarı olduğunu söylemiş, yer yerinden oynamıştı. bunun üzerine, yaklaşık 1 hafta sonra aziz yıldırım fenerbahçe divan toplantısında, bu takım kesinlikle şampiyon olacak, demiş, daum'a da mesaj göndermişti. bundan sonra, beşiktaş'ın meşhur samsun maçı, tepe taklak düşmesi, fener'in aradan sıyrılarak şampiyon olması, bir sonraki sezon tekrar şampiyon olması, anelka transferi, alex'in yıldızlaşması, türkiye ligi'nde her rakibini gole boğması, belki de bu toprakların gördüğü en iyi 'duran top' kullanan takımı ünvanına erişmesi, şampiyonlar ligi'nde gösterilen vasat altı performans ve denizli maçı. tarihinde ilk defa üstüste 3 defa şampiyon olma şansını son maçta dramatik bir şekilde kaybederek fenerbahçe'den apar topar gönderilen daum, bir şekilde kapağı bir şekilde almanya'ya atmıştı. tabi öyle kolay değil, köklü tarihiyle köln ona kucak açmıştı ama bir sorun vardı, köln ekonomik olarak çok iyi değildi ve takım 2. ligdeydi. ilk sene, 9.'luk, ertesi sene 3.'lükle bundesliga yolu tekrar daum'a açılmış, 3. senesinde ligi 12. tamamlayarak köln'e veda edip, tekrar türkiye'nin, fenerbahçe'nin yolunu tutmuştu. bu sefer durum farklıydı, takım kaliteliydi, tecrübeliydi, bir sene önce rahmetli aragones takıma neredeyse hiç top oynatmamıştı. daum, alışıldık haliyle, ekstra hücum takımı yaratmış, trabzon'u son maçta yenemeyip, bursaspor'a şampiyonluğu kaybeden daum, yine dramatik bir şekilde takımdan ayrılıyordu. ardından frankfurt'a mart ayında imza atıp, takımı kümede tutamayan, brügge'de 2. olan ve ardından bursa'ya gelen daum, kulüp tarihinin en iyi futbolcularından biri olan batalla'yı takımdan gönderip, kendisi de neredeyse hiç iz bırakamadan ayrılmıştı bursa'dan. sonra romanya milli takımı.

    artık 64 yaşında olan daum, aynı zamanda beşiktaş'ın başındayken,takıma aynı dönem 2 yabancı kaleci transfer ettirmiş, daha vasat olan mhyre ne kadar hata yaparsa yapsın, asper'e kaleyi vermemişti. bunu mhyre transferinde komisyon aldığı için yaptığı ise kısık sesle çoğu defa tekrarlanmıştı.

    muhtemelen bundan sonra ya maceraperest bir anadolu takımına veyahut bir arap takımına gidip sessiz sedasız kariyerini bitirecek bir adamdır daum..

    edit : @acmayin dedeler var 'a teşekkürler, uyardı, 2. fener döneminde şampiyonluk yaşamamıştı, yazının ilk halinde şampiyonluk yaşamıştı yazmıştım, düzelttim..

  • anderson talisca

    dün de ümraniyespor genç takımının idmanına katılmış, gençlere spor malzemesi yardımında bulunmuş ve moral vermiştir. değişik bir karakter gerçekten, aferin..

  • 25 ağustos 2017 uefa şampiyonlar ligi kura çekimi

    heves kırmak gibi olmasın ama daha o kuraya katılacak takımlar kesinleşmemiştir. ayrıca, sevilla, napoli, liverpool, dinamo kiev, ajax ve olympiacos 'den 2 tanesi ön elemede elenirse, beşiktaş 3. torbadan katılacaktır kuraya.. acele etmeye gerek yok yani..

  • beşiktaş'ın şampiyonluğu kaçırma ihtimali

    abicim nasıl ipler beşiktaş'ın elinden çıkmıştır onu anlamıyorum. bursa (d), kasımpaşa, g.antep (d), osmanlı ile oynayacak beşiktaş, hepsini kazanırsa şampiyon olacak (-ki kazanma ihtimali yüksek). hepsini kazanınca, şampiyon oluyorsa, nasıl ipler başakşehir'in elinde oluyor, insan gerçekten hayret ediyor. biri de demiş ki, beşiktaş, tökezlerse düşer, arkadaş tökezledi işte, fena tökezledi ama düştü mü peki?? beşiktaş 4 maçında mutlaka puan kaybeder diyenler (-ki kaybedebilir, futboldur bu) başakşehir'in bütün maçlarını kazanacağından nasıl emin oluyor. nereden baksan tutarsızlık..

  • beşiktaş

    ne yapılırsa yapılsın ülkedeki önyargılar değişmiyor. kendi takımının taraftarı dahi bazı şeyleri anlamıyor. tek tek açıklayayım;

    * şampiyonlar ligi dönüşü denen bir hadise vardır. şampiyonlar ligi, takımları hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratan bir organizasyon. takımlar, prestiji ve maddi kazancı yüksek olduğu için şampiyonlar ligine önem veriyorlar. hafta içi şampiyonlar liginde oynadıkları için ya aynı kadrolarla düşük tempolu maç oynuyorlar ya da geniş kadroları varsa rotasyon yapıyorlar. barcelona berabere kaldı bu hafta, real madrid sporting gijon'u, kendi sahasında 2-1 yenebildi, dortmund yenildi, leicester kendi sahasında berabere kaldı, juventus genoa'ya yenildi. bunlar bu haftaki sonuçlar. tabi ki illa yenileceksiniz diye bir şey yok, ama illa ki temponuz düşüyor ya da enerjinizi ekonomik kullanmak için tempoyu düşürüyorsunuz. geçmiş haftalara bakarsanız, diğer bir çok takımında buna benzer sonuçlar aldığını görebilirsiniz.

    * bu şampiyonlar ligi dönüşlerinde aslında rotasyon yapıyordu şenol güneş. ancak, takımda sakat sayısı arttı, sürekli maç yapıldığı için, sakatlar çok maç kaçırıyorlar. 3 hafta sakat olan bir oyuncu 5 tane maç kaçırıyor mesela.

    * karşısında, 1 hafta dinlenmiş, maça çok iyi hazırlanmış, ligin en düzenli takımlarından biri var. ve bu takıma karşı bile 30 ila 75. dakikalar arasında yüksek tempo yapabiliyor ve maçın hakimi olabiliyor beşiktaş. (emre sakatlandı diye öyle oldu demesin kimse, emre sakatlanmasaydı bile en geç 55. dakikada dili dışarda gezinirdi. unutmayın adam 36 yaşında ve ekstra eforla oynadı o ilk 30 dakika) ve bunu,çok değil 68 saat önce kendi tarihinin en duygusal ve tempolu 2. yarısını oynamışken yapıyor.

    * bir takım tüm maçlarını kazanamaz, başakşehir, şu anda, bu ligde puan kaybedilebilecek takımlardan biri. mehmet batdal ve visca'nın net pozisyonları gol olsa, yenilebilirdi bile. en azından bu süreçte yenilmemek önemli. bazen o 1 puanların değeri çok iyi anlaşılıyor.

    * sosa ile mario gomez'in yeri dolmadı deniyor. haksız ifade. giden oyuncu fetişizmi. yakında ismail köybaşı diye bile ağlar bazı taraftar. giden gitmiş, elimizdekilere bakalım. geçen seneki gibi oynamıyor takım deniyor. bu da yanlış ifade. beşiktaş'ın geçen seneden tek farkı, maçlar 2-0 falan olduğunda, tempoyu düşürmesi. geçen sene de özellikle 1-0 'ı erken bulamayınca takım bocalıyordu. ancak, geçen sene 2-0'dan sonra da köpekbalığı gibi saldırıyordu. neden, çünkü şampiyonlar liginde oynamıyordu takım. tüm enerjisini o maçta tüketebiliyordu. bu sene, mesela, trabzon, akhisar, adanaspor maçları, takım ilk 30 dakikadaki temposunu devam ettirse, 4'ten aşağı bitmezdi, bu sene istediğimi alayım, gerek yok gerisine diyorlar, dikkat edin. avrupa ligi falan demeyin, takımlar avrupa ligi maçlarında rotasyon yapıyor, çok yorucu bir organizasyon değil.

    *caner ve talisca gibi 2 adam uzun süreli sakatlandı. özellikle caner çok aranıyor takımda. fenerbahçe'de lens, 2 hafta sakatlanıyor, adamlar haklı olarak karalar bağlıyorlar.

    bu hocaya güvenin, bu ligde hala ve hala en iyi takım beşiktaş. haftasonuna çok var, fenerbahçe'ye yenilebiliriz, önemli değil. bu takım, bu sene en geç 30-32. hafta gibi şampiyonluğunu ilan eder. rahat olabilirsiniz..

  • 25 ocak 2004 beşiktaş samsunspor maçı

    türk futbolunun genetiğiyle oynanan maçtır. kesinlikle normal bir maç değildir. belki 10, belki 30 yıl sonra bu maçın ve o sezonun tüm detaylarını öğrenebileceğiz. şu an için büyük bir sır. bu maçın etkileri o kadar büyük ki.

    bu maçla beraber, beşiktaş fetret devrine sokulmuş, 2 büyüklü lig planları yapılmaya başlanmıştır. zira o maça çıkarken maç fazlasıyla beşiktaş 11 puan öndedir. iç sahada o sezon oynadığı maçlarda sadece 1 beraberlik almış, kadıköy'de fenerbahçe'yle berabere kalmış, son 1,5 sezonda sadece 1 kere yenilmiş, çok dominant bir takımken, takım bu maçla beraber tepetaklak gitmiş, ligi çok geride bitirmiştir.
    bu maçla beraber, lucescu, baş kötü ilan edilmiş, olayların en büyük müsebbibi olduğu algısı tüm türkiye'ye yayılmış, lucescu, sezon sonunda apar-topar gönderilmiş, kendisi ukrayna'da shaktar'ı avrupa çapında bir takım yapmış, avrupa kupası kazandırmış, brezilya'dan 3-5 milyon euro'ya aldığı adamları 20-30'a avrupa'ya satmış, takımını ekonomik olarak ihya etmiştir. son 5 yıldır, her sene lucescu muhtelif takımlarımız tarafından istenmekte olup, kendisi haklı olarak nanik yapmaktadır.
    beşiktaş'ın seba sonrası değişim vadeden başkanı serdar bilgili görevinden ayrılmış, yerine yıldırım demirören gelmiştir. 8 yıl boyunca beşiktaş'ı kendi oyuncağı gibi yönetmesi yetmiyormuş gibi, şimdilerde aynı misyonu türk futbolu için yapmaktadır. en yıkıcı etki bu olmuştur futbol adına..
    aziz yıldırım'ın fenerbahçe'si, bu maç sayesinde, o sene temellerini attığı ve en az 1 sene daha takımın olgunlaşmasını beklemek yerine şampiyon olmuş, 4 senede 3 şampiyonluk alarak oldukça dominant bir dönem geçirmiştir. her ne kadar bu yıllar fenerbahçe'ye ekstra şampiyonluklar olarak dönse de, aziz yıldırım'ın koltuğu çok sağlamlaşmış, bugün çok şikayet ettikleri 'dikta' düzeninin ilk adımları atılmıştır.

    yani bir maç, bir hakem, 5 kırmızı kart, bir samsunspor türk futbolunda bir devri ve geleceği değiştirmiştir. ama şaibeli bir şekilde..

  • hıncal uluç

    dünkü yazısında, napoli'nin, iflas etmek üzere olan, oyuncularını bedavaya veren, boş beleş bir takım olduğunu iddia etmiştir. italya'yı, avrupa şampiyonasında izledik, 3 tane adamını sayabilir misiniz, italya futbolu bitti gibisinden şeyler yazmıştır.

    birileri bu adama, napoli'nin bu sene 78 milyon euro'luk transfer harcaması yaptığını, higuain'i 90 milyon euro'ya juventus'a sattığını, son 2 yılda toplam 120 milyon euroluk futbolcu sattığını, şimdi takımın ön tarafını satmaya kalkışsa, en az 100-120 milyon euro'ya satacağını söylemesi gerekiyor. ayrıca, bitti denilen italyan futbolunun son 6 yılda 1 şampiyonlar ligi şampiyonu, bir de şampiyonlar ligi finalisti çıkardığını, milli takımlarının ise 2012'de final, 2016'da çeyrek final oynadığını da söylemesi elzem bence. belki de bunları o da biliyor ama işine gelmiyor. içindeki beşiktaş ve özellikle şenol güneş nefreti o kadar büyük ki, bunları bilmiyormuş gibi yapıyor.

    neyse ki, artık okunmuyor, izlenmiyor. çok şükür..