demesi kolay tabii62
profili

  • ben levent erden sorularınızı yanıtlıyorum

    hakkinizda girilmis, soyle bir entry var: (bkz: #20821885)

    "uzaktan eğlenceli gözüken ama yanında çalışması karakteri itibarı ile zor olan patron.ilk defa tanıstığı kadın müştem'lere toplantıda 'sen sus k...' gibi teşvik edici sevgili dolu cümleler kullanır."

    arkadas utanmis, yazamamis; ben sorayim: kevase? kasar? kaltak? hangisini tercih ediyorsunuz?

    sonradan kadinlarla ilgili ahkam filan keseceginiz tutar, bi reklam, bi farkindalik kampanyasi filan olur... bilelim istedim.

    ha yapmadiysaniz da yapmadiginizi soyleyin ki bu sacmalik ustunuze yapismasin. cevap hakki muhim.

  • aileden gizli yapılan en büyük şey

    bundan 10 sene once, o sirada askerde olan sevgilimi ziyaret ettim. ailem, ne sevgilim oldugunu biliyor ne de sehir disina ciktigimi.

    ne oldu peki? murphy kanunlari calisti tabii ki. gunubirlik gittigim yerde, askeri tesisin girisindeki yuksek bi basamaga takilip dustum. o an durumun ciddiyetini anlamadigim icin seke seke iceri gittim; sevgilimle bank gibi masalarda oturduk, muhabbet vs ediyoruz. bi sure sonra bacagim zonklamaya basladi. derken artik yerimde oturamaz oldum. etrafta gidecek bi yer olmadigi icin askeri revire alindim mecburen. sevgili kisisinin askerdeki ilk haftasi. eli ayagi girdi birbirine. ustumde diz boyu bi elbise var. komutan geldi, ikina sikina, bi seyler anlatmaya calisiyor. olay su: revirdeki askerlerin benimle muhatap olmasini pek istemiyor (bacaklarim acikta, kadinla temas vs muhabbetlerinden) o yuzden de hastaneye gideyim istiyor. fakat yanimda bana eslik edecek kimse yok ve yuruyemeyecek hale gelmis durumdayim. ne oluyor peki? sedye ile tasinarak, askeri ambulans esliginde hastaneye goturuluyorum. lifimi zedelemisim. igne yapilmasi gerekecek. sevgilimle oynasma ihtimalimiz olmadigindan sadece alt bacaklarimi almisim. sansima -tabii ki- hemsire yok, hemsir bey ignemi yapacak. alt bacaklar ipek puruzsuzlugunda, lakin elbiseyi bi kaldiriyorum, "yagmur ormanlarina hos geldiniz" diyen karsilama ekibim, yukarda horon tepiyor. hastaneden cikiyorum ve geceyi ordaki dandirik bi otelde geciriyorum. istanbul'a koltuk degnekleriyle donuyorum.

    bir kez daha anliyorum ki sevgili rabbim bana yalan soyleyip islerin icinden kolayca siyrilma yazilimini yuklememis.

  • sanatın hiçbir işe yaramaması

    sanat; bir meselenin peşine düşmektir. zamanın koşullarına göre bu, kimi zaman bireysel, kimi zamansa toplumsal bir meseledir.

    sanat soru sorar. cevap arar. cevaba giden yolu sevdirir.

    bir konçerto dinlerken dolan gözler, kalbine özlemi ve coşkuyu hatırlatır.

    sanat, insana tek yön bilet aldırır. zamanı durdurur ve unutturur.

    sanat, yokluğa takılan varlık çelmesidir; ölüme yapılan bir hayat naniğidir.

    sanat, hayatın ta kendisidir.

    hayata, sürekli, fonksiyon bazlı yaklaşmak zorunda kalmış birinin, nihayet, ikea çekyatı atıp, hoşuna giden tasarımda bir berjer almasıdır sanat.

    annenin işten yorgun argın gelip yamuk yumuk doğradığı domatesleri, emekli olduğunda aheste aheste ve biçimli kesmesidir.

    sanat; evden çıkmadan hemen önce aynaya baktığın o 5 dakikadır; oradaki simetri ve estetik arayışındır.

    sevgilindir sanat; onun yüzüne düşen saçı alıp kulağının arkasına koyuşundaki özendir. o an, çizilmemiş bir tablo; yazılmamış bir şiirdir. ama vardır. oradadır. ikinizindir. ve biraz da dünyanın nasiplendiği bir mucizedir.

    sanat; sensin.

    sen varsan; nefes alıyorsan; seviyorsan; çabalıyorsan... sanat işini layığıyla yapmış demektir.

  • evlenilecek kişiye verilebilecek garantiler

    evi yuva yapmaktan ötesi yoktur. bu olduğu sürece, her şey hallolur.

  • delirmemek için yapılanlar

    (bkz: delirmek)
    aysel gürel demişti bunu bir röportajında: "kendi adımın başına ben koydum "deli" sıfatını." "tek başıma 2 kızı büyütebilmek için."

    bu benim kulağıma o vakitten beri küpe oldu.

    küçültmeyin; büyütün eylemlerinizi. saklanmayın; soyunun. abartın.
    "delidir ne yapsa yeridir" kampanyasından faydalanın; tavsiye ederim.

    boş başakların dik durduğu şu memlekette; hoş taşaklarınızı havalandırın. götünüzü açıp demokrasi diye bağırın. tombiktolarınız meminto olsun. o zaman dans diyen bi manyak bulun, renk diye cevap verip gülün. susamayın sonra. gözünüzden yaş gelsin. aşk acısı çeken dostlarınız tavsiye isterse, sikimle taşağım, ustalara saygı kuşağım diyerek şunu önerin:

    montla sıç

    hayat bugün biraz daha çükübik ve fikibok.

  • çıkarıldığında rahatlatan şey

    sivilcenin içindeki sertleşmiş iltihap topu. içim bi tuhaf oluyo. gıdı gıdı böyle. iğrenç bi insanım azcık ama o hissi bilen bilir.

  • sevişelim ama sevgili olmayalım diyen kadın

    pipinize dost, egonuza düşman varlık.

    erkeğin ebleh esprilerine gülmez. türk erkeği'nin buna hazır olduğunu sanmıyorum.

  • sonra döndüm ve dedim ki

    - elma değil bu yediğ'miz gal'ba?!

    (bkz: elma değil ayva)

  • sözlükçülerin spor geçmişleri

    farklı zaman dilimlerinde spor salonlarına sponsorluk.

    ödeyip ödeyip gitmiyorum. bu performansımla, türk spor dünyasına bakanlıktan daha fazla katkı sağladığım kanaatindeyim.

    gönlümden koptuğu kadar götümden de kopsaydı keşke.

  • ağlayan bir kadına söylenecek en güzel söz

    şirkette yakınını kaybetmiş bi arkadaşımız, zor tutuyodu kendini. kapıyı kapatttım. oturdum yanına. gözlerine baktım. çok salakça ama kendini tutmana gerek yok, yanındayım, rahat rahat ağlayabilirsin dedim. iznime ihtiyacı yoktu elbette. sadece sürekli ağlama, üzülme diyip duyguları bastıran bi düzende, nefes aldırmak istedim. ağlarken de acıma, minnoşlaştırma, çocuk gibi sakinleştirme triplerine girmedim. teselliye ya da pış pışa değil, sadece ve sadece sıvılaşan duygularını içinden akıtmaya ihtiyacı vardı. yüzüne şefkat ve dostlukla baktım. karşılıklı derin bir nefes aldık. sarıldık. ikimize de iyi geldi.

    güçlü bir kadın ağladığında, dünyanız yerinden oynamıyorsa, ya sizde bir sorun vardır ya da dünyada...

    https://youtu.be/os0tg0ijcp4

    bu arada videonun neyden bahsettigi cok acik degil; hikayeyi okursaniz taslar yerine oturacak:
    (bkz: #32847467)

  • görme engelli bir memurun sözlüğe mektubu

    allah belanizi versin ya. sukredecekmismis. bu ego, bu kendini acayip yerlerde gorme hali hepimizi delirtti ve delirtmeye devam ediyor. erkek oldugu icin, engelli olmadigi icin neden boburlenir abi bi insan? manyak misiniz? niye soruyosam... manyaksiniz lan komple.

    mobbing davasi filan diyosunuz da gecin o isleri. her turlu kanit (psikiyatr raporu dahil) davam 5 sene surdu, sahitlerim vardi, reddettiler. intihar etmeme ramak kalmisti, ozsaygim sifirlanmisti. saka degil yani, ciddi ciddi psikolojim alt ust oldu. sonuc? kendimi uzdugumle kaldim.

    n'olur bagislayin beni ama gercekten bu ulkenin donustugu her seyden tiksiniyorum. umut filan da goremiyorum.

    engellilere lutufta bulunmuyorsunuz, jest yapmiyorsunuz, yuce kralliginizdan bir kuple bonkorluk de dagitmiyorsunuz. bu usttenci bakis midemi bulandiriyor gercekten. hepiniz engelli adayisiniz. o minik beyninize bunu sokun.

    engelliler cocuk degil. engelliler her seye sukran duymasi gereken ikinci sinif vatandas degil. adam zehir gibi, 2 universite bitirmis (mecbur da degil bu arada. her turlu haliyle saygiyi hak ediyor) kalkmis bi tane bezelye beyinlinin iki dudagindan cikacak karara bakiyor. deliricem lan.

    asiri sinirlendim yine. insert bela ve kufur here.

  • etrafta hiç pozitif neşe saçan kız olmaması

    (bkz: pozitif neşe)

    ne olduğunu anlasam, saçmazsam şerefsizim.

  • prezervatif kullanmayan erkek bahaneleri

    -i'm healthy
    +am i?

    çok güzel bir diyalogdu çevirmeye kıyamadım. yok lan çevircem tabii.

    adamla ilk sevişmemiz, dedim hücum yeleğini giy. giydi sağ olsun, fıttı fıttı devam ediyoruz. bi anda bendeki hissiyat bi arttı, güzelleşti ortalık. alla alla bi ibnelik var bu işte dedim. bu sinsirella yavşağın oğlu, arada prezervatifi çıkartmış.

    dedim sen hayırdır? merak etme dışarı çıktım diyo. bebişim dedim muhteşemsin de bu sadece hamilelikle ilgili bi durum değil. sağlıklıyım, bi sorun yok dedi. bunun üzerine ben de dönüp, çoğiyi dedin de ben sağlıklı mıyım acaba? hı? dedim. taze boşalmış suratıyla hayalete döndü. yaa dedim kalırsın öyle.

    şeytan diyo ki "aids'im" de, inme gelsin.

    dedim bende hpv vardı, şu an bi sıkıntı yok da yürek mi yedin yani?

    ilginç bi kafa cidden. kamu spotu yapıyorum arkadaşlar: kondom sadece pelinsu'ya karşı bir önlem değildir. kondom dostunuzdur, arkadaşınızdır. iğrenç bi şey ama takın. bu sahneyi bi düşünsenize...

    - sıkıntı yok ya ben sağlıklıyım
    + ben değilim

    sırtınızdan bi ter zerresi inmediyse, henüz yeterince akıllanmamışsınız.

    oyunun başına dönüp tekrar başlayın.

  • iç ses ile konuşurken kullanılan hitap

    çok şizofrenik bir tablo çizmeme neden olan hitap.

    bebeğim diye başlıyorum, kafana sıçayım neden böyle yapıyorsun diye devam ediyorum.

    aşkım girizgahından sonra, sen niye böyle sikik sikik şeylere kafanı takıyorsun diye kendime atarlanıyorum.

    pazarda çocuğunu kaybedince üzüntüden ağlayıp, çocuğu bulunca ağzına çarpan anne gibiyim. ne bok yediğim belli değil amk.

  • eski sevgilide kalanlar

    (bkz: üstü)

    üstü kalsın dedim
    çok üstelemedim
    yanmıştı canım bir kez
    yaramı eşelemedim

  • en iyi ağrı kesici

    kafayı seksle bozmuş gibi gözükmek istemiyorum ama (bkz: orgazm)

    https://www.bbc.com/…6/05/160516_masturbasyon_fayda

    migreni tuttuğunda, ağrılar içinde mastürbasyon yapan o manyak kadın benim. dünyanın en saçma ve komik sahnelerinden biri ama işe yarıyor.

  • nişan düğün tektaş balayı istemeyen kız

    kaybetmeye mahkumdur. isteyin amk. biz böyleyiz diye el üstünde tutuluruz zannediyorduk; idil fırat, mert fırat’la evlenip, kına gecesinde salona nakliye paletiyle girdiğinden beri hayatımı gözden geçiriyorum.

    yaz kızım: duvak 8 metre olacak
    tek taş, tam tur, nehirli akarsulu bilezik, yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlarda akmayacak profesyonel makyaj, kimler kimler yuva kuruyorda bozulmayacak topuz, instoşta eski şirkettekileri göt edicek ve kimsenin yorumlarda “ay şuraya da mutlaka gidin” diye caka satamayacağı bir destinasyonda en az 150 like getirecek fotoğraflık balayı...

    gerçekten çürük elma şekerine döndü bu iş. ne ayaksınız oğlum siz? ne istiyorsunuz? özge özpirinççi övüp neslişah alkoçlar’la evlenen engin altan düzyatan gibisiniz. bu bir hayat duruşu tanımı olmalı ya...

    (bkz: engin altan düzyataning)

    evet. artık bi adı var.

    lütfen bunu yapmayın sevgili oynar başlıklı türk erkekleri. çok sinirleniyorum.

    özge’linler asoşiyeytıt pres

  • 2018'i tek bir kelimeyle anlatmak

    dünyanın en esnek kelimesiyle mümkündür:

    öfke: hassiktir!
    şaşkınlık: aa hassiktir!
    neş’e: ahahahassiktir!
    keder: hassssssiktiiiiiirr...!

    nakış gibi içimize sokup çıkardı yemin ediyorum bu sene. hala deseni göremedim ama muhtemelen benim kumaş şöyle çıkacak:
    https://www.pinterest.com/pin/266275396698950610/

  • her sırrın bir gün ortaya çıkacağı gerçeği

    kanımca tartışmalıdır ancak eklemek isterim ki sırlar osuruk gibidir, tutmaya çalıştıkça daha şiddetli çıkar.

  • baba dayağı yemiş yazarlar

    çokluklarına şaşırdığım, üzüldüğüm, sevindiğim yazarlar...

    odamı toplamıyorum diye, sonra çok sesli ağlıyorum diye, okul servisini kaçırdım diye, erkek arkadaşım var diye...

    insan zihni çok garip; baş edemeyip bastırdım tüm hatıraları. babasına aşık bir kız çocuğu başka ne yapsındı?

    sevmeyi/sevilmeyi bilmeyen, kendisi de şiddet görmüş bir adam.

    en çok anneme şaşırdım ben galiba bu senaryoda... bir anneye, çocuğuna zarar vermekten daha kötü ne yapılabilir?

    evde çocuğunu döven, boğmaya çalışmış bir adam var; onunla gece aynı yatağa yatıp sevişiyorsun filan... sonra bi de çocuğuna garip, marjinal gibi sıfatlar yapıştırıyorsun. enteresan kafalar.

    ben bu insanları seviyo muyum, seviyosam neden seviyorum valla bilmiyorum. kendimi hep sahipsiz, köksüz, örselenmiş hissetmem bundan...

    bi de bağlanmaktan korkmam... ya çocuğuma zarar veren biriyle yaşamaya devam edecek kadar "aşık" olursam? anne olmaktan ödüm kopuyo bu yüzden, evlenmekten ödüm kopuyo bu yüzden.

    hayatım boyunca bir kere bile çocukluğuma özlem duymadım. bok gibiydi. her senem bir öncekinden güzel geldi.

    bunları yazmak hep çok koyuyo ama bilin istedim: yalnız değilsiniz. maalesef türkiye'de böyle acı bir gerçekliğin içinde büyüyoruz. önce kendimi, sonra da kalbi uf olmuş herkesi çok öpüyorum. kendi anne babanız olun, iyileştirin o küçük çocuğu. şefkate ihtiyacı var.