Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
13. cumhurbaşkanı kemal kılıçdaroğlu'nun sözlerini hatırlatan ifşa.

"bir ülkenin cumhurbaşkanı mal varlığı dolayısıyla tehdit ediliyorsa, egemen güçler talebini karşılıyorsa o cumhurbaşkanı o ülke için artık bir milli güvenlik sorunudur. işin özeti budur. türkiye'nin önünde bir takoz var, o takozun adı recep tayyip erdoğan'dır. o takozu türkiye'nin önünden çekip çıkarmak bu milletin şerefli bir görevi olacaktır."

(bkz: kul hakkı yiyene oy vermeyin)
2024 green card lotosu (dv2024) sonuçları bugün saat 19:00'da resmi sitede açıklanacak. abd'de gerçekten yaşama ve çalışma arzusu olan kişilerin seçilmesini dilerim.

eğer talihli olursanız ekranda şöyle bir görsel ile karşılaşacaksınız. bu yılki talihlilerin green card alma şanslarını arttırmak için şu bilgilere ihtiyacı olacak:

sürecin özeti

dv2024 süreci için yapılacaklar özetle şöyle:

1) kendiniz hakkında kapsamlı bilgi vereceğiniz göçmenlik formunun (ds260 formu) hızlı bir şekilde doldurulması
2) çekilişten seçilme sıranız olan dosya numaranızın (case number) aktif olmasını beklemek
3) kcc'den mülakat tarihi verilmesini beklemek
4) mülakat icin gerekli belgeleri hazırlamak ve ankara'daki abd konsolosluğunda vize görüşmesine katılmak
5) seyahat hazırlığı ve vizenin süresi geçmeden abd'ye ilk giriş

önemli notlar

* talihli olursanız hiçbir aracı şirkete veya avukata para vermeden kendi başınıza ilerlemenizi şiddetle tavsiye ederim. bu şekilde hem en hızlı şekilde hareket etmiş olacaksınız ve hem de bilgileri eskimiş avukatlarla veya danışmanlarla uğraşmamış olacaksınız.

* seçilmeniz durumunda yaşayacağınız süreci ayrıntılı olarak şuradan öğrenebilirsiniz. (azerbaycan'daki arkadaşlar şurayı inceleyebilirler)

* dosya numaranız çekilişten seçilme numaranızdır ve normal şartlarda dosyanız bu numaraya göre önceliklendirilir. yani önce küçük dosya numarasına sahip kişiler vize alır, daha sonra sıra büyük dosya numarasına sahip olanlara gelir. fakat son iki yıldır pandemiden dolayı biriken dosyalar nedeniyle bu uygulama yerine tamamen ds260 formunun gönderilme tarihine göre dosyalar vize görüşmesine çağrılıyor. tabii ki dosya numaranızın kaç olduğu ve bültende aktif olup olmaması da önemli ama aktif olan dosyalar arasında mülakat tarihi dağıtım işlemini ds260 formunun gönderim tarihine göre yapıyorlar. aynı uygulamaya dv2024'te de devam edebilecekleri için tüm talihlilere en önemli tavsiyem ds260 formunun tam ve doğru bir şekilde doldurulması ve en hızlı şekilde gönderilmesi.

* ds260 formunu dolduracak arkadaşlar (özellikle ingilizce seviyesi çok iyi olmayanlar) şu belgeden ve şu video'dan yararlanabilirler.

* abd dışişleri bakanlığı 1 yıl önce artık kcc'ye önceden belge gönderme uygulamasını durdurdu ve mülakat tarihi alan dosyaları direkt konsolosluklara yönlendirdi. bu uygulamaya hala devam ediliyor ve dv2024'te de devam edilebilir. bu konuda güncel bilgileri takip etmelisiniz.

* ankara'daki abd konsolosluğunda bekleyen birikmiş dosyalar çok az sayıda göçmen vizesi mülakatı verilmesine neden oluyor. bu nedenle eğer abd'de yaşıyorsanız ya da yakın zamanda vizenizle abd'ye gidecekseniz konsolosluklar yerine işlemleri direkt abd'den yürütmenizi tavsiye ederim. yani 'consular processing' yerine 'adjustment of status' yapacaksınız ve abd'den çıkmadan green card sahibi olabileceksiniz.

* yine üstteki maddeye paralel olarak yakın zamanda türkiye'den başka bir ülkeye gidecekseniz ve önümüzdeki yıl o ülkede yaşayacaksanız, göçmenlik dosyanızı o ülkedeki abd konsolosluğuna taşımayı düşünebilirsiniz. bu şekilde hem türkiye'ye gelmeden hem de ankara'daki yoğunluktan etkilenmeden göçmen vizenizi alabilirsiniz.

tüm dv2024 talihlilerine vize süreçlerinde bol şanslar! önceki yıllara kıyasla yasaksız, sorunsuz ve sancısız bir süreç temenni ederim.
mustafa kemal allah bin defa razı olsun senden. işin sonu bombok bir yere çıkmış olsa da şu monarşi geleneği denilen şaklabanlıklardan kurtardın bizi. yaşlı başlı adamlar garip garip kıyafetler giymişler bir kılıca dokunuyorlar, bir bilekliğe. biri çıkıyor kese içinde para veriyor. kenarda yeşil elbiseli bir kadın var kocaman memeleriyle arzı endam ediyor. kralın eline milyonlarca dolarlık mücevherlerle donatılmış sopa veriyorlar, o esnada spiker kralın üzerindeki elbise sadeliği sembolize ediyor diyor. kral bir koltuğa oturuyor, bir kalkıyor. o esnada almışlar 10 yaşında çocukları ilahi okutuyorlar. yemin ederim salaklık şu yapılan.
o sırada türkiye'de bir muhalif:
'ama kılıçdaroğlunun liderlik vasfı yok yavaş veya imamoğlu aday olsaydı oy verirdim şimdi vermicem'
ne garip insanlarsınız. geçen yıl aldığınız iyileştirme ile 2-2.5 kat para kazanıyorsunuz. kimse de çıkıp hakları değil demiyor. ama adam gelmiş mühendise de iyileştirme yapacağız diyor, hala "doktorlar çok almıyor, daha fazla verin" derdine düşüyorsunuz. bi açın gözlerinizi de etrafa bakın.
dünyanın en geri zekalı sorusudur.
niye etsin lan?
az da olsa stabil bir gelirin ve bankada kredibiliten var.
özelde çalışsan asla elde edemeyeceğin düzenli çalışma saatlerin ve tam verilen sosyal hakların var.
özel sektörde herif bazen maaşını bile vermiyor aylarca.
sen de devlette çalışmayı tercih ediyorsun.
ama bizim kuş kafalı aklı evvellere göre devlet seni açlık ve yoksulluk sınırı altında çalıştırıyorsa itiraz edip hakkını arayacağına istifa etmeliymişsin.
sizin ben beyninize kan götüren damarı sikeyim amına kodumun kuş beyinli salakları!
sen öyle yaparsın devlete girince...
bırakın çiğnesin amk

ulan cebinde ekmek alacak para yoktur, yaptığı işe bak. hükümetimiz bu türler için yerli bir sikiş robotu yaparsa benim oyumu alabilir. ama tamamen yerli olacak bu konuda çok hassasım.
süleyman soylunun “erkek erkekle evlenecek” dediği kişiler, kerimcan durmaz ve erkam yıldırım sanırım.
1900lerin başında doğanlar çocuk işçi olarak çalıştıktan sonra iki adet dünya savaşı görmüş, aralarda büyük buhran, gerçek kırım yapan salgınlar girmiş.başlıktaki en beğenilen entry'de bunu hatırlatmış, içinde bulunduğunuz zamanı bu kadar önemsemeyin.

endüstri devrimi öncesi de zaten bütün ülkelerde hayat neredeyse aynı. kas gücüyle tarımını yap ne ekersen onu biç. ara ara kıtlık olsun öl, salgın olsun öl, savaş çıksın öl.

(bkz: menemen soğanlı mı olur soğansız mı sorunsalı) bugün en çok tartışılan konulardanken, amerika keşfedilene kadar domates, patates, biber, mısır bile yok. tarihi figürler, krallar, sultanlar bir menemene ekmek bandırma zevkini yaşamadan ölüp gittiler.
akp li arkadaşıma videonun linkini attım, cevap :
-cevheri güven
- ama o değil videoda konuşan
- onun kanalı.
- iyi de böyle pislikleri ana akım medya mı yayınlayacak ya da cüneyt özdemir gibi tipler mi anlatacak, sen kimin konuştuğunu bi dinle
verilen cevap:
- kk nın da videoları geliyormuş

demem o ki, gerçekten bazı insanların gözüne bir perde inmiş görmezler duymazlar …
muharrem'e, oğan'a verecek gençler bunları izleyip daha kötüsünün olamayacağını anlaması lazım. tek alternatif kılıçdaroğlu şuan. mesele ideoloji meselesi değil. memleket meselesi.
“ilk taşı günahsız olanınız atsın” denebilecek ilişki türü. yargılamadan, kınamadan, gerçekçi tavsiyede bulunmak gerekirse; bu ilişkinin bir yere gideceği yok güzel kardeşim. evli erkeklerin aldattıkları kadını kendi istekleriyle boşama oranları %3; yeniden evlendiği kişiyle dikiş tutturabilenlerin oranı %30 civarında.
ve hayır karısıyla arası çok kötü değil, karısı evi terketmedi, zaten ayrı yataklarda yatmıyorlar ve en önemlisi çocuk da varsa bu bir bahane değil. hatta belki de bütün topları sen göğsünde yumuşatıp ona attığın; hayatına heyecan katıp; aşağılık kompleksini biraz olsun azalttığın için evde işler hiç olmadığı kadar yolunda. etik, ahlak bırakıp biraz empati yapmak lazım; vardır bir derdin; çocukluğuna inelim; aslında babanı annenden mi kaçırmaya çalışıyorsun bir görelim. seni de anlayalım; sen de kendini anla ki; eline sadece bir kez verilmiş hayatı kimsenin yedek kulübesinde heba etme. oldu mu canımın içi ?
banka soygunu düzenlemiş, üniversite işgal etmiş, 4 amerikalıyı kaçırıp karışıklığında 400 bin dolar fidye istemiş, çalıntı arabayla kaçarken polis karakoluna kurşun sıkıp iki polisi yaralamış deniz gezmiş'in idam edildiği gündür bugün.
romatik methiyelerinizi bir kenara koyarsak bu eylemleri şimdi 20 yaşında bir genç gerçekleştirse ne düşünürsünüz, ne hissedersiniz? sebep olduğu ölüm ve yaralanmalardaki asker ve polisler sizin kardeşiniz, babanız olsa aynı eylemi yapan kişiyi aynı şekilde kahraman ilan eder miydiniz? cevabı hayır. deniz gezmiş bir idol ya da lider değil suçludur. idam edildiği için kahraman ilan edilmistir. ne yazık 25 yaşında bir genci idam etmek, kahrolsun buna sebep olanlar evet ama yaşasaydı yeşil sol ya da hdp'de ancak vekil olacak, hiç birinizin de umurunda olmayacaktı.
birisi su geri zekalilara osmanli'da secim olmadigini, olsa bile kadinlarin oy kullanmasinin mumkun olmadigini ve dahi nufus sayimlarinda sayilmadiklarini soylese keske.

ayrica bir lafim da fransa'ya. ulkenizin ortalama zekasini dusuren bu iki ayaklilarin pasaportlarini ellerinden alip (bkz: persona non grata) ilan etmenizi tavsiye ederim.
hayatın ne kadar acımasız, komplike olduğunu düşünmek ve sorgulamak...
planlananla gerçekleşenler arasında inanılmaz uçurumlar olması, yaşarken en büyük gerçekliği hep görmezden gelmemiz...
hayat acı, acımasız ve ben güçsüzüm...
o paraları ne evlatların, ne torunların bu ülkede gönül rahatlığıyla yiyemeyecek.

ya bu ülkede olmayacaklar, yahut gönülnrahatlıkları olmayacak.

tekrar ediyorum. torunların dahi. sen onlara servet değil lanet bıraktın. yedirmeyeceğiz.
bu mu türkiye'nin okumuş etmiş kitlesi? bir tane adam akıllı soru cümlesi kuran adam yok sonra türk kızı şöyle böyle. alayınız rastgele bir kadından gelecek cevabı dört gözle bekliyorsunuz abaza ordusu.

benim sorum, türk erkeğine nasıl katlanabiliyorsunuz? sadece pompa için nefes alıp yiyip için bu salaklar ordusuyla yaşarken nasıl kafayı sıyırmıyorsunuz amk.
konu hayranlık beslenilen galatasaraylı futbolcu.
fakat hakan şükür diyen bir arkadaşa cevaben "bak bakalım posterden neden çıkarmış kekeke" yazan hırtolarla ne kadar diyalog kurulabilir ki.
ben yine de hayran olunan oyuncu ve fetöcülük gibi alakasız iki konuya tek paragrafta değineyim.

evet posterden çıkarttı yönetim, hatalı bir karar.
ama o fetöcü hakan şükür'ün kapısında kaç kez köpek olduğunuzu, kaç kez teklifte bulunduğunuzu da yaşın yetmiyor da bilmiyorsan, git selim soydan'dan dinle.
37 yasindayim. hayatimda ilk kez bunu yapiyorum. tam yatacakken "ya sen dilemedigin icin olmazsa" gibi bir hisse kapildim. uyutmadi da. kalktim bunu cizdim.

görsel

metafizik seylere cok inanmam ama siz inaniyorsaniz ve ayni dusunuyorsak bi duanizi alirim.

simdi cikip gul arayacagim.

e: bulundu gomuldu. hadi insallah.
78 .paragrafta internet paketim bitti. gelecek ay paket yenilenince kaldığım yerden devam edeceğim.

edit: okuduğumu tekrar anlamak için bir kez daha okudum ve 37.paragrafta yazım yanlışı yaptığını gördüm. lütfen düzeltir misin ? yazım kurallarına karşı hassasiyetim var.
akılda kalanlar mı? çocuğun makineye kurdum haftada bir kaç saat hala oynuyorum yahu ben.

yaş 37. sevdiğiniz şeylerden fırsatınız varsa kopmayın gençler.
kazanacak aday tantanasının ne kadar boş bir laf olduğunu gösteren video. kılıçdaroğlu'nun adaylığının zerre etkisi yok bu durumda.
atatürk gelse, fatih sultan mehmet gelse, peygamber gelse yine tayyip der bunlar.

edit: deprem bölgesine yardım göndermediğim için bir miktar vicdan yapıyordum. koy götüne rahvan gitsin, öyle göte böyle yarak, su veren itfaiyenin hortumunu siksinler, eşek sikildiği çayırda otlarmış, her halk hak ettiği şekilde yönetilir. kendinizi kurtarmanın yoluna bakın. bu ülkede yapabileceğiniz en iyi şey anca bu olabilir.
normalde ortalama 80.000 muhalif oy ile bir vekil kazanılabiliyorken türkiye işçi partisi’ne verilecek 1 milyon oy ile ancak muhalefetin 1-2 vekillik kazanacağı seçimdir. yani 2 vekil bile alsalar (ki bence bu bile zor) 500.000 oy ile 1 vekil eder.

bir çok konuda hala muhalif seçmen çok bilgisiz. erkan baş da çıkmış bugün tereddüt etmeyin oy verin demiş. ah erkan bey. seçim ikinci tura kalırsa muhalefetin alacağı her 1 fazla vekil ülkenin kurtulma şansını biraz daha arttıracak. siz neden bu tek başına liste işine girdiniz? hadi girdiniz bari şimdi anket sonuçlarını doğru okuyun. bir çok ilde tip’e verilecek oylar temsiliyete dönüşmeyecek. yazık olacak toplamda yüzbinlerce oya. zaten %2 memleket oyları çöp olacak bir de %2 tip oyuyla 1-2 vekil ancak çıkartılacak. toplamda %4 muhalefetten kayıp. yazık. karşımızda ülke yansa yıkılsa erdoğan diyen akp iktidardan düşüp medya bağımsızlaşmadan hiç bir şartta tercihini değiştirmeyecek oldukça tehlikeli bir hal almış %45’e karşı kazanmanın ve ülkeyi kurtarmanın tek yolu hiç bir oyu zebil etmemek. biz bir çırpıda %4’ü tek kalemle zebil ederek başlıyoruz bile.

lütfen herkes akıllı şekilde oyunu kullansın. her oy çok önemli. normalde kafası çalışan eğitimli insanlar oylarını zebil ederken akpliler her oyunu temsiliyete dönüştürüyor.
"...başarırsak budun kurtulacak, başaramazsak verdiğimiz mücadele geride kalanlara ödevlerini hatırlatacak. büyük bir ülkü için çekilen her kılıç, atılan her ok, çekilen her emek bil ki boşuna değildir. bunun sonucu mutlaka kazançlı olacaktır..."

tanım: oy vereceğim cumhurbaşkanı adayım.
provokasyon için yaptığınız videodaki gençler sarhoş haliyle bile akp seçmeninden gömlek gömlek mantıklı konuşmuş amk. gidip bu gençleri art niyetli bir şekilde en sarhoş hallerinde çekmenize rağmen sizin kitlenizden akıllı ve mantıklılar. ayrıca evet bira pahalı, seccade de halı parçasından öte bir şey değil. gidin köşede ağlayın.

o hanımefendi kadıköy'de çok rahat manipülatif bir anket yapabiliyor, gitsin gece o saatte akp'nin kalesi bağcılar'da esenler'de esenyurt'ta anket yapsın bakalım tek parça çıkabilecek mi oradan. bir de saçma salak bir kavgayı çekmiş sanki tüm chp'li gençler böyleymiş gibi, ezikler sizi. gidin akp'liler dahil 100 vatandaşa sorun, esenyurt'ta mı yaşamak ister kadıköy'de mi? en akp'lisi bile kadıköy diyecektir. o beğenmediğiniz muhalefet kesimin hayatını ancak uzaktan kıskançlıkla izleyebilirsiniz.

seccade derken küçümsercesine gülmesi bir tek benim mi gözüme takıldı? soru sorma biçimi bile saygısızdı. çok şey derim de neyse gerek yok.

ben de chp'li bir gencim gel bir de benle konuş bakalım ne tür görüntüler elde edebiliyorsun.
“zeka bir *rospudur yılmaz, her zaman karşılığını ister. “

ilkkan
‘ kürtler…başımızın tatlı belaları. ‘ kısmında güldüm ya duyarınız batsın komik abi gül işte.
arkadaşlar evlenmemiş bekar kalmış kadınlar sadece türkiyede normalin ötesinde görülmüyor. irlandada airbnbde evinde kaldığım bir kadında 60’lı yaşlarındaydı kendisi bekar kaldığo için ailesinin arkadaşlarının çevresinin söylediklerinden bahsediyordu. bu beyaz türklerde genel bir gerizekalılık var. geri kalmış düşündükleri kültür ve normların yalnızca türkiyeye has arap yada pers kültürünün baskısıyla olduklarını zannediyorlar. mesela erkekler bir araya geldiğinde kadın bedeni hakkında konuşur, avrupada erkekler arasında kadın bedeni hakkında konuşulanları duyunca şaşırmıştım. böyle bir dünya yok beyaz türkler, hepimiz kadınız erkeğiz ve insanız.
emaar avm bu konuda bir başyapıttır. öyle bir otoparkı vardır ki arabanızı h29a koyarsınız h28 e kadar gidersiniz ve orda biter. bildiğin düz duvar olur karşında. etrafı dolanır bakarsınız tüm avmyi gezersiniz bir şekilde bulamazsınız.

zamanında katını bilmeme rağmen bıraktığım yeri unutmuşum arabamı bulmam yaklaşık 45 dakikamı almıştı.
zor bir sınav yapmıştı hoca, sınıflar dökülmüştü.
en yüksek notu ben almıştım; 92. benimkine yakın bir not bile yoktu. hoca çok şaşırdı çünkü derste ruh gibiydim, konuşmazdım ama edebiyat iyiydi işte.
konuya özet geçmekte fayda var, başlığa yazan arkadaşların çoğu ne döndüğünün farkında, ben bu girdiyi dışarıdan okuyanlar yazıyorum;

türkiye'de şuan tam 25 milyon araç var. bunun %53,9'u otomobil. kabaca binek otomobil sayısı 13.475.000 civarlarında.

her yıl ortalama 1 milyon araç trafik tescil işlemleri yapılarak piyasaya giriyor. ülkedeki araç sayısı son 10 yılda 3 kat arttı. rakamlar esasında ülke ve aile nüfus sayıları baz alındığında gayet yeterli ve piyasanın akışı için makul görünüyor.

ankara'da 3,4 kişiye bir araç, hakkari'de ise 126 kişiye bir araç düşüyor.

gaziantep nurdağı, nüfusu 40.000 falan. depremden önce bu ilçemizde tam 600 galerici faaliyet gösteriyordu.

şimdi gelelim konunun asıl kısmına. ülkede araç sayısı son 10 yılda üç kat arttı dedik. yine aynı ülkede galerici ve ayaküstü al-satçı sayısı 10 kat arttı. öğretmen, polis, asker, garson, öğrenci, çiftçi, turizmci, kasiyer vb ne ararsan şuanda araç alıp satma peşinde.

piyasada önceden dolaşımda alınabilir %20 araç varsa, şuanda %1-2 bandında seyrediyor. enflasyonist ortamda insanlar paralarını ticari emtialara bağladığı için talep bir hayli yüksek. hal böyle olunca dolaşımdaki araç sayısına erişmek kısıtlıysa böyle bir durum meydana geliyor.

şöyle örnek verelim (rakamlar temsilidir);

2012 yılı

piyasadaki araç sayısı: 1.000

dolaşımda olan araç sayısı: 250

piyasadaki münferit alıcı: 200

piyasadaki galerici / satıcı: 75

bir galerinin sahip olduğu ortalama araç: 4

*2012 yılında 1.000 aracın 250'si ticari dolaşımda (al-sat). 100 münferit alıcı bu araçlar ile direkt buluşuyor. kalan 150 araç ise 75 galericinin elinden 150 ilave münferit alıcıya sunuluyor. piyasa bir şekilde tıkırında işliyor.

2022 yılı

piyasadaki araç sayısı: 3.000

dolaşımda olan araç sayısı: 1.000

piyasadaki münferit alıcı: 1.200

piyasadaki galerici / satıcı: 400

bir galerinin sahip olduğu ortalama araç: 5-6

dolaşım nasıl artmış değil mi ? evet ülkemizde çok fazla araç var, herkese yeterli, ama gelin biz derine inelim. 3.000 aracın 1.000'i dolaşımda, ki dolaşım oranı ayrıca arttı. 1.000 satılabilir araç olan yerde 1.200 münferit şahıs araç almak istiyor, arz-talep dengesi bunu bir nebze kaldırır. ama hopp, öyle olmaz, elinde ortalama 5-6 araç hacmine sahip 400 galericimiz var. alacaklar ki kar koyup satacaklar. 400 galericimiz %50 aktiflik oranıyla 1.200 araç dolaşım hacmi yarattı.

şimdi piyasada 1.000 araç dolaşımda ancak münferit alıcı 1.200 ve galerilerle +1.200 birlikte tam 2.400 adet talep var.

2012'de talep oranı %25
2022'de talep oranı %240

talebin bol olduğu yerde piyasanın fiyatı her hafta %3-4 artarsa, bu ülkede ne alıcı azalır, ne galerici azalır. kolay ekmek insanları böyle iştahlandırır.

enflasyon insanları alıma yönlendirir, para akışını artırır. ne zaman enflasyon iner, dolar kuru sağlıklı akışına kavuşur, alım satım meslek gereksinimleri istenir, araç sayısı artırılır ve ötv'lere müdahale edilir, işte o zaman ikinci el balonu patlar.

yoksa bizi daha çok sikmeye devam ederler.
domuzcuklu duvar kağıdına bile haram diye tahammül edemeyen ama s*kinin karşısında hiçbir din, güç ve peygamberin bile hükmünün kalmadığı über karakter fatih'i barındıran dizi.