klorobam18
profili

  • ali koç

    bir fenerbahçe taraftarı olarak ben fatih terim'e söverim kızarım, galatasaray ile ilgili olumsuz konuşabilirim holiganlık yapabilirim (hiçbirini yapmam ayrı mesele) çünkü ben bir taraftarım. ama ali koç'un başka bir deyişle fenerbahçe başkanının bir taraftar gibi davranmasına razı değilim. yöneticilikte bu kadar duygusallığa yer yoktur. mesele fenerbahçe'nin menfaati ise takımına sahip çık. adam akıllı transferler yap takımın parasını çer çöp etme. fatih terim ile uğraşmak nedir arkadaş? fatih terim'den ben de haz etmem ama fatih terim ne zaman çıkar galatasaray başkanı olur çık o zaman konuş. toplumu bu kadar germenin anlamı yok. allah göstermesin iki hafta sonra fenerbahçe galatasaray maçında bir olay çıksa birinin başına bir iş gelse bunun sorumlusu yöneticilerdir. aynı şekilde fatih terim ve mehmet cengiz için de geçerli. onlarla ilgili yorum yapmak istemiyorum ama benzer bir tartışmayı onlar başlatsaydı ali koç'tan beklentim hiç muhatap olmaması ve takıma yoğunlaşması olurdu.

    adama vizyon başkan dedik televizyon başkan çıktı.. sayesinde galatasaray taraftarı konsolide oldu. bir sonraki iç saha maçında belki de 10 bin kişiyle oynayacakken şimdi 40-50 bin kişiyle oynayacak galatasaray.

  • kütahya'daki saçma sapan trafik kazası

    öncelikle şunu düzeltmek gerekiyor. bu olayda araç kadına çarpmıyor. kadın araca çarpıyor. şoför yayanın kendisini bir şekilde farkettiğini düşünüyor. sallana sallana gelmesini de '' araç bir an önce geçsin ben de karşıya geçeyim ''diye yaptığını sanıyor. hani trafikte tali yoldan çıkarken ana yoldaki araç yol verince gaza kökleriz ya yol vereni bekletmemek için.bu da öyle bir şey. ancak bacımız tüm beklentilerin aksine arka kapıdan giriş yapmaya çalışıyor.. çok şükür ciddi bir sıkıntı olmadı

  • #dishekiminekulakver

    6 yıldır devlette çalışıyorum. diş hekimiyim. okulda çalışma şartları, ders sistemi, mobing, sonrası çalışma alanları, kamu atamaları ve döner sermaye sistemi, malzeme kalitesi , özel klinikler ile devlet arası haksız rekabet, kontenjanlar vs...bıktım ve hiçbir ümidim yok.

    devlette çalışan diş hekimi olarak 4 yıldır aynı parayı alıyoruz. bir hafta izin alsam öğretmen olan eşim ile aynı maaşı alacağım. polis olan dayımdan daha düşük alıyorum bazı aylar. ne çalışma motivasyonu kaldı ne de geleceğe dair bir umut. malzeme kalitesi yerlerde. performans baskısı had safhada. alacağım 3 kuruş para için kalitesiz malzemelerle insanların sağlığını tehlikeye atacağıma sevk zincirinin bir halkası olmayı tercih ediyorum. çalıştığım kurumda 6 ayda 2 tane hekim özele geçti. bu sayı bu gidişle artacak kaldı ki ben bile artık özel düşünmeye başladım. daha 2 seneye kadar uzman olmamama rağmen gömülü diş çekimi, süt dişlerine kanal tedavisi, amputasyon, gingivektomi, gingivoplasti gibi uzmanlık gerektiren işleri devlet imkanları ile yaparken şimdi basit diş çekimini bile yapasım gelmiyor. özeldeki arkadaşların çağrılarına kulak vereceğim muhtemelen. hastanemizde çalışan nitelikli hekimlerimiz artık kendilerine klinik açmanın hesaplarını yapıyorlar. diyeceksiniz ki sen olmazsan başkası olur. işte o öyle olmuyor. kontenjanlar istediği gibi artsın, hekim sayısı istediği kadar artsın mevcut sistem değişmediği müddetçe 2 gün sonra alacağınız randevu sonrası sadece sizi muayene edecek hekimle karşılaşırsınız. sonra uzman diş hekimine neden randevu alamıyoruz diye bimer, cimer vs. şikayet edersiniz. değişen bir şey olur mu? belki şikayetlerle uğraştığı için uzman diş hekiminin istifa etmesine vesile olursunuz. (geçen sene 2 uzman bu yüzden istifa etti)

    bu olay asla diş hekimi özelinde değil. bu ülkede sağlıkçılar asla hak ettiğini alamıyor. hadi biz hekimiz. hastanın ağzına sıçmayı göze aldıysam maddi olarak iyi kazanabiliriz ya da özel sektörde ekmek var. peki hemşireler, yardımcı sağlık personelleri vs... ne geceleri var ne gündüzü. hekimin mobing yediği bir ortamda mobingin allah'ını yiyorlar. torpil had safhada. torpilli personel masa başı gün boyu otururken, torpili olmayan yardımcı personel gecesiz gündüzsüz köpek gibi çalışıyorlar.

    önümüzdeki 3-4 senede sağlık ile ilgili ciddi reformlar yapılmazsa kamu kurumlarında nitelikli bir tane bile hekim kalmaz. belki de özel hastane sahibi olan bakanımızın amacı da budur? keşke aksini iddia eden bir açıklaması olsa..

  • öğretmen kalitesinin artması için çözüm önerileri

    çok şey var ancak bir anımı paylaşmak isterim. lisede iken ingilizce öğretmenimiz müfredatı çöpe attı ve kafasındaki eğitim ve öğretim şablonu bize uygulamak istedi. o da şuydu : temel gramer bilgisinden sonra her hafta bir konu belirlenir. (örn: futbol) onunla ilgili key words'ler belirlenir onları ezberlemeye çalışırdık. sonra bir hafta boyunca sınıfta türkçe konuşmak kesinlikle yasak. tamamen tarzanca bir ingilizce ile maç muhabbeti.. her hafta başka bir konu. aradan 2-3 ay geçti. biz şaka maka ingilizce konuşmaya başladık. derdimizi gayet güzel anlatıyoruz. sonra okul yönetimi araya girdi. müfredatı uygulanmadığı için ingilizce öğretmenimize uyarı verdiler. konu il mem'e gitse soruşturma açılabilir diye de tehdit ettiler. sonra açtık müfredat kitabını

    " may feyvırıt popstar is tarkan"

  • doktorların hemşirelere sarkıntılık yapması

    --- spoiler ---

    ceplerinden kondom çıkarıp masaya koyup imada bulunanlar mı derseniz
    --- spoiler ---

    (bkz: cool story bro)

  • phillip cocu

    eğer ali koç burayı okuyorsa (bkz: 70 milyon bizi izliyor) cocu için şunu yapsın. tekrar takımın başına getirsin. ilk iç saha maçında yedek kulübesinin önünde beklesin. 2 maç dayanamaz istifa eder. % 100 çalışıyor.

    ya da parasını vermeye devam etsin. fenerbahçe a-2 ya da minik takımının başına geçsin. 10 milyonu 3 seneye bölerek taksit taksit ödeyelim. 3 sene kaybedeceği pr'ı düşünüp istifa edecektir. en olmadı gitsin kaynaşlı'da topuk yaylasına . tek başına takılsın.(bkz: the shining)

    gelelim esas bombaya.. en kestirme çözüm de şu. bu adam ali koç'un otelinde kalıyor. başkan hesabı biraz şişirsin. gece odaya 2 tane hatun yollasın. o kısmı ersun yanal halleder. alevli iki tabak. sabah bir adison ''10 milyon euro'' ödemezse de maaşına ya da alacağına haciz konsun..

    o da mı olmadı. housekeeping elemanı fetullahın 2 tane kitabını bıraksın odasına. sabah şafak baskını.sorguda 5 gün kalsa 6 . gün kaçar.

  • alkol satan migros'un kurbanlık satışı yapması

    diyanete milyonlarca lira bütçe ayırıp alkolden vergi alan, faiz ile piyasayı döndüren ülke kadar anormal değildir..

  • doktorların hastalara sen diye hitap etmeleri

    5 yıldır hekimlik yapıyorum. hastaları 2 ye ayırıyorum. yaşı bana yakın ve yaşı bana uzak olanlar. hiçbir yerde yazmaz ancak belki de şahsi takıntımdır. yaşı yakın(29) olanlar, bana ''sen'' diye hitap ettiğinde yüzüm düşer, ancak tepki de vermem. ısrarla hastaya 'siz ' diye hitap etmeye devam ederim. belk de 'siz ' kelimesini biraz daha vurgularım.

    ancak gelelim diğer kısma. çocuklara siz demiyorum genelde. 'abicim', 'canım', 'aslanım' gibi çocukları rahat hissedirecek hitaplar kullanırım. diğer kesim de yaşlılar. onlar da bana ya direk ismimi söylerler ya da 'yeğenim' , 'evladım' gibi seslenirler.. hiçbir şekilde alınmam. ama yine de önce 'siz' diye başlarım. baktım hasta anadolunun bağrından kopup gelmiş biriyse onun dilinden konuşurum. ben de' amca', 'dayı''teyze' demeye başlarım. o zaman hasta ile iletişimin daha kuvvetli oluyor. (laubalilik ya da ağırlığını kaybetmek çok ayrı) . tabi gelen yaşlı hasta emekli albay ise 'siz ' i vurgulamak gerekir. çünkü o adam belki de 'efendim' kelimesini bekliyor.

    bir insanın -ille de hekim olmak zorunda değil- tanımadığı birine 'siz ' diye hitap etmesi şık bir davranıştır. saygılı bir davranıştır. ancak karşındaki insan ile kooperasyonunu arttırıyorsa , yapacağın tedavinin başarısını olumlu etkiliyorsa farklı hitap şekilleri kullanılabilir.

  • ab & türkiye müzakerelerinin askıya alınması

    2002-2005 yılları arası erdoğan ve abdullah gül'ün ab müzakereleri için vermiş olduğu gayretler aklıma geldi .. 1 haftada tüm avrupa başbakanları ile konuşmuş hepsiyle iyi ilişkiler sergilemişlerdi... berlusconi dostu, zapatero kankasıydı..

    şimdi niye böyle olduk ki. üzülüyürum sözlük.

  • iyi parti'nin ilk seçimde alacağı oy oranı

    arkadaşlar. bu seçimde sonucu en çok merak edilen ve süprize en açık sonuçtur.

    bu ülkede yaklaşık %25-35 lık bir kitle mevcut. kimileri onlara sessiz seçmen diyor , kimileri merkez seçmeni , kimileri de omurgasız..

    kendilerini herhangi bir partiye ve ideolojiye ait hissetmeyen ; o günün şartlarına göre siyasi tercihleri olan kişilerdir.

    bu kitle zamanında menderes'e oy verdi. zamanında bir seçim ecevit'e bir seçim demirel'e oy verdi.. yeri geldi özal'a yeri geldi akp'ye oy verdi..

    bu insanları herhangi bir mitinge götüremezsin , bir bayrak taşıttıramazsın. siyasi bir tartışmaya bile giremez. tartışma siyasi partiler üzerinden değil genel durum üzerinden olur.. herhangi bir partinin ne fanatiğidir ne de düşmanı..kırmızı çizgi devrin akımıdır. (bkz: dip dalga)

    hani hep soruyorsunuz ya sen vermiyorsun , ben vermiyorum kim bu adamlara oy veriyor. işte onlar veriyor. sessiz seçmen..

    2018 türkiye'sinde 16 yıllık akp iktidarı çevresinde gerek çıkar odaklı gerek de fanatizm boyutunda bağlı olan yaklaşık % 35 mevcut. her koşulda chp'ye oy verebilecek % 20 mevcut. % 4-5 mhp tabanlı ve sadece milliyetçi partilere oy veren kitle var , en son olarak da %10'a yakın hdp kitlesi. bunlar kendilerini gönül verdikleri partiye karşı bağlı hissederler. aidiyet duygusu içerisinde mitingine de katılırlar , eşi dostu ikna etmeye de çalışırlar , soru soran anketörlere gururla akp , chp, hdp diyebilirler ..

    ancak sessiz seçmen hep kararsızdır. net bir partisi yoktur. bunu sözlerinden de çıkaramayabilirsin. akp'yi eleştirip akp'ye de oy verebilir. tam tersi de olabilir. eğer meral akşener ekranlarda sönük kalmasaydı bu kitle olduğu gibi iyi parti'ye de kayabilirdi.. ancak bir miktar geçiş söz konusu. ne kadar olduğu hakkında çok da bilgi sahibi değiliz. bu zamana kadar bu kitle akp'ye oy verdi. ancak olası bir ekonomik krizde başta iyi parti olmak üzere akp'den ayrılacaktır bu seçmen..

    akşener ile muharrem ince arasındaki en büyük fark da budur. muharrem ince muhalefeti tek başına konsolide edebilirken , akşener ise akp'nin içinden oy devşirebilir. o yüzden akp akşener'e ambargo uyguluyor.

    not: şimdi diyebilrisiniz. akp akşener'in başkanlığından mı korkuyor. tabii ki hayır. akşener'in 3. parti olacağına eminler. ancak tabanları kıyasladığımızda iyi parti ile akp arasında bir köprü mevcut. ancak bu köprü çift yönlü. erdoğan -diyarbakır mitinginde de görüldüğü üzere- hdp'li seçmenin muharrem ince'ye meyilli olduğunun farkında. kürt seçmenden ümidini kesmiş durumda. olası 2. turda seçimi kaybetmemek için karşı taraftan kendine çekebileceği tek bir seçmen kitlesi var. iyi parti seçmeni. amaç muhafazakar milliyetçi olan iyi parti seçmenini hdp seçmeninin destekleyeceği muharrem ince'ye oy vermektense kandile operasyonlar düzenleyen hatta kandil'e bayrak diken erdoğan'a oy vermelerini sağlamak. hedef bu. ancak en asgari beklenti de seçmenin kafasını karıştırıp sandığa götürmemek..

  • aykut kocaman

    galatasaraylı arkadaşlarımın bari o kalsın diye temennide bulunduğu antrenördür..

  • 19 mayıs 2018 gazişehir erzurumspor maçı

    webo istavroz çıkardıktan sonra müslüman gibi ellerini açıp dua etti. adam garantiye alıyor..

  • afrin antakya'ya ait olacak

    bence direk adanaya bağlansın. sonuçta iç savaştan çıkan bir şehrin adaptasyon süreci söz konusu.

  • doktorların biz nöbet tutuyoruz ağlaklığı

    tabi ki sadece türkiye'de görünür. çünkü doktorların 48 saat çalıştırılıp; gerek doktor sağlığının gerek de hasta sağlığının tehlikeye atıldığı başka bir ülke yoktur. bindiğiniz otobüs şoförü 48 saattir direksiyon sallıyor deseler en yakın durakta inersiniz.

    bence doktorun ağlamasıyla uğraşacağınıza 48 saattir uyumayan bir "insan" ın tedavisine muhtaç olduğunuz sistem ile uğraşın..

  • apple türkiye rezalet günlüğü

    açılın mağdur geldi.eşime apple türkiye garantisi ile iphone 6s plus almıştım. düşme sonucu sim kart aparatında(taşıyıcı) hafif bir yamulma oldu.düşme en fazla 30-40 cmlik bir yükseklikten oldu.ilk başta çok umursamadık. sonuçta yarım cm'lik bir bükülme.zaman sonra numaramızı başka bir operatöre taşıdık. haliyle yeni bir sim kart geldi. onu takmamız için de sim kartını çıkarmamız gerekti. ancak bir sorun vardı. sim kart aparatı sim kart yuvasına sıkışmış, çıkaramadık.

    daha fazla kurcalamadan servise gittik. ataşehir'de lydia servisi. adamlar baktı ve bize bu telefonun artık çöp olduğunu söylediler. '' siz bunu düşürmüşsünüz garanti kapsamı dışı. bu telefon artık kullanılamaz'' dediler.ben ise : '' yüksekten düşürme olsa kasada defekt olur. kasa tertemiz sadece sim kart taşıyıcısı.şu aparat çıkartılacak . yerine yeni parça takılacak. hatta ben internetten 15 liraya sipariş vermiştim.. çıkarın bizde parça var. biz takarız'' dedim. daha da saçma bir cevap geldi: ''iyide o orjinal parça değil ki onu mu takacaksınız telefona'' diye alay ettiler. hem onu takarsanız garanti kapsamı dışına çıkar. dediler. e siz telefonu 5 dakika önce garanti kapsamı dışına çıkardınız ya ,şimdi niye kıymetli oldu garanti? tabi sonra bana bir teklif yaptı ve gerçek amacı orada belli oldu. bana :'' siz bu telefonu bize verin size sıfırını 1500 liraya verelim. '' sonra ben: '' iyi de çöp olan bir telefona resmen 1500 lira bedel biçiyorsunuz. garanti kapsamında değil artık ,at çöpe dediğin bir telefon için 1500 fazla değil mi, siz enayi misiniz?'' dedim. (verecekleri sözde sıfır telefonun piyasa değeri 3000 lira idi) cevap ise kem küm. baktım olacak gibi değil bulunduğum binanın karşısında telefoncu vardı. neyse telefoncuya sorayım dedim.bunu duyan servisteki arkadaş bana :''eğer oraya götürürseniz garanti kapsamı dışına çıkar ''. (o gün kavga etmedim ya daha da kavga etmem) adamlar zorla telefonu benden almaya çalışıyorlar.1500 lira verip bana yeni diye
    muhtemelen ekranı kırılmış, suya düşmüş, ana kartı yanmış 2. el bir iphone verecekler. ancak onun karşılığında sadece ufak bir(0,5 cm) burkulma olan tertemiz i phone'u alacaklar . şark kurnazlığının böylesi. daha sonra gittim karşı taraftaki telefoncuya. 15-16 yaşlarında bir çocuk. aldı telefonu ama baştan uyardı 'bunu çıkarabilmek için ksasayı açmam gerekecek bu da garanti kapsamı dışına çıkarır telefonu' dedi.bende :''hangi garanti. oradan çıkalı çok oldu.'' dedim. sonra genç arkadaş 10-15 dakika uğraştı , aparatı çıkardı. bizim satın aldığımızı taktı. borcum ne kadar dedim. 15 lira versen yeter abi dedi. bu olay gerçekleşeli 1 yıl oldu. en ufak bir sıkıntı yaşamadık. servistekilere uysaydık yalandan 1500 liramız gidecek , ve muhtemelen sürekli problemler yaşayacağımız, otomobil değimiyle hasar kayıtlı bir telefonumuz olacaktı

    edit:imla

  • yazarların en iyi beş dizi listesi

    (bkz: cennet mahallesi)
    (bkz: akasya durağı)
    (bkz: bez bebek)
    (bkz: pis yedili)
    (bkz: tek türkiye)

  • en çirkin erkek kıyafeti

    yüksek paça pantolon. bitsin artık bu çile'

  • çaylak onay listesi

    çıktım mı emin değilim. herhalde bir yanlışlık var

    edit: evet. yaklaşık 2 yıllık bir beklemenin ardından , 2 aylık bebeğimi sallarken içinden çıktığım listedir. çocuk gerçekten bereketi ile geliyormuş.