debe başlıkları

beeyore94
profili

  • sabah kalkınca dile dolanan şarkı

    milelt lenny kravitz falan diyor bunlar nasil hayatlar yarabbim??

    ben 1 haftadir ferhat göçerin türlü türlü şarkisiyla uyaniyorum. ustelik adamin sesi de kafamda yankilaniyor.

    ferhat gocer dinlemem, arabada evde tercihim
    hep yabanci radyo ve kanallar. nerden duyup da aklima işliyor cozebilmis degilim. cok rahatsizim.

  • türk pasaportundan utanmak

    kirli pasakli tutuyorsaniz utanin tabi. ben pasaport taşıma kılıfına koydum. tertemiz cillop
    gibi.

    turk pasaportu dunyanin en pahali pasaportudur. ayrica vizeler ve aracilik hizmetleri icin de bugunun parasiyla 1000 tlye yakin ödersin hemen her ülkeye.

    sirf bu pasaportun yurtdisi cikisi bile 15 tl.

    yani hic oyle ezik pasaport degil aksine aşiri havali bi pasaport. o artist gavurlara versen bunu 2. sene aglaya aglaya geri verir abi bu cok maliyetli yeter yildim diye.

    gurur duyun gurur.

  • şenol güneş

    maç taktiği "şapkadan tavşan çıkarmak" olduğu için tabiki kim oynasa kötü görünür. messi bile barselonada tanrı gibiyken arjantinde necip uysal gibi durmuyor mu sahada?

    oguzhan da tolgay da ljajic de ve yerine göre babel de quaresma da lens de larin de negredo da cenk de (az nusretçi denmedi kendisine geçen sene) love da ve aklına gelebilecek herkes kötü görünür.

    biz ne diyorduk 4 sene evvel? van persie beşiktaşta olsa gol kralı olur diyorduk demi. salih uçan beşiktaşa gelse yıldız olur diyorduk. ozan tufan beşiktaşa gelse yıldız olur diyorduk. neden? o zaman ki takım biliçten miras set oyunu ve önde basma alışkanlıklarına sahipti.

    şimdi ise şapkadan tavşan çıkarmadan başka bi oyun planı kesinlikle yok. geçen sene en büyük plan topu sola çekip sağda demarke olan quaresmaya ozi, medel ya da tolgayın uzun top atıp pozisyona sokmasıydı. talisca gibi bir sihirbazla bu sistemi harmanlayınca tavşan çıkarmayı bırak tavşan üretim çiftliği kurdun resmen. ki o blie yetmedi ligi 4. bitirdin. underdog olduğun 6 maçlık şl serisinde ise başarı sağladın.

    bu sene de babel ve pepenin tavşanlarıyla ilerliyorsun ama nereye kadar??

    takım oyunu yok, set yok, üçgen yok, plan yok, pas yok hiçbir şey yok. sen töreyi lensi sahaya salıp maç almasını bekliyorsun. sonra olmayınca ljajici çıkarıp quaresmayı sokup 140 lık vagner lovea orta kesiyorsun yine.

    neden?? cunku planın yok planın.

    bakın 1 takımda 1 kişi kötüyse bireysel performansı kötüdür.
    bi takımda 2 kişi kötüyse o maçlık oyun planın kötüdür.
    bi takımda 3 kişi kötüyse kadro mühendisliğin kötüdür
    bi takımda herkes kötüyse hocan kötüdür.

    bu takımda herkes kötü. oyundan çıkan kötü oyuna giren kötü, oynayan kötü, oynamayan kötü, pepe kötü, vida kötü, caner kötü, gökhan kötü, medel kötü, oguzhan kötü, ljajic kötü, lens kötü. lan böyle bir şey olabilir mi? temelin ters şeritte gidip de herkes terste gidiyor demesi gibi.

  • muhteşem zannedilen hayal kırıklığı yerler

    ben hafta sonu aracıma atlayıp yeni yerler keşfetmesini çok severim. yeni bir alışkanlık da değil. ta babadan kalma bir şey. 80 lerden bu yana babam arabasıyla her hafta sonu bizi bi yerlere götürürdü. piknik vs yapardık.

    ondan bana yadigar olarak bu huy kaldı.

    şimdi gelelim konuya; bi koy buluyorum. nasıl güzel. nasıl muhteşem. denizin rengi, kumu, arkasındaki tabiatı. her şey kusursuz. sonra internette bu koy hakkında araştırmalar yapıyorum. yorumlar hep şöyle.

    "güzel koy ama tesis yok ya gidilmez buraya"
    "denizi iyi ama bi kafe bi restoran olsa iyimiş"
    "doğası güzel de tesisleşmesi lazım kesin"

    bak bu olaya defalarca denk geldim. şimdi bu her yere tesis isteyen gerizekalılar başka bi zaman twitterda "doğa harap ediliyor, zenginler bütün plajları denizleri kapatıp otel, restoran yapıyor" diye de şikayet edecek. adım gibi eminim buna.

    adam doğanın kendisine sunduğu en muhteşem yapıya siktiriboktan birinin gelip kuracağı boktan kafeyi istiyor. orda yiyeceği 20 günlük yağda kızarmış patatese 15 tl vermeyi, ordan 20 tlye 33lük bira satın almayı ve leş gibi kokan tuvalate sıçmak için yanıp tutuşuyor adam.

    şimdi sen bunları nasıl mutlu edebilirsin? bu adamlar eğitilmez bu adamlar mutlu edilmez bu adamlar huzur da vermez huzur da hissetmez. bu adamlar melankolik takılır, her şeyden şikayet eder, hiçbir şeyi beğenmez, kendisinin çok zeki ama çok şanssız olduğunu düşünür, her şeyin en iyisini en mükemmelini hakettinine inanır, kusur hep başkalarındadır ona göre, her şey onun anlık keyfine göre dizayn edilmelidir, kimse umrunda değildir ama herkesin umrunda olmak ister.

    vallaha şuraya yazılan yerleri görünce bi doldum. hadi gideyim de kahve demleyeyim.

  • instagram

    sorunlu insanlarin şikayet başligina döndü burasi da iyice.

    adam instagram yüzünde hayati yaşayamiyordum, o yuzden sildim kurtuldum yazmis. iyi aferim amk.

    şimdi eminim muazzam bi hayat inşaa edeceksin kendine. tek engelden kurtuldun.

  • instagram gizliliğini sürekli değiştiren kız

    3 sebebi olabiliyor;

    1- kapali hesabin fotograflari az like alir ve cok ilgi cekmez. fotograf paylasirken hesabi açik yaparlar. sonra kapatirlar.

    2- paranoyaktir. butun dunya kendisini önemsiyor ve gizli gizli takip ediyor zanneder. stalkerlardan falan korunmak icin kapatir arada

    3- stalkerlardan korunmak icin hesabini kapatir ancak bu durumda hesap dar bi kesime hitap eder. bu da rahatsiz eder. 2 arada 1 derede kalmiştir.

  • bisiklet kullanımının yaygınlaşmaması

    nasıl yönelmemizi istersiniz?

    yurtdışında çeşitli şehirlerde bulundum. çoğu şehirin mantığı aynıdır. evler şehrin dışında olur. şehrin merkezi çok geniş olmayan bi alandadır. ayrıca şehir merkezleri genelde düzdür.

    bisikletle çok rahat idare edebilirsin.

    şimdi istanbulu ankarayı geç. medeni şehir dediğimiz izmir için soruyorum??

    ben bostanlıda oturuyorum. şimdi bisikleti nerde kullanayım? bostanlı sahilde başka gitcek yer var mı? izmirin merkezi tam olarak neresi? bornova mı? alsancak mı? konak mı merkez? (idari olarak sormuyorum şehircilik anlamında soruyroum)

    bizim şehirlerimizin yapısı farklı. merkez diye bir şey yok. downtown mantığı dahi yok. her şey başka başka yerde.

    türk şehirciliği bisiklete uygun değildir. ha şehirde araba yasaklanır. ya da benzin 20 tl olur. herkes hindistan, tayland vs gibi mecbur kalır o zaman ayrı.

  • tayland'da mağarada mahsur kalan çocuklar

    özetleyeyim;

    1- antrenor kestirme yapmak için çocukları buraya sokmuş diyen var. tam olarak neden bu kadar derinde olduğu konusunda fikir yok. su doldukça içeri yönelmişler deniyor. bunu söylemem sebebim şu. sular dolmamış olsa dahi mağara rahat geçilecek bi mağara değil. farklı bi geçit kullandığından da bahsediliyor. ama yine de çok yerde yazan şey yağmur sebebi ile mağaraya girdikleri ve sular yükseldikçe içeri kaçtıkları.

    2- antrenor kurtulduktan sonra yargılanacak deniyor. (bence olmaz o iş, zaten aileler adamı suçlamıyormuş)

    3- bulundukları yere yukarıdan sondaj kazmak çok zor. 1300 metre gibi bi derinlik var. bi insan geçicek kadar geniş bi sondaj kazmak lazım kısa sürede. yani teknoloji yapar da zaman ve maliyet konusu sorunlu.

    4- mağaranın su basmasının sebebi girişten su dolması değil. orası yer altı. dağlar yağmur sularını içlerine alır. dağların içi genelde hep su doludur. bi yerlerden bi yerlere akarlar. yer altı suyu denen şey bu zaten. dolayısıyla mağaraya su dolmasını engellemek teorik olarak dahi imkansız. bütün mağaraya poliüreten sıkman lazım (bak teoride imkansız değilmiş aslında)

    bu vakada suyun mağaraya girdiği bir de ana giriş var. ordan su boşaltıyorlar zaten şu an.

    5- cmas 2 yıldız + padiden envai çeşit dalıcı brovesi olan biri olarak konuşuyorum. mağara dalışı en pis dalışlardan biridir.

    görüş mesafesi yoktur. fenerle dahi göremezsin. sarkıtlar ve dikitler çok tehlike oluşturur. yer yön duygusu, girdiğin yerden geriye çıkma becerisi büyük tecrübe ister. kılavuzlarla dalınır zaten anca. ki onla bile zor.

    o kadar dalış tecrübem var, batıklara daldım, gece dalışları yaptım, dışarda denizin üstünde hortum varken açık denizde dalış yaptım, fırtınadan çalkalanan denizde daldım, görüş mesafesi olmayan açık denizlerde daldım. buna rağmen benim mağarada dalmaya bi tarafım yemez. zaten eğitimim yok. almam dahi.

    bahsedilen mağarada 1-2 noktada oksijen tüpleriyle geçemiyormuş dalgıçlar. sanırım o noktalarda bcyi dahi çıkarıyorlar. yani daha net yazayım, dalgıç ekipmanları üzerindeyken geçemiyor adamlar. o kadar dar.

    zaten bi dalgıç öldü. boru değil yani.

    bu vakada çocukların oraya kadar klavuz halatlar çekilmiş durumda bu arada.

    6- şu an en mantıklı çözüm yalıtımlı esnek boru çekip çocukları bu boruların içinden halatlarda almakmış. kulağa çok basit geliyor ama o boruyu o hatta çekmek bile ölüm gibi bir şey. kaldı ki mesafe korkunç 1 kmden çok daha fazla. çocukların o dar tünelde kafayı yemeden gelmeleri lazım. ben şahsen delirirdim.

    7- tek kişilik denizaltı falan hayal

    8- hava balonu gibi şeyler düşünülüyor ama ciddi zor.

    9- bu konu ile ilgili benim tek merak ettiğim ve çok net bi bilgiye ulaşamadığım şey şu; arama çalışmalarında nasıl o noktaya bakmak akıllarına geldi? operasyon merkezinin ilerisindeki (mağaranın içinde) çocuklara ait ekipmanları buluyorlar. http://stmedia.stimg.co/…rop&ixjsv=2.2.3&q=38&w=420

    ancak yine de daha da derinlere gitmiş olduklarını düşünmek ilginç. tabi coğrafyanın koşullarına göre düşünmek lazım. taylandda bi çok yer altı gölü var. mağaralar var, obruklar var. hatta turistik bir çok yer mevcut böyle çamurlardan sürünerek tırmanarak gittiğin. o yüzden adamlar coğrafyaya göre düşünüp ilerlere bakmayı düşünmüşler demek ki.

    edit: aslında bulundukları yerin üstünde 3 kesit bulunmuş ama orayı kullanamıyorlarmış.

    edit2: çarşamba baya ağır bir yağış beklentisi var. salı da kısmen. o yüzden zaman daralıyor.

    edit3: çocukları önce ekipmanları buldukları yerde arıyorlar. sonra içeri gitmiş olabileceklerini düşünüyorlar. içerde pattaya beach diye bir nokta var. orda olabilirler diye düşünüyorlar. oraya gittiklerinde orası tamamen su doluymuş. bunu görünce briaz daha ileri gitmeye karar veriyorlar.

  • ricardo quaresma

    sadece 5 gün içinde 17 yıllık futbol kariyerinin özetini geçmiştir.

  • beck depresyon testi

    yine bi gerizekali testle karşinizdayiz.

    şıklara bak;
    -kendimi öldürmek istiyorum.

    ya boyle bi şıkkı işaretleyip testin sonucunun ne çikmasini bekliyorsun? :) kendini öldürmek istiyorsan bence kesin yaşama sevinci dolusun ve hayattan çok zevk aliyorsun falan mi dicek test sonucu?

    totolojik bi test gibi. kendi içinde cevabi zaten var.

    -kakan sulu mu katı mı??
    -sulu
    -himm o zaman sen kesin ishalsin.

    ayni boyle. tespit zaten şıkkı seçen kişi tarafindan koyuluyor. boyle idiot testler yapmayin rica edicem. beck falan dinlemem, adam olun.

    edit: arkadaşim dedi ki, bu zaten depresyon teşhisi konulan hastalar icin bi bakima check list. yani ölmek istiyor musun vs ne durumdasin şu an manasinda. silin bu başligi burdan.

  • 16 şubat 2018 talisca'ya verilen sarı kart

    alper ulusoy acemiligi.

    lan tamam pepe ve taliscaya kart vermek için maça çıkartilmişsin da bu kadar göze sokulur mu??

    bu nasi amatörlük.

    bak üstatlarindan öğren biraz. bu iş şöyle yapilir, önce hedef oyuncuya yapilan hicbir faule düdük çalmayacaksin. hatta bazi muallak pozisyonlarda 1-2 kez alehine duduk calacaksin. adam iyice delirecek.

    6-7nci faulden sonra talisca artik sinirlerine hakim olamayip gidip rakibe diklenince hoop cikarcaksin sarıyı direkt.

    boylece tum kamuoyu hakem hakli, talisca sinirlenmemeliydi diyecek.

    cuneyt, bülent gibi zeki hakemler boyle yapiyor yillardir. bu yuzden beşiktaş ligin en pozitif ve faulsuz futbolunu oynadigi halde ligin en fazla kart goren takimlarindan biri oluyor yillardir. cunku kartlarin %90 i itiraz ya da 6-7 faulden sonra sinirlenip yapilan kontra fauller.

    sen napiyorsun?? göstere göstere 2 metre onundeki faulde taliscaya kart verip rezil oluyorsun.

    amatör herif ya:) biraz üstatlarindan bu işler nasi yapilir öğren.

  • falcon heavy'yi türkler fırlatsaydı olacaklar

    maliyeti 90 milyon değil, 900 milyon tl olurdu.

    bildiğim tek şey budur. sevgiler.

  • abdullah gül şubatta sahalara iniyor

    meral akşenerden sağlam oy alır.

    sonra da mhp gibi akpyi destekliyoruz der. gül beyden çıkacak maksimum iş budur.

  • 24 aralık 2017 galatasaray göztepe maçı

    göztepe 16. haftası oynanan süper ligte 8 dış saha maçının 5ini kazanıp 1inde berabere kalarak şuan süper ligin dış saha lideridir.

    galatasaray ise 8 maçta 7 galibiyet 1 beraberlik ile iç saha lideridir.

    galatasarayın avantajları ise teknik direktör değişimi. genelde bu tip değişimler ardından gelen ilk maçta avantajlı skor olarak yazsın. sonraki maçlarda ise çöküş şeklinde gözlenir.

    açıkcası ben göztepenin kaybetmeyeceğini düşünüyorum. güzel bi beraberlik izleyebiliriz.

    başakşehir maçı öncesinde galatasaray adına bi anket yapmıştım. https://twitter.com/…yore/status/927540106180923393
    burda şıkları maksimum 4 galibiyetle sınırlandırmıştım ve kendim de 2 galibiyet alıra oy vermiştim.

    galatsarayın bu 6 maçlık seride şuan galibiyet sayısı 2:) o gün o anketi yaptığımda bi gsliye sorsam bana tinerci derdi.

  • türkiye'de jazz müziğin tutulmama sebepleri

    tutmamak degil o.

    henuz olmamasi. olmasi icin saglam bi gerekce sunulmamasi.

    bakin bi "ıssız adam" filmi izledik. butun ülke pikap delisi, 70 lerin 80 lerin muziklerine hayran oldu 2 günde. plaklar satilmaya baslandi her yerde.

    noldu?? rafine zevkleri hapla mi yutuyoruz??

    evet. cunku bizim ulkede hobi, zevk edinme
    kulturu yok. kucuklukten beri aman kızım
    çok gülme diye, çok güldük başimiza bir iş gelecek denilerek büyütülen insanlariz.

    3 yaşindan itibaren sevdigimiz hobilere degil, anamizin babamizin ve ogretmenlerin yonlendirmelerini yapmak zorunda kaliyoruz.

    dolayisi ile ortak zevkler, taklit hobiler oluşuyor. cogumuzun en büyük zevkim dedigi şeyler ogrenilmiş zevkler hep.

    rakı üzerine kitap yazabilir cogunuz, eminim alayiniz ayilip bayiliyordur. neden?? cunku oyle ogrendin.

    mangal en büyük zevkiniz demi??

    kahve içmeden güne başlayamiyorsunuzdur da siz kesin?? 3 sene once masaya french press konunca strese giriyordunuz napicaz diye ama şu an filtre kahveye bayiliyorsunuz demi?? fotolar falan hemen.

    kafa dergisi, kafkaokur en sevdiginiz yayinlar demi?? en buyuk
    pazar zevkiniz.

    kitap okumaya bayiliyorsunuz ve son okudugunuz 3 kitap fi çi pi mi?? ondan önce de elif şafak falan?? aa sapiens de en sevdiginiz kitaptir:))

    tatile bozcaadaya gitme planiniz var?? kaş ve akyakaya da bayiliyorsunuz??? ha bir de sülüklü göle kesin gitmek lazim abi demi?? salda gölünde kamp??

    hallstatta gitme planiniz var?? balayinda bali ya da maldivler?? dogu ekspresini kesin yapmak lazim?? kuzey isiklarini gormeden ölmemeniz lazim??

    neyse sonuc olarak göre göre ediniliyor zevkler genelde. jazz da bir gun mutlaka yayilir.

    bi etkileyici filme bakar, 2-3 bloggerin ya da 1-2 futbolcunun paylaşimi her seyi degistirebilir. cok derin manalar aramaya gerek yok tutmamasinda.

  • 6 aralık 2017 rb leipzig beşiktaş maçı

    şenol gunes ya da herhangi bi futbolcumuzun yabanci medya kuruluşuna maçtan evvel "leipzing iyi bi takim, kesinlikle küçümsemiyoruz, saygi duyuyoruz" aciklamasi yapmali.

    bu piç aciklamayi yabanci takim tdleri türk takimlari için istisnasiz yapar.

    kucumsemiyoruz demek alay etmek zaten. ne olur biz de yapalim artik, bu seviyede racon bu.

  • a101'in prezervatif indirimi

    muthis indirim.

    ikili paket yani 24 adeti 28 tlye geliyor.

    yilda 1 kullansak 24 yil eder. yil başina 1 tl nerdeyse müthiş.

    not: evliyim.

  • 2 aralık 2017 beşiktaş galatasaray maçı

    tolgay siz onu ne şekle sokmaya çalışırsanız çalışın 6 numara yani dmc (önlibero) olarak oynamayı seven bi oyuncu. son haftalarda oyunu hep orda oynadı. sadece en son malatya maçında topu alıp çıkmaya başladı ki o da maçın son dakikalarında iş işten geçerken. hatta göztepe maçında ortalama pozisyonlara baktığımızda tolgay atibanın gerisinde görünüyordu. ağırlıklı olarak ortalama pozisyonu ortasaha çizgisinde.

    (tolgay 18, atiba 13, oğuzhan 10 numaralı oyuncular. talisca 94)
    https://i.hizliresim.com/d7dbq7.jpg bu akhisar maçı. atiba ile tolgay aynı noktadalar. cunku aynı işi yapmaya çalışıyorlar.

    fikir olsun diye oguzhanın oynadığı sene başındaki bursa maçında ortalama pozisyon şöyle https://i.hizliresim.com/byqzjv.jpg

    bakın gördüğünmüz gibi atiba dmcde tek kaldığında daha geriye kaymış. cunku tolgay olduğunda sürekli ileri çıkmak zorunda kalsa da oguzhan varken ileri çıkmak zorunda kalmıyor. oguzhanın mevkisine bakın. doğrudan oyunun ön bölgesi.

    bakın çok kötü ve etkisiz kaldığımız başakşehir maçında atiba ile tolgaya tekrar bakalım. https://i.hizliresim.com/lbgq2e.jpg

    gördüğünüz gibi pratikte 2 dmc ile oynuyoruz. sonuç; akhisar, malatya maçları gibi yine doğru düzgün hücum edemeyen bi takım ve yine bi puan kaybı.

    olayın daha net olduğu başka bi görüntü https://i.hizliresim.com/4goj2j.jpg
    tolgaya bakın. pratikte maçı dmc olarak tolgay oynamış. atiba 8 numara olmuş maç boyu. ama yarım yamalak bi 8 numara.

    bu durum monaco ve porto maçlarında da aynı idi. bakın atiba-tolgay-oguzhanla başlanan monaco maçı. https://i.hizliresim.com/aymd2r.jpg

    yine atiba-tolgay çift önlibero olmuşlar. oguzhan hücumda tek. maçtan puanı aldık ama eski etkinliğimiz var mıydı?? söz sizin. ben tribündeydim. bence yoktu.

    özetle tolgay ve atiba birarada oynamamalı. bu durum atibanın da formdan düşmesine yol açıyor cunku atiba gerçek mevkisini kaybedip sürekli git gel yapıyor. yani tolgayın sabit 6 numaralı oyunu atibayı yoruyor. atiba 35 yaşında. son haftlarda atibanın kötü görünme sebebi de bu.

    hatırlarsanız biliç zamanında atiba veli ile beraber çift dmc oynuyordu, veli bugunun tolgayı gibi daha sabitti atiba ise ön bölgeye git gel yapıyor ve kademelere giriyordu ve o sene atiba olsa da olur olmasa da olur bi oyuncuydu. hatta o sene ben atiba için, yerine daha iyi başka bi oyuncu bulunmalı demiştim. (veli de yeni sözleşme imzalanmadan takımdan mutlaka yollanmalı demiştim o da ayrı bi parantez olsun)

    ama ertesi sene şenol hoca atibayı tek dmc yaptı (anlaşılan o ki bunu o zamanki eksik kadronun getirisi olarak tesadüfen yapmış) ve atiba 2 sene boyunca süperstar oldu. muhteşem oynadı 2 şampiyonluk geldi.

    fakat hoca şimdi ne olduysa tekrar atibayı biliç dönemindeki atiba gibi kullanmaya başladı ve atiba ilk geldiği yıl gibi sallantıda görünüyor.

    ayrıca 2 dmcli oyun başakşehir, mocano, porto, akhisar, malatya maçlarından 5 beraberlikle çıktı. sadece göztepe maçından iyi bi skor alabildik. porto ve monaco maçlarında da 2 golümüz yanlıs hatırlamıyorsam kanatlardan geldi ve şl maçları olduğu için beraberlik işimizi gördü.

    ama ligte bu 2 dmc bize daha çooook puanlar kaybettirir. son haftalarda takım sürekli çılgınca kanat ortası yapmaya başladı. neden? cunku ortada 2 dmc ile gidemiyorsun. tolgayın da atibanın da tek yapabildiği topu geriden kanatlara çıkarmak ve kanattan orta. takım bunu bilerek değil, mecburen oynuyor.

    özetle geçen hafta yazdığım gibi tekrar ediyorum.

    atiba-tolgay-talisca ortasahası=puan kaybı
    atiba-tolgay-oğuzhan ortasahası= puan kaybı.

    cunku tolgay gizli bi önliberodur. tolgay-oğuzhan-talisca oynamasına aklım yatar.
    atiba-oğuzhan-taliscaya aklım yatar. ama aksi durum kabul edilemez.

    ha bunu maç başlığına yazdım ama maçla ilgisi yok. atiba-tolgay-talisca çıkarsın maçı kazanırsın, olabilir. ama sezonu kaybedersin.

    umarım hoca 2 dmc ile maça çıkmaz. ben süper ligte 2 dmc ile maça çıkıp kazanılan derbi de şampiyonluk da anımsamıyorum. belki varsa da enderdir.

  • cenaze sahibinin taziyede yemek verme saçmalığı

    artık bir çok ilçe belediyesi cenaze evine pide ve ayran gönderiyor.

    en azından izmirin hemen her belediyesinde durum bu.

    bu durum gayet saçma bi gelenek ama cidden. yalnız bizim insanımız da bi acayip. cenaze sahipleri bile yeme içme derdinde oluyor cogu zaman.

    ben utanıyorum ya yok gerek yok falan diyorum, hoop önüme lahmacundur tatlıdır, tavşan kanı çaydır dayıyorlar.

    abi misafirliğe gelmedik taziyeye geldik. oturcaz, somurtcaz gitcez yahu.

    vallaha saçma gelenek. bitmeli.

    edit: yorumlardan anladigim kadariyla bazi yörelerde durum farkli. ben izmirliyim. izmir ve çevre illerde cenaze sahibi gelenlere pide, ayran, kola, çay sunar daima. istisnasini hic gormedim.

    evet eskiden komşular yemek getirirdi ama o 20 sene oncesinde kaldi. yok artik o buralarda.

  • neden pahalı olduğu anlaşılamayan şeyler

    pizza. sanırım asla anlamayacağım.

    180 gram etli hamburger 24 lira. içinde 3 dilim salam olan saçma sapan bi hamurun fiyatı 40 lira.

    sevgilimlerle 2 tane pizza yiyeceğimize rakı balığa gidiyoruz. hemen hemen aynı paraya kalkıyoruz.