de nada31
profili

  • tıbbın çare bulamadığı hastalıklar

    tıp dediğin biraz mayi, az antibiyotik, bir mide koruyucu, bazen kan sulandırıcı, arada steroid, bir iki nebül, azıcık insülin.

    tıp bir şeylere hakikaten çare oluyor, bir iki şeye de vakit kazandırıyor ama çoğunlukla top çeviriyor. şöyle kaba bir hesapla hastalıkların %50’sinin kesin bir çaresi yok.

    diyabetin, hipertansiyonun, aterosklerozun, koah’ın, ankilozan spondilitin vs... çaresi yok. apandisitin, mide delinmesinin, dalak kanamasının, akciğer enfeksiyonun ise çaresi var.

    antibiyotikler ve aşılar tıbbın en büyük radikal çareleri. ardından cerrahi geliyor. onun haricinde her şey vakit kazandırma, top çevirme...

    kronik böbrek yetmezliğinin nakil dışında çaresi var mı? koah geri döndürülebilir mi? peki ateroskleroz durdurulabilir mi? sedef tamamen bitirilebilir mi? orak hücreli anemi bir hapla düzeltilebilir mi?

    hayır.

    tıp hastalıktan topu çalıp kendi yarı alanında top çeviriyor, hepsi bu. tıbbın golcüleri ise antibiyotikler ve birkaç cerrahi müdahale. olanlar bu.

  • mevid-19 salgınından dolayı 600 bin kişinin ölmesi

    (bkz: o değil de kardeş solunum trake mi senin)

    hiçbir önlem alınmayan grip virüsü 300 bin ile 600 bin kişiyi geçen yıl öldürmüş. şubat’ın başından beri avrupa, mart’ın başından beri abd, nisan’dan beri tüm dünya sınırlarını kapatıp, insanlarını eve tıkıp, ekonomilerinin batmasını göze almalarına rağmen sars-cov-2 3 ayda 350 bin kişiyi öldürdü. koronavirüs tüm bu önlemlere rağmen mevsimsel grip ile karşılaştırılamayacak kadar büyük bir risk. açıklamaysa açıklama. neden hala ısrarcısınız bu kadar gerçekleri görmemek konusunda.siz de bunu açıklayın lütfen. ayrıca mevid-19 nasıl saçma sapan bir adlandırma. grip griptir işte.

  • herkesin aşırı terlediği ibo show 20. bölümü

    hande yener’in şok marketten gün sonu alıp geldiği yıllar. bir insanın tipi ancak bu kadar kasiyer olabilir.

    edit: burada ne kasiyerleri ne de hande yener’i gücendirmek istedim. bazı meslek gruplarının kendine has tipleri vardır, nasıl bolulu aşçı, kasap, kuaför denilince akla bir jenerize edilmiş bir tip geliyorsa benim de hande yener’in 2002 deki halini görünce, aklıma bir kasiyer tipi geldi. saçı ve makyajı bana bunu düşündürttü.

    kimseyi durduk yere üzmek istemem bunu aşağılama olarak görmek de kötü ve çok çok zorlama bakış açısı. hande yener çirkin, kötü bir kadın değil, birini hande yener’e benzetmek neden hakaret olsun? ha bir insan şarkıcının tarzını beğenmiyor olabilir ama bunu hakaret olarak algılamak çok saçma.

    ayrıca başıma birkaç defa kasiyer, daha doğrusu tezgahtar sanılma olayı geldi, yalnız ben görevli değilim deyip gülümsedim. o kadar. bundan alınmadım, zoruma gitmedi.

    onuruyla para kazanan bir şarkıcı ile bir kasiyeri birbirine tipleme olarak benzettim, bu kadar. alt metin yok, aşağılama yok. dolayısı ile zorlama sjw olmanın da lüzumu yok.

  • türbanlı tıp öğrencisi

    çankaya'nın first lady'si türbanlı olur mu tartışmalarında üniversite öğrencisiydim. şiddetle hayır olamaz diyordum çünkü öyle öğrenmiş, öğretilmiştim. sonra bir baktım ki oluyormuş.

    üniversitelere baş örtüsü ile girilmeyen yılları da gördüm. öğrenciler binanın hemen dışında başlarını açarlardı. ben de bunu olması gereken olarak karşılardım. çünkü üniversitelere başörtüsü ile girilemez demişlerdi, ben de inanmış, inandırılmıştım. bu yüzden bu zulmü, haksızlığı içime sindirirdim. sınıf arkadaşımın hemen yanı başımda binanın dış penceresini kendine ayna yapıp okumak için zorla başörtüsünü çıkarmasını makul, okumak için ödemeleri gereken bir bedel olarak gördüm. bu haksızlığa içimden bile ses çıkarmadım. çünkü üç beş oy için, birileri yerlerini korusun, varlık sebeplerini devam ettirsinler diye başörtüsü ile üniversiteye girilmez yalanına inanmış, inandırılmıştım. kendi aklımı kiraya vermiştim.

    sonraları insanların neye nasıl inanıyorlarsa öyle yaşamaları gerektiğini anladım. bu gerizekalı türban kompleksinden garip liberal bir aydınlanma ile vazgeçtim ve inanın çok rahatladım.

    üniversitenin son senesinde ise üniversite öğrencilerinine türban yasağının kalkmasına da şahit oldum. kendi intern grubumda olan ve sevdiğim arkadaşlarımın baş örtülerini takıp önlüklerini giyip çalışmalarını gördüm. aynı insanlardı, aynı ilkelerle çalışıyorlardı, aynı işi aynı ciddiyetle yapıyorlardı ama bir farkla; o gün hepsinin gözleri ışıl ışıldı, hepsinin gözleri gülüyordu.

    türbandan korkmayın tahammülsüzlükten korkun, türbana tahammülsüzlüğün maşası olmayın, sınıf arkadaşınızın, komşunuzun, çocukluk arkadaşınızın destekçisi olun. biz beraber oldukça güçlüyüz, birkaç oy için manipüle edilmeyin. bu insanlar düşman değil, herkes ile eşit vatan evladı. bunu unutmayın.

  • 14 mart tıp bayramı

    türk mücadelesinin, türk aydınlanmasının bayramı.

    bundan 100 yıl önce, muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kanda bulan gencecik türk tıbbiyelisinin işgal güçlerinin karargah olarak kullandığı tıp fakültesine, üstüne üstlük istanbul'un her yerinde türk bayrağı indirilmişken bayrağımızı asmasının 100. yılı...

    büyük mücadeleyi başlatmasının 100. yılı...

    kutlu olsun.

    bağımsızlığı karakteri olarak benimsemiş fedakar, emektar, mücadeleci tüm hekimlerin bayramı kutlu olsun.

    nice bayramlarımız olsun.

  • yazarların 2019 yılından beklentileri

    (bkz: 1 milyon dolar)

  • sovyet mühendisliği

    çarlık döneminde bir bok üretmeyen rusya’yı fezaya çıkan ilk ulus yapmıştır.

  • çiftlik bank

    dedemi sülün osman dolandırmıştı, babamı ise banker kastelli. ben de dolandırılmak için jet fadıl’ın caprice gold’una birkaç kez girmeye çalışsam da yüksek giriş ücretleri nedeniyle dolandırılmaya nail olamadım, ben de mega holdings, herbalife gibi projelerde ufak ufak dolandırıldım ama babam gibi ev parası kaybetmedim. o yüzden ailede hep yarım adammışım gibi bir pozisyona düştüm.

    çiftlik bank ilk çıktığında şüpheyle yaklaştım açıkçası. mehmet aydın’ın tipine baktıkça bu beni nasıl dolandırsın dedim ama eşimin de telkiniyle (kendisi yılların oriflame ve avon gezici bayisi, doğrudan pazarlama çalışanı. her ay ufak miktarlarda zarar yaşayarak ve yaşatarak şu çarkı döndürüyor çok şükür) bu işe girdim. mobil oyun uygulaması gibi saçma ve emek isteyen dolandırma yöntemi olsa da yine de vazgeçmedim.

    çünkü şunu fark ettim ki bu ülkede dolandırılmak bile aslanın ağzında. genç mağdurlar, mağdur adayları lütfen unutmayın; dolanmazsan dolandırılamazsın! (sözü, emeksiz yemek olmaz’ın dolandırma tabanlı şekli gibi düşünün)

    neyse lafı uzatmayayım, en sonunda tüm çabalar işe yaradı ve gün itibari ile 80 bin içerideyim çok şükür, hamd olsun. kolay kolay geri alacakmışım gibi de görünmüyor. allah kalbime göre verdi açıkçası. hem sansasyonel bir dolandırma hem de kanun karşısında pek bir haklılığım yok, müthiş! yıllarca unutulmayacak bir hikaye.

    ama ne yalan söyleyim ilk 6 ay boyunca ayda 3-5 bin aylık gelir alınca “ulan dolandırılmıyor muyuz yoksa?” gibisinden bir evhama kapıldım. ama şimdi görüyorum ki adamlardan boş yere şüphelenmişim. adamlar temiz adamlar. benim gibi 500 bin insandan kimseyi mağdur etmediler. belki birkaç adam herkesten önce sistemden çıkıp parasını kurtardıysa, o kadar. onun dışında ceo mehmet aydın ve ekibi yarım milyon insanı, ülkedeki her 40 aileden birini söz verdiği gibi dolandırdı. hakikaten çok temiz dolandırıldım, bu hususta teşekkürü kendisine borç bilirim. onun sayesinde dedemin, babamın yüzünü yerde koymadım.

    umarım oğlum da ailemizin yolundan şaşmaz, nasıl ki babası, 20 yaşındaki bir çocuğa 80 bin lira kaptırıp atalarını gururlandırdıysa, oğlum da beni gururlanduracak, inanıyorum. açıkçası en büyük hayalim 4 yaşındaki oğlumun jet fadıl tarafından dolandırılması. kısmet...

    yaşına başına bakmadan oğluma; ufak ufak ponzi oyunu nedir, nasıl ponzi oyunu anlaşılır gibi şeyleri öğrettim. nasıl da hevesli kerata. hemen dediklerimi de uygulamaya başlamış bir arkadaşını kendini dolandırması için ikna etmiş, böylelikle ilk dolandırıcılığını 4 yaşında tattı bile. dondurma alması için verdiğim 5 lirayı sadece iki saatte kaybetti eşek sıpası. canım cevher’im benim, canım oğlum.

    oğlumun arkadaşından, oğlumdan çarptığı (dolandırdığı) 5 lirayı 20 lira karşılığında satın aldım ve her babanın yapacağı gibi çerçeveletip duvara astım. aferin oğluma. biz kuşaklar boyu dolandırıldık, bu bir aile geleneği artık. oğlumun da bu geleneği sürdürecek olması beni acayip gururlandırıyor. umarım oğlum da babasıyla gururlanıyordur, yaşı kemale erdiğinde gururlanacaktır...

  • bir memenin başına gelecek en kötü şey

    inflamatuar meme kanseri.

    başlığı ben açmadım, aptal bir yazar sütyenin içine hapsolması filan yazmış, onun cevabıydı bir yerde.

  • seksten zevkli aşktan güzel sevgiden değerli şey

    10 milyon dolar.

  • duyulmuş en çomarca söz

    böyle bir konu açmak aklımın ucunda dahi yoktu. yarım saat önce radyodan şu sözü duyunca dayanamadım paylaşmak istedim;

    "elalemin çocukları okur atomu parçalar, bizimkiler okur vatanı parçalar."

    alttan alta eğitim düşmanlığı içerdiği için şimdiye kadar duyduğum en çomarca sözün bu olduğuna kanaat getirdim. böyle sinsi bir eğitim düşmalığı yok. allah belanızı versin.

  • sözlükçülerin karşılaştığı efsane yobazlıklar

    sivas'ta adam yaktılar, televizyondan izledim.

  • hülya koçyiğit

    ifade özgürlüğü ayrı manipülasyon ayrı. recep tayyip erdoğan'ı çok severim diyebilirsiniz bu ifade özgürlüğüne girer ancak recep tayyip erdoğan ekonomik alanda en başarılı yöneticidir derseniz o zaman istatiksel belge sunmanız gerekmektedir. recep tayyip erdoğan'ın ifade özgürlüğü konusundaki tavrını beğenmenizde hiçbir mahsur yok ancak eğer erdoğan'dan önce ülkede ifade özgürlüğü yoktu derseniz buna da delil sunmanız gerekmektedir. eğer bu delilleri sunamıyorsanız bu ifade özgürlüğüne girmez manipülasyona girer. manipülasyon yapan bir sanatçı da haliyle gözden düşecektir ve bu yüzden artık eskisi kadar değerli değildir. evet ifade özgürlüğü herkes için var ama ifade özgürlüğü gerçeklerle çelişmemeli. durum bu.

  • yatakta sevgiliye sabaha kadar kitap okuyan erkek

    sünepedir. çok açık söylüyorum sünepedir.

    kadınlara kitap okunabilir buna bir şey diyemem ama kadınlar sevilmek için yaratılmışlardır. sevecekseniz en hayvani duygularınızla tüm erkekliğinizle, testosteronunuzun hakkını vererek sevin. siz erkeksiniz, erkek olun. boş romantizm sünepeliktir, net. hiçbir kadın geceyi bir erkek kendisine kitap okusun diye hayal etmez. kadınlar uykuyu emin olun kitaplardan daha çok sever. kimse kitap okunsun diye gecesinden feragat etmez. buna emin olun.

    sevdiğiniz kadın 3 saat sünepece kitap okuyup seveceğinize saçını tutup sevin. belini sıkıca kavrayıp sevin. aynı gece defalarca sevin. 3 defa 5 defa sevin! öyle sevin ki boyun damarları anatomi kitabından çıkmış gibi olsun. boynu gerilmekten kırmızıya çalsın. gözleri sağa devrilsin, saçınıza aşkla, tutkuyla, coşkuyla tutunsun elleri. başını olabildiğince geriye atsın. arada ufak çığlıklar, çoğunlukla iniltiler duyulsun odanızdan. bir kadını bence böyle sevin. geceyi böyle geçirin. kitap ne, şiir ne... boş söz, laf-ı güzaf.

    erkek erkektir, kadın kadındır. kitap da kitaptır. bir kadın bir erkekle bir gece geçiriyorsa gerçekten sevilmek istiyordur. bu kitap okuma sünepeliğine de sırf siz kırılmayasınız diye veya yanlış anlaşılmamak adına katlanıyordur. ses etmemesi de bundan yani, hoşuna gitmesinden filan kesinlikle değil.

    30 yaşına yaklaşınca anlıyorsunuz böyle hakiki gerçekleri. sözlerime kıymet verin.

  • hayat jilet üstünde kayıp giden salyangozdur sade

  • uzman doktor olup tıp okumamış biriyle evlenmek

    benim de böyle bir tanıdığım var, kadın göz hastalıklarında doçent, allah'ı var süper de cerrah, gitti gönlünü bölümün taşıma personeline kaptırdı. çok mutlu şekilde evlendiler, balayında boşandılar ama sebebini ilkin biz de anlamadık. meğerse kadın, personel abiye tıp okuyacaksın diye 2 hafta baskı yapmış. adam da dayanamsmış, 40 yaşından sonra ne tıbbı ne fakültesi demiş. basmış gitmiş...

    asdfhlvjnb.

  • tarık akan'ın günde 80 tane sigara içmesi

    tarık akan'ın ölüm sebebidir.

    "kirli dünyaya başkaldırıdır."
    "berkecan dedem tarla çapalıyor, 85 yıldır da içiyor"
    "sigara tek başına ölüm bahanesi olamaz"

    sigaraya romantik anlamlar vermek istediğinizin farkındayım, gece sigaralı bir snap'e tav olan kızlar da vardır kabul ediyorum ama lütfen cahil cahil konuşmayın.

    "sizin cahilliğinizden tiksiniyorum"

    erkeklerdeki akciğer kanserlerinin %90'ı, kadınlardaki akciğer kanserlerinin %80'i sigara ilişkili olup akciğer kanseri tüm kanser türleri içinde en çok ölüme sebep olan türdür. sigara içmek tek başına ve doğrudan bir ölüm sebebidir. içmeyin, eğer içiyorsanız da cahilce propogandasını yapmayın.

    sokak cahilleri sizi...

  • incir ve üzüme prezervatif konulmayacak

    amk cahilleri, prezervatif koruyucu demek. ingilizceniz mi yok hıyarlar? ancak dalga, alay. ağır hırbosunuz. tebrikler.

  • göğe bakma ihtiyacı hissetmek

    garip bir his. çok bunalıp çok daralırsam bende bu ihtiyaç hasıl oluyor. göğe bakmam gerektiğini hissediyorum. sigara içme isteği gibi garip bir his. sigara içmiyorum ama anlıyorum. nasıl uzun süre sigara içmeyince sigarasızlık bastırıp, sıkıştırıyorsa içim çok daralıp bunalırsa göğe bakma ihtiyacı hissediyorum. suyun otuz metre altında boğulurken hızla yüzeye çıkar gibi rahatlatıyor beni. göğe bakınca yine kendimi küçük ve tarihsel olarak önemsiz hissediyorum. bu yüzden dertlerim de küçülüyor, önemsizleşiyor. bence siz de kendinize bir göğe bakma durağı ayarlayın. eminim, ferahlayacaksınız.

  • albert camus okuyan insan

    türkçe'ye çevrilen tüm camus kitaplarını üniversitede öğrenciyken okudum zerre faydasını görmedim amk. hala sivastayım, camus'nün düşünceleri ile uzaktan yakından alakalı olamayacak bir iş yapıyorum. çevremde camus'yü okuyan kimse yok. toplasan hayatımda 5 kez cidden camus'den bahsetmişimdir. camus bana ne ev aldı, ne araba almama fayda sağladı, ne işimde yükselmeme vesile oldu. düşünce olarak da 21-24 yaş arası zihnimi diğer tüm kitaplar gibi karıştırıp durdu. tüm kitaplardan nefret ediyorum, şiirleri hala seviyorum ve bu dünyada memeye, mercedes'e ve 7 yıldızlı otellerdeki 7 günlük tatillere inanıyorum. gide'sine, camus'süne, sartre'ına koyayım size bir şey olmasın. koca koca memeler.

    not: meme, mercedes ve ev sahibi değilim ama şu hayattaki ideallerim bu kadar.

    hayat aslında basit bir oyundur, zor olan hayatı basit yaşamaktır. (sergen yalçın)