Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
tacizdir.
telefon numarası kişisel bir veridir, personel hastanın telefon numarasını sadece gerekli hallerde kullanabilir; kendi çıkarı için kullanamaz.

bu olayı savunanlar var, gerizekalı mısınız yoksa cahil misiniz?
"engelle geç" , " adamı işinden mi edeceksin işe girmek zor " diyen yavşaklar size hiçbir şey denilemez vallahi bakın, siz eğitilmez hasta varlıklarsınız.
o adamın iş ahlakı olmadan kazandığı ekmek var ya hani demagoji yaptığınız götünüze girsin.
ya moruk başlarım satoşhisine de btc'sinede sikecem yeter. haftada 3 lira kazanıyorsak bi dump geliyor 2 lirası gidiyor. ne tahtacısı biter ne balinası. ne var ne yok dolara döndüm ben. yetti gari ya. alın götünüze sokun bitcoin'i. gece gece bunalttılar yeminle
çığırından çıkmış durumdadır. insanların artık utanmadan "fazla mesai yap, cumartesi pazar da çalış ama mesai ücreti de vermem" derken yüzleri bile kızarmıyor. çünkü bu emek düşmanı haysiyetsiz namussuzlar nereye gidersen aynı muameleyi göreceğini biliyorlar. adam bayağı yüzüne bakarak bedava çalış diyor ve bunu o kadar normalleştirmiş ki katil olmamak için büyük bir efor sarf etmek zorundasın. eğer sen dürüstsen 3 gramlık aklıyla sana blöf yapıyor falan. blöfünü gördüğün bir geri zekalıyla çalışmak ayrı işkence. fakir doğduysan bu kayış suratlılara mecbursun. işini iyi yapmanın falan da bir önemi yok. ben işimin çok iyisiyim, çalışacağım yeri de kendim seçtim tüm çalışma hayatım boyunca. ama gel gör ki seçeneklerin hepsi artık bedavaya çalışmanı istiyor. sizin değil, beni götünde don yokken doğurup sizinle çalışmak zorunda bırakan ebeveynin ta vicdanını sikeyim ben. paranız yoksa köle doğurmayın lan artık vicdanını siktiğimin fikirsiz yaratıkları.

ek:
sanmayın ki kalifiye eleman değilim. bu işin iki okulundan da bölüm birinciliğiyle mezun oldum. ülkede bu işi öğrenmenin daha iyi bir yolu yok, en üst seviyesi burası. son 10 yıldır da ülkenin kendi alanında en büyük, yurt dışı ortaklı 3 firmasıyla uzun süreli çalıştım. daima aranan eleman oldum. hala da milyar dolarlara imza atan bir firmadayım ve buraya da başvurmadım, davetle! geldim. (muhtemelen burada yarın son günüm çünkü ben ses çıkarmayan tarafta hiç olamadım). dışarıdan gören vizyon sahibi kurumsal bir yer zanneder ama akp gençlik kolları gibi yönetiliyor buralar. artık gittiğim her yerde aynı tip yönetim var anlaşmışlar gibi. söyleyecek tonla şey var ama şuraya geliyorum; tecrübeli ve aranan bir eleman için buralarda bile durum böyleyse düşün geri kalan patron şirketlerinin falan zıvanadan çıkma seviyesini. akla hayale sığmayacak haysiyetsizlikler var. hepimiz için sabır ve bu cahil şark kurnazlarından kurtuluş diliyorum.

(bkz: asosyal müdür terörü)

edit: son zamanlarda en çok mesaj bu entry için geldi. anlatıyor insanlar, bitmişiz çürümüşüz artık. yaşamıyoruz da, ölmüşüz ama hala başkaları yaşasın diye işkence çekiyoruz resmen. ölümüzün üstüne binmişler. peki neden bir araya gelmiyoruz madem bu kadar fazlayız? ben bu organizasyonlardan anlamam, yok mu bir anlayan toplanalım. ne olacaksa olsun, kaybedecek neyimiz kaldı?
dünyadaki hiçbir şeyin zevki kalmadı gerçekten.
bu reklamlar, sponsorluklar ne zaman ki forma aşkını, renk aşkını aldı götürdü, işte o zaman futbol da bitti.
bir zamanlar trt2, trt3'te ikinci lig maçını bile dört gözle beklerdik şimdi iki senedir s sport var açıp da premier lig izlemiyorum. her şeyin içerisinde bir oyun var. futbol maçları amerikan güreşi'ne döndü. kazananlar önceden belli.

ülkemizde bile nerede o sarıyer'li, yimpaş yozgat'lı, çanakkale dardanel'li, vanspor'lu zamanlardaki ligimiz nerede şimdiki heyecansız, bok gibi topun oynandığı lig.
boğazlardan gemi geçişlerinden yaklaşık 150 milyon dolar kazanıyoruz.

geçişlerden 30 kat ücret alamayacağımıza ya da geçiş sayısı 30 kat fazlasına çıkamayacağına göre hadi mucize oldu da yıllık 500 milyon dolara çıkarabildik diyelim.

kalan 4,5 milyar dolar nerden gelecek dersiniz?

e o kadar kanal kazdık, üzerine köprüler, yollar kuruldu, necip türk halkı da üzerinden garantili geçecek tabii.

dolayısı ile doğrudur bu işten yap-işlet-devretçi müteahhit 5 milyar dolar kazanacak, ama türkiye değil, türk halkı değil!

arz ederim.
yakın zamanda annesini kaybeden birisi olarak çok ikilemde kaldığım durumdur.

hastalık sürecinde kimseye haber vermek istemeyen, hasta olduğunu pek yakınları hariç hiç kimseyle paylaşmayan annem için yapmayı düşünüp, vazgeçmiştim.

tek derdim, insanların haberi olmasıydı.

sizin gibi insanlar olduğu sürece insan vefat etmiş bir yakınıyla 2-3 yıl sonra özel bir gün kutlaması adı altında fotoğraf atamıyor. paylaşımda bulunamıyor. aman birisi çıkar da ilgi orospusu der, tadımız kaçar diye.

ne diyeyim...
paran var, bankaya koy faiz al, olmuyor

paran var, ev al kiraya ver, her ay oturduğun yerden kira al, hah yok o zaman oluyor!!!

ilginç...

ek: birisi şöyle bir şey yazmış, allah akıl fikir versin.

(bkz: #122112812)

bak kardeşim parası olandan, ev alıp kiraya vermektense, parasını bankaya yatırmasını talep etmek lazım çünkü yatırım toplanan mevduatlarla olur (en azından kâğıt üstünde)

ek2: diyanet işleri de parasını faize yatırmıştı, yanılıyor muyum?

ek3: ya sabır, biri demiş k; "ev kiraladığında evinizi kullandırır, kullanım ücreti alırsınız. ortada sunduğunuz bir hizmet vardır. somut bir hizmet: barınma."

sanki bankaya koyduğun para bir hizmet sağlamıyor, dediğim gibi en azından kâğıt üstünde devlet o parayla yol, baraj, köprü yatırım yapıyor ve müteahhit konut yapıyor, aynı şey

ya bu nasıl bir akıl yürütememe örneğidir
konunun maddi imkansızlardan çok türkiye'de çok yaygın görülen yağma kültürüyle alakalı olduğunu düşünüyorum. bedava bir şey dağıtıldığı zaman insanların gözü dönüyor bu ülkede.
sene 97 anaokuluna gidiyorum. o sene herkes show tv’de saat 16:00’da power rangers izliyor, haliyle hastasıyım. babam da iş gezisi için bursa’ya gitmiş “sana ne alayım gelirken” dedi
“ben de power rangers istiyorum ama siyah olanı” demiştim. o anca sarı olanını bulabilmişti. o kadar sevdiğim bir oyuncak olmuştu ki. yaşım 30 ama hala saklıyorum.
herakleitos un düşüncesinden yola çıkarak her şeyin zıttıyla var olduğuna inanıyorum.
bir nesnenin ön yüzünü gördüğümüzde, arka yüzünün varlığına görmeden ikna oluyorsak, şeylere karşı değişken bir tavır göstermememiz gerekiyor.
kötülük, yaratılamaz.
çünkü, kötülük tek başına bir varlık değildir
kötülük, bir tavırdır, tepkidir, sonuçtur, değerdir.
ösym admin giriş > sınav giriş yerleri belirle >herkesi kör itin öldüğü yere gönder > kaydet
ilişkiyi yumuşatanlar hep kendileri üzerinden empati yapıp heyecanlanıyor. kendiniz üzerinden değil, kızınız üzerinden hayal edin.

20 yaşındaki kızınız ‘baba sevgilimle tanıştıracam seni’ diyor, karşınıza sizden 3 yaş küçük kelli felli adam çıkıyor hahahahah.

bence yorumlardaki gibi sevgi pıtırcığı olmasınız, bir tane geçirirsiniz.
oruç düşmanlarının toplandığı başlık olmuş. tutana da tutmayana da saygı duymak her şeyden önemli.
ayrıca oruç tutan herkes o çomar tayfadan değil bunu da kafanıza iyi sokun.

edit: daha açık ifade etmem gerekirse, oruç tutmayana lâf söyleyen, aşağılayan, hatta dayak atan şerefsizler neyse,oruç tutanla dalga geçen de aynıdır benim gözümde.

bu ülkede yalnızca malum partinin yalakaları, dini sömüren, hırsızlık yapanlar oruç tutmuyor. gayet benim gibi normal insanlar da var hem de epey çok.
ata'm vakti zamanında senin gibi zihniyeti örümcek
ağından hallice olanları boşuna sallandırmamış. senin
gibilerin ne vatana ne millete bi hayrı dokunur. oksijen
israfından başka bir işe yaramazsınız.

hesabı kilitlesen ne olur komple kapatsan ne olur.
sen ve senin gibi beş para etmezlerin söylediklerini
unutacağız mı sanıyorsun? vakti geldiğinde alayınız
yargılanacaksınız!
yine paramızla rezil oluyoruz. yine bir fenerbahçe maçı ve site komple hata veriyor. rezillik. selçuksports daha iyi hizmet veriyor hem de bedava!
28 parol
(bkz: parol içecegime dua ederim) kafasindaki bi insan olarak an itibariyle kendisinden ozur diledigim ilac.

agri kesicileri çift alırım, öyle bi bünyedir şu bendeki. parolu ise baska agri kesici bulamasam bile icmem, es kaza şans eseri bi 5-10 dk sonra agri kesiciye erişirsem kimyasal kotamı parolla doldurmayayim diye. oyle bi adam yerine koymamaktir yani bunu. hamilenin ictigi agri kesiciden ne hayir gelebilir kam oon!!
geliyormuş!bana deselerdi ki sen korona olacan agrini da parol kesecek, hadi len derdim. koronayı olurum da, koskoca(!) koronanin agrisini parol kesecek öyle mi? evet öyle, 4 gundur çektigim bel ve sirt agrilarimin tek şifası kendisi. adet sancisini kesemeyen bi ilac boyle bir agriyi nasil durdurabiliyor anlayamiyorum. meger parol bu gunleri bekliyormuş. meger parol siradan aylik kanamalarin, gereksiz baş agrisi triplerinin, küçük hesaplarin adami degilmis... gün senin günündür parolum, göster kendini yiğidim!
yine covid ile ilgili bir başlık, yine şakalar komiklikler havada uçuşuyor. trend bu çünkü. çürütecek argümanın yoksa dalga geç gitsin. bu kadar korkmayın ya bir insanla dünya görüşünüz uyuşmuyor diye hiçbir ortak düşünceniz olmayacak diye bir kaide yok.

komplo teorileri sadece kahvehane dayılarının ürettiği, sırf bizim ülkemiz üzerine kurgulanmış teoriler olmak zorunda değil. en nihayetinde; paraya doymuş elitler, olayı biraz farklı bir noktaya taşıyıp ulus devletlerin devre dışı kalacağı bir dünya hakimiyetine oynamak istiyor olabilirler. insanlığı oluşacak yeni düzende tam anlamıyla bir köle olarak kullanmak isteyebilirler. neden yapsınlar kısmı anlayabileceğimiz bir şey değil. sapkın bir inanç yüzünden olabilir, bahsettiğim gibi paraya olan doygunluklarından ötürü yeni bir arayışa girmiş olabilirler.

medeniyetin beşiği denilen avrupa, nedense bu salgın döneminde ekşi sözlük ordinaryüsleri nezdinde çomarlar diyarı olarak nitelenmeye başladı. sebebi de anayasal haklarını aramaları, özgürlüklerini geri istemeleriymiş. bak sen şu çomarlığa! oysaki bilimin arkasına sığınan, doğru yanlış demeden, sabahtan akşama kadar konuşan uzmanlara itaat etseler (bizim bir senedir yaptığımız gibi) bu salgın belasından kurtulmuştuk. bencil bu avrupalılar yaaa!

bir de; iddia doğru olabilir ama ne var ki bunda canım, dünyanın nüfusu çok artmıştı gerekiyordu böyle bir şey diyenler var. böyle bir dünyaya çocuk mu getirilirmiş bilmem ne. bu kimsenin karar verebileceği bir şey değil. ama çok iyi niyetle ortaya konmuş bir proje vs. gibi yumuşatılabilecek bir şey de değil.

tanım: doğruluğu tartışılabilecek hatta mutlaka tartışılması gereken, önemli bir iddia.
şimdi bu başlıktaki “yazar”ların entrylerine baksak aman yarabbi ne medeniyet dersleri, ne cahillik eleştirileri buluruz. ama gel gelelim ki hala bir cinsin, belirli bir çeşit kumaşı giymesi ile ilgili ne kadar cahilce kalıpların peşinden koştuklarının farkında değiller.

“tayt giyen erkek ardını dövdürüyor”muş. yani öyle histerik bir ifade ki bu zihniyetinizi, bilincinizi bilhassa da algınızı...
kesinlikle katıldığım durum.

nazilli çıkışında radar yapıştırmışlar. germencik’e giderken. çevre yolu nasılsa, hız sınırı 110 diyorsun. ama değilmiş. aniden 90’a düşüyor, sonra tekrar 110’a çıkıyor, sonra 70’e düşüyor. aynı yol ha. şehiriçi falan değil. yaya geçidi, kavşak yok. tam o 70-90 olduğu yerlere de radar koyuyorlar. bu bildiğin üçkağıtçılık lan.

hem giderken hem gelirken sultanhisar-atça’da ceza yemişim. 1200 küsür lira. çok koydu aq.
yukarlarda bi yerlerde, bi tane takvim yaprağı demiş ki; “bunu da akp’ye bağlayıp siyaset yapmayın.”

bakın arkadaşlar, ben böyle şeylere yazmam ama yaprak kardeş; bu aileyi paramparça eden her şeyin sorumlusu politikadır, şu an ki mesuliyet de akp iktidarınındır.
senin elektrik faturanın da sebebi kadar en az.

azıcık insan yerine konulup cevap alman da iyi insanlar oluşumuzdandır.
daha bir şey denmeyi de hak etmiyorsun.

ancak hak ne ise hakkını alacağı gün de gelir bakarsın. biz gideriz sen kalırsın ama dersin ki, haklılarmış.

acılı bir annedir. iyi insanların sağlığı için endişenmesi ve kahırlı davasının ucundan tutması trajediktir, şifası olur güçlenir de sağlıkla yaşarsın elbet ablacım.

yaşasın ki görsün baharın gelişini. içi soğur mu haddimiz bile değildir yorum yapmak, fakat yaşayınız görmek istediğinizi görünceye dek.
bunlar bu paranın normal şekilde harcandığını bilseler kalem kalem bilborardlara asarlardı. bu kadar yaygaraya rağmen halen çıkarmadıklarına göre ciddi anlamda çar çur edilmiş bu para.
farsçanın ve farsçaya çok yakın bir dil kürtçenin hint-avrupa dil ailesine mensup olmasından ileri geldiğinden epey fazla olan kelimelerdir. fince, macarca, japonca ve korecenin, türkçe ile ortak kelimeleri olması da aynı dil ailesinden (bkz: ural altay dil ailesi) gelmelerindendir.

edit: ural altay dil ailesi teorisinin eski bir teori olduğu konusunda epey mesaj alıyorum. güncel bilgiyi edinip entryi düzelteceğim. duyarlı yazarlara teşekkür ediyorum.

edit: haydaa! bu kez de ural altay dil ailesi teorisinin eski bir teori olmadığına, bilakis bilim çevrelerince kabul görmüş bir teori olduğuna dair mesajlar geliyor. meğer ne tartışmalar saklamış bu teori içinde.

edit:düzeltme.
öncelikle allah herkese bu coinden daha çok kazanmayı nasip etsin.

fakat elon 5 gün tweet atmasa en az %40, twitter’ı askıya maskıya alınsa %100’den fazla değer kaybedecek bir coine ne çizgisi ne grafiği çiziyorsunuz amk.
ulan bu hiyar daha bu sene fb'yi elemedi mi kupadan? neyin imasini yapiyorsunuz?

aykut ve fb icinden cikan hocalari size her mac yatan kendi hocalarinizla karistirmayin

fenerbahce fenerbahcenin icinden cikmis tdlere puan kaybettigi kadar rakip takimlarin hocalarina kaybetmemistir.

hatta aykut gibi karaktersizler, fenerbahce lehine nadir bir hata yapildiginda ortaligi ayaga kaldirip kamuoyu yaratmak icin futbolu birakma ayaklarina yattiklari bile olmustur

fb sampiyonlugu kaybedince de tukurdugunu yalayip hemen geri donmustur bu ortama.

yine fenerbahceye zarar vermek icin elinden geleni ardina koymayacaktir. ayni daum'un altini oydugu gibi, ve yine ayni sekilde once alexi sonra da isleyen takimi o kadar para harcayip bok ettigi gibi
anlamadığım husus fare dediğiniz hayvan kendisini tehlikede hissederse dağı taşı delen bir hayvan. bu martılarda nasıl bir mide var ki zarar vermeden sindiriyor içeride?

ikinci bir husus askerdeki tek görevim 6 ay boyunca martı boku temizlemekti. (ironi ya da mübalağa yoktur) bu martılar neler yiyor bilseniz şaşardınız. benim gördüklerim;

civata
karton bardak
salyangoz (buna bayılıyorlar)
prezervatif (kullanılmış :( )
envai çeşit çöpten toplanmış ev yemeği
çeşitli civatalar, demir parçaları
her türlü kağıt ve ambalaj ürünü
ne olduğunu hiçbir zaman çözemediğim bir yaratığa dair kemik parçaları

holosko ve bir miktar para.
songül karlı'nın sütyeni
kaşıkçı elması
kanuni'nin mezarı
cengiz'in hazinesi
vs. vs. kısacası pek bir pis hayvandır bunlar.
hangi maçtı hatırlamıyorum. sergen, tümer, ronaldolu zamanlar. beşiktaş ilk yarı penaltı kazanır. takımın penaltıcısı ronaldo ama tümer ben kullanacağım diye ısrar eder ve penaltıyı kaçırır. devre arasında sergen o zamanki teknik direktör lucescu'ya isyan eder: " bu takımın penaltıcısı ronaldo değil mi? penaltıyı o zaman niye bu kullanıyor amk?"

futbolculuk hayatında bunu yaşayan biri ankaragücü maçındaki bu saçmalığa engel olmalıydı.
benim için en güzel an kalbimde meydana gelen titremedir. bu her seferinde böyle olur. yani ben birinden çok etkilenirsem, nadasta olan kalbim, önce titrer, sonra yeşerir, sonra çiçekler açar, bu durum hayatım boyunca çok nadir gerçekleşmiştir. çünkü kalbimi titretecek, nadastan kurtarıp çiceklendirecek pek insan çıkmadı karşıma, belki de çok seçici olmamdan kaynaklandı bu durum...
kalbim uzun zamandır nadasta, ama çok da önemsemiyorum. bu saatten sonra olmasa da olur. yaş kemale ermiş. ömrün çoğu gitmiş. ne gerek var şimdi, tanış, görüş, ayrıl, barış kim uğraşacak?
belki de bu sevme işlerini gençlere bırakmanın zamanı geldi.
çok sevin, çok sevilin gençler, kalbinizi korkak alıştırmayın. hayat çok kısa. bir tane hayatınız var. benim gibi, bir korkak olursanız, sadece seyredersiniz uzaktan, evet hiç yara almazsınız, hiç hata yapmazsınız, kimse kalbinizi kıramaz, ama o güzel duyguları da yaşamazsınız. sadece seyreder ve ölürsünüz.
onlar yaşayarak ölürken, siz yaşlanarak, yaşamadan, tatmadan ölür gidersiniz....