Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
yine "bu çöküş değil siz çöküş görmemişsiniz" diyen arkadaşlar gelmeden:

siz akıllanmazsınız amk. %50 bile düşse "siz çöküş görmemişsiniz tee 2014'teyken..." diye başlayacaksınız. yağ kuyruğu, tüp kuyruğu diyenlerden farkınız yok.
hahahhahahhaahhahaha. bak izahı olmayan şeyin ancak mizahı olur. babam, 36 yıllık devlet memuru, üst düzey. dünyanın en gomik suçlamalarıyla, davasında hakimi karısı, savcısı kocası olan fetöcü çiftimiz, haksızca, hukuksuzca babamı 7 ay içeride yatırdı (istifa ettirip yerine fettöş kancık koymak için). bu insanlar evet ölmemeli. ölmememli ki, yeterince, hak ettikleri kadar cezalarını çekip, haksızlığın, hukuksuzluğun ne olduğunu görmeliler. eyyorlamam bu kadar.

edit: yazmayı unuttum, hakime hanım da savcı da şu anda ceza evinde, fettöşlükten :)
bir ikilem olmayan durumdur.

ekonomiye giriş dersinden özet geçeyim;
enflasyon insanları alışverişe sürükler çünkü bugün almadığın ürün yarın daha pahalı olacaktır ve alım gücün düşecektir. bu yüzden yüksek enflasyon dönemlerinde insanlar alışverişe başlar, hatta bu da ekonomiyi bir süre bir nebze canlı tutar.
55 i kırarsa hedef 56 olabilir çok büyük ihtimal ya. bütün formasyon ve grafikler onu gösteriyor. teknik analiz yanılmaz. 55 ten sonra hep 56 gelmiştir. düşerse de önce 54 e gelecektir mesela. babanız vermez bu tavsiyeyi
10-12 yıldır sözlük ortamlarındayım, kendimi bildim bileli futbol delisiyim. üç büyütülmüşlerin taraftarlarının böyle kolektif biçimde kafayı yediğine ilk kez şahit oluyorum. aklı başında olanları tenzih ederim tabii ama şu başlıkta öyle entry'ler var ki gerçek olduğuna inanmak istemiyorum. nasıl bir izan yoksunluğu, nasıl bir mantıksızlık... anlatmak mümkün değil. bir kitle var ki akli melekelerini yitirmiş adeta.

oğlum bu alt tarafı futbol lan sakin olun, o beyin size yarın da lazım olacak. 50 küsür yılda 5-6 şampiyonluk yaşamış, sonuncusunu bugün yetişkin olanlar bile görmemiş. gerizekalı gibi yırtınıp duruyorsunuz kolluyorlar diye. hayır adamların maçlarını da izliyorum, sakin sakin oynuyorlar; kazanırlar bile diyemiyorsun, sonra çat kaliteli bir hücumla bitiriyorlar işi.

en çok da trabzon şampiyon olursa süper lig'i kim izler lafına gülüyorum... e hırto, sen cumartesi günü oturup trabzon'u izliyorsun işte? maçları izlemesek diğerlerinin top oynadığını, trabzon'un bala göte üst üste beş maç kazandığını zannedeceğiz.

aynen, 20 yıldır bu ülkede premier lig futbolu oynanıyordu ama trabzon lider olunca kalite düşmüş oldu hemen ahaha. kaybetmeye tahammülünüz yoksa, dokunuyorsa takip etmeyin bu sporu birader. gidin barınakta hayvan filan sevin, belli ki size yaramıyor bu top işleri.
27 ekimde merlin köşe koltuk antrasit rengi ile sipariş oluşturdum. kurulum ekibi geldi ve kurdu, ancak paketlerin açıldığı anda ürünün renginin farkına vardım. kurulum ekibi bu esnadan sonra zaten apar topar çekip gitti. müşteri hizmetlerini aradım, konuştuğum temsilci görseli görür görmez beni haklı buldu ve muhtemelen iade kabul edileceğini söyledi, benimle yetkili ekiplerin görüşeceğini söyledi. bana bu noktadan sonra arama dâhi gelmedi, basit bir maille b***a hanım isimli yetkili ürünün renginde bir sorun olmadığını dolayısıyla herhangi bir kusur olmadığını ve de değişim konusunda yardımcı olamayacaklarını belirtti. tekrar işletime geçtim. başka bir temsilci bana kurulum yapıldığı için %30 kesinti ile iade yapılacağını söyledi. kurulum dediği de iki tane klipsi çıt diye birbirine oturtmak.
bu köşe takımına o günün kuru ile 8200 tl para verdim, şimdi bu rezalet değil de nedir? bu ülkede işini hakkıyla yapan bir şirket kalmadı mı? ürünün görsellerdeki rengi ile bana gelen rengi arasındaki dağlar kadar farkı görsel olarak ekliyor olacağım. sizlerden ricam bu ekonomik koşullarda benim yerime kendinizi koymanız ve konuyu gündemde tutup bana destek olmanız. teşekkürler.

görsel

edit: müşteri çözüm ekibinden bir temsilci beni arayıp, pazartesi sorunumun çözümüne yönelik aksiyon alacağını belirtti. henüz gelişme bu kadar. herkese şimdiden teşekkürler destekleri için. pazartesi bakalım nasıl bir aksiyon alacaklar göreceğiz.
şener şen’in chandler yorumu diye okudum. çok heyecanlandım usta oyuncunun yorumu için.

o değilde bu kıza nolmuş böyle evren can gündüzle yaptığı düetleri bi an düşününce bu tipe evrilmesine çok şaşırdım. popüler olcam diye bütün naifliğini kaybetmiş üzüldüm
makina uzmani olarak geldim .almanya ya . herkes kenara kurulmus. riskiz isleri almis. beni hep ön cepheye sürüyorlar. birgün birisi dedi ki
-.... bunca yildir burada calisiyorum. ne bir araba verdiler . ne telefon. sen daha dun geldin . herseyin var.

kiskanir gibi geldi. disliyorlar. benimde cok seyimdeydi. boyle cahil hanzolar heryerde her ulke de var . belli beni istemiyorlar orada . ama is verene de birsey diyemiyorlar. evet onlarin gitmedigi islere gidiyorum. türkiye deki gibi calisiyorum. ama hakkimi eski isimden daha fazlasi olarak aliyorum. ben saniyordum ki yeni isyerimde iyi arkadaslarim olur. ama simdi dislanmis yalnizlastirilmis durumdayim. aslinda cokta seyimde degil. oyle isin duygusal tarafinda degilim. hani anlatilirdi ya insanlar sevgi pitircigi felan. yok oyle bir dunya . insan heryerde ayni.
boşuna dememişler ' fazla tevazunun sonu vasat insandan nasihat dinlemektir'. bundan sonra prosedür neyse o.
genel amaçları doktorların çalışma şartlarını rahatlatmak olan, hızlı ve yüzeysel 1-2 tıbbi bilgi öğretilip mezun edilen insanlar yardımcı sağlık personelleri. her ne kadar çalıştıkları serviste 2 tane ilaç öğrenince ortamlarda sağlık sektörü mensubu olmayan arkadaslara şekil yapıp bilgili gözükmeye çalışıyor olsalar da. üniversitede hemşire bir kız arkadaşım vardı o yüzden yeterince hakimim sınavlarının düzeyi ve bilgilerinin aşırı yüzeysel ve hiçbir çözüm üretemeyecek kadar sığ olduğuna. ha dava falan olduğu zaman kedi gibi bir köşeye pısıp ben yalnızca yardımcı sağlık personeliyim, sorumluluk doktorda tazminat odenicekse o ödesin. 7bin tl gelirimle ben nasıl ödeyeyim 1 milyonu, doktor nasılsa 10bin tl geliriyle öder o tazminatı derler.

yıllardır ricasını kırmamak için yeri gelip mesaiden geç çıkmasına sebep olan yardımcı sağlık personelinin kendileri ve yakınlarını randevusuz muayene eden saf doktor arkadaşlarım çok var biliyorum ben de öyleydim ta ki dün sosyal medyada kuduza dönüşenleri görene kadar.

bundan sonra benim için prosedür neyse o. senin ne ayrıcalığın var normal vatandaştan modundayim artık. herkes randevu alacak. ricasını kırmamak için geç çıktığın o yardımcı sağlık personelinin söz konusu para olunca nasıl kuduzlaştığını dün tüm doktorlar gördü. bu saatten sonra bu tarz rica ile gelen personele git randevu al öyle gel diyemeyen hekim sadece enayidir.
kaçmak tabiki, suriyeliler memleketin öz evladı oldu, biz üvey evlat. en azından ülke dışında aşağılık pislikmisim gibi davranılırsa hak verebilirim, yabancı olduğum için derim, kendi yurdunda ikinci hatta üçüncü sınıf olmak zoruma gider çünkü
bu adamın söylediklerinin doğruluğunu yanlışlığını tartışmadan önce herkesin şunu sorması lazım: bu adam ve partisi 20 yıl boyunca ekonominin bu hale gelmesine sebep olacak işler yaptı. merkez banakasının rezevlerine kadar hazır para yediler, devletin milletin parasını rant ile ihale ile yiye yiye bitirdiler. türkiye'de resmen bir talan yaşandı. şimdi çıkmış millete biz 20 yıl yedik yedik bitirdik, ülke batıyor, şimdi siz 3 kuruşa çalışın da kurtarın, çin böyle büyüdü diyor.

işte bunu bu adama dedirtmemek lazım. bu adamın söylediği yaptığı her şey bu saatten sonra geçersizdir artık. bu adam ve ekibi herşeyden önce yaptıklarının hesabını vermelidir.
ev ortamında ben ve 2 oğlumun dahil olduğu grup.
dışarıda klozetlerin steril olmadığını düşündüğümden ayakta işeriz ama evde oğullarıma da oturarak çiş yapma alışkanlığını kazandırdık.

çünkü bu medeniyettir.
sağa sola şor şor işeyen ve her yere çiş sıçratan kaba adamlardan olmasını istemiyorum çocuklarımın.
bu soruya bertrand russell olsa muhtemelen şu cevabı verirdi;

" onu aramak ve varlığını anlayabilmek adına dinleri ve kutsal kitaplarını inceledim fakat hiçbiri onun varlığı hakkında olumlu ve mantıklı çıkarımlar yapmama neden olmadı. onun varlığını bilemiyorum ama yokluğunu da kanıtlayamıyorum, o halde bu konuyu tartışmak anlamsız, rafa kaldırıyorum."
bu seviyenin üstü olamaz.

genel cerrah olarak (kıça kaçan şeyleri genel cerrahlar çıkarır) şimdiye kadar gördüğüm kıça kaçan şeylerin sıralı tam listesi;

1-maden suyu şişesi
2-lavman şişesinin ucu ve kendisi
3-parfüm şişesi-roll on şişesi
4-musluk hortumu
5-ağaç dalı (köylüler dövüp bununla yaralamışlar)
6-sebze (salatalık, havuç vs)
7-yüzük
8-şimdi hatırladım editi: şampuan şişesi

bu kadar :)

edit 2: yüzük hariç hepsi erkekti. yüzük ise kadındı. kocaman yeşil taşlı bir yüzüğü kaçmıştı. hasta yaşlıydı, kronik de kabızmış. uzun yıllar hacetini elle boşaltarak yapıyormuş o zaman kaçmış.

diğerleri dediğim gibi erkekti. ağaç dalı olan köyde bir kıza sarkmış köylüler de adamı dağa kaldırıp önce dövmüş sonra bir ağaç dalını...
hasta ağaç dalı kısaltılmış ama hala içinde hastaneye gelmişti.

sebze kaçıranlar açıkça gay olduğunu söylemişlerdi.

hortum kaçıran ise yine kabız bir hastaydı ve makata su vererek büyük abdestini yapıyormuş ki böyle şeyleri yapan çok var.

lavman şişesinin ucu ise kaçabilir. burada başka bir şey aramak anlamsız. ancak lavman şişesinin kendisi (çok yumuşak bir plastikten yapılır) kolay kolay kaçamaz ama kesinlikle kaçamaz diyemem.

diğer şeylerde de ne desin adamlar, ayağım kayıp üstüne düştü dediler.

savaş mermisi kaçırmak ama bilemiyorum altan.
üniversite zamanı, bizim inşaat fakültesinde bir grup öğrenci kürt kökenliydi hep beraber takılırlardı. herkes kendi kafasının uyuştuğuyla takıldığından dolayı merhaba merhaba dışında çok öyle oturup kalkmazdık onlar bizim arkadaş grubuyla biz de onlarla.

dersin birinde proje ödevinde hoca herkesi 7'li 8'li rastgele gruplandırdı. lan bir baktım listeye benim grupta bu aşiret gibi takılan ekip bir de ben. yalan yok o zamanlar çok da haz etmiyorum bir ankaralı olarak uzak geliyordu o kültür, yolum da düşmemiş doğu tarafına. neyse bunlarla oturduk dedik nerede buluşalım, kütüphane olmaz çünkü sigara içilmiyor. zaten bu gruptan birkaçı da ev arkadaşıymış dediler bizde buluşalım öyle yapalım projeyi daha rahat olur. ben de tamam dedim.

gittim evlerine kendimi turist gibi hissettim bir tık. ama nasıl iyi ve misafirperver davranıyorlar anlatamam. biri çay demliyor, diğeri tütün sarıyor. aç değilim diyorum zorla sofraya sofraya çağırıyorlar. mesela iki kişi arasında kürtçe konuşunca diğeri uyarıyor misafire ayıp oluyor hesabı kusura bakma falan diyorlar. o derece bir insanlığa şahit oldum diyeyim.

yemin ederim sözlük, o gün utandım ön yargılarımdan dolayı. hakikaten de yanlış düşünmüşüm, haksızlık yapmışım dedim kendime. o günden sonra da çok sorguladım bazı şeyleri ve hiçbir ortamda kimseye etnik kökeninden dolayı ayrımcılığa müsaade etmedim hiçbir şekilde. bana bir ders olmuştu.

edit: imla.
bu tarz insanların dramı karısından ayrılınca başlar.
utanmadan yeniden iletişim kurmaya çalışırlar, cidden ilişkinizde tek sorun biz miyiz?

edit:"evet sizsiniz" yazanlar var şaka mısınız?
zihniyet oldukça kirli.. siz de o zaman hiç bi erkek arkadaşınızla görüşmeyin.
evliliği çoluk-çocuk ve torun-torba kaygısıyla önemsiyorsanız önce semtinizde ya da şehrinizdeki huzurevlerini ziyaret edin.
orada kalan yaşlıların çoğunun hatta büyük çoğunun evlat, torun torba sahibi olduğunu görecek ve inanılmaz hikayeler dinleyeceksiniz.

yaşlanınca torun sevmek, evlat yanında ölümü beklemek bir şans ya da marifet değil. bir mecburiyet ve muhtaçlık durumu.
en baba bir köprüaltında geberip gideyim ama elden ayaktan düşünce evlada yük olayım diye ömrümü çocuk yetiştirmek ve onun derdiyle kendimi yıpratmak uğruna harcamak istemiyorum.
en verimli çağları, yaşları para kazanıp servet yapmak için harcayın ve artık yeter diyeceğiniz noktada darüşşafaka rezidanslarından birine kapak atmaya bakın.

edit: evlilik karşıtı falan değilim arkadaşlar. evlilik doğru insanla süper bir olay ama evli olduğu halde çocuğu olmayan bir dünya insan var.
çocuk sevgisi de harika birşey tamam. ama bilmediğin bir duygunun yoksunluğunu çekmezsin.

edit: düzeltme
ah ne güzel günlerdi kuzum. biz ayrıcalıklılar olarak süslerdik. fakirler süslemezdi. şimdi bimden pastik ağaç satın alıp fakirler de süslüyor. pis köylüler. çok özentiler. uludağa kayağa giderdik. annem konken oynardı. eski tat yok.
trendyol ya da hepsi burada trolleri de görmüş olduk bu sayede.

tanım: internetten doğru düzgün alışveriş yapabileceğiniz tek platform.
bide cerrah yakmışlar bari dahili bir branşı yaksaydınız…

edit: birçok msj geldi yanan doktor değil sağlık çalışanıymış. sağlık çalışanları yanıyor alkış bir işe yaramıyor gibi bir şeymiş anlatılmak istenen. bunun için sağlık çalışanı maketi neden yakılır onu tam anlamadım yine de.
her şeye denebiliyorsa evet ojeye de denilmeli. 2tlcik olduğu dönemleri hatırladıkça gözlerim doluyor. en dandik dediğimiz oje bile 10tl olmuş.

hiç derdinizi mikeyim edeyim demeyin. “aaa kadında şu oje rengini seviyorum yok bu renk daha hoş” güzellemelerini yaparken iyidiniz ama.
şuradan altıncı oyunun özeti izlenebilecek şampiyonadır. chess24 türkçe kanalına bize bu oyunları canlı canlı yorumlarla ulaştırdıkları için ve çok kaliteli anlatımları için teşekkür ediyorum.
gerçekten bu topraklarda kalan son kaliteli ve değerli işlerden birisini bu adamlar yapıyorlar. helal olsun lan size. bu adamlar tek başlarına ülkedeki ve dilimizdeki güncel satranç içeriği açlığını gideriyorlar!
çok iyisiniz harbi ya!
şimdi zıplamış bir futbolcu var. bu zıplamış futbolcunun göğsünden koluna seken bir top var.

allah aşkına kurallarda vücuttan seken top için uyarı yok mu?

senin allah belanı versin.
senin var ya allah çoluğundan ve de çocuğundan çıkarsın.
sen var ya, yediğin emeklerden kazandığın paranın hayrını göreme.

allahsız herif.

@psydick istekte bulundu.

yazık şu pozisyona...
kör herif
yıllar yıllar önce 100 yaşındaki ninemin "ay nurdur, kimse aya inemez" düşüncesinin aynısı. yıl olmuş 2022, aynı kafa aynı zihniyet.
verdiği zararı görmek için son kasımpaşa maçında kör olmamış gözlerin ayan beyan görebileceği iki basit örneğe bakılması kafi beşiktaşın teknik direktör koltuğunu işgal eden kişi.

ilki özgüveni üzerinden silindirle geçtiği rıdvan’ın bugün ortaya koyduğu silik ve korkak futbol. antalya maçında skoru kabullenmeyen bir duruş ortaya koyan o ateş parçası çocuk bugün ne haldeydi? bunun böyle olması için bile isteye elinden geleni ardına koymadığını söyleyebilmek ancak muhakeme yeteneğini saplantılar paralelinde kaybetmiş olmakla mümkün.

ikincisi bir un çuvalı gibi silkelenen can bozdağn’ın maruz kaldığı oyun dışı fiziki müdahalelere hemen hemen hiç bir takım arkadaşının gidip müdahil olmaması. bu takımda arkadaşlık ve birbirini sahiplenme neden tamamen yok oldu? haftalardır saha içinde birbirlerine pek de takım arkadaşlığına uygun olmayacak şekilde el kol hareketleri ile tepki gösteren oyuncular izliyoruz. geçen yılki takım ruhunu ortaya çıkaran kaynaşmada kendisine sürekli paye biçilen teknik direktör, bunun 180 derece zıddı yaşandığında da sorumluluğunu taşımalı.

bugünkü maçta bunlar dışında ortaya konabilecek en az iki elin parmakları sayısı kadar farklı zararı var, yeterki bakan göz görmeye niyetli olsun.
adam ev sahibiyle oturup konuşursun diyor lan. madem bir sikime yaramıyor bu sözleşme, ne s.kime yapıyoruz amk? madem kimse kanun hukuk tanımıyor, sözleşmeyi de siklemiyor, ben de para mara hiç vermiyorum amk. gel çıkar hadi. çektim silahı bekliyorum, hadi gel.
-devleti yönetenlerin halktan kopuk olması
-saray ahalisinin uçuk harcamaları
-üst sınıfın kendi arasındaki siyasi çekişmeleri
-donanma kurulması için alınan borç parayla saray yapılması
-sanayileşememek
-memurların görevlerini kötüye kullanması
-rüşvetin osmanlı'nın son 100 150 yılında çok yaygın olması
-çok fazla etnik grubun bir arada yaşaması
-fransız ihtilalı
-rus çarlığı'nın osmanlı'yı her seferinde ezmesi (adamlar çatalca'ya kadar gelmişler şaka gibi)
-cehalet
vize evraklarını hazırlamaktan aciz adamlar yazar oluyor ya şurada ne bileyim. evet arayın sezai beyi size bir güzel fatura çıkarsın.

edit: imla mimla

edit2: (bkz: vizeci sezai)