debe başlıkları

isolde114
profili

  • doğu ekspresi

    geçtiğimiz yıl binmek istedim ama hazırlıksız gittiğim için tekmelenerek trenden atıldım ve sırt çantamı suratıma fırlattılar. bu sene hazırlıklı bineceğim ama hazırlıklarım biter mi bilmiyorum, çok endişeliyim. yolculuk için şimdiden eminönü ve tahtakale'yi talan etmeye başladım fakat liste çok uzun:

    - vagon camına dolayacağım led ışıklı kablo
    - vagonun bir yanından bir yanına gererek canım ailemin, memleketteki uzak akrabalarımın, barış manço, elvis presley ve dilberay'ın fotoğraflarını tutturacağım ip ve tahta mandallar. böyle küçük ve minnoş olanlardan.
    - 3 santimetrekarelik masayı donatmak için almam gereken bambu servis, sukulentler, mumlar, çerçeveler ve ışıklı flamingo.
    - 24 saatlik yolda yemek için hazırlayacağım peynir tabakları, şarap kadehleri, french press, polonya porseleni 36 parça yemek takımı, vintage gümüş çatal kaşık, semaver ve kuymak pişirmek için ispirtolu ocak. 24 saat kuymak yemeden duramam ^^
    - renkli diz battaniyeleri, küçük prens, minnie mouse, elsa, amelie desenli 45 adet küçük yastık, ekose nevresim takımları.
    - yolda okumak için ot, bavul, kafa, çük, bong, business life ve hey girl dergileri, ayrıca ny times ve la gazetta dello sport.
    - yolculuk sırasında giymek için noel baba desenli dev yün çoraplar, geyikli yün kazak, ponponlu yün bere, yün tuvalet terliği ve yün don-sütyen.
    - sevgilimle kadeh tokuştururken bizi haberimiz yokmuş gibi çekmesi gereken 1 adet fotoğrafçı.
    - ikametimi 24 saatliğine trene aldıracak 1 muhtar.

    bu yolculuğa çıkmak ve 24 saat geçireceğim tren vagonunu çin kerhanesine çevirmek için yapmam gereken o kadar çok hazırlık var ki umarım şubata kadar hepsini yetiştirebilirim :((

  • bedelli askerlik yapmış erkekle evlenen kız

    bazı değişimler çok yavaş olurken bazıları çok hızlı oluyor, öyle ki hızı yüzünden havada katılaşıp cisimleniyor, örneğin ekşi sözlük'ün önce orta anadolu'nun bağrına, sonra mecitözü özdüğenler köyü dayanışma derneğine dönüşümünü günbegün canlı izleyerek tarihe tanıklık edebiliyoruz. hmmm demek lezbiyen ha? vay be, şu espirinin derinliği, inceliği. sonra yine değinilmiş olan "kavga anında gadınını koruyamama" mevzuu var, bak o da çok iyi. favelada yaşam mücadelesi veren bir kadın olarak bir erkeğin bilek gücüne günde 6 defa ihtiyaç duyduğum için bedelli askerlik yapan erkek bireylerle bundan kelli arkadaş bile olmayacağım. nasıl bir aydınlanma geldi var ya, bedelli yapan eski sevgilimle barışıp bir kez de bedelli yaptığı için ayrılasım var şu an.

    neyse, gaydırıguppak cemileliği bir yana bırakırsak, bedelli yapmış erkeğin yeterince erkek olmadığı, bireyin bir erkek olarak var oluşunun sadece militarizme yekpare teslimiyetle, osuruklu koğuşlarda orada burada ezim ezim ezilmekle gerçekleşebileceğini zanneden vatan sevdalısı kıslar metroya sanayi durağından biniyor ve kolunda mürekkebi 3 günde solmuş kayı dövmesi oluyor. tanışıp kaynaşabilir, "gece rahat uyu anam/yarim, oğlun/yarin senin için nöbette!!", "mağrifetin üniversite bitirmek değil vatan için hayatını bitirmek olduğunu bilenler beğensin" paylaşımlarında birbirinizi etiketleyebilirsiniz.

  • nilgün bodur'un yeni kitabına isim önerileri

  • kışı güzel kılan detaylar

    kişisel değil mevsimsel de olsa bir değişikliğin yarattığı canlanma, okumada/izlemede odaklanma, beynin tam kapasiteyle çalışması, yaz semeliğinden kurtuluş, iştahın geri gelişi, sinema/tiyatro, ev buluşmaları, çorbalar, boza, balkabağı, nar, kestane, taze balık, belgrad ormanı, uzun yürüyüşler, makyaj yapabilmek, yılbaşı hazırlıkları, evden çıkmadan peteğin üzerine bırakılan çorapları giymenin verdiği haz, radyo tiyatrosu, örgü ve her türlü kendin yap projesi, daha çok kitap, daha çok sanat, daha az migren, daha az kötü kokan insanlar.

  • muharrem ince

    gecesini gündüzüne katarak tek başına didinen şu insan evladı adamcağızı kolayca satmaya, gömmeye, arkanızda bırakmaya ne meyilliymişsiniz be muhalifler. kuzum siz 50 günden ne umdunuz, menstrüel döngünün bile 28 gün aldığı bu evrende tek başına bir insanın nasıl bir mucize yaratmasını beklediniz ki "ayı ikiye böleceğim" diye söz verip sizi peru çöllerine toplamış da sonra bölememiş gibi ağlaşıyorsunuz? alelade bir küsmek de değil sövüp sayıyorsunuz, kendi partisinin yapayalnız bıraktığı, bülent tezcan ve küçükkaya'nın müşkül duruma düşürdüğü adama bir de siz vuruyorsunuz. öğlen yemeği arasında kore şehitleri caddesi'nde yürürken etrafa, eve gelince apartmandaki komşulara, "akp'ye oy verenler beni silsinler lütfeean" diye buyurarak nazım hikmet kültür merkezi'ne dönüştürdüğünüz sosyal medyanıza bakarak "bu iş ilk turda tamam :)" diyecek kadar bilinç kaybı yaşayınca aslında "normal" olan dev bir hezimet gibi gözüktü. bi de bana elitist, chp kadın kolları, sardunya severler derneği başkanı derlerdi ya şu halinize, realizmi elinizden uçan balonunu kaçıran çocuk gibi kaçırmanıza bakınca kendimi kepez tarım kredi kooperatifine gidip gelen mandacı hasan emmi gibi hissediyorum. yemin ederim gördüğüm manzara karşısında instagram'ı inleten kır düğünlerinizden 8 ay sonra şiddetli geçimsizlikten çatır çutur boşanmalarınızı anlamaya başladım maçka parkı'nın narin çiçekleri.

    etten kemikten bir ademoğlunu, mitinglerine gidip canlı canlı gördüğünüz 54 yaşında görmüş geçirmiş bir adamı, twitter'da yıllardır boş boş sallayan, tweetlerini rt'leyen kadınlara bakıp beğendiklerine "merhaba ayşecan, karamsarlık ruhumuzu esir almış olsa da direnmeye devam edeceğiz... bu arada memelerin çok güzel" diye dm'den yürüyen, günde 5 defa "y a r g ı l a n a c a k s ı n ı z" yazmazsa toksik şoka giren sikko kanaat önderlerinizden biri sandınız herhalde. ne yapsaydı, sokağa çıkın da geberin mi deseydi? dese çıkacak mısın, nah çıkarsın, ben bitirme jürisi için 53 saat uykusuz kalıp bayılıp kafamı küvetin kenarına çarpmış insanım, öyle kolayca ölemem.
    ulan 1 insan bu be, tek bir insan, oylarınızı korumak için elinden gelenin on katını yapmadı mı sanıyorsunuz, size söylediği her şeyi unutup "sittir et ya iki saat kestireyim şurada" diye devrilip uyudu mu zannediyorsunuz? hz. hızır mı bu adam 2-3 yerde birden belirsin, daha kıçıyla başının senkronizasyonunu sağlayamayan chp bu adama dün geceki süreçte yardım etmediği gibi ip olup ayağına dolandı. ismail küçükkaya'nın ağzına malzeme olmayı, bizleri hayal kırıklığına uğratmayı o da istemezdi ama yapamadı.
    yapamadı arkadaşım, insan bazen yapamayan bir canlıdır. sen bütün söz verip yapamayanları bir anda silip atıyor musun? annenin babanın, sevgilinin bir şeyi yapacağım diyip yapamadığı hiç mi olmadı?

    bu adam istanbul'un fatih'inde %33 oy almış, ben 1,5 sene önce nickini verip rencide etmek istemediğim bir arkadaşım* sayesinde fatih'te 5 saat geçirip, hayatımda ilk kez gözleri dahil tamamen kapalı kadınlar görünce hepimizi böyle yapacaklar diye ortalığı inletip yataklara düştüm, ağzımda burnumda yaralar çıktı, karaköy'de el ele gezen gayleri filan görmeye götürdüler de öyle iyileştim. işte bu adam o fatih'te her üç kişiden birinin oyunu almış, bi görün bunu, bi takdir edin yahu. köprü kemirsinler, yemeğe koyacak soğan bulamasınlar, kıçlarına don alamasınlar, mahsulleri çürüsün, inşallah ölürler demekle olmuyor bu iş. bu adam bunu demedi, bakın demiyormuş gibi yapmadı direkt demedi. avcı - toplayıcılık dediğimiz şey bitmedi, form değiştirdi, hayattaki tek gayesi 13 kişilik geniş ailede 11 kişinin çalışmasıyla, hayatında önünden bile geçmeyeceğin yere 3 katlı bi apartman dikebilmek olan adama güzel sanatlar fakültesi binasına el konulması hiçbir şey ifade etmiyor, sadece para pul meselesinden değil başka şeylerden de maslow piramidi'nde çok ayrı yerlerdesiniz, birbirinizi görmüyorsunuz. bu kişiler bu adamı seçtiler diye ne yapalım, sürekli kusalım mı, hayatımızı genç werther'in acıları'na mı çevirelim, jim jones tarikatı gibi toplu halde intihar mı edelim? bildiğimiz gibi yaşamaya devam edeceğiz, öncesi ve sonrası olmayan tek hayatımızda bundan başka yapacak bir şeyimiz yok.

    adam çıktı açıklamasını yaptı, seçim şarkısıyla uykusunu böldüğü bebekten kazanan tarafın seçmenine kadar herkesin gönlünü aldı, adam gönüller yaptı. ben orada uykusuz, dürüst, kırgın, güçlü, yorgun, hakkaniyetli, gerçek bir insan gördüm. ağlamanın, adamı kovmanın, küfretmenin, sonra son videosuna bakıp bir anda içip içip "ühühee sni çk svyrm şu an ksyrm" diye arayan deli pmsli gibi davranmanın bir manası yok, allah sizinle sevgili olana da sabır versin borderline reyizler ben 2 gün tahammül edemezdim asdfşlk. 14 yıldır oy kullanma hakkına sahibim, hayatımda ilk kez birine gönülsüz görev ifası olarak değil yürekten oy verdim, eskiden mitinge gidenlerle "yeaa bu kadar mı seviyorsunuz bu hayatı, şuna bak umudu var galiba yazık" diye dalga geçerdim, şu nazenin bünyemle sabahın köründe yollara düşüp 6 saat ıslanarak kavrularak gık demeden dikildim, hakkım da oyum da helal olsun, bana gelecekteki bir güne dair umut, neşe ve güneş ışığı verdin sevgili muharrem ince, ben de sana bu şarkıyı armağan ediyorum iyi insan, insan insan.

  • patileri kesilen köpeğin ölmesi

    görmemeye çalıştım, görmezden gelmek için elimden gelen her şeyi yaptım, ama twitter'da o masum bakışı, o yatışı karşıma çıktığından beri bir saniye olsun aklımdan çıkmıyor. bunu yapan bulunup itlaf edilmeli. idam değil, itlaf edilmeli, yakalandığı noktada elleri ayakları dirseklerinden kesilerek can vermeden oraya gömülmeli. bunu yapanı tedavi edemezsiniz, rehabilite edemezsiniz, bir topluma değil bir apartmana bile kazandıramazsınız, bunu yapanın soyu sopu, ebeveynleri, kan bağlarının tümü araştırılmalı. bu suç bireysel değil, bunu yapanı rehabilite etme amacıyla beslerken ülkenin elektriğine suyuna, tedavi etmeye çalışan doktorun tıp tahsil ederken harcadığı emeğe, gerçekten rehabiliteye ihtiyacı olan gerçek hastaların tedavi hakkına kıyarsınız sadece. ama tek kurşunla ama elleri ayakları kesilerek, bunu yapan itlaf edilmeli, yetiştiren ana babadan kendi yetiştirdiği çocuğa kadar herkes bu toplumdan izole edilmeli. tatavayla vakit harcamayın, çoğunluğun iyiliğinin gerektirdiğini yapın, artık yapın!

  • şato sahibi olunsa yapılacak ilk şey

    barclay ve austen kitaplarındaki gibi büyük öğlen partileri ve daha büyük akşam partileri için bir sürü konuk çağırmak, konuklara çay, sandviç, kanepe, taze meyve, füme et, şarap filan ikram edilmesi talimatını vermek, konuklar gelince kütüphaneye saklanıp uşaklara "hanımefendi rahatsızlandı" dedirtmek ve partiye inmemek. bu hayalle yaşıyorum.

  • neden bir steve jobs bir elon musk yetiştirmiyoruz

    tatlım çünkü biz ölüp cennete gideceğiz.
    ne elon ne de buğday, cennet makes my day.

  • ufak tefek cinayetler

    gökçe bahadır'ın merve'nin hayalindeki oya'yı normal oya'yı oynadığından çok daha iyi oynadığı dizi. gerçekten inanılmaz.

  • ufak tefek cinayetler

    merve oya ve serhan'ı aynı yatakta bassa bile yine de serhan'ın oya'ya aşık olduğunu anlamayacağı 1 dizi. sneak peeki izleyince buna iyice emin oldum, "serhan'ın gitmek istemesi bni çk yıprttı ühühü" filan diyor, o kadının oya olduğunu anlasa kendi küçük haline dert yanmaz, küçük merve'yi "neden oya'yı gölde boğ ma dın" diye cımbızla parçalardı.

    --- spoiler ---
    oya diyecek ki "serhan'ın panik atağı var ben de doktor olduğum için koşarak geldim ihihihihi". merve de hııığğ ben bunu bilmiyordum sağol oyacık, neyse benim panik ataklı da olsa kocam var ama senin yok ;) diyecek.
    --- spoiler ---

    kapıdan taylan girse "kocam gaymiş" diye ağlaya ağlaya kaçma ihtimali daha yüksek yani. of keşke kapıdan taylan girseydi ahasdf.

  • alara karademir

    delireceğim. ölmüş alara, yapamamış. 2 gündür alara ile ilgili pek çok şey okudum, fotoğraflarına baktım, paylaşımlarına baktım. kusura bakmayın ama bu kız bir erkek için, aşk gibi uçucu yanılsamalar için hayatından vazgeçecek cahil ve salak bir kız değil. hocanın ifadesi gerçeklikten o kadar uzak, olay örgüsü o kadar kopuk ki okurken sinirden güldüm. küçük yaşta yaşadığı drama rağmen hayata asılmış, mücadele etmiş, kendini gerçekleştirmiş bir kız için "bana aşıktı, 2 yıldır ilişkimiz vardı, ayrılmak isteyince kendini astı" yalanını atarken önce aynadaki erkek güzeli yansımana baktın da mı ilham geldi acaba kardeşim ha? kadınlara ses olmak için change.org kampanyası imzalamaktan daha reel işlere imza atan, eylemci, aktivist bir kadının arkasından benim için intihar etti demek, diyebilmek nasıl kof bir egonun ürünü, kendini nasıl göklerde görmek böyle?

    kızın boynunda farklı zamanlarda oluştuğuna inanılan, farklı renklerde morluklar olduğu ifade ediliyor, içerisinde intihar ettiği öne sürülen kıç kadar banyoda bir sabunluk bile yerinden 2 mm oynamamış, alara ile tahminen aynı kilodayız ve banyodaki duşakabinde kendimi sallandırmayı geçtim iki dakika kuvvetlice çeksem elimde kalır. alara'nın en güzel zamanıydı, çoğumuzun en güzel zamanıydı. ne zaman kendimi mutlu olduğum bir yerde ve anda hayal etmem gerekse gözlerimi kapatırım, bir ilkbahar günü orta bahçede yüzü güneşten yanarak oturan 20 yaşında bir öğrenci olduğum ana dönerim, bu bir ömrün en güzel anıdır. daha 20 yaşında, bir ömrün en güzel zamanında, cıvıl cıvıl, neşeli, hayat içinden taşan bu güzelim kız senin için bu dünyadan ayrılır mı, genç ömrünü yarıda bırakır mı, kendine çiçek alan insan bir başkası için çiçeğini bırakıp gitmez, neden yalan söylüyorsun, neden?

    ne kadar kolay değil mi her xy'nin kendini ayrı bir tanrı gibi gördüğü bir toplumda kız benim için intihar etti diye sallamak, yargı önüne çıkmadan önce ilişkimiz vardı diyerek alara'yı %80'i ahlak bekçiliğinin amansız bir neferi olmaktan başka yol bulamamış sinir hastası bir milletin "hak etmiş / hak etmemiş" mahkemesinin önüne atmak, bi tarafın tutuşunca güneşi çok seven ama artık gökyüzüne hiç bakamayacak bir kızı sana olan aşkından(!) canına kıyan bir zavallı konumuna düşürmek bu ülkede ne kadar kolay. alara senin için değil intihar etmek, yere bile tükürmezmiş. bir gün şüpheli bir şekilde ölürsem ve erkek türünden bir mahlukat çıkıp da "benim için intihar etti" derse lütfen işinizi gücünüzü bırakın, elinizdeki poşetleri yere koyun, ağzınızdaki lokmayı yutun, gelen çağrıyı meşgule atın ve ona götünüzle gülün, rica ediyorum götünüzle gülün. biz bu işin peşini bırakmayacağız.

  • meslek lisesinde öğretmene büyük saygısızlık

    çorlu ve meslek lisesi. kötü huylu tümörün eş anlamlısı olarak kullanılabilecek bir kombinasyon. öncelikle "bunlar mı mühendis, doktor olacak, bu mu bizim geleceğimis ühüh" diye endişelenen arkadaşlar endişelenmesin, olay fen lisesinde geçmiyor, vasat altı ailelerin yaşlanıp yatalak kalınca altımızı bezleyecek ücretsiz biri olsun diye ürettikleri vasat altı mamüllerinin özellikle son 10 yılda 18 yaşına kadar zapt edilsinler, asayiş problemi çıkarmasınlar diye tıkıldıkları hayvanat bahçelerinden birinde vuku buluyor. doktor, mühendis olarak değil telefon kabı dükkanında satış elemanı vb. olarak kesişir yolunuz.

    öğretmeni sınıfı yönetememekle, saygınlık kazanamamakla suçlayanlar sanırım çok amerikan filmi izleyerek it kopuk sınıfını kitap kulübü kuran pomçiklere çeviren sıradışı hoca mitine fazlaca kapılmışlar, bakın ve bir daha bakın, o kırmızılı canlının eğitilebilirliği sirkteki ayıların eğitilebilirliğinden daha az. kitaplarda yazılan, videolarda canlandırılan sürreal yöntemlerle bu yaratığın herhangi bir nöronunu etkileme şansınız yok. kumaşı beş para etmez çocuğun, sistem filan değil bu arsızlığın sebebi. öğretmen bunu bildiği için masaların üzerine çıkarak şiir okuyup bir sınıf dolusu subhumanı evrimde basamak atlatma derdinde değil. meb tarafından kendisine zorunlu kılınan çobanlık görevini, varlığı sadece kozmetik ve ilaç deneylerinde kobay olarak kullanırsa anlam ifade edecek tipleri öldüresiye dövüp başını belaya sokmadan ifa ederek sırasını bir sonraki talihsiz öğretmene devredecek. adamcağızı ben tebrik ediyorum, izmir'in aynı çorlu gibi göçle büyümüş bir kanser hücresinde bir okul müdürü iki piç tarafından tokat attığı bahanesiyle öldürüldü geçtiğimiz aylarda biliyorsunuz.

    dünyada max. üç kere yaşanmış başarı hikayelerinin tesiri altında kalıp kendinizi flakka müptelası çöplerin zihnine ve kalbine erişerek onlardan mucize yaratan idealist eğitimci olarak hayal edip, şu videodaki bahtsız hocaya tek kelime etmeyin çünkü kırmızılı piç ve ekürilerinin işlenebilir bir zekası yok, serebral korteks gelişkin değil, aileden aldığı iyi bir fiziksel veya zihinsel beslenme de yok. annesi bütün gün hamurişi tarifi yayınlayan sümeyyeninmutfağı, zübeydeninpoğaçaları gibi instagram hesaplarına şu salağa gösterdiğinden daha çok ilgi gösteriyordur, baba desen bütün gün a haber.
    aile boktan, zeka düşükken sadece doğuştan iyi mizaçlı olmak bu cinsi hizada tutabilir ama görüldüğü üzere tabiatları da kötü. birkaç sene sonra "peki bu kadın bu adamla nasıl evlenmiş, serserilerle evlenip şiddet görünce blabla" dediğiniz cahil veya çaresiz kızlardan biriyle evlenir, iki üç kez art arda üredikten sonra madde bağımlılığı, kumar, dayak gibi sebeplerle terk edilince de gider kadını vurur, çocuğu kaçırır, kayınvalidesini darp eder, ailesi de bize bakacak kimse kalmaz paniğiyle çıkar "oğlumuz çogeyidir, karısı çocukları göstermedi, oğlum barışmak isteyince eve dönmedi, kader kurbanı yavrımm" diye hak aramaya kalkar. o suratı unutmayın ha, 10 seneye gazetelerde görürsünüz, öğretmen şöyleydi böyleydi, yok sınıf yönetimi filan dersiniz o zaman da.

  • türklerin istanbul'u araplara terk etmesi

    en yakın arkadaşlarımdan biri montreal'de bir inşaat firmasında mühendis olarak çalışıyor. aslen ıraklı, doğma büyüme kanadalı arap bir iş arkadaşı geçtiğimiz haftalarda istanbul'a turistik gezi amaçlı geldi. arkadaşım milliyetçi ya da gurbetteyim ah istanbul diye ağlayan bir tip değil, istanbul hakkında sadece nasıldı diye sormuş ki turistler için istanbul birkaç sene öncesine kadar çok değişik bir deneyim sunan mistik bir yerdi, haliyle ona göre bir cevap bekliyor. adamın cevabı "it was ok". sadece bunu söyleyince arkadaşım da üstelemiş biraz, adamın dediklerini aynen aktarıyorum: "nereye gitsem herkes araptı, hiç türk görmedim (görse bile gördükleri her hücreleriyle araplığa özenen debiller olduğu için ayıramamıştır hahasd), kafelerde çalışanlar bile araptı, bu beni çok tedirgin etti, istanbul'un eskiden güzel olduğunu duymuştum ama kusura bakma. montreal'de uçaktan inince white people my people diye bağırmak istedim."
    bunu söyleyen ıraklı bir arap, ay ırkçı mıdır nedir acaba yhaaa.

    arapsız hava sahası bulmak istiyorsanız galata ve karaköy taraflarını tavsiye edebilirim, 34 yaşındaki arap kadının kocasının 19 yaşındaki son karısıyla kıran kırana bir mücadeleye girişmek için ihtiyaç duyduğu kozmetik savaş boyalarını ve swarovskileri satın alabilecekleri yerler pek olmadığı için henüz çekirge sürüsü dadanmamış, sanata, parayla satın alınamayan ve altın varaklı olmayan hiçbir şeye alakaları olmadığı için sergiyle, bianelle işleri yok. ha bir de istanbul sahil şeridinde az biraz deniz manzaralı eviniz varsa kentsel dönüşüm lafını duyduğunuz an tetikte olun, sizi e-5 kuzeyine sürüp yuvalarınızı, anılarınızı araplara işgal ettirme planları üzerinde yoğun kafalar patlatıldığına emin olabilirsiniz.

  • insanı yoran şeyler

    gürültü. gürültünün beni ne kadar yorduğunu kısa süre önce anladım. baya işlek bir cadde üzerinde oturuyorum, ofisim de büyükdere caddesi'nde. gün içinde maruz kaldığım gürültüler: 2017 yılında arabada son ses sibel can - padişah çalarak geçen insanlar, demet akalın'ın "bu gece kulüpte, yine bir ucuzum, bir avamım, keyfim yerinde" gibi şarkı sözleri olan son albümünü tüm şehre dinletmeyi amme hizmeti bellemiş kekolar, gece 02:00 sularında dünyada kendilerinden başka kimseyi zerre kadar ilgilendirmeyen ve üremeyle sonlanmamasını umduğum ilişkileri için telefonda bağır çağır kavga eden homo sapiens idaltular, trafik 2 saniye dursa chili biberine oturmuş gibi zıplayıp kornaya abananlar, evde gık dese "eehh yeter git tabletten oyun oyna" diye bağıracağı çocuğu toplu taşımada tuzla'dan silivri'ye kadar "annaaağğğ bu naaaa" sorsa bi dur sus demeyip uzun cevaplarla ne kadar da instamom olduğunu kafamıza kazıyan örnek analar, şantiye gürültüsü, insan gürültüsü. gürültüden ve insanların "iğrenç gürültümü seninle paylaşmak istiyorum" ısrarından o kadar nefret ettim ki, 3-4 gün önce adeta cennetten bir parça olan akvaryum koyu'nu bağcılar meydan'a çevirip kıvrımsız beyinlerini coşturan türkçe pop müziği kulağımıza sokulan bir bıçak gibi çevirmeye başlayan bir maymun topluluğu yüzünden 1 saat bile kalmadan kalkıp gittik. duyunca şeytan çarpmış gibi oldum dürrükler.

    canımm demek tatilde milano'ya gittin ve sokak müzisyenlerini mükemmeldi, senin adına çok sevindim, bense babamın dedesinden kalma 1500 rakımdaki dağ evine gidip kulaklarıma tıpa takarak cenin pozisyonu almak istiyorum. beynimi gece babaanne dişi gibi suya bıraksam su sabaha katrana döner.

  • muzaffer izgü

    bende pek çok çocukluk anısı ve gidişiyle büyük bir acı bıraktı. dün akşam gözlerim şişene dek ağladım, 84 yaşında bu dünyadan çok sevildiğini bilerek göçen nur yüzlü bir yazardan ziyade yazarlık macerası ısınmak için sığındığı bir halk kütüphanesinde başlayan, yazları annesinin yaptığı patlıcan dolmalarını ekmek arası yapıp abisiyle birlikte satarak eve para getirmeye çalışan, bir gecede yaptıkları gecekondu yağmurda yıkılınca yine bir gecede yenisini yapan, tarifsiz bir fakirlik içinde okuyup büyük adam olan, umudunu ve iyi kalbini hiç kaybetmeyen o çocuk için ağladım.

    teşekkürler beni adana'nın sıcağıyla, banadura ile tanıştırdığın için. 5 yaşındayken bir yılbaşı sabahı trt'de çizgi filmi yayınlanan sefiller'in kitabını okuyacağım diye giriştiğim kişisel okuma macerama kattıkların için. her kitap başka bir evrene açılan kapıdır, kimi kapının ardında sadece bir duvar, kimisinin ardında bir evin salonu, kimisinden ıssız bir ada, kimisinden evliliğinden bunalan mutsuz aristokrat bir kadın, kimisinde bir savaş meydanı, kimisinden iç savaştaki bir halk, kimisinden 40'lı yılların adana'sında evinde ısınacak odun olmadığı için kütüphaneye giden bir çocuğun dünyası çıkar. küçük çocuk dünyamdan kendi dünyana açtığın o muhteşem kapı için sonsuz teşekkürler.

  • adalar'ın imara açılması

    istilacı çöl maymunlarına ülkeyi parsel parsel satıp cep doldurma ve ülkenin kendi halkına bir solukluk nefes bırakmamaya yönelik yepyeni bir adım. hiçbir şekilde iyimser düşünmeyin, saf olmayın, arap isterse taks 0.80'e de oturur, hmax'ı serbest de bırakırlar, yeter ki evrimin 2. basamağındaki bu medeniyetsiz, yağmacı, insanları kesip biçerek enfekte eden arsız götü boklular biraz da adalar'ın içine sıçsın. sonra sıra boğaziçi öngörünüm bölgesinde, göreceksiniz bir gün oturabileceğiniz bir bank, iki adım atabileceğiniz sahil bile bırakmayacak size yeni sahipleri. ülkem olsa sınıra yaklaşamasınlar diye 1 metre aralıkla okçular dizeceğim, metroda yol sormaya kalktıklarında elimle uzak dur işareti yaptığım varlıklara ülke parsel parsel satılıyor, adalar'da faytonculuk vahşeti bitmek üzereyken bunlar yüzünden hortladı. bir topluluğun gittiği her yere, temas kurdukları herkese zararı olabilir mi yahu, ağaca, denize, çocuğa, kadına, hayvana, mimariye.
    buraya hiç gelmemeliydik, bu istanbul da hiç bizim olmamalıydı. hem biz perişan olduk, hem de benzersiz şehri perişan ettik.

  • bir fikrim var'da hoşafın finale kalması

    hayatımda ilk kez duyup hayvan yetenek yarışması konseptli bir program var ve sözlük yazarlarından birinin hoşaf isimli hayvanı finale kaldı da smsle destek isteniyor gibi bir şey zannedip baktım. üzerinde bu kadar uzun konuşmaya değmeyecek bir programda, başındaki türban sayesinde oraya elinde "bardağa su doldurmayı buldum" diyerek çıksa finale kalacağına emin sırtarışıyla bir kız hoşafı şişelemeyi icad etmiş de bu konuşuluyormuş meğerse. harika bir olay, tabi bu arada galatasaray lisesi'ni birincilikle bitirip yale'den 4 senelik burs almış, müzisyen ve mucit, baştan aşağı laik cumhuriyet çocuğu olan zeynep'ten hiç bahsedildi mi? hayır. çünkü zeynep gibi tepeden tırnağa her şeyiyle örnek kızları göz önünden olabildiğince kaçırıp vizyonu hoşaf kadar olan cecelistin tekini konuşmalı, hep onu görmeli, ona maruz kalmalıyız, itiraz ederseniz dilenci sesli mağdur bağırtısı sizi bekliyor. zeynep gidecek, biz organik hoşafçı, bayatlamayan börekçi, bozulmadan duayla büyüyen fasulyeci kübraların hep finale kalacağından emin sırıtışlarına kalacağız. çocuk doğurmak için mükemmel bir ülke.

  • ekşi sözlük

    güneşin doğduğu her gün, tayt giyen, erasmus'a giden, gece geç saatte sokakta olan, topuklu ayakkabı giyen, 1+1 evde oturan, bira içen, eğlenen, çalışan, gülen, nefes alan, hayatta olan herhangi bir kadından yüz bulamamasının öfkesini gelip buraya sayfalarca "orospudur, kaşardır, gebermelidir" diye kusan, kadının şahsına ettiği hakaretler, tercih edilmemişliğin acısını dindirmeye yetmeyince o kadının kendisi yerine seçtiği, kendisi yerine arzuladığı sevgiliye, kocaya, kadını yetiştiren babaya bile "godoş, gavat, şerefsiz, vah vah başına neler gelmiş" diye dil uzatan yüzlerce kadın cinayeti azmettiricisi için kılını kıpırdatmayan, fakat bir bebeğin hayatının el birliğiyle karartılmasının hikayesini başka aileler, başka bebekler de yanmasın diye duyurmaya çalışan insanlar karşısında adaletin doğduğu yer kesilen, uzak bir zamanların kutsal bilgi kaynağı.

  • pucca'nın çocuğunun isminin osman karagöz olması

    bu olayın gerçek olduğuna inanan bir talihli, aylık 800 tl gibi dolgun bir ücret karşılığında evrak getir-götür, fotokopi, çantamı taşıma gibi işlerimi yapabilir, zira bu zeka ve saflık düzeyiyle daha iyi bir kariyer edinebileceğini sanmıyorum. tabi pucca'nın hebele bebek bezinden ve muttalip bebek mamasından, bebeğiyle gittiği alaçatı çikiçiki butik otelden reklam için değil vallahi de billahi de gerçekten çok memnun kaldığına inanmak gibi daha önemli işlerinden vakti kalırsa.

  • baharın geldiğinin anlaşıldığı an

    sırtta beliren trençkot ve elf gözlerde beliren "sağdan taş geçiyor" hassasiyeti.