isolde152
profili

  • 7 kardeş 1 kırık telefon

    sabah çalar saat'te ailenin durumunu izledim. bu konuda söyleyecek iki çift lafım var. kağıt toplayarak geçinen bir insanın 7 çocuk yapması nereden baksan bilinçsizlik lakin çocukların hali tavrı, kendilerini ifade ediş biçimleri sebebiyle aileye yüklenemiyorum. 7 çocuk yapması dışında bir bilinçsizliğini görmediğim abinin, çocukların takdir belgelerini özenle dosyalaması, kızlardan birinin şurada "karını devlet mi ... bana ne" diyenlerden çıkmayacağını düşündüğüm bir diksiyon ve sesle boğazı düğüm düğüm durumlarını anlatması beni çok etkiledi. en büyük abi itü'yü kazanmış ama işe girmek zorunda kalmış, çocukların ilçe birincilikleri var. üstleri başları mis gibi. belli ki bilinçsiz de olsa bu çocuklar tarlada 1 ırgat fazla olsun, 15inde başlıkla kocaya verilsin, bir asgari ücretli daha ailemize katılsın diye yapılmamışlar. kusura bakmayın ama savaştan kaçıp geldikleri ülkede aynı yılın bir ocak bir de kasım ayında doğurup duranların çocuklarına bakılırken bu çocuklar zaten sakat bir sistem olan eba'ya kırık telefonla erişmeye çalışıyorsa evet bu devletin ayıbıdır. hepsi de pırıl pırıl, ivedilikle bu mağduriyetin çözülmesi, abinin üniversiteye devam etmesi gerekli.

  • kıskanmayan+ paraya değer vermeyen kız

    seviye düştükçe sözlüğün, kıraç'ın razıysan gel şarkısının çok uzun metrajlı haline gelmesinin başka bir örneği. hayallerini sayılarla sıralayanların iş paraya gelince sarımsak tutulmuş vampire dönmesi: (bkz: #111910245) ahahsd mesela bu hayaldeki, kuran'da huri olarak geçen kız. ölürsen kavuşursun :d
    para olmazsa ne yapacaksınız. bunu hem kadın hem erkek için düşünüyorum. taş yiyip çingene mahallesinden bozma yerlerdeki rutubetli -2. bodrumda çocuk mu büyüteceksiniz. geçen gün eşi tarafından hakarete uğrayan bir kadının entrisi vardı, düzgün bir işi yokken pandemi döneminde işsiz kalmış, eşi kendisine "yiyici köpek" demişti. korkunç bir şey lan. para yüzünden - evet para yüzünden- düşülen duruma, kurulan cümleye bak. boş romantizm kasmanın alemi yok, bugün paran olmasa dahi yarın o parayı kazanma potansiyelin olmalı. bugün parasız kalsan da uzun vadede hayalin paraya önem verilmeyen vasat bir yaşam olmamalı. hem kadın, hem erkek için böyle bu. taş devrindeki dedenin bu gerçeğin farkında olmasından mütevellit, çok şükür ki bugün robot süpürgeye kadar gelebildik. gördüğüm tüm krizler, paraya önem vermesin, kiloma önem vermesin, akrabama önem vermesin, taş yemeye önem vermesin, yazın halamın kızının kocasının bacanağının yazlığına gitmeye önem vermesin romantizminden yaşanıyor. bir tweette okuyup ayy ne sheker yhaa dediğiniz kısa hikayelerin sonrasını siz değil, aile mahkemeleri biliyor.
    hiç kıskanmayan da damardan diazem filan alıyordur, varlığınızın pek farkında olmadığı için sizi kıskanamaz.

  • gaziantep'te balkondan düşerek ölen genç kız

    balkondan düşüş anının videosunu izledim. siz izlemeyin. site bahçesinde ufak bir çocuğun bisikletini alması beklenip, çocuk daha uzaklaşmadan kafa üstü aşağı atılmış bu kız. hiç tepe üstü atlayarak intihar eden birini görmedim, canından sonuna kadar bezmiş olsan da insansın, refleksin var, 1000 metreden de düşsen sistemin senden bağımsız avuç içlerini yere doğru uzatıp o düşme anını hafifletmeye çalışır. duygu dümdüz düşüyor, en ufak bir kıpırdama ve refleks olmadan, belli ki düştüğünde çoktan öldürülmüş. küçük çocuk hızlı hareket etmese onun tepesine atacakmış katili. gaziantep'te görgüsüz bir ailenin daha öncesinde 2 kişinin katili olmuş, para gücüyle sokakta gezmesi sağlanmış şımarık piçinin 17 yaşında bir kızı öldürüp balkondan atması ve "babamın parası nasılsa beni kurtarır yaağ" diye düşünmesi diyelim biz ona. arkadaşlarının yazdığına göre duygu, madde bağımlılığı da olan katilden gördüğü şiddet yüzünden ayrılmış, tehditle eve götürülmüş. sonrası malum. para gani, zenginlik gani, imkanlar gani ama ortaya evlat diye çıkardığın, büyüttüğün şey bu: madde bağımlısı, patetik bir katil. azıcık onuru olan kendine mezar kazıp içine yatar, ama baba ne yapmış onun yerine, cami yaptırmış. yine para gücüyle çıkarır, para gücüyle her şeyi örtbas eder, bir de kız bulur ve şahane genetiğinizle parmak ısırılası aile kültürünüzün devamı için evlendirirdiniz de, ama sosyal medya unutmaz.

  • 27 temmuz 2020 mersin'de öldürülen iki kadın

    sabah sabah, daha afyonum patlamamışken insanı zıvanadan çıkarıyorsunuz. açıkça "pınar gültekin gibi size benzeyen, açık saçık, gezip tozan, hani zaten biraz da hak eden biri öldürülünce paylaşıyorsunuz da bu kadınlar türbanlı olduğu için paylaşmıyorsunuz" yazamayan, manas destanı yazmış.
    sürpriz. dün işten gelince aynı benim gibi, öldürülen sümeyye ve annesi şule hanım'la bir benzerliği olmayan kadın arkadaşımın paylaşımında gördüm, ben de paylaştım, yine başka bir "pınar görünümünde" arkadaşım "kafam sızlıyor artık" diye mesaj attı. yeterince üzüldüğümüzü, ülkede her gün bir çeşidi işlenen kadın cinayetleri arasında ayrım yapmadan hepsini sahiplendiğimizi ispatlayabildim mi? ispatladıysam şimdi bir kere mersin'de öldürülen iki kadın değil, sümeyye bilgin ve annesi şule bilgin. sümeyye'yi o rezilin soyismiyle tanımlamak istemedim. boşanma aşamasında evden eşya almaya gittikleri esnada ismet ateş, sümeyye ve annesini tüfekle vurarak öldürüyor. bir kadın, tam başındaki beladan kurtulduğuna sevinir ve kendini umutlu hissederken annesiyle birlikte öldürülüyor. muş'ta eşinin erkek kardeşinin tecavüzüne uğradıktan sonra şikayetçi olup eşi tarafından öldürülen fatma altınmakas'la ilgili haberlere jet hızıyla yayın yasağı getirilmesi, sözlükten entri sildirilmesi gibi, şule ve annesi de ana akım medyada çok gündem olmuyor. çünkü olayda modern kadının gözünü korkutma amacıyla kullanılabilecek bir koz yok. hatta olayı en çok haber yapan, sözlükte toplumumuzun ahlağını bözüyör diye sabah akşam bok atılan feminist dayanışma platformlarının sosyal medya hesapları. al bir de buradan yak. halbuki boşanma isteği sonucu öldürülmek diyanet'in işine yarar bir dosya, kendisine şiddet uygulayan kocasına akşam yemeğinden sonra çaylar kekler ikram ederek sakince dayak yeme nedenini sormayıp illa boşanmak isteyen sümeyye'nin sonu. nasıl atlamışlar, sigarasını söndürdüğü küllük, dişinin arasına kaçan yemek parçası olamayacakları adama lanet okumakla çok meşgullerse demek ki.

  • ayasofya yolcularının kadın makinisti darp etmesi

    çorap tabanlarının şımarıklığın zirvesini yaşayıp kendini şapka zannetmesinin sonucu kadını darp etmelerinin bir sebebi de tabi ki başı açık olması. istediğin kadar saldır, biraz maddi olarak zenginleş, kıçına altın varaklar sok, ağır kokan evinin duvarlarına tuğra bastır, götün yemediği için atatürk'e üstü kapalı lanet et, kadrolar kap, başakşehir'e taşın, laik kadın darp et, anır, bağır. sen bir çorap tabanısın, sana bakışımız ve yerin asla değişmez.

  • fatma altınmakas

    (bkz: gelinlerini 8 yıl boyunca istismar eden kayınpeder)

    bu olayın başlığı altında "neden kocasına söylememiş", "neden şikayetçi olmamış", "nasıl 8 yıl katlanmış" diye şaşıranlar, fatma'nın akıbetine bakarak o iki kadının neden 8 sene boyunca susmak zorunda kaldığını anlayabilirler. kadın, kayınbiraderinin tecavüzüne uğramış, kim bilir kaç yılda 6 çocuk doğurmuş ve tecavüze uğradığı için kendi kocası tarafından öldürülmüş. o kadınlar da bu olayı kocalarına anlatsalar öldürülme ihtimalleri olduğunu biliyorlardı. uzun detaya gerek yok, fatma'nın hayatına taban tabana zıt bir hayatım var fakat hem o'nu hem de bursa'daki iki kadını kendi habitatımın zemininde yargılayacak kadar izan yoksunu değilim. kadının tek fotoğrafından yorgunluk, bezginlik, yıldırılmışlık okunuyor. bu yorgun mahcubiyete rağmen gidip şikayetçi olmuş, kendine bir umut kapısı aralamak istemiş. sonuç: aynı yastığa baş koyduğun koca tarafından katledilmek. geri kalmayı gönüllü seçen ülkelerde her atılımınızın sonucu filmlerdeki gibi olmuyor işte.

  • volkan uzun

    little children adlı filmde, pedofili bir adam, dürtülerini engelleyemeyecek duruma geldiği için cinsel organını kesiyordu. bence çok haysiyetli hareket. insanın bir onuru, şerefi olmalı değil mi? köpekten tahrik olup iç organlarını parçalayana dek tecavüz edecek kadar yönetiyorsa seni çükün, onu kes at. hiç olmazsa ömrünün sonunda şerefinle ölürsün. ben bir cezalandırma yöntemi olan idama inanmıyorum. çünkü cezalandırılmak bile kimi zaman hak edilir. fakat bir köpeğe tecavüz edenin, "çok seviyordum" dediği kadının bedenini varilde ağır ağır yakarken gidip yemek yiyip gelen adamın cezalandırılmaya bile hakkı yok. çare yok edilmeleri. 1 böcek 1 böcektir. sessiz sedasız, bir köşede yok edip defnedilebilirler. senin yaşama hakkın, bir başkasınınkini tamamen elinden alıyor ya da yaşadığı hayatı cehenneme çeviriyorsa, o kadar da kutsal değil demek ki. sen yaşasan ne olur? çoğunluğun iyiliği için ya şerefinle cinsel organından kurtul ya da öl. sonuçta haysiyet çok önemli bir şey.

  • müge anlı ile tatlı sert

    dün 3 kişilik whatsapp grubumuzda, bu programı izleyen bir arkadaş, hiç izlemeyen diğer arkadaşa özetini geçti: "köyde bir çocuk öldüyse bil ki o köyde swinger party var".
    bu anlatım, nobel edebiyat ödülü'nü hak ediyor.

  • kız çocuk isteyen erkek

    kız çocuğu düşkünü bir sülalem var. rahmetli dedem 3 kızı, 2 oğlu için aklına estikçe "keşke 5'i de kız olsaydı" diye bağırır, kafasını iki yana sallardı. en küçük teyzemi çocukluğunda yanında kahveye götürürmüş, teyzem her türlü kağıt oyununu çok iyi bilir. ilk öğretmenlik görevinde erzurum'a tayini çıktığında teyzemin yanında gidip ortamı görünce "istifa et! eve dön, maaşını ben vereceğim!" diye telefonlarda bas bas bağırmıştı ahasdhs. başka bir akrabam, kızım olacak hırsıyla 4 erkek çocuk sahibi oldu. 4. erkek olunca bunalıma girdi ve çocuğa abileri baktılar, çocuk ana baba demeden önce abilerinin eski usül çift isimlerini söylemeyi ve "yüzonsekizseksen" demeyi öğrendi. iki erkek kardeşim var, üniversitede dağcılık kulübüne yazıldığımda babam sinirle "ben tek çocuğumun parçalarını dağlardan toplayamam" diyerek bu işe kesin bir son vermişti. tamam kızlar çok tatlıdır, eşek kadar olsalar da babalarına "babaaa, babacımmmm" diye bağırarak koşarlar ama erkek çocukların hayvan, turşu bidonu, öküz, beton yerine konmasını anlamıyorum ve tasvip de etmiyorum. iki erkek yeğenim var, hakan ve toprak. sevmekten çıldırıyorum. rüyalarıma giriyorlar özlemekten. dünyanın en naif çocukları. 3,5 yaşındaki hakanım müziği sever, her yüzeyde ritim tutturur. daha 1 yaşında olan topraam evdeki nesnelerden kendine oyuncak yapmayı sever. çok güzel yetiştirilen mis gibi adamlar olacak ikisi de. oğullarımı kimseye ezdirmem!!!1
    kız olsun, erkek olsun, ruhuna eğilebildiğiniz, anlamak için çaba sarf ettiğiniz, kimseyle kıyaslamadan, kendisi olma macerasına katılabildiğiniz çocuklar yetiştirin. süreç zor, sonu güzel oluyor. lütfen çocuk ayrımı yapmayın çok üzülüyorum hepsi benim bebeklerim asdfdsasdf.

  • 12-17 yaş çocuk doğurmak için ideal yaştır

    son zamanlarda artan bu tür söylemlerde hedeflenen, salt küçük çocuğu evlilik adı altında istismar etme fırsatı laik cumhuriyet, medeni kanun tarafından ellerinden alınsa da içlerinde bu özlemin baki olduğunu göstererek bir mesaj vermek değil; aynı zamanda önce kadını ve dolayısıyla toplumu cehalete mecbur bırakmak. birkaç gündür tlc türkiye youtube kanalında my big fat american gypsy wedding diye bir program izliyorum, hakkında bilahare yazacağım. program, ingiltere'den abd'ye göçmüş romanichal gypsy denilen bir çingene topluluğunda kız çocukların doğdukları andan itibaren eş ve ev hanımı olmak, asla ve kat'a para kazanmamak, 12 yaşında okuldan alınıp partiler düzenleyerek çingene koca aramak, erkeklerin ise yiyip içip düşük mertebeli işlerde çalışarak kadından hizmet beklemek üzerine yetiştirilmesini ve bunların düğünlerini, vaftizlerini vb. konu alıyor. böyle bir kepazeliği, ilkelliği, cahilliği, avamlığı çok çok az yerde görebilirsiniz. maksimum evlilik yaşı 17, 30 yaşında insanlar kaynana - kayınpeder olup 15-16 yaşındaki kızına, oğluna sarılıp seninle gurur duyuyorum diye ağlıyor. adamın kızkardeşi kocası tarafından öldürülüyor, adam 27 yaşında mezara girmiş gencecik kardeşinin mezarı başında bira ve sigara içerek ağlayıp "kardeşimin hatırasını onurlandırmak için kızıma (yaş:14) koca arayacağımız doğum günü partisini onun adına yapacağım" diyor. neyse bu program çok ayrı bir entri konusu, demem o ki birey olmadan, kendine ait 1 kuruş kazanmadan, dünyaya kafanı kaldırıp bakmadan evlenip üremenin hararetle desteklendiği ortadoğu'da, unorthodox'ta etraflıca anlatılan hasidik yahudilerde, romanichal çingenelerinde bu kepaze kültürün devamı tamamen kadının erken yaşta ev işleri ve çocuk bakımıyla pasifize edilmesine bağlı. erkeklerin hiçbir rolü yok olay sadece kadınlar üzerinden dönüyor. çünkü bir ailenin vitrin yüzü, pr yetkilisi, çekip çevireni, çocukları ve kültürü şekillendireni kadındır. kadınlık inanılmaz ağır bir multitasking becerisi gerektirir.

    bir çocuk annenin vücudundaki kalsiyumu, ruhundaki iyiliği ya da kötülüğü, olaylara yaklaşımını, hatta mimiklerini emerek kendinde şekillendirir. kadının bir baş belası, adamın iyi olduğu ailelerle pek kimse görüşmez, adamın bir baş belası kadının ise iyi olduğu ailelerle yine pek çok kişi adama rağmen görüşür. kadın çok fazla anlama gelen bir ben-i ademdir.
    cengiz han'ın, eşi börte kaçırılıp kurtarıldığında doğan çocuğu kendinin kabul edip börte'ye hürmette kusur etmemesi börte'nin klanının gücüne duyduğu ihtiyaçtandır. çağımızda ise güç büyük oranda paradır. paranın gücü pek çok şeye kadirdir, bilhassa bir kadını özgürleştirmeye, ağır sorumluluklarının bir kısmını başkalarına paylaştırmaya, her fırtınada dik durmasına lazımdır. 12-17 yaş aralığında bir çocuk yumurtlar ve yumurtası döllenebilir evet, ama o andan itibaren hayatı kayar. bir başkasının hayatının gölgesi olur, hep birilerinin eline bakmak zorunda kalır, ne kendisi gelişebilir, ne büyüttüğü çocuğu, çekip çevirdiği aileyi geliştirebilir. savaşlar, saldırılar, antlaşmalar vs. çoğunlukla fiziksel şeylerdir. din, kültür, örf, görgü, bunların hepsi kadın eliyle ve diliyle nesilden nesile yayılır. bir kadın bunları çocuklarına aktarmayı bıraktığı anda dünyayı yakıp yıksan bozuk kültürünü devam ettiremezsin. küçük yaşta annelik sorumluluğu yüklenen cahil bir kızın bir çocuğa verebilecekleri çok sınırlıdır, o da o yaşa kadar ne gördüyse onu verir; baskı, bağnazlık, kalıplaşmış kadın erkek rolleri, hayattan alamadıklarının hırsları.
    muttalip gibilerin çoluk çocuğun doğurganlığını ağızlarına sakız ederken düştükleri telaş, medeniyetin küçük çocuklara hallenmeyi bir akıl hastalığı olarak adlandırıp kanunen yasaklamasının içlerinde yarattığı kaybetmişlik hissinin yanı sıra, her gün gençler dine sırt çeviriyor, imam hatipliler deizme yöneliyor, diyanetin etekleri tutuşuyor haberlerinin ayyuka çıktığı, gitgide sekülerleşen bir çağda kadına kendini gerçekleştirmek için hiçbir fırsat vermeyip, onu küflenmiş düşünceleri için bir iletim teli olarak kullanmak.

  • doğumdan hemen sonra zorunlu dna testi

    böyle bir uygulamanın acilen hayata geçirilmesine ihtiyaç duyuyorsanız biraz sınıf atlama çabası içinde olmanızı önce yaşam kaliteniz açısından tavsiye ederim. görümcesinin eniştesinden yaptığı çocuğu size itelemeye çalışacak bir kadınla evlenmek üzereyseniz bu dna testiyle çözülemeyecek kadar büyük bir sosyolojik sorundur. böyle endişeler taşıyorsanız zaten yaşadığınız semtte rekreasyon alanı yetersizdir, boş arsa ve refüjlerde mangalda tavuk kanadı yellenmektedir, türkçe popa maruz kalmadan oturabileceğiniz mekan sayısı 0'a yakındır, eğer sinema varsa 9 salondan 8,5'inde recep ivedik oynamaktadır. sürekli polis ve ambulans sireni duymaktan kaliteli uyku uyuyamazsınız, cildiniz erken sarkar. sokakta yürürken her an bir erkek bir kadının başından aşağı vinçle gül yaprağı döküp "benimle evlenirmisin senanur" diye soru eki bitişik pankart açabilir, iki adım yürüdükten sonra önünüze bonz içmiş bir tırrek yığılabilir ve kediler sizi 3 km'den görünce bile insan olduğunuzu anlayıp tekmelenmemek için kaçar. kaldırımlarınız 6 ayda bir sökülüp tekrar takılır, kentsel dönüşüm dediğiniz mahalle arası müteahhitlerinin 120 m2'lik yerinize kat karşılığı girip 70 m2 fransız balkonlu evi burnunuza dayamasıyla son bulur. pazar sabahı fırına giderken kendinizi sokak düğününün içinde bulabilir ve kör kurşuna kurban gidebilirsiniz.

    sabah programlarında gördüğünüz terlikli hırkalı kadınlardan biri, kasabın ve daha beteri öz amcaoğlumun çocuğunu kucağıma verirse diye endişeden tırnaklarınızı yiyorsanız siz iyisi mi bedava ve sınırsız segs hayaliyle 25'inizi doldurmadan koşa koşa evlenmek yerine yabancı dil, çizim programı filan öğrenin, bilecik şeyh edebali üniversitesi 2. öğretim tarih bölümüne değil gerçek bir üniversiteye gidin. önceliğiniz bu tür vakaların yaşandığı habitatlardan kendinizi kurtarmak olsun, uzun vadeli düşünün. evlenmeseniz bile çevrenizdeki diş ipi kullanımı ve düzenli duş alma oranı artar, ortam mis gibi kokar. kıps.

  • 24 ocak 2020 ceren damar'ın üçüncü duruşması

    hasan ismail hikmet'in dedesi duruşmada ceren'i siğilli kurbağa kılıklı torununu baştan çıkarmakla suçlayıp "sıpanın oynaması eşeği yoldan çıkarır" demiş. isterse dünya yakışıklısı olsun ailenin dededen toruna ne menem bir anadolu çökeleği olduğu dedenin kullandığı özlü sözden belli, kokuları buralara kadar geldi. sanık ve avukatı, kadınların hiçbir seçim kriterinin de şansının da olmadığı komple tipsiz yerlerden çıkıp bir amfi görmüş, iki kitap sayfası yalamış olabilirsiniz ama burası sizin şu dede gibi yaşlı sapık akrabalarınızın üst üste yaşadığı çirkin kasabanız değil ankara'nın orta yeri, kıçınızdan senaryo çıkarırken allah aşkına biraz makul olun, ceren gibi bir kadın kendisine "1 liran var mı abla" diyip bonz alacak bu tiple nasıl aşk yaşasın, zeka bu kadar mı geri?
    sırtından 2 kurşun, bedenine 17 bıçak darbesiyle öldürülen kadının katilinin ağırlaştırılmış müebbeti yemesi için 3 duruşma gerekli miydi, bu "ilişgimiz varıdı" tiyatrosunu 3 perde izlemek zorunda mıydık?

  • ümraniye'de noel babaya öfke kusan çarşaflı

    yılbaşı ağaçlarına bakıp burnundan soluyan esenler aile apartmanı furkanları da damlamış, "nasıl yılbaşı kutlarsınız, bunlar hep kıristiyan adeti, nenen çarık giyerdi bunlari unuttun mi, artık 35 iqlu anadolu halgı uyandı tabi ki sizin hayatınıza karışıp saldıracaklar!!1!" diye ağlıyor ahahs yılbaşı kutlayanlara cahil demiş bir de. beyaz yakalı eğitimli kesime, evet hahaha.
    söylenmesi gerekenler, bu saldırıların aslında kıskançlıktan geldiği, 80 yıllık hayatı sülük gibi emen boş bir masala çok bağlı gibi görünüp esasında bunun koca bir yalan olduğunun içten içe bilinmesinin getirdiği saldırganlık filan anlatılmış ama ben başka bir şey dicem.

    yıllardır her aralık ayında burada aynı muhabbet dönüyor. yılbaşı kutlamanızı neden islamcılara şirin görünebilecek bir zemine oturtmaya çalışıyorsunuz ısrarla? yok noel baba antalyalıymış, yok aslında şaman türk adetiymiş, falan filan. geç bunları, geç geç geç. yeni bir yılı şık bir dekorasyon içinde, sevdiğim yemek ve içkiler, sevdiğim ve seçtiğim insanlarla karşılamayı seviyorum, kutluyorum. istediğim her şeyi kutlarım, istemediğimi kutlamam. ben ne istersem onu yaparım. noel babanın kütüğü ve ışid wannabelerinin bunu tolere edip edememesi, sinirden kendilerini sikmeleri umrumda değil, onlar kim ki fikirleri benim için önemli olsun? islamcıya sevimli görünme çabasının bir sonu yok arkadaşlar, 21. yüzyılda buna harcayacağınız çabayla gidin buz pateni vb. öğrenin.

  • et yemenin insan doğasında olmaması

    bir incir yaprağını dalından koparıp edep yerlerimizi ve ciciklerimizi onunla kolayca örtebiliyorken, bir kıyafeti hammadden iplik üretip, ipliği kumaşa dönüştürüp beden ölçülerimize göre kalıp çıkardıktan sonra, kalıba göre kesilmiş kumaşları metalden üretilmiş iğne ile birbirine tutturmadan giyemiyoruz. keza bir ayakkabıyı da dalından koparıp giyemiyoruz, bir ton proses. hal böyleyken galiba giyinmek insan doğasına aykırı, cıblak ve yalın ayak gezmeliyiz.

  • ceren özdemir'in bıçaklanarak öldürülmesi

    birincisi, duyduğum kadarıyla katil firari değil evci iznine çıkmış, yani 15 yıl önce bir çocuğu öldürmekten dolayı hapis cezası alıp 13 yıl kaçak şekilde sokaklarda gezen - ve kim bilir daha kaç kişiye zarar vermiş - bir katil, hırsızlık suçundan tesadüfen yakalanıp 1 yıldır yattığı cezaevinden izne çıkartılmış. nasıl ya? adam sanki katil ve hırsız değil de ırak'ta şantiyede çalışan inşaat mühendisi, izne yollamışlar. aklınız bunu kesiyor mu? hukuk "git birilerine daha bıçağı tak, gasp et, öldür, elinden geleni yap" diye izin vermiş adama. inanılmaz bir şey. çok klişe gelebilir ama biz bunca vergiyi neden ödüyoruz? ülkede adalet tahsis edilsin, devlet bizi depremden, terörden, altyapı eksikliğinden ve katillerden, ruh hastalarından korusun, bu tipleri ayak altından çekip çoğunluğun iyiliği için gerekeni yapsın diye değil mi?

    filantroplar kenara geçsin, çünkü duyduklarından hoşlanmayacaklar. bir vatandaş olarak hukuktan beklentim, ruh hastaları ve suçluların halktan izole edilip tedavi edilmesi, tedavisi olmayanların sınırları belli bir mekanda ömürlerini tamamlayana dek kontrol altında tutulmasıdır. sjw gibi "halin tavrın çok iyi, o zaman al sana iyi hal izni, hadi gez dolaş tatlış şey ;)" denerek sokağa salınması değil.

    ikincisi, iyi niyetle yazıldığını düşündüğüm ama gerçeklerden kopuk akıllar veren entrileri ciddiye almayın, kriminal tiplerle hür iradenizle kesinlikle muhatap olmayın. cinayete meyilli adamla rakı masasında oturup derdini dinleyemezsin, çünkü onunki dert değil, hastalık. bunun için de hastaneler, psikiyatrlar, ilaçlar var, siz değil. tekrar ediyorum asla siz değil. ola ki siz ceren'den daha şanslıydınız, çevrenizde suça meyilli birinin varlığını fark ettiniz, hemen önlem alın, ortamınızı, gerekirse şehrinizi değiştirin, hiçbir vakit ve nakit kaybı hayatınızdan önemli değil. onların katil, tecavüzcü, toplum zararlısı olma sebebi kimsenin onları yemeğe çağırmaması, rakı masasında dertleşmemesi, yaralarına merhem olmaması gibi klişeler değil. burası çukur dizisi değil gerçek hayat, ulan rakı masasında öldürür sizi daha sağınıza solunuza bile bakamadan çünkü bu içinde var.
    katilin emniyete götürülerken bir videosu vardı şu an bulamıyorum, bulun ve bakın o tipe, hale tavra, donuk ifadeye. belli ki bozuk gen, zeka anomalisi de var. insan desen değil, hayvanımsı desen değil, sen sıradan insan halinle bunun hangi defektine çare olacaksın, ne halt edebileceksin. holywood filmlerinde bile bitti bu klişeler. böyle bir olayın nerede yaşanacağının tabi ki garantisi yok ama bilhassa küçük şehirlere üniversite okumaya giden kızlar için tekrar ediyorum, çevrenizde bir kriminalin titreşimini hissettiğiniz an gerekirse evinize dönün.

    son olarak, haber ilk geldiği saatlerde sosyal medyada ceren'in dudağındaki piercing, balerin olması, öldürüldüğü saat vb. üzerinden ufak bir katili aklama mevzilenmesi sezmiştim, kim bilir yine hangi güzel, dövmeli, piercingli kız bir erkek mağdura yüz vermemişti de ölmeyi hak etmişti... derken olayın detayları ortaya çıkmaya başladığında bir anda mevzi dağıldı, herkes dehşete düştü, etraf buz kesti ve lanet etmeye başlandı. bu ikiyüzlülüğe de ne küfür etsek az.

  • lahana sarması vs yaprak sarması

    kışın sumaklı, acılı, kıymalı lahana sarması üstüne yoğurt. yiyince sıfatıma kan geliyor.

  • şule çet cinayeti

    "şule gezip tozan bir tipti"

    sadece sanıklar değil, bir cinayeti haklı çıkarmak amacıyla bu cümleyi kuran kişi (avukat) sırf bu cümleyi kurması sebebiyle, çoğunluğun iyiliği için ölene kadar toplumdan tecrit edilmeli.

  • sahibinden.com'daki altın varaklı villa

    tam daire kanalının artık öğürtü getiren "zengin koca/aile + yargıcı home + mudo concept + ikea + paris'ten milano'dan değil herkesin gidemeyeceği ülkelerden alınmış 1 obje + marangoza yaptırılmış ahşap 1 eşya + paşa dedemler de çok zengindi hatırası eşya + kaktüs + büyük saksı bitkileri + makrome + soft renkler" formülüne sövmeye gidiyordum ki bunu gördüm asdfhdjk. daire en azından migrenimi tetiklemiyor.

    eski iş yerinde servisten bir arkadaşım vardı, kız antepliydi, hiç durumu olmamasına rağmen evlenirken o zamanın (8 sene önce) parasıyla sırf bardak takımlarına 2500 tl vermişti. kız anteplilerden kaçmak için karadenizliyle evleniyordu, yine de akrabalarım yemeğe geldiklerinde tabakların bardakların altını çevirip markasına bakarlar arkamdan demediklerini bırakmazlar diyerek bir sürü pahalı ve varaklı şey almıştı. fast and furious gibi, pahalı ve varaklı. kızın kuzeni de aynı zamanlarda evlenmişti, klozet kapağını komple swarovski taşlarla kaplatması sülalesinde büyük bir onur ve sevinç yaratmıştı. bu anteplilik belasına o kadar çok varak borcuna girdiler ki özel taşlı bir avizeye ampul alamamışlardı. wuthering heights gibi evde mumla dolaştılar bir süre, sonra boşandılar. sanırım kızın akrabalarını oldukça tatmin edecek bir ev.

  • unutulmayan üşüme anları

    geçen sene ekim ortaları, edremit 19. motorlu piyade tugayı'nda 21 günlük askerliğinin 10 gününü revirde hastalıktan kırılarak geçiren küçük kardeşimin yemin törenine gittik. edremit öğretmen evi'nde yer ayırtmıştık. kardeşimin eski kız arkadaşıyla aynı odada kalıyoruz, tüm bedelli asker aileleri aynı gün yola düştüğü için yolculuğumuz saatler sürmüş, yorgunluktan lensimi çıkaramıyorum artık. odada iki petek var ama ikisi de yanmıyor, hava buz. aşağı inip neden bu zemheride kaloriferi yakmıyorsunuz birader diye soramayacak kadar bitiğiz. dolaplarda ne kadar yedek battaniye varsa paylaşıp yattık. ben o gece üşüdüğüm kadar hiç üşümedim. ki ben hep üşürüm. zannedersin dağ başında, kurt ulumaları arasında, 150 tl'ye alınmış quechua çadırda kuru zemin üstünde saten gecelikle uyumaya çalışıyorum. sabaha karşı hipotermiden bilincimi kaybetmek üzereyken kalktım hareket edip hayata tutunmak amacıyla. kardeşimin kız arkadaşı karşı yataktan "sana kötü bir haberim var" diyerek tepedeki klimayı gösterdi. odada klima varmış meğer. ama akdenizli olmadığımız için klima zihnimde sadece serinlemeye yarayan bir şey olarak kodlu ve yemin ederim ki önceki gece o klima orada yoktu. algıda seçemeyicilik sonucu tam bir keriz donması yaşadım.

  • neslican tay bu çıplaklıkla cennete giremez

    daha ilk okuduğumda arkadaşıma "bunu yazan erkek değil, tipsiz kıskanç künfeyekünün teki" demiştim, yanılmadım. neslihan sungur, sen de içten içe biliyorsun neslican'ın gidemeyeceği ama senin gideceğin hiçbir yer olmadığını. ama bu senin son kurşunun, tek kalkanın. çok söylersem, kendim gibi çaresizleri bulup hep bir ağızdan söylersek gerçek olur zannediyorsun. o eteğin sana hiç yakışmayacağı, bakışlarının hiçbir zaman o kadar kıvılcımlı, gülüşünün o kadar güzel olmayacağı ve kimsenin kalbini yerinden oynatmayacağı gerçeğine karşı günlük teselliler peşindesin. bu gerçekle durduğun yerde kavruluyorsun, ölünce gideceğin ferah yer kuyruklu bir yalan olmasa ne fayda, tamamen çıplak gezsen de işe yaramayan dermansız sönüklüğünün içinde sen gerçek olan tek cehennemi bu dünyada yaşıyorsun. hadi biraz daha teselli et kendini, sizin taife çok sever 20 yıldır her fırsattan mağduriyet çıkarıp melankolik dilenci sesiyle konuşmayı. gece gözlerini kapattığında biliyorsun senin gibi vasat yaradılışlar için azot döngüsünden ötesinin olmadığını.